İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nagihan Beken Başvurusu (B. No: 2014/9998)

1. Başvuru, hisseli olarak malik olunan taşınmazın 2. grup

Başvuru No2014/9998Tarih12 Temmuz 2016Okuma17 dk · 3.437 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nagihan Beken Başvurusu

Karar tarihi
12 Temmuz 2016
Başvuru Numarası
2014/9998
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.437 kelime·17 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hisseli olarak malik olunan taşınmazın 2. grup

korunması gereken kültür varlığı olarak tesciline karar verilmesi sebebiyle

mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 19/6/2014 tarihinde Kütahya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 7/7/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 4/3/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6.Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 10/3/2016

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı

beyanlarını 24/3/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, hissedarı olduğu Kütahya ili Merkez Börekçiler

Mahallesi 58 pafta, 370 ada 9 parsel sayılı taşınmazda imar planının

hazırlanması için Kütahya Belediye Başkanlığına (Belediye) 19/10/2009 tarihinde

başvurmuş; Belediyenin 18/11/2009 tarihli cevap yazısı ile taşınmazın bulunduğu

alanın Kütahya Kentsel Sit Koruma Amaçlı İmar Planları Etkilenme Geçiş Alanı

kapsamında bulunduğu ve Kütahya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun

(Koruma Kurulu) 31/7/2009 tarihli ve 69 sayılıkararı

ile 9 parsel sayılı taşınmazı da kapsayacak şekilde bir kısım taşınmazın 2.

grup korunması gereklikültür varlığı olarak tesciline

karar verildiği bildirilmiştir.

9. Koruma Kurulunun, taşınmaz üzerinde yer alan yapının

avlusundaki orijinal zemin kaplaması, avlu giriş kapısı, konumu, kullanımı,

cephe özellikleri ve doku bütünlüğü açısından kültür varlığı olarak tesciline

dair 31/7/2009 tarihli ve 69 sayılı kararına başvurucu tarafından itiraz

edilmiş ise de yine Koruma Kurulunun 20/3/2010 tarihli ve 378 sayılı kararı ile

itirazın reddine karar verilmiştir.

10. Başvurucu, taşınmazın 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ve ilgili mevzuat hükümleri

uyarınca aranan tescil şartlarını taşımadığını belirterek Koruma Kurulunun

tescile ilişkin 31/7/2009 ve tescile itirazın reddine ilişkin 20/3/2010 tarihli

kararlarının iptali istemiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı aleyhine 15/7/2010

tarihinde Eskişehir 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

11. Eskişehir 2. İdare Mahkemesince davaya konu yapının kültür

varlığı olarak tescilini ve korunmasını gerektiren özellikler taşıyıp

taşımadığının tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar

verilmiştir. Bilirkişilerce düzenlenen 20/5/2011 tarihli raporda, taşınmazın

bulunduğu alanın Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Yüksek Kurulunun (Koruma

Yüksek Kurulu) 13/7/1984 tarihli kararı ile üzerinde değişiklikler yapılan

kentsel sit alanı sınırları içinde kaldığı, 17/7/1987 tarihinde onaylanan

koruma amaçlı imar planında taşınmazın bulunduğu alanın etkileme geçiş bölgesi

olarak tanımlandığı, yapının yakın çevresinde hâlen geleneksel doku izlerinin

görülebildiği, yapının Türk evi plan tiplerinden esinlenerek iç sofalı plan

tipine yakın olarak inşa edildiği, çağa uygun olarak dönemin modern mimarisinin

izlerinin geleneksel sentezinin cephelerde ve yapının içinde uyarlandığının

görüldüğü belirtilmiş; korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescile

ilişkin gereken ölçütler yönünden ayrı ayrı değerlendirmeler yapılarak yapının

Kütahya geleneksel dokusunun modern mimari içinde sentezlendiği bir örnek

olduğu, yapıldığı dönemin mimari ve teknik özelliklerini yansıttığı, ikinci

millî mimarlık akımı sonrasında Türkiye'deki kentleşmenin ilk planlı örnekleri

arasında yer aldığı, sahip olduğu mimarlık değeri açısından 2863 sayılı

Kanun'un 6. maddesinin (b) bendinde açıklanan nitelikleri taşıdığı ve 2. grup

yapı olduğu vurgulanmıştır.

