İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Beliren Başvurusu (B. No: 2014/4253)

1. Başvuru; terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur kalınması

Başvuru No2014/4253Tarih15 Haziran 2016Okuma13 dk · 2.515 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hasan Beliren Başvurusu

Karar tarihi
15 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/4253
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.515 kelime·13 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; terör olayı nedeniyle köyü terk etmeye mecbur kalınması

sonucu mülkiyet hakkının, 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle

Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan

başvuruların reddedilmesi ve ret işlemlerine karşı açılan davalara ilişkin

yargılama işlemlerinin adil olmaması, makul sürede sonuçlandırılmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/3/2014 tarihinde Adana 1. İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 18/9/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 5/12/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 29/12/2014 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, Bingöl ili Genç ilçesi Alaaddin

köyü Salpoşt mezrasında ikamet etmekteyken yoğun

terör olaylarının yaşanması nedeniyle güvenlik güçleri tarafından göçe zorlandığını

iddia etmiştir.

8. Başvurucu 22/4/2005 tarihinde 5233 sayılı Kanun kapsamına

giren zararlarının karşılanması talebiyle Bingöl Valiliği Zarar Tespit

Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur.

9. 10/6/2009 tarihli ve 2009/3-846 sayılı Komisyon kararında,

terör olayları sonucu oluşan zararların karşılanması talebiyle yapılan

başvuruda "...Alaaddin

köyünün güvenlik gerekçesiyle idarece ve köy halkı tarafından tamamen

boşaltılmasının söz konusu olmadığı terör olaylarının yoğun olarak yaşandığı

1990-1997-2000 yılları arasındaki nüfus sayımları incelendiğinde köy nüfusunda

yoğun bir azalma olmadığı, köyde yaşamın devam ettiği, köyde eğitim ve öğretime

güvenlik gerekçesiyle ara verilmeden devam edildiği, köy merkezinde herhangi

bir terör olayının meydana gelmediği ve ilgili şahsında güvenlik gerekçesi ile

köyü terk etmesinin söz konusu olamayacağı nedenleriyle kanun kapsamına

giremeden talebin reddine..." kararı verilmiştir.

10. Başvurucu tarafından Elazığ İdare

Mahkemesinde, Alaaddin köyü ve yakın çevresinde yoğun

terör olaylarının yaşandığı, hukuka aykırı karar verildiği gerekçesiyle

Komisyon kararının iptali istemi ile dava açılmıştır.

11. Elazığ 1. İdare Mahkemesinin

31/5/2010 tarihli ve E.2009/379, K.2010/575 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir;

"...Olayda, Mahkememizin 22/02/2010 tarih

ve E:2009/379 sayılı ara kararı ile davalı idareden; davacının ikamet ettiği

Bingöl İli, Genç İlçesi, AlaaddinKöyü ve mezralarının

terör olayları nedeni ile idarece veya köy halkı tarafından kendiliğin

boşaltılıp boşaltılmadığı, anılan Köye ait 1987-2009 yılları arasında muhtarlık

seçimlerinin yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise seçmen sayıları sorularak anılan

tarihler arasında Alaaddin Köyü’ne ait nüfus sayım

bilgileri istenilmiş olup ara karara istinaden Mahkememize sunulan bilgi ve

belgelerin incelenmesinden Alaaddin Köyü'nün terör

olayları nedeni ile boşaltılmadığı,davalı idare

tarafından sunulan Bingöl İli’nin ilçe, bucak ve köy

muhtarlıkları itibariyle nüfus sayısına ilişkin listede AlaaddinKöyü’nün

1990 yılı nüfusunun 425,1997 yılı nüfusunun 180, 2000 yılı nüfusunun 257olduğu

görülmektedir.

