İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hasan Aktürk Başvurusu (B. No: 2014/3705)

1. Başvuru, baro staj listesinden silinme işlemine karşı açılan

Başvuru No2014/3705Tarih29 Haziran 2016Okuma18 dk · 3.613 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Hasan Aktürk Başvurusu

Karar tarihi
29 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/3705
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.613 kelime·18 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, baro staj listesinden silinme işlemine karşı açılan

davada yeterli araştırma yapılmaması ve davanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 17/3/2014 tarihinde Manisa 1. İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 12/2/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 4/1/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 24/2/2016 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

4/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın

görüşüne karşı beyanlarını 16/3/2016 tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 1991 yılında Türk Silahlı Kuvvetlerinde (TSK)

astsubay olarak göreve başlamış; İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesinin

2/9/2002 tarihli psikotik bozukluk

tanısına istinaden 30/4/2003 tarihinde malulen emekliye ayrılmıştır.

8. Başvurucu hukuk fakültesini bitirmesi üzerine Manisa Barosuna

(Baro) başvuru yaparak avukatlık stajına başlamış, Baro Başkanlığı tarafından

daha sonra başvurucunun avukatlık mesleğini sürekli olarak yapmasına engel bir

hâlinin bulunup bulunmadığı konusunda Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları

Hastanesinden rapor istenmesi üzerine anılan Hastane tarafından "Halen remisyondadır. Ancak daha önce almış

olduğu maluliyet raporunun avukatlık durumuna etkisi konusunda Adli Tıp

Kurumu'ndan görüş alınması uygundur." şeklinde verilen rapor

uyarınca 11/11/2005 tarihli ve 2005/30-15 sayılı Baro Yönetim Kurulu kararı ile

başvurucunun adı staj listesinden silinmiştir.

9. Başvurucu tarafından bu karara yapılan itiraz üzerine Türkiye

Barolar Birliği (TBB) Yönetim Kurulu başvurucunun durumu ile ilgili olarak

İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasıve rapora göre karar verilmesi

gerektiği gerekçesiyle 10/12/2005 tarihli ve 792-2 sayılı kararı ile

başvurucunun itirazını kabul etmiş; anılan karar Bakanlıkça onaylanmıştır.

10. Başvurucu bu karar üzerine İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk

edilmiş, İstanbul Adli Tıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu 29/12/2006 tarihli ve 4252

sayılı kararı ile başvurucunun avukatlık mesleğini sürekli ve gereği gibi

yapamayacağına karar vermiştir.

11. Baro Yönetim Kurulu 23/2/2007 tarihli ve 2007/7 sayılı

kararı ile başvurucunun adının yeniden staj listesinden silinmesine karar

vermiş, bu karara yapılan itiraz TBB Yönetim Kurulunun 28/4/2007 tarihli ve

E.2007/237, K.2007/3344 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

12. Bakanlık, başvurucunun savunmasının alınmadan karar

verildiği gerekçesiyle dosyanın Türkiye Barolar Birliğine iadesine karar vermiş

ise de TBB Yönetim Kurulu 9/6/2007 tarihli ve E.2007/361, K.2007/35520 sayılı

kararı ile ilk kararında ısrar etmiştir.

13. Başvurucu tarafından rahatsızlığının remisyon aşamasında olduğu, remisyon kavramının hiçbir hastalık

bulgusunun tespit edilememesi anlamına geldiği iddiaları ile TBB Yönetim

Kurulunun 9/6/2007 tarihli ve E.2007/361, K.2007/35520 sayılı kararının iptali

istemiyle Ankara 12. İdare Mahkemesinde 1/11/2007 tarihinde açılan davada

Mahkeme11/11/2009 tarihli ve E.2007/1064, K.2009/1476 sayılı kararı ile davanın

reddine karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:

"Dava dosyasının incelenmesinden;

davacının, İzmir 600 Yataklı Mevki Asker Hastanesi Baştabipliğince verilen

2.9.2002 tarihli sağlık kurulu raporuyla belirlenen“psikotik bozukluk” tanısına

istinaden 30.4.2003 tarihinde Türk Silahlı Kuvvetleri’nden malülen emekliye

ayrıldığı, 2.7.2004 tarihinde Manisa Barosu Başkanlığı'na başvuruda bulunarak,

Manisa 1 No'lu Sağlık Ocağı'ndan aldığı sağlık raporunu da başvuru belgelerine

eklemek suretiyle avukatlık stajına başlamak istediğini bildirdiği, Manisa

Barosu Yönetim Kurulu kararı ile talebi uygun bulunarak avukatlık stajına

başlatıldığı, Manisa Baro Başkanlığı tarafından 19.7.2004 tarihinde İzmir Adli

Tıp Kurumu Grup Başkanlığı'ndan davacının avukatlık mesleğini sürekli olarak

yapmasına engel bir halinin bulunup bulunmadığının sorulması üzerine 21.7.2005

tarihli yazı ile verilen yanıtta, bünyelerinde sorulan hususla ilgili olarak

rapor verebilecek dairelerinin bulunmadığı belirtilerek ilgilinin tam

teşekküllü bir sağlık kurumunun psikiyatri kliniğe gönderilmesi görüşlerine yer

verildiği, bunun üzerine, davacının avukatlık mesleğini sürekli olarak

yapmasına engel bir halinin bulunup bulunmadığının Manisa Ruh Sağlığı ve

Hastalıkları Hastanesi'nden sorulması üzerine, adı geçen Hastane tarafından

verilen raporda, "Halen remisyondadır. Ancak daha önce almış olduğu

maluliyet raporunun avukatlık durumuna etkisi konusunda Adli Tıp Kurumu'ndan

görüş alınması uygundur.” görüş ve kanaatine yer verildiği, davacının11.11.2005

tarih ve 2005/30-15 sayılı Manisa Barosu Yönetim Kurulu kararı ile adının

stajyer listesinden silindiği, davacının bu karara karşı Türkiye Barolar

Birliği'ne itiraz ettiği, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun,avukatlığı

sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca malul olup

olmadığının İstanbulAdliTıpKurumu'ndanrapor alınmak suretiyle tespitedilmesi ve

gelecek rapora göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle davacının itirazını

10.12.2005 tarihli ve 792-2 nolu kararı ile kabul ettiği ve bu kararın Adalet

Bakanlığınca da onaylandığı, bu defa Manisa Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi

Adalet Komisyonu Başkanlığı’nın 30.11.2006 tarih ve 2006/2404 sayılı yazısı ile

davacının avukatlığı sürekli olarak gereği gibi yapmaya engel vücut veya akılca

malul olup olmadığı ile ilgili olarak İstanbul AdliTıp Kurumu 4. İhtisas

Kurulu'nun29.12.2006 tarih ve 4252 nolu kararının "tartışma ve sonuç"

bölümünde “Hasan Aktürk'ün 1992 yılından bu yana ilerleyici seyirli, iş

yaşamında sıklıkla kesintilere ve verimlilik kaybına yol açan, hastalığın

yoğunlaştığı dönemlerde gerçeği değerlendirmesinin bütünüyle bozulduğu ve

hastaneye yatışı da gerektirdiği, tedavide antipsikotik ilaçları kullanma

ihtiyacının bulunduğu, arada düzelme gösterdiği dönemler olsa da hastalık

öncesi işlevselliğe hiçbir zaman dönmediği, bu sebeple mensubu bulunduğu

TSK'dan malülen emekli edildiği anlaşılan İbrahimoğlu 1973 doğumlu, Hasan

Aktürk'ün Kurulumuzca 29.3.2006 ve 11.10.2006 tarihlerinde yapılan

muayenelerinde halen her ne kadar remisyonda ise de "Psikotik

Bozukluk" denilen akıl hastalığının tespit edildiği dolayısı ile avukatlık

mesleğini sürekli ve gereği gibi yapamayacağı oybirliği ile mütalaa olunur.”

şeklinde rapor verildiği, bu rapora istinaden Manisa Barosu Yönetim Kurulu'nun

23.2.2007 tarihi ve 2007/7 sayılı kararı ile adının stajyer listesinden

silindiği, bu karara karşı yapılan itirazın ise Türkiye Barolar Birliği Yönetim

Kurulu'nun 28.4.2007 tarihli ve 2007/237 ve 2007/3344 nolu kararı ile

reddedildiği, Adalet Bakanlığınca davacının savunması alınmadan karar

verildiğinden bahisle dosyanın iade edilmesi üzerine, Türkiye Barolar Birliği

Yönetim Kurulu'nun 9.6.2007 tarihli ve 2007/361 ve 2007/35520 nolu kararı ile

önceki kararında ısrar etmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle davanın

açıldığı anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından, her ne kadar herhangi bir

rahatsızlığının bulunmadığı, Adli Tıp Raporunda da belirtildiği gibi

"remisyon" durumunun söz konusu olduğu, remisyon kavramının ”hiçbir

hastalık bulgusunun tespit edilememesi” anlamına geldiği, bu nedenle avukatlık

mesleğini yapmaya engel bir durumun mevcut olmadığı iddia edilmiş ise de,

İstanbul AdliTıp Kurumu 4. İhtisas Kurulu'nun 29.12.2006tarih ve 4252 nolu

kararının tartışma ve sonuç bölümünde, avukatlık mesleğini sürekli ve gereği

gibi yapamayacağının açıkça belirtilmiş olması karşısında, Avukatlık stajı için

Avukatlık Kanunu'nun ve Yönetmeliğin öngördüğü şart ve niteliklere sahip

olmadığının staja başladıktan sonra anlaşılması nedeniyle, adının staj listesinden

silinmesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır."

14. Başvurucu tarafından karar temyiz edilmiş; Danıştay

Sekizinci Dairesi 23/1/2013 tarihli ve E.2010/5380, K.2013/266 sayılı kararı

ile temyiz istemini reddederek İlk Derece Mahkemesi kararını onamıştır.

15. Karara karşı yapılan karar düzeltme talebi de aynı Dairenin

19/12/2013 tarihli ve E.2013/5105, K.2013/10461 sayılı kararı ile

reddedilmiştir.

16.Karar 19/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

17.Başvurucu 17/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 3.

maddesi şöyledir:

"Avukatlık mesleğine kabul edilebilmek

için :

a) Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,

b) Türk hukuk fakültelerinden birinden mezun

olmak veya yabancı memleket hukuk fakültesinden mezun olup da

Türkiye hukuk fakülteleri programlarına göre

noksan kalan derslerden başarılı sınav vermiş bulunmak,

c) Avukatlık stajını tamamlayarak staj bitim

belgesi almış bulunmak,

d) (Ek : 2/5/2001 - 4667/3 md.; Mülga:

28/11/2006-5558/1 md.)

e) Levhasına yazılmak istenen baro bölgesinde

ikametgahı bulunmak,

f) Bu Kanuna göre avukatlığa engel bir hali

olmamak gerekir."

19.Aynı Kanun'un 5. maddesini ilgili kısmı şöyledir:

"Aşağıda yazılı durumlardan birinin

varlığı halinde, avukatlık mesleğine kabul istemi reddolunur :

...

h) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi

yapmaya engel vücut veya akılca malul olmak,

..."

20. Aynı Kanun'un 16. maddesi şöyledir;

"3 üncü maddenin (a), (b) ve (f)

bentlerinde yazılı koşulları taşıyanlardan, stajyer olarak sürekli staj

yapmalarına engel işleri ve 5 inci maddede yazılı engelleri bulunmayanlar, staj

yapacakları yer barosuna bir dilekçe ile başvururlar."

21. Aynı Kanun'un 20. maddesi şöyledir;

"Baro yönetim kurulu, itiraz süresinin

bitmesinden itibaren bir ay içinde, 19 uncu maddede yazılı raporu da göz önünde

tutarak, adayın stajyer listesine yazılıp yazılmaması hakkında gerekçeli bir

karar verir. Karar ilgiliye tebliğ edilmekle beraber, bir örneği de incelenmek

üzere dosyası ile birlikte o yer Cumhuriyet Savcılığına verilir.

Bu karar aleyhine baro yönetim kurulu üyeleri

karar tarihinden, o yer Cumhuriyet savcısı kararın kendisine verildiği, ilgili

ise kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde

Türkiye Barolar Birliğine itiraz edebilirler.

Birinci fıkrada yazılı süre içinde bir karar

verilmemiş olması halinde talep reddedilmiş sayılır. Bu takdirde, bir aylık

sürenin bitiminden itibaren onbeş gün içinde aday Türkiye Barolar Birliğine

itiraz edebilir.

Türkiye Barolar Birliğinin itiraz üzerine

verdiği kararlar Adalet Bakanlığına ulaştığı tarihten itibaren iki ay içinde

Bakanlıkça karar verilmediği veya karar onaylandığı takdirde kesinleşir. Ancak

Adalet Bakanlığı uygun bulmadığı kararları bir daha görüşülmek üzere,

gösterdiği gerekçesiyle birlikte Türkiye Barolar Birliğine geri gönderir. Geri

gönderilen bu kararlar, Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca üçte iki

çoğunlukla aynen kabul edildiği takdirde onaylanmış, aksi halde onaylanmamış

sayılır; sonuç Türkiye Barolar Birliği tarafından Adalet Bakanlığına

bildirilir.

Adalet Bakanlığının yukarıdaki fıkra uyarınca

verdiği kararlara karşı, Türkiye arolar Birliği, aday ve ilgili baro; Adalet

Bakanlığının onaylamayıp geri göndermesi üzerine Türkiye Barolar Birliğinin

verdigi kararlara karşı ise, Adalet Bakanlığı, aday ve ilgili baro idari yargı

merciine başvurabilir."

22. 19/12/2001 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe

giren Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Staj Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 4.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" Avukatlık stajını yapmak isteyen aday,

Baroya dilekçe ile başvurur.

Dilekçeye aşağıdaki belgelerin asılları ile

onanmış ikişer örneğinin eklenmesi zorunludur.

...

g) Avukatlığı sürekli olarak gereği gibi

yapmaya engel vücut veya akılca malul olmadığına dair resmi bir hastanenin

uzman hekimliğince düzenlenmiş sağlık raporu.

...

Belgelerde eksikliği bulunan adayın başvurusu

eksik belgeler tamamlanıncaya kadar işleme konulmaz."

23.Aynı Yönetmeliğin 6. maddesi şöyledir:

"Bu Yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (g)

bendinde belirtilen rapora rağmen, Baro, stajyer adayının görevini sürekli

olarak gereği gibi yapmaya engel, vücutça ve akılca malullüğü bulunup

bulunmadığının tespiti amacıyla sağlık incelemesine başvurabilir. Sağlık

incelemesi resmi bir hastanenin sağlık kurulu tarafından yapılır."

24. Aynı Yönetmeliğin 32. maddesi şöyledir:

"Avukatlık stajı için Avukatlık Kanununun

ve Yönetmeliğin öngördüğü şart ve nitelikleri yitirenler, esasen bu şart ve niteliklere

sahip olmadıkları staja başladıktan sonra anlaşılanlar, staj listesinden

silinme isteminde bulunanlar, stajın kesintisiz yapılacağı kuralına uymayanlar,

meslek kurallarına ve Yönetmelik ile belirlenen esaslara yazılı uyarıya rağmen

uymamakta ısrar gösterenlerin adı, Baro Yönetim Kurulu kararı ile staj

listesinden silinir.

Baro Yönetim Kurulunun listeden silmeye dair

kararı ile stajyerin itirazı konusunda Avukatlık Kanununun 71 inci maddesindeki

usul uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 29/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu, rahatsızlığının

remisyon aşamasında olduğunu, remisyon

kavramının hiçbir hastalık bulgusunun tespit edilememesi anlamına geldiğini,

davanın açıldığı tarihten kesinleştiği tarihe kadar rahatsızlığı ile ilgili bir

araştırma yapılmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunun çelişkili olduğunu, davanın

makul sürede sonuçlandırılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş; 1.000.000 TL maddi, 300.000 TL manevi zararının

tazminine karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddialarının yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı ve davanın makul sürede sonuçlandırılmadığı

başlıkları altında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

a. Yargılamanın Sonucu

İtibarıyla Adil Olmadığına İlişkin İddia

28. Başvurucu, rahatsızlığının

remisyon aşamasında olduğunu, remisyon

kavramının hiçbir hastalık bulgusunun tespit edilememesi anlamına geldiğini,

davanın açıldığı tarihten kesinleştiği tarihe kadar rahatsızlığı ile ilgili bir

araştırma yapılmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunun çelişkili olduğunu, bu

nedenlerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Bakanlık, delilleri değerlendirme ve gösterilen delillerin

davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisinin esasen derece

mahkemelerinin yetkisinde olduğunu, Anayasa Mahkemesinin ise başvuruya konu

yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını değerlendirdiğini, somut

olayda başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

şikâyetinin bu hususlar gözönünde bulundurularak incelenmesi gerektiğini

belirtmiştir.

30. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı sunduğu cevap

dilekçesinde başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.

31. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

33. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu

şikâyeti niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir

hatası veya açık bir keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

34. Başvurucu psikotik

bozukluk rahatsızlığı nedeniyle TSK'dan malulen emekliye sevk

edilmiş; hukuk fakültesini bitirmesinden sonra avukatlık stajı yapmak için

Baroya başvurmuş, stajı devam ederken İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edilmiş,

anılan Kurum tarafından başvurucunun

remisyonda olsa dahi rahatsızlığının avukatlık mesleğini sürekli ve

gereği gibi yapamayacağı şeklinde rapor düzenlenmiş, bu rapor üzerine

başvurucunun adı staj listesinden silinmiş, silme işleminin kesinleşmesi

üzerine başvurucu bu işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.

35. İlk Derece Mahkemesi, İstanbul Adli Tıp Kurumunun

hazırladığı raporu esas delil olarak kabul ederek raporun tartışma ve sonuç

bölümünde başvurucunun avukatlık mesleğini sürekli ve gereği gibi yapamayacağının

açıkça belirtildiğini, avukatlık stajı için 1136 sayılı Kanun'nun ve

Yönetmelik'in öngördüğü şart ve niteliklere sahip olmadığının staja başladıktan

sonra anlaşıldığını, bu nedenle adının staj listesinden silinmesine ilişkin

işlemde hukuka aykırılık bulunmadığını karar altına almıştır.

36. Mahkemenin gerekçeleri ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde İstanbul Adli Tıp Kurumunun başvurucu hakkında düzenlediği rapor

dikkate alınarak başvurucunun adının staj listesinden silinmesine ilişkin

işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği, bu

kapsamda iddiaların özünün Derece Mahkemesi tarafından delillerin ve mevzuatın

değerlendirilmesiyle yorumlanmasında isabet olmadığına, esas itibarıyla

yargılamanın sonucunun hukuka aykırılık teşkil ettiğine ilişkin olduğu

görülmektedir.

37. Adil yargılanma hakkı bireylere dava sonucunda verilen

kararın değil yargılama sürecinin ve usulünün adil olup olmadığını denetletme

imkânı verir. Bu nedenle bireysel başvuruda adil yargılanmaya ilişkin şikâyetlerin

incelenebilmesi için başvurucunun yargılama sürecinde haklarına saygı

gösterilmediği, bu çerçevede yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller

ve görüşlerden bilgi sahibi olamadığı veya bunlara etkili bir şekilde itiraz

etme fırsatı bulamadığı, kendi delillerini ve iddialarını sunamadığı ya da

uyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının derece mahkemesi

tarafından dinlenmediği veya kararın gerekçesiz olduğu gibi mahkeme kararının

oluşumuna sebep olan unsurların değerlendirilmesinde eksiklik, ihmal ya da açık

keyfîliğe ilişkin bir bilgi ya da belge sunmuş olması gerekir (Nadi Karakoç, B. No: 2013/2767, 2/10/2013,

§ 22).

38. Başvurucu yargılama sürecinin hakkaniyete aykırı olduğuna

dair bir bilgi ya da belge sunmamış olup başvurucunun, Mahkemece delillerin

değerlendirilmesinin ve verilen kararın içeriğinin adil olmadığı şikâyetini

dile getirdiği anlaşılmaktadır.

39. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşıldığından başvurunun bu

kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

40. Başvurucu, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığı

gerekçesiyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.

41. Bakanlıkça Anayasa Mahkemesinin önceki kararına ve bu

kapsamda sunulan görüşe atfen başvurunun bu kısmı hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmınınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

43. Anayasa ve

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan

bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B.

No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18),

Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya

çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar,

esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde dikkate alınması gerektiği

açıktır (Güher Ergun ve diğerleri, B.

No: 2012/13, 2/7/2013,§§ 38, 39).

44. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gereken

kriterlerdir (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

45. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesine göre

medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara

bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu hukuku” alanına dâhil olan ancak

sonucu itibarıyla özel nitelikteki haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici

olan uyuşmazlıkları konu alan davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ile

Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması kapsamına girmektedir. Bu anlamda

belirtilen düzenlemelerde yer verilen güvenceler, başvurucunun haklarına zarar

verdiği iddia edilen idari bir kararın iptali talebiyle açılan davalara da

uygulanacaktır (Selahattin Akyıl,

B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).

46. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural olarak uyuşmazlığı

karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olmakla

birlikte başvuru konusu olayda, dari yargı yoluna başvurulmadan önce idari

usulun tüketilmesi gerektiği 1136 sayılı Kanun'un 20. maddesinde kural altına

alındığından makul süre değerlendirmesinin başlangıç tarihinin Baro staj

listesinden isim silmeye ilişkin ilk karara yapılan itiraz tarihinin kabul

edilmesi gerekir (Bu tarih tam olarak tespit olunamasa da staj listesinden isim

silmeye ilişkin kararın 11/11/2005 tarihli olması ve bu işleme yapılan itirazın

ise 10/12/2005 tarihinde karara bağlanması nedeniyle makul süre

değerlendirilmesinin başlangıç tarihinin Kasım-Aralık 2005 olarak kabul

edilmesi uygun olacaktır).

47. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Bu kapsamda somut yargılama

faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihi, başvurucunun karar düzeltme talebinin

reddedildiği 19/12/2013'tür.

48. Hukuk sistemimizde idari yargı alanında yer alan

uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama süresini aştığı

yönündeki tespitlere AİHM kararlarında yer verilmiş olup özellikle idari yargı

alanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz ve karar düzeltme

incelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal kararlarına temel

oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı makamları nezdindeki

yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce

bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından usul hükümleri

de dikkate alınarak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde

karar verilmiştir (Selahattin Akyıl, §§

54-60).

49. Başvuru konusu yargılama süreci değerlendirildiğinde Baro

staj listesinden ismin silinmesine ilişkin karara 2005 yılının Kasım/Aralık

ayında itiraz edildiği, isim silme işleminin kesinleşmesine ilişkin Yönetim

Kurulu kararına karşı İlk Derece Mahkemesinde 1/11/2007 tarihinde dava açıldığı

ve davanın karar düzeltme talebinin reddine ilişkin verilen karar tarihi olan

19/12/2013'te sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Yukarıda yer verilen tespitler

ışığında özellikle yargı sisteminin yapısından kaynaklanan iş yükü ve

organizasyon eksikliğinin somut başvuruya ilişkin yargılama süresinin uzaması

üzerinde baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa’nın 36.

maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince yargılama sistemi mahkemelerin

davaları makul bir süre içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere

adil yargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesini zorunlu

kıldığından hukuk sisteminde var olan yapısal ve organizasyona ilişkin

eksikliklerin yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilmemesine

mazeret olamaz.

50. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde başvurucunun

tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğunun tespit

edilmediği, başvuruya konu uyuşmazlığın avukatlık staj sisteminden silinme

işleminin iptaline yönelik olduğu ve işleme karşı itirazın ve sonrasından

açılan davanın esastan çözümünün sekiz yıl sürdüğü, 6/1/1982 tarihli ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda yer alan usul hükümlerine tabi bir

yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini

gerektirecek bir yön bulunmadığı ve sonuç olarak yargılamada makul olmayan bir

gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

51. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

53. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve1.000.000 TL maddi, 300.000 TL manevi zararının tazminine karar

verilmesi talebinde bulunmuştur.

54. Başvurucunun, yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması

nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin düzenlenen adil yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

55. Yargılamanın sekiz yıl sürmesi nedeniyle başvurucunun adil

yargılanma hakkının ihlal edildiği dikkate alındığında yalnızca ihlal

tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya takdiren

net 7.000 TL manevi tazminat ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi zarar tazmini

isteminin reddine karar verilmesi gerekir.

56. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal

ile talep edilen maddi tazminat arasında illiyet bağı bulunmadığından

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

57. Dosyadaki belgelerden tespit edilen ve 206,10 TL harçtan

oluşanyargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin

iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 7.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

29/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Bahadır

YALÇINÖZ

Başvurucu : Hasan AKTÜRK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3705, 29 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. 1. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin
  12. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  14. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Yıldırım
  16. Kömürcü
  17. Altan
  18. Akıncı
  19. Topal
  20. Yalçınöz
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3705
Tarih
29 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Onur Kaan Tahtalı Başvurusu (B. No: 2014/963)
  • Veysel Kaplan Başvurusu (B. No: 2014/2795)
  • Murat Türk Başvurusu (B. No: 2013/7082)
  • Yıldız Oto Ağca Başvurusu (B. No: 2014/1032)
  • Hasan Beliren Başvurusu (B. No: 2014/4253)
  • Egemen Aktaş Başvurusu (B. No: 2014/2404)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.