İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Coşkun Gömüç ve Taşkın Gömüç Başvurusu (B. No: 2013/9597)

1. Başvuru, yeterli personel ve gerekli teçhizat bulunmayan

Başvuru No2013/9597Tarih21 Nisan 2016Okuma37 dk · 7.355 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Coşkun Gömüç Ve Taşkın Gömüç Başvurusu

Karar tarihi
21 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/9597
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.355 kelime·37 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yeterli personel ve gerekli teçhizat bulunmayan

ambulansla yapılan nakil sırasında başvurucuların babasının vefat etmesi ve bu

olayda sorumluluğu bulunan görevliler hakkında etkili bir soruşturma

yürütülmemesi nedenleriyle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan

yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. 2013/9597 numaralı bireysel başvuru 23/12/2013 tarihinde

Malatya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2014/849 numaralı bireysel başvuru ise

14/1/2014 tarihinde Malatya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvuruların Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,

2013/9597 numaralı bireysel başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca

30/6/2015 tarihinde, 2014/849 numaralı bireysel başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Anayasa Mahkemesi tarafından

2014/849 numaralı başvuru dosyasının konu ve kişi yönünden hukuki irtibat

nedeniyle 2013/9597 başvuru numaralı dosya ile birleştirilmesine, incelemenin

2013/9597 başvuru numaralı dosya üzerinden yürütülmesine ve 2014/849 numaralı

başvuru dosyasının kapatılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 2/9/2015 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 13/10/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

28/10/2015 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucular,

Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

1. Başvurucuların Babası Necdet Gömüç’ün Arapgir Devlet

Hastanesine Başvurması Üzerine Yaşanan Süreç

9. Başvurucuların 1933 doğumlu babaları Necdet Gömüç 30/8/2012 tarihinde saat 00.50 sıralarında Arapgir Devlet Hastanesi Acil Servisine başvurmuştur. Dr.

M.Ö. tarafından muayene edilen Necdet Gömüç, akut miyokard enfarktüsü

(kalp krizi) tanısıyla Malatya ilinde bulunan daha kapsamlı bir hastaneye saat

01.10 sıralarında sevk edilmiştir.

10. Hasta, Acil Tıp Teknisyeni (ATT:

Sağlık meslek liselerinin acil tıp teknisyenliği bölümlerinden mezun olmuş

kişileri ifade eder.) A.B.

eşliğinde şoför H.K. kontrolündeki ambulans ile Hastaneden ayrılmıştır. ATT

A.B., hastanın yolda iken nefes darlığının arttığını söylemesi üzerine Malatya

İl Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezini (Komuta Kontrol Merkezi) arayarak

destek ekip istemiştir.Bunun

üzerine Komuta Kontrol Merkezi, Yazıhan 1 No.lu 112 Acil Sağlık Hizmetleri

İstasyonunda (Yazıhan İstasyonu) bulunan bir ambulansı destek amaçlı bölgeye

yönlendirmiştir. İlerleyen dakikalarda hastanın durumu ağırlaşmış ve şuuru

kapanmaya başlamıştır.

11. Yönlendirilen Yazıhan İstasyonu ambulansı, hastanın

bulunduğu ambulans ile karşılaşmış ve ambulanstaki ATT E.A. hastanın bulunduğu

ambulansa geçmiştir. Bu sırada entübe vaziyette olan

hasta, bölgeye en yakın olan Malatya Devlet Hastanesi Beydağı

Kampüsü'ne götürülmüştür.

12. Anılan Hastanenin hasta epikriz raporunun sonuç kısmında,

hastanın durumuna ilişkin olarak “Hasta, Arapgir’den emay olarak Hastanemize 112 tarafından

getirildi. Hastanemize exduhul olarak geldi. 40

dakika müdahale sonucu ex oldu.” ifadeleri

kullanılmıştır.

2. Arapgir Cumhuriyet Başsavcılığınca Yürütülen Soruşturma

Süreci

13. Başvuruculardan Taşkın Gömüç, Arapgir Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu 18/9/2012 tarihli

dilekçe ile rahatsızlanan babasının Arapgir Devlet

Hastanesi Acil Servisine götürüldüğünü, Dr. M.Ö. tarafından yapılan tetkikler

neticesinde kalp krizi geçirdiği söylenen babasının, ATT A.B.nin

bulunduğu ambulans ile 120 km uzaklıktaki Malatya’ya gönderildiğini; araca

şuuru açık bir şekilde konuşarak giren babasının 40 km sonra şuurunun

kapandığını, yolun 75. kilometresinde Yazıhan'dan yola çıkan diğer ambulansın geldiğini,

Beydağı Devlet Hastanesi Acil Servisine götürülen

babasının vefat ettiğinin yaklaşık yarım saat sonra kendilerine bildirildiğini

belirterek görevli personel ile olayda kusuru bulunan idareciler hakkında

şikâyetçi olmuştur. Başvuruculardan Coşkun Gömüç de

yaşanan olayda sorumluluğu bulunan görevlilerden şikâyetçi olmuştur.

14. Arapgir Cumhuriyet Başsavcılığı,

söz konusu olayda görev alan personel hakkında Malatya Valiliğinden ve Arapgir Kaymakamlığından 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı

Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun'un 4. maddesi

uyarınca soruşturma izni istemiştir. Bunun üzerine Arapgir

Devlet Hastanesi Acil Servisi, Arapgir 1 No.lu 112

Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu (Arapgir İstasyonu)

ve Malatya il Ambulans Servisi Komuta Kontrol Merkezi nöbetçi personelleri

hakkında ön inceleme başlatılmıştır. Daha sonra Malatya İl Sağlık Müdür

Yardımcısı Dr. H.H.A. ön inceleme raporunu hazırlamak üzere

görevlendirilmiştir.

15. Ön incelemeci Dr. H.H.A. ilgili personelin ifadelerini

almış, başvurucuları dinlemiş, müteveffa hakkında düzenlenen tıbbi belgeleri

incelemiş ve hastalık hakkında kendisi de araştırma yaparak bir ön inceleme

raporu hazırlamıştır. Ön inceleme raporunun sonuç kısmında “… hasta NECDET GÖMÜÇ’e Arapgir Devlet Hastanesinde, Arapgir

112 Acil Yardım Ambulansında ve Malatya Devlet Hastanesi Beydağı

Kampüsü Acil Servisinde gerekli müdahale ve girişimlerin yapılmasına rağmen

vefat ettiği, hasta için yapılabilecek tüm işlemlerin yapılmış olduğu …” belirtilmiş

ve ilgili görevliler hakkında soruşturma izni verilmemesi gerektiği yönünde

görüş bildirilmiştir.

16. Anılan rapor sonrasında Arapgir

Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu Müdürlüğü, 21/11/2012 tarihli ve K.2012/01

sayılı karar ile ön inceleme raporu doğrultusunda Arapgir

Devlet Hastanesi Acil Servisinde görev yapan Dr. M.Ö., Hemşire Y.Y.C., Sağlık

Memuru K.Ö. ve ATT A.B. hakkında soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir.

Söz konusu rapor doğrultusunda Malatya Valiliği İl İdare Kurulu ise 22/11/2012

tarihli ve 128 sayılı karar ile Komuta Kontrol Merkezinde görevli Sağlık MemurlarıM.Ö. ve G.E. ile Acil Tıp Teknisyenleri Ş.A.,

B.İ., S.K., Y.F. ve Şoför H.K. hakkında soruşturma izni verilmemesine karar

vermiştir.

17. Başvurucular hem Arapgir

Kaymakamlığının hem de Malatya Valiliğinin soruşturma izni verilmemesi

kararlarına itiraz etmişlerdir. İtirazları inceleyen Malatya Bölge İdare

Mahkemesi, Arapgir Kaymakamlığının işlemi ile ilgili

olarak 10/12/2012 tarihli ve E.2012/255, K.2012/249 sayılı karar ile “…ön incelemeci tarafından, olay tarihinde

ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri Yönetmeliğine göre Arapgir 1 Nolu Acil Sağlık

Hizmetleri Nokta İstasyonunda yeterli nöbetçi sağlık görevlisinin bulunup

bulunmadığı, yine hastanın anılan Yönetmelikte belirtilen sayı ve nitelikte

personel ile sevkinin sağlanıp sağlanmadığı hususlarının ve bunlarla ilgili

sorumlu kişilerin belirlenerek bir rapor düzenlenmesi ve yetkili makam

tarafından bu rapora dayanılarak bir karar verilmesi gerekirken, belirtilen hususları

içermeyen inceleme raporu göz önüne alınarak verilen itiraza konu kararda

isabet görülmediği…” gerekçesine dayanarak itirazın kabulüne karar

vermiş ve yeniden karar verilmek üzere dosyayı Arapgir

Kaymakamlığına iade etmiştir. Malatya Bölge İdare Mahkemesi, başvurucuların

Malatya Valiliği işlemine karşı yaptıkları itirazı da 4/2/2013 tarihli ve

E.2013/1, K.2013/19 sayılı karar ile yukarıda yer verilen gerekçelerle kabul

etmiş ve yeniden karar verilmek üzere dosyayı Malatya Valiliğine iade etmiştir.

