İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Dalbay Taş İmalat San. ve Tic.ltd.şti. Başvurusu (B. No: 2014/10518)

1. Başvuru, mutlak koruma alanında kaldığı gerekçesiyle iptal

Başvuru No2014/10518Tarih14 Eylül 2017Okuma12 dk · 2.482 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Dalbay Taş İmalat San. Ve Tic.ltd.şti. Başvurusu (2)

Karar tarihi
14 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/10518
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.482 kelime·12 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mutlak koruma alanında kaldığı gerekçesiyle iptal

edilen ruhsata konu işletme alanının daha sonra mutlak koruma alanından

çıkarılarak ihale edilmesi üzerine ihalenin iptali istemiyle açılan davada

esasa etkili iddialar karşılanmadan karar verilmesi nedeniyle adil yargılanma

hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/6/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. İstanbul ili Gaziosmanpaşa ilçesi Cebeci köyü civarında

başvurucu Şirkete ait İR:2443 ve İR:1206 sayılı maden işletme ruhsatları

başvurucunun 26/9/1988 tarihli talebi üzerine birleştirilerek başvurucuya

TR

2692 sayılı yeni bir ruhsat verilmiştir.

9. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğünce (İSKİ)

bu ruhsatlardan İR:1206 sayılı işletme ruhsatı sahasındaki faaliyetler

nedeniyle oluşan atık maddelerin Alibeyköy Barajı'nı alüvyon ile doldurduğunun

tespit edildiği, bu nedenle ruhsatın iptal edilmesi 1/10/1990 tarihli yazıyla

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından istenilmiştir. Bakanlığın cevap

vermemesi üzerine İSKİ Genel Müdürlüğünce Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı

aleyhine İstanbul 1. İdare Mahkemesinde dava açılmış, anılan Mahkemenin

21/1/1993 tarihli ve E.1992/791, K.1993/59 sayılı kararıyla dava konusu taş

ocağının Alibeyköy Barajı'nın su toplama havzasında mevcut derelerin mutlak

koruma alanı içinde kalmasından dolayı muhafazasının mümkün olmadığı

gerekçesiyle iptal kararı verilmiş; bu karar Danıştay tarafından onanarak kesinleşmiştir.

Bunun üzerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından daha önce

birleştirilmiş ruhsat alanından İR:1206 sayılı ruhsat alanı çıkarılmak

suretiyle başvurucuya yeni bir ruhsat verilmiştir.

10. Başvurucu Şirket, yargı kararıyla iptal edilen İR:1206

sayılı ruhsat alanının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından mermer

işletilmek üzere İnternet üzerinden ihaleye çıkarıldığını öğrendiğini

belirterek 19/7/2005 tarihli dilekçeyle ihaleye çıkarılan maden alanının kendi

ruhsat alanı olduğunu, bu yüzden ihalenin iptal edilerek ihale konusu alanın

kendi ruhsatına ilave edilmesini talep etmiştir.

11. Başvurucunun bu talebine"İSKİ Genel Müdürlüğü'ne içme ve kullanma suyu temin edilen mutlak koruma

alan sınırları ve İSKİ Baraj Koruma alan sınırları sorulmuş olup gelecek cevaba

göre işlem tesis edilecektir." şeklinde cevap verilmiştir.

Başvurucu bunun üzerine dava açmıştır.

12. İstanbul 6. İdare Mahkemesi 30/4/2007 tarihli ve

E.2005/2912, K.2007/1119 sayılı kararıyla Alibeyköy Barajı su toplama havzası

içinde ve koruma havzasında mevcut derelerin mutlak koruma alanında kaldığı

Mahkeme kararıyla sabit olan taşınmaz için davalı idarece tesis edilen işlemde

hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bu kararın

temyizi üzerine Danıştay Sekizinci Dairesi 30/4/2007 tarihli ve E.2005/2912,

K.2007/1119 sayılı kararıyla6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama

Usulü Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne uygun bulunmayan dava dilekçesinin

reddedilmesi gerekirken işin esasına girilerek davanın reddi yönünde verilen

mahkeme kararında yasal isabet bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararını

bozmuştur.

13. İdare Mahkemesi bozmaya uymuş ve verilen dilekçe ret kararı

üzerine anılan alanın ihaleye çıkartılmasına ilişkin işlemin iptali istemi

ayrı, söz konusu alanın başvurucunun kendi ruhsatına ilave edilmesi yönündeki

istemi ayrı birer dava olarak görülmeye başlanmıştır.

