İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Sönmez Kaşıkçı Başvurusu (B. No: 2014/466)

1. Başvuru, ceza yargılamasına konu eylemlerin mağdur ve tanıkların

Başvuru No2014/466Tarih8 Haziran 2016Okuma15 dk · 2.903 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Sönmez Kaşıkçı Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/466
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.903 kelime·15 dk okuma·21 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ceza yargılamasına konu eylemlerin mağdur ve tanıkların

dinlenmesi taleplerinin reddedilmesi nedeniyle tanık dinletme hakkının;

Mahkemenin delillerle doğrudan doğruya karşılaşmaması, başka bir dosyada

işkence altında alındığı belirtilen ifadelere hükümde dayanılması ve bu

iddialara ilişkin bir değerlendirme yapılmaması nedeniyle yargılamanın

hakkaniyete uygun görülmesi hakkının; mahkeme kararının uygun biçimde

gerekçelendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/1/2014 tarihinde İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 27/10/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 11/3/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 21/3/2016 tarihli yazısında, başvuru

hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Dev-Sol silahlı terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında

başvurucu hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır.

8. Başvurucu 17/6/2010 tarihinde üzerinde sahte bir kimlik

taşırken Antalya'da gözaltına alınmış ve aynı gün İstanbul'a getirilmiştir.

9. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 18/6/2010

tarihli bir dilekçe vermiştir. Başvurucu dilekçesinde 1989 yılında Dev-Sol

içinde faaliyet göstermeye başladığını, Y.E.nin

talimatları doğrultusunda kır birliklerindeki yaklaşık kırk kişinin iaşesini

sağladığını, 1991 yılında Y.A.nın

telkiniyle örgütün silahlı kanadı olan Silahlı Devrim Birliği (SDB) ekibine

katıldığını, 1992 yılında örgütten ayrıldığını ve o süreden beri kaçak

yaşadığını belirtmiştir. Başvurucu ayrıca 1992 yılı içinde Beyoğlu'nda polis aracının

taranarak bir polis memurunun yaralanması (3 No.lu eylem), eylem öncesi

silahları saklamak ve olay sonrası teslim almak suretiyle Kağıthane'deki bir

kahvehanede dört polis memurunun şehit edilmesi (4 No.lu eylem) ve Merter'de

polis aracının taranarak üç polis memurunun şehit edilmesi (5 No.lu eylem)

eylemlerine ve diğer dört olaya daha katıldığını söylemiştir.

10. Kollukta veya Cumhuriyet Savcılığında ifadesi alınmayan

başvurucu, tutuklanması istemiyle sorgu hâkimi önüne çıkarılmıştır.

11. Başvurucu, müdafiinin huzurunda

yapılan sorgusundaki ifadesinde de dilekçesinde belirttiği eylemlerde yer

aldığını tekrarlamıştır. Başvurucuya, bağlantılı bir dosya kapsamında M.D.,

M.G., E.K. ve G.A.nın1992 ve 1993 yıllarında kollukta

verdikleri ifadeleri okunmuştur.

12. Bu kişilerin beyanlarının aşağıdaki gibi olduğu

anlaşılmaktadır:

G.A.: "Kazım"

ve/veya "Selim" kod adı kullanan başvurucunun üçüncü birlik sorumlusu

olduğu ve başvurucuya bağlı hücrelerden birinde İ.A.nın da bulunduğu, başvurucunun 1, 2, 3 ve 4 No.lu

eylemlere katıldığı, 6 No.lu eylemi ise diğer bir kişiyle birlikte İ.A.nın gerçekleştirdiği

M.D.

Kazım kod adlı

başvurucunun, G.A.nın üst

sorumluluğundaki ikinci birliğin sorumlusu olduğu

M.G.

3 ve 4 No.lu

eylemlerin Kazım kod adlı kişinin sorumluluğunda gerçekleştirildiğini, bu

kişinin 3 No.lu eylemde kalaşnikof silah kullandığı

E.K.