18. Ön inceleme raporunu hazırlamak üzere yeniden

görevlendirilen Dr. H.H.A. Arapgir Kaymakamlığına ve

Malatya Valiliğine bağlı personel hakkında yeniden inceleme başlatmıştır. Ön

incelemeci Dr. H.H.A., olay günü Komuta Kontrol Merkezinde nöbetçi doktor olarak

görev yapan M.D. ile olayın yaşandığı dönemde Malatya İl Ambulans Servisi

Başhekimi olan Dr. S.İ. ve Başhekimlik personeli O.A.yı incelemeye dâhil etmiştir.

19. Ön İncelemeci Dr. H.H.A. öncelikle başvurucuların

ifadelerini almıştır. Başvuruculardan Coşkun Gömüç

8/2/2013 tarihli ifadesinde özetle babasına zamanında müdahale edilmediğini

düşündüğünü, ambulansın donanımının çok eksik olduğunu, ambulansta olması

gereken personelin eksik olduğunu belirtmiş ve bu olayda sorumluluğu bulunan

tüm kişilerin tespit edilmesini talep etmiştir. Başvuruculardan Taşkın Gömüç de benzer şekilde beyanda bulunmuştur.

20. Ön İncelemeci Dr. H.H.A. ilgili görevlilerin de ifadelerini

almıştır. Arapgir Devlet Hastanesi Acil Servisinde

başvurucuların babasını muayene eden Dr. M.Ö. ifadesinde özetle göğüs ağrısı

şikâyeti ile hastaneye gelen Necdet Gömüç'e MI

teşhisi koyduğunu, hastanede kardiyolog olmadığından vakit kaybetmemek için 112

Acil Servis ile görüşerek hastayı Malatya'ya sevk ettiğini, hasta yakınının

kendisine "Siz de ambulansla gelmeyecek

misiniz?" dediğini, kendisinin de Acil Servisi terk

edemeyeceğini, ambulansta sağlık personelinin olduğunu söylediği, ambulansın

tam donanımlı olduğunu belirtmiştir. Arapgir Devlet

Hastanesi Acil Servisinde görev yapan Hemşire Y.Y. ile Sağlık Memuru K.Ö. de

benzer yönde beyanda bulunmuştur.

21. Ön incelemeci Dr. H.H.A. Necdet Gömüç'ün

nakledildiği ambulansta bulunan ATT A.B.nin 4/2/2013

tarihinde ifadesini almıştır. ATT A.B. hastanın nakline ilişkin olarak özetle Arapgir İstasyonunda nöbetçi iken kalp krizi geçiren bir

hastanın Beydağı Devlet Hastanesine sevk edileceğinin

kendisine söylendiğini, bunun üzerine hastanın ambulansa alındığını, hastanın

ambulansa alındığı sırada genel durumunun iyi ve şuurunun açık olduğunu,hastanın MI hastası olması sebebiyle Komuta

Kontrol Merkezinden destek ekip istediğini fakat telsiz ve telefon çekmediği

için yetkililere ulaşamadığını, Arapgirden 30-40 km

sonra Deregezen mevkiinde hastanın nefes almakta

zorluk çektiğini söylediğini, bunun üzerine Komuta Kontrol Merkezinden ikinci

ekibin gelmesini istediğini ve hastaya daha rahat müdahale edebilmek için

ambulansı durdurduğunu ve ambulans şoföründen yardım istediğini, bu sırada

hasta yakınlarının da yanlarına geldiğini, hasta yakınlarının ambulansın ön

tarafına bindiğini ve ambulansın tekrar hareket ettiğini, bu sırada hastanın

şuurunun açık olduğunu, Arguvan mevkiini geçtikten sonra hastanın şuurunun

kapanmaya başladığını, bu nedenle hastayı entübe

ettiğini, bu sırada ikinci ekip ile karşılaştıklarını ve ikinci ekipte bulunan

sağlık memurunun kendi ambulanslarına geçtiğini, daha sonra kalp ritmi azalan

hastaya kalp masajı yaptıklarını, hastanın kalp atımlarının kısa süreli

aralıklarla döndüğünü fakat tekrar asistoliye girdiğini, bu şekilde hastayı Beydağı Devlet Hastanesine götürdüklerini beyan etmiştir.

ATT A.B. ambulansın ve Arapgir İstasyonunun genel

durumuna ilişkin olarak ise özetle ambulansın donanımının tam olduğunu,

hastanın şok cihazı ile monitorize edildiğini, nöbet

listelerinin tarafınca hazırlandığını, ağustos ayı olması nedeniyle personel

eksikliklerinin bulunduğunu, olayın meydana geldiği dönemde Arapgir

İstasyonunda görevli paramedik (Üniversitelerin

Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’ndaki 2 yıllık ambulans ve acil bakım

teknikerliği programlarından mezun olmuş kişileri ifade eder.) bulunmadığını, görev yaptığı Arapgir

İstasyonunda toplam sekiz yardımcı sağlık personeli bulunduğunu, sağlık

personelinden ATT F.N.nin hamile olması ve düşük

riski yaşaması nedeniyle raporu bulunduğunu, personel eksikliği nedeniyle

olayın yaşandığı ayda yedi nöbetin tek personelle tutulduğunu ve personel

eksikliğini Başhekimlik personeli O.A.ya sözlü olarak

belirttiğini, Komuta Kontrol Merkezi yetkililerin tek personelle nöbet tutulan

günleri bildiklerini belirtmiştir. Ambulans Şoförü H.K., hastanın nakline

ilişkin yaşanan olaylar hakkında ATT A.B. ile benzer şekilde beyanda

bulunmuştur.

22. Ön incelemeci Dr. H.H.A. Komuta Kontrol Merkezinde görevli

Dr. M.D.nin 14/2/2013 tarihinde ifadesini almıştır.

Dr. M.D. ifadesinde özetle Arapgir Devlet Hastanesi

Acil Servisi hekiminin Komuta Kontrol Merkezini arayarak MI hastası olan bir

kişiyi Malatya'ya sevk edeceğini söylediğini, kendisinin de hastayı ambulans

ile göndermesini söylediğini, Komuta Kontrol Merkezinden ek bir personel yahut

ambulans talebinde bulunulmadığını, belirli bir süre sonra hastanın yanında

bulunan ATT'nin Komuta Kontrol Merkezini arayarak

personel talebinde bulunduğunu, bunun üzerine Yazıhan İstasyonunda bulunan bir

ambulansın yola çıkarıldığını, ambulansların her türlü donanımı olduğunu, Arapgir İstasyonunun A2 tipi bir istasyon olması nedeniyle

bunlarda doktor çalıştırma zorunluluğunun bulunmadığını, olayın meydana geldiği

dönemin ağustos ayı ve tayin dönemi olması nedeniyle zaman zaman personel

sıkıntısı çekildiğini, ATT A.B.nin ekip arkadaşının

hamile olması ve nöbetten muaf olması nedeniyle saat 17.00'den sonra görevine

tek başına devam ettiğini, nöbet listelerinin İstasyonun sorumlu personeli

tarafından hazırlandığını ve Başhekimlik personeli olan Sağlık Memuru O.A.ya gönderildiğini, istasyonların aylık nöbet

çizelgelerinin Komuta Kontrol Merkezine gönderilmediğini, yönetmelik gereği

ambulanslarda paramedik olması gerekmekle birlikte

Sağlık Bakanlığı tarafından pek çok istasyona paramedik

atamasının yapılmadığını, Arapgir İstasyonunda

personelin tek çalışması konusunda bir müdahalesinin olmadığını belirtmiştir.

Komuta Kontrol Merkezinde görevli diğer personel de Dr. M.D. ile benzer şekilde

beyanda bulunmuştur.