12. Mahkemenin 28/7/2011 tarihli ve E.2010/800, K.2011/929

sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesi

şöyledir:

"... 29.04.2011 tarihinde yerinde yapılan

keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda özetle; dava konusu

taşınmazın, ait olduğu dönemin mimari, tarihi, estetik, yapım malzemeleri ve

yapım tekniği bakımından özellikler içerdiği, bu nitelikleri ile korunması

gereken kültür varlığı niteliğinde olduğu, yapının sivil mimarlığın korunması

gereken bir örneğini oluşturması, yapının kültür varlığı olarak tescilini gerektiren

özellikler gösterdiği görüş ve tespitlerine yer verilmiştir.

Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna

davacı tarafından itiraz edildiği görülmüş ise de bilirkişi raporundaki teknik

değerlendirmeler mahkememizce de kararımıza esas alınabilecek nitelikte

bulunduğundan, sözü edilen itiraz yerinde görülmemiştir.

Bu durumda, dosyadaki bilgi ve belgeler ile

bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu yapının; sanat

değeri, mimari, tarihi, estetik, mahalli, arkeolojik değerler kapsamı içinde;

strüktürel, dekoratif, yapısal durum, malzeme, yapım teknolojisi ve şekil

bakımından ayrıntıları açıklanan özelliklere sahip taşınmaz kültür varlığı

olarak tescilini gerektiren özellikler taşıdığı sonucuna varıldığından

korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmesine ilişkin dava konusu

işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir."

13. Temyiz üzerine Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 24/4/2013 tarihli ve E.2011/16751, K.2013/3115 sayılı ilamı ile

hükmün onanmasına karar verilmiştir.

14. Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 30/1/2014 tarihli ve

E.2013/7643, K.2014/1316 sayılı ilamıyla oyçokluğuyla reddedilmiştir.

15. Karar,

başvurucuya 21/5/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu

19/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

17.2863 sayılı Kanun'un 3. maddesinin (a) bendinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

" Kültür varlıkları ;

tarih öncesi ve tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla

ilgili bulunan veya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu

olmuş bilimsel ve kültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında

veya su altındaki bütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır."

18.2863 sayılı Kanun'un 6. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Korunması gerekli taşınmaz kültür ve

tabiat varlıkları şunlardır:

a)

Korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış

taşınmazlar,

b)

Belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür

ve Turizm Bakanlığınca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar,

...."

19.2863 sayılı Kanun'un 7. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"(Değişik birinci fıkra

: 26/5/2004-5177/26 md.) Korunması gerekli

taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının tespiti,

Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri

etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.

Yapılacak

tespitlerde, kültür ve tabiat varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer

özellikleri dikkate alınır. Devletin imkanları gözönünde

tutularak, örnek durumda olan ve ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan

yeteri kadar eser, korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlenir.

Korunması

gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili yapılan tespitler

koruma bölge kurulu kararı ile tescil olunur."

20. 10/12/1987 tarihli ve 19660 sayılı Resmȋ

Gazete'de yayımlanan mülga Korunması Gerekli Taşınmaz

Kültür ve Tabiat Varlıklarının Tespiti ve Tescili Hakkında Yönetmelik'in

(Yönetmelik) 4. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarından

korunması gereklilerin tespitinde aşağıdaki hususlar göz önünde bulundurulur:

a)

Korunması gerekli tabiat varlıkları ile, 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış

taşınmazlardan olması,

b) 19

uncu yüzyıl sonundan sonra yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri

bakımından korunmasına gerek görülmesi,

...

f) Tek yapılar için; taşınmazın sanat değeri,

mimari, tarihi, estetik, mahalli, arkeolojik değerler kapsamı içinde;

strüktürel, dekoratif, yapısal durum, malzeme, yapım teknolojisi, şekil

bakımından özellik arz etmesi,"

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 12/7/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, hisseli olarak maliki olduğu taşınmazın 2. grup

korunması gereken kültür varlığı olarak tescili işleminin iptali için idari

yargı merciinde açılan davanın eksik ve hatalı inceleme ile reddedildiğini,

1965 yılında alınan karar ile inşa edilen yapının yapım tekniği, tarihi doku

niteliği ve yapım yılı dikkate alındığında 2863 sayılı Kanun kapsamında kültür

varlığı olarak tescil şartlarını taşımadığını, idari işlemin mülkiyet hakkının

kullanımını imkânsız hâle getirdiğini ve taşınmaz üzerindeki tasarruf hakkını

kısıtladığını belirterek mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş;

