İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Devran Çakar Başvurusu (B. No: 2014/679)

1. Başvuru, kanun ile öngörülen azami tutukluluk süresinin

Başvuru No2014/679Tarih17 Mayıs 2016Okuma17 dk · 3.393 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Devran Çakar Başvurusu

Karar tarihi
17 Mayıs 2016
Başvuru Numarası
2014/679
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.393 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kanun ile öngörülen azami tutukluluk süresinin

aşılması ve davanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle kişi

hürriyeti ve güvenliği ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/1/2014 tarihinde Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 17/12/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 7/1/2016 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/320

Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen soruşturma kapsamında 2/12/2007

tarihinde gözaltına alınmış ve Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin (4/12/2004

tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun mülga 250. maddesi ile

görevli) 5/12/2007 tarihli ve 2007/455 Değişik İş sayılı kararıylasuç

işlemek amacı ile kurulan örgüte üye olma ve nitelikli yağma suçlarından

tutuklanmıştır.

8. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının (5271 sayılı Kanun’un mülga

250. maddesi ile görevli bölümü) 8/2/2008 tarihli ve E.2008/64 sayılı

iddianamesiyle başvurucunun kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, suç işlemek

amacıyla örgüt kurma ve yönetme, hakkı olmayan yere tecavüz etme, nitelikli

yağma ve suç örgütlerinin isimlerini kullanarak tehditte bulunma suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine

kamu davası açılmıştır. İddianamede başvurucu ile birlikte toplam otuz bir

sanık hakkında cezalandırma talep edilmiş olup dava konusu olaylara ilişkin on

müştekiye yer verilmiştir.

9. Davaya bakan Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesi, E.2008/35 sayılı

dosya üzerinden yapılan yargılamada 30/6/2008 tarihli celsede "dosyada kanıtların büyük ölçüde toplanmış

olması, müştekilerle ilgili işlemlerin zaman alacağının anlaşılması ve

sanıkların tutuklu kaldıkları süreye göre" başvurucunun

tahliyesine karar vermiştir.

10. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/5/2010 tarihli ve

E.2008/35, K.2010/90 sayılı kararı ile başvurucunun suç örgütü kurma ve

yönetme, tehdit, hakkı olmayan yere tecavüz, nitelikli yağma, kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkûmiyetine ve "verilen sonuç cezalar itibarı ile kaçma kuşkusu

bulun[duğu]" gerekçesiyle başvurucu hakkında yakalama emri

çıkarılmasına karar verilmiştir.

11. Başvurucu, anılan yakalama emri uyarınca 15/6/2010 tarihinde

yeniden tutuklanmıştır.

12. Başvurucu, mahkûmiyet kararını temyiz etmiş; Yargıtay 6.

Ceza Dairesinin 29/6/2012 tarihli ve E.2012/12989, K.2012/15932 sayılı ilamı

ile "hüküm tarihinden sonra yürürlüğe

giren 6008 sayılı yasanın 8. maddesi ile CMK’nın 250.

maddesine eklenen 4. fıkra gereği, suç tarihinde 18 yaşından küçük oldukları

anlaşılan sanıklar S.P., C.T., İ.Ş. ve A.G.U. yönünden görev konusunun

değerlendirilmesi zorunluluğu, yüklenen yağma suçunun gerektirdiği cezanın alt

ve üst sınırları bakımından hükmün tefhim edildiği 27.05.2010 tarihli oturumda,

sanıklar M.T. ve Y.G.’nin savunmanları hazır

bulundurulmaksızın hükümlülük kararı verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK.nın 150/3, 151/1, 188/1, 289/3-e maddelerine açıkca aykırı davranılarak savunma haklarının

kısıtlanması" gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar

verilmiştir.

13. Yargıtay bozma ilamı sonrası dosya, Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2012/365 sayılı numarasını almış ve yargılamaya bu dosya

numarası üzerinden devam olunmuştur.

