İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sevim Metin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/84)

1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin artırılması davasında

Başvuru No2014/84Tarih9 Haziran 2016Okuma14 dk · 2.829 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birincibölüm Sevim Metin Ve Diğerleri Başvurusu Birinci Bölüm

Karar tarihi
9 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/84
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.829 kelime·14 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin artırılması davasında

mahkemenin mevzuat ve yerleşik içtihatlara aykırı değerlendirme yaparak davanın

açılmamış sayılmasına karar vermesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının,

yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 31/12/2013 tarihinde Kayseri 5. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 28/11/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 25/3/2016 tarihinde

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6. Başvurucular, Kayseri ili Melikgazi ilçesinde bulunan dava

konusu taşınmazda hissedar olduklarını, taşınmazın bir kısım hissesinin davalı

Kayseri Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü

tarafından kamulaştırıldığını, taşınmazın değerinin düşük hesaplandığını

belirterek eksik kalan bedelin davalı idareden tahsili istemiyle 9/6/2003

tarihinde dava açmışlardır.

7. Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi 10/2/2004 tarihli ve

E.2003/515, K.2004/44 sayılı kararıyla davayı süre yönünden reddetmiştir.

8. Başvurucuların temyizi üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk

Dairesinin 15/3/2005 tarihli ve E.2005/1578, K.2005/2320 sayılı ilamıyla

davanın süresinde açıldığı, delillerin toplanarak esas hakkında karar verilmesi

gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.

9. Bozma üzerine dosya E.2005/453 sırasına kaydedilmiş, Hâkimler

ve Savcılar Yüksek Kurulunun (HSYK) 29/7/2005 tarihli ve 70988 sayılı kararı

ile faaliyetinin dondurulması üzerine Mahkeme 28/4/2006 tarihli ve K.2006/589

sayılı kararla dosyayı Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesine devretmiştir.

10. Dosya, Kayseri 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2006/439

sırasına kaydedilmiş; Mahkemece 11/12/2006 tarihli ve K.2006/708 sayılı kararla

davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

11. Davalı idarenin temyizi üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk

Dairesinin 1/5/2007 tarih ve E.2007/3156, K.2007/3784 sayılı ilamıyla

bozulmuştur.

12. Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2007/377 sırasına

kaydedilmiş; Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiştir.

13. Yargılama sırasında8/12/2009 ve 31/5/2011 tarihli

celselerde, başvurucuların mazeret talebi reddedilerek davanın yenileninceye

kadar işlemden kaldırılmasına karar verilmiş; 4/1/2010 ve 9/6/2011 tarihli

yenileme dilekçeleri üzerine davaya kaldığı yerden devam edilmiştir.

14. HSYK'nın 10/07/2012 tarihli ve

1888 sayılı kararı ile dosya, bu defa Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesine

devredilmiş ve E.2012/41 sırasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiştir.

15. Mahkeme 6/12/2012 tarihli ve K.2012/55 sayılı kararıyla

davanın üçüncü kez takipsiz bırakıldığını belirterek açılmamış sayılmasına

karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

"...

Tüm dosya kapsamı birlikte

değerlendirildiğinde; dosyanın davacılar Ahmet Murat Cevizoğlu ile Aytül Cevizoğlu tarafından takip edilmediği, diğer

davacılar yönünden de 2. kez işlemden kaldırıldığı, 6/12/2012 tarihinde

davacıların ve davacı vekilinin davasını takip etmediğinden, davalı vekili

kendilerinin de davayı takip etmeyeceğini imzalı beyanı ile bildirdiğinden

aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

KARAR

1-Taraflarca takip edilmeyen ve daha önce 2 kez işlemden kaldırılmış

olan davanın açılmamış sayılmasına,

..."

16. Başvurucuların temyizi üzerine anılan karar, Yargıtay 18.

Hukuk Dairesinin 14/11/2013 tarihli ve E.2013/16623, K.2013/15437 sayılı

ilamıyla onanmıştır.

17. Onama ilamı 25/12/2013 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiş, 31/12/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili Hukuk

18.4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 37.

maddesi şöyledir:

"Bu Kanundan doğan tüm anlaşmazlıkların

adli yargıda çözümlenmesi gerekenleri, taşınmaz malın bulunduğu yer asliye

hukuk mahkemelerinde basit yargılama usulü ile görülür."

19. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu'nun 150. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan

taraflar, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini

bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir.

