İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Tuncay Yazıcı Başvurusu (B. No: 2014/735)

1. Başvuru; yeterli savunma hakkı tanınmaması ve mahkûmiyet

Başvuru No2014/735Tarih9 Haziran 2016Okuma12 dk · 2.408 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Tuncay Yazıcı Başvurusu

Karar tarihi
9 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/735
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.408 kelime·12 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; yeterli savunma hakkı tanınmaması ve mahkûmiyet

kararının gerekçesinin tebliğ edilmemesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının,

tutukluluğun makul süreyi aşması ve tutukluluğa itiraz hakkının etkili olarak

kullanılamaması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/1/2014 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 15/4/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 9/2/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 15/2/2016 tarihli yazısında Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, hakkında yürütülen bir soruşturma kapsamında

22/11/2007 tarihinde gözaltına alınmış; Bakırköy 2. Sulh Ceza Mahkemesinin

26/11/2007 tarihli ve 2007/272 Sorgu sayılı kararı ile tutuklanmıştır.

8. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 23/5/20008 tarihli ve

E.2008/740 sayılı iddianamesi ile başvurucunun suç işlemek amacıyla örgüt kurma

ve yönetme, yağma, hırsızlık, ruhsatsız silah taşıma suçlarını işlediğinden

bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası

açılmıştır.

9. Dava, İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK mülga 250.

maddesi ile görevli) E.2008/176 sayılı dosyası üzerinden görülmüştür.

Başvurucunun tutukluluk hâli yargılama sürecinde devam etmiştir.

10. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/4/2013 tarihli ve

E.2008/176, K. 2013//77 sayılı kararı ile başvurucunun suç işlemek amacıyla

kurulan örgüte üye olma suçundan 1 yıl 15 gün hapis, (üç ayrı) yağma suçundan

toplam 30 yıl hapis, (iki ayrı) hırsızlık suçundan toplam 4 yıl 17 ay hapis,

ruhsatsız silah taşıma suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 375 TL adli para cezaları

ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Mahkeme, hüküm ile birlikte “sanıkların … almış oldukları hapis cezalarının cins

ve miktarları, her bir sanığın verilen ceza miktarına göre kaçma ihtimalinin

kuvvetle muhtemel olması ve atılı suçların bir kısmının 5271 sayılı CMK’nın 100 vd. maddelerinde gösterilen katalog suçlardan

olması ve tutuklu kaldıkları sürelere göre” başvurucunun

tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

11. Anılan karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir. Karar

duruşmasında başvurucunun yanı sıra müdafii de hazır

bulunmuştur.

12. Başvuru formu ve eklerinde, hüküm ile birlikte verilen

tutukluluğun devamı kararına karşı itiraz yoluna gidildiğine dair bilgi ve/veya

belge sunulmamıştır.

13. Başvurucu, hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü temyiz

etmiştir. Başvurucu müdafii, temyiz dilekçesini

8/4/2013 tarihinde Mahkemeye sunmuş olup dilekçede gerekçeli kararın tebliği

yönünde bir talepte bulunulmamıştır. Başvurucu da 8/4/2013 tarihinde hükmen

tutuklu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla temyiz dilekçesini Mahkemeye

göndermiştir. Başvurucu tarafından sunulan temyiz dilekçesinde de gerekçeli kararın

tebliği talebi bulunmamaktadır.

14. UYAP üzerinden yapılan incelemede, gerekçeli kararın

27/5/2013 tarihinde UYAP ortamında Mahkemece onaylandığı ve başvurucunun müdafiine 27/6/2013 tarihinde tebliğ edildiği

anlaşılmıştır.

15. Başvurucu, Mahkemeye sunduğu 14/5/2013 tarihli dilekçesiyle

gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesini talep etmiştir. Mahkeme 28/2/2014

tarihli yazıyla gerekçeli kararı başvurucuya tebliğ edilmek üzere başvurucunun

tutulu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna göndermiştir.