14. İhaleye çıkılmasına ilişkin işlemin iptali isteminin

görüldüğü başvuruya konu davada Mahkeme 30/6/2010 tarihli ve E.2009/640, K.2010/1209

sayılı kararıyla, İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 21/1/1993 tarihli kararına

atıfla uyuşmazlık konusu alanın, Alibeyköy Barajı'nın su toplama havzasında,

mevcut derelerin mutlak koruma alanı içinde kaldığı, bu alanın ihale yoluyla

yeniden aramaya açılacak alan olarak belirlenmesinin mümkün bulunmadığı

gerekçesiyle işlemin iptaline karar vermiştir. Bu kararın temyizi üzerine

Danıştay Sekizinci Dairesi 27/3/2013 tarihli ve E.2010/9638, K.2013/2357 sayılı

kararıyla, uyuşmazlık konusu alanın İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 21/1/1993

tarihli kararının verildiği tarihte mutlak koruma alanı içinde kalmasına rağmen

daha sonra kısa mesafeli koruma alanı içine alındığını; bu durumda İstanbul 6.

İdare Mahkemesince bu alanın mutlak koruma alanı içinde kaldığını tespit eden

mahkeme kararı gerekçe gösterilerek davanın reddedilmesinde hukuki isabet

görülmediğini ancak ilgili mevzuatta, kısa mesafeli koruma alanında madencilik

faaliyetinde bulunulmasının son derece sıkı şartlara bağlanması ve dava konusu

alanın bu istisnai şartlardan hiçbirini taşımaması karşısında İdare

Mahkemesince verilen kararın sonucu itibarıyla yerinde bulunduğunu belirterek

onamıştır.

15. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynı Dairenin 5/3/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir. Anılan karar 11/6/2014 tarihinde başvurucuya

tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 30/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Diğer taraftan başvurucunun söz konusu alanın ruhsatına

ilave edilmesi yönündeki talebi hakkında görülen davada ise Mahkeme 30/6/2010

tarihli ve E.2009/451, K.2010/1208 sayılı kararıyla, "olayda, davacı şirket uhdesinde bulunan İR:2692

sayılı ruhsattan bölünen alanın, Alibeyköy Barajının su toplama havzasında,

mevcut derelerin mutlak koruma alanı içinde kaldığı, bu nedenle de Yüzeysel Su

Kaynaklarının Kirlenmeye Karşı Korunması Hakkında Yönetmeliğin 4/A maddesinin

5. bendi gereğince taş, kum, kil ve maden ocağı açılmasına izin verilmeyecek

yerlerden olduğunun İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 21/1/1993 tarih ve

E.1992/791, K.1993/59 sayılı kararıyla açıkça belirlenmesi karşısında, söz

konusu alan 3213 sayılı Maden Kanunu uyarınca madencilik faaliyeti yapılacak

alanlardan olamayacağından, bu alanın davacı şirketin halen mevcut ruhsatına

ilave edilmesi mümkün bulunmamaktadır." gerekçesiyle davayı

reddetmiştir.

18. Anılan karar, Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/3/2013

tarihli ve E.2010/8516, K.2013/2355 sayılı kararıyla; uyuşmazlık konusu alanın

İstanbul 1. İdare Mahkemesinin 21/1/1993 tarihli kararının verildiği tarihte

mutlak koruma alanı içinde kalmasına rağmen daha sonra kısa mesafeli koruma

alanı içine alındığı, bu durumda bu alanın mutlak koruma alanı içinde kaldığını

tespit eden mahkeme kararı gerekçe gösterilerek davanın reddedilmesinde hukuki

isabet görülmediği ancak kısa mesafeli koruma alanında madencilik faaliyetinde

bulunulmasının ilgili mevzuatta son derece sıkı şartlara bağlanması ve dava

konusu alanın bu istisnai şartlardan hiçbirini taşımaması karşısında İdare

Mahkemesince verilen kararın sonucu itibarıyla yerinde bulunduğu belirtilerek

onanmıştır.

19. Başvurucunun karar düzeltme isteminin reddedilmesi üzerine

başvurucu, Anayasa Mahkemesine 11/3/2014 bireysel başvuruda bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesi Dalbay Taş İmalatı Sanayi

ve Ticaret Ltd. Şti. (B. No: 2014/3210, 16/6/2016) başvurusunda

öncelikle, başvurucunun başvuruya konu ettiği davanın mutlak koruma alanından

çıkarılan maden sahasının tekrar ruhsatına ilavesi talebiyle açıldığı ve

uyuşmazlığın esasını, daha önce başvurucuya ait birleştirilmiş ruhsat alanının

bir kısmının mutlak koruma alanında olduğu gerekçesiyle ruhsat kapsamından

çıkarıldıktan sonra mutlak koruma alanı sınırlarının değiştirilmesi ve söz

konusu alanın yeniden madencilik faaliyetine açılması üzerine oluşan yeni

hukuki durumda başvurucunun korunması gerekli bir hakkının olup olmadığı

hususunun oluşturduğunu belirlemiştir.

