İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muhammet Önder Tekin Başvurusu (B. No: 2013/1515)

1. Başvuru, ulusal yayın yapan Star gazetesinde yayımlanan köşe

Başvuru No2013/1515Tarih13 Nisan 2016Okuma13 dk · 2.632 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muhammet Önder Tekin Başvurusu

Karar tarihi
13 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/1515
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.632 kelime·13 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ulusal yayın yapan Star gazetesinde yayımlanan köşe

yazısında kullanılan ifadelerin başvurucunun kişilik haklarını zedelediği,

itham edici ve gerçeğe aykırı olduğu, bu kapsamda açılan tazminat davasında

taleplerin gerekçesiz kararlarla reddedilmesi nedeniyle örgütlenme özgürlüğü,

düşünceyi açıklama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 18/2/2013 tarihinde Ankara

15. İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 1/2/2016

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 1/2/2016

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucu, Danıştay tetkik hâkimi olarak görev yapmakta ve

başvuruya konu olay tarihinde Yar-Sav isimli derneğin genel sekreterlik

görevini yürütmektedir.

7. Başvurucu, Yar-Sav Yönetim Kurulunca ve “yargı bağımsızlığına yönelik her türden müdahale ile

siyasi amaçlı yıpratma, kuşatma ve egemen olma çabalarının eleştirilmesi”

amacıyla hazırlanan basın açıklamasını 24/2/2010

tarihinde dernek genel merkezinde okumuştur.

8. Ulusal yayın yapan Star gazetesinde 25/2/2010

tarihinde, başvurucu ve basın açıklaması hakkında “Ben Korktum Bu Yargıçtan!” başlıklı bir köşe yazısı

yayımlanmıştır. Bahse konu yazı içeriği şöyledir:

“Muhammet Önder Tekin... Danıştay Tetkik

Hâkimi imiş... İsmini ilk kez duyuyorum. Ama galiba bundan sonra daha sık

duyacağız.

Değerli Hâkim Muhammet Önder Tekin, eski

YARSAV Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’nun “güvensizlik” nedeniyle liste dışı

bırakıldığı Genel Kurul’da, YARSAV Genel Sekreterliği’ne seçilmiş.

Hayırlı olsun...

Daha önce de, “Genel Sekreter” sıfatıyla bazı

açıklamalar yapmıştı ama, bunlar pek dikkat çekici

değildi. Ya da Muhammet Bey’in açıklamalarına biz yeterli dikkati veremedik.

Neyse...

Dün bir açıklama daha yaptı...

Bir hukukçudan, bir yargıçtan, bir meslek

kuruluşu mensubundan duymaya alışık olmadığımız türden, sert, öfkeli, (militan

tavırlı demek istemiyorum), “dik duruşlu” bir açıklama.

Kızıyor Muhammet Bey...

Her şeye kızıyor.

İktidara, siyaset kurumuna, bir kısım yargıya,

medyaya, Ergenekon soruşturmasına. Her şeye...

Bazı konularda haklı... “Hukuk devletinde

tutuklama bir önlemdir ve asla ceza niteliğine bürünmemelidir. Tutukluluğun

devamında sürenin azlığına değinilmesi ise sadece ve sadece tutuklamanın bir

ceza olarak kabul edildiğine delalet edebilir” cümlesi, sanırım, pek de itiraz

görmeyecektir.

Muhammet Bey bazı şeylere kızarken, “kızılması

iktiza” bazı konuları da, niyeyse, es geçiyor.

Mesela, Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner’i aramış

olmasını eleştiriyor, ama İlhan Cihaner’in gözaltına

alınması sırasında HSYK Başkan Vekili Kadir Özbek’in aynı Cihaner’i

ve aramayı gerçekleştiren savcıyı aramasını hiç sorun yapmıyor... “Gizli tanık”

uygulamasını anayasaya aykırı buluyor, ama “anayasaya aykırı” olarak elde

edilmiş gizli tanığa yönelik ana muhalefet partisi CHP’nin özel ilgisinden hiç

rahatsızlık duymuyor.

Muhammet Bey, birçok konuda, bir önceki başkan

Ömer Faruk Eminağaoğlu gibi düşünüyor.

En az onun kadar celadetli...

İtiraz kalemleri de Eminağaoğlu’nunkilere

benziyor...

