İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hikmet Aslan Başvurusu (B. No: 2014/11036)

1. Başvuru, sendika yönetim kurulu üyeliği görevi de bulunan

Başvuru No2014/11036Tarih16 Haziran 2016Okuma24 dk · 4.713 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hikmet Aslan Başvurusu

Karar tarihi
16 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/11036
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.713 kelime·24 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, sendika yönetim kurulu üyeliği görevi de bulunan

devlet memurunun sendikanın planladığı eyleme ilişkin kokart takarak okulda

dolaşmasının, soruşturmaya konu edilerek disiplin cezası verilmesi nedeniyle

ifade özgürlüğü ile toplantı ve gösteri hakkının; soruşturma sürecinde savunmasının

usulüne uygun alınmaması, savunma için ek süre verilmemesi ve aralarında

husumet bulunan amir tarafından soruşturma yapılması nedeniyle adil yargılanma

hakkı ile "Kanunsuz suç ve ceza olmaz." ilkesinin ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/7/2014 tarihinde İstanbul Bölge İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 31/10/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 5/2/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

11/2/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, İstanbul ili Avcılar ilçesinde bulunan Mehmet Emin

Horoz Teknik ve Endüstri Meslek Lisesinde Türk dili ve edebiyatı öğretmeni

olarak görev yapmakta ve aynı zamanda Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası

(Eğitim-Sen) İstanbul 7 No.lu Şube Yönetim Kurulu üyesi olarak sendikal

faaliyet yürütmektedir.

9. Başvurucu; görev yaptığı okulda Okul Müdürü M.M.G.nin mobbing uygulamalarına

maruz kaldığını, psikolojisinin bozulduğunu, bu nedenle okul müdürü hakkında

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi verdiğini ve

soruşturmanın devam ettiğini belirtmesine rağmen soruşturmanın başlangıcı ve

diğer detayları hakkında açıklayıcı bilgi vermemiştir.

10. Sendika, sosyal ve ekonomik hakları savunmak üzere

taleplerini açıklamak amacıyla 21 Aralık 2011 tarihinde grev kararı almıştır.

Başvurucu, üyesi bulunduğu ve aktif görev aldığı sendikanın grev yapma

tarihinden bir gün önce yakasına üzerinde “21

Aralıkta GREVdeyiz”

yazısı bulunan kokart takarak okuldaki görevine devam etmiştir. Başvurucu

hakkında 20/12/2011 tarihinde, Okul Müdürü M.M.G. ve Müdür Yardımcıları C.B. ve

İ.H.K. imzası ile bir tutanak düzenlenmiştir. Tutanak içeriği şöyledir:

“Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Hikmet Aslan

20/12/2011 Salı günü, tüm gün boyunca yakasına “21

Aralıkta GREV deyiz” yazan bir kokart takarak

derslere girmiş, öğrencilerin önünde koridorlarda ve dersliklerde dolaşarak

yönetmeliğe aykırı hareket etmiştir. İş bu tutanak tarafımızdan tutulmuştur.”

11. Başvurucunun görev yaptığı okulun bağlı bulunduğu Avcılar

İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü, başvurucu hakkında yürüttüğü idari soruşturma

sonucunda 1/6/2012 tarihli ve 9991 sayılı kararı ile başvurucunun

"uyarma" cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucunun

disiplin soruşturma işlemlerinde muhakkik olarak Okul Müdürü M.M.G.nin kendi talebi üzerine görevlendirildiği,

23/12/2011 ile 24/4/2012 tarihleri arasında mühakkik

işlemlerinin tamamlandığı görülmüştür. Başvurucu hakkındaki muhakkik raporunda

yer alan tespitlerin bir kısmı şöyledir:

“… Belgelerden ve alınan ifadelerin inceleme

ve değerlendirilmesinden: Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni Hikmet Aslan’ın Okul

Müdürlüğünün 23/12/2011 tarih ve 648/879 sayılı yazısına cevaben “iddia olunan

husus … il teftiş kuruluna gönderilmesini talep ediyorum” demesi ve tanık ifadelerinden

20/12/2011 tarihi Salı günü okulda olduğu halde gün

boyu yakasında “21 Aralıkta GREV’deyiz” yazan kokart

takarak öğrencilerin önünde, koridorlarda ve dersliklerde dolaştığı

anlaşılmıştır. Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve

Kıyafetine Dair Yönetmelik madde 9 “…”. Öğretmen Hikmet Arslan, Yönetmeliğin

anılan maddesine açıkça aykırı davranmış, farklı kokart takarak görev

yapmıştır. Bu durumda Yönetmelik emirlerini yerine getirmesinde kayıtsızlık

göstermiştir.

Kesinleşen bu iddia ile ilgili olarak: Mehmet

Emin Horoz Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni

Hikmet Arslan, bu fiilinden dolayı, fiilin karşılığı 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa göre değerlendirilmesi

gerekmektedir. Buna göre … fiilinin 657 sayılı Kanunun 125[.] maddesinin A bendinin (a) fıkrası kapsamına girdiği

yönünde kanaat oluşmuştur. …”

12. Başvurucu, hakkında verilen disiplin cezasının iptali

istemiyle 31/8/2012 tarihinde İdare Mahkemesinde iptal davası açmış; İstanbul

5. İdare Mahkemesinin 1/4/2013 tarihli ve E.2012/1579, K.2013/821 sayılı kararı

ile dava reddedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:

“… Kamu kurumlarının bu kapsamda okulların

kendine göre disiplin düzen kurallarının mevcut olduğu, kişi ile devlet[in] [bir] özel bir statü ilişkisi içerisinde bulunduğu, eğitim

faaliyetleri sırasında (sendikal faaliyet ile ilgisiz yer ve zamanda)

yasaklanan davranışların müeyyidelendirilmesinin

temel hakların ihlali sonucunu doğurmayacağı açıktır.

Dava konusu olayda; öğretmen olan davacının

20.12.2011 tarihi salı günü okulda olduğu halde gün boyu yakasında “21 Aralıkta

GREVDE'yiz” yazan kokart takarak öğrencilerin önünde,

koridorlarda ve dersliklerde dolaştığı, davacının bu davranışı sendikal

faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği gibisendikal

faaliyet ile ilgisiz yer ve zamanda gerçekleştirildiği, buna göre soruşturma

raporu ile davacının dava konusu disiplin cezasına fiili işleyerek görev

mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde

kayıtsızlık gösterdiği hususunun sabit olduğu anlaşıldığından dava konusu

işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.”

13. Temyiz üzerine Danıştay Onikinci

Dairesinin 10/9/2013 tarihli ve E.2013/6219, K.2013/6062 sayılı ilamıyla dosya,

İstanbul Bölge İdare Mahkemesine gönderilmiş ve Mahkemenin 21/1/2014 tarihli ve

E.2014/36, K.2014/937 sayılı ilamıyla kararın usul ve hukuka uygun olduğu,

dilekçede ileri sürülen itiraz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek

mahiyette görülmediği belirtilerek itirazın reddi ile hükmün onanmasına karar

verilmiştir.

14. Karar düzeltme istemi, aynı Bölge Mahkemesinin 13/5/2014

tarihli ve E.2014/8196, K.2014/9680 sayılı ilamıyla dilekçede ileri sürülen

hususların 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54.

maddesinde yazılı nedenlerden hiçbirine uymadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.

15. Karar 2/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 2/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

17. Bu süreçte başvurucu 5/3/2012 tarihinde iş yerinde

psikolojik taciz ve yıldırmaya (mobbing) maruz

kaldığı iddiası ile İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana

Bilim Dalı Polikliniğine başvurmuştur.

18. Adı geçen Adli Tıp Ana Bilim Dalında 31/7/2012 tarihli ve 52

sayılı bilirkişi raporu ile 25/12/2012 tarihli bir sosyal ve psikolojik

değerlendirme raporu düzenlenmiştir.Bu

bilgi ve bulguların yeniden değerlendirilmesi neticesinde başvurucu hakkında

aynı Ana Bilim Dalı tarafından 18/2/2013 tarihli bir ek rapor düzenlenmiş ve bu

raporda kişinin iş yerinde mobbinge maruz kaldığı

yönünde tespitler yapılmıştır. Raporun sonuç kısmı şöyledir:

“… Hikmet Aslan hakkında tarafımızdan

31/7/2012 tarih ve 52/2012 sayılı bilirkişi raporu düzenlenmiş olup, kişi

hakkında hazırlanan 25/12/2012 tarihli sosyal ve psikolojik değerlendirme

raporunda yer alan bilgi ve bulgular yeniden değerlendirildiğinde;

1- İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim

Dalı Polikliniğinde yapılan ayrıntılı ruhsal durum muayenesinde tespit edilen

ruhsal travma bulguları, Travma Sonrası Stres Bozukluğu ve Majör Depresyon

tanıları ve Uzm.Psikolog D.D. ve Sosyal Hizmet Uzmanı

M.C. tarafından hazırlanan sosyal ve psikolojik değerlendirme raporunda yer

alan çalıştığı işyeri ortamına ilişkin bulgular ile aktarılanların UYUMLU BULUNDUĞU,

2- Elde edilen tüm bilgiler ışığında, kişinin

işyerinde psikolojik şiddet ve yıldırmaya (mobbing)

MARUZ KALDIĞI kanaatini bildirir ek rapordur.”

B. İlgili Hukuk

19. 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun

8. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Devlet memurları, resmi sıfatlarının

gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını hizmet içindeki ve dışındaki

davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.”

20. 657 sayılı Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Devlet memurları kanun, tüzük ve

yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla ve amirler tarafından verilen

görevleri yerine getirmekle yükümlü ve görevlerinin iyi ve doğru

yürütülmesinden amirlerine karşı sorumludurlar.”

21. 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“Devlet memurlarına verilecek disiplin

cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

A- Uyarma: Memura, görevinde ve davranışlarında

daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller

şunlardır:

a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında

yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde,

görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin

korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz

davranmak,

…”

22. 657 sayılı Kanun'un 135. maddesi şöyledir:

“Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma,

kınama ve aylıktan kesme cezalarına karşı disiplin kuruluna, kademe

ilerlemesinin durdurulması cezasına karşı yüksek disiplin kuruluna itiraz

edilebilir.

