İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Saniye Çolakoğlu Başvurusu (B. No: 2014/5702)

1. Başvuru, idare mahkemesine gönderilmek üzere aynı büyükşehir

Başvuru No2014/5702Tarih12 Temmuz 2016Okuma12 dk · 2.422 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Saniye Çolakoğlu Başvurusu

Karar tarihi
12 Temmuz 2016
Başvuru Numarası
2014/5702
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.422 kelime·12 dk okuma·22 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, idare mahkemesine gönderilmek üzere aynı büyükşehir

belediyesi sınırları içindeki asliye hukuk mahkemesine verilen dava

dilekçesinin, asliye hukuk mahkemesine verildiği tarih yerine idare mahkemesi

kayıtlarına girdiği tarih esas alınmak suretiyle davanın süre aşımı

gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 28/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/12/2015 tarihinde,

başvurunun, çalışma hakkının ihlal edildiğine ilişkin kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

kısmının ise kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına

karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 29/2/2016 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Sarıyer Adliyesinde yazı işleri müdürü olarakgörev yaptığı dönemle ilgili olarak işlediği iddia

edilen fiiller sebebiyle meslekten çıkarma disiplin cezası ile

cezalandırılmıştır.

8. Başvurucu, 21/7/2005 tarihinde tebliğ edilen söz konusu

cezanın iptali istemiyle, Sarıyer Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği

13/9/2005 tarihli ve 2005/4259 muhabere kayıt numaralı dilekçesiyle İstanbul

İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Söz konusu dilekçe, 30/9/2005 tarihinde,

İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesi hakiminin havalesiyle idare mahkemesi

kayıtlarına girmiştir.

9. İstanbul 5. İdare Mahkemesi, 31/10/2011 tarihli ve

E.2006/2516, K.2011/1547 sayılı kararıyla davayı süre aşımı gerekçesiyle,

oyçokluğuyla reddetmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"İstanbul ilinde İdare

Mahkemesi bulunması nedeniyle, Sarıyer Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi kanalıyla

gönderilen dava dilekçesinin Nöbetçi İdare Mahkemesinde kayda girdiği tarihin esas

alınması gerekmekte olup, en geç 21.07.2005 tarihinde tebellüğ edilen işlem

üzerine, davanın en son, yukarıda anılan yasa hükmünde belirtilen 60 günlük

sürenin son günü olan 19.09.2005 tarihinde açılması gerekirken bu süre

geçirildikten sonra 30.09.2005 tarihinde kayda giren dilekçeyle açıldığı

anlaşıldığından, istemin esasının süre aşımı nedeniyle incelenme olanağı

bulunmamaktadır."

10. Karar, Danıştay Onikinci

Dairesinin 29/1/2013 tarihli ve E.2012/517, K.2013/17 sayılı kararıyla, kararın

dayandığı gerekçenin hukuka ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir

sebep bulunmadığı gerekçesiyle oyçokluğuyla onanmıştır. Karara katılmayan

üyelerin görüşleri ise şöyledir:

"Mahkeme kararının

verildiği tarihte yürürlükte bulunan haliyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "Dilekçelerin Verileceği Yerler" başlıklı 4. maddesinde

"Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin her türlü evrak, Danıştay

veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara gönderilmek üzere idare

veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi mahkemesi bulunmayan

yerlerde asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde Türk

konsolosluklarına verilebilir." hükmü yer almıştır.

Dava dilekçelerinin, savunmalarının ve

davalara ilişkin her türlü evrakın kural olarak ait oldukları mahkeme

başkanlıklarına verilmesi gerekmekte ise de; söz konusu hükümle kanun koyucu

idare ve vergi mahkemelerinin ülkenin birçok yerinde bulunmaması durumunu göz

önünde tutarak ve ilgililere bu yönden kolaylık sağlayarak gereksiz harcamalardan

kurtarmak amacıyla dava dilekçelerinin, savunmaların ve davalara ilişkin her

türlü evrakın verilebileceği diğer yerleri de göstermiş ve bunların arasında

asliye hukuk hakimliklerine de yer vermiş bulunmaktadır.

