İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yıldız Oto Ağca Başvurusu (B. No: 2014/1032)

1. Başvuru, yerel ölçekte yayın yapan Mahmutlar Post gazetesinde

Başvuru No2014/1032Tarih29 Haziran 2016Okuma17 dk · 3.309 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yıldız Oto Ağca Başvurusu (3)

Karar tarihi
29 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/1032
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.309 kelime·17 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yerel ölçekte yayın yapan Mahmutlar Post gazetesinde

yayımlanan bir köşe yazısında kullanılan ifadelerin başvurucunun kişilik

haklarını zedelediği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/1/2014 tarihinde Alanya Hukuk Mahkemeleri Ön

Bürosu vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek

bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucu, Alanya Vergi Dairesinde memur olarak görev

yapmaktayken adının karıştığı bazı adli olaylar nedeniyle memuriyetten

çıkarılmıştır. Olayların geçtiği tarihte başvurucu hakkında ceza mahkemelerinde

bazı davalar açılmıştır.

6. Yerel ölçekte yayın yapan Mahmutlar Post gazetesinin

23/6/2009 tarihli nüshasında "Gülün Aynası" isimli köşede "Haydi

Güzelleşelim” başlıklı bir yazı yayımlanmıştır.

Bahse konu yazının başvuruya ilişkin kısımları şöyledir:

“...Bu arada geçtiğimiz hafta Perşembe günü

Türkiye'nin tüm Ulusal Gazetelerin Manşetlerini süsleyen Alanya Vergi Dairesi

emeklisi Yıldız Otta da 8 trilyonluk mal varlığı ile bayağı günün konuşmalarını

kapsadı.

Söz konusu hanım evime üç sene önce eşi ile gelip, sürekli bana Vergi

Dairesinde çok baskı gördüğünü, haksız suçlamalarla karşılaştığını yazmamı

ister dururdu, devamlı farklı şeyler anlatması bende bir güvensizlik

uyandırmıştı. Kendisine bir gün mesaj çekip hanımefendi benim telefonumu silin

cebinizden, siz bende olumsuz etkiler bıraktınız bir daha görüşmek istemiyorum

aramayın diye mesaj çekmiştim. Rahatsızlığımın önüne geçtim ancak kalbi kırıldı

diye de günlerce üzülmüştüm. Şimdi manşetleri okuyunca vay anasına dedim insan

sarrafıymışım, demek ki hislerim ne kadar kuvvetliymiş. Canım kocam da bu

önsezilerimin gücünden korktuğundan ne kadar aklından geçirse de ihanete

cesaret edemiyor zavallım.

...”

7. Başvurucu, söz konusu yazıyı kaleme alan G.B.nin

hakkında 8 trilyonluk servetinden bahisle yaptığı gerçek dışı alıntı haberle

reyting artırmak veya belli kişiler yararına davranma maksadıyla basın yoluyla

kişilik haklarına saldırıda bulunduğunu belirterek dava dilekçesinde belirtilen

maddi ve manevi tazminatın tahsilitalebiyle 23/2/2010

tarihinde gazete ve köşe yazarı aleyhine dava açmıştır.

8. Alanya 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 16/11/2011 tarihli ve

E.2010/120, K.2011/694 sayılı kararıyla davanın reddine karar vermiştir.

Kararın gerekçesi şöyledir:

"...Alanya Cumhuriyet

Başsavcılığının 2010/2595 Sor. nolu

dosyası celp olunmuş, incelemesinde, şüpheli Yıldız Oto Ağca hakkında müşteki Gülsan Birdal'a yönelik hakaret suçlaması ile ilgili

soruşturma yapıldığı, soruşturma neticesinde suçun yasal unsurlarının

oluşmadığı gerekçesi ile 11/6/2010 tarihi itibari ile takipsizlik kararı

verildiği görüldü,

Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/209

Esas, 2009/165 Karar sayılı ilamının yapılan incelemesinde, aralarında

davacının da bulunduğu bir kısım sanıkların hürriyeti tahdit suçunu işledikleri

iddiasıyla yargılamasının yapıldığı, yargılama neticesinde davacı Yıldız'ın

diğer bir kısım sanıkları azmettirerek hürriyeti tahdit suçunu işlediği

gerekçesi ile neticeten 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar

verildiği, dosyanın temyiz edildiğinden Yargıtay incelemesinde olduğu, kararın

henüz kesinleşmediği görülmüştür.

Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2008/1075

Esas, 2010/384 Karar sayılı ilamının yapılan incelemesinde, davacı Yıldız'ın

sanık olduğu ve gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmaktan ceza aldığı

görülmüştür.

Tarafların ekonomik sosyal durumlarının

tespiti için ilgili birimlere yazılar yazılmış, yazı cevapları dosyamız

içerisinde hazır bulundurulmuştur.

Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan

deliller ve tüm dosya kapsamı itibari ile, davacı tarafından davalılar aleyhine

Mahmutlar Post yerel gazetesinin 23/6/2009 tarihli sayısında Gülsen Birdal

tarafından yazılan "Gülün Aynası" başlıklı yazıda kişilik haklarına

saldırı yapıldığından bahisle davalılar aleyhine mevcut maddi ve manevi

tazminat talepli davanın açıldığı, bu çerçevede Mahkememizce yapılan

araştırmada davalı Gülsen Birdal tarafından yazılan Gülün Aynası başlıklı yazı

içeriğinde davacı ile ilgili ulusal bazda yayınlanan gazetelerde çıkan

haberlerle ilgili bilgi verildiği ve davacı ile davalı yazar arasında geçen

ilişkiden bahsedildiği, söz konusu yazı içeriğinde davacının kişilik haklarına

herhangi bir saldırı olmadığı, sadece bir paragrafında ulusal basında çıkan bir

haberin geçtiği, o haberle ilgili davalı yazarın herhangi bir yorumda

bulunmadığı, ulusal bazda yayınlanan haberlerin yayınlanmasından sonra aleniyet

kazandığı, söz konusu haberlerin daha sonradan yerel gazete tarafından alınarak

kullanılmasının kişilik haklarına herhangi bir saldırı teşkil etmeyeceği, zira

söz konusu ulusal basında çıkan haberlerin dayanağının davacının yukarıda

bahsedilen Alanya 5. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyalarına dayandığı görülmüş

olup tüm bu hususlar birlikte değerlendiğinde mahkememizde söz konusu yayın

nedeniyle davacının kişilik haklarına bir saldırı olmadığı yönünden kanaat

oluşmuş ve bundan dolayı davacının manevi tazminat talebinin reddinin

gerektiği, yine maddi tazminat talebinin şartlarının mevcut davada oluşmaması

nedeniyle bu talebin de reddi..."

9. Anılan karar, başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin 14/5/2013 tarihli ve E.2012/12380, K.2013/8816 sayılı ilamıyla

onanmıştır.

10. Başvurucunun karar düzeltme talebi de aynı Dairenin

26/11/2013 tarihli ve E.2013/14678, K.2013/18501 sayılı ilamıyla reddedilmiş ve

anılan karar 25/12/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

11. Başvurucu 24/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

12. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49.

maddesi şöyledir:

“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına

zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar

verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir

fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı

gidermekle yükümlüdür.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

13. Mahkemenin 29/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

14. Başvurucu;

i. Hakkında yapılan gerçeğe aykırı haberlerin başvuruya konu

köşe yazısında alıntılanarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ve

iftiraya maruz bırakıldığını,

ii. Adli sicil kaydında herhangi bir sabıkası gözükmeyip masum

olduğu hâlde Mahkemece hakkında açılan davaların sonuçları beklenmeden, dava

dosyasına sunduğu emsal kararlar ve tekzip kararları ile lehine olan deliller

dikkate alınmadan davasının reddedildiğini,

iii. Gerçeğe

aykırı yapılan yayın nedeniyle ailecek psikolojik sorunlar yaşadıklarını,

hakkını aramak için ev ve arsalarını satmak zorunda kaldığını,

iv. Yargıtayın daha önce kendi lehine

onama kararı verdiğini, daha sonra aynı mahiyetteki kararlarda aleyhine hüküm

kurduğunu,

v. Aynı karalama

kampanyasına karıştırılmak istenen bir kişi (F.O.) hakkında yapılan gerçeğe

aykırı haberler nedeniyle bu kişinin açmış olduğu tazminat davası kabul

edilirken söz konusu haberlere dayalı olarak kendisinin açtığı davaların ise

aleyhine sonuçlandığını,

vi. Yargılamanın makul sürede tamamlanmadığını belirterek

Anayasa'nın 10., 17., 20., 22. ve 36. maddelerinde tanımlanan ilke ve

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile yeniden yargılama

ve tazminat talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

15. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun, hakkında yapılan haberin

gerçeği yansıtmadığını, haberde geçen sözlerin tahkir içerdiğini, şeref ve

itibarın korunması hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa’nın 17., 20.,

22. ve 36. maddelerinin ihlal edildiği iddialarının temel olarak açtığı

tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle şeref ve itibarının korunmasında

toplandığı ve şikâyetin, Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen kişilik

haklarının korunması kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

16. Öte yandan masumiyet karinesi, kişinin suçluluğu hükmen

sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu

olarak nitelendirilmemesini ve suçlu muamelesine tabi tutulmamasını güvence

altına alır. Anayasa Mahkemesi, yargılama makamları veya diğer devlet

görevlilerinin ifadeleri veya kışkırtmasına dayanmayan basın ve yayın

organlarındaki yazılar veya bazı küçük düşürücü haberlerle ilgili şikâyetleri

bir bütün olarak şeref ve itibarın korunmasını isteme hakkı kapsamında

değerlendirmektedir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26; Kadir Sağdıç [GK], B. No: 2013/6617,

8/4/2015, § 31).

17. Başvurucunun benzer davalar için yargı yerlerince farklı

kararlar verildiği yönündeki iddiası ile yargılamanın makul sürede

tamamlanmamasına ilişkin şikâyeti ayrıbaşlıklar

altında incelenecektir.

1. Şeref ve İtibarın

Korunması Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

18. Başvurucu, gerçeğe aykırı ve tahkir içeren sözler karşısında

Derece Mahkemelerinin değerlendirmelerinin kendisini korumaması nedeniyle

kişilik haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

19. Başvuru konusu olaya benzer olaylarda uygulanacak ilkeler

ilk olarak İlhan Cihaner

kararında (İlhan Cihaner(2), B.

No: 2013/5574, 30/6/2014, §§ 42-74) ortaya konmuştur. Daha sonra aynı ilkeler

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından benimsenmiş (Kadir Sağdıç, §§ 35-66; Nihat Özdemir, B. No: 2013/1997, 8/4/2015,

§§ 29-61) ve Bölümler önlerine gelen şikâyetlerde sözü geçen ilkeleri

uygulamışlardır (Ali Suat Ertosun,

B. No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; Ali

Suat Ertosun (2), B. No: 2013/1640, 15/4/2015, §§ 19-50).

20. Başvuruya konu köşe yazısı nedeniyle başvurucunun kişisel

itibarının korunması hakkına müdahale edildiği kabul edilebilirlikten uzak

değildir. Bu sebeple mevcut davada başvurucunun, Anayasa’nın 17. maddesinin

birinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını isteme

hakkı ile yerel gazetenin ve şikâyet konusu köşe yazısının yazarının

Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altına alınan basın özgürlüğü ve bu

özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan

ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulması gerekmektedir.

