İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Rıdvan Çelik Başvurusu (B. No: 2014/12574)

1. Başvuru, hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde yapılan açlık

Başvuru No2014/12574Tarih8 Haziran 2016Okuma12 dk · 2.395 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Rıdvan Çelik Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/12574
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.395 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde yapılan açlık

grevi nedeniyle disiplin cezası verilmesinin ifade özgürlüğünü ihlal ettiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/7/2014 tarihinde Bolu

Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış

ve başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve masraflarını karşılama

imkânının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.

4. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 14/5/2015

tarihinde, adli yardım talebinin kabulüne ve başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu, başvuru tarihinde Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli

Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda devletin

egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını devlet idaresinden ayırmaya

çalışmak suçundan hükümlü olarak bulunmaktadır.

7. Başvurucu ile aynı yerdeki 111 hükümlü Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) hitaben yazılan 21/4/2014 tarihli dilekçe

ile iki günlük açlık grevi eylemine başladıklarını bildirmişlerdir.

8.21/4/2014 ile 22/4/2014 tarihlerinde

iki gün süreli açlık grevinde kalan başvurucu "Rojova devrimine yönelik AKP hükümeti ile KDP (Kürdistan Demokrat Partisi)

yönetiminin ittifakı ve bu ittifak sonucu sınırlara duvar çekilip hendek

kazılmasını, halkın üzerine ateş açılarak bir Kürt bir de Arap gencininkatledilmesi eylemlerini ve insanlık dışı

uygulamaları kınama ve uyarı amaçlı olarak demokratik bir hak niteliğindeki

açlık grevi eylemini gerçekleştirdiğini" belirtmiştir.

9. Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı başvurucu

hakkında açlık grevi yapması nedeniyle disiplin soruşturması başlatmıştır. Disiplin

Kurulu Başkanlığı 29/4/2014 tarihli kararı ile

13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı

Hakkında Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (g) bendi gereğince

başvurucunun "1 ay bazı etkinliklere

katılmaktan alıkoyma cezası" ile cezalandırılmasına karar

verilmiştir.

10. Söz konusu karara başvurucunun yaptığı itiraz Bolu İnfaz

Hâkimliğinin 10/6/2014 tarihli ve E.2014/1049,

K.2014/1157 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

11.İnfaz Hâkimliği kararının gerekçe kısmı şöyledir:

"dosya kapsamı bir bütün olarak

değerlendirildiğinde; açık ikrarı, tutanaklar, disiplin kurulu kararı,

karardaki gerekçe ve dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde usul ve

yasaya uygun olduğu değerlendirilen Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu Başkanlığının 29/4/2014

tarih ve 2014/305-115 karar sayılı kararına karşı yapılan hükümlünün itirazının

5275 sayılı Yasanın 40/2-g bendi gereğince reddine karar vermek

gerekmiştir."

12. İnfaz Hâkimliği kararına karşı yapılan itiraz, Bolu Ağır

Ceza Mahkemesinin 1/7/2014 tarihli ve 2014/967 Değişik

İş sayılı kararı ile reddedilmiş; karar başvurucuya 8/7/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

13.Başvurucu 23/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı

İnfaz Hâkimliği Kanunu'nun "İnfaz

hâkimliğince şikâyet üzerine verilen kararlar" kenar başlıklı

6. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Şikâyet başvurusu üzerine infaz hâkimi,

duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içinde karar verir; ancak, gerek

gördüğünde karar vermeden önce şikâyet konusu işlem veya faaliyet hakkında

resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belge isteyebilir; ayrıca

ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyet savcısının da yazılı

görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008 S.K./5.md.)

Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi, hükümlü veya

tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleri toplayıp

değerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008

S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak ve

vekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatı

aracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008

S.K./5.md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklunun

savunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir."

15. 5275 sayılı Kanun'un 37. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlü hakkında kurumda, düzenli

bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun,

tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı

davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde, eyleminin niteliği ile

ağırlık derecesine göre Kanunda belirtilen disiplin cezaları uygulanır.

(2) Suç oluşturan eylemlerden dolayı açılan

kamu davası, disiplin soruşturması yapılmasını ve cezanın uygulanmasını

engellemez."

16. 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(g) bendi şöyledir:

"(1) Bazı etkinliklere katılmaktan

alıkoyma cezası, hükümlünün bir aydan üç aya kadar süreyle kurumun kültürel ve

spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasıdır.