Olayda; dava dilekçesinin İstanbul İdare

Mahkemesi'ne gönderilmek üzere müstakil bir ilçe olan ayrı bir asliye hukuk

mahkemesi yargı çevresi niteliğinde bulunan Sarıyer Asliye Hukuk Mahkemesine

verilmesini, 2577 sayılı Kanun'un 4. maddesine aykırı kabul etmeye olanak

bulunmamaktadır.

Bu nedenle, 13.9.2005 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi kayıtlarına

giren dilekçe ile açılan davada süre aşımı bulunmadığından, aksi yolda verilen

kararın bozulması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına karşıyız."

11. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Dairenin

20/12/2013 tarihli ve E.2013/4473, K.2013/11908 sayılı kararıyla oyçokluğuyla

reddedilmiştir. Bu karar 19/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 28/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu’nun, "Dilekçelerin verileceği

yerler" kenar başlıklı 4. maddesi, başvuruya konu davanın

açıldığı tarihte şu şekildedir:

“Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin

her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara

gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi

mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı

memleketlerde Türk konsolosluklarına verilebilir”

14. 2/7/2012 tarihli ve 6352 sayılı Kanun'un 52. maddesi ile

2577 sayılı Kanun'un 4. maddesine, "idare

veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde" ibaresinden sonra

gelmek üzere "büyükşehir belediyesi

sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın" ibaresi

eklenmiş, değişiklik 5/7/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Değişiklikten sonraki haliyle 4. madde şu

şekildedir:

“Dilekçeler ve savunmalar ile davalara ilişkin

her türlü evrak, Danıştay veya ait olduğu mahkeme başkanlıklarına veya bunlara

gönderilmek üzere idare veya vergi mahkemesi başkanlıklarına, idare veya vergi

mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir belediyesi sınırları içerisinde kalıp

kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk hakimliklerine veya yabancı memleketlerde

Türk konsolosluklarına verilebilir”

15. 2577 sayılı Kanun'un "Dava

açma süresi" kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

"1. Dava açma süresi,

özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda

ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.

2. Bu süreler;

a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin

yapıldığı,

..

Tarihi izleyen günden başlar.

.."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 12/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

17. Başvurucu, meslekten çıkarma cezasına karşı açtığı davanın

süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına aykırı

olduğunu, 2577 sayılı Kanun'un 4. maddesinde dilekçe ve savunmalar ile davaya

ilişkin her türlü evrakın, adli yargı yerlerinin daha yaygın örgütlenmiş

bulunmaları avantajından yararlanılarak kişilerin kolay ulaşabilecekleri asliye

hukuk mahkemelerine verebilmelerinin amaçlandığını, uygulamanın da bu yönde

geliştiğini, Kanun hükmünde geçen "yer"

kavramının ayrı yargı çevreleri olan ilçeleri kastettiğini, yapılan yasal

değişiklikle bu durumun açıklığa kavuştuğunu belirterek Anayasanın 36.

maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş,

aleyhine olan kararın kaldırılması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

18. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

19. Başvurucu adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta

ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir…”

22. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakları güvence altına

alınmıştır. Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir

temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden

gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili

güvencelerden biridir (Vedat Benli,

B. No: 2013/307, 16/5/2013, § 30).

23. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almakta olup (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28), bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın

etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle

getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

24. Mahkemeye etkili erişim hakkı, mahkemeye başvuru konusunda

tutarlı bir sistemin var olmasını ve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye

ulaşmada açık, pratik ve etkili fırsatlara sahip olmasını gerektirmektedir.

Özellikle hukuki belirsizlikler ya da uygulamadaki belirsizlikler kişilerin

mahkemeye erişim hakkını ihlâl edebilmektedir. Bir mahkemeye başvuru hakkının

yasal birtakım şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul

kurallarını uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek

kadar aşırı şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul

kurallarının ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek kadar aşırı

gevşeklikten kaçınmalıdır (Aktif Elektrik

Müh. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2012/855, 26/6/2014, §§

36-39).