Usulüne uygun şekilde davet edilmiş olan

taraflardan biri duruşmaya gelir, diğeri gelmezse, gelen tarafın talebi

üzerine, yargılamaya gelmeyen tarafın yokluğunda devam edilir veya dosya

işlemden kaldırılır. Geçerli bir özrü olmaksızın duruşmaya gelmeyen taraf,

yokluğunda yapılan işlemlere itiraz edemez.

...

İşlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve

sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla

takipsiz bırakılamaz. Aksi hâlde dava açılmamış sayılır.

..."

20. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Oturuma çağrılmış olan tarafların

hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri

takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar

verilir.

...

...işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve

sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz

bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır."

21.6100 sayılı Kanun'un 320. maddesinin (4) numaralı fıkrası

şöyledir:

"Basit yargılama usulüne tabi davalarda,

işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosya, yenilenmesinden sonra

takipsiz bırakılırsa, dava açılmamış sayılır."

22.6100 sayılı Kanun'un 448. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun hükümleri, tamamlanmış

işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır."

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 9/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

24. Başvurucular, kamulaştırma bedelinin artırılması davasının

yargılaması devam ederken1/10/2011 tarihinde 6100 sayılı Kanun hükümlerinin

yürürlüğe girdiğini, bu tarihten sonra davada iki kez işlemden kaldırma

kararının verilmediğini, 1086 sayılı mülga Kanun hükümlerinin yürürlükte olduğu

dönemde tamamlanmış işlemler yönünden 6100 sayılı Kanun hükümlerinin geriye

yürümeyeceğini, Yargıtayın da bu yönde uygulamaları

olduğunu, dosyanın ilk kez 8/12/2009 tarihinde işlemden kaldırıldığını, 6100

sayılı Kanun hükümleri yürürlüğe girdikten sonra 31/5/2011 tarihinde, mazeret

taleplerinin hukuka aykırı bir şekilde reddedilerek davanın ikinci kez

müracaata bırakıldığını, en son 6/12/2012 tarihinde bir kez daha davanın

takipsiz bırakıldığı belirtilerek açılmamış sayılmasına karar verildiğini,

karar ile hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin ihlal edildiğini, 6100

sayılı Kanun'un 448. maddesine göre 1086 sayılı mülga Kanun dönemindeki

dosyanın işlemden kaldırmasına yönelik kararların tamamlanmış iş olması

nedeniyle yeni usul hükümleri açısından değerlendirilemeyeceğini dolayısıyla

1/10/2011 tarihinden sonra iki kez işlemden kaldırma koşulu gerçekleşmediği

için davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesinin mümkün olmadığını,

kararın sonucu itibarıyla mal varlığı haklarını etkilediğini, yargılamanın uzun

sürdüğünü belirterek Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının

ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesindedüzenlenen haklarının ihlal edildiği iddiasının

Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Buna göre başvuru, mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia ve

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiabaşlıkları

altında incelenmiştir.

1- Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

26. Başvurucular, 6100 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği

1/10/2011 tarihinden sonra davanın iki kez müracaata bırakılma koşulunun

gerçekleşmediğini, 1086 sayılı mülga Kanun dönemindeki tamamlanmış işlemler

açısından 6100 sayılı Kanun hükümlerinin geriye yürütülemeyeceğini, bu açıdan

davanın açılmamış sayılmasına ilişkin kararın mevzuat ve yerleşik içtihatlara

aykırı olarak verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüşlerdir.

27. Başvurucuların, esas hakkında değerlendirme yapılmadan

mevzuat hükümlerinin yanlış yorumlanması suretiyle davanın açılmamış

sayılmasına karar verildiğine ilişkiniddialarının

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteme hakkına yönelik

olması nedeniyle mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi uygun

görülmüştür.

28.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin yargı

organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak

da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temel

hak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temel

hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını

sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,

28/11/2013).

30. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olan

mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve

uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına

gelmektedir (Özkan Şen, B. No:

2012/791, 7/11/2013, § 52).

31. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıp

sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların,

hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,

açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir

(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,

2/10/2013, § 38). Devletler bir davanın açılabilirliğine

ilişkin olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve bu

davalar, niteliği gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birlikte

bu sınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özüne

zarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Edificaciones March Gallego

S.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,

11/10/2001, § 22).

32. Bunun yanında bir mahkemeye başvuru hakkının yasal birtakım

şartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul kurallarını

uygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırı

şekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarının

ortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı esneklikten kaçınmalıdır

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).

33. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatın

yorumlanması ve uygulanması derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte bu

yorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin

ortak koruma alanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının

Anayasa Mahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönünden

yapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır (Kemal İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, §

49).