14. Yargılama sonucunda Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin

31/10/2013 tarihli ve E.2012/365, K.2013/181 sayılı kararı ile başvurucunun;

suç örgütü kurma ve yönetme suçundan 3 yıl 4 ay hapis, mağdurlar Z.K. ve A.K.ye

yönelik tehdit suçundan 2 yıl 6 ay hapis, mağdurlar S.D. ve G.İ.ye yönelik

hakkı olmayan yere tecavüz suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 3.320 TL adli para,

mağdur S.A.’a yönelik hakkı olmayan yere tecavüz

suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 3.320 TL adli para, mağdur N.K.ya

yönelik tehdit suçundan 2 yıl 6 ay hapis, mağdur N.K.ya

yönelik yağmaya teşebbüs suçundan 5 yıl hapis, mağdur H.B.’ye

yönelik yağma suçundan 10 yıl hapis, mağdur M.A.ya

yönelik yağma suçundan 10 yıl hapis, mağdur H.B.ye yönelik kişiyi hürriyetinden

yoksun kılma suçundan 6 yıl 8 ay hapis, mağdur Y.E.H.ye yönelik kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl 8 ay hapis, mağdur E.Y.ye yönelik

kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6 yıl 8 ay hapis, mağdur M.A.ya yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 6

yıl 8 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

15. Mahkeme hüküm ile birlikte

"verilen sonuç ceza miktarı, tutuklulukta kaldıkları süre dikkate

alınarak" başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar

verilmiştir.

16. Başvurucu 31/10/2013 tarihinde, hükümle birlikte verilen

tutukluluğun devamı kararına itiraz etmiş; Adana 10. Ağır Ceza Mahkemesinin

7/11/2013 tarihli ve 2013/39 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın kesin olarak

reddine karar verilmiştir.

17. Anılan ret kararı, başvurucuya 19/11/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

18. Başvurucu, hakkında verilen Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin

31/10/2013 tarihli mahkûmiyet kararını temyiz etmiştir.

19. Başvurucu 10/1/2014 tarihinde, tutukluluğunun kanunda

öngörülen azami süreyi aştığından bahisle tahliyesine karar verilmesi talebiyle

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine başvuruda bulunmuştur. Mahkeme 15/1/2014 tarihli

ek karar ile başvurucunun talebini reddetmiştir.

20. Başvurucu 16/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 11/2/2015 tarihli ve

E.2014/7499, K.2015/10403 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında suç örgütü kurma

ve yönetme, mağdurlar Z.K. ve A.K.ye yönelik tehdit, mağdur S.A.ya

yönelik hakkı olmayan yere tecavüz, mağdur N.K.ya

yönelik yağmaya teşebbüs, mağdurlar H.B., Y.E.H., E.Y. ve M.A.ya

yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından verilen mahkûmiyet

hükümlerinin onanmasına; mağdurlar S.D. ve G.İ.ye yönelik hakkı olmayan yere

tecavüz, mağdur N.K.ya yönelik tehdit, mağdurlar H.B.

ve M.A.ya yönelik yağma suçlarından verilen

mahkûmiyet hükümlerinin bozulmasına karar verilmiştir.

22. Dosya, Yargıtay ilamı ile bozulan suçlar yönünden Adana 8.

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2015/157 sayısını almış olup inceleme tarihi

itibarıyla İlk Derece Mahkemesinde derdesttir.

B. İlgili Hukuk

23. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Tehdit" kenar başlıklı 106.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Tehdidin;

...

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale

koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin

oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

İşlenmesi halinde, fail hakkında iki yıldan

beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."

24. 5237 sayılı Kanun’un "Kişiyi

hürriyetinden yoksun kılma" kenar başlıklı 109. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Kişi, fiili işlemek için veya işlediği

sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis

cezasına hükmolunur."

25. 5237 sayılı Kanun’un

"Nitelikli yağma" kenar başlıklı 149. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Yağma suçunun;

a) Silahla,

...

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya

bunların eklentilerinde,

...

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin

oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

...

İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur."