İtirazda süre, kararın ilgiliye tebliği

tarihinden itibaren yedi gündür. Süresi içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları

kesinleşir.

İtiraz mercileri, itiraz dilekçesi ile karar

ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren otuz gün içinde kararlarını

vermek zorundadır.

İtirazın kabulü hâlinde, disiplin amirleri

kararı gözden geçirerek verilen cezayı hafifletebilir veya tamamen

kaldırabilirler.

Disiplin cezalarına karşı idari yargı yoluna

başvurulabilir.”

23. 16/7/1982 tarihli ve 8/5105 sayılı Kamu Kurum ve

Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik’in 9.

maddesi şöyledir:

“Personel, görev yaptığı yerin ve mezun olduğu

okulların rozetleri ile Hükümetçe özel günler için çıkarılan rozetler

(Atatürk'ün doğumunun 100. Yılı gibi) dışında rozet, işaret, nişan v.b. şeyler takamaz.”

24. 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları

ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun 18. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

"Kamu işvereni kamu görevlileri arasında

sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 16/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, Eğitim-Sen'e üye olduğunu, disiplin

soruşturmasının ceza verilerek sonuçlandırılmasının sendika üyeliği ile ilgili

olduğunu, 4688 sayılı Kanun'un 18. maddesine göre sendikal faaliyetleri

nedeniyle baskı altına alınamayacağını, 21/12/2011 tarihinde icra edilen kokart

takılması eylemine yönelik soruşturmanın, mobbing

dolayısıyla hakkında Savcılığa şikâyette bulunduğu okul müdürü tarafından

yapıldığını, tarafsız ve bağımsız olmayan soruşturmacının ceza teklif ettiğini,

hangi fiilleri nedeniyle ceza verildiğinin belli olmadığını ve bu fiillerin 657

sayılı Kanun'da yer almadığını; dolayısıyla, suçta ve cezada kanunilik

ilkesinin ihlal edildiğini, aleyhinde beyanda bulunanlar ile

yüzleştirilmediğini, sunduğu belgelerin kararda dikkate alınmadığını,

soruşturma sırasında ifadesini avukatı ile birlikte vereceğini belirttiğini,

nitekim ifadesinin avukatı yanındayken alındığını; fakat bu tutanakların dava

dosyasına gönderilmediğini, dava dilekçesinde yer alan usul ve esasa ilişkin

iddialara cevap verilmediğini, görev yaptığı okulda çok sayıda öğretmenin 21

Aralık'a ilişkin kokartı taktığını ancak sadece

kendisi hakkında işlem tesis edildiğini, bu kokartı

takmasından dolayı disiplin cezası almasının, düşünce ve ifade özgürlüğünün ve

gösteri hakkının ihlali olduğunu, Anayasa'da gösterinin yapılacağı yere ilişkin

kısıtlayıcı bir düzenleme olmadığını, Mahkemelerin kararlarının gerekçesiz

olduğunu, disiplin soruşturması ve dava aşamasında adil bir yargılama

yapılmadığını belirterek Anayasa'nın 10., 26., 34., 36. ve 38. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ve manevi

tazminat talebinde bulunmuş, tazminata ilişkin miktar belirtmemiştir.

B. Değerlendirme

27. Bakanlık görüş yazısında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin

(AİHM) konuya ilişkin örnek kararlarına vurgu yapılmış; başvurucunun ihlal

iddiaları değerlendirilirken belirtilen hususların dikkate alınması ve eylemin

sendikal haklardan ziyade ifade özgürlüğü bağlamında değerlendirilmesi

gerektiği bildirilmiştir.

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu okulda kokart takarak dolaşmasının

Sendikanın planladığı grevle ilgili olması nedeniyle gösteri yapma hakkıyla

ilişkili olduğunu belirtmiş ise de başvurucunun iddialarının sendikal

faaliyetle ilgili olarak örgütlenme özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi

gerekmektedir.

29. Öte yandan başvurucu, mensubu olduğu Sendika tarafından

planlanan grevle ilgili duyuruyu içeren kokart takarak okulda dolaşmasının

disiplin cezası ile yaptırıma tabi tutulmasının okul müdürü ile aralarında

husumet bulunmasından kaynaklandığını, kokart taşıyan başka öğretmenler

hakkında tutanak tutulmadığını ve bu tutumun eşitlik ilkesine aykırı olduğunu

ileri sürmüştür. Eşitlik ilkesi iddiaları yönünden başvurucunun, kendisiyle

benzer durumdaki başka kişilere yapılan muamele ile kendisine yapılan muamele arasındafarklılığın bulunduğunu ve bu farklılığın meşru bir

temeli olmaksızın ırk, renk, cinsiyet, din, dil vb. ayrımcı bir nedene

dayandığını makul delillerle ortaya koyması gerekir. Somut olayda başvurucu,

benzer olaylar ile kendi durumunun aynı olduğunu ortaya koyamadığı gibi

kendisine hangi ayrımcılık temelinde ve nasıl bir ayrımcılık yapıldığına

ilişkin herhangi bir beyanda da bulunmamıştır. Bu nedenle ve eşitlik ilkesinin

ihlaline ilişkin iddialarının başka bir haktan bağımsız ve soyut biçimde ileri

sürülmesi mümkün olmadığından bir bütün olarak adil yargılanma hakkı başlığı

altında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir. Başvurucunun disiplin

soruşturma sürecine, yargılama usulüne, kararların gerekçesine ve davanın

sonucuna ilişkin ihlal iddiaları adil yargılanma hakkı başlığı altında

incelenmiştir.