16. Başvurucu 14/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16/7/2014 tarihli ve

E.2014/1468, K.2014/15462 sayılı ilamı ile başvurucu hakkında bir kısım suçtan

verilen mahkûmiyet hükümlerinin “denetime

olanak sağlanması açısından ve infazda duraksamaya neden olmayacak biçimde

sanıkların her bir yakınana karşı eylemleri nedeniyle, ayrı ve bağımsız biçimde

değerlendirme yapılarak uygulama maddelerinin ayrı ayrı gösterilip hüküm

kurulması gerekirken,yazılı biçimde topluca uygulama

yapılması” gerekçesiyle, diğer bir kısım suçlardan verilen

mahkûmiyet hükümlerinin ise “… tekerrür

hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle, bir üst paragrafta belirtilen ve

dosya kapsamının büyük çoğunluğunu oluşturan suçların esası hakkında inceleme

yapılması gerekmekte olup, dosyanın bir bütün halinde değerlendirilebilmesi

için, anılan suçlarında bozulması zorunluluğu” gerekçesiyle

bozulmasına karar verilmiştir.

18. 21/2/2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile CMK

mülga 250. maddesi ile görevlendirilen ağır ceza mahkemelerinin kaldırılması

üzerine dosya, Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.

19. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi, E.2014/360 sayılı dosya

üzerinden yapılan yargılamayı başvurucu yönünden tutuklu olarak devam ettirmiştir.

Mahkeme, 28/5/2015 tarihli ve E.2014/360, K.2015/214 sayılı kararı ile

başvurucunun “suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma” suçundan 1 yıl 15

gün hapis, “(üç ayrı) yağma” suçundan toplam 30 yıl hapis, “hırsızlık” suçundan

2 yıl6 ay hapis, “ruhsatsız silah taşıma” suçundan 1 yıl 8 ay hapis ve 375 TL

adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme hüküm ile

birlikte “sanıkların aldıkları ceza miktarı,

tutuklu kaldıkları süre … verilen ceza miktarına göre kaçma ihtimalinin

kuvvetle muhtemel olması, adli kontrol tedbirlerinin yeterli güvence teşkil

etmeyeceği” gerekçesiyle başvurucunun tutukluluğunun devamına karar

vermiştir.

20. Dava, inceleme tarihi itibarıyla temyiz aşamasındadır.

B. İlgili Hukuk

21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Tutuklama kararı” kenar başlıklı 101.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Soruşturma evresinde şüphelinin

tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi

tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının

istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.

Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz

kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97 md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki

bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.

Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği

yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

22. 5271 sayılı Kanun'un “Şüpheli

veya sanığın salıverilme istemleri” kenar başlıklı 104. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her

aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir.”

IV.İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 9/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, yargılama sürecinde kendisine yeterli savunma

hakkı tanınmadığını, İlk Derece Mahkemesince verilen 2/4/2013 tarihli

mahkûmiyet kararının gerekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini, tutukluluğun

devamına dair kararların somut delillere dayalı gerekçelerden yoksun olduğunu

ve tutukluluğun makul süreyi aştığını, tutukluluğa yönelik itirazlarının

sonucunun ve tutukluluğun devamına dair kararlara ilişkin duruşma

tutanaklarının kendisine tebliğ edilmediğini belirterek adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tahliyesine karar verilmesi talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucunun, yargılama

sürecinde kendisine yeterli savunma hakkı tanınmadığı ve İlk Derece

Mahkemesince verilen 2/4/2013 tarihli mahkûmiyet kararının gerekçesinin

kendisine tebliğ edilmediğine ilişkin şikâyetinin Anayasa’nın 36. maddesi ile

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı; tutukluluğun devamına dair

kararların somut delillere dayalı gerekçelerden yoksun olduğu, tutukluluğun

makul süreyi aştığı, tutukluluğa yönelik itirazlarının sonucunun ve

tutukluluğun devamına dair kararlara ilişkin duruşma tutanaklarının kendisine

tebliğ edilmediğine ilişkin şikâyetlerinin ise Anayasa’nın 19. maddesi ile

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

uygun görülmüştür.

1. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

“Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

27. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı 45. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”

28. Anılan Anayasa ve Kanun hükümlerine göre bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm

organlarının anayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya

çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu

nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece

mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi ve

bir çözüme kavuşturulması esastır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi

hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru

yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet

Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

29. Somut olayda İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/4/2013

tarihli kararı ile başvurucunun ve müdafiinin hazır

olduğu duruşmada başvurucunun mahkûmiyetine karar verilmiş olup hüküm

başvurucuya ve müdafiine duruşmada tefhim edilmiştir.