20. Anayasa Mahkemesi kararında, İstanbul 6. İdare Mahkemesince

30/6/2010 tarihinde verilen kararda söz konusu işletme alanının mutlak koruma

alanından çıkarıldığı hususu ile başvurucunun iddiaları dikkate alınmaksızın ve

bu konuda bir gerekçeye dayanılmaksızın söz konusu alanın 21/1/1993 tarihindeki

eski statüsü gerekçe gösterilerek davanın reddedildiğini, kararda başvurucunun

esasa etkili iddialarının değerlendirilerek yanıt verildiğinden ve/veya

başvurucunun temel şikâyetinin incelendiğinden söz edilemeyeceğini temyiz

incelemesinde ise Danıştay tarafından İdare Mahkemesinin kararında davanın

reddedilmesinde hukuki isabet görülmediği belirtilmesine rağmen kararın

bozulması yoluna gidilmediğini, somut olay ve iddialar değerlendirilmeden

sadece kısa mesafeli koruma alanında madencilik faaliyetinde bulunulmasının son

derece sıkı şartlara bağlanması ve dava konusu alanın bu istisnai şartlardan

hiçbirini taşımaması gerekçeleriyle kararın onandığı ayrıca kararda kısa

mesafeli koruma alanıyla ilgili hangi şartların taşınmadığının da izahı

yapılmadığı hususlarına dikkat çekilmiştir.

21. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mutlak koruma

alanından çıkarılan alanın ruhsatına ilave edilmesi talebini dayandırdığı temel

iddiasının incelenmediğini; İlk Derece Mahkemesinin, kararın gerekçesini somut

gerçekliği değişmiş bir hukuki durum üzerine bina ettiği, temyiz incelemesinde

ise bu durum fark edildiği hâlde gerekçe kısmen değiştirilerek ancak somut

davanın koşulları yeterince gerekçelendirilmeden onandığını tüm bu nedenlerle

başvurucunun esasa etkili olduğu açık olan iddiası karşılanmaksızın ve somut

gerçekliğe uygun olmayan hukuki duruma dayanılarak hüküm kurulmasıyla

başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Dalbay

Taş İmalatı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., §§ 38-41).

IV. İLGİLİ HUKUK

22. 2577 sayılı Kanun' un 28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili kısmı şöyledir:

"Danıştay, bölge idare

mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına

ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye

veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye

tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez."

23. Diğer ilgili hukuk için bkz. Dalbay Taş İmalatı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., §§ 19-21.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 14/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; mutlak koruma alanı sınırlarının değişmesiyle

ruhsatın iptal nedeni de ortadan kalktığına göre bu ruhsatın ihaleye

çıkartılmadan kendisine verilmesi gerektiğini, ihalenin iptal edilmesi

istemiyle açılan davada İR:1206 sayılı ruhsat alanının ihaleye çıkartılmasına

ilişkin işlem iptal edilmekle birlikte Derece Mahkemesinin bu alanın daha sonra

kısa mesafeli koruma alanı içine alındığı ve ilgili mevzuatta kısa mesafeli

koruma alanında madencilik faaliyetinde bulunulmasının son derece sıkı şartlara

bağlanığı ve dava konusu alanın bu istisnai

şartlardan hiçbirini taşımadığı yönündeki gerekçesi nedeniyle söz konusu alanda

maden ocağı işletilmesinin kendisi için de imkânsız hâle geldiğini oysa söz

konusu alanın kısa mesafeli koruma alanı içinde kalmakla birlikte havza dışında

olduğunu kaldı ki bu konuda henüz bir uyuşmazlık bulunmadığını, Derece

Mahkemesi tarafından henüz hakkında uyuşmazlık bulunmayan bir konuda idarenin

yerine geçilerek karar verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş, yargılamanın yenilenmesine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

26. Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında

gerekçeli karar hakkına ilişkindir.

27. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

28. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine "adil

yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf

olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama

hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında

vurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul

edilmesi gerekir (Abdullah Topçu,

B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

29. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76)

30. Gerekçeli karar hakkı, yargılamada ileri sürülen tüm

iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle, gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir (Mehmet Yavuz, B. No:

2013/2995, 20/2/2014, § 51). Ancak ileri sürülen iddialardan biri kabul

edildiğinde davanın sonucuna etkili olması hâlinde mahkeme bu hususa belirli ve

açık bir yanıt vermek zorunda olabilir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56).

31. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da basit

bir atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, B.