1. Örgütlenme Özgürlüğü Yönünden

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

30. Başvurucunun, üyesi olduğu sendikanın eylem kararını duyuran

kokart takarak okulda dolaşması, derslere katılması fiilinin disiplin

soruşturmasına konu edilerek kendisine disiplin cezası verilmesi kararının

örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun

değildir. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar

verilmesini gerektirecek başka bir nedenide

bulunmadığı anlaşılan ihlal iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

31. Başvurucu; üyesi olduğu sendika tarafından yasal çerçevede

planlanan grev kararının icrası kapsamında ertesi gün okula gelmeyeceğini ve

gelmeme sebebini duyurmak amacıyla soruşturma konusu kokartı

taktığını, sadece kokart taşımaktan ibaret fiiline disiplin cezası verilmesinin

ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

32. Bakanlık görüşünde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

(Sözleşme) 10. maddesi bağlamında ifade özgürlüğünün demokratik toplumun

temellerinden birini oluşturduğu; ifade özgürlüğünün yalnızca lehte olduğu

kabul edilen veya zararsız ya da önemsiz görülen bilgi ve düşünceler için değil

aynı zamanda devletin veya toplumun bir bölümü için saldırgan, şok edici veya

rahatsız edici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğu belirtilmiştir. Bu

kapsamda başvurunun, başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale olup

olmadığı, gerçekleştirilen müdahalenin kanunla öngörülmüş olup olmadığı,

müdahalenin dayandığı amacın meşru olup olmadığı ve müdahalenin demokratik

toplum düzeninde gerekli olup olmadığı temelinde incelenmesi gerektiği

belirtilmiştir.

33. Anayasa'nın "Temel

hak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi

şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, özlerine

dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere

bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın

sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine

ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."

34. Anayasa’nın "Sendika

Kurma Hakkı" kenar başlıklı 51. maddesi şöyledir:

"1. Çalışanlar ve işverenler, üyelerinin

çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve

geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma,

bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir.

Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî güvenlik,

kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla

sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.

(Dördüncü fıkra mülga: 7/5/2010-5982/5 md.)

İşçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu

alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırları gördükleri hizmetin niteliğine

uygun olarak kanunla düzenlenir.

Sendika ve üst kuruluşlarının tüzükleri,

yönetim ve işleyişleri, Cumhuriyetin temel niteliklerine ve demokrasi

esaslarına aykırı olamaz.”

35. Anılan düzenlemeler uyarınca örgütlenme özgürlüğü,

bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kendilerini temsil eden kolektif

bir oluşum meydana getirerek bir araya gelme özgürlüğünü ifade etmektedir.

Örgütlenme özgürlüğü, bireylere topluluk hâlinde siyasal, kültürel, sosyal ve

ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar. Sendika hakkı da çalışanların

bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla bir araya gelerek örgütlenebilme

serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle bağımsız bir hak değil örgütlenme

özgürlüğünün bir şekli veya özel bir yönü olarak görülmektedir (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,

18/9/2014, §§ 30, 32).

36. Bireylerin devamlı olarak ve eş güdüm içinde yürüttükleri

faaliyetlerin hukukumuzda örgütlenme olarak tanınmaması, Anayasa hükümleri

kapsamında örgütlenme özgürlüğünün zorunlu olarak gündeme gelmeyeceği anlamına

gelmez. Demokrasilerde vatandaşların bir araya gelerek ortak amaçları

izleyebileceği örgütlerin varlığı sağlıklı bir toplumun önemli bir bileşenidir.

Demokrasilerde böyle bir "örgüt", devlet tarafından saygı

gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir (Tayfun Cengiz, § 31).

37. Anayasa’nın 33. ve 51. maddelerinde düzenlenen hak ve

özgürlükler, Sözleşme’nin 11. maddesinde bir araya getirilmiştir. Ayrıca

Sözleşme’nin 11. maddesinin yorumu ve uygulanmasında AİHM’in,

Sözleşme'nin 10. maddesi altında geliştirdiği içtihatların dikkate alınması da

gerekmektedir (Özgürlük ve Demokrasi

Partisi/Türkiye, B. No: 23885/94, 8/12/1999, § 37; Öllinger/Avusturya, B. No: 76900/01, 29/6/2006, §

38).