Derece Mahkemeleri kararlarının iptali ile taşınmaz üzerindeki tescilin kaldırılmasını

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

23. Başvurucunun, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkin başvurusunun açıkça dayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmaması nedeniyle kabul

edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Müdahalenin Varlığı ve Türü

24. Başvurucu, hisseli olarak maliki bulunduğu taşınmazın

korunması gereken kültür varlığı olarak tescili işleminin iptali için açılan

davanın eksik ve hatalı inceleme ile reddedildiğini, taşınmazın kültür varlığı

olarak tescil edilmesi sebebiyle tasarruf yetkisinin kısıtlandığını belirterek

mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

25. Bakanlık görüş yazısında, idari işlemin iptali istemiyle

açılan davanın eksik ve hatalı inceleme ile reddedildiği iddiası yönünden

Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine

atfen görüş sunulmayacağını belirtmiş; başvurucunun taşınmazını kullanması

konusunda getirilen sınırlamanın hukuki dayanağının bulunduğunu, müdahalenin

kamu yararı amacına yönelik olduğunu, adil dengenin kurulup kurulmadığına

ilişkin değerlendirmede 2863 sayılı Kanun hükümlerinin gözetilmesi gerektiğini

bildirmiştir.

26. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı verdiği beyanda tescil

işleminin 2863 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik'te belirtilen yasal koşulları

taşımadığını, yapılan işlem nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini

belirtmiştir.

27. Bireysel başvuru yoluyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasının

ileri sürülebilmesi için mülkiyetin konusu "sahip olunan bir mülk"e ihlal sonucunu doğuracak bir müdahalenin

bulunması gerekmektedir. (Selçuk Emiroğlu,

B. No: 2013/5660, 20/3/2014, § 26).

28. Anayasa'nın 35. maddesinde yer verilen mülkiyet kavramı,

kapsam itibarıyla 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda yer

alan mülkiyet kavramı ile sınırlı olmamakla birlikte taşınmaz mülkiyetinin

Anayasa'nın 35. maddesindeki güvence kapsamına girdiğine kuşku yoktur.

Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki hakkının ihlal edildiğini ileri süren

başvurucu, böyle bir hakkın varlığını kanıtlamak zorundadır. Bu nedenle

öncelikle başvurucunun, Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektiren

mülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukuki

durumunun değerlendirilmesi gerekir (İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, §§ 30,

31).

29. Somut olayda başvurucunun hissedarı olduğu Kütahya ili

Merkez Börekçiler Mahallesi 370 ada 9 parsel sayılı taşınmaz ve taşınmaz

üzerinde bulunan yapı yönünden4721 sayılı Kanun uyarınca mülkiyet hakkının

bulunduğu tartışmasızdır.

30. Anayasa’nın 35. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek (1) No.lu Protokol’ün 1. maddesi benzer

düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenleme de üç kural

ihtiva etmektedir. Sözleşme’nin ilk cümlesi herkese mülkünden barışçıl

yararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş manada mülkiyet hakkını

tanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise kişilerin hangi koşullarda

mülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere ait mülkiyetin hangi

koşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına almaktadır (Necmiye Çiftçi ve diğerleri, B. No:

2013/1301, 30/12/2014, § 45).

31. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri ise mülkiyetin

kullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın 35.

maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı

olamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yer verirken, Sözleşme'ye ek (1) No. lu

Protokol'ün 1. maddesinin ikinci fıkrası devletlere mülkiyeti kamu yararına

düzenleme ile vergiler ve diğer katkılar ile cezaların tahsili konusunda

gerekli gördükleri yasaları uygulama konusundaki haklarını saklı tutarak taraf

devletlerin genel yarara uygun olarak “mülkiyetin kullanımını kontrol”

yetkisine sahip olduklarını kabul etmektedir. Bununla beraber Anayasa’nın

birçok maddesi ilgili olduğu hususta devlete mülkiyetin kullanımının kontrolü

ya da mülkiyeti düzenleme yetkisi vermektedir (Necmiye

Çiftçi ve diğerleri, § 46).

32. Başvuru konusu olayda başvurucunun hisseli olarak maliki

bulunduğu taşınmaz, korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Bu bakımdan başvurucunun taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakları devam etmekte

olup başvurucunun mülkiyet hakkından yoksun kaldığı söylenemez. Diğer yandan

taşınmaz üzerindeki mülk sahipliği devam etmekle birlikte, taşınmazın korunması

gereken kültür varlığı olarak tescili sebebiyle başvurucunun taşınmaz üzerinde

mülkiyet hakkından doğan bir kısım hak ve yetkilerinin kısıtlandığı, 2863

sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında mülkiyetin kullanımına

birtakım sınırlamalar getirildiği ve mülkiyet hakkı kapsamında taşınmaz

üzerinde gerçekleştirilmesi mümkün bir kısım faaliyetin yerine getirilmesinin

belli şartlara bağlandığı anlaşılmaktadır. Bu bakımdan taşınmazın kültür

varlığı olarak tescili şeklinde gerçekleşen ve taşınmazın kullanım şekli,

muhafazası, yapılabilecek inşai ve fiziki muameleler,

bakım, onarım ve benzer yönlerden birtakım kısıtlamaları da beraberinde getiren

müdahalenin mülkiyetin kullanımını kontrol/düzenleme suretiyle mülkiyet hakkına

müdahale teşkil ettiği değerlendirilmiştir.

b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

33. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 35.

maddelerine uygunluğunun denetlenmesi gerekmekte olup bu itibarla müdahalenin

hakkın özünedokunmama, Anayasa'nın ilgili

maddelerinde belirtilen sebeplerle ve kanunla sınırlandırma ve ölçülülük ilkesi

kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.

i. Kanunilik

34. Anayasa’nın 35. ve 13. maddelerine göre mülkiyet hakkına

getirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla düzenlenmesi

gerekmektedir. Anayasa'nın 63. maddesinde tarih, kültür ve tabiat varlıkları ve

değerlerinden özel mülkiyet konusu olanlara getirilecek sınırlamalar ve bu

nedenle hak sahiplerine yapılacak yardımlar ve muafiyetlerin kanunla

düzenleneceği ayrıca belirtilmiştir.

35. İnsanlık tarihinin bir ürünü olan ve insanlığın ortak mirası

olarak kabul edilen kültür ve tabiat varlıklarının korunmasına Anayasa

düzeyinde önem atfedilmiş olup kültür ve tabiat varlıklarının korunması ve buna

ilişkin ana düzenlemeleri içeren 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesinde, 19.

yüzyıldan sonra yapılmış olmakla birlikte önem ve özellikleri bakımından

Bakanlık tarafından korunmasına gerek görülen taşınmazlar korunması gereken

taşınmaz kültür varlığı olarak sayılmış; aynı Kanun'un 7. maddesinde, korunması

gereken taşınmaz kültür varlıklarının tespitinin Kültür ve Turizm Bakanlığının

koordinatörlüğünde ilgili ve faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların

görüşü alınarak yapılacağı, yapılacak tespitlerde kültür varlıklarının tarih,

sanat, bölge ve diğer özelliklerinin dikkate alınacağı, devletin imkânları gözönünde bulundurularak örnek durumda olan ve ait olduğu

devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eserin korunması gereken kültür

varlığı olarak belirleneceği ve korunması gereken taşınmaz kültür varlıklarıyla

ilgili tespitlerin Koruma Bölge Kurulu kararı ile tescil edileceği

düzenlenmiştir.

36. Bu durumda başvuru konusu olayda başvurucunun hisseli olarak

maliki bulunduğu taşınmazın Koruma Kurulunca korunması gereken kültür varlığı

olarak tescili suretiyle mülkiyetin kullanımını kontrol/düzenleme şeklinde

gerçekleşen müdahalenin 2863 sayılı Kanun'un 6. ve 7. maddesinde hukuki

dayanağının bulunduğu ve başvuruya konu müdahalenin kanunilik unsurunu taşıdığı

anlaşılmaktadır.

ii. Meşru Amaç

37 . Kamu yararı kavramı, genel bir

ifadeyle özel veya bireysel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal

yararı ifade etmektedir. Bütün kamusal işlemler, nihai olarak kamu yararını

gerçekleştirmek hedefine yönelmek durumundadır (AYM, E.2010/30, K.2012/7,

19/1/2012).