23. Ön incelemeci Dr. H.H.A. olayın meydana geldiği tarihte

Malatya İl Ambulans Servisi Başhekimliğinde sağlık memuru olarak görev yapan O.A.nın 11/2/2013 tarihinde

ifadesini almıştır. Sağlık Memuru O.A. ifadesinde özetle şikâyet konusu olaydan

başlatılan soruşturma ile haberdar olduğunu, nöbet listelerinin istasyonun

sorumlu personeli tarafından düzenlendiğini ve nöbet değişim formlarının ay

sonunda Başhekimliğe getirildiğini, istasyonlarda bilgisayar olmadığı için

gönderilen bu listeleri bilgisayara aktardığını ve dosyaladığını, nöbet

listelerinin düzenlenmesi ile ilgili herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını,

nöbet listelerini kontrol görevinin başhekimin yetkisinde olduğunu,

istasyonlardaki personel eksikliğinin kendisine bildirildiğini, kendisinin de

durumu başhekime sözlü olarak bildirdiğini, olayın meydana geldiği aylarda

personel eksikliği olması nedeniyle Malatya İl Sağlık Müdürlüğüne personel

talep yazısının yazıldığını belirtmiştir.

24. Ön incelemeci Dr. H.H.A. olayın meydana geldiği tarihte

Malatya İl Ambulans Servisi Başhekimi S.İ.nin 14/2/2013

tarihinde ifadesini almıştır. Başhekim S.İ. ifadesinde özetle olay günü

tarafına herhangi bir bilgi verilmediğini, Arapgir

İstasyonunun A2 tipinde bir istasyon olup doktorsuz çalıştığını, ambulansın

olay tarihinde araç ve medikal olarak hiçbir eksikliğinin bulunmadığını, nöbet

listesine göre Arapgir İstasyonunda bir şoför ve üç

ATT olmak üzere toplam dört personelin görevli olduğunu ancak ATT Y.Ç.nin idarenin bilgisi dışında Arapgir

İstasyonu sorumlu personeli ATT A.B.nin bilgisi

dâhilinde nöbet tarihini değiştirmiş olduğunu, bu yüzden saat 17.00'den sonra

ambulansta tek personelin kalmış olduğunu, Arapgir

İstasyonunun sorumlu personeli ATT A.B.nin konu ile

ilgili olarak Arapgir Devlet Hastanesi Acil

Servisindeki doktora, Komuta Kontrol Merkezi doktoruna ve Başhekimlikte çalışan

personele gerekli bilgilendirmeyi yapmamış olduğunu, istasyonlardanöbet

değişim ve nöbet listelerininistasyonun sorumlu

personeli tarafından hazırlandığını, Arapgir

İstasyonunda bu listelerin ATT A.B. tarafından hazırlandığını, aylık nöbet

listelerinin Sağlık Memuru O.A. tarafından idare adına kontrol edildiğini, konu

ile ilgili olarak Sağlık Memuru O.A.ya bilgi

verilmediği için kendisine de bilgi ulaşmadığını, istasyonlarda tek başına

nöbet tutulmaması konusunda ilgili personele gerekli uyarıyı yaptığını, olay

tarihinde tek çalışıldığına dair tarafına bir bilgi verilmediğini, Arapgir İstasyonu kadrosunda beş acil tıp teknikeri (paramedik) ile on ATT bulunması gerekmekle birlikte Sağlık

Bakanlığı tarafından acil tıp teknikerinin atanmadığını, on ATT kadrosunda ise

ilgili tarihte sadece beş ATT.nin çalışmakta

olduğunu, bu ATT.lerden F.N.nin

ise hamile olması nedeniyle ambulansa binemeyeceğine dair raporunun

bulunduğunu, olay tarihinde Arapgir İstasyonuna üç

geçici personel görevlendirilerek eksikliğin giderilmeye çalışıldığını, Yazıhan

İstasyonunun da A2 tipi istasyon olduğunu ve beş acil tıp teknikeri ve on ATT

ile kadrolandırıldığını ancak ilgili dönemde Sağlık

Bakanlığı tarafından iki paramediğin atanmış

olduğunu, nöbet günü listesinde ise paramediğin

bulunmadığını, aynı dönemde Malatya genelinde yirmi dört aktif istasyonun

bulunduğunu ancak yalnızca yirmi üç paramediğin görev

yaptığını, Arapgir İstasyonunda geçici olarak paramedik görevlendirme şanslarının olmadığını, ilçelerden

merkeze ambulans ile hasta nakli için özel bir iznin gerekli olmadığını, Acil

Serviste görevli doktorun hastayı sevk etmesi ve konu ile ilgili Komuta Kontrol

Merkezi doktorunun onayını alması ile naklin yapıldığını, ATT'lerin

kalbi duran bir hastaya gerekli müdahaleyi yapabileceğini belirtmiştir.

25. Ön incelemeci Dr. H.H.A. 1/2/2013 tarihli yazı ile Arapgir İstasyonuna ait nöbet listelerini hazırlamakla

görevli kişi veya kişilerin isimlerinin, bu listelerin kimler tarafından

denetlendiğinin ve denetleme yapanların yetki ve sorumluluklarının ne olduğunun

tarafına bildirilmesini Malatya Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Şube

Müdürlüğünden talep etmiştir.

26. Malatya Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğü

5/2/2013 tarihli yazı ile Arapgir İstasyonunda nöbet

listelerinin hazırlanmasından İstasyonun sorumlu personeli ATT A.B.nin görevli olduğunu, nöbet listelerinin günlük

kontrolünden Komuta Kontrol Merkezi nöbetçi doktorunun (ilgili tarihte Dr.

M.D.) sorumlu olduğunu, nöbet listelerinin aylık kontrolünden ise Başhekimlikte

görevli Sağlık Memuru O.A.nın

sorumlu olduğunu bildirmiştir.

27. Ön incelemeci Dr. H.H.A. 1/2/2013 tarihli yazı ile Necdet Gömüç'ün nakledildiği ambulansın standardının ne olduğunu

Malatya Acil ve Afetlerde Sağlık Hizmetleri Şube Müdürlüğünden sormuştur. Bunun

üzerine ambulansın ilgili mevzuat hükümlerine göre sahip olması gereken teknik

ve tıbbi donanım yönünden değerlendirilerek hazırlanan tespit tutanağı ön

incelemeci Dr. H.H.A.ya

gönderilmiştir. Tespit tutanağı şöyledir:

" (...) plakalı ambulans, İl Sağlık

Müdürlüğünde 01/11/2012 tarih ve saat 14.40'ta 07/12/2006 tarih ve 26369 sayılı

Resmi Gazete'de yayımlanan

"Ambulanslar ve Acil Sağlık Araçları ile Ambulans Hizmetleri

Yönetmeliğinin EK-1 ve EK-2 numaralı eklerinde belirtilen teknik ve tıbbi

donanıma sahip olduğu, ambulansta bulundurulması gereken ilaç ve serumların

bulunduğu tespit edilmiştir. İşbu tutanak tarafımızca 2 nüsha hazırlanarak

müştereken imza altına alınmıştır."

28. Ön inceleme kapsamında Arapgir

İstasyonunun 2012 yılı Ağustos ayı standart kadro

sayısı ile çalışan kişi sayısının ve Arapgir

İstasyonunda geçici personel çalışıyor ise bu kişilerin bilgilerinin

gönderilmesi Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Yönetim Hizmetleri Şube Müdürlüğünden

talep edilmiştir. Gönderilen cevap yazısında, Arapgir

İstasyonunun ATT standart kadrosunun on olduğu ancak istasyonda aktif olarak

beş ATT'nin çalıştığı, paramedik

kadrosunun beş olduğu ancak istasyonda paramedik

bulunmadığı, Arapgir Devlet Hastanesinden bir sağlık

memuru ile Komuta Kontrol Merkezinden üç sağlık personelinin geçici olarak Arapgir İstasyonunda görevlendirildiği ancak geçici

görevlendirilen bir sağlık personelinin aktif olarak ağustos ayında çalışmadığı

bildirilmiştir.

29. Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Yönetim Hizmetleri Şube

Müdürlüğünden ayrıca Arapgir İstasyonuna paramedik ataması yapılıp yapılmadığı sorulmuştur.Gönderilen cevap yazısında Arapgir İstasyonuna paramedik

atamasının yapılmadığı, açıktan personel atama yetkisinin Sağlık Bakanlığında

olması nedeniyle 2012 yılı Ocak ayında Sağlık Bakanlığından Arapgir

İstasyonuna paramedik atanması talebinde bulunulduğu,

Yazıhan İstasyonunda ise 2010 yılında atanmış iki paramediğin

bulunduğu belirtilmiştir.