No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

b. İlkelerin Olaya Uygulanması

32. Başvurucuya ait İR:1206 sayılı işletme ruhsatının, su

toplama havzasının mutlak koruma alanı içinde kaldığı gerekçesiyle İstanbul 1.

İdare Mahkemesinin 21/1/1993 tarihli kararıyla iptal edilmesinden bir süre

sonra başvurucu, mutlak koruma alanı sınırlarının değiştirildiği ve bunun sonunucunda iptal edilen ruhsat alanının Bakanlık

tarafından mermer işletilmek üzere ihaleye çıkarıldığını öğrendiğini belirterek

19/7/2005 tarihli dilekçeyle ihalenin iptal edilmesini ve ihale konusu alanın

kendi ruhsatına ilave edilmesini talep ederek idari başvuru yapmış ardından

dava açmıştır. Başvurucunun söz konusu alanın kendi ruhsatına ilave edilmesi

talebinin incelendiği davaya ilişkin olarak yapılan bireysel başvuruda Anayasa

Mahkemesi uyuşmazlığın esasını, başvurucuya ait birleştirilmiş ruhsat alanının

bir kısmının mutlak koruma alanında olduğu gerekçesiyle ruhsat kapsamından

çıkarıldıktan sonra mutlak koruma alanı sınırlarının değişmesi ve söz konusu

alanın yeniden madencilik faaliyetine açılması üzerine oluşan yeni hukuki

durumda başvurucunun korunması gerekli bir hakkının bulunup bulunmadığı

hususunun oluşturduğunu ancak Derece Mahkemesi kararlarında başvurucunun mutlak

koruma alanından çıkarılan alanın ruhsatına ilavesi talebini dayandırdığı temel

iddiasının tartışılmadığı gibi kısa mesafeli koruma alanıyla ilgili hangi

şartların bulunmadığının da izah edilmediği gerekçesiyle başvurucu Şirketin

adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

sonucuna varmıştır (bkz.§§ 17-21).

33. Söz konusu alanın ihaleye çıkarılmasına ilişkin açılan ve

bakılmakta olan başvuruya konu davada ise söz konusu alanın ihaleye çakarılmasına ilişkin işlem, başvurucununu

talebi doğrultusunda iptal edilmekle birlikte karar gerekçesinde söz konusu

alanda madencilik yapılamayacağı vurgulanmış ve başvurucu bu gerekçe nedeniyle

kendi hakkının zayi olduğunu ileri sürmüşür.

Gerçekten de gerekçede mutlak koruma alanı sınırlarının değişmesi ve söz konusu

alanın yeniden madencilik faaliyetine açılması üzerine oluşan yeni hukuki

durumda başvurucunun korunması gerekli bir hakkının bulunup bulunmadığı hususu

incelenmediği gibi özellikle Danıştay Dairesi, İlk Derece Mahkemesinin

gerekçesinde hukuki isabet görmediğini belirtmekle birlikte kararı bozmamış ve

kısa mesafeli koruma alanıyla ilgili hangi şartların taşınmadığına da gerekçede

yer vermemişir.

34. Ayrıca Anayasa Mahkemesi Dalbay

Taş İmalatı Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., başvurusunda, söz konusu

alanın başvurucunun ruhsatına ilave edilmesine ilişkin olan yargılamanın yenilenmesine

karar vermiş olup yargılamanın yenilenmesi üzerine verilecek kararın bakılmakta

olan bahsi geçen alanın ihaleye çakarılmasına ilişkin

işlemin iptaline dair olan başvuruya konu davadaki hususları etkileyecek

nitelikte olduğu da gözetildiğinde anılan başvuruda ortaya konulan sonuçtan

ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığını değerlendirmiştir.

35. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36 maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

37. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürerek yeniden yargılanma talebinde bulunmuştur.

38. Başvurucunun adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli

karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

39. Gerekçeli karar hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 6. İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

40. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere

İstanbul 6. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin bilgi için Danıştay Sekizinci Dairesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

14/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Serruh KALELİ Nuri NECİPOĞLU Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucu : Dalbay Taş İmalat San.ve Tic.Ltd. Şti. Vekili : Av. Kemal ŞAHİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/10518, 14 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. Tr
  7. IV. İlgili Hukuk
  8. V. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkının ihlalinin
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/10518
Tarih
14 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Arslan Gedik Başvurusu (B. No: 2014/17217)
  • Sulhiye Arzu Saraç Başvurusu (B. No: 2014/12114)
  • Mehmet Fidan Başvurusu (B. No: 2014/14673)
  • Halit Yavuz Başvurusu (B. No: 2014/17055)
  • Gülseven Yaşer Başvurusu (B. No: 2014/17411)
  • Şükran Çopuraslan Başvurusu (B. No: 2014/4695)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.