25. Usul kurallarının, hukuki güvenliğin sağlanması ve

yargılamanın düzgün bir şekilde yürütülmesi sonucu adaletin tecelli etmesine

hizmet etmek yerine kişilerin davalarının yetkili bir mahkeme tarafından

görülmesi bakımından bir çeşit engel hâline gelmesi durumunda mahkemeye erişim

hakkı ihlal edilmiş olacaktır (Kamil Koç,

B. No: 2012/660, 7/11/2013, § 68).

26. Olayda, başvurucu 21/7/2005 tarihinde tebliğ edilen

meslekten çıkarma disiplin cezasının iptali istemiyle 13/9/2005 tarihinde

Sarıyer Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine verdiği dilekçesiyle İstanbul İdare

Mahkemesinde dava açmıştır. Söz konusu dilekçe İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesi

kayıtlarına 30/9/2005 tarihinde girmiştir. İstanbul 5. İdare Mahkemesi,

İstanbul ilinde idare mahkemesi bulunması nedeniyle, Sarıyer Nöbetçi Asliye

Hukuk Mahkemesi kanalıyla gönderilen dava dilekçesinin Nöbetçi İdare

Mahkemesinde kayda girdiği tarihin esas alınması gerektiği, bu tarihe göre

altmış günlük dava açma süresinin geçtiği gerekçesiyle altı yıl sonra

31/10/2011 tarihinde davayı reddetmiştir.

27. 2577 sayılı Kanun'un 4. maddesinin dava açma tarihinde

yürürlükte bulunan şekliyle (bkz.§ 13) asliye hukuk hakimliği aracılığıyla

idari yargıda dava açılabilmesinin o yerde idare ve vergi mahkemeleri

bulunmaması koşuluna bağlandığı, ancak yerleşim özellikleri itibarıyla il merkezinindevamı niteliği taşıyan ilçelerin, il merkezi

dışında ayrı bir yer sayılıp sayılamayacağı, yani "yer" kavramından ne anlaşılması

gerektiği hususunda bir belirliliğinin olmadığı, Danıştay dairelerince bu

hususta farklı kararlar verildiği, dilekçelerin verildiği asliye hukuk

mahkemelerinin bulunduğu ilçelerin il merkezinden ayrı müstakil yerler

niteliğinde mi, yoksa il merkezinin devamı niteliğinde mi olduğu hususunun

farklı yorumlandığı, özellikle idare ve vergi mahkemesinin bulunduğu büyükşehir

belediyesinin sınırları içindeki ilçe asliye hukuk mahkemesine verilen

dilekçelerle açılan davalarda, ilçe asliye hukuk mahkemesine verilme tarihinin

esas alınıp alınmayacağı hususunda farklı yorumların bulunduğu anlaşılmaktadır.

28. Bu durumun oluşturduğu belirsizliğin Danıştay İçtihatları

Birleştirme Kurulu tarafından giderilmesi amacıyla Danıştay Başkanlığına

14/8/2006 tarihinde başvuru yapıldığı, İçtihatları Birleştirme Kurulu

tarafından bu konuda bir karar verilmeden ve söz konusu süreç devam ederken,

5/7/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunun 52. maddesiyle, "idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde"

ibaresinden sonra gelmek üzere, "büyükşehir

belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın"

ifadesi getirilerek bu konudaki belirsizliğin giderildiği ve bu değişiklik

dikkate alınarak Danıştay Başkanlığınca konunun Danıştay İçtihatları

Birleştirme Kuruluna sevkine gerek görülmediği anlaşılmaktadır (Danıştay

Başkanlığının 8/11/2012 tarihli ve Genel Evrak No: 2006/82830 sayılı yazısı).

29. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin

önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukuki

güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem

ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde

bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.

Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden

herhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır

ve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına

karşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,

28/11/2013).