21. Basın özgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir

denge kurulmasıyla ilgili olarak mevcut olaya uygulanabilecek olan kriterler şu

şekilde sayılabilir: Genel yarara ilişkin bir tartışmaya katkı sağlanıp

sağlanmadığı, hedef alınan kişinin konumu (siyasetçi, kamu görevlisi veya

sıradan birey olup olmaması ve ünlülük derecesi gibi); haber, köşe yazısı veya

makalenin konusu, ilgili kişinin önceki davranışları; yayının içeriği, şekli ve

sonuçları ile haber, köşe yazısı veya makalenin yayımlanma şartları (İlhan Cihaner(2),

§§ 66-73; Kadir Sağdıç, §§ 58-66;

Nihat Özdemir, §§ 54-61; Ali Suat Ertosun, §§ 44-52; Ali Suat Ertosun (2), §§ 42-50).

22. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerin

başvurucuyu eleştiri sınırını aşan bir müdahaleden korumakta yetersiz kalıp

kalmadıkları incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflar arasındaki

ihtilaf, büyük ölçüde dava konusu haberin maddi vakıaların açıklanması veya değer

yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bu noktada maddi olgular ile

değer yargısı arasında dikkatli bir ayrıma gidilmelidir. Maddi olgular

ispatlanabilse de değer yargılarının doğruluğunu ispatlamanın mümkün olmadığı

dikkate alınmalıdır (Kadir Sağdıç,

§ 57; İlhan Cihaner(2), §

64). Yine de yeterli bir olgusal temele sahip olması beklenmekle birlikte

yargılamaya konu bir yazının bir bütün olarak ele alındığında kamu yararını

ilgilendirmesi, değer yargısı kavramının geniş yorumlanması gerekliliğini ortaya

koymaktadır. Bir suç isnadının sağlam bir nedene dayandığının ortaya konmasında

aranan kesinlik derecesinin, kamu yararı ile ilgili bir konuda gazetecilerin

değer yargısı içeren ifadeleri bakımından da aranmasını beklemek basın

özgürlüğünün amacı ile bağdaşmaz (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Scharsach ve News Verlagsgesellschaft

GmbH/Avusturya, B. No: 39394/98,

13/2/2004, §§ 39-43).

23. Başvurucu; henüz hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı

olmadığı hâlde suçlu gösterildiğini, reyting yapma kaygısı ve belli kişiler

yararına haber yapma maksadı ile 8 trilyonluk serveti olduğu yolundaki gerçek

dışı haberlerin alıntılanarak söz konusu köşe yazısında kullanıldığını ve

kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu iddia etmektedir. Buna karşın İlk Derece

Mahkemesi, başvurucunun gerçeğe aykırı mal beyanında bulunmaktan ceza aldığını,

bir ceza davasının ise kesinleşmemiş olmakla beraber başvurucunun

cezalandırılması ile sonuçlandığını hatırlatmıştır. İlk Derece Mahkemesine göre

köşe yazısında kullanılan haberin dayanağı ulusal basında çıkan haberlerdir ve

bu haberler de başvurucunun yargılandığı ceza davalarına dayanmakta olup ulusal

basında çıkan haberlerle ilgili bilgi verildiği ve başvurucu ile davalı köşe

yazarı arasında geçen ilişkiden bahsedildiği görülen yazı içeriği başvurucunun

kişilik haklarına saldırı niteliğitaşımamaktadır.

24. İlk olarak davalının başvuruya konu köşe yazısında dile

getirdiği düşüncelerin olgular temelinde gelişen bir tartışmaya katkı sunup

sunmadığı ve içeriğinin kamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip

geçmediği sorularına cevap verilmelidir. Bu bağlamda bir haber veya yazının

kamuyu bilgilendirme değeri ne kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya

makalenin yayımlanmasına o kadar çok katlanması gerekir. Aksine yazının

bilgilendirme değeri ne kadar düşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok

üstünlük tanınması gerekir (İlhan Cihaner, § 74). Basının genel yarar nitelikli

bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna kamunun bu

bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiği hatırlanmalıdır.

25. Şikâyet konusu köşe yazısının yayımlandığı dönem,

başvurucuya karşı bazı ceza davalarının devam ettiği bir dönemdir ve başvurucu

yönetici konumunda bir devlet memurudur. Bir bütün olarak şikâyet konusu yazıda

emekli vergi şefi olan başvurucunun mal varlığına ilişkin ulusal gazetelerin

manşetlerine yansıyan haberlerden bahisle bir dönem başvurucuyla yazar arasında

geçenlere ve tüm bunların üzerinden yazarın kişisel düşüncesine yer

verilmiştir. Bu bakımdan söz konusu yazı içeriğinin bir ölçüde genel yarar

nitelikli tartışmaya katkı sunduğu kabul edilebilir. Bu hususla ilgili olarak

basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi ve fikir

yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiği

hatırlanmalıdır.

26. Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilik

mesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğini

belirleyemezler. Zira bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle aktarılacağına

bizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda Anayasa’nın 26.

maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini değil aynı zamanda

bunların nakledilme biçimlerini de koruduğu hatırda tutulmalıdır (Ali Suat Ertosun, § 66).

27. Yerel ölçekte yayın yapan bir gazetenin başvuruya konu köşe

yazısında ulusal basında manşetlerde yer alarak ülke gündeminde daha önce

aleniyet kazanmış bir haberin yalnızca bilgisine yer verilmiş, haberle ilgili

ayrıntılara girilmemiştir. Bu bilginin ardından köşe yazarının başvurucu ile

ilgili kişisel deneyim ve düşüncelerini aktardığı anlatımlarında ise abartılı

ya da tahkir edici bir ifade olmadığı tespiti yapılabilir.

28. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın özgürlüğü

ve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunması

hakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk Derece Mahkemesi,

şikâyet konusu yazının yazıldığı şartlar üzerine ve yazıda alıntılanan haberin

veriliş şekli ile gerçekliği meselesine eğilmiş ve başvuruya konu yazıda

eleştiri sınırının aşılmadığına karar vermiştir.

29. Bu şartlarda yukarıdaki değerlendirmelerin tamamı ve yargı

mercilerinin farklı çıkarlar dengelenirken sahip oldukları takdir payları da

dikkate alındığında Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasında yer alan

pozitif yükümlülüklere uyulduğu, Derece Mahkemelerince tarafların haklarının

değerlendirilmesinde açık bir dengesizlik saptanmadığı ve bu kapsamda bir

ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

a. Yargı Merciilerince

Benzer Konularda Farklı Kararlar Verildiğine İlişkin İddia

30. Başvurucu, Yargıtayın daha önce

kendi lehine onama kararı vermişken daha sonra aynı mahiyetteki kararlarda

aleyhine hüküm kurduğunu belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

31. Başvurucu, anılan iddiasına dayanak olarak Yargıtay 4. Hukuk

Dairesinin 23/1/2013 tarihli veE.2012/1350, K.2013/765 sayılı kararını

göstermiştir. Anılan karar, başvurucu tarafından bir yerel gazete aleyhine

açılan tazminat davasının kısmen kabul edilmesine ilişkin İlk Derece Mahkemesi

kararının onanmasına ilişkindir.

32. Başvurucu,Yargıtay

4. Hukuk Dairesinin söz konusu kararla lehine hüküm kurmuş olduğunu, daha

sonraki kararlarında ise dava konularının aynı mahiyette olmasına rağmen

aleyhinde kararlar vermeye başladığını ileri sürmektedir.

33. Mahkememizce Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP)

üzerinden yapılan incelemede, başvurucu tarafından çeşitli basın kuruluşları

aleyhine açılan tazminat davalarının yerel mahkemeler tarafından reddedilmesi

üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince onanarak başvurucunun aleyhine sonuçlanan

kararlar bulunduğu ve bu kararların yukarıda bahsedilen23/1/2013 tarihli

karardan daha önce verildikleri görülmüştür (Yargıtay 4. HD. 19/12/2011 tarihli

ve E.2011/10414, K.2011/13746 sayılı; 19/12/2011 tarihli ve E.2011/11958,

K.2011/13748 sayılı; 19/12/2011 tarihli ve E.2011/12691, K.2011/13749 sayılı;

14/6/2012 tarihli ve E.2011/8954, K.2012/10391 sayılı kararlar).

34. Dolayısıyla başvurucunun Yargıtay ilgili Hukuk Dairesince

23/1/2013 tarihli veE.2012/1350, K.2013/765 sayılı karardan sonra aleyhine

hükümler verilmeye başlandığı iddiası, bu tarihten önce de başvurucu aleyhine

verilmiş olan kararların (bkz. § 39) mevcudiyeti nedeniyle açıkça dayanak

yoksun bulunmaktadır.

35. Öte yandan kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu

iddiasıyla basın kuruluşlarına karşı açılan tazminat davalarında yargı

mercilerinin inceleyeceği husus haberi yapılan olay değil olayın kamuoyuna

aktarılma şeklidir ve anılan inceleme bir çok kriterin

uygulanmasını gerektirmektedir. Başvurucu aynı konuya ilişkin basın haberleri

ile ilgili olarak Yargıtay tarafından farklı kararlar verildiğini ileri

sürmekte ise de söz konusu haberlerin içeriğinin, veriliş şeklinin, haberlerde

kullanılan ifadelerin, ifade tarzınınaynı ya da

benzer olduğu yönünde bir kanıtlamada bulunmamıştır.

36. Bununla birlikte farklı kararların aynı mahkemeden çıkmış

olması tek başına adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmeyecektir

(Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Pinto/Portekiz, B.

No: 39005/04, 20/5/2008, § 41; Tudor Tudor/Romanya, B.

No: 21911/03, 24/3/2009, § 29; ve Remuszko/Polonya, B. No: 1562/10, 16/7/2013, §

92).

37. Başvurucu, öte yandan aynı karalama kampanyasına

karıştırılmak istenen bir kişinin (F.O.), hakkında yapılan gerçeğe aykırı

haberler nedeniyle açmış olduğu tazminat davası yargı yerlerince kabul

edilirken söz konusu haberlere dayalı olarak kendisinin açtığı davaların ise

reddedildiğini, kanunlar karşısında herkesin eşit haklara sahip olduğunu, aynı

haklardan kendisinin de yararlandırılması gerektiğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

38. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün "Bireysel başvuru formu ve ekleri"

başlıklı 59. maddesinin (2) numaralı fıkrasının (d) bendinde, bireysel başvuru

formunda bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hangi nedenle ihlal

edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlü açıklamaların yer

alacağı belirtilmiştir.

39. Başvuruya konu ihlal iddiasıyla ilgili deliller sunarak

olaya ilişkin iddialarını ve hangi Anayasa hükmünün ihlal edildiğine ilişkin

açıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını kanıtlama yükümlülüğü

başvurucuya aittir. Başvurucu tarafından aynı haberlere yönelik olarak başka

bir kişinin açtığı tazminat davası lehe sonuçlanırken kendisinin açtığı davanın

aleyhine sonuçlanmasının adil olmadığı ileri sürülmekte ise de başvuruya konu

köşe yazısının yalnızca başvurucuyla ilgili olarak kaleme alındığı, anılan

yazıda F.O.nun adının geçmediği görülmektedir.

Başvurucu tarafından başvuru konusu olayla F.O.nun

açmış olduğu tazminat davası arasında nasıl bir bağlantı olduğunun ortaya

konmadığı, soyut şekilde adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinin

belirtildiği ancak anılan hakkın somut olay bağlamında nasıl ihlal edildiği

açıklanmadan ve bu hususa ilişkin kanıtlamada bulunulmadan ihlal iddiasında

bulunulduğu görülmüştür.