Mahkeme gerekçeli kararını UYAP ortamında 27/5/2013 tarihinde onaylamış ve

karar başvurucunun müdafiine 27/6/2013 tarihinde

tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Mahkemeye sunduğu 14/5/2013 tarihli dilekçesiyle

gerekçeli kararın kendisine tebliğ edilmesini talep etmiş, Mahkeme 28/2/2014

tarihli yazıyla gerekçeli kararı başvurucuya tebliğ edilmek üzere başvurucunun

tutulu bulunduğu Ceza İnfaz Kurumuna göndermiştir. Anılan mahkûmiyet kararı,

Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 16/7/2014 tarihli ilamı ile bozulmuştur. Kanun

değişikliği gereği dosyanın devredildiği Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesi

28/5/2015 tarihinde başvurucunun toplam 34 yıl 14 ay 15 gün hapis ve 375 TL

adli para cezaları ile cezalandırılmasına karar vermiştir.

30. Dava, bireysel başvuru tarihi itibarıyla İstanbul 12. Ağır

Ceza Mahkemesinin 2/4/2013 tarihli mahkûmiyet kararı yönünden, Anayasa

Mahkemesince inceleme yapıldığı tarih itibarıyla da Bakırköy 9. Ağır Ceza

Mahkemesinin 28/5/2015 tarihli mahkûmiyet kararı yönünden temyiz aşamasındadır.

Başvurucu 2/4/2013 tarihli mahkûmiyet kararının gerekçesinin tebliğ edilmediğinden

ve yargılama sürecinde yeterli savunma hakkı tanınmadığından bahisle hakkında

İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün temyiz incelemesi devam ederken Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurucunun, anılan şikâyetlerini

temyiz aşamasında ileri sürebilme ve ileri sürülmüş ise söz konusu şikâyetlerin

bu aşamada incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede başvurucu tarafından

hakkındaki yargılama ve temyiz süreçlerinin sonuçlanması beklenmeden adil

yargılanma hakkı ihlali şikâyetlerinin bireysel başvuruya konu edildiği

görülmüştür.

31. Açıklanan nedenlerle temyiz mercileri önünde usulüne uygun

olarak devam eden başvuru yolları tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal

edildiği iddiasının bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

32. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasının

birinci cümlesi şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

33. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) “Başvuru süresi ve mazeret”

başlıklı 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”

34. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler ya da yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir.

35. Bireysel başvurunun, başvuru yolu öngörülmüş olması hâlinde

bu yolun tüketildiği ve buna ilişkin kararın kesinleştiği tarihten itibaren

otuz gün içinde yapılması gerektiği belirtilmekle beraber başvuru süresinin

başlangıç tarihinin belirlenmesi hususunda başvurucunun nihai karardan

yeterince bilgi sahibi olması şartı aranacaktır. Bu noktada nihai kararın

tebliğinin öngörüldüğü hâllerde tebliğ tarihinin, tebliğ şartı öngörülmeyen

hâllerde ise başvurucunun kararın içeriğini kesin olarak öğrenebildiği tarihin

esas alınması gerekir (Taner Kurban, B.

No: 2013/1582, 7/11/2013, § 21).

36. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de başvuru

süresidir. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Yasin Yaman, B. No:

2012/1075, 12/2/2013, § 18).

37. Kişi serbest bırakılmadan yargılanmakta olduğu davada ilk

derece mahkemesi kararıyla mahkûm olmuşsa mahkûmiyet tarihi itibarıyla

tutukluluk hâli sona erer. Çünkü bu durumda kişinin hukuki durumu “bir suç

isnadına bağlı olarak tutuklu” olma kapsamından çıkmaktadır. Bireysel başvuru

incelemesi açısından tutuklamanın şartları ile mahkûmiyete hükmedilmesi

arasındaki esaslı fark bunu gerektirir. Zira mahkûmiyete karar verilmiş olmakla

isnat olunan suçun işlendiği, bundan failin sorumlu olduğunun sübuta erdiği

kabul edilmekte ve bu nedenle sanık hakkında hürriyeti bağlayıcı cezaya

hükmedilmektedir. Mahkûmiyetle birlikte kişinin kuvvetli suç şüphesi ve bir

tutuklama nedenine bağlı olarak tutukluluk hâli sona ermektedir. Bu açıdan

mahkûmiyet kararının kesinleşmiş olması ayrıca gerekmez. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesi (AİHM) ve Yargıtay, mahkûmiyet kararı sonrası tutulma hâlini

tutukluluk olarak nitelendirmemektedir (Korcan Pulatsü, B. No: 2012/726,

2/7/2013, § 33). Bu bakımdan temyiz aşamasında geçen süreler tutukluluk

süresinin değerlendirmesinde dikkate alınmaz. Ancak bozma kararı sonrasında bireyin

durumu tekrar suç isnadına bağlı tutmaya dönüşeceğinden ilk derece mahkemesi

önünde geçen süre değerlendirmede dikkate alınacaktır (Savaş Çetinkaya, B. No: 2012/1303,

21/11/2013, § 42).

38. “Bir suç isnadına bağlı olarak” tutuklulukta geçen sürenin başlangıcı,

başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu tarih, doğrudan

tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu ise kural olarak

kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince hüküm verildiği

tarihtir (Murat Narman, B. No:

2012/1137, 2/7/2013, § 66). Bu kapsamda “bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu

olma” durumunda, tutukluluk süresinin kanuni süreyi veya makul süreyi aştığı

iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun ilk derece yargılaması devam ederken

tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten

sonra veya serbest bırakılmadan itibaren başvuru süresi içinde yapılması

gerekir (Mehmet Emin Kılıç, B.

No: 2013/5267, 7/3/2014, § 28).

39. Somut olayda başvurucu 22/11/2007 tarihinde gözaltına

alınmış ve 26/11/2007 tarihinde tutuklanmıştır. Yapılan yargılama sonucunda

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/4/2013 tarihli kararı ile başvurucunun

“suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma, yağma, hırsızlık ve ruhsatsız

silah taşıma” suçlarından toplam 36 yıl 25 ay 15 gün hapis cezası ile

cezalandırılmasına ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar verilmiş;

anılan mahkûmiyet hükmü, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Ceza

Dairesinin 16/7/2014 tarihli ilâmı ile bozulmuştur.

40. Dolayısıyla başvurucunun “bir suç isnadına bağlı olarak”

özgürlüğünden yoksun bırakılması, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını

verdiği 2/4/2013 tarihinde sona ermiştir. Bu karar, duruşmada başvuruya tefhim

edilmiştir. Anılan mahkûmiyet hükmü,temyiz

incelemesi sonucunda bozulmuş ve başvurucunun tutulmasının niteliği tekrar “bir

suç isnadına bağlı tutmaya” dönüşmüş olsa da bu durumun, bireysel başvurunun

süresinde yapılması gerektiği yönündeki kural üzerinde bir etkisi

bulunmamaktadır.

41. Bu belirlemeler karşısında “bir suç isnadına bağlı olarak”

tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun, ilk derece

mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edilmemiş ise kararın verildiği tarihten itibaren, itiraz edilmiş ise itiraz

merciince verilen kararın öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

yapılması gerekmektedir. Somut olayda başvurucu tarafından İlk Derece

Mahkemesince hüküm ile birlikte verilen tutukluluğun devamı kararına itiraz

edildiğine yönelik bir bilgi ve/veya belge bulunmamaktadır (bkz. § 12). Bu

nedenle başvurunun İlk Derece Mahkemesinin nihai kararını verdiği 2/4/2013

tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması gerekirken 14/1/2014 tarihinde

yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu sonucuna varılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvuru yollarının tüketildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle:

A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

9/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Tuncay

YAZICI

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/735, 9 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. Iv.inceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  12. Necipoğlu
  13. Yazıcı
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/735
Tarih
9 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Cevat Günbeği Başvurusu (B. No: 2014/6387)
  • Yılmaz Benek Başvurusu (B. No: 2014/2087)
  • Rıdvan Çelik Başvurusu (B. No: 2014/12574)
  • Mehmet Deniz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1481)
  • Sevim Metin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/84)
  • Sönmez Kaşıkçı Başvurusu (B. No: 2014/466)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.