38. Anayasa'nın 51. maddesi, devlet için hem negatif hem de

pozitif yükümlülükler getirmektedir. Devletin, 51. madde çerçevesinde

bireylerin ve sendikaların örgütlenme özgürlüğüne müdahale etmemeye yönelik

negatif yükümlülüğü 51. maddenin ikinci ila altıncı fıkralarında yer alan

gerekçelerle müdahaleye izin veren koşullara tabi tutulmuştur. Aslında devletin

bu her iki yükümlülüğüne ilişkin olarak uygulanacak ölçütlerde bir değişiklik

olmamaktadır. Devletin ister pozitif ve isterse de negatif yükümlülüğü söz

konusu olsun bireyin ve bir bütün olarak toplumun çatışan menfaatleri arasında

adil bir denge kurulması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi bu adil dengenin

kurulup kurulmadığına karar verirken kamu gücünü kullanan organların bu alanda

belirli bir takdir marjına sahip olduğunu gözönünde

bulunduracaktır (Tayfun Cengiz,

§§ 36, 37).

39. Öte yandan örgütlenme özgürlüğü, sınırlanabilir bir haktır

ve Anayasa'da yer alan temel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir.

Örgütlenme özgürlüğüne ilişkin Anayasa'nın 33. maddesinin üçüncü ve 51.

maddesinin ikinci fıkralarında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu

özgürlüğe yönelik sınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır.

Temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında Anayasa'nın 13. maddesindeki

ölçütler dikkate alınmak zorundadır. Bu sebeple örgütlenme özgürlüğüne

getirilen sınırlandırmaların denetiminin Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan

ölçütler çerçevesinde ve Anayasa'nın 51. maddesi kapsamında yapılması

gerekmektedir (Tayfun Cengiz, §

38).

40. Somut olayda başvurucu, öğretmen olarak devlet memuru

statüsünde iken Şube Yönetim Kurulu üyesi olduğu Sendikanın grev kararından

sonra ve grev gününden bir gün önce grev ilanını içeren bir kokart takarak

okulda dolaşmış ve derslere girmiştir. İlk Derece Mahkemesi, grev öncesi okulda

ve öğrenciler önünde kokart taşımasının, sendikal faaliyetle ilgili olmadığını

belirterek başvurucunun fiilini görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve

esasların yerine getirilmesinde kayıtsızlık gösterme olarak değerlendirmiştir.

Bunun dışında başvurucuya isnat edilen ve disiplin soruşturmasına konu edilen

herhangi bir eylem bulunmamaktadır.

41. Başvuruya konu olayda çözümlenmesi gereken ilk mesele üyesi

olduğu Sendikanın planladığı yasal grev faaliyetinden bir gün önce grevi

duyuran içerikte kokart takarak okulda dolaşan ve derslere giren başvurucu

aleyhine uyarma cezası verilmesinin örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir müdahale

oluşturup oluşturmadığını belirlemektir. Sonraki aşamalarda varlığı kabul

edilen müdahalenin kanuni dayanağının olup olmadığının, meşru amaçlara dayanıp

dayanmadığının, kısıtlamanın demokratik toplumda gerekli olup olmadığının ve

kullanılan araçların orantısız olup olmadığının tespit edilmesi gerekir.

i. Müdahalenin Varlığı

42. Başvurucunun Sendika tarafından alınan grev kararı

sonrasında grevden bir gün önce grevle ilgili kokart takarak görevini ifa

etmesi sonucunda devlet memurundan beklenen yükümlülüklere uymadığı

gerekçesiyle disiplin yaptırımına tabi tutulmasının örgütlenme özgürlüğü ile ilgili

olduğuna ve müdahale niteliği taşıdığına şüphe bulunmamaktadır.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

43. Anayasa’nın 51. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca

örgütlenme özgürlüğüne “kanunla öngörülmedikçe” ve madde metninde belirtilen

meşru amaçlar dışında müdahale edilemez. Aynı zamanda ifade özgürlüğüne

getirilecek bir sınırlamanın, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze

dokunmama, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik

Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun

olup olmadığının belirlenmesi gerekir.

Kanunilik

44. Başvurucu, hangi fiilleri nedeniyle ceza verilmesi gerektiği

sonucuna gidildiğinin belli olmadığını ve bu fiillerin kanunda yer almadığını

ileri sürmüştür. Yapılan değerlendirmeler neticesinde 657 sayılı Kanun'un "Davranış ve işbirliği"

kenar başlıklı 8. maddesi, “Devlet

memurlarının görev ve sorumlulukları” kenar başlıklı 11. maddesi ve "Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza

uygulanacak fiil ve haller" kenar başlıklı 125. maddesi ve

ilgili Yönetmelik'in 9. maddesinin "kanunilik" koşulunu karşıladığı

sonucuna varılmıştır.

Meşru Amaç

45. İlk Derece Mahkemesi "davacının

20/12/2011 tarihinde yakasına grevle ilgili kokart takarak okulda dolaşmasının,

sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği gibi sendikal faaliyetle

ilgili olmayan yer ve zamanda gerçekleştirildiği" gerekçesi ile

müdahalenin kamu düzeni ve kurumsal disiplinin korunması amacı güttüğünü

belirtmiştir. Başvurucu, hakkındaki uygulamanın yasanın öngördüğü amaçla uyumlu

olmadığını ileri sürmüştür.

46. Örgütlenme özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşru

olabilmesi için bu müdahalenin Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında

belirtilen millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel

sağlık, genel ahlak ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebebiyle

ve kanunla yapılmış olması gerekir.

47. Görev yaptığı okulda üyesi olduğu Sendikanın grev kararını

duyuran kokart taşıması nedeniyle başvurucuya verilen disiplin cezasının

Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan meşru amaçları hedeflediği

kabul edilse bile bu hususun müdahalenin gerekliliği konusunda yapılacak

değerlendirmelerle birlikte tartışılmasının daha doğru olacağı sonucuna

varılmıştır.

Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve

Ölçülülük

48. Başvurucu; okulda kokart takarak dolaşma fiilinin 657 sayılı

Kanun’daki sınırlayıcı düzenlemelerle örtüşmediğini, yasada yer almayan

düzenleme ve suçlamalarla disiplin cezası verildiğini, başka öğretmenlerde de

kokart bulunmasına rağmen sadece kendisi hakkında işlem yapıldığını iddia

etmiştir. Üyesi olduğu Sendikanın yasal çerçevede aldığı grev kararını ve

ertesi gün okula gelmeme sebebini duyurmak için kokart taşıması nedeniyle

disiplin cezası uygulanmasının ifade özgürlüğüne aykırı olduğunu belirtmiştir.

Ayrıca başvurucu; soruşturmanın, okulda daha sonra göreve başlayan ve kendisine

mobing uygulayan amir tarafından yürütüldüğünü

vurgulamıştır.

49. Bakanlık görüşünde, Sözleşme’nin 10. maddesinde düzenlenen

ifade özgürlüğü hakkının kamu görevlilerine de tanınan bir hak olmasının yanısıra bu hakkın kamu görevlileri tarafından kullanımı

durumunda diğer kişilere nazaran daha hassas davranılması icap ettiği, bu

hususun Sözleşme’de görev ve sorumluluklar kavramıyla

ortaya konduğu vurgulanmıştır. İfade özgürlüğüne yönelik müdahalelerin varlığı

hâlinde alınan önlemleri haklı kılacak gerekçelerin olup olmadığının ve "sınırlama amacı ile aracı arasında makul bir

dengenin bulunup bulunmadığının" demokratik toplum gerekleri

açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

50. Örgütlenme özgürlüğü ve daha özelde sendika hakkı mutlak

olmadığından bazı sınırlandırmalara tabi tutulabilir. Sendika özgürlüğüne

ilişkin olarak Anayasa'nın 51. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan

sınırlandırmaların Anayasa'nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratik

toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı

konusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.

51. Anayasa'da belirtilen "demokratik

toplum" kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla

yorumlanmalıdır. "Demokratik

toplum" ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile Sözleşme'nin bu

ölçütün kullanıldığı 9., 10. ve 11. maddeleri arasındaki paralelliği açıkça

yansıtmaktadır. Bu itibarla demokratik toplum ölçütü, çoğulculuk, hoşgörü ve

açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için

bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72,

7/12/1976, § 49; Başkaya ve Okçuoğlu/Türkiye,

B. No: 23536/94, 24408/94, 8/7/1999, § 61). Anayasa Mahkemesi de daha önceki

birçok kararında bu nitelendirmeyi vurgulamıştır (Tayfun Cengiz, § 52).

52. Buna göre aynı zamanda birey olan devlet memurları,

çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel

ilkelerinin korumasından yararlanır. Başka bir deyişle görevine yansıtma,

şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi söz konusu olmadığı sürece

ifade özgürlüğü çerçevesinde dile getirilen bazı görüşler veya bunların dile

getirilme biçimi yetkili makamların gözünde kabul edilemez olsa dahi ifade ve

örgütlenme özgürlüklerini ortadan kaldırmaya yönelik tedbirler demokrasiye

hizmet edemez hatta demokrasiyi tehlikeye düşürür (Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00, 76292/01, 13/11/2008, § 77).

53. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada devreye

girecek bir başka güvence de Anayasa'nın 13. maddesinde ifade edilen

"ölçülülük ilkesi"dir. Bu ilke, temel hak

ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak

dikkate alınması gereken bir güvencedir. Anayasa'nın 13. maddesinde demokratik

toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrı ölçüt olarak

düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz bir ilişki vardır.

Nitekim Anayasa Mahkemesi amaç ile araç arasında makul bir ilişki ve dengenin bulunup

bulunmadığını inceler (Tayfun Cengiz,

§ 53).

54. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temel hak

ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.

Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmak

için seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple sendika hakkına yapılan

müdahalelerde hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahalenin elverişli,

gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir. Bu bağlamda başvuru

konusu olay bakımından yapılacak değerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye

neden olan derece mahkemelerinin kararlarında dayandıkları gerekçelerin sendika

hakkını kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” ve “ölçülülük ilkesi”ne uygun olduğunun inandırıcı bir şekilde ortaya

konup konulamadığı olacaktır (Tayfun Cengiz,

§§ 54, 55).