Başvurucunun

"Kazım" kod adını kullandığı ve DSB'ye

bağlı bir bölgenin sorumluluğunu yürüttüğü, 3 ve 4 No.lu eylemlere birlikte

katıldıkları

13. Başvurucu, kendisine okunan ifadelerin içeriğini büyük

ölçüde kabul ettiğini belirtmiştir. Başvurucu, bununla birlikte

"Kazım" kod adını değil "Selim" ve "Sinan" kod

adlarını kullandığını, 3 No.lu eyleme katıldığını, fakat elinde ifadede belirtilenin

aksine tabanca bulunduğunu, G.A.nin ifadesinde geçen

M. Dershanesinin bombalanması eylemine ve diğer bir olaya katılmadığını

söylemiştir.

14. Mahkeme 18/6/2010 tarihinde başvurucunun tutuklanmasına

karar vermiştir.

15. Başvurucu 29/7/2010 tarihli Cumhuriyet Savcılığı ifadesinde,

gözaltına alındığı günün gecesinde İstanbul'a getirildiğini, adliyeye

getirilene kadar uyumasına ve dinlenmesine izin verilmediğini, 18/6/2010

tarihli dilekçe örneğini polisin hazırladığını, kendisinin başka bir kâğıda

yeniden yazdığını ve psikolojik baskı altında imzaladığını, bu beyanlarını

kabul etmediğini ve bahse konu eylemlerin hiçbirine katılmadığını ileri

sürmüştür.

16. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 28/10/2010 tarihinde,

anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs ve sahtecilik suçlarından başvurucu

hakkında iddianame düzenlemiştir.

17. Başvurucu, (kapatılan) İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi (CMK

250. madde ile görevli) önündeki 16/3/2011 tarihli duruşmada hakkındaki

suçlamaları reddetmiştir. Başvurucu, Cumhuriyet Savcılığına verdiği dilekçeyi

polisin dikte ettirdiğini, sorgudaki ifadeyi kendisinin söylemediğini,

benzemesine rağmen sorgu tutanağındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia

etmiştir.

18. Başvurucu müdafii 20/1/2012

tarihli duruşmada olaylara katılmış olsaydı başvurucuyla ilgili teşhis

işlemlerinin yaptırılacağını, fakat eylemlerde yer almaması nedeniyle böyle bir

işlemin gerçekleştirilmediğini söylemiştir.

19. 20/1/2012, 13/4/2012 ve 20/6/2012 tarihli duruşmalarda,

başvurucu hakkında ifade veren kişilerin ifadelerinin ve işkence gördüklerine

dair raporların dosyaya getirtilmesi ve ilgili eylemlerin mağdur ve

tanıklarının dinlenilmesi talep edilmiştir.

20. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, isnat edilen eylem

tarihlerinin üzerinden çok uzun zaman geçmiş olması, hâlihazırda belirtilen

tanık ve mağdurlardan bir kısmının Mahkemenin E.2006/221 sayılı dosyasında

dinlenildiği, adreslerinde bulunamadıklarından bazılarının dinlenilmesinden

vazgeçildiği, geçen süre itibarıyla yeniden dinlenilmelerinin dosyaya yenilik

katmayacağı gerekçeleriyle tanık dinletme taleplerini reddetmiştir.

21. Belge içeriklerine dair bir bilgi bulunmamakla birlikte

M.D., M.G., E.K. ve G.A.ya

ilişkin ilgili dosyalarda mevcut olan raporların dosya içine konduğu

anlaşılmaktadır.

22. İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 14/12/2012 tarihli ve

E.2010/215, K.2012/386 sayılı kararı ile başvurucunun anayasal düzeni zorla

değiştirmeye teşebbüs etme suçundan müebbet hapis cezasıyla, resmî evrakta

sahtecilik suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiştir.

Mahkeme, başvurucunun 3, 4 ve 5 No.lu eylemlerinin dışında M. Dersanesinin bombalanması (1 No.lu eylem), otobüs durağında

bekleyen iki polis memurunun şehit edilmesi (2 No.lu eylem) ve bir taksinin gasbedilmesi ve bir partinin il başkanının silahla

yaralanması (6 No.lu eylem) olaylarına da katıldığı sonucuna ulaşmıştır.

23. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun dilekçesinde ve

sorgusundaki beyanlarını, M.D. ve E.K.nın kolluk

ifadelerini, olaylara ilişkin ceraim evraklarını,

otopsi ve doktor raporlarını; 1, 2 ve 6 No.lu eylemler yönünden G.A.nın kolluk ifadesini, 3 ve 4 No.lu eylemler bakımından

G.A. ve M.G.nin kolluk beyanlarını, 5 ve 6 No.lu

eylemlerde ele geçen kovanlar ile başvurucunun katıldığı kabul edilen 2, 3 ve 4

No.lu eylemlerde ele geçen kovanların aynı silahtan atıldığına dair raporu ve G.A.nın 6 No.lu eylemde yer aldığını belirttiği İ.A.nın başvurucunun sorumluluğundaki silahlı birlik içinde

faaliyet göstermesini dikkate almıştır. Mahkeme, belirtilen tanık ifadelerinde

geçen "Kazım" veya "Kazım - Selim"

kod adlı kişilerin başvurucu olduğunu değerlendirmiştir.

24. Mahkeme kararının ilgili kısımları şu şekildedir:

"Tüm dosya kapsamı

birlikte değerlendirildiğinde;

Sanık Sönmez KAŞIKCI'nın

silahlı terör örgütü olan DHKP/C'nin önceki yapılanması olan Dev-Sol terör örgütünün

üyesi olduğu,sanığın örgüt

içinde Kazım, Selim ve Sinan kod adlarını kullandığı, bu örgütün İstanbul

ilinde faaliyet gösteren ikinci silahlı birliğinin komutanlığını yaptığı,

...

Sanık Sönmez KAŞIKCI'nın

yukarıda belirtilen eylemleri birlikte değerlendirildiğinde; sanığın müdafii huzurunda verdiği sorgu hakimliği ifadesinde ve

Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği kendi el yazısı ile yazdığı dilekçesinde

örgüt üyesi olduğunu ve örgüt faaliyeti çerçevesinde bazı eylemlere katıldığını

ve daha sonra örgütten kaçarak Antalya'da yaşadığını belirttiği, ancak daha

sonra sanığın duruşmadaki savunmasında atılı suçlamayı kabul etmediği, sorgu

hakimliğinde müdafii huzurunda verdiği ifadenin doğru

olarak kabul edilmesi gerektiği, daha sonramahkemedekisavunmasına

itibar edilemeyeceği, bu savunmanın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın

katıldığı eylemlerin şiddeti, yoğunluğu ve yapıldığı tarihteki terör olayları

bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör

örgütünün Türkiye Cumhuriyeti Anayasasını cebir ve şiddet kullanarak değiştirme

amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, sanığın

işlediği kabul edilen eylemlerin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgüte

bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğe göre, amacı gerçekleştirme

tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğunun kabulü gerektiği, dolayısıylasanığın mensubu olduğu örgütün amaçları

doğrultusunda Türkiye Cumhuriyetinin anayasal düzenini cebren ortadan

kaldırmaya teşebbüs suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmıştır."

25. Resen de temyize tabi olan Mahkeme kararına karşı başvurucu

müdafileri, usul ve yasaya aykırı biçimde, araştırma yapılmaksızın kabul edilen

eylemlere ilişkin mağdur ve tanıklar dinlenilmeksizin adil yargılanma hakkı

ilkeleri ihlal edilerek karar verildiği gerekçeleriyle süre tutum dilekçeleri

vermişlerdir. Başvuru dosyası içinde ve UYAP'a

kayıtlı dosyada gerekçeli temyiz dilekçesine rastlanmamıştır.

26. Duruşmalı olarak yapılan ve başvurucu müdafilerinin

katıldığı temyiz incelemesi sonrasında Yargıtay 9. Ceza Dairesi 13/11/2013

tarihli ve E. 2013/9315, K.2013/13606 sayılı ilamı ile kararı onamıştır.

Yargıtay ilamı 4/12/2013 tarihinde tefhim edilmiştir.

27. Başvurucu 3/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

28. Başvurucunun mahkûmiyetine esas alınan anayasal düzeni zorla

ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçu 1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk

Ceza Kanunu'nun 146. maddesinde düzenlenmektedir.