40. Açıklanan nedenlerle başvurucunun adil yargılanma hakkına

yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

41. Başvurucu, yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle zarara

uğradığını belirterek makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

42. Başvuru konusu olayda Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan

haksız fiile dayalı tazminat davasının söz konusu olduğu görülmekle 12/1/2011

tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan usul hükümlerine

göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğuna kuşku yoktur.

43. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamaların makul

sürede sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul edilmiştir. Buna göre bir

davadaki yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı

belirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-59) ve bu kapsamda yapılan incelemeler sonucu

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir

(Gülseren Gürdal ve diğerleri, B.

No: 2013/1115, 5/12/2013; Semira Babayiğit ve diğerleri, B. No: 2013/3283,

19/12/2013; Haydar İzgi, B. No:

2012/673, 19/12/2013).

44. Kanunlarda bazı davaların sonuçlandırılması için öngörülen

süreler mahkemelere yönelik süreler olduğundan düzenleyici nitelikte olup

mahkemeler bu sürede davayı sonuçlandıramasalar da daha sonra verdikleri

kararların geçerli olduğuna şüphe yoktur. Nitekim Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi de (AİHM) benzer şekildeki düzenleyici sürelerin yargılama süresini

kısaltma amacı taşıdığını vurgulamaktadır. AİHM, ulusal mahkemelerin yasal

süreye riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl yorumladıklarını ve

uyguladıklarını denetlemenin görevi olmadığını belirterek davaların "makul

süre" içinde tamamlanıp tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama

süresinin bütününü ele almakta ve bu sürenin Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin 1. paragrafına uygun olup olmadığıyla

sınırlı bir inceleme yapmaktadır. (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Çalık/Türkiye, B. No: 3675/07, 31/8/2010; Dildirim ve diğerleri/Türkiye, B. No: 42927/10,

12/3/2013).

45. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama süresinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle

davanın ikame edildiği tarihtir. Somut başvuru açısından bu tarih

22/2/2010'dur.

46. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Bu kapsamda somut yargılama

faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucunun karar düzeltme talebi

hakkında verilen Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin E.2013/14678, K.2013/18501 sayılı

karar tarihi olan 26/11/2013 olduğu anlaşılmaktadır.

47. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde

yargılamanın konusunun haksız fiile dayalı tazminat talebi olduğu, 22/2/2010

tarihinde açılan davanın yargılama sürecinde İlk Derece Mahkemesince delil

olarak sunulan başka mahkeme dosyalarının toplandığı, Mahkemenin 16/11/2011

tarihinde 1 yıl 9 aylık süre sonunda davanın esası hakkında karar verdiği,

temyiz incelemesinin yaklaşık bir yılda, karar düzeltme incelemesinin ise dört

ayda tamamlandığı ve kararın 26/11/2013 tarihinde kesinleştiği böylece

yargılama süresinin 3 yıl 9 ayda tamamlandığı anlaşılmaktadır.

48. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın

mahiyeti nedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliğine bütün olarak

bakıldığında somut başvuru açısından yaklaşık dört yıllık yargılama sürecinde

mahkemeler nezdinde başvurucunun haklarını ihlal edecek şekilde makul olmayan

bir gecikme olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun makul sürede yargılanma

hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşıldığından diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine

ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

29/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

Yıldız OTO

AĞCA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1032, 29 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/1047, 15/4/2015, §§ 21-52; Ali
  12. B. Yargılama
  13. Yıldırım
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. Ağca
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1032
Tarih
29 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Hasan Beliren Başvurusu (B. No: 2014/4253)
  • Egemen Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/2404)
  • İsrafil Hurman Başvurusu (B. No: 2014/1782)
  • Mehmet Dağkıran Başvurusu (B. No: 2014/6529)
  • Doğan Eren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2432)
  • Mehmet Emin Bülbül Başvurusu (B. No: 2014/4463)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.