38. Kamu yararı doğası gereği geniş bir kavramdır. Yasama ve

yürütme organları toplumun ihtiyaçlarını dikkate alarak neyin kamu yararına

olduğunu belirlemede geniş bir takdir yetkisine sahiptirler. Kamu yararı

konusunda bir uyuşmazlığın çıkması halinde ise uzmanlaşmış ilk derece ve temyiz

yargılaması yapan mahkemelerin uyuşmazlığı çözmek konusunda daha iyi konumda

oldukları açıktır. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru incelemesinde açıkça

temelden yoksun veya keyfî olduğu anlaşılmadıkça yetkili kamu organlarının kamu

yararı tespiti konusundaki takdirine müdahalesi söz konusu olamaz (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:

2013/817, 19/12/2013, §§ 35, 36).

39. Anayasa'nın 63. maddesinde devletin, tarih, kültür ve tabiat

varlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlama ve bu amaçla destekleyici ve

teşvik edici tedbirleri alma ödevi düzenlenmiş, bu kapsamda özel mülkiyet

konusu olan varlık ve değerlere getirilecek sınırlamaların, bu nedenle hak

sahiplerine yapılacak yardımların ve tanınacak muafiyetlerin kanunda düzenleneceği

hüküm altına alınmıştır. Anayasa'nın 63. maddesi kapsamında korunması gereken

taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını tanımlamak, yapılacak işlem

ve faaliyetleri düzenlemek, gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak

teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmek amaçlarına yönelik düzenlemeler

içeren 2863 sayılı Kanun'un kamu yararı amacı taşımadığı söylenemez.

40. Yine 2863 sayılı Kanun'un 6. ve 7. maddeleri kapsamında

kültür ve tabiat varlığı niteliği bulunduğu tespit edilen bir taşınmazın

tescili suretiyle korunması ve aslına uygun olarak muhafazası insanlık

tarihinin, milli kültürün ve kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere

aktarılması bakımından son derece önemli olup, bu kapsamda gerçekleşen

müdahalenin kamu yararı amacı taşıdığı kabul edilmelidir.

iii. Ölçülülük

41. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği

kişilerin mülkiyet haklarının sınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen

kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir denge kurulması gerekmektedir.

42. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve

“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülen

müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,

“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını;

yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,

“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç

arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).

43. Anayasa ve Sözleşme’de yer alan ve

yukarıda yer verilen üçüncü kurallar devlete, mülkiyetin kullanımı veya

mülkiyetten yararlanma hakkını kontrol etme ve bu konuda düzenleme yetkisi

vermektedir. Mülkiyetten yoksun bırakmaya göre daha geniş takdir yetkisi veren

düzenleme yetkisinin kullanımında da yasallık, meşruluk ve ölçülülük

ilkelerinin gereklerinin karşılanması kural olarak aranmaktadır. Buna göre

mülkiyet hakkının düzenlenmesi yetkisi de kamu yararı amacıyla ve kanunla

kullanılmalıdır. Ancak ölçülülük ilkesi gereği mülkiyetten yoksun bırakmada

aranan tazminat ödeme yükümlülüğü, davanın koşullarına bağlı olarak düzenleme

yetkisinin kullanıldığı her durumda zorunlu görülemez (Hafize Şükran İçten ve diğerleri, B. No:

2013/5018, 23/3/2016, § 81).

44. Öte yandan,Sözleşme’ye Ek (1)

No.lu Protokol’ün 1. maddesi, kural olarak usule ilişkin güvenceleri

içermemekle beraber başvurucuya, keyfî müdahalelerden korunmak amacıyla

mülkiyet hakkına yapılan müdahaleye karşı yetkili makamlar önünde etkin bir

biçimde itiraz edebilme olanağının tanınıp tanınmadığı güvencesini

kapsamaktadır (AGOSİ/Birleşik Krallık, B. No: 9118/80, 24/1/1986, § 60; Saccocia/Avusturya, 69917/01, B. No: 18/12/2008, § 89; Microintelect Ood/Bulgaristan, B.