Mesela, Türkiye’de uzun zamandan beridir

“anayasal yargı erkine karşı planlı, kapsamlı ve dozu artan oranda yıpratma, kuşatma

ve egemen olma çabalarının sürdürüldüğünü” iddia ediyor.

Bunu kim yapıyor?

Muhtemelen siyaset kurumu...

Eminağaoğlu da siyaset kurumundan şekvacıydı...

Bir Başbakan’a sallıyordu... Dönüp, bir

parlamentoya... Bir bakanlara... Bir Cumhurbaşkanı’na...

Herkes payını alıyordu söylediklerinden.

Muhammet Bey daha da öteye geçiyor, “siyaset

kurumunun hesaplaşmasının sadece sandıkla olamayacağını” söylüyor.

Nasıl mı?

Buyurun okuyalım: “Hiç kimse bize, siyaset

kurumunun hesaplaşmasının sadece sandıkta yapılacağı gibi çağdışı bir anlayışı

dayatmaya kalkmasın. Bugün millet iradesi diye ortaya çıkanlar, bağımsız

yargıyı yok etme girişimi ile demokrasiye verdikleri telafisi imkânsız

zararların her seçim döneminde sandığa giderek hesabını verebileceklerini mi

sanıyorlar?”

Sizi bilmem ama, ben

korktum bu açıklamadan.

Ne demek istiyor Muhammet Bey?

Siyaset kurumunun hesaplaşması sandıkta

olmayacak da, nerede olacak?

Memlekette (ve bu arada yargıda) ne olup

biteceğine parlamento karar vermeyecek de, kim karar verecek?

Muhammet Bey’in, konuşmasının sonunda,

“Cübbelerimizi çıkarmamızı isteyenler, YARSAV cübbesine daha sıkı

sarılacağımızı bilmeliler” şeklinde bir meydan okuyuşu var ki, bütün

korkularımıza tuz biber ekiyor.

Bütün mesele de bu zaten...

Hukukçunun kuşanacağı şey “hukuk cübbesi” mi

olmalı, YARSAV cübbesi mi olmalı?”

9. Başvurucu 4/6/2010 tarihli dava

dilekçesiyle Star gazetesinin sorumluları aleyhine yazıda yer alan bilgilerin

doğru olmadığı, basın açıklamasını çarpıtan bir yazı olduğu, hakkında

ithamlarda bulunularak kişilik haklarına saldırıldığı iddiasıyla manevi

tazminat talebinde bulunmuştur.

10. Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 21/12/2010

tarihli kararıyla davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

"… Davaya konu Star

Gazetesi'nin 25.02.2010 tarihli davalı Ahmet Kekeç'in köşesindeki "Ben

Korktum Bu Yargıç'tan" başlıklı yazıda;

davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu iddiası ile iş bu manevi

tazminat davasının açıldığı, dava konusu yazının içeriğinde "bir

hukukçudan, bir yargıçtan, bir meslek kuruluşu mensubundan duymaya alışık

olmadığımız sert, öfkeli (militan tavırlı demek istemiyorum) dik duruşlu bir

açıklama. Kızıyor Muhammet Bey......her şeye

kızıyor........Herkes payını alıyordu söylediklerinden. Muhammet Bey daha da

öteye geçiyor "Siyaset kurulunun hesaplaşmasının sadece sandıkla

olamayacağını" söylüyor.....Sizi bilmem ama ben

korktum bu açıklamadan, ne demek istiyor Muhammet Bey ? siyaset

kurulunun hesaplaşması sandıkta olmayacak da nerede olacak? Memlekette (ve bu

arada yargıda) ne olup biteceğini parlamento karar vermeyecek de kim karar

verecek......şeklindeki ifadelerin yer aldığı, dava

konusu yazıda kullanılanifade şeklinin olayın

gösterdiği özelliklere ve anlatılmak istenen amaca uygun olduğu, özle biçim

arasındaki dengenin bozulmadığı, yazıda eleştiri sınırlarının aşılmadığı,

davacının kişilik haklarına doğrudan bir saldırının bulunmadığı, toplumsal

eleştiri hakkının kullanıldığı anlaşıldığından belirtilen nedenlerle davanın

reddine karar vermek gerekmiştir."

