İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cemal Halis Başvurusu (B. No: 2014/118)

1. Başvuru, Bugün gazetesinde yer alan bir haber nedeniyle şeref

Başvuru No2014/118Tarih13 Temmuz 2016Okuma18 dk · 3.529 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cemal Halis Başvurusu

Karar tarihi
13 Temmuz 2016
Başvuru Numarası
2014/118
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.529 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, Bugün gazetesinde yer alan bir haber nedeniyle şeref

ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/1/2014 tarihinde Ankara

18. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/3/2014

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 10/07/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK) Irak'ın

kuzeyindeki PKK kamplarına yaptığı hava operasyonunda hayatını kaybeden, PKK

üyesi olduğu iddia edilen Y. H.'nin babasıdır.

7. Başvurucu ve ailesi, oğullarının ölümü nedeniyle 30/10/2011 tarihinde Ankara Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür

Vakfında bir taziye yemeği vermişlerdir. Aynı gün söz konusu yemeğe ilişkin

olarak Bugün gazetesinin manşetinde "CEMEVİNDE ŞOK TÖREN" başlıklıbir haber yayımlanmıştır. Haberin içeriği şöyledir:

"Kuzey Irak'taki son hava harekatında

öldürülen Madımak katliamının azmettiricisi PKK'lı yönetici Y. H. için

Ankara'da tören yapılacak.

Alevi aydınların hedefte olduğu Madımak katliamının yanı sıra Dağlıca

ile 2007'deki Ankara Anafartalar saldırısının emirlerini veren Y.H. için taziye

yemeği verilecek. Yemek töreni, Ankara Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür

Vakfı'nda gerçekleşecek.

Yıllar sonra ortaya çıkan görüntüler

Halis, Alevi vatandaşların talebiyle yıllar sonra yeniden açılan

Madımak dosyasında katliamın organizatörü olarak geçiyor. Ortaya çıkan yeni

görüntülerde 4 PKK'lının saldırıda etkin rol oynadığı, emrin ise sözde Sivas

sorumlusu H.'nin verdiği belirtiliyor.

35 kişi yanarak ölmüştü

Madımak Otelindeki katliamda 33 yazar, ozan, düşünür ve 2 otel çalışanı

yanarak ya da dumandan boğularak ölmüştü. Y.H.'nin

Ergenekon Terör Örgütü'nün üst düzey yöneticileriyle görüşmeler yaptığı da

belirlenmişti."

8. Gazetenin 12. sayfasında yer alan detaylar ise şöyledir:

Madımak zanlısına cemevinde taziye

Irak'ın kuzeyine yapılan hava harekâtında

öldürülen PKK'lı Y.H. için Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'nda taziye

düzenlenecek. Sivas katliamının azmettiricisi olan H.,

Ankara'daki Anafartalar Çarşısı'na yapılan saldırının emrini de veren isimdi.

Madımak katliamının azmettiricisi, Ankara'da

Anafartalar Çarşısı'na düzenlenen canlı bomba saldırısının organizatörü PKK'lı

Y.H. için bugün Ankara Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'nda taziye

düzenlenecek. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin terör örgütü PKK'nın Irak'ın

kuzeyindeki kamplarına yönelik yaptığı hava operasyonunda örgütün silahlı

kanadı HPG Askeri Konsey Üyesi A.K. kod adlı Y.H. öldürülmüştü. H.'nin Ankara'da yaşayan ailesi tarafından bugün saat 16.00'da

Çankaya Sokullu Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı'nda taziye yemeği

verileceği öğrenildi.

KATLİAMIN ORGANİZATÖRÜ

Alevilerin talebiyle yeniden açılan Madımak

katliamı dosyasında Y.H., olayın organizatörü olarak

geçiyordu. 2 Temmuz 1993'te yaşanan olayda 37 kişi yaşamını yitirmişti. Olayla

ilgili 91 kişi yargılanmış ancak kafalarda asıl faillere ilişkin hep bir soru

işareti kalmıştı. Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 yıl süren çok

gizli soruşturmasının ardından Madımak olayının yaşandığı alanda 4 PKK'lı

tespit etti.

