İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Yılmaz Benek Başvurusu (B. No: 2014/2087)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve yargılamanın

Başvuru No2014/2087Tarih8 Haziran 2016Okuma16 dk · 3.100 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Yılmaz Benek Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/2087
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.100 kelime·16 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması ve yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı

ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 12/2/2014 tarihinde İstanbul 12. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil

edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 14/10/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 6/5/2016 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık herhangi bir görüş beyan etmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlileri tarafından

uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 14/1/2010 tarihinde yakalanmış ve

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında İstanbul

10. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/1/2010 tarihli ve 2010/17 Sorgu sayılı kararıyla

suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan

tutuklanmıştır.

8.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen iddianameyle

örgüt kurmak veya üye olmak, örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti

yapmak suçunu işledikleri iddiasıyla başvurucu ve diğer altı şüpheli hakkında

kamu davası açılmıştır.

9.Söz konusu iddianamede yer alan ifadeler şöyledir:

"... şüpheli

Yılmaz'ın liderliğinde İstanbul genelinde uyuşturucu esrar ticaretiyapıldığının,

şüphelilerin esrar ticaretinikolayca

gerçekleştirebilmek için örgüt teşkil ettiklerinin, esrarın Van ilinden

teminini şüpheli H.'nin sağladığının, İstanbul'a

getirilen esrarın şüpheli K.C'nin işyerinde zulalanıp

saklandığının, bu uyuşturucunun M.C. isimli baba-oğul şüpheliler ve E.K.

tarafından satılarak piyasaya sürüldüğünün, şüpheli Y.'nin

tüm bu süreci organize ettiğinin,örgüt mensuplarının

daha önce de benzer şekilde esrar ticareti yaptıklarının, şüphelilerin

uyuşturucu suçundan sabıkalı geçmişleri veiletişim

tespit tutanaklarına konukendi aralarında yaptıkları

görüşmelerden anlaşıldığı(...)

Yapılan fiziki takip sonrasında 5 adet üzeri

sarı renkli koli bantlarıyla sarılmış paketler halinde daralı

ağırlığı 10.280 gr.gelen toz halde uyuşturucu maddesiele geçirilmiş,(...) akabinde Yılmaz Benek'in M.C'ye teslim ettiği

uyuşturucu maddesini aldığı, ... Gıda Pazarına gidilerek burada yapılan

aramada, gıda pazarının içerisinde sürmeli bir kapıyla bölünmüş bölümde beyaz

renkli naylon çuvallar ve sarı renkli karton koliler içerisinde 149 adet üzeri

sarı renkli koli bantlarıyla sarılmış paketler halinde 267.147 gr. uyuşturucu

maddesi toplu halde, 7 adet 44,7 gr.ağırlığında

şeffaf naylon bant ve gazete kağıtlarına sarılmış paketçikler içerisinde

uyuşturucu maddesi satışa hazır vaziyette; ele geçirildiği, (...) [anlaşılmıştır.]

[belirtilen nedenlerle] şüpheli

Yılmaz'ınörgüt kurma veyönetme,

şüpheliler H., M. C. (baba ve oğul), K. ve E.'nin

örgüt üyesi olma, tüm bu şüphelilerin esrar ticaretiyapma,

şüpheli M.'nin uyuşturucunakline

yardımcı olmak suretiyle uyuşturucu ticareti suçuna iştirak etmeksuçundan

cezalandırılmalarına..."

10. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşma 15/7/2010

tarihinde yapılmış, bu celsedetutuklu olandört sanığın savunmaları alınmış, Cumhuriyet

savcısından dosyanın esası hakkında mütalaa istenmiş, başvurucu ile birlikte

yargılanan iki sanık hakkında çıkarılan yakalama müzekkerelerinin beklenmesine

karar verilmiştir.

11. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ilk davada toplam

on iki duruşma yapılmış, 3. duruşmada başvurucu ve diğer sanıklara Cumhuriyet

savcısının mütalaasına karşı beyanda bulunmak için talepleri üzerine süre

verilmiştir. Başvurucu 4. duruşmada savunmasını yapmış ancak iki sanık hakkında

çıkarılan yakalama müzekkeresine cevap verilmediği için duruşma ertelenmiştir.

12. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 7/12/2011 tarihli 7.

duruşmasında hakkında yakalama kararı verilen sanıklardan birinin savunması

alınmış, Cumhuriyet savcısından dosyanın esası hakkında yeniden mütalaa

istenmiş ve bir sanık hakkında çıkarılan yakalama müzekkeresinin dönüşünün

beklenmesine karar verilmiştir.

13. Mahkemece7. duruşmadan hüküm tarihi olan 12. duruşmaya kadar

bir sanık hakkında çıkarılan yakalama müzekkeresinin dönüşünün beklenmesine

karar verilmiş, son duruşmada ise bu sanık hakkındaki

davanın tefrikine ve başka bir esasa kaydedilmesine karar verilmiştir.

14. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi, yargılama sonucunda

14/3/2013 tarihli ve E.2010/36, K.2013/51 sayılı kararıyla başvurucunun suç

işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek suçundan 1 yıl 8 ay hapis, örgüt

faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 15 yıl hapis

ve 15.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk hâlinin

devamına hükmetmiştir.

15. Bu karar, başvurucuya duruşmada tefhim edilmiştir.

16. Başvurucu 12/2/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

17. Başvurucunun temyizi üzerine İlk Derece Mahkemesi kararı,

Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 13/2/2014 tarihli kararıyla bozulmuştur. Bozma

kararının gerekçesinin ilgili bölümleri şöyledir:

"...suç işlemek amacıyla

örgüt kurma suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün incelenmesinde: ...somut

olayda örgüt oluşturmak için sanık sayısı yeterli ise de, sanıkların suç işleme

iradelerinde devamlılık ve aralarında hiyerarşik ilişki saptanamamasınedeniyle

5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinde düzenlenen "suç işlemek amacıyla örgüt

kurma" ve "suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma"

suçlarının unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanıklar hakkında bu suçlardan

beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulması,

(...) suç işlemek amacıyla teşkil edilmiş bir

örgütün faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapma" suçundan

kurulan mahkûmiyet hükümlerinin incelenmesinde: Yargılama sürecindeki işlemlerin

kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların

toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı,

vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere

dayandırıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin

saptandığı, eylemlere uyan suç tipi ile aşağıda belirtilen dışında

yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından; yerinde görülmeyen

diğer itirazların reddine, ancak; “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma” ve “suç

işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olma” suçlarıylailgili

(C) bölümündeki bozma nedenine göre, koşulları bulunmadığı halde sanıkların

cezalarının TCK‘nın 188. maddesinin 5. fıkrası uyarınca artırılması, nedeniyle

hükümlerin bozulmasına[karar verilmiştir.]"

18. Bozma sonrası davanın İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin

2014/245 sırasına kaydı yapılmış ve 4/4/2014 tarihli tensip tutanağı ile"suçun niteliği, mevcut delil durumu, sanıkların tutukta

geçirdikleri süre, Yargıtay 10. Ceza Dairesinin Bozma kararı dikkate

alındığında tutukluluk halinin ölçülü olmayacağı anlaşıldığından"

başvurucunun tahliyesine karar verilmiştir.

19. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/6/2014 tarihli 1.

duruşmasında suç yerinin Bakırköy yargı sınırları içinde olduğu gerekçesiyle

dava dosyasının Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar

verilmiştir.

20. Bakırköy 6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2014/243 sırasına

kaydedilen davanın 25/11/2014 tarihli 2. duruşmasında Mahkeme, başvurucunun suç

işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek suçundan beraatine;

uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 9 yıl 2 ay hapis ve 7.500 TL adli para

cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

21. Söz konusu karar, başvurucu tarafından temyiz edilmiş olup

dava temyiz aşamasında derdesttir.

B. İlgili Hukuk

22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 220.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1)

Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuranlar veya yönetenler,

örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç ve gereç bakımından amaç

suçları işlemeye elverişli olması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır. Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç

kişi olması gerekir.

(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte

üye olanlar, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

23. 5237 sayılı Kanun'un 188. maddesinin (3) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri

ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden,

başkalarına veren, sevk eden, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden,

bulunduran kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin

güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.(1)(2)

(Ek cümle: 18/6/2014 – 6545/66 md.) Ancak, uyuşturucu

veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren

veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz."

24. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun

100. maddesi şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya

sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen

ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı

verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

1. Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarındakuvvetli şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli

şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;

…

2. Kasten öldürme (madde 81, 82, 83)

…

(4) Sadece adlî para cezasını gerektiren veya

hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı

verilemez.”

25.5271 sayılı Kanun’un 104. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

"(1) Soruşturma ve

kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini

isteyebilir.

(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin

devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına

itiraz edilebilir.

(3) Dosya bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar,

bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel

Kurulunca dosya üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

26. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

27. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 7/1/2010

tarihinden itibaren tutuklu bulunduğunu, tutukluluğun devamına dair kararların

kanuna aykırı olduğunu,tutukluluğun

ve yargılamanın makul süreyi aştığını belirterek Anayasa'nın 19. ve 36.

maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüş; tazminat ve tahliye talebinde

bulunmuştur.

B. Değerlendirme

28. Başvurucunun şikâyetinin özü, tutukluluğun makul süreyi

aşması nedeniyle kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali ile makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkindir. Bu nedenle başvurucunun

şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası ve 36. maddesinin

birinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.

1- Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Kişi Özgürlüğü ve

Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

29. Başvurucu, tutukluluğun devamına dair kararların kanuna

aykırı olduğunu, 4 yıl 1 aylık tutukluluk süresinin makul olmadığını ileri sürmüştür.

30.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvurunun,

başvuru yollarının tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. …”.

31. Bireysel başvurunun kabul edilebilirlik koşullarından olan

başvuru süresine riayet edilmesi şartı, bireysel başvuru incelemesinin her

aşamasında resen dikkate alınması gereken bir başvuru koşuludur. Bireysel

başvurunun başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin

öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir (Taner Kurban, B. No: 2013/1582, 7/11/2013,

§§ 19, 20).

32. Devam eden tutukluluğun hukuka aykırı olduğu iddiasıyla

yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerin temel amacı, tutukluluğun hukuka

aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılan sebep veya sebeplerin

bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirde buna bağlı olarak

ilgilinin tutukluluk hâlinin devamına gerekçe olarak gösterilen hukuki

sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasının yolu

açılabilecektir. Dolayısıyla belirtilen nedenlerle ve serbest bırakılmayı temin

edebilecek bir karar alma amacıyla yapılacak bireysel başvuruların -olağan

kanun yolları tüketilmek şartıyla- kişinin tutukluluk hâli devam ettiği sürece

yapılabilmesi mümkündür (Korcan Pulatsü, B. No:

2012/726, 2/7/2013, § 30).

33. Ancak başvuran hakkında ilk derece mahkemesinde mahkûmiyet

kararı verilmiş ise bireysel başvuru açısından talep, hukuka aykırılığın

tespiti ve tazminatla sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla bu tür ihlal iddiaları

bakımından varsa başvuru yolları denendikten sonra bireysel başvuru

yapılmalıdır (Korcan Pulatsü, § 31).

34. Bir suç isnadına bağlı olarak tutuklulukta geçen sürenin

başlangıcı, başvurucunun ilk kez yakalanıp gözaltına alındığı durumlarda bu

tarih; doğrudan tutuklandığı durumlarda ise tutuklama tarihidir. Sürenin sonu

ise kural olarak kişinin serbest bırakıldığı ya da ilk derece mahkemesince

hüküm verildiği tarihtir (Murat Narman,

B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 66).

35. Bu kapsamda bir suç isnadına bağlı olarak tutuklu olma

durumunda, tutukluluk süresinin kanuni süreyi veya makul süreyi aştığı

iddiasıyla yapılacak bireysel başvurunun, ilk derece yargılaması devam ederken

tutukluluğun devamına karar verilen her aşamada başvuru yolları tüketildikten

sonra veya serbest bırakılmadan itibaren başvuru süresi içinde yapılması gerekir

(Mehmet Emin Kılıç, B. No:

2013/5267, 7/3/2014, § 28).

36. Somut olayda başvurucu isnat edilen suçlar nedeniyle

17/1/2010 tarihinde tutuklanmıştır. Başvurucu hakkında yürