İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nevzat Turgut Başvurusu (B. No: 2014/2189)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

Başvuru No2014/2189Tarih30 Haziran 2016Okuma15 dk · 3.040 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nevzat Turgut Başvurusu

Karar tarihi
30 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2189
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.040 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması nedeniyle kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/2/2014 tarihinde İstanbul 12. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 17/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/6/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 11/7/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK mülga

250. madde ile görevli) 2008/2400 Soruşturma sayılı dosyası ile yürütülen

soruşturma kapsamında 9/10/2008 tarihinde gözaltına alınmış ve İstanbul 11.

Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250. madde ile görevli) 13/10/2008 tarihli ve

2008/98 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22/10/2008 tarihli ve

E.2008/1303 sayılı iddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma,

korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş etme, tehlikeli

maddeleri izinsiz olarak bulundurma veya el değiştirme, kamu malına zarar

verme, toplantı ve yürüyüşlere silah veya benzeri aletlerle katılma suçlarını

işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine

kamu davası açılmıştır.

9. Dava, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

madde ile görevli) E.2008/253 sayılı dosyası üzerinden tutuklu olarak

görülmüştür. Mahkemenin 13/4/2010 tarihli ve E.2008/253, K.2010/58 sayılı

kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay

hapis, patlayıcı madde bulundurma ve nakletme suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 820

TL adli para, mala zarar verme suçundan 2 yıl 6 ay hapis cezaları ile

cezalandırılmasına ve tutukluluğun devamına karar verilmiştir.

10. Başvurucu anılan kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 21/5/2012 tarihli ve E.2012/2157, K.2012/6593 sayılı ilamı ile

başvurucu hakkında patlayıcı madde muhafaza etme suçundan verilen mahkûmiyet

hükmünün onanmasına, silahlı terör örgütüne üye olma ve mala zarar verme

suçlarından verilen mahkûmiyet hükümlerinin ise "iddianamenin kapsamı, suç tarihi, oluş şekli ve suç tarihinde

yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK’nın 302/1. maddesinin düzenleniş biçimi

nazara alındığında, içerisinde şoför bulunan belediye otobüsüne molotof kokteyli atarak yanmasına sebebiyet veren sanığın,

öldürmeye teşebbüs şeklinde sübuta eren, silahlı terör örgütünün amaçladığı

suçu gerçekleştirmeye elverişli olan ve vehamet arz

eden eylemi nedeniyle, hakkında TCK'nın 302/1-2, 82, 35. maddeleri uyarınca da

dava açılması temin edildikten sonra her iki dava birleştirilip deliller bir

bütün olarak değerlendirilerek ve geçitli suça ilişkin kurallar ile fikri

içtima hükümleri de nazara alınıp sonucuna göre hukuki durumunun takdir ve

tayini gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması" gerekçesiyle

bozulmasına karar verilmiştir.

11. Bozma kararı verilen suçlar yönünden yargılamaya İstanbul 9.

Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/120 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur.

12. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının (TMK mülga

10. madde ile görevli) 26/03/2013 tarihli ve E.2013/132 sayılı iddianamesi ile

başvurucunun ilk iddianamede açıklanan olaya ilişkin eyleminin, devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve adam öldürmeye teşebbüs suçlarını da

oluşturduğundan bahisle anılan suçlardan cezalandırılması istemiyle İstanbul

22. Ağır Ceza Mahkemesine (TMK mülga 10. madde ile görevli) kamu davası

açılmıştır. Anılan Mahkemenin 17/4/2013 tarihli ve E.2013/80, K.2013/31 sayılı

kararı ile davanın İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2012/120 sayılı dosyası

ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

13. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 21/1/2014 tarihli ve

E.2012/120, K.2014/7 sayılı kararı ile başvurucunun devletin birliğini ve ülke

bütünlüğünü bozma suçundan müebbet hapis, kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 10

yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme hükümle

birlikte "verilen ceza miktarı ve

tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak" başvurucunun

tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.

14. Başvurucu, hakkındaki mahkûmiyet kararını 21/1/2014

tarihinde temyiz etmiştir.

15. Başvurucu 13/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 18/6/2014 tarihli ve

E.2014/4043, K.2014/7352 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında kasten öldürmeye

teşebbüs suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün onanmasına, devletin birliğini ve

ülke bütünlüğünü bozma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün ise "TCK'nın 302/1. maddesinde düzenlenen devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçunun; faili, mağduru, izlediği süreci,

ihlal ettiği hukuki yararı aynı olan ve daha hafif neticesi kendi neticesiyle

birlikte aynı kasta bağlı harekete tek bir nedensellik bağı ile bağlı bulunan

silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından geçitli bir suç olduğu

gözetildiğinde; TCK'nın 302/1. maddesine aykırılık suçunu işlediği dosya

kapsamına uygun şekilde kabul edilen sanığın silahlı terör örgütüne üye olma

suçundan 13.04.2010 tarihli hüküm ile TCK'nın 314/2, 3713 sayılı Kanunun 5.

maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı ve söz konusu

hükmün sanık ve müdafii tarafından temyiz edilmesi

üzerine Dairemizce yapılan inceleme sonucunda sanığın vahamet arz eden

eyleminin TCK'nın 302/1. maddesi kapsamında kaldığı belirtilerek bozulduğu,

kazanılmış hak ilkesi gereğince sanık hakkında devletin birliğini ve ülke

bütünlüğünü bozma suçundan hükmolunan müebbet hapis cezasının, CMUK'nın 326/son maddesi uyarınca TCK'nın 314/2, 3713

sayılı Kanunun 5. maddeleri uyarınca önceden hükmolunmuş olan 6 yıl 3 ay hapis

cezasına indirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" gerekçesiyle

tayin olunan müebbet hapis cezasının 6 yıl 3 ay hapis cezasına indirilmesi

suretiyle düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

B. İlgili Hukuk

17. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Nitelikli hâller" kenar

başlıklı 82. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Kasten öldürme suçunun;

...

c) Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya

bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle,

...

İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış

müebbet hapis cezası ile cezalandırılır."

18. 5237 sayılı Kanun'un "Tehlikeli

maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi"

kenar başlıklı 174. maddesinin (1) numaralı fıkrasının birinci cümlesi

şöyledir:

"Yetkili makamlardan gerekli izni

almaksızın, patlayıcı, yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici,

sürekli hastalığa yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeyi

imal, ithal veya ihraç eden, ülke içinde bir yerden diğer bir yere nakleden,

muhafaza eden, satan, satın alan veya işleyen kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar

hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile

cezalandırılır."

19. 5237 sayılı Kanun'un "Devletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak" kenar başlıklı 302.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

"Devlet topraklarının tamamını veya bir

kısmını yabancı bir devletin egemenliği altına koymaya veya Devletin

bağımsızlığını zayıflatmaya veya birliğini bozmaya veya Devletin egemenliği

altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik

bir fiil işleyen kimse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile

cezalandırılır."

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama kararı" kenar

başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından,

kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi

üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu

istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 30/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu yargılama boyunca aynı matbu gerekçelerin

tekrarlanması suretiyle tutukluluğun yaklaşık 5 yıl 5 aydır devam ettiğini belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, hakkındaki yargılamanın özel bir

karmaşıklığa sahip olmamasına rağmen uzun süre boyunca sonuçlandırılmadığını

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve

tahliyesine karar verilmesi ile birlikte tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Kişi Hürriyeti ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

23. Başvurucu, yargılama boyunca matbu gerekçelerle tutukluğun

devamına karar verildiğini, tutukluluk hâlinin yaklaşık 5 yıl 5 aydır devam

ettiğini ileri sürmüştür.

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonra

kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları

inceler."

25. Bu hüküm gereğince Anayasa Mahkemesi 23/9/2012 tarihinden

sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel

başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkemenin zaman bakımından yetkisi ancak bu

tarihten sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılan bireysel

başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenleme karşısında anılan

tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları da içerecek şekilde yetki

kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S.,

B. No: 2012/832, § 14, 12/2/2013).

26. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada İlk

Derece Mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla kişinin

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu "bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu" olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel

başvuru incelemesi açısından tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla

isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği

kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya hükmedilmektedir.

Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir tutuklama nedenine

bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir. Bu açıdan mahkûmiyet kararının

kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ve

Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini tutukluluk olarak

nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 33).

27. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hakkında hüküm verildiği tarihtir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

28. Somut olayda başvurucu 9/10/2008 tarihinde gözaltına alınmış

ve 13/10/2008 tarihinde tutuklanmıştır. Yargılandığı davada İlk Derece

Mahkemesinin 13/4/2010 tarihli kararı ile başvurucunun patlayıcı madde

bulundurma ve nakletme suçundan 4 yıl 2 ay hapis ve 820 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiş ve anılan suçtan verilen mahkûmiyet hükmü

Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21/5/2012 tarihli ilamı ile onanarak

kesinleşmiştir. Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen

15/10/2012 tarihli ve 2012/7-5096 İlamat sayılı müddetnameye göre başvurucunun anılan mahkûmiyet kararının

infazı kapsamında koşullu salıverilme tarihi 22/11/2015, hak ederek tahliye

tarihi ise 6/12/2016’dır.

29. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 13/4/2010 tarihli kararı

ile başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve mala zarar verme

suçlarından verilen mahkûmiyet hükümleri temyiz incelemesi sonunda bozulmuş ise

de İlk Derece Mahkemesince 21/1/2014 tarihinde başvurucunun yeniden

mahkûmiyetine karar verilmesi ve bu kararın da temyiz mercii tarafından

18/6/2014 tarihli ilamla onanarak kesinleşmesi karşısında, anılan suçlar

yönünden verilen bozma kararının, başvurucunun tutulmasının niteliği üzerinde

bir etkisi bulunmamaktadır.

30. Bu belirlemelere göre başvurucunun bir suç isnadına bağlı

olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması, İlk Derece Mahkemesinin ilk mahkûmiyet

kararının verildiği 13/4/2010 tarihinde sona ermiştir.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun bir suç isnadına bağlı

olarak özgürlüğünden yoksun bırakılması, Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından

yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce sona ermiştir. Bu sebeple

başvurunun bu kısmının zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Adil Yargılanma Hakkının

İhlal Edildiğine İlişkin İddia

32. Başvurucu, hakkındaki yargılamanın özel bir karmaşıklığa

sahip olmamasına rağmen uzun süre boyunca sonuçlandırılmadığını ileri

sürmüştür. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan başvurunun

bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

33. Makul sürede yargılanma hakkı, Anayasa'nın 36. maddesi ile

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının kapsamına dâhildir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 39).

34. Anayasa'nın 36. ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 6. maddeleri uyarınca kişilere, cezai alanda yöneltilen suçlamaların

da (suç isnadı) makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır.

İsnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama

aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik

incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil yargılanma hakkının kapsamına girer

(B.E., B. No: 2012/625, 9/1/2014,

§ 31).

35. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği

arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır. Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadının nihai olarak karara

bağlandığı, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin

makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

35).

36. Başvurucuya bir suçun isnat edildiği (başvurucunun gözaltına

alındığı) 9/10/2008 tarihi ile başvurucu hakkındaki mahkûmiyet hükmünün

kesinleştiği 18/6/2014 tarihi arasında geçen süre yaklaşık 5 yıl 8 aydır.

37. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali iddialarına ilişkin

olarak mutlak bir süreye göre değerlendirme yapılmamakta, her davanın

özelliğine göre makul sürenin aşılıp aşılmadığı incelenmektedir. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

38. Yargılamanın karmaşıklığını değerlendirirken davanın hem

hukuki hem de maddi açıdan bütün yönleri ele alınmalı; davanın konusunun

karmaşıklığı, hukuki meselenin çözümündeki güçlük, delillerin toplanmasında

karşılaşılan engel, maddi olayların karmaşıklığı, sanıkların ya da isnat edilen

suçların veya tanıkların sayısı, davanın uluslararası unsurları, bilirkişi

deliline ihtiyaç, yazılı delillerin hacmi gibi birçok unsur incelenmelidir.

Davanın taraflarının ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu

açısından ise ceza davalarında sanık, adli makamlarla aktif bir iş birliği

yapmak zorunda olmadığı gibi hukuk sisteminin sunduğu savunma imkânlarını

kullandığı için de kusurlu bulunamaz. Diğer taraftan devlet, kendi idari ve

yargısal organlarına yüklenebilecek gecikmelerden sorumludur (Murat Öztürk, B. No: 2014/2454, 4/11/2014,

§§ 52, 53).

39. Somut olayda başvurucu 9/10/2008 tarihinde gözaltına alınmış

ve 13/10/2008 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet

Başsavcılığının 22/10/2008 tarihli iddianamesiyle açılan davada yargılamayı

yürüten İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 13/4/2010 tarihli kararı ile

başvurucunun işlediği sabit kabul edilen

"... PKK-KONGRA/GEL terör örgütünün içerisinde yer alıp terör örgütünün

amaç ve hedefleri doğrultusunda faaliyetlerde bulunduğu, olay günü ... izinsiz

toplantı yürüyüşüne katılarak molotof kokteyli

atılması ve terör örgütü lehine slogan atma eylemlerine katılıp molotof kokteyli atmak suretiyle İETT otobüsüne zarar