30. Malatya İl Sağlık Müdürlüğü Yönetim Hizmetleri Şube

Müdürlüğünce ayrıca Malatya İl Ambulans Servisi Başhekimliğine bağlı kırk altı

112 Acil Yardım Sağlık İstasyonun bulunduğu, 2012 yılı Ağustos ayı itibarıyla

bu istasyonlarda Sağlık Bakanlığı Personel Dağılım Cetveli'ne

göre iki yüz paramedik kadrosunun bulunduğu ancak yirmi

iki çalışan paramediğin olduğu, yine Sağlık Bakanlığı

Personel Dağılım Cetveli'ne göre 456 ATT kadrosunun

bulunduğu ancak çalışan 129 ATT'nin olduğu bilgileri

verilmiştir.

31. Ön incelemeci Dr. H.H.A. ayrıca İnönü Üniversitesi Tıp

Fakültesi Turgut Özal Tıp Merkezi Başhekimliği Kardiyoloji Anabilim Dalı ile

Acil Tıp Anabilim Dalından bilirkişi raporu talep etmiştir. Acil Tıp Anabilim

Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. H.O. tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özet

olarak Dr. M.Ö. ile ATT A.B. ve ATT E.A.nın

hastaya gerekli tıbbi müdahaleyi yaptığı, kardiyak

arrest olan hastalara uygulanacak ileri

kardiyak yaşam desteğinin paramedik ve ATT'lere en ince detaylarına kadar öğrencilik yıllarında

anlatıldığı ve bu tip vakıalarda en iyi şartlardaki müdahalelerde dahi başarı

oranının %30’ları geçmediği belirtilmiştir. Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim

Üyesi Doç. Dr. N.A. tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da özet olarak

hastaya gerekli müdahalenin ana hatları ile gerçekleştirildiği ve yaşam desteği

uygulamasının bu konuda yetkin doktorların yanı sıra eğitimli paramedik ve ATT'ler tarafından

da yapıldığı ifade edilmiştir.

32. Ön incelemeci Dr. H.H.A., araştırmaları sonucunda elde

ettiği veriler doğrultusunda Arapgir Kaymakamlığına

bağlı ilgili personel hakkında 25/2/2013 tarihli yeni bir rapor hazırlamıştır.

Ön İnceleme raporunun Arapgir Kaymakamlığı personeli

hakkında değerlendirmeler içeren kısmı şöyledir:

" (...)

Arapgir Devlet Hastanesi doktoru M.Ö.nün

hastaya gerekli müdahaleyi ve medikasyonu yaptığı, bilirkişi

raporlarından da anlaşıldığı üzere en uygun tedavi seçeneğini sağlayabilmek

için hastayı sevk ettiği, bir kusur ya da ihmalinin tespit edilmediğini,

Arapgir Devlet Hastanesi hemşiresi, Y.Y.C.nin

hastaya gerekli müdahaleyi ve Doktor M.Ö.nün

talimatlarını yerine getirdiği, bir kusur ya da ihmalinin tespit edilmediğini,

Arapgir Devlet Hastanesi Sağlık Memuru K.Ö.nün

hastaya gerekli müdahaleyi ve Doktor M.Ö.nün

talimatlarını yerine getirdiği, bir kusur ya da ihmalinin tespit edilmediğini,

Arapgir 1 no.lu 112 Acil Yardım İstasyonu sorumlu personeli ve o tarihteki

nöbetçi personeli ATT A.B.nin bilirkişi raporlarından

ve elde edilen bulgulardan anlaşıldığı üzere hastaya gerekli müdahaleyi

yaptığı, müdahale ile ilgili kusur ya da ihmalinin tespit edilmediği, nöbet

listesi oluşturulurken mevcut personel durumunu kullandığı ve kendi inisiyatifi

ile hareket ettiği, nöbetlerin çift personel olmasını sağlayabileceğifakat

paramedik ya da sertifika almış personel temin etme

yetkisinin olmadığı,

(...)

SONUÇ

Yukarıda yapılan açıklamalar ve elde edilen

bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporları doğrultusunda, personelin ve idari

personelin kendi yetki ve sorumluluğunu aşan müdahale imkanı olmayan konularda

suçlanamayacağı; elde edilen bulgular ve bilirkişi raporlarından anlaşıldığı

üzere mevcut personel yapı ve sayısından hasta Necdet GÖMÜÇ’ün

etkilenmediği ve yine yapılan açıklamalar ve elde edilen bilgi ve belgeler ve

bilirkişi raporları doğrultusunda hasta Necdet GÖMÜÇ’e

Arapgir Devlet Hastanesinde, Arapgir

112 Acil Yardım Ambulansında ve Malatya Devlet Hastanesi Beydağı

Kampüsü Acil Servisinde gerekli müdahale ve girişimlerin yapılmasına rağmen

vefat ettiği, hasta için yapılabilecek tüm işlemlerin yapılmış olduğu

anlaşıldığından,

Dr. M.Ö., Y.Y.C., K.Ö. ve A.B. hakkında 4483

sayılı Yasa gereğince "soruşturma izni verilmemesi" kanaatimde

olduğumu (...) bildirir ön inceleme raporudur."

33. Ön incelemeci Dr. H.H.A., Malatya Valiliğine bağlı ilgili

personel hakkında da 5/4/2013 tarihli bir rapor hazırlamıştır. Dr. H.H.A.

olayın yaşandığı dönemde Malatya İl Ambulans Servisi Başhekimi olan Dr. S.İ.

ile Başhekimlikte görevli Personel O.A., Komuta Kontrol Merkezinde görevli Dr.

M.D. ile Sağlık Memurları M.Ö. ve G.E. ile Acil Tıp Teknisyenleri Ş.A., B.İ.,

S.K. ve Y.F. hakkındasoruşturma izni verilmemesi

yönünde görüş bildirmiştir. Ön İnceleme raporunun Malatya Valiliği personeli

hakkında değerlendirmeler içeren kısmı şöyledir:

"Komuta Kontrol Merkezi nöbetçi doktoru M.D.nin bilirkişi raporlarından da anlaşıldığı üzere

hastanın etkin tedavisinin yapılabilmesi ve hastanın zaman kaybını önlemek için

sevk kararını onayladığı ve sevk edilecek hastane ile irtibata geçerek gerekli

bilgilendirmeyi yaptığı,

Komuta Kontrol Merkezi nöbetçi personeli M.Ö.nün yapılan uygulamalarda

Nöbetçi Doktor M.D.yi bilgilendirdiği ve bir kusur ya

da ihmalinin tespit edilmediğini,

Komuta Kontrol Merkezi nöbetçi personeli Ş.A.nın yapılan uygulamalarda

Nöbetçi Doktor M.D.yi bilgilendirdiği ve bir kusur ya

da ihmalinin tespit edilmediğini,

Komuta Kontrol Merkezi nöbetçi personeli B.İ. nin yapılan uygulamalarda Nöbetçi Doktor M.D.yi bilgilendirdiği ve bir

kusur ya da ihmalinin tespit edilmediğini,

Komuta Kontrol Merkezi nöbetçi personeli G.E.nin yapılan uygulamalarda Nöbetçi Doktor M.D.yi bilgilendirdiği ve bir

kusur ya da ihmalinin tespit edilmediğini,

Komuta Kontrol Merkezi nöbetçi personeli S.K.nın yapılan uygulamalarda

Nöbetçi Doktor M.D.yi bilgilendirdiği ve bir kusur ya

da ihmalinin tespit edilmediğini,

Komuta Kontrol Merkezi nöbetçi personeli Y.F.nin yapılan uygulamalarda Nöbetçi Doktor M.D.yi bilgilendirdiği ve bir

kusur ya da ihmalinin tespit edilmediğini,

İl Ambulans Servisi Başhekimliği personeli O.A.nın nöbet listelerinin

hazırlanmasına doğrudan etkisinin bulunmadığı fakat başhekimlik adına gerekli

takibi yürüttüğü ve aksaklıkları başhekimliğe ilettiği, Arapgir

112 acil sağlık hizmetleri istasyonunda sağlık personelinin tek nöbet tutması

konusunda bir dahlinin bulunmadığı,

İl Ambulans Servisi BaşhekimiDr.

S.İ.nin Arapgir 112 Acil

Sağlık Hizmetleri İstasyonunda sağlık personelinin tek nöbet tutması konusunda

bir dahlinin bulunmadığı, en az iki sağlık personelinin nöbet tutabilmesi için

ciddi personel eksikliği bulunmasına rağmen çaba sarf ettiği, kendisine Arapgir 1 no.lu 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunda

bazı nöbetlerin tek sağlık personeli tarafından tutulacağına dair bilgi

verilmediği, bu nedenle de olaya müdahale edemediği, yine Arapgir

1 no.lu 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonunun eksik bulunan eksik bulunan

sertifikalı ATT ve paramedik personel için kendisinin

atama yetkisinin bulunmadığı, bu yetkinin Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri

Genel Müdürlüğünde olduğu anlaşılmaktadır."