26. 5237 sayılı Kanun’un "Hakkı

olmayan yere tecavüz" kenar başlıklı 154. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"(Değişik: 25/2/2009-5841/1 md.) Bir hakka dayanmaksızın başkasına ait taşınmaz mal

veya eklentilerini malikmiş gibi tamamen veya kısmen işgal eden veya

sınırlarını değiştiren veya bozan veya hak sahibinin bunlardan kısmen de olsa

yararlanmasına engel olan kimseye, suçtan zarar görenin şikâyeti üzerine altı

aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adlî para cezası verilir."

27. 5237 sayılı Kanun’un "Suç

işlemek amacıyla örgüt kurma" kenar başlıklı 220. maddesinin

(1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:

"Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek

amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye

sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması

halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

28. 5271 sayılı Kanun’un "Tutuklulukta

geçecek süre" kenar başlıklı 102. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Ağır ceza mahkemesinin görevine giren

işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde,

gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

29. Mahkemenin 17/5/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

30. Başvurucu;3 yıl 8 ayı aşan bir süredir tutuklu olduğunu,

5271 sayılı Kanun’un 102. maddesine aykırı olan bu tutukluluk süresi nedeniyle

mağdur olduğunu, yargılandığı davanın makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B.

No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun, tutukluluğun kanunda

öngörülen azami süreyi aştığı şikâyetinin Anayasa’nın 19. maddesi ile güvence

altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı; davanın makul sürede

sonuçlandırılmadığı şikâyetinin ise Anayasa’nın 36. maddesi ile güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrasının birinci şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

33. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) “Başvuru süresi ve mazeret”

başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

34. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

35. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması hâlinde

bu yolun tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerektiği belirtilmekle beraber başvuru süresinin

başlangıç tarihinin belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai karardan

yeterince bilgi sahibi olması şartı aranacaktır. Bu noktada nihai kararın

tebliğinin öngörüldüğü hâllerde tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen

hâllerde ise başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin

esas alınması gerekir (Taner Kurban, B.

No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

36. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Yasin Yaman, B. No:

2012/1075, 12/2/2013, § 18).

37. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla kişinin

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel

başvuru incelemesi açısından tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla

isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği

kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir

tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini

tutukluluk olarak nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 33). Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk

süresinin değerlendirmesinde dikkate alınmaz. Ancak bozma kararı sonrasında

bireyin durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece

mahkemesi önünde geçen süre değerlendirmede dikkate alınacaktır (Savaş Çetinkaya, B. No: 2012/1303,

21/11/2013, § 42).

38. "Bir suç isnadına bağlı olarak" tutuklulukta geçen

sürenin başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı

durumlarda bu tarih, doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir.

Sürenin sonu ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece

mahkemesince hüküm verildiği tarihtir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66). Bu kapsamda bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu olma durumunda tutukluluk süresinin kanuni süreyi

veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece

yargılaması devam ederken tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada

başvuru yolları tüketildikten sonra veya serbest bırakılmadan itibaren başvuru

süresi içinde yapılması gerekir (Mehmet Emin

Kılıç, B. No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).

39. Somut olayda başvurucu 2/12/2007 tarihinde gözaltına alınmış

ve 5/12/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu, Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2008/35 sayılı dosyası üzerinden yürütülen yargılamada 8/2/2008

tarihinde tahliye edilmiş, Mahkemece 27/5/2010 tarihli mahkûmiyet hükmü ile

birlikte verilen yakalama emri uyarınca 15/6/2010 tarihinde yeniden

tutuklanmıştır.

40. Başvurucu hakkında verilen 27/5/2010 tarihli mahkûmiyet

hükmü, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29/6/2012 tarihli ilamı ile bozulmuştur. İlk

Derece Mahkemesi, Yargıtay bozma ilamı sonrasında yapılan yargılama sonucunda

31/10/2013 tarihli kararı ile başvurucunun suç örgütü kurma ve yönetme,

mağdurlar Z.K. ve A.K.ye yönelik tehdit, mağdur S.A.ya

yönelik hakkı olmayan yere tecavüz, mağdur N.K.ya yönelik

yağmaya teşebbüs, mağdurlar H.B., Y.E.H., E.Y. ve M.A.ya

yönelik kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından toplam 35 yıl 50 ay hapis

ve 3.320 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına ve başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına karar vermiş; anılan suçlardan verilen mahkûmiyet

hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 11/2/2015

tarihli ilamı ile onanmıştır. Mahkemece anılan karar ile başvurucu hakkında

mağdurlar S.D. ve G.İ.ye yönelik hakkı olmayan yere tecavüz, mağdur N.K.ya yönelik tehdit, mağdurlar

H.B. ve M.A.ya yönelik yağma suçlarından verilen

mahkûmiyet hükümleri, temyiz incelemesi sonucunda bozulmuş ise de bu suçlar

yönünden verilen bozma kararının başvurucunun tutulmasının niteliği üzerinde

bir etkisi bulunmamaktadır.

41. Dolayısıyla başvurucunun bir suç isnadına bağlı olarak

özgürlüğünden yoksun bırakılması, İlk Derece Mahkemesinin nihai mahkûmiyet

kararını verdiği 31/10/2013 tarihinde sona ermiştir. Başvurucunun hükümle

birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına yönelik itirazı, Adana 10. Ağır

Ceza Mahkemesinin 7/11/2013 tarihli kararı ile reddedilmiş; ret kararı

başvurucuya 19/11/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucunun anılan

itirazın reddi kararının tebliğinden sonra 10/1/2014 tarihli tahliye talebi üzerine

Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği 15/1/2014 tarihli tahliye talebinin

reddi kararının bireysel başvuru süresi üzerinde etkisi bulunmamaktadır.

42. Bu belirlemeler karşısında bir suç isnadına bağlı olarak

tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun, ilk derece

mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edilmemiş ise kararın verildiği tarihten itibaren; itiraz edilmiş ise itiraz

merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekmektedir. Somut olayda başvurucu tarafından İlk Derece Mahkemesince hüküm

ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz edilmiş olup itirazın

reddine ilişkin kararın sonucu 19/11/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir. Bu nedenle başvurunun itiraz merciince verilen ret kararının

öğrenildiği 19/11/2013 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken

16/1/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna

varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle başvuru yollarının tüketildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

44. Başvurucu, hakkındaki davanın makul sürede

sonuçlandırılmadığını ileri sürmüştür. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve

kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de

bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

45. Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 39).

46. Anayasa’nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

(Sözleşme) 6. maddeleri uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların

da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır.

İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama

aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik

incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer

(B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014,

§ 31). Somut olayda, başvurucunun bir çok suç işlediği

iddiasıyla soruşturma başlatılmıştır (bkz. §§ 7, 8). Başvurucu hakkında isnat

olunan suçlar, 5237 sayılı Kanun ile 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli

Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’un ilgili maddelerinde

hapis cezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır (bkz. §§ 23-27). Bu çerçevede

başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.

maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır.

47. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara

bağlandığı; yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin

makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

35).

48. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği (başvurucunun gözaltına

alındığı) 2/12/2007 tarihi ile bireysel başvurunun karara bağlandığı tarih

arasında geçen süre yaklaşık 8 yıl 5 aydır.

49. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkin

olarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamakta, her davanın

özelliğine göre, makul sürenin aşılıp aşılmadığını incelenmektedir. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

50. Yargılamanın karmaşıklığını değerlendirirken davanın hem

hukuki hem de maddi açıdan bütün yönleri ele alınmalı; davanın konusunun

karmaşıklığı, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, delillerin toplanmasında

karşılaşılan engel, maddi olayların karmaşıklığı, sanıkların ya da isnat edilen

suçların veya tanıkların sayısı, davanın uluslararası unsurları, bilirkişi

deliline ihtiyaç, yazılı delillerin hacmi gibi birçok unsur incelenmelidir.

Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu

açısından ise ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktif bir iş birliği

yapmak zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma imkânlarını

kullandığı için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi idari ve

yargısal organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur (Murat Öztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014,

§§ 52, 53).

51. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usulüne tabi

mahkemelerdeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar

daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B.E., §§ 23-44).