(2) Bazı etkinliklere katılmaktan alıkoyma cezasını gerektiren eylemler

şunlardır:

...

g) Açlık grevi yapmak."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; demokratik tepkisini

ortaya koymak amacıyla açlık grevine girdiğini, ifade özgürlüğünü bu şekilde

kullandığını, yaptığı eylemin kimseye bir zararı olmadığını, aldığı disiplin

cezası nedeniyle bir ay boyunca kütüphane, açık saha, halı saha, çok amaçlı

spor salonu, tenis, iş atölyeleri ve kurslara katılma haklarının elinden

alındığını ileri sürmüş ve başvuruya konu disiplin cezasını öngören ilgili

Kanun hükümlerinin iptali ile tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

19. Anayasa'nın

"Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26.

maddesi şöyledir:

"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz,

yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma

hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya

fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,

televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine

bağlanmasına engel değildir.

Bu hürriyetlerin

kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel

nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması,

suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce

belirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel

ve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya

yargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla

sınırlanabilir.

...

Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak

şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir."

20. Anayasa'nın 26. maddesinde ifade özgürlüğünün kullanımında

başvurulabilecek araçlar "söz, yazı,

resim veya başka yollar" olarak ifade edilmiş ve "başka yollar" ifadesiyle her

türlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (Emin Aydın [GK], B. No: 2013/2602, 23/1/2014, § 43).

21. İfade özgürlüğü, insanın haber ve bilgilere, başkalarının

fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı

kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla

ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve

yayabilmesi anlamına gelir (Emin Aydın,

§ 40).

22. Başvurucunun Irak Kürdistan Bölgesel

Yönetimi tarafından terör grupları ve kaçakçıların geçişini önlemek için Suriye

sınırında açılan hendekleri protesto etmek isteyen grup ile peşmergeler

arasında çıkan gerginlik sonucu halka ateş açılması ve iki kişinin öldürülmesi

olayına dikkat çekmek amacıyla açlık grevi yapmasının bir çeşit ifade yöntemi

olduğu hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. (Mehmet

Ayata, B. No: 2013/2920, 7/7/2015, § 24).

23. Hükümlü ve tutuklular, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak alanı kapsamında kalan temel hak ve

hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptir (Mehmet

Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014,

§ 65; Hirst/Birleşik Krallık (No. 2), B. No:

74025/01, 6/10/2005, § 69). Bu bağlamda hükümlü ve tutukluların ifade özgürlüğü

de Anayasa ve Sözleşme kapsamında koruma altındadır (Yankov/Bulgaristan, B. No: 39084/97, 11/12/2003;

T./Birleşik Krallık, B. No: 8231/78, 12/10/1983).

24. Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen

istisnalar gereğince ifade özgürlüğü, mutlak bir hak niteliğinde değildir;

başka bir ifadeyle sınırlanabilir. Bununla birlikte ifade özgürlüğünün

demokratik toplumlar için önemi gözetildiğinde bu hakka ilişkin sınırlamaların

daha dar yorumlanması ve sınırlamaların gerekli olduğuna dair gerekçenin

inandırıcı ve makul olması gerekir (Yankov/Bulgaristan, § 129). Temel hak ve özgürlüklerin

sınırlandırılmasında Anayasa'nın 13. maddesindeki ölçütler dikkate alınmak

zorundadır. Bu sebeple ifade özgürlüğüne getirilen sınırlamaların denetiminin

Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçütler çerçevesinde ve 26. maddesi

kapsamında yapılması gerekmektedir (Abdullah

Öcalan [GK], B. No: 2013/409, 25/6/2014, §

70).

25. Öte yandan cezaevinde bulunmanın kaçınılmaz sonucu olarak

suçun önlenmesi ve disiplinin sağlanması gibi cezaevinde güvenliğin ve düzenin

korunmasına yönelik kabul edilebilir gerekliliklerin olması durumunda

mahkûmların sahip olduğu haklara sınırlama getirilebilir. Ancak bu durumda dahi

hükümlü ve tutukluların haklarına yönelik herhangi bir sınırlandırma, makul ve

ölçülü olmalıdır (Silver ve

diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 5947/72, 23/3/1983,

§§ 99-105).

26. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda ifade

özgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin değerlendirilmesinde öncelikle

müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasında ise müdahalenin haklı sebeplere

dayanıp dayanmadığının belirlenmesi gerekmektedir.