Ayrıca;

Mahkememizin 22/02/2010 tarih ve E:2009/379 sayılı ara kararı ile davacının

terör ve terörle mücadele kapsamında varsa bizzat zarar gördüğüne ilişkin bilgi

ve belgeler davacı ile Bingöl İl Jandarma Komutanlığı’ndan istenilmiş olup ara

karara istinaden Mahkememize sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden

davacının terör ve terörle mücadele kapsamında bizzat zarar gördüğüne ilişkin herhangi

bir bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmektedir.

Bu

durumda, terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu

boşalan köylerden olmayan, güvenli bir şekilde yaşayabilme olanağını sağlayan

asgari güvenlik şartlarının sağlandığı görülenAlaaddinKöyü

halkından olan ve terör ve terörle mücadeleden kaynaklanan bireysel zararı

bulunmayan davacının 5233 sayılı Kanun uyarınca zararlarının tazmini istemiyle

yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

"

12. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 10/10/2011 tarihli ve E.2011/7840, K.2011/2584 sayılı ilamıyla

kararın bozulmasına karar verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü

şöyledir:

"... Dosyanın incelenmesinden; İdare Mahkemesince, Alaaddin köyünün boşaltılıp boşaltılmadığı yolunda inceleme

yapıldığı, davacının malvarlığının bulunduğu Şalpoşt

mezrasının boşaltılıp boşaltılmadığına yönelik araştırma yapılmadığı

görülmektedir. Dolayısıyla mezranın idarece veya mezrada oturanlar tarafından

tamamen boşaltılıp boşaltılmadığı ortaya konulamadığından, İdare Mahkemesince

uyuşmazlık konusu dönemde adı geçen mezrada oturan olup olmadığı araştırılarak

bir karar verilmesi gerekmektedir.

Bu nedenle eksik incelemeye dayalı İdare Mahkemesi kararında hukuki

isabet görülmemiştir."

13. Danıştayın bozma kararı üzerine Elazığ 1. İdare Mahkemesi 19/7/2012 tarihli ve E.2012/96,

K.2012/342 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...Dava dosyasının incelenmesinden, davacının ikamet ettiği

Bingöl İli, Genç İlçesi, Alaaddin Köyü, Şalpoşt Mezrasından terör olayları nedeniyle göç etmek

zorunda kaldığından bahisle uğradığı zararın 5233 sayılı Yasa kapsamında

tazmini talebiyle yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine,bakılmakta olan davanın açıldığı

anlaşılmaktadır.

Olayda, Mahkememizin 06.03.2012 ve 08.05.2012

tarihli ara kararları ile davacının ikamet ettiği Bingöl İli, Genç İlçesi, Aladdin Köyü, Şalpoşt Mezrasının

terör olayları sebebiyle idarece yada köy halkı tarafından kendiliğinden

boşaltılıp boşaltılmadığı sorularak bu hususa ilişkin bilgi ve belgeler Bingöl

İl Jandarma Komutanlığı, Genç İlçe Jandarma Komutanlığı, davalı idare ve Genç Kaymakamlığı'ndanistenilmiş olup, ara kararlarına istinadensunulanyazı ve eki belgelerin incelenmesinden;

davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerin köye ilişkin olduğu, mezraya

ilişkin bir açıklamada bulunulmadığı ancak boşalan köyleri gösteren listede Alaaddin Köyü, Şalpoşt mezrasının

yer almadığı,Bingöl İl Jandarma Komutanlığı ve Genç

İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gönderilen cevap yazıları eki tutanaklarda

"Alaaddin Köyü, Şalpoşt

Mezrasının terör ve terörle mücadele sebebi ile idarece vaya

halk tarafından tamamen boşaltılan yerlerden olmadığı,ve

davacı Hasan BELİREN'in terör olaylarından bizzat

zarar gördüğüne dair herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığı"

belirtilmiştir.

Bu

durumda, terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu

boşalan köylerden olmayan Alaaddin Köyü, Şalpoşt mezrasında ikamet eden ve terör ve terörle

mücadeleden kaynaklanan bireysel zararı bulunmayan davacının, 5233 sayılı Kanun

uyarınca zararlarının tazmini istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava

konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır..."