SÖZDE SİVAS SORUMLUSUYDU

Y.H.'ye bağlı 4 kişilik eylem grubunun Madımak Oteli yakılırken olay yerinde

olduğu belirlendi. H.'nin o dönemde PKK'nın sözde

Sivas sorumlusu olduğu ortaya çıktı. Cumhuriyet savcılığının, dönemin video

görüntülerini titizlikle incelemesi ve Türkiye çapında yürütülen 'yüz tanıma'

çalışması da bu gerçeği gün yüzüne çıkardı.

ALEVİ AYDINLAR HEDEFTEYDİ

2 Temmuz 1993 tarihinde Madımak Oteli'nin yakılması sonucu 33 yazar,

ozan, düşünür ile 2 otel çalışanı yanarak ya da dumandan boğularak can verdi.

Otel dışında toplanan göstericilerden de 2 kişi olaylar sırasında hayatını

kaybetti.

ALEVİ-SÜNNİ ÇATIŞMASI İSTİYORDU

Madımak dosyasında Y.H. ile ilgili şu çarpıcı ifadeler yer aldı:

- Y.H., Sivaslı'ydı ama örgüt içinde Alevi-

Sünni çatışması fikrini savundu. Emir verdiği eylemlerin çoğunda bu çatışmayı

fitilleyecek stratejiyi güttü.

- Madımak olayı sonrası H., PKK içinde Alevi

açılımı sorumluluğunu aldı.

- H.'nin, Ergenekon sanığı V.K. ve bazı

askerlerle görüştüğüne dair gizli tanık beyanları bulunuyor.

- Alevi-Sünni çatışması çıkarmak için öncelikle Alevi ve Sünni kesimin

bir arada yaşadığı Hamu Çimen olarak tabir edilen

bölgedeki köye eylem yaptırdı, burada Aleviler ile Sünniler'i

ayırarak sadece Sünni olanlardan 4 vatandaşı katletti.

- Aleviler'in Sünniler'le

birlikte devlet tarafında yer almasını engellemek amacıyla, devletin Aleviler'e yönelik baskı yapmasını sağlamak için Alevi

köylerinin bulunduğu yerlere yakın askeri hedeflere eylem gerçekleştirdi.

- Madımak olaylarının yaşandığı alanda, o

dönemde örgütün Sivas sorumlusu olan Y.H.'nin

emrindeki Piran kod adlı A.A.,

Küçük Müslüm kod adlı E.Y., Cudi kod adlı S. K. ve Med

kod adlı M. Ş.nin bulunduğu kameralarca tespit

edildi.

- Y.H., söz konusu olaylarda toplumu provoke

etmek amacıyla dönemin İl Turizm Müdürü V.S.'ye baskı

yaparak A.N.'nin Pir Sultan Abdal etkinliklerinde yer

almasını sağladı.

Dağlıca baskının planlayıcısıydı

12 Mehmetçik'in şehit düştüğü 21 Ekim 2007'deki Dağlıca baskının

planlayıcısı olan Y.H., bu çatışmada kaçırılan 8

askeri DTP'lilere tutanakla teslim eden kişiydi.

Y.H., 2007 Mayıs ayında Ulus'taki Anafartalar

Çarşısı'nda meydana gelen canlı bomba saldırısını organize etti. Eylem

sonrasında eylemle ilgili örgütün silahlı kanadı HPG'nin

internet sitesi hpg-online.net adresinde yazdığı

"Ankara'nın taşına bak gözlerimin yaşına bak!" başlıklı yazısında;

eylemi gerçekleştiren canlı bomba G.A.'nın Alevi

olduğunu ima ederek Sivas Koçgiri'de ölen dedelerinin

intikamını aldığını savunmuştu."