No: 34129/03, 4/3/2014, § 48). Bu bakımdan, yapılan müdahalenin ölçülü olup

olmadığı değerlendirilirken Sözleşme’ye Ek (1) No.lu

Protokol’ün 1. maddesinde sağlanan güvence kapsamında başvurucuya yetkili

makamlar önünde etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağının tanınıp

tanınmadığı da irdelenmelidir.

45. Başvuru konusu olayda, hisseli olarak malik olunan

taşınmazın 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında kültür

varlığı olarak tescil şartlarını taşımadığı iddiasıyla başvurucu tarafından

idari işlemin iptaline yönelik olarak dava açılmıştır. Mahkemece tarafların

iddia ve delilleri de değerlendirilerek yapının bulunduğu alanda keşif

yapılmış; bilirkişilerden yapının ait olduğu dönemin estetik, mimari, tarihî,

yapım malzemeleri ve yapım tekniği bakımından özelliklerinin, varsa başkaca

önem ve özelliklerinin neler olduğunun belirlenmesi, özellikle yapının sivil

mimarlığın korunması gereken bir örneğini oluşturup oluşturmadığı, fiilî

durumu, kullanım biçimi, çevre yapılaşmalar ve tek yapı ise bu özellikleri de

gözetilerek kültür varlığı olarak tescilini gerektiren özellikler gösterip

göstermediği hususlarını ortaya koyacak şekilde rapor düzenlenmesi istenmiş ve

bu kapsamda rapor alınmış (bkz. § 11); başvurucunun bilirkişi raporuna

itirazları da değerlendirilerek 28/7/2011 tarihinde davanın reddine karar

verilmiştir. Temyiz üzerine hüküm, Danıştay Ondördüncü

Dairesinin 24/4/2013 tarihli ilamı ile onanmış; karar düzeltme talebi ise aynı

Dairenin 30/1/2014 tarihli kararı ile reddedilmiştir.

46. Bu durumda, başvurucunun taşınmazın kültür varlığı olarak

tescili işlemine karşı yetkili makamlar önünde iddia, delil ve itirazlarını

sunma fırsatı bulabildiği ve yapılan işleme karşı etkin bir şekilde itiraz

edebilme olanağının tanındığı değerlendirilmiştir.

47. Diğer yandan, somut olayda başvurucunun hissedarı bulunduğu

taşınmaz 2. grup korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.

Koruma Yüksek Kurulunun 5/11/1999 tarihli ve 660 sayılı Taşınmaz Kültür

Varlıklarının Gruplandırılması Bakım ve Onarımları başlıklı İlke Kararında,

anıt eserler olarak da ifade edilen 1. grup yapılardan farklı olarak 2. grup

yapılar, kent ve çevre kimliğine katkıda bulunan kültür varlığı niteliğindeki

yöresel yaşam biçimini yansıtan yapılar olarak tanımlanmıştır. Yapıların kültür

varlığı olarak tesciline gerekçe oluşturan özelliklerine göre gruplandırılması

onarım ve yapı esaslarının müdahale tarzı ve yoğunluğunun belirlenmesi

bakımından önem arz etmektedir.

48. 2863 sayılı Kanun'un 9. maddesinde korunması gereken taşınmaz

kültür varlığı olarak tescil edilen taşınmazlarda Koruma Yüksek Kurulunun ilke

kararları çerçevesinde koruma bölge kurullarınca alınan kararlara aykırı olarak

inşai ve fiziki müdahalede bulunulamayacağı, bunların

yeniden kullanıma açılamayacağı, kullanımlarının değiştirilemeyeceği

düzenlenmiştir. Aynı maddede esaslı onarım, inşaat, tesisat, sondaj, kısmen

veya tamamen yıkma, yakma, kazı veya benzeri işlerin inşai

ve fiziki müdahale sayılacağı belirtilmiştir. 2863 sayılı Kanun'un 10.

maddesinin birinci fıkrasında ise her kimin mülkiyetinde ve idaresinde olursa

olsun taşınmaz kültür varlıklarının korunmasını sağlamak için gerekli

tedbirleri almak, aldırmak, bunların denetimini yapmak veya yaptırmanın

Bakanlığa ait olduğu ana kural olarak belirtilmiş; aynı Kanun'un 19. maddesinde

taşınmaz kültür varlıklarının maliklerinin Bakanlıkça görevlendirilmiş

uzmanlara gerektiğinde yapının varlığının kontrolü, incelenmesi, harita, plan

ve rölevesinin yapılması, fotoğrafının çekilmesi,

kalıplarının çıkarılması için izin vermeye ve gereken kolaylığı göstermeye

mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır.