34. Mahkemelerin usul ekonomisi gereği bireylerin hak arama

özgürlüğünü güvence altına almak için verimli ve etkin çalışarak uyuşmazlıkları

kısa sürede çözümlemesi gerektiği, bu nedenle yargı organlarının gereksiz yere

meşgul edilmesinin önüne geçmek amacıyla bazı kuralların benimsenebileceği, bu

çerçevede temel olarak tarafların iradesiyle yürüyen hukuk yargılamalarında,

davasını takipsiz bırakarak sürüncemede kalmasına neden olan tarafların

davasının belli koşullarda açılmamış sayılmasını kabul etmede yasama organının

takdir yetkisinin bulunduğu, mahkemelerin bu amaçla getirilen kuralları somut

olaya uygularken öngörülebilirlik sınırları içinde hareket etmesinin gerekli

olduğu anlaşılmaktadır.

35. Başvuru konusu olaydaki temel sorunun, davanın takipsiz

bırakılması nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmesi hususu ile ilgili

olduğu anlaşılmaktadır.

36. Davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı mülga

Kanun'un 409. maddesinin birinci fıkrasında, oturuma çağrılmış olan tarafların,

hiçbirinin gelmediğini veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri

takdirde davanın yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar

verileceği, altıncı fıkrada ise işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan

yenilenmiş olan davanın ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz

bırakılamayacağı, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği

belirtilmiştir.

37. Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanun'un

150. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, usulüne uygun şekilde davet edilmiş

olan tarafların, duruşmaya gelmedikleri veya gelip de davayı takip

etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dosyanın işlemden kaldırılmasına karar

verileceği, (6) numaralı fıkrasında ise işlemden kaldırılmasına karar verilmiş

ve sonradan yenilenmiş olan davanın ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla

takipsiz bırakılamayacağı, aksi hâlde davanın açılmamış sayılacağı

belirtilmiştir. Bu yönüyle6100 sayılı Kanun'un, 1086 sayılı Kanun hükümlerinden

farklı bir düzenleme getirmediği anlaşılmaktadır.

38. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 37.

maddesinde ise kamulaştırma davalarında basit yargılama usulünün uygulanacağı

hüküm altına alınmıştır.

39. Basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda davanın

takipsiz bırakılması hâlinde hangi yöntemin uygulanacağına ilişkin 6100 sayılı

Kanun'da farklı bir düzenleme getirilmiş, Kanun'un 320. maddesinin (4) numaralı

fıkrasında, işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olan dosyanın,

yenilenmesinden sonra takipsiz bırakılması halinde davanın açılmamış sayılacağı

belirtilmiştir.

40. 6100 sayılı Kanun'un 448. maddesinde belirtilen Kanun'un

tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanacağına ilişkin hüküm

çerçevesinde yargısal içtihatlara konu olan meselenin, özellikle basit

yargılama usulünün uygulandığı davalarda1086 sayılı Kanun döneminde bir kezişlemden kaldırılmasına karar verilmiş dosyalar için

6100 sayılı Kanun'un 320. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususuna yönelik

olduğu anlaşılmaktadır.

41.Somut olayda Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen

kamulaştırma bedelinin artırılması davasında, Mahkemenin 8/12/2009 ve 31/5/2011

tarihli celselerde başvurucuların mazeret talebini reddederek davanın

yenileninceye kadar işlemden kaldırılmasına karar verdiği, 4/1/2010 ve 9/6/2011

tarihli yenileme dilekçeleri üzerine davaya kalındığı yerden devam edildiği,

6/12/2012 tarihli celsede başvurucuların duruşmaya katılmadıkları ve mazeret de

bildirmedikleri belirtilerek davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği

anlaşılmıştır.

42. Anayasa Mahkemesi bir temyiz incelemesi yapmamakla birlikte

usul kurallarının yorumlanmasının dava açmak isteyen kişinin mahkemeye

ulaşmasını aşırı derecede zorlaştırmaması ya da imkânsız hâle getirmemesi

gerekir (Kemal İnan, § 54).

43. Mahkemece 8/12/2009 ve 31/5/2011 tarihli celselerde, mazeret

talepleri reddedilerek yenileninceye kadar işlemden kaldırılan davanın

6/12/2012 tarihli celsede de takipsiz bırakılması üzerine 6100 sayılı Kanun'un

150. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle ileri

sürülen ihlal iddiasına konu müdahalenin yasal dayanağının bulunduğu ve meşru

amaca yönelik olduğu, Mahkemece mevzuat çerçevesinde yapılan değerlendirmenin

hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları

içinde ve ölçülü olduğu, bu yönüyle mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede

zorlaştıran ya da imkânsız hâle getiren niteliğinin olmadığı anlaşılmış; bu

açıdan davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi nedeniyle başvurucuların

mahkemeye erişim haklarının zedelenmediği sonucuna ulaşılmıştır.