52. Somut olayda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca 2/12/2007

tarihinde gözaltına alınan başvurucu hakkında 8/2/2008 tarihinde on altı ayrı

suçtan cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı, Adana 8. Ağır Ceza

Mahkemesince E.2008/35 sayılı dosya üzerinde yürütülen yargılamada toplam otuz

bir sanığın savunmaları ile üç müştekinin beyanlarının alındığı, 25/2/2008 ve

27/3/2008 tarihlerinde iki farklı dosyanın bu dava dosyası ile birleştirildiği,

davada toplam sekiz ayrı olayın yargılamasının yapıldığı, 19/4/2008-27/5/2010

tarihleri arasında ortalama ikişer aylık aralıklarla on iki duruşma yapıldığı,

yargılama sonucunda verilen 27/5/2010 tarihli karar ile başvurucu hakkında

mahkûmiyet hükmü tesis edildiği, anılan hükmün temyiz incelemesi sonucunda

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 29/6/2012 tarihli ilamı ile bozulduğu, E.2012/365

sayılı dosya üzerinden devam olunan yargılamada 7/3/2013-31/10/2013 tarihleri

arasında ortalama ikişer aylık aralıklarla dört duruşma yapıldığı, 31/10/2013

tarihli karar ile başvurucu hakkında on iki ayrı suçtan mahkûmiyet hükmü tesis

edildiği, bu suçlardan sekizine ilişkin mahkûmiyet hükmünün ve hükümlerle

verilen 35 yıl 50 ay hapis cezasının temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6.

Ceza Dairesinin 11/2/2015 tarihli ilamı ile onanarak kesinleştiği, anılan

Yargıtay ilamı ile diğer suçlardan verilen mahkûmiyet hükümlerinin bozulması

sonucu davanın İlk Derece Mahkemesinde E.2015/157 sayılı dosya üzerinden devam etttiği, Mahkemece 29/6/2015 tarihinden itibaren ortalama

ikişer aylık aralıklarla altı duruşma yapıldığı, davanın görülmesindeki

yaklaşık 3 yıl 4 aylık sürenin İlk Derece Mahkemesince verilen kararların

temyiz incelemesi sırasında geçtiği tespit edilmiştir.

53. Davada yer alan kişi sayısı, davanın örgütlü suçlara ilişkin

olması, birçok olayın dava konusu edilmesi, başvurucuya yönelik çok sayıda

suçlamada bulunulması, dosyada birleştirme kararı verilmesi olguları, başvuruya

konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymaktadır. Bununla birlikte

başvurucu hakkındaki yargılama sürecinin önemli bir bölümünün tutuklu olarak

sürdürüldüğü, yargılamadaki 3 yıl 4 aylık sürenin temyiz incelemesinde geçtiği

dikkate alındığında ve davaya bütün olarak bakıldığında, 8 yıl 5 aydır devam

eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

54. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

55. 6216 sayılı Kanun’un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

56. Başvurucu, hak ihlali tespitine karar verilmesini ve

mağduriyetinin giderilmesini talep etmiştir.

57. Başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.

Başvurucunun tazminat talebi bulunmamaktadır. Bu durumda hak ihlalinin tespiti

dışında, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir

husus bulunmadığı anlaşılmaktadır.

58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

17/5/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Raportör : Aydın ŞİMŞEK Başvurucu : Devran (Hamdi) ÇAKAR Vekili : Av. Nazan Fulya ALİSİNANOĞLU SEÇER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/679, 17 Mayıs 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Akıncı
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/679
Tarih
17 Mayıs 2016

İlgili Kararlar

  • Alaettin Asi Başvurusu (B. No: 2014/3359)
  • Zarife Yelis ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/6032)
  • Kudret Başbuğ Başvurusu (B. No: 2014/4714)
  • Nevzat Turgut Başvurusu (B. No: 2014/2189)
  • Veli Servet Çelik Başvurusu (B. No: 2014/157)
  • Nafiz Yıldıran Başvurusu (B. No: 2014/6958)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.