29. 23/03/2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun

Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca olaylar

tarihinde yürürlükte olan 4/04/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza

Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 305. maddesinde, on beş sene ve üzerinde

hükmedilen hapis cezalarına ilişkin kararların kişilerin talebi olmasa dahi

resen temyiz incelemesine tabi tutulacağı belirtilmektedir.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu, Mahkemenin iddianamenin tekrarıyla yetindiğini,

gerçekçi bir değerlendirme yapmaksızın şeklî bir gerekçeye yer verdiğini,

yazılı ifade, belge ve tutanaklara konu kişilerle duruşmada yüz yüze gelinip

doğrudan dinlenilmeleri gerekirken buna uyulmadığını belirterek gerekçeli karar

hakkının; yargılama aşamasında maddi gerçeğin araştırılmasına yönelik bir

faaliyetin gerçekleştirilmediğini, isnat edilen eylemlerle kendisinin bağını

gösteren parmak izi gibi bir delil veya teşhis tutanağı bulunmadığını, bu olayların

mağdur ve tanıklarının dinlenmesi taleplerinin reddedildiğini, kararda anılan

kişilerin beyanlarına yönelik bir tartışma yapılmadığını belirterek silahların

eşitliği ilkesinin; Mahkeme kararının diğer dosyaların sanıklarının işkence

ürünü ve sonradan geri aldıkları ifadelerine dayandığını, bu kişilerin işkence

gördüğüne dair ilgili dosyalarda raporlar bulunduğunu, bu raporların dosyaya

getirilmesi taleplerinin kısmen karşılandığını; fakat hüküm kurulurken

belirtilen raporların dikkate alınmadığını, G.A.nın

yaralı ayağına işkence yapılarak ifadesini imzaladığını söylediğini; Me.D.nin gördüğü işkenceden dolayı Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin (AİHM) ihlal kararı verdiğini belirterek hukuka aykırı delil

yasağının; mahkûmiyetine yeter maddi ve gerçekçi delil bulunmadığını belirterek

masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu bu nedenlerle

maddi tazminat ile 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun mağdur ve tanıkların

dinlenilmesi taleplerinin reddedildiğine ilişkin iddiasının tanık dinletme

hakkı, Mahkemenin delillerle birebir karşılaşması gerektiğine ve başka bir

dosyanın sanıklarının işkence altında verdiği belirtilen ifadelerinin hükme

esas alındığına ilişkin iddialarının yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi

hakkı, mahkûmiyet kararının uygun biçimde gerekçelendirilmediğine yönelik

iddiasının ise gerekçeli karar hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği

değerlendirilmiştir.

a. Yargılamanın

Hakkaniyete Uygun Görülmesi Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar

33. Başvurucu; mahkemelerin tutanaklara konu olan kişileri

duruşmada dinlemesi gerekirken kendisi hakkındaki yargılamada buna

uyulmamasının, başka dosyanın sanıklarının işkence altında verdikleri ve

sonradan geri aldıkları ifadelerine dayanılmasının ve kararda bu hususta bir

değerlendirme yapılmamasının yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi hakkını

ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

34. Başvurucunun, Mahkemenin delillerle birebir karşılaşması

gerektiğine ilişkin iddiasını somut başvuruyla ilişkilendirmeksizin genel

biçimde dile getirdiği (Veli Özdemir,

B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20) ve Mahkemenin Me.D.nin

ifadesine gerekçesinde yer verdiğini gösteren bir husus bulunmadığı

anlaşıldığından, aşağıdaki gerekçelerle bu hususlarda ayrı bir değerlendirme

yapılmasına gerek görülmemiştir.

35. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek

için olağan kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

36. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar

başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu

ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş

olması gerekir"

37. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği öncelikle

olağan başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucunun

Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili

idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu

bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda bu süreçte

dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§

18, 19).

38. Olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dile

getirilmeyen iddialar, bireysel başvuruya konu edilemeyeceği gibi genel

mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz

(Bayram Gök, § 20).