14. Başvurucunun kararı temyizi üzerine Danıştay Onbeşinci Dairesi 28/11/2013 tarihli ve E.2012/11731,

K.2013/9468 sayılı ilamı ile hükmün onanmasına karar vermiştir. Karar,

başvurucuya 24/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.

15. Başvurucu 24/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

16. 5233 sayılı Kanun’un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar’ın 1. maddesi, Danıştay Onuncu Dairesinin 30/12/2008

tarihli ve E.2008/4141, K.2008/9584 sayılı kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin

31/12/2008 tarihli ve E.2008/5548, K.2008/9733 sayılı kararı, Danıştay Onuncu

Dairesinin 20/2/2009 tarihli ve E.2008/6679, K.2009/1227 sayılı kararı (bkz. Celal Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014,

§§ 15-28).

17. 5233 sayılı Kanun’un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun’un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

“Yaralanma, engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge

rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek üzere yaralanma derecesine

göre,

b) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak tespit edilenlere dört katından yirmidört katı tutarına kadar,

c) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık

kuruluşları tarafından ikinci derece olarak tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı

tutarına kadar,

d) Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece

olarak tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

…

Birinci fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara

intikalinde4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri

uygulanır.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 15/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, ikamet ettiği Bingöl ili Genç ilçesi Alaaddin köyü Salpoşt mezrasında

terör olaylarının yoğunlaşması nedeniyle güvenlik güçleri tarafından köy

korucusu olmaya veya göç etmeye zorlandığını, mal varlığına ulaşmasının

engellendiğini, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından mahrum kaldığını,

evini kullanamadığını, göç nedeni ile kira, taşınma gibi zararlarının olduğunu,

yaşadığı yerde idarenin yaşam hakkını koruyamadığını, 5233 sayılı Kanun

kapsamında yaptığı talepten ve akabinde açtığı davadan sonuç alamadığını,

yargılamanın sekiz yıl sonra sonuçlanıp bu sürenin makul olmadığını, başvuru

yollarının etkili bir hukuk yolu olmadığını belirterek Anayasa’nın 5., 15.,

17., 19., 23., 35., 36., 38., 40., 138. ve 142. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş; maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

20. Başvuru formu

ve ekleri incelendiğinde başvurucunun 5233 sayılı Kanun kapsamındaki

zararlarının tazmini amacıyla açtığı davanın reddedilmesi nedeniyle Anayasa’nın

5., 15., 17., 19., 23., 35., 36., 38., 40., 138. ve 142. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini iddia ettiği anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile

bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §

16).Başvurucunun ihlal iddiaları aşağıdaki başlıklar

altında incelenmiştir:

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

21. Başvurucu, Komisyonca verilen kararın akabinde açtığı

davadan sonuç alamadığını, göç etmeye mecbur kalması nedeni ile mal varlığına

ulaşamadığını, tarım, hayvancılık ve diğer köy geçim kaynaklarından mahrum

kaldığını, evini kullanamadığını, göç nedeni ile kira, taşınma gibi

zararlarının olduğunu anılan zararlara köy boşaltma eylemleri ile sebebiyet

verilmiş olmasına rağmen zararlarının tazmin edilmediğini belirterek mülkiyet

hakkının ihlal edildiğinden şikâyetçi olmuş; yargılama sürecinde yapılan

incelemeler ve lehine olmayan yargı kararı temeline dayandırıldığı tespit

edilen bu iddiaların Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında değerlendirilmesi uygun

görülmüştür.

22. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara

ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye

tabi tutulamayacağı; 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

Mahkemece karar verilebileceği belirtilmiştir (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 24).

23. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

bariz takdir hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık keyfîlik içermedikçe Anayasa

Mahkemesince esas yönünden incelenemez (Necati

Gündüz ve Recep Gündüz, § 26).