9. Haberin yayımlandığı gün başvurucunun eski milletvekili ve

bakan olan kardeşi tarafından Çankaya Emniyet Müdürlüğüne başvurularak

tertiplenen taziye yemeğinin başvuruya konu gazetede provokatif

olaylara zemin hazırlayacak şekilde haberleştirildiğinden bahisle yemeğin

verileceği yerde gerekli tedbirlerin alınması talebinde bulunulmuştur.

10. Öte yandan başvurucu, söz konusu haberin rencide edici,

hedef gösterici ve ayrımcılığa tahrik edici niteliği nedeniyle basın yoluyla

kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek oluşan manevi zararının

tahsili talebiyle Bugün gazetesi ve haberi hazırlayan gazeteci aleyhine 25/11/2011 tarihinde Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde

tazminat davası açmıştır.

11. Mahkeme, 4/10/2012 tarihli ve

E.2011/554, K.2012/561 sayılı kararı ile davayı reddetmiştir. Kararın gerekçe

kısmı şöyledir:

"Basın

özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3.

maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının

güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı;

toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir.

Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen

ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın,

olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri

bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur.

Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır.

Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasındaayrı

ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil

eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi

gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık

oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki

olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.

Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın

Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25.

maddelerinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan

kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.

Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği

durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına

alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği,

bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken

yarar karşısında o olayda ve o an için korumasızkalmasının

uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek

yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının

gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun

güncelliğini gözetmeli, haberi verirkenözle biçim

arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak

suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek

olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.

Dava konusu olan haber gerçek bir törene ilişkindir. Haberin

verilmesinde kamu yararı bulunmaktadır.Gündeme

ilişkin bir haberdir. Haber bir bütün olarak incelendiğinde, davacının kişilik

haklarına saldırı teşkil eden bir ibare bulunmadığı değerlendirilmiştir.

Davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek hedef gösterici,

tahrik edici ve ayrımcı nitelikte bir haber yapıldığı iddiası yerinde değildir.

PKK üyesi olduğu konusunda duraksama bulunmayan Y.H. için 'Cemevinde

Şok Tören' şeklindeki haberin hukuka uygunluk kriterlerine

uygun olduğu, hukuka aykırılık bulunmadığı, basın özgürlüğü kapsamında haber

yapıldığı kabul edilmiştir.

İddia, savunma, gazete nüshası, yazı cevapları ve tüm dosya kapsamıyla

davacının kişilik haklarına haksız saldırı bulunmadığından davanın reddine

karar vermek gerekmiş..."

12. Anılan karar, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 7/11/2013 tarihli ve E.2013/352, K.2013/17179 sayılı kararı

ile onanmıştır.

13. Karar, başvurucu vekiline 5/12/2013

tarihinde tebliğ edilmiştir.

14. Başvurucu 3/1/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı

Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesi şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu

zararı gidermekle yükümlüdür.”

16. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından yayımlanan “nefret söylemi” konulu 30/10/1997

tarihli ve 97(20) sayılı Tavsiye Kararı’nda “nefret

söylemi” kavramı şu şekilde tanımlanmıştır:

“Bu ilkelerin

uygulanması amacıyla, ‘nefret söylemi’ ifadesi, ırkçı nefreti, yabancı

düşmanlığını, antisemitizmi veya azınlıklara, göçmenlere ve göçmen kökenli

insanlara yönelik saldırgan milliyetçilik ve etnik merkezcilik, ayrımcılık ve

düşmanlıkla ifade edilen hoşgörüsüzlük de dâhil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe

dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, tahrik eden, teşvik eden veya haklı

gösteren tüm ifade biçimlerini kapsayacak şekilde anlaşılacaktır.”