39. Başvuruya konu olay bakımından Mahkemenin delillerle

doğrudan doğruya karşılaşması gerektiğine ve işkence altında alındığı ileri sürülen

ifadelerin karara gerekçe yapıldığına ilişkin şikâyetlerin, temyiz dilekçesinde

veya Yargıtaydaki duruşma esnasında dile

getirildiğine dair dosya içinde herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır

(bkz. § 24).

40. Bu itibarla iddia edilen hak ihlallerinin temyiz aşamasında

düzeltilmesi imkânını yargılama makamlarına tanımaksızın başvuruda bulunulduğu

anlaşılmıştır. Diğer bir ifadeyle bireysel başvuruya konu edilen şikâyetler

derece mahkemeleri önünde ileri sürülmeksizin ilk defa bireysel başvuru aşamasında

dile getirilmiştir (Metin Polat,

B. No: 2013/1145, 10/6/2015, § 25). Hükmedilen ceza miktarı dolayısıyla kararın

resen temyiz incelemesine tabi olması veya dilekçede belirtilenlerin

haricindeki hususların da Yargıtay tarafından dikkate alınacağı şeklindeki

kanuni gereklerin, başvurucunun temyiz Mahkemesi önünde ihlal iddialarını en

azından öz olarak ileri sürme yükümlülüğünü ortadan kaldırdığı söylenemez.

41. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Tanık Dinletme

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

42. Başvurucu, kendisine isnat edilen eylemlerin mağdur ve

tanıklarının dinlenilmesi taleplerinin kabul edilmemesinin tanık dinletme

hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

43. Anayasa’nın 36. maddesinde adil yargılanma hakkının kapsamı

düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin, Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesi çerçevesinde

belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

22).

44. Sözleşme'nin "Adil

yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"1. Herkes davasının,

... cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar

verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından,

kamuya açık olarak, ... görülmesini isteme hakkına sahiptir.

...

3. Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki

asgari haklara sahiptir:

...

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya

çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında

davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;

..."

45. Adil yargılanma hakkı, bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin

şikâyetlerin incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına

saygı gösterilmediğine, bu çerçevede yargılama sürecinde iddia makamının

sunduğu deliller ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir

şekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına, kendi delillerini ve iddialarını

sunamadığına ya da uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının

derece mahkemesi tarafından dinlenmediğine veya kararın gerekçesiz olduğu gibi

mahkeme kararının oluşumuna sebep olan unsurlardan değerlendirmeye alınmamış

eksiklik, ihmal ya da açık keyfîliğe ilişkin bir

iddianın dayanaklarıyla ileri sürülmüş olması gerekir (Naci Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,

§ 22).

46. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını

değerlendirmektir (Muhittin Kaya ve Muhittin

Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd.

Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

47. Tanıkların dinlenmek üzere çağrılmasının uygun olup

olmadığının değerlendirilmesi kural olarak derece mahkemelerinin takdir yetkisi

dâhilindedir. Dolayısıyla bir sanığın bazı tanıkları dinletemediğinden şikâyet

etmesi yeterli olmayıp ayrıca bu tanıkların dinlenmesinin niçin önemli olduğunu

ve gerçeğin ortaya çıkması için niçin gerekli olduğunu açıklamak suretiyle

tanık dinletme talebini desteklemesi gerekir (Atila

Oğuz Boyalı, B. No: 2013/99, 20/3/2014, § 54).

48. Mahkemeler, somut davadaki maddi gerçeğin ortaya çıkmasına

yardımcı olmayacağını değerlendirdiği savunma tanıklarının dinlenmesi talebini

reddedebilir (Huseyn ve diğerleri/Azerbaycan, B. No: 35485/05,

45553/05, 35680/05, 36085/05, 26/7/2011, § 196). Diğer yandan 4/12/2004 tarihli

ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 178. maddesine göre mahkeme başkanı

veya hâkim, sanığın (başvurucunun) gösterdiği tanık veya uzman kişinin

çağrılması hakkındaki dilekçeyi reddettiğinde sanık, o kişileri mahkemeye

getirebilir. Bu kişiler duruşmada dinlenir.

49. Başvurucu, yargılama konusu eylemler esnasında olay

yerlerinde bulunmadığına yönelik olarak bu kişilerin dinlenilmesi gerektiğini

belirtmiştir. Bununla birlikte İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi, başvurucunun

eylemlerin gerçekleştirildiği yerlerde görüldüğüne dair herhangi bir tanık veya

mağdur ifadesine dayanmamıştır. Mahkeme, bir başka dosyanın sanıklarının

soruşturma evresinde alınan beyanlarına, 3, 4 ve 5 No.lu olaylara ilişkin

başvurucunun Cumhuriyet Savcılığına vermiş olduğu dilekçesinde ve müdafii huzurunda sorgusunda yapmış olduğu savunmasındaki

ikrarlarına, isnat edilen olaylara dair hazırlanmış ceraim

evraklarına ve 2 ila 6 nolu olaylarda ele geçen

kovanların bir kısmının aynı silahtan atıldığını gösteren uzman raporuna

dayanarak başvurucunun mahkûmiyetine hükmetmiştir.

50. Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda tanık dinletme

taleplerinin reddedilmesinin Mahkemenin yargılamanın yürütülmesine yönelik

takdir yetkisi kapsamında kaldığı ve tanıkların dinlenmemesinin bir bütün

olarak yargılamanın adilliğini zedelemediği anlaşılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

c. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

52. Başvurucu, Mahkeme kararının uygun biçimde

gerekçelendirilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

53. Anayasa’nın 36. ve 141. maddeleri gereği mahkemelerin her

türlü kararının gerekçeli olması gerekir. Ancak bu hak, yargılamada ileri

sürülen tüm iddialara ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi gerektiği şeklinde

anlaşılamaz. Bu nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın

niteliğine göre değişebilir (Mehmet Yavuz, B.

No: 2013/2995, 20/2/2014, § 51). Kanun yolu incelemesi yapan merciin yargılamayı

yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması ve bunu aynı gerekçeyi kullanarak veya

atıfla kararına yansıtması yeterlidir (Yasemin

Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 57).

54. Mahkeme; somut olayda dosyada bulunan ifadelerle,

başvurucunun beyanlarıyla, olaylara ilişkin tutanaklarla ve uzman raporuyla

ilişki kurmak suretiyle başvurucuya atılı suçun sübut bulduğuna karar

vermiştir. Başvurucu, kovuşturma evresinde Sorgu Hâkimliğinde verdiği ifadesini

ve dilekçesinde belirttiği hususları inkâr etmiş ise de İstanbul 11. Ağır Ceza

Mahkemesi, sonraki ifadesinin suçtan kurtulmaya yönelik olduğunu değerlendirmiş

ve Sorgu Hâkimliğinde müdafii huzurunda verdiği

ifadesini doğru kabul etmiştir.

55. Yapılan açık yargılama sonunda tarafların, davanın sonucuna

etkili olabilecek tüm iddia ve savunmalarının tartışıldığı verilen kararda

hükme ulaşılması için yeterli gerekçe bulunduğu görülmektedir. Kanun yolu

incelemesi sonucunda verilen kararda, değerlendirme konusu hüküm ve

gerekçesinin uygun bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına

yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu anlaşılmaktadır.

56. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Tanık dinletme ve gerekçeli karar haklarının ihlal edildiğine

ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Okan

TAŞDELEN

Başvurucu

:

Sönmez

KAŞIKÇI

Vekili

:

Av. Ercan

KANAR

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/466, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. M.D.
  8. M.G.
  9. E.K.
  10. B. İlgili Hukuk
  11. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  12. A. Başvurucunun İddiaları
  13. B. Değerlendirme
  14. A. 1. Yargılamanın hakkaniyete uygun görülmesi hakkının ihlal
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Yıldırım
  17. Özgüldür
  18. Kömürcü
  19. Altan
  20. Topal
  21. Taşdelen
  22. Kaşıkçı
  23. Kanar
  24. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/466
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Hasan Aktürk Başvurusu (B. No: 2014/3705)
  • Onur Kaan Tahtalı Başvurusu (B. No: 2014/963)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2014/2795)
  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2013/7082)
  • Yıldız Oto Ağca Başvurusu (B. No: 2014/1032)
  • Hasan Beliren Başvurusu (B. No: 2014/4253)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.