24. Başvurucu, maddi vakıa ve delillerin hatalı takdiri neticesinde

davasının reddedildiğini, bu kapsamda Derece Mahkemesince delillerin takdirinin

hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğunu belirtmekte olup

başvurucunun iddialarının özünün Derece Mahkemesince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

25. Başvuru konusu İdare Mahkemesi kararında, ara kararlar ilebaşvurucunun ikamet ettiği Bingöl ili Genç ilçesi Aladdin köyü Şalpoşt mezrasının

terör olayları sebebiyle idarece ya da köy halkı tarafından kendiliğinden

boşaltılıp boşaltılmadığı sorularak bu hususa ilişkin bilgi ve belgeler Bingöl

İl Jandarma Komutanlığı, Genç İlçe Jandarma Komutanlığı, davalı idare ve Genç Kaymakamlığındanistenmiş; ara kararlara istinadensunulanyazı

ve eki belgelerin incelenmesinden davalı idarece gönderilen bilgi ve belgelerin

köye ilişkin olduğu, mezraya ilişkin bir açıklamada bulunulmadığı ancak boşalan

köyleri gösteren listede Alaaddin köyü Şalpoşt mezrasının yer almadığı,Bingöl

İl Jandarma Komutanlığı ve Genç İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gönderilen

cevap yazıları eki tutanaklarda "Alaaddin Köyü, Şalpoşt Mezrasının terör ve terörle

mücadele sebebi ile idarece vaya halk tarafından

tamamen boşaltılan yerlerden olmadığı ve davacı Hasan Beliren'in

terör olaylarından bizzat zarar gördüğüne dair herhangi bir bilgi ve belgenin

bulunmadığı" belirtilmiş; bu durumda terör ve terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler sonucu boşalan köylerden olmayan Alaaddin köyü Şalpoşt mezrasında

ikamet eden başvurucunun terör ve terörle mücadeleden kaynaklanan bireysel

zararı bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar

verilmiştir. Başvurucunun iddiaları, temyiz merciince de incelenip reddedilmek

suretiyle yerel Mahkeme kararı onanmıştır. Başvurucunun anılan iddialarına

yönelik olarak bu çerçevede Derece Mahkemesinin kararında açık bir keyfîlik bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

27. Başvuru formu ve eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul sürede yargılanma

hakkının ihlali iddiasının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

28. Başvurucu, 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürdüğü

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari süreç ve yargılama prosedürlerinin

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinde

tanımlanan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

29. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, Komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde Komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, B. No: 2013/3007, 6/2/2014,

§§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B.

No: 2013/3008, 6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet

Gürgen, B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin

olarak karara bağlanmasının daha uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun

başvuruculara atfedilebilecek bir kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya, B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§

46-70).

30. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

31. Somut davalara bir bütün olarak bakıldığında Komisyona

başvuru tarihi (22/4/2005)ile nihai karar tarihi olan temyiz karar tarihi

(28/11/2013) arasında geçen ve toplam süresi 8 yıl 7 ay olan yargılama

sürecinde başvurucu açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmadığı ve söz konusu yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin

olduğu sonucuna varılmıştır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

33.6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

34. Başvurucu,

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğinin kabul edilmesini ve bu

nedenle tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

35. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya

net 6.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki makul sürede yargılanma hakkının İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 6.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

15/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör Yrd.

:

Tuğba YILDIZ

Başvurucu

:

Hasan

BELİREN

Vekili

:

Av. Kemal

DERİN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/4253, 15 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin
  12. B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. Necipoğlu
  15. Gökcan
  16. Beliren
  17. Derin
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/4253
Tarih
15 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Egemen Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/2404)
  • İsrafil Hurman Başvurusu (B. No: 2014/1782)
  • Mehmet Dağkıran Başvurusu (B. No: 2014/6529)
  • Doğan Eren ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2432)
  • Mehmet Emin Bülbül Başvurusu (B. No: 2014/4463)
  • Sinan Aydın Aygün Başvurusu (B. No: 2014/922)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.