11. Anılan karar, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin 20/3/2012 tarihli ve E.2011/2384,

K.2012/4451 sayılı ilamıyla onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi de

aynı Dairenin 5/12/2012 tarihli ve E.2012/9777,

K.2012/18568 sayılı ilamıyla reddedilmiştir. Nihai karar 17/1/2013

tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

12. Başvurucu 18/2/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

13. 1/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı

Türk Borçlar Kanunu’nun 49. maddesinin şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı

bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu

zararı gidermekle yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

14. Mahkemenin 13/4/016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

15. Başvurucu,

i. Başvuru konusu köşe yazısının

gerçekleri çarpıtarak değerlendirme yaptığını, kişilik haklarına saldırı

niteliği taşıdığını, sivil toplum örgüt temsilciliği sıfatıyla yapılan basın

açıklamasını yargıçlık mesleği ile karıştırarak korkunç bir eylem izlenimi

verildiğini, yazının toplantı ve örgütlenme özgürlüğüne ve düşünceyi açıklama

özgürlüğüne müdahale edecek şekilde kaleme alındığını,

ii. İlk Derece Mahkemesi kararındaki

gerekçeler yeterli olmadığı gibi karar düzeltme talebinin Yargıtayca

reddedilmesi sonucunda idari para cezasına hükmedilmesi ile adil yargılanma,

mahkemeye erişim, etkili başvuru hakları ve hak arama özgürlüğü ve kanunsuz suç

ve ceza olmaz ilkesinin görmezden gelindiğini belirterek anayasal haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

16. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun,

hakkında yazılan köşe yazısının gerçeği yansıtmadığını, yazıda geçen sözlerin

çarpıtma ve tahkir içerdiğini, kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek

Anayasa’nın 17., 26., 33., 34., 36. ve 141.

maddelerinin ihlal edildiği iddialarının temel olarak açtığı tazminat davasının

reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarının korunmasında toplandığı ve

şikâyetin, Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen kişilik haklarının korunması

kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

17. Öte yandan başvurucu, gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ise de Anayasa Mahkemesinin benzer şikâyetlerdeki

görevi, yargı mercilerinin şeref ve itibar hakkı ile basın özgürlüğü arasında

Anayasa Mahkemesi içtihadında ortaya konulan kriterlere

uygun bir şekilde bir denge kurup kurmadıklarını ve mahkemelerin başvuranı

aşırı bir eleştiriden korumakta yetersiz kalıp kalmadıkları denetlemektir. Bu

yapılırken derece mahkemelerinin gerekçeleri gözönüne

alınacaktır.

18. Başvurucunun, karar düzeltme başvurusunun reddi üzerine

verilen idari para cezası ile ilgili olarak mahkemeye erişim hakkına ilişkin şikayeti ayrı bir başlık altında incelenecektir.

1. Şeref ve İtibarın

Korunması Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

19. Başvurucu, tahkir ve çarpıtma içeren sözler karşısında

derece mahkemelerinin değerlendirmelerinin kendisini korumaması nedeniyle

kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner

kararında (İlhan Cihaner,

B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya

konulmuştur. Daha sonra aynı ilkeler Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından

benimsenmiş (Kadir Sağdıç [GK],

B. No: 2013/6617, 8/4/2015, §§ 35-66; Nihat Özdemir [GK], B. No: 2013/1997,

8/4/2015, §§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen şikâyetlerde sözü geçen ilkeleri

uygulamışlardır (Ali Suat Ertosun,

B. No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; Ali

Suat Ertosun (2), B. No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).

21. Başvuruya konu sözler ve iddialar nedeniyle başvurucunun

kişisel itibarının korunması hakkına müdahale edildiği, kabul edilebilirlikten

uzak değildir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun,

Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel

itibarın korunmasını isteme hakkı ile ulusal günlük gazetenin ve şikâyet konusu

haberin yazarı gazetecinin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan

basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde

güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulması

gerekmektedir.

22. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp sağlanmadığı,

hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya sıradan birey olup

olmaması ve ünlülük derecesi gibi); haber, köşe yazısı veya makalenin konusu,

ilgili kişinin önceki davranışları; yayının içeriği, şekli ve sonuçları ile

haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanma şartları (İlhan Cihaner,

§§ 66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66;

Nihat Özdemir [GK], B. No:

2013/1997, 8/4/2015, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun, §§ 44-52; Ali Suat Ertosun (2), §§ 42-50).

23. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerin,

başvurucuyu eleştiri sınırını aşan bir müdahaleden korumakta yetersiz kalıp

kalmadıkları incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki

ihtilaf, büyük ölçüde, dava konusu haberin; maddi vakıaların açıklanması veya

değer yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada maddi olgular

ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular

ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı

dikkate alınmalıdır (Kadir Sağdıç,

§ 57; İlhan Cihaner,

§ 64; benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986,

§ 46). Yine de yeterli bir olgusal temele sahip olması beklenmekle birlikte

yargılamaya konu bir yazının bir bütün olarak ele alındığında kamu yararını

ilgilendirmesi, değer yargısı kavramının geniş yorumlanması gerekliliğini

ortaya koymaktadır. Bir suç isnadının sağlam bir nedene dayandığının ortaya

konulmasında aranan kesinlik derecesinin, kamu yararı ile ilgili bir konuda,

gazetecilerin değer yargısı içeren ifadeleri bakımından da aranmasını beklemek

basın özgürlüğünün amacı ile bağdaşmaz (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Scharsach ve News Verlagsgesellschaft

GmbH/Avusturya, B. No: 39394/98, 13/2/2004, §§ 39-43).

24. Başvurucu, toplantı ve örgütlenme hakkı kapsamında dernek

temsilcisi olarak icra ettiği görevinin yargıçlık mesleği ile iltibas edilerek

eleştiri konusu edilmesinin, bu hakların ihlali niteliğini taşıması yanı sıra

kişilik haklarına da saldırıda bulunulduğunu iddia etmektedir. Buna karşın İlk

Derece Mahkemesi, dava konusu köşe yazısındaki ifadelere vurgu yapmış ve ifade

şeklinin olayın gösterdiği özelliklere ve anlatılmak istenen amaca uygun

olduğunu hatırlatmıştır. Mahkemeye göre söz konusu yazı basın özgürlüğü

sınırlarını aşmayan eleştirel nitelikte bir yazıdır. İlk Derece Mahkemesi

başvurucunun talebini, söz konusu yazının bir bütün olarak kişilik haklarına

doğrudan bir saldırı niteliği taşımadığı, eleştiri seviyesinde kaldığı, yazının

tamamında vurgulanmak istenen amaca uygun olduğu ve özle biçim arasındaki

dengenin bozulmadığı gerekçesi ile reddetmiştir.

25. İlk olarak davalının başvuruya konu gazete yazısında dile

getirdiği düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup

sunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip

geçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazının

kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya

makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine yazının

bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok

üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner, § 74). Basının genel yarar nitelikli

bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu

bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

26. Şikâyet konusu yazının yayımlandığı tarih, başvurucunun

genel sekreteri olduğu derneğin basın açıklaması yaptığı günün sonrasında bir

tarihtir ve başvurucu Danıştay tetkik hâkimi konumunda bir devlet memurudur.

Bir bütün olarak şikâyet konusu yazıda aktif olarak yargıçlık mesleğini icra

eden başvurucunun, dernek temsilcisi sıfatıyla okuduğu basın açıklaması içeriği

eleştiri konusu yapılmış, daha çok basın açıklamasında vurgulanmayan hususlar

eleştirilirken vurgu yapılan açıklamalardan seçilerek öne çıkarılan bazı

ifadelerle başvurucunun mesleki konumu karşılaştırılmıştır. Yargıya ilişkin

sorunların tartışılması bağlamında dile getirilen görüşler (basın açıklaması)

ve buna yönelik eleştiriler (gazete yazısı) kamu yararına ilişkin tartışmalar

kapsamındadır. Bu bakımdan söz konusu köşe yazısında sarf edilen sözlerin, bir

ölçüde, genel yarar nitelikli tartışmaya katkı sundukları kabul edilebilir. Bu

hususla ilgili olarak, basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgili

olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma

hakkının eklendiği dikkate alınmalıdır.

27. Bunun yanında dava konusu edilen

köşe yazısının başvurucunun basın açıklamasından sonra kaleme alındığı, bir

yönüyle başvurucunun basın açıklaması yapmak suretiyle kendisini kamunun

tartışmasına açtığı ve basın açıklamasını hâkim kimliğinden daha çok üyesi

bulunduğu sivil toplum kuruluşunun temsilcisi olarak yaptığı ve kamunun

tartışmasına bu sıfatla açık olduğu gözden uzak tutulmamalıdır.

28. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle

aktarılacağına bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda

Anayasa’nın 26. maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini

değil, aynı zamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırda

tutulmalıdır (Ali Suat Ertosun, §

66).

29. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın özgürlüğü

ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunması

hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk Derece Mahkemesi, söz

konusu yazının genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkı sunup sunmadığı

sorusuna özel bir önem vermiş, ayrıca haberin yapıldığı şartlar üzerine de

eğilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya konu yazıda vurgulanan hususlara

eğilmiş ve yayının yapıldığı tarihte meydana gelen olaylarla yayınların içeriği

arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığına ve başvuruya konu yazıda geçen

eleştirilerin kişilik haklarına saldırı seviyesinde olmadığına karar vermiştir.

30. Bu şartlarda, yukarıdaki

değerlendirmelerin tamamı ve yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerken

sahip oldukları takdir payları da dikkate alındığında Anayasa’nın 17.

maddesinin birinci fıkrasında yer alan pozitif yükümlülüklere uyulduğu, Derece

Mahkemelerince tarafların haklarının değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik

saptanmadığı ve bu kapsamda bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun

diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Mahkemeye Erişim

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

31. Başvurucu, karar düzeltme başvurusunda talebinin reddine

karar verilirken idari para cezasına hükmedildiğini belirterek etkili başvuru

hakkı, hak arama özgürlüğü, mahkemeye erişim hakkı ve adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

32. Başvuruya konu yargılama faaliyetinde, başvurucunun karar

düzeltme talebinin reddedilmesi üzerine 18/6/1927

tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 442. maddesi

uyarınca 203 TL para cezasına hükmedildiği anlaşılmaktadır.

33. Karar düzeltme para cezasına hükmedilmesinin adil yargılanma

hakkına aykırı olduğu yönündeki iddialar, Anayasa Mahkemesi tarafından

mahkemeye erişim hakkı bağlamında daha önce birçok kez incelenmiş ve iddiaya

konu düzenlemenin, verilen yargı hizmeti karşılığında bireylerin az da olsa bu

hizmetin maliyetine katkı sağlamasını temin ederek gereksiz yere karar düzeltme

yoluna başvurulmasının önlenmesi ve sonucu itibarıyla temelden yoksun

ihtilafların ve aşırı masrafların önünün alınmasıyla yargının aşırı iş yükünden

kurtarılarak adaletin doğru yönetimi ve yargı hizmetinin daha iyi verilmesinin

sağlanması, genel olarak adaletin uygun bir biçimde yerine getirilmesi ile de

tüm bireylerin haklarının korunmasının temin edilmesi meşru amacına yönelik

olduğu tespitlerine yer verilmiştir (Tahir Gökatalay, B. No: 2013/1780, 20/3/2014,

§§ 36-44).

34. Somut başvuru açısından da söz konusu tespitlerden ayrılmayı

gerektiren bir durumun söz konusu olmadığı, başvurucunun karar düzeltme kanun

yolu öncesinde de hukuki korunma talebini ilk derece mahkemesi ve temyiz mercisi olmak üzere iki dereceli bir yargılama prosedüründe ileri sürme imkânının bulunduğu ve başvuru

dosyası kapsamından karar düzeltme talebinin reddi neticesinde hükmedilen para

cezasının başvurucu üzerinde önemli bir ekonomik yük teşkil ettiğine dair bir

kanaate ulaşılmadığı, bu suretle karar düzeltme başvurusunun reddedilmesi

üzerine başvurucu aleyhine hükmedilen para cezasının, mahkemeye başvurma

hakkının fiilen ve etkili bir biçimde kullanılmasını engellemediği sonucuna

varılmakla başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği yönündeki

iddiasının, diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

13/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Nuri NECİPOĞLU Erdal TERCAN Kadir ÖZKAYA Rıdvan GÜLEÇ Raportör : Abuzer YAZICIOĞLU Başvurucu : Muhammet Önder TEKİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1515, 13 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya
  12. B. No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; Ali
  13. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1515
Tarih
13 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Ayşe Sevtap Uzun Başvurusu (B. No: 2013/6260)
  • İbrahim Yaşar Özgök Başvurusu (B. No: 2013/2175)
  • Emine Yetişecek ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4496)
  • Habip Yüksel Başvurusu (B. No: 2013/7697)
  • Kerime Akyol ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/8139)
  • Ertürk Genç Başvurusu (B. No: 2013/5010)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.