SONUÇ

Yukarıda yapılan açıklamalar ve elde edilen

bilgi ve belgeler ve bilirkişi raporları doğrultusunda, personelin ve idari

personelin kendi yetki ve sorumluluğunu aşan müdahale imkanı olmayan konularda

suçlanamayacağı; elde edilen bulgular ve bilirkişi raporlarından anlaşıldığı

üzere mevcut personel yapı ve sayısından hasta Necdet GÖMÜÇ’ün

etkilenmediği ve yine yapılan açıklamalar ve elde edilen bilgi ve belgeler ve

bilirkişi raporları doğrultusunda hasta Necdet GÖMÜÇ’e

Arapgir Devlet Hastanesinde, Arapgir

112 Acil Yardım Ambulansında ve Malatya Devlet Hastanesi Beydağı

Kampüsü Acil Servisinde gerekli müdahale ve girişimlerin yapılmasına rağmen

vefat ettiği, hasta için yapılabilecek tüm işlemlerin yapılmış olduğu

anlaşıldığından,

... 4483 sayılı yasa gereğince

"soruşturma izni verilmemesi" kanaatimde olduğumu (...) bildirir ön

inceleme raporudur."

34. Anılan raporlar sonrasında Arapgir

Kaymakamlığı İlçe İdare Kurulu Müdürlüğü, 26/2/2013 tarihli ve K.2013/01 sayılı

karar ile ön inceleme raporu doğrultusunda Arapgir

Kaymakamlığına bağlı personel hakkında soruşturma izni verilmemesine karar

vermiştir. Aynı şekilde Malatya Valiliği İl İdare Kurulu, 9/4/2013 tarihli ve

K.2013/27 sayılı karar ile ön inceleme raporu doğrultusunda Malatya Valiliğine

bağlı personel hakkında soruşturma izni verilmemesine karar vermiştir.

35. Başvurucular, hem Arapgir Kaymakamlığının hem de Malatya Valiliğinin

soruşturma izni verilmemesi kararına tekrar itiraz etmişlerdir. İtirazları

inceleyen Malatya Bölge İdare Mahkemesi 6/5/2013 tarihli ve E.2013/51,

K.2013/68 sayılı karar ile başvurucuların Arapgir

Kaymakamlığının işlemine karşı yaptığı itirazın reddine; 11/7/2013 tarihli ve

E.2013/79, K.2013/173 sayılı karar ile de başvurucuların Malatya Valiliğinin

işlemine karşı yaptığı itirazın reddine karar vermiştir.

36. Arapgir Cumhuriyet Başsavcılığı,

Malatya Valiliğine bağlı personel hakkında Malatya Bölge İdare Mahkemesince

verilen kararın Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ edilmesi üzerine 29/7/2013

tarihli ve 2012/230, K.2013/87 Sor. sayılı kararla

şikâyet edilen kişiler hakkında Malatya Valiliğince yapılan ön inceleme

neticesinde soruşturma izni verilmediği ve anılan karara yapılan itirazın

Malatya Bölge İdare Mahkemesince reddedildiği gerekçesi ile itiraz yasa yolu

açık olmak üzere şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar

vermiştir. Başvurucuların anılan karara yaptığı itiraz, Elazığ

1. Ağır Ceza Mahkemesinin 11/10/2013 tarihli ve 2013/964 Değişik İş sayılı

kararıyla reddedilmiştir. Bu kararın 27/11/2013 tarihinde başvurucuların

vekiline tebliğ edilmesiyle 23/12/2013 tarihli ve 2013/9597 numaralı bireysel

başvuru yapılmıştır.

37. Arapgir Cumhuriyet Başsavcılığı, Arapgir Kaymakamlığına bağlı personel hakkında Malatya

Bölge İdare Mahkemesince verilen kararın Cumhuriyet Başsavcılığına tebliğ

edilmesi üzerine 13/6/2013 tarihinde şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer

olmadığına karar vermiştir. Başvurucular 30/10/2013 havale tarihli dilekçe ile

kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz etmiştir. Elazığ

2. Ağır Ceza Mahkemesi 22/11/2013 tarihli ve 2013/1395 Değişik İş sayılı karar

ile başvurucuların itirazının reddinde karar vermiştir. Bu kararın 31/12/2013

tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmesiyle 14/1/2014 tarihli ve

2014/849 numaralı bireysel başvuru yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

38. 4483 sayılı Kanun'un "İzin

vermeye yetkili merciler" başlıklı 3. maddesinin birinci

fıkrasının (a) ve (b) bendi şöyledir:

"Soruşturma izni yetkisi;

a) İlçede görevli memurlar ve diğer kamu

görevlileri hakkında kaymakam,

b) İlde ve merkez ilçede görevli memurlar ve

diğer kamu görevlileri hakkında vali,

(...) Yokluklarında ise vekilleri tarafından

bizzat kullanılır."

39. 4483 sayılı Kanun'un

"Ön inceleme" başlıklı 5. maddesinin üçüncü fıkrası

şöyledir:

"Ön inceleme, izin vermeye yetkili merci

tarafından bizzat yapılabileceği gibi, görevlendireceği bir veya birkaç denetim

elemanı veya hakkında inceleme yapılanın üstü konumundaki memur ve kamu

görevlilerinden biri veya birkaçı eliyle de yaptırılabilir. İnceleme

yapacakların, izin vermeye yetkili merciin bulunduğu kamu kurum veya

kuruluşunun içerisinden belirlenmesi esastır. İşin özelliğine göre bu merci,

anılan incelemenin başka bir kamu kurum veya kuruluşunun elemanlarıyla

yaptırılmasını da ilgili kuruluştan isteyebilir. Bu isteğin yerine getirilmesi,

ilgili kuruluşun takdirine bağlıdır."

40. 4483 sayılı Kanun'un "Ön

inceleme yapanların yetkisi ve rapor" başlıklı 6. maddesi

şöyledir:

"Ön inceleme ile görevlendirilen kişi

veya kişiler, bakanlık müfettişleri ile kendilerini görevlendiren merciin bütün

yetkilerini haiz olup, bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanununa göre işlem yapabilirler; hakkında inceleme yapılan memur veya

diğer kamu görevlisinin ifadesini de almak suretiyle yetkileri dahilinde

bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplayıp, görüşlerini içeren bir rapor

düzenleyerek durumu izin vermeye yetkili mercie sunarlar. Ön inceleme birden

çok kişi tarafından yapılmışsa, farklı görüşler raporda gerekçeleriyle ayrı

ayrı belirtilir.

Yetkili merci bu rapor üzerine soruşturma izni

verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu kararlarda gerekçe gösterilmesi

zorunludur."

41. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun "Doğrudan doğruya tam yargı

davası açılması" başlıklı 13. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş

olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya

başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl

ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak

haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen

veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden

itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu

sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."

42. Haksız fiillerden doğan borç ilişkilerini düzenleyen

11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "Sorumluluk" başlıklı 49.

maddesi şöyledir:

"Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille

başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

43. 6098 sayılı Kanun'un haksız fiillerden doğan borç

ilişkilerinin Ceza Hukuku ile ilişkisini düzenleyen 74. maddesi ise şöyledir:

"Hâkim, zarar verenin kusurunun olup

olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza

hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi

tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza

hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz."

44. 07/12/2006 tarihli ve 26369 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Ambulanslar Ve Acil Sağlık Araçları İle Ambulans Hizmetleri

Yönetmeliği'nin "Ambulans ve acil

sağlık aracı personeli" başlıklı 7. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi şöyledir:

"(1) Kara ambulanslarından;

a) (Değişik:RG-10/4/2012-28260)

Acil yardım ambulanslarında en az üç personelden oluşan bir ekip görev yapar.

Ekipte en az bir hekim veya bir paramedik veya Sağlık

Bakanlığınca belirlenmiş modül eğitimlerini tamamlamış bir acil tıp teknisyeni

ile diğer bir sağlık personeli ve bir şoför bulunur. Ambulansta sürücülük

görevini öncelikle acil tıp teknisyeni veya zorunlu hallerde paramedik yürütebilir. Bu durumda şoför bulundurulmaz.

Hekim bulundurulmayan acil yardım ambulanslarında hasta kabininde nakil

esnasında hastaya müdahale etmek üzere görev yapan personelden en az biri paramedik olmalıdır. Hekim veya paramedik

bulunmayan acil yardım ambulanslarında çalışacak acil tıp teknisyeni; temel

modül, travma resüsitasyon, çocuklarda ileri yaşam

desteği ve erişkin ileri yaşam desteği kurslarını başarı ile tamamlamış ve

sertifika almış olmalıdır."

45. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13/4/2011 tarihli ve

E.2010/13-717, K.2011/129 sayılı kararı şöyledir:

"(...)

Bir davada dayanılan maddi olguları hukuksal

açıdan nitelendirmek ve uygulanacak yasa hükümlerini bulmak ve uygulamak

HUMK.76.maddesi gereği doğrudan hakimin görevidir.

Davacı, davalı doktor tarafından yapılan ameliyat nedeniyle ameliyat edilen

bölgede yabancı cisim bırakıldığından yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığını

ileri sürerek maddi ve manevi tazminat istemiştir. Davanın temeli vekillik

sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır (BK. 386-390). Vekil

vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden

sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için

gösterdiği çabanın, yaptığı işlemlerin, eylemlerin ve davranışların özenli

olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu, genel

olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle

davranmak zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK.321/1.md.). O

nedenle doktorun meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafif de olsa,

sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktor, hastasının zarar

görmemesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi

açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumun gerektirdiği

önlemleri eksiksiz biçimde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip

uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa, bir tereddüt doğuran durumlar da, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve

bu arada da, koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri

arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde

tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınılmalı ve en

emin yol seçilmelidir. Gerçekten de müvekkil (hasta), mesleki bir iş gören

doktor olan vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat

göstermesini beklemek hakkına sahiptir. Gereken özeni göstermeyen vekil, BK.nun 394/1.maddesi hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi

ifa etmemiş sayılmalıdır. Tıbbın gerek ve kurallarına uygun davranılmakla

birlikte sonuç değişmemiş ise doktor sorumlu tutulmamalıdır.

(...)"

46. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 1/2/2012 tarihli ve E.

2011/4-592, K.2012/25 sayılı kararı şöyledir:

"(...)

Dava, desteğin yanlış tedavi sonucu öldüğü

iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; kamu görevlisi

doktorun eylemi nedeniyle açılan eldeki tazminat davasında husumetin adı geçen

doktora yöneltilip yöneltilemeyeceği noktasında toplanmaktadır.

Davacı taraf, davalı doktorun görevi sırasında

kanamalı ve acil durumda olduğu halde destekleri olan hastaya müdahalede

bulunmayıp, dış gebelik olan başka bir hastayla ilgilendiği; böylece,

dikkatsizlik ve tedbirsizliği nedeni ile desteğin ölümüne neden olduğu

iddiasıyla ve doktoru hasım göstererek eldeki tazminat davasını açmışlardır.

Davalının görevi dışında kalan kişisel

kusuruna dayanılmadığına, dikkatsizlik ve tedbirsizliğe dayalı da olsa eylemin

görev sırasında ve görevle ilgili olmasına ve hizmet kusuru niteliğinde

bulunmasına göre, eldeki davada husumet kamu görevlisine değil, idareye

düşmektedir. Öyle ise dava idare aleyhine açılıp, husumetin de idareye

yöneltilmesi gerekir. Mahkemece, davalı doktor hasım gösterilerek açılan

davanın husumet yokluğu nedeni ile reddedilmesi hukuka uygundur.

(...)"

47. Danıştay İdari Dava Daireler Kurulunun 22/5/2003 tarihli ve

E.2002/619, K.2003/350 sayılı kararı şöyledir:

"(...)

Ankara 6. İdare Mahkemesi bozma kararına

uymayarak 21.3.2002 günlü, E:2002/339, K:2002/325 sayılı kararıyla,

uyuşmazlığın davacının uğradığı ses kaybının hatalı operasyon sonucunda oluşup

oluşmadığının tespitine ilişkin olduğundan, Mahkemelerinin 17.3.1999 günlü ara

kararıyla, davacının geçirdiği operasyonlara ilişkin bilgi ve belgelerin

bulunduğu "Hasta Dosyaları" istenilmiş ise de; söz konusu dosyaların

Ankara Numune Hastanesi arşivinde bulunamadığının (kaybolduğunun) bildirilmesi

üzerine, Mahkemece davacı tarafından dosyaya sunulan belgeler ile davacının

muayenesi sonucunda elde edilecek bilgiler ışığında bilirkişi incelemesine

karar verildiği, bilirkişi tarafından hazırlanan 22.11.1999 ve 27.12.1999 günlü

raporlarda, hastada, 8.11.1991 tarihindeki ilk operasyonu sırasında Bilateral Kord Vokal felci geliştiği,

bu sebebin sinir kesisi veya basısına bağlı olarak

gelişebileceği, zaman içinde sinir fonksiyonlarının geri dönebileceği, ancak

hastada, erken dönemde solunum yetersizliği oluştuğu ve zaman içinde kalıcı

hale geldiği, bu tür rahatsızlıklarda, ilk amacın yeterli hava girişinin

sağlanması olduğu, ses kalitesi bozulması ihtimalinin göze alınabileceği, bu

amaçla yapılan 2. ve 3. operasyonlarda ses kalitesinin düzeltilmediği ve kalıcı

sekel niteliğinde uzuv kaybının oluştuğunun belirtildiği, 24.2.2000 günlü naip

tezkeresi ile A.Ü. Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'na

gönderilen davacının yapılan muayenesi sonucunda düzenlenen raporda, davacının,

uzuv kaybının (çalışma gücü oranının) %63 olduğunun belirlendiği, bu oran göz

önüne alınarak 10.4.2000 günlü raporda, davacının fizik bütünlüğü, iktisadi

geleceği ve sosyal konumu göz önüne alınarak 12.857.657.785.lira maddi zararın

hesaplandığı, bu durumda davacının hatalı ameliyatlar sonucu uğradığı

zararların hizmet kusuruna dayalı olarak davalı idarece tazmini gerektiği,

davacının, istemde bulunduğu maddi tazminat miktarı göz önüne alınarak ve

istemle sınırlı olarak 1.000.000.000. lira maddi tazminatın davalı idarece

tazminine, maddi tazminata olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi

istenmekte ise de, idarenin gecikmesine karşılık ödenen yasal faizin, başvuru

tarihinden itibaren hesaplanacağı, önceki döneme ilişkin faiz isteminin de

reddi gerekeceğinin açık olduğu, manevi tazminat istemi yönünden ise, manevi

zararlar da, Anayasanın 125. maddesinde ifadesini bulan şekliyle, tazmin

edilmesi gereken zararlardan olup, hukuka aykırı eylem veya işlemlerden dolayı

ilgililerin duyduğu elem ve ızdırabı kısmen de olsa

hafifletmek amacını taşıdığı, buna göre, davacının %63 oranında kayba uğrayan

uzvunun sosyal yaşamdaki fonksiyonları, kayıp oranı ve hükmedilen maddi

tazminat tutarı göz önüne alınarak mahkemelerince takdiren

5.000.000.000.- lira manevi tazminatın davalı idarece ödenmesine, öte yandan,

davacı vekilince verilen 1.5.2000 günlü dilekçe ile maddi tazminat miktarının

13.000.000.000.- liraya çıkarılması istenmiş ise de, davanın genişletilmesi

niteliğindeki istemin kabulünün mümkün bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen

kabulüne, 1.000.000.000.- lira maddi, 5.000.000.000.- lira manevi tazminat olmak

üzere 6.000.000.000.- lira tazminatın davacıya ödenmesine, maddi tazminat

tutarına, davalı idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine,

başvuru tarihinden önceki döneme ilişkin yasal faiz isteminin reddine ilişkin

bulunan ilk kararında ısrar etmiştir.

Davalı idare Ankara 6. İdare Mahkemesinin

21.3.2002 günlü, E:2002/339, K:2002/325 sayılı ısrar kararını temyiz etmekve bozulmasını istemektedir.

Temyiz

edilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve dilekçede ileri sürülen temyiz

sebeplerinin kararın kabule ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte

olmadığı anlaşıldığından davalı idarenin temyiz isteminin reddine."

48. Danıştay 15. Dairesinin 9/4/2014 tarihli ve E.2013/5560, K.2014/2559

sayılı kararı şöyledir:

"(...)

Dava; davacı tarafından, 04/01/2008 tarihinde

Trabzon Numune ve Araştırma Hastanesi'nde gerçekleşen guatır

ameliyatı sonucu ses tellerinin kesilmesi ve felç olmasında idarenin hizmet

kusuru bulunduğundan bahisle 30.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi olmak

üzere toplam 70.000,00 TL tazminatın davalı idareden olay tarihinden itibaren

işleyecek yasal faiziyle birlikte tazmininekarar

verilmesi istemiyle açılmıştır.

Trabzon İdare Mahkemesi'nce;Adli

Tıp 3. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 03/09/2010 gün ve 8034 sayılı

bilirkişi raporunda; "hasta hakkında, tiroid

sintigrafisinde multinodüler olduğu USG hafif diffüz sol lopta 15x10 mm.lik

nodüllerin küçük olduğu, sağda 6,5 mm.lik kistik solid ufak nodül olması

dikkate alındığında ameliyat endiksiyonunun uygun

olmadığı, ameliyattan önce biyopsi yapılmamasının eksiklik olduğu, hipoparatroidizim tablosunun, calsiyum

ve parat hormon düzeylerinin eplasman

tedavisini gerektirmediği, geçici hipoparatirodi

olduğu, bilaüteral total operasyonunun tıbbi

uygulamalarının uygun olduğu, bilatüreal kord vokal paralizisinin komplikasyon olduğu, operasyon

öncesi biyopsi yapılmaması ve endiksiyonun ameliyat

kararı alınmasında yeterli olmadığı nedeniyle (doktor) A. B.'nin uygulamasının tıp kurallarına uygun olmadığı

oybirliğiyle mütalaa olunur." görüşlerine yer verildiği, hazırlanan rapor doğrultusunda,davacının fonksiyon kaybına uğramasında

idarenin yürütülen tedavide hizmet kusurunun bulunduğu,sonucuna

varılarak kusurlu eylemi ile davacının fonksiyon kaybına uğramasına neden olan

davalı idarenin, davacının bu nedenle uğradığı zarara karşılamakla yükümlü

olduğu, davacının uğradığı efor kaybının belirlenmesi amacıyla yaptırılan

bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişi tarafından düzenlenen 23.11.2012 kayıt

tarihli raporundan, tüm vücut fonksiyon kaybı olan %40 oranına göre 109.898,00

TL olarak hesaplandığı bu durum karşısında, bilirkişi raporunda belirtilen efor

kaybı miktarının davacı tarafından talep olunan şekliyle 30.000,00 TL maddi ve

30.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte, davalı idarece ödenmesi

gerektiği sonucuna varılmıştır.

(...)

Trabzon İdare Mahkemesi'nin 28/12/2012 tarih

ve E:2009/595; K:2012/1509 sayılı kararının ONANMASINA."

49. Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 7/10/2008 tarihli ve

E.2008/11477, K.2008/11825 sayılı kararı şöyledir:

"(...)

Dava konusu olay nedeniyle davacıların

Cumhuriyet Savcılığına yaptığı şikayet başvurusunda

bulundukları anlaşılmaktadır. Borçlar Kanunu 53. maddesine göre hukuk hakimi ceza mahkemesinde verilen beraat kararı ile bağlı

değilse de verilecek mahkumiyet kararı ve tespit edilen maddi olguları ile

bağlıdır. Bu durumda mahkemece hazırlık soruşturması sonucunun eğer dava

açılmış ise ceza davasının sonucunun beklenerek, hasıl olacak sonuca uygun bir

karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde, hüküm kurulması usül ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

50. Mahkemenin 21/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

51. Başvurucular, babalarının yeterli personel ve gerekli

teçhizat bulunmayan bir ambulans ile sevk edildiği hastaneye gittiği sırada

vefat ettiğini, acil yardım ambulanslarında ilgili mevzuat uyarınca şoförden

hariç en az üç kişilik bir ekip bulunması gerekmesine rağmen babalarının

nakledildiği ambulansta sadece acil tıp teknisyeni ile şoförün bulunduğunu,araçta bulunan acil tıp teknisyeni kalp krizi

geçiren babalarına müdahale edebilecek yeterliliğe sahip olmadığından

ambulanstaki şok cihazının hiç kullanılmadığını, şüphelilerin verdiği

ifadelerde de personel eksikliği bulunduğunun kabul edildiğini, personel

eksikliğinin bulunduğu kabul edilmesine rağmen kusurun hep bir üst birime

aktarılarak sorumluluktan kurtulunmaya çalışıldığını,

personel eksikliğinin tamamlanması için gerekli çalışmaları yapmayan tüm

personelin bundan sorumlu olduğunu, yaşanan olayda sorumluluğu bulunan kişiler

hakkında yeterli bir inceleme yapılmadan dosyanın kapatıldığını, ceza

soruşturması dahi yapılmadığını belirterek Anayasa’nın 17. maddesinde

tanımlanan yaşam hakkının ve 36. maddesinde tanımlanan adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş ve sorumluların yargılanmasını önleyen kararların

kaldırılması ile manevi tazminat taleplerinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

52. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvuru formu ve ekleri bir bütün olarak

incelendiğinde başvurucuların temel olarak babaları Necdet Gömüç'ün

yaşamının korunması için gerekli önlemlerin alınmamasından ve yaşam hakkı

kapsamında etkili bir soruşturma yürütülmemesinden şikâyet ettiği

anlaşılmıştır. Bu nedenle başvurucuların tüm iddialarının Anayasa'nın 17.

maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

53. Bakanlık görüşünde, kabul edilebilirlik incelemesi ile

ilgili olarak yaşam hakkı kapsamında “etkili bir yargısal sistem kurma”

yönündeki pozitif yükümlülüğün her olayda mutlaka cezai işlem başlatmayı

gerektirmediği, yaşam hakkına yönelik ihlal iddialarının kasıtlı bir eylem ile

gerçekleştirilmediği durumlarda mağdurlara hukuki, idari hatta disiplinle

ilgili hukuk yollarının açık olmasının yeterli olabileceği, somut olayda

başvurucuların adli ya da idari yargıda tazminat davası açtığına ilişkin bir

bilginin bulunmadığı, bu durumda başvurucuların hem ilgili doktorların ve

idarenin sorumluluğunun ortaya konmasına hem de gerektiği takdirde tazminat

ödenmesine imkân sağlayacak bir yoldan kendisini mahrum bıraktığı, anılan

hususların kabul edilebilirlik incelemesi bakımından gözönünde

bulundurulması gerektiği belirtilmiştir.

54. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 46. maddesinin (1) numaralı

fıkrasında ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal

nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlerin bireysel başvuru

hakkına sahip oldukları kurala bağlanmıştır. Yaşam hakkının doğal niteliği

gereği, yaşamını kaybeden kişiler açısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak

yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölen kişilerin mağdur olan yakınları tarafından

yapılabilecektir (Sadık Koçak ve diğerleri,

B. No. 2013/841, 23/1/2014, § 65). Başvuru konusu olayda müteveffa Necdet Gömüç, başvurucuların babasıdır. Bu nedenle başvuru

ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

56. Kişinin yaşam hakkı ile maddi ve manevi varlığını koruma

hakkı, birbiriyle sıkı bağlantıları olan devredilmez ve vazgeçilmez haklardan

olup devletin bu konuda pozitif ve negatif yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin

yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermeme,bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak

yine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal

makamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden

kaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, §§ 50, 51).

57. Söz konusu pozitif yükümlülük, sağlık alanında yürütülen

faaliyetleri de kapsamaktadır. Nitekim Anayasa'nın 56. maddesinde herkesin

sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, devletin "herkesin hayatını(,)

beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak (...) amacıyla sağlık

kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini"

düzenleyeceği ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal

kurumlarından yararlanarak ve onları denetleyerek yerine getireceği kurala

bağlanmıştır.

58. Devlet, sağlık hizmetlerini -ister kamu isterse özel sağlık

kuruluşları tarafından yerine getirilsin- hastaların yaşamlarının korunmasına

yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde düzenlemek

zorundadır (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, §

35).

59. Devletin yaşam hakkı kapsamında sahip olduğu pozitif

yükümlülüklerin bir de usule ilişkin yönü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 54). Bu usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma

türünün, yaşam hakkının esasına ilişkin yükümlülüklerin cezai bir yaptırım

gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak tespiti gerekmektedir. Buna göre yaşam

hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise "etkili bir yargısal

sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası

açılmasını gerektirmez. Bu ilke, tıbbi ihmal sonucu meydana geldiği ileri

sürülen ölüm olayları için de geçerlidir. Bu durumlarda mağdurlara hukuki,

idari hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 59; Nail Artuç, §

37).

60. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki yaşam hakkının ihlaline

kasten sebebiyet verildiği durumlarda Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında

devletin sahip olduğu “etkili bir yargısal sistem kurma” yönündeki pozitif

yükümlülük sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek

nitelikte soruşturmaların yürütülmesini mecburi kıldığından bu tür durumlarda

mağdurlara sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı kapsamındaki ihlali gidermek ve

mağdur sıfatını ortadan kaldırmak bakımından yeterli değildir. Ancak yaşam

hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmediği durumlarda, özellikle tıbbi

ihmal nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasının bulunduğu hâllerde

mağdurlara yalnızca hukuk mahkemelerine ya da hukuk mahkemeleri ile birlikte

ceza mahkemelerine başvurma imkânının sağlanmasıyla etkili bir yargısal sistem

kurma yönündeki pozitif yükümlülük yerine getirilmiş sayılabilir (Zeki Kartal, B. No: 2013/2803, 21/1/2016,

§ 78).

61. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölüm ve

yaralama olaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda

muhakeme hatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası

sonuçların farkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen

yetkileri göz ardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri

bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda,

insanların yaşamını veya vücut bütünlüğünü tehlikeye atan kişiler aleyhine

hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması Anayasa'nın

17. maddesinin ihlaline neden olabilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 60). Bu yaklaşım, yetkili kişi ve

kurumların kamu ya da özel sağlık kuruluşlarına başvuran bir hastanın sağlık

durumunun ciddiyetini bilmesine ya da bilmesinin gerekmesine rağmen meydana

gelebilecek riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almayarak

yahut hastanın tanı ve tedavisine ilişkin değerlendirme hatasını aşacak şekilde

mesleki ödevlerine aykırı davranarak bir kimsenin hayatına veya vücut

bütünlüğüne zarar vermesi hâlinde sağlık alanında yürütülen faaliyetlerde de

geçerlidir (Kenan Sayın, B. No:

2013/5376, 14/10/2015, § 47).

62. Somut olayda Necdet Gömüç'ün ölüm

olayı ile ilgili olarak başvurucuların kullanabileceği birden fazla hukuki yol

bulunmaktadır. Bu kapsamda başvurucular, yaşanan olay hakkında bir ceza

soruşturması başlatılmasını ve kusurlu olan personel hakkında kamu davası

açılmasını yetkili Cumhuriyet Başsavcılığından talep edebilirler. İkinci bir

yol olarak başvurucular, Necdet Gömüç'ün ölümünden

sorumlu olduğunu düşündüğü kişiler aleyhine haksız fiilden ya da vekâlet

sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluk kapsamında yetkili asliye hukuk

mahkemesinde tazminat davası açabilirler. Üçüncü bir yol olarak ise

başvurucular, yaşanan olayda hizmet kusuru bulunduğu gerekçesiyle ilgili kamu

idaresi aleyhine idari yargıda tam yargı davası açabilirler. Başvurucular,

olayda ihmali olduğunu ileri sürdüğü görevliler hakkında suç duyurusunda

bulunarak ceza soruşturması açılması talebinde bulunmuş olmakla birlikte

hastanenin veya ilgili görevlilerin sorumluluklarına ilişkin herhangi bir

hukuki yola başvurmamışlardır. Bu durumda üzerinde durulması gereken husus

-somut olayın koşulları çerçevesinde- yaşam hakkı kapsamında devletin sahip olduğu

"etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülüğün

anılan hukuki çarelerden herhangi biri ile yerine getirilip getirilmediğidir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Anna Todorova/Bulgaristan, B. No:

23302/03, 24/5/2011, § 74;Nurettin Demir ve Çiçek Demir/Türkiye, B. No:

34885/06, 13/11/2012, § 71).

63. Bireysel başvuru formu ve eklerinde sunulan bilgi ve

belgeler ışığında mevcut başvurunun koşulları incelendiğinde başvurucuların

yaşadığı üzüntü verici olayın kasti bir tutumdan kaynaklandığını gösteren

herhangi bir bulgu olmadığı ve olayın meydana geldiği koşulların bu bağlamda

herhangi bir şüphe uyandırmadığı anlaşılmaktadır. Başvurucular da söz konusu

olayın ilgili kamu görevlileri tarafından babalarına zarar vermek kastıyla gerçekleştirildiği

yönünde bir iddia ileri sürmemiştir. Ön inceleme kapsamında yapılan

araştırmalar neticesinde elde edilen veriler de ilgili kamu görevlilerinin

yetkilerine açıkça aykırı davranarak Necdet Gömüç'ün

ölümüne sebebiyet verdiği iddiasını desteklememektedir. Ön inceleme kapsamında

elde edilen bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarında hasta Necdet Gömüç'e gerekli müdahalenin ana hatları ile

gerçekleştirildiği (bkz. § 31), ilgili kamu görevlilerinin kendi yetki ve

sorumlulukları kapsamında hareket ettiği ve kendilerine etfedilebilecek

kişisel bir kusurun bulunmadığı (bkz. §§ 32, 33) yönünde değerlendirmeler

yapıldığı görülmektedir. Tüm bu hususlar dikkate alındığında başvuru konusu

olayın yukarıda belirtilen istisnalar (bkz. § 61) kapsamında olmadığı sonucuna

ulaşılmıştır. Dolayısıyla Anayasa'nın 17. maddesi bağlamında devletin sahip

olduğu "etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif

yükümlülük, somut olayda mağdurlara adli ya da idari yargı mercileri önünde

açabilecekleri bir tazminat ya da tam yargı davası yolunun sağlanması ile

yerine getirilmiş sayılabilir.

64. Başvurucular, babalarının ölümü ile neticelenen olayda

ihmali olduğunu ileri sürdüğü görevliler hakkında suç duyurusunda bulunarak

ceza soruşturması açılması talebinde bulunmuş olmakla birlikte Türk hukuk

sistemindeki mevcut hukuki yollardan olan ve hem ilgili personelin veya

idarenin mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın

ödenmesini sağlayabilecek olan hukuk mahkemelerinde tazminat davası ya da idari

yargıda tam yargı davası açma imkânını kullanmamıştır. Yargıtay ve Danıştayın konu hakkındaki içtihatları (bkz. §§ 45-49)

dikkate alındığında ceza kanunları uyarınca suç oluşturmayan eylem ve ihmallere

karşı da ilgili kişi veya kurumlar aleyhine adli ya da idari yargı önünde

açılacak davalar ile uğranılan zararların tazmininin mümkün olduğu

görülmektedir. Bu nedenle başvuru konusu olay açısından ihlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olduğundan söz edilemeyecektir.

65. Hukuka veya sözleşmeye aykırı bir fiil nedeniyle başkasına

verilmiş olan zararın tazmin edilmesi yükümlülüğünü ifade eden hukuki

sorumluluk, ceza hukuku alanında suç diye adlandırılan insan davranışına göre

daha geniş bir hukuka aykırı davranış grubunu kapsamaktadır. Bir eylemin suç

teşkil edebilmesi için ilgili kanunda açıkça tanımlanması gerekirken haksız

fiil için böyle bir sınırlamaya yer verilmemektedir. Ayrıca ceza hukuku

alanında taksire dayalı sorumluluğun istisnai nitelik taşımasına rağmen kasten

veya taksirle başkalarına verilen zararın hukuki sorumluluk kapsamında giderim

imkânının daha fazla olduğu, ceza hukuku alanında objektif sorumluluğa yer

verilmezken hukuki sorumluluk alanında objektif sorumluluk esasının da etkin

şekilde uygulandığı ve hukuki sorumluluk alanında aynı maddi vakıalar

çerçevesinde daha düşük bir ispat standardı kullanılarak kişisel sorumluluğun

söz konusu olabildiği anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra hukuk sistemimizde ceza

muhakemesinde şahsi hak iddiasında bulunma imkânı ortadan kaldırılırken hukuki

sorumluluk alanındaki tazmin yükümlülüğünün asıl gayesinin zarar görenin

zararının telafi edilmesi olduğu dikkate alındığında özellikle somut başvuruya

konu ihlal iddiasına benzer uyuşmazlıklar açısından hukuki tazmin yolunun daha

yüksek başarı şansı sunabilecek kullanılabilir ve etkili bir başvuru yolu

olduğu anlaşılmaktadır (Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 44).

66. Açıklanan nedenlerle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

21/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Raportör Yrd.

:

Halil

İbrahim DURSUN

Başvurucular

:

1. Coşkun

GÖMÜÇ

2. Taşkın

GÖMÜÇ

Vekili : Av. Mustafa Umut YALÇIN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/9597, 21 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Sonuç
  8. Sonuç
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucuların
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Özgüldür
  16. Kömürcü
  17. Altan
  18. Gömüç
  19. Gömüç
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/9597
Tarih
21 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Muhammet Önder Tekin Başvurusu (B. No: 2013/1515)
  • Ayşe Sevtap Uzun Başvurusu (B. No: 2013/6260)
  • İbrahim Yaşar Özgök Başvurusu (B. No: 2013/2175)
  • Emine Yetişecek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4496)
  • Habip Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/7697)
  • Kerime Akyol ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8139)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.