verdiği, üzerinde yapılan aramalarda örgütsel yapılanmaya ilişkin doküman ve

belgelerin bulunduğu ..." eylemlerinin silahlı terör örgütüne

üye olma, patlayıcı madde bulundurma ve nakletme, mala zarar verme suçlarını

oluşturduğu sonucuna vararak toplamda 12 yıl 11 ay hapis ve 820 TL adli para

cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

40. Anılan kararın temyiz incelemesi sonunda Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 21/5/2012 tarihli ilamı ile başvurucu hakkında patlayıcı madde

muhafaza etme suçundan verilen 4 yıl 2 ay hapis ve 820 TL adli para cezasına

ilişkin mahkûmiyet hükmü onanırken diğer suçlardan verilen mahkûmiyet hükümleri

iddianamede belirtilen eyleme ilişkin bir kısım suçlardan dava açılmasının

temin edilmesi ve sonra her iki davanın birleştirilip delillerin bir bütün

olarak değerlendirilmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Yargıtay bozma

ilamına konu suçlara İlişkin İlk Derece Mahkemesindeki yargılama devam ederken

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26/3/2013 tarihli iddianamesi ile başvurucu

hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve adam öldürmeye

teşebbüs suçlarını (da) işlediği iddiasıyla İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesine

açılan dava, bu yargılama dosyası ile birleştirilmiştir.

41. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi 21/1/2014 tarihli kararı ile

birleşen davadaki eylemleri de değerlendirerek başvurucunundevletin

birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma ve kasten öldürmeye teşebbüs suçlarından

mahkûmiyetine karar vermiştir. Mahkemenin anılan suçlardan mahkûmiyet hükmü

tesis ederken başvurucunun terör örgütü üyesi olma eyleminin devletin birliğini

ve ülke bütünlüğünü bozma suçu içerisinde erimesi nedeniyle bu suçtan ayrıca

cezalandırılamayacağı, kamu malına zarar verme eylemi yönünden ise suça konu

eylemin daha ağır cezayı gerektiren kasten öldürmeye teşebbüs suçunu da

oluşturması nedeniyle fikri içtima gereği ayrı bir hüküm tesis edilmediği,

somut olayda daha önce açılmayan ve yargılama konusu olmayıp hüküm kurulmayan

bir davadan dolayı ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkın söz konusu

olmayacağı şeklinde değerlendirmelerde bulunduğu görülmektedir.

42. Anılan karar, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 18/6/2014 tarihli ilamı ile onanarak kesinleşmiştir. Yargıtay

ilamında kasten öldürmeye teşebbüs suçu yönünden başvurucunun 10 yıl hapis

cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İlk Derece Mahkemesinin kabul ve

uygulaması yerinde bulunmuş, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçu

yönünden ise ceza süresi bakımından kazanılmış hak bulunduğu belirtilerek

müebbet hapis cezası 6 yıl 3 ay hapse indirilmiştir.

43. Davada sanık olarak yalnızca başvurucunun bulunması ve

davanın tek bir olaya ilişkin olması, başvuruya konu yargılamanın karmaşık bir

nitelikte olmadığını ortaya koymaktadır. Yargılama sürecindeki gecikmenin genel

olarak soruşturma mercilerinin ve derece mahkemelerinin olayın hukuki

nitelendirmesi bakımından farklı değerlendirmelerde bulunmaları dolayısıyla

yaşandığı, bu kapsamda başvurucu hakkında açılan ve asıl dava dosyası ile

birleştirilen ikinci davanın da aynı maddi olaya ilişkin olduğu görülmektedir.

Karmaşık nitelikte bulunmayan davada yargılamadaki 2 yıl 6 aylık sürenin de

temyiz incelemesinde geçtiği dikkate alındığında ve davaya bütün olarak bakıldığında

5 yıl 8 ay devam eden yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

45. 6216 sayılı Kanun'un "Kararlar"

kenar başlıklı 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

46. Başvurucu 40.000 TL manevi tazminat talep etmiştir.

47. Başvuruda Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

48. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın zaman bakımından

yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

30/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Nevzat

TURGUT

Vekili

:

Av. Mustafa

ERASLAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/2189, 30 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  13. Necipoğlu
  14. Gökcan
  15. Turgut
  16. Eraslan
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/2189
Tarih
30 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Veli Servet Çelik Başvurusu (B. No: 2014/157)
  • Nafiz Yıldıran Başvurusu (B. No: 2014/6958)
  • Makbule Güney Başvurusu (B. No: 2014/1278)
  • Nihat Baymiş Başvurusu (B. No: 2014/10373)
  • Ebubekir Keskin Başvurusu (B. No: 2014/2430)
  • Hikmet Aslan Başvurusu (B. No: 2014/11036)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.