30. Hukuki güvenlik ilkesi, Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan

adil yargılanma hakkının içinde zımnen mevcut bir ilkedir. Bir kanuni

düzenlemenin bireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadar kesinlik

içermesi, kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle, bu kanunun

düzenlediği alanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları makul bir

düzeyde öngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak bir ölçüde

olması gerekmez. Kanunun açıklığı arzu edilir bir durum olmakla birlikte bazen

aşırı bir katılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan

değişikliklere uyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği,

yorumlanması ve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüllerdir(Kenan Özteriş, B.

No: 2012/989, 19/12/2013, § 53).

31. Somut olayda başvurucunun, İstanbul İdare Mahkemesinde

davasını açarken, dava dilekçesini Sarıyer Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine

verip veremeyeceğinin yeterince öngörülebilir olduğunun söylenemeyeceği,

nitekim belirsizliğin giderilmesi amacıyla İçtihatları Birleştirme Kuruluna

başvurulması istemiyle Danıştay Başkanlığına başvurulduğu ve bu süreç işlerken

2012 yılında idare veya vergi mahkemesi bulunmayan yerlerde büyükşehir

belediyesi sınırları içerisinde kalıp kalmadığına bakılmaksızın asliye hukuk

hakimliklerine dava dilekçesinin verilebileceği yönünde yasal düzenleme

yapıldığı, söz konusu düzenlemenin gerekçesinde ise vatandaşların ulaşım

yükünden kurtarılmasının amaçlandığının belirtildiği, ancak bu düzenleme

başvurucunun temyiz ve karar düzeltme istemleri hakkında karar verilmeden önce

yapıldığı halde başvurucunun düzenlemeden yararlandırılmadığı anlaşılmaktadır.

32. Dava açmaya ilişkin usul koşullarının birden fazla yoruma

neden olabilecek nitelikte olması halinde mahkemeye erişim hakkı kapsamında

bireylerin dava açma haklarını engelleyecek şekilde katı bir yoruma tabi

tutulmaması veya söz konusu koşulların katı bir biçimde uygulanmaması gerekir.

33. Dava dilekçelerinin asliye hukuk mahkemesi tarafından

gönderilmesi ile idare mahkemesinde doğrudan dava açılması arasında, davanın

görevli ve yetkili bir mahkemede görülmesini sağlama amacı bağlamında bir fark

bulunmadığı gözetildiğinde, derece mahkemesinin ilgililerin idari yargıya

erişimini kolaylaştırması gerekirken olay tarihinde öngörülebilir bir nitelik

taşımayan 2577 sayılı Kanun'un 4. maddesine ilişkin katı yorumuyla, altı

senelik bir süre sonunda davasının esastan karara bağlanması beklentisi içinde

olan davacıyı mahkemeye erişim hakkından yoksun bıraktığı anlaşılmaktadır.

34. Sonuç olarak, başvurucunun, Sarıyer Nöbetçi Asliye Hukuk

Mahkemesine dilekçesini verdiği tarih yerine bu dilekçenin İstanbul İstanbul Nöbetçi İdare Mahkemesi kayıtlarına girdiği tarih

esas alınarak dilekçenin İdare Mahkemesi esasına kaydedildiği tarihten yaklaşık

altı yıl sonra aşırı şekilci bir yorumla davanın süre aşımı gerekçesiyle

reddedilmesi nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

35. Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

4. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

36. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

37. Başvurucu süre ret kararının iptali talebinde bulunmuştur.

38. Adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

39. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 5. İdare

Mahkemesi gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

40. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 5. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onikinci

Daire Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Mehmet Sadık

YAMLI

Başvurucu

:

Saniye

ÇOLAKOĞLU

Vekili

:

Av. Osman

KELEŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/5702, 12 Temmuz 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Onikinci
  16. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Altan
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Yamlı
  23. Çolakoğlu
  24. Keleş
  25. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/5702
Tarih
12 Temmuz 2016

İlgili Kararlar

  • Nagihan Beken Başvurusu (B. No: 2014/9998)
  • Abdulhakim Yürek Başvurusu (B. No: 2014/8860)
  • Şamil Camekan Başvurusu (B. No: 2014/928)
  • Delil İldan Başvurusu (B. No: 2014/2498)
  • I.ı. Başvurusu (B. No: 2014/15876)
  • Ahmet Gül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1182)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.