A. Müdahalenin Varlığı

27. Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olan başvurucu, "Suriye sınırına açılan hendeklerin protestosu

sırasında halka ateş açılması ve iki kişinin öldürülmesi olayına dikkat

çekmek" amacıyla diğer hükümlülerle birlikte başlatılan açlık

grevi nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Dolayısıyla bir ifade

yöntemi olarak kabul edilen açlık grevi yapmaktan dolayı verilen disiplin

cezasının başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik bir müdahale oluşturduğu

açıktır.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

28. Yukarıda anılan müdahale Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı ve

Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa'nın 26. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın

Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa'nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa'nın sözüne

ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve

ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığının

belirlenmesi gerekir.

i. Kanunilik

29. 5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(g) bendinde, öngörülebilir ve ulaşılabilir bir şekilde "açlık grevi

yapmak" eylemine karşılık gelen disiplin yaptırımı kabul edildiğinden

başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin kanuni dayanağı olduğu

açıktır.

ii. Meşru Amaç

30. Açlık grevi nedeniyle başvurucuya disiplin cezası

verilmesinin cezaevi düzeninin ve güvenliğinin sağlanması amacıyla yapıldığı ve

bunun da Anayasa'nın ifade özgürlüğüne ilişkin 26. maddesinin ikinci fıkrası

kapsamında meşru bir amaç taşıdığı sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma

ve Ölçülülük

31. İfade özgürlüğü bazı sınırlandırmalara tabi olabilir. İfade

özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan

sınırlandırmaların Anayasa'nın 13. maddesinin güvencesinde olan demokratik

toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı

konusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir (Abdullah Öcalan, § 91).

32. 1982 Anayasası'nda belirtilen "demokratik toplum düzeni" kavramı, çağdaş ve

özgürlükçü bir anlayışla yorumlanmalıdır. "Demokratik toplum düzeni"

ölçütü, Anayasa'nın 13. maddesi ile Sözleşme'nin "demokratik toplum

düzeninin gerekleri" ölçütünün bulunduğu 8., 9.,

10. ve 11. maddelerindeki paralelliği açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla

demokratik toplum ölçütü; çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde

yorumlanmalıdır (Abdullah Öcalan,

§ 93).

33. Demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde

sağlanıp güvence altına alındığı rejimlerdir. Demokratik bir hukuk devletinde,

temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunup temel hak ve özgürlükleri tümüyle

kullanılamaz hâle getiren sınırlamalara yer verilemez. Anayasa'nın, temel hak

ve hürriyetlerin sınırlanmasını düzenleyen 13. maddesinde de temel hak ve

özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'da öngörülen sebeplerle

ve ancak kanunla sınırlanabileceği kabul edilmiştir. Anayasal açıdan

dokunulamayacak öz, her temel hak ve özgürlük açısından farklılık gösterir.

Bununla birlikte kanunla getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmadığının

kabulü için temel hakların kullanılmasını ciddi surette güçleştiripamacına

ulaşmasına engel olmaması ve etkisini ortadan kaldırıcı bir nitelik taşımaması

gerekir (Mehmet Ali Aydın [GK],

B. No: 2013/9343, 5/6/2015, § 66).

34. Temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın yapılan

sınırlamaların, demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine

aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bir başka deyişle öze dokunan sınırlamalar

"demokratik toplum düzeni gerekleri" ve "ölçülülük ilkesi"ne evleviyetle aykırı olacağından Anayasa

koyucu temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunan sınırlamalar yönünden "demokratik toplum düzeni

gerekleri" ve "ölçülülük ilkesi" bakımından ayrıca inceleme

yapılmasına gerek görmemiştir (Mehmet Ali

Aydın, § 67).

35. Öze dokunma yasağını ihlal etmeyen müdahaleler yönünden

gözetilmesi öngörülen "demokratik toplum düzeninin gerekleri"

kavramı; öncelikle ifade özgürlüğü üzerindeki sınırlamaların zorunlu ya da

istisnai tedbir niteliğinde olmalarını, başvurulabilecek en son çare ya da alınabilecek

en son önlem olarak kendilerini göstermelerini gerektirmektedir.

"Demokratik toplum düzeninin gerekleri"nden

olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir sosyal ihtiyacın

karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre sınırlayıcı

tedbir, zorlayıcı bir sosyal ihtiyacın karşılanması ya da gidilebilecek en son

çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir

tedbir olarak değerlendirilemez (Mehmet Ali

Aydın, § 68).

36. Buradan çıkan sonuca göre demokratik toplumun temellerinden

olan ifade özgürlüğünün sadece lehte olduğu kabul edilen veya zararsız veya

ilgilenmeye değmez görülen ifadeler için değil devletin veya toplumun bir

bölümünü eleştiren, onlara çarpıcı gelen, onları rahatsız eden ifadeler için de

geçerli olduğu kuşkusuzdur. Çünkü bunlar, demokratik toplum düzeninde geçerli

olan çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleridir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 49).

37.İnfaz hukukuna ilişkin disiplin suç ve cezaları, 5275 sayılı

Kanun'un sekizinci bölümünde düzenlenmiş, uygulanacak disiplin suç ve

cezalarının amacı, mahiyeti, kapsamı, sınırları ve uygulanma koşulları 5275

sayılı Kanun'un 37. maddesinde açıklığa kavuşturulmuştur. Anılan kurala göre

5275 sayılı Kanun kapsamında bir disiplin suçunun oluşabilmesi için her bir

disiplin suçu yönünden belirlenen özel hükümdeki şartların gerçekleşmesi

yeterli olmayıp ayrıca 37. maddedeki şartların da gerçekleşmesi gerekmektedir.