49. Mevcut düzenlemeler ile kamu yararı amacıyla getirilen

külfet ve yükümlülüklerin taşınmazı kültür varlığı olarak tescil edilen malikin

mülkiyet hakkını sınırlandırdığı anlaşılmakla birlikte ölçülülük ilkesi gereği

meşru amacın sağlanması hususunda tüm külfetin başvurucuya yüklenmemesi

gerekir.

50. 2863 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca özel hukuk gerçek

ve tüzel kişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz kültür varlıklarının

sahipleri bu varlıkların bakım ve onarımlarını Kültür ve Turizm Bakanlığının

2863 sayılı Kanun uyarınca bakım ve onarım hususunda vereceği emir ve

talimatlara uygun olarak yerine getirdikleri sürece 2863 sayılı Kanun

kapsamında tanınan hak ve muafiyetlerden yararlanabileceklerdir. Bu bakımdan

ölçülülük ilkesi kapsamında yapılacak incelemede, özel hukuka tabi gerçek ve

tüzel kişilerin mülkiyetindeki taşınmaz kültür varlıklarıyla ilgili olarak

sağlanacak yardım ve kolaylıklara ilişkin 2863 sayılı Kanun kapsamındaki

düzenlemelerin ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

51. 2863 sayılı Kanun'un 12. maddesinde korunması gereken kültür

varlıklarının korunması, bakım ve onarımı için bu varlıkların maliklerine

Bakanlıkça ayni, nakdi ve teknik yardım yapılacağı öngörülmüştür. 2863 sayılı

Kanun'un 15. maddesinde, korunması gereken kültür varlıklarının Bakanlıkça

hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılacağı belirtilmiş, hangi usul

ve esaslara göre kamulaştırma yapılacağı düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 21.

maddesinde, korunması gereken taşınmaz kültür varlıklarının ve bu varlıkların

korunması amacıyla yapılacak bakım, onarım ve benzeri faaliyetlerin belli

koşullarda her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu belirtilmiştir.

52. Başvuruya konu olayda 2863 sayılı Kanun'un mülkiyetin

kullanımına sınırlandırma getiren maddeleri ile korunması gereken kültür

varlığı maliklerine yardım ve kolaylıklar öngören maddeleri birlikte

değerlendirildiğinde, başvurucunun taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının devam

ettiği, başvurucunun Kültür ve Turizm Bakanlığının, taşınmazın bakım ve

onarımına ilişkin 2863 sayılı Kanun kapsamında vereceği emir ve talimatlara

uygun hareket ettiği sürece 2863 sayılı Kanun'un maliklere tanıdığı hak,

muafiyet ve kolaylıklardan yararlanabileceği gibi 2863 sayılı Kanun hükümlerine

aykırı olmamak kaydıyla mülkiyet hakkının tanıdığı tüm yetkilerini de

kullanabileceği, başvurucunun sağlanan hak ve kolaylıklardan yararlanamadığı

yönünde somut bir şikâyetinin bulunmadığı, ayrıca yapılan müdahaleye karşı

yetkili makamlar önünde etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağının

başvurucuya tanındığı dikkate alındığında müdahalenin ortaya çıkardığı durumun,

başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamusal menfaatin gerekleri

arasında sağlanması gereken dengeyi bozmadığı ve başvurucu açısından meşru

sayılamayacak ferdî ve aşırı nitelikte bir yük oluşturmadığı sonucuna

varılmıştır.

53. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

12/7/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucu : Nagihan BEKEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/9998, 12 Temmuz 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet
  12. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Yıldırım
  14. Altan
  15. Akıncı
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Karaman Odabaşı
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/9998
Tarih
12 Temmuz 2016

İlgili Kararlar

  • Abdulhakim Yürek Başvurusu (B. No: 2014/8860)
  • Şamil Camekan Başvurusu (B. No: 2014/928)
  • Delil İldan Başvurusu (B. No: 2014/2498)
  • I.ı. Başvurusu (B. No: 2014/15876)
  • Ahmet Gül ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1182)
  • Veli Aydın Başvurusu (B. No: 2014/3349)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.