17. Ulusal, ırkçı veya dinsel nefretin savunulması insan

haklarıyla ilgili uluslararası ve bölgesel belgelerde yasaklanmıştır. 1945

tarihli Birleşmiş Milletler Andlaşması’nın (R.G., 6092, 24/8/1945) ön sözünün ikinci paragrafında hoşgörülü

davranma taahhüdünden bahsedilmiş; 1. maddenin (3) numaralı fıkrasında

Birleşmiş Milletlerin amacının “Ekonomik, sosyal,

fikrî ve insani mahiyetteki milletlerarası dâvaları çözerek ve ırk, cins, dil

veya din farkı gözetmeksizin herkesin insan haklarına ve ana hürriyetlerine

karşı saygıyı geliştirerek ve teşvik ederek, milletlerarası işbirliğini

gerçekleştirmek” olduğu açıklanmıştır. Aynı amaç 55. maddenin (c)

bendinde ve 76. maddenin (c ) bendinde tekrar edilmiştir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 13/7/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, oğlunun vefatı nedeniyle

inanç ve gelenekleri uyarınca aile olarak cemevinde

verdikleri taziye yemeğine ilişkin olarak "Cemevinde Şok Tören" başlığıyla yemek

verilecek yerin adres ve saati de verilerek ölen kişinin Sivas katliamının

azmettiricisi olduğu, Alevi-Sünni çatışması istediği şeklinde ifadeler

kullanılarak yayımlanan haberin dilinin nefret söylemi içerdiğini, tahrik edici

bir ayrımcılığa sevk ettiğini, kendisini ve ailesini hedef gösterdiğini, söz

konusu haber ile tertipledikleri dinî tören sebebiyle açık şekilde

kınandıklarını ve suçlandıklarını belirterek Anayasa’nın 24. maddesinde güvence

altına alınan din ve vicdan hürriyetinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin

tespiti ile tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde başvurucu,

düzenledikleri taziye yemeği ile ilgili olarak Bugün gazetesinde yayımlanan

haber nedeniyle Anayasa'nın 24. maddesinde tanımlanan din ve vicdan

hürriyetinin ihlal edildiğini iddia etmektedir. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucunun iddialarının incelenmesi neticesinde iddiaların özünün

başvuruya konu haberde yer alan ifadeler nedeniyle başvurucunun şeref ve

itibarının korunması hakkının ihlaline ilişkin olduğu anlaşılmakla söz konusu

iddiaların Anayasa'nın 17. maddesikapsamında

değerlendirmeye tabi tutulması uygun görülmüştür

21. Başvurucu, ölen oğlu için düzenledikleri taziye yemeğine

ilişkin olarak Bugün gazetesinde yayımlanan haberde kullanılan ayrımcı, rencide

edici ve nefret söylemi içeren ifadeler nedeniyle kişilik haklarının

zedelendiğini ileri sürmüştür.

22. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17. maddesinde

yer alan “manevi varlık”

kapsamında yer almaktadır. Devletin, bireyin manevi varlığının bir parçası olan

kişisel şeref ve itibara keyfî olarak müdahale etmemek şeklinde negatif

yükümlülüğü ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek şeklinde pozitif

yükümlülüğü bulunmaktadır(Adnan Oktar(3),

B. No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Bir kişi gazete

vasıtasıyla bir kamuoyu tartışması çerçevesinde eleştirilmiş olsa dahi o

kişinin şeref ve itibarı manevi bütünlüğünün bir parçası olarak

değerlendirilmelidir (Tuğrul Culfa, B. No: 2013/2593, 11/3/2015,

§ 38).

23. Öte yandan ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini

oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için

gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 26. maddesinin

ikinci fıkrası saklı tutulmak üzere ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından

kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için

değil incitici, şoke edici ya da rahatsız edici bilgi ve düşünceler için de

geçerli olduğu yinelenmelidir. İfade özgürlüğü, yokluğu hâlinde “demokratik bir toplum”dan söz edemeyeceğimiz

çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir ve bazı istisnalara

tabi ise de bu istisnaların dar yorumlanması ve anılan hakkın

sınırlandırılmasına ilişkin gerekçelerin ikna edici olması gerekir (Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617, 8/4/2015,

§ 48; İlhan Cihaner(2),

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, § 55; Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49).

24. Dolayısıyla ifade özgürlüğünün kullanılmasıyla başkalarının

şeref ve itibarına zarar verdiğinin iddia edildiği durumlarda, devletin

bireylerin maddi ve manevi varlığının korunması ile ilgili pozitif

yükümlülükleri çerçevesinde her ikisi de Anayasa'da güvence altına alınmış olan

şeref ve itibarın korunması hakkı ile diğer tarafın Anayasa'da güvence altına

alınmış olan ifade özgürlüğünden yararlanma hakkı arasında adil bir dengenin

kurulması gerekir (Nilgün Halloran, B. No: 2012/1184, 16/7/2014,

§ 43; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Von

Hannover/Almanya (No. 2) [BD],

B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 99).

25. İfade özgürlüğü ile başkalarının şöhretinin çatışması

hâlinde çatışan menfaatlerin dengelenip dengelenmediğini dolayısıyla

müdahalenin demokratik toplumda gerekli ve orantılı olup olmadığını belirlemeye

yönelik kriterler şu şekilde sayılabilir: a) basında

yer alan yazı veya ifadelerin kamuoyunu ilgilendiren genel yarara ilişkin bir

tartışmaya sağladığı katkı, b) hedef alınan kişinin tanınmışlık düzeyi ve

yazının amacı, c) ilgili kişinin yayından önceki davranışı, d) bilginin elde

edilme yöntemi ve doğruluğu, e) yayının içeriği, biçimi ve sonuçları ile f)

yaptırımın ağırlığı (Tuğrul Culfa, § 40).

26. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu prensip

olarak başvurunun ihtilaflı sözlerin sahibi tarafından Anayasa’nın 26.

maddesine dayanılarak yapılmış olması ile bu sözlere konu olan kişi tarafından

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasına dayanılarak yapılmış olmasına göre

değişmez. Aksi hâlde Anayasa’nın anılan maddelerinde korunan hakların

dengelenmesinde benzer olaylarda çelişkili sonuçlar ortaya çıkabilir. Yargı

mercilerinin bu iki maddede düzenlenen haklar arasında Anayasa Mahkemesi

içtihadında ortaya konulan kriterlere uygun bir

şekilde bir denge kurmaları gerekir.

27. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerin

başvurucuyu aşırı eleştiriden korumakta yetersiz kalıp kalmadıkları

incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki ihtilaf, büyük

ölçüde dava konusu yazının maddi vakıaların açıklanması veya değer yargısı

olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada maddi olgular ile değer

yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular ispatlanabilse

de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı hatırda

tutulmalıdır (Kadir Sağdıç, § 57; İlhan Cihaner (2),

§ 64; Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, § 46). Yine de yeterli bir olgusal temele sahip

olması beklenmekle birlikte yargılamaya konu bir yazının bir bütün olarak ele

alındığında kamu yararını ilgilendirmesi, değer yargısı kavramının geniş

yorumlanması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bir suç isnadının sağlam bir

nedene dayandığının ortaya konmasında aranan kesinlik derecesinin, kamu yararı

ile ilgili bir konuda gazetecilerin değer yargısı içeren ifadeleri bakımından

da aranmasını beklemek basın özgürlüğünün amacı ile bağdaşmaz (Scharsach ve News Verlagsgesellschaft

GmbH/Avusturya, B. No: 39394/98, 13/2/2004, §§ 39-43).

28. Başvuruya konu haber nedeniyle (bkz. § 7) başvurucunun

kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabul edilmelidir. Bu

sebeple başvurucunun, ölenoğlu için düzenledikleri

taziye yemeği nedeniyle ulusal bir gazetede yayımlanan haberdeki ifadelerden

dolayı açtığı tazminat davasının reddedilmesine ilişkin kararda demokratik bir

toplumda başvurucunun şeref ve itibarının korunması hakkı ile başkalarının

düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü arasında makul bir dengenin kurulup

kurulmadığı değerlendirilmelidir.

29. Başvurucu, başvuruya konu ulusal gazetenin yayımladığı

haberde kullanılan dilin nefret söylemini ve kışkırtıcılığı içerdiğini, haberde

geçen ifadelerde kendisinin ve ailesinin hedef gösterildiğini belirterek

kişilik haklarının ihlal edildiğiniiddia etmektedir.

Buna karşın İlk Derece Mahkemesi, haber bir bütün olarak incelendiğinde

başvurucunun kişilik haklarınasaldırı teşkil eden bir

ibare bulunmadığı, haberin hukuka uygunluk kriterlerine

uygun olduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

30. İfade özgürlüğüne içerik bakımından bir sınırlama

getirilmemiş olmakla birlikte ırkçılık, nefret söylemi, savaş propagandası,

şiddete teşvik ve tahrik, ayaklanmaya çağrı veya terör eylemlerini haklı

göstermek gibi bu özgürlüklerin sınır bölgeleri olan alanlarda devlet

otoritelerinin ifade özgürlüğüne müdahale hususundaki takdir yetkisi daha

geniştir. (Abdullah Öcalan, B.

No:2013/409, 25/6/2014 § 99).

31. “Nefret söylemi” (hate

speech) ifadesinin genel kabul görmüş bir tanımı

bulunmamaktadır. Nefret söylemi olarak sınıflandırılabilecek düşünce açıklamalarının

tespit edilmesi, bu tür açıklamaların sadece

“nefret” ifadeleri veya duygusu aracılığıyla dışa vurulmaması

nedeniyle oldukça zor görünmektedir. Nefret söylemi, ilk bakışta mantıklı veya

normal görünebilecek ifadelerde de saklı olabilmektedir. Bununla birlikte onur

kırıcı nitelikte olsalar bile ifade özgürlüğü hakkının tümüyle koruması altında

bulunan ifadelerin, nefret söylemi sayılabilecek ve bu sebeple böylesi bir

korumadan faydalanmayan ifadelerden ayırt edilmesini sağlayacak ölçütlerin

konuyla ilgili olarak yürürlükte bulunan uluslararası metinlerden ve Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) veya diğer mahkemelerin içtihatlarından

hareketle ortaya konması mümkündür (Fetullah Gülen[GK], B.

No: 2014/12225, 14/7/2015, § 38).

32. Bu anlamda “nefret

söylemi” muhakkak belirli bir kişiye veya gruba yönlendirilmiş

yorumları kapsamaktadır. Nefret söyleminin saikinin

ise salt o kişiye ilişkin bir aidiyet olgusundan ibaret bulunması gerekir. Bir gruba veya bir grubun üyelerine yönelik ifade, nefreti teşvik

ediyorsa ve bu teşvikin sözde geçerli nedeni o gruba isnat edilen özelliklerse,

bir grubun üyeleri sırf bu gruba üye oldukları için aşağılanıyor, genel

çoğunluktan farklı görülüyor, toplumsal olumsuzlukların faili sayılıyorsa ya da

bu grupların veya üyelerinin aşağılanmaları ve haklarından mahrum edilmeleri,

maruz kaldıkları dışlama, baskı veya şiddet meşru gösteriliyor ise söz konusu

düşünce açıklamasının nefret söylemi içerdiği kabul edilebilir. Nefret

söyleminde, belirli bir gruba ait bulunduğu için hedef seçilmek suretiyle

esasında kendisini o grupta tanımlayan tüm bireyler yönünden barış ve huzur

içinde yaşama hakkına müdahale edilmektedir (Fetullah Gülen, § 39).

33. Başvuruya konu haber ve içeriğindeki

ifadeler incelendiğinde

başvurucunun PKK üyesi olduğu iddia edilen oğlunun TSK'nın bir operasyonu

sonucu hayatını kaybetmesi üzerine başvurucu ve ailesi tarafından bir taziye

yemeği tertip edildiğine ilişkin haber"Cemevinde Şok Tören" başlığıyla verilmiş,

haberde Madımak katliamının azmettiricisi PKK'lı yönetici Y.H. için Ankara'da

Ankara Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfında tören yapılacağı, Y.Hnin aynı zamanda Dağlıca ve 2007'de Ankara Anafartalar

Caddesi'nde yaşanan canlı bomba saldırısının emirlerini veren kişi olduğu

belirtilmiştir. Haberin iç sayfadaki ayrıntılarında ise taziye yemeğinin saat

16.00'da Sokullu Semti'ndeki Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfında

verileceği, Madımak katliamı dava dosyasında Y.H.nin

olayın organizatörü olarak geçtiği ve o dönemde PKK'nın sözde Sivas sorumlusu

olduğu, on iki askerin şehit olduğu Dağlıca baskının da planlayıcısı olduğu

ifade edilmiş ve Madımak dosyasında bu kişi ile ilgili çarpıcı ifadeler yer

aldığı belirtilerek Alevi-Sünni çatışması istediği, PKK içinde alevi açılımı

sorumluluğunu aldığı ve bu doğrultuda çeşitli eylemler gerçekleştirdiği

hususlarına yer verilmiştir.

34. Haber bir bütün hâlinde

değerlendirildiğinde PKK'nın yönetici kadrosunda bulunduğu iddia edilen ve

başvurucunun da oğlu olan Y.H.nin TSK operasyonu

sonucu öldürülmesi nedeniyle ailesi tarafından bu kişi için cemevinde

bir taziye yemeği düzenleneceği hususunun ele alındığı haberde yemeğin

verileceği yer, tarih ve saat de belirtilmiş ve ölen kişinin terör örgütü

mensubu olarak karıştığı eylemler ile hakkında dava dosyasında geçen iddialara

yer verilmiştir. Bu hâliyle haberin genel olarak bir duygu ve yorum

içermekten ziyade başvurucunun ölen oğlu için verilen taziye yemeği ve bu kişi

hakkında birtakım bilgi ve iddiaların aktarımından ibaret olduğu görülmektedir.

Öte yandan haberin başlığı olan "Cemevinde Şok Tören" ifadesinin bir değer

yargısı içerdiği açık olup haberin bütününün bu ifadeyle birlikte taşıdığı

amacın nefret söylemi niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi

gerekmektedir. Başvurucu da haberi bir bütün olarak şikâyet etmekle birlikte "Cemevinde Şok

Tören" ve "Teröriste

taziye yemeği" ifadelerine özellikle dikkat çekmiştir. Ancak

haber içeriğinde "Teröriste taziye

yemeği" şeklinde bir ifade bulunmadığı görülmektedir. Anılan

başlık başvurucu ve ailesi tarafından ölen oğulları için Alevi inancı ve

geleneği kapsamında düzenlenen taziye yemeğini

"şok edici" olarak nitelendirmektedir. Söz konusu ifadenin

eleştirel bir dili olduğu açıktır. Önemli olan husus, bu dilin eleştiri

sınırlarını aşıp aşmadığıdır.

35. İlk Derece Mahkemesinde açılan tazminat davasında beyanda

bulunan davalılar, haber konusu taziye törenini

"şok" olarak nitelendirmelerinin sebebi olarak "birçok Alevi vatandaşımızın ölümüyle sonuçlanan

Madımak katliamının yeniden açılan soruşturma dosyasında ismi azmettirici olarak

geçen bir kişinin cenazesinin yine Alevi inancına sahip kişilerin oluşturduğu

bir vakıfta yapılmış olması"nı

göstermişlerdir. Haberin ayrıntılarının yer verildiği iç sayfadaki başlığın da "Madımak zanlısına cemevinde

taziye" olması bu durumu destekler niteliktedir.

36. İlk Derece Mahkemesi, dava konusu haberin hedef gösterici,

tahrik edici ve ayrımcı nitelikte olduğu iddiasının yerinde olmadığı tespitini

yapmıştır. Haber, başlığıyla birlikte bir bütün olarak ele alındığında dinsel hoşgörüsüzlük

dâhil olmak üzere hoşgörüsüzlüğe dayalı başka nefret biçimlerini yayan,

kışkırtan, teşvik eden veya meşrulaştıran ifadeler barındırdığı

söylenemeyeceğinden Anayasa Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin bu

tespitinden ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır.

37. Öte yandan terör meselesinin uzun yıllardır süregelen ve

askerî, siyasi, ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla kamuoyunda tartışılagelen

genel bir mesele olması bakımından başvuruya konu haber içeriğinin bir ölçüde

genel yarar nitelikli bir tartışmaya katkı sunduğu kabul edilebilir. Başvuruya

konu haberde yer verilen ifadelerin olgusal temellere dayandığı, gerçeğe aykırı

olduğu yönünde başvurucunun da bir iddiada bulunmadığı görülmektedir. İlk

Derece Mahkemesi de dava konusu haberin gerçek bir törene ilişkin olduğunu,

haberin verilmesinde kamu yararı bulunduğunu, kişilik haklarına saldırı teşkil

edecek hedef gösterici, tahrik edici ve ayrımcı nitelikte olduğu iddiasının

yerinde olmadığını, basın özgürlüğü kapsamında yapılan haberin hukuka uygunluk kriterlerine uyduğunu belirterek (bkz. § 11) davayı

reddetmiştir.

38. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın özgürlüğü

ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunması

hakları arasında bir denge kurma işlemini yapmadığı söylenemez. İlk Derece

Mahkemesi davaya konu haberde geçen olayın gerçekliği üzerinde durmuş ve

başvuruya konu haberde geçen olayın “görünür

gerçekliğe uygun” olduğu yönünde değerlendirme yapmıştır.

39. Son olarak anılan haberin başlığında geçen sözlerin

seçiminde abartıya kaçılmadığı da söylenemez. Ne var ki basın özgürlüğünün

kapsamının -demokrasi ile yakın ilişkisinin doğal sonucu olarak- bir dereceye

kadar abartıya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir

(Kadir Sağdıç, § 76; Radio France ve

diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004,

§ 37).

40. Bu şartlarda yukarıdaki

değerlendirmelerin tamamı ve yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken

sahip oldukları takdir payları da dikkate alındığında Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrasında yer alan pozitif yükümlülüklere uyulduğu, derece

mahkemelerince tarafların haklarının değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik

saptanmadığı ve bu kapsamda bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunun

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/7/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan y.

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

Cemal HALİS

Vekili

:

Av. Deniz

ÇAKIR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/118, 13 Temmuz 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Katliamın Organizatörü
  8. Sözde Sivas Sorumlusuydu
  9. Alevi Aydınlar Hedefteydi
  10. Alevi-sünni Çatışması İstiyordu
  11. B. İlgili Hukuk
  12. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Başvurucunun İddiaları
  14. B. Değerlendirme
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Necipoğlu
  17. Gökcan
  18. Çakır
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/118
Tarih
13 Temmuz 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Yıldız Başvurusu (B. No: 2014/1296)
  • Mehmet Sıddık Güneşoğlu Başvurusu (B. No: 2014/7571)
  • İlknur Yüksel Başvurusu (B. No: 2014/7738)
  • Hüseyin Kaya Başvurusu (B. No: 2014/5788)
  • Saniye Çolakoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5702)
  • Nagihan Beken Başvurusu (B. No: 2014/9998)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.