44. Açıklanan nedenlerle mahkemeye erişim hakkına yönelik bir

ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığına

İlişkin İddia

45. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

46.Başvurucular, dava sürecinin uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

47. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamaların makul

sürede sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek bir davadaki

yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı belirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 34-59) ve bu kapsamda yapılan incelemeler sonucu makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir (Gülseren Gürdal ve diğerleri,

B.No:2013/1115, 5/12/2013; Semira Babayiğit ve diğerleri, B. No: 2013/3283,

19/12/2013; Haydar İzgi, B. No:

2012/673, 19/12/2013).

48.Başvuru konusu olay, Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan

kamulaştırma bedelinin artırılması davasına ilişkindir. 1086 sayılı mülga Kanun

ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göre yürütülen ve medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan somut yargılama faaliyetinin makul süre

değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olup (Güher

Ergun ve diğerleri, § 50)bu tarih, somut

başvuru açısından 9/6/2003'tür.

49. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut başvuru açısından bu

tarih, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince onama kararının verildiği 14/11/2013'tür.

50. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde

başvurucular tarafından 9/6/2003 tarihinde açılan davada Mahkemece 6/12/2012

tarihinde, davanın takipsiz bırakıldığı gerekçesiyle açılmamış sayılmasına

karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtay 18. Hukuk Dairesince 14/11/2013 tarihinde

hükmün onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla yargılama süreci

yaklaşık 10 yıl 5 aylık sürede tamamlanmıştır.

51. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konu alacak

davasının hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların karmaşıklığı,

delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi kriterler

dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır. Başvuru

dosyası ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) ile erişilen bilgi

çerçevesinde, her ne kadar başvurucuların yargılama sırasında 13/12/2007,

19/8/2008, 27/1/2009, 4/6/2009, 16/7/2009, 5/10/2009 ve 5/4/2011 tarihli

celselerde mazeret dilekçesi verdikleri, 23/10/2007, 4/3/2008, 16/7/2009,

4/5/2010 tarihli celselerde yargılama masraflarını yatırmadıkları için

duruşmaların ertelendiği, 8/12/2009 ve 31/5/2011 tarihli celselerde davanın

takip edilmemesi nedeniyle dosyanın işlemden kaldırıldığı, bu suretle

yargılamada gerçekleşen 2 yıl 9 aylık gecikmenin başvurucuların

davranışlarından kaynaklandığı anlaşılmış ise de başvurucuların, kusurlu tutum

ve davranışlarıyla yargılamanın bu kadar uzun sürmesine büyük ölçüde sebep olduklarısöylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından

farklı karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık 10 yıl 5

aylık sürede sonuçlanan yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu

sonucuna varılmıştır.

52.Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

53.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

54. Başvurucular, yeniden yargılama ve 25.000 TL manevi

tazminata hükmedilmesini talep etmişlerdir.

55. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

56. Yargılamanın uzamasında başvurucuların tespit edilen

kusurları da dikkate alınarak makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle

yalnızca ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucular Sevim Metin, Aytuna Kocabıyıkoğlu ve

Atilla Cevizoğlu'na ayrı ayrı net7.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucular Sevim Metin, Aytuna

Kocabıyıkoğlu ve Atilla Cevizoğlu'na ayrı ayrı net 7.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/6/2016 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucular

:

1. Sevim

METİN

2. Aytuna KOCABIYIKOĞLU

3. Atilla

CEVİZOĞLU

Vekili : Av. Ali KÖSE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/84, 9 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Karar
  8. B. İlgili Hukuk
  9. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucuların İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. 1. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin
  13. C. Başvurucular Sevim Metin, Aytuna
  14. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Metin
  17. Cevizoğlu
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/84
Tarih
9 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Sönmez Kaşıkçı Başvurusu (B. No: 2014/466)
  • Hasan Aktürk Başvurusu (B. No: 2014/3705)
  • Onur Kaan Tahtalı Başvurusu (B. No: 2014/963)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2014/2795)
  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2013/7082)
  • Yıldız Oto Ağca Başvurusu (B. No: 2014/1032)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.