Buna göre hükümlü hakkında ceza infaz kurumunda düzenli bir yaşamın

sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük,

yönetmelikler ile idarenin uyulmasını emrettiği veya gerekli kıldığı davranış

ve tutumları, kusurlu olarak ihlâl ettiğinde eyleminin niteliği ile ağırlık derecesine

göre Kanun'da belirtilen disiplin cezaları uygulanacaktır (AYM, E.2013/6,

K.2013/111, 10/10/2013).

38.5275 sayılı Kanun'un 40. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

(g) bendinde ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilecek olan açlık grevi

eyleminin "bazı etkinliklere

katılmaktan alıkoyma" disiplin

cezası ile cezalandırılacağı hüküm altına alınmıştır. Kanun'un 37. maddesi de

dikkate alındığında ceza infaz kurumunda açlık grevi eylemi yapılması itiraz

konusu kuralda yer alan disiplin suçunun oluşabilmesi için tek başına yeterli

olmayıp bu eylemin ceza infaz kurumundaki güvenliği veya disiplini bozacak ya

da düzenli yaşamın sürdürülmesini önleyecek şekilde gerçekleştirilmesi

gerekmektedir (AYM, E.2013/6, K.2013/111, 10/10/2013).

Dolayısıyla somut olayda başvurucunun katıldığı açlık grevinin ceza infaz

kurumlarındaki güvenliği veya disiplini bozacak nitelikte olup olmadığı

incelenmelidir.

39.Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını

devlet idaresinden ayırmaya çalışmak suçu kapsamında hükümlü olan başvurucu,

aynı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan diğer 111 hükümlü ile birlikte hareket ederek

açlık grevine başlamıştır. Somut olay değerlendirilirken başvurucunun terör

suçundan hüküm giydiği, amacının PKK terör örgütünün destek verdiği bilinen bir

protesto eyleminde meydana gelen olaylara tepki göstermek olduğu ve açlık

grevini aynı Ceza İnfaz Kurumunda terör suçundan tutulan diğer mahkûmlarla

birlikte toplu olarak yaptıkları gözetilmelidir. Başvurucunun da açlık grevi

yapması Ceza İnfaz Kurumu idaresi tarafından Ceza İnfaz Kurumunun düzeni ve

güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirilmiş; düzenin ve güvenliğin

bozulmasını engellemek için başvurucuya disiplin cezası verilmiştir.

40. Başvurucuya verilen disiplin cezasının, Ceza İnfaz Kurumunda

düzenin ve güvenliğin sağlanması amacıyla demokratik toplum düzeni bakımından

alınması gereken tedbirler kapsamında kaldığı değerlendirilmiştir. Bu sebeple

demokratik toplum düzeni bakımından alınması gerekli tedbirler kapsamında

başvurucunun ifade özgürlüğünün sınırlandırılması ile Ceza İnfaz Kurumunda

düzeninin sağlanması şeklindeki kamu yararı arasında makul dengenin kurulmadığı

söylenemez (Atilla ve diğerleri/Türkiye

(k.k.), B. No: 18139/07, 11/5/2010).

41.Öte yandan verilen disiplin cezası, başvurucunun bir ay süre

ile Kurumun kültürel ve spor etkinliklerine katılmaktan yoksun bırakılmasını

öngörmektedir. Bu bağlamda verilen disiplin cezası, Cezaevinde düzenin ve

disiplinin sağlanması amacını gerçekleştirmek için ölçüsüz bir müdahale

değildir (Atilla ve diğerleri/Türkiye).

42. Açıklanan nedenlerle ifade özgürlüğüne yönelik bir ihlalin

olmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan

yargılama giderlerinin tahsilinin, başvurucunun mağduriyetine neden olacağı

anlaşıldığından 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk

Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca

başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA

8/6/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Engin YILDIRIM Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Muammer TOPAL Raportör : Elif KARAKAŞ Başvurucu : Rıdvan ÇELİK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/12574, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Müdahalenin Varlığı
  12. A. Başvurunun açıkça
  13. B. Adli yardım talebinin kabulüyle geçici muafiyet sağlanan
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/12574
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Mehmet Deniz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1481)
  • Sevim Metin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/84)
  • Sönmez Kaşıkçı Başvurusu (B. No: 2014/466)
  • Hasan Aktürk Başvurusu (B. No: 2014/3705)
  • Onur Kaan Tahtalı Başvurusu (B. No: 2014/963)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2014/2795)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.