55. Öte yandan örgütlenme özgürlüğü -devlet memurları söz konusu

olduğunda- görüşlerin dengeli ve siyaseten yansız olarak açıklanıp

açıklanmadığını, kişisel tavırlar sergilenip sergilenmediğini ve

tarafsızlıklarının güvence altında olup olmadığını tartışma konusu yapmaktadır.

Bu bağlamdaki AİHM uygulamalarında, memurun bulunduğu konum, görev yaptığı

alanla ilgili olarak ödev ve sorumluluk derecesini belirlemede ulusal makamlara

bir takdir marjı tanınmaktadır (İsmail

Sezer/Türkiye, B. No: 36807/07, 24/3/2015, § 28;Ahmed ve diğerleri / Birleşik Krallık, B. No: 22954/93, 2/9/1998,

§§ 53, 54; Otto/Almanya (k.k.),

B. No: 27574/02, 24/11/2005). Fakat örgütlenme özgürlüğünü sınırlama niteliği

taşıyan bu durumun bir sınırının olduğu da unutulmamalıdır.

56. Devletin kamu hizmetinde çalışan memurlarına bir bağlılık

görevi getirmesi, ödev ve sorumluluklar yüklemesi memurların statüleri gereği

meşru kabul edilebilir bir durumdur. Fakat devlet memurlarının da birer birey

olduğu; siyasi görüş sahibi olma, ülke ve toplumsal sorunlarla ilgilenme,

tercih yapma gibi sosyal yönlere sahip olduğu ve bu nitelikleriyle Sözleşme’nin

10. ve 11. maddelerinden yararlanma haklarının bulunduğu şüpheden uzaktır (İsmail Sezer/Türkiye, § 52; Vogt/Almanya, B. No: 17851/91, 26/9/1995, §

53).

57. Ayrıca örgütlenme özgürlüğünün sendika üyelerine

sendikalarının sesini duyurma ve toplu menfaatleri dile getirme imkânı

sağladığı ve güvence altına aldığı fakat sendika üyelerine karşı devlet

tarafından belirli bir muamele yapılmasını korumadığı hatırda tutulmalıdır (İsmail Sezer/Türkiye, § 50).

58. Anayasa Mahkemesi, müdahalenin demokratik bir toplumda

gerekli olup olmadığını, müdahalede bulunulurken hakkın özüne dokunulup dokunulmadığını,

ölçülü davranılıp davranılmadığını davanın bütününe ve her olayın kendine has

özelliklerine göre takdir edecektir (Yaman

Akdeniz ve diğerleri, B. No: 2014/3986, 2/4/2014, § 44). Bu bağlamda

başvurucunun ifa ettiği görev, görev mahallinin şartları, disiplin yaptırımına

konu fiilin niteliği ve başvurucunun tavrının görevine yansıması gibi hususlar

değerlendirilecektir.

59. Başvurucunun, orta öğretim düzeyindeki bir devlet okulunda

Türk dili ve edebiyatı öğretmeni ve aynı zamanda sendika temsilcisi olduğu

dikkate alındığında, devlet memurlarının ifade özgürlüğü kapsamında düşünceyi

açıklamanın örgütlü biçimi olan sendikal faaliyette bulunma hakkından bütünüyle

mahrum bırakılamayacağı gözönünde bulundurulmalıdır.

Bununla birlikte demokratik bir toplumda gerekliliği tartışılmaz olan

durumlarda ordu, emniyet veya başka bazı alanlarda siyasi ve toplumsal

faaliyetlere sınırlamalar getirilmesi mümkündür. Başvurucunun bu türden

sınırlamalara tabi tutulmasını gerektirecek veya başka güvenlik tehdidi oluşturan

bir görevde bulunmadığı, görevinde tarafsızlığını ihlal edici tavır ve

eylemlerinin bulunduğuna ilişkin okul idaresinden yakınmalar olmadığı

anlaşılmaktadır.

60. Başvurucunun üyesi olduğu Sendika; Sözleşme, Anayasa ve

yasalar çerçevesinde hükümeti uyarmak amacıyla “grevli

toplu sözleşme, güvenceli istihdam, insanca yaşayacak temel ücret, ek

ödemelerin emekli aylıklarına dahil edilmesi, baskı, ceza ve sürgünlerin

durdurulması” talepleriyle 21 Aralık 2011 tarihinde bir günlük grev

kararı almıştır. Başvurucunun yakasındaki kokartta da “21 Aralıkta GREV’deyiz” ibareleri yazılıdır. Sendikanın

yapmayı planladığı gösterinin, çalışan sınıfın sosyal ve özlük haklarının

savunulmasını amaçlayan, barışçıl olmadığına yönelik herhangi bir tespit

bulunmayan özelliği dikkate alınmalıdır. Yine başvurucunun grevin bir gün

öncesinde yakasında taşıdığı kokart içeriğinde grevi ve tarihini duyurmak

dışında yasal olmayan, kamuyu incitecek veya yanlış yönlendirmelere sebep

olacak ibare veya işaretler bulunmadığı, başvurucunun görev yaptığı yerin

ortaöğretim seviyesinde bir okul olması nedeniyle öğrencilerin öğretmenlerden

etkilenme ihtimalinin ilköğretim seviyesine göre daha düşük olduğu

değerlendirilmelidir.

61. Başvurucu, üyesi olduğu sendika şubesinin yönetim kurulunda

olduğunu ve sendikacı sıfatıyla ertesi gün okula gelmeme sebebini duyurmaya

çalıştığını, kokart taşıma dışında başka bir eyleminin olmadığını ileri

sürmüştür. Niteliğine yukarıda değinilen kokart, devlet memurunun görev

esnasındaki kılık ve kıyafetine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı gözükse de

Sendikanın yasal çerçevede planladığı grevin bir gün öncesinde ve geçici kabul

edilebilecek bir sürede taşınması, çalışanların dayanışmasını gösterme ve

sendikal haklarını bağımsız bir şekilde kullanma yolu olarak değerlendirilecek

grev organizasyonu ile ilgili olması ve üçüncü kişilere bilgi verme niteliği

taşıması nedeniyle sendikal faaliyetin bir parçası olarak kabul edilmesini

gerekli kılmaktadır. Bu bağlamda AİHM, toplantı özgürlüğünün demokratik

toplumdaki önemli yeri dikkate alındığında bireye sunulan seçim ve eylem

imkânları etkisiz olduğunda ya da hiçbir yarar sağlamayacak şekilde

azaltıldığında bireyin söz konusu özgürlükten yararlanmadığını vurgulamaktadır

(Akın Şişman ve diğerleri/Türkiye,

B. No: 1305/05, 27/9/2011, §§ 32-34).

62. Öte yandan başvurucunun eylemi sonucunda kendisine uyarma

cezası verilmiştir. Verilen ceza -hafif olsa da- başvurucu gibi sendikaya üye

kişileri, çıkarlarını savunmak amacıyla yapılan meşru grev veya eylem günlerini

organize etmenin önüne geçebilecek caydırıcı etki doğuracak bir niteliğe

sahiptir (Kaya ve Seyhan/Türkiye,

B. No: 30946/04, 15/12/2009, § 30; Karaçay/Türkiye,

B. No: 6615/03, 27/6/2007, § 37; Doğan Altun/Türkiye, B. No: 7152/08, 26/5/2015, § 50; Ezelin/Fransa, B. No: 11800/85, 26/4/1991,

§ 43).

63. Açıklanan nedenlerle şikâyet edilen uyarma cezasının acil

toplumsal bir ihtiyaç baskısına tekabül etmemesi nedeniyle demokratik toplumda

gerekli olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu sebeple başvurucunun Anayasa'nın 51.

maddesinde güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkı Yönünden

64. Başvurucu; disiplin soruşturmasında avukatla savunma

yapacağını beyan etmesine rağmen kendisine ek süre ve savunma fırsatı

tanınmadığını, tanıklarla yüzleştirilmediğini, kendisine mobing

uyguladığı yönünde şikâyetçi olduğu amir tarafından soruşturma yürütüldüğünü,

suçlandığı fiil ile yasal hükümlerin uyuşmadığını iddia etmektedir.

65. Ancak başvurunun koşulları ve Anayasa’nın 51. maddesinde

güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edildiği yönündeki tespitler

dikkate alındığında başvurucunun temel hukuki meselesinin incelendiği ve çözüme

kavuşturulduğu, bu nedenle diğer şikâyetler açısından inceleme yapmaya gerek

olmadığı değerlendirilmiştir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

66 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

67. Başvurucu, ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

68. Sendika hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

69. Sendika hakkı ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılamasında hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 5. İdare Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekir.

70. Sendika hakkına yönelik başvurusu açısından ihlal tespitinin

başvurucuya yeterli tatmin sağladığı değerlendirildiğinden sendika hakkına

yapılan müdahale nedeniyle tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Sendika

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki şikâyetlerin incelenmesine

GEREK OLMADIĞINA,

SONUÇ / HÜKÜM

D. Kararın bir örneğinin sendika hakkı ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere İstanbul 5. İdare

Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

E. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,

F. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

16/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Abuzer

YAZICIOĞLU

Başvurucu

:

Hikmet ASLAN

Vekili

:

Av. Metin

İRİZ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/11036, 16 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. V. Hüküm
  12. A. Sendika
  13. B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan sendika
  14. C. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki şikâyetlerin incelenmesine
  15. G. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Yıldırım
  18. Kömürcü
  19. Altan
  20. Akıncı
  21. Topal
  22. Yazıcıoğlu
  23. İriz
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/11036
Tarih
16 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Tuncay Yazıcı Başvurusu (B. No: 2014/735)
  • Cevat Günbeği Başvurusu (B. No: 2014/6387)
  • Yılmaz Benek Başvurusu (B. No: 2014/2087)
  • Rıdvan Çelik Başvurusu (B. No: 2014/12574)
  • Mehmet Deniz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1481)
  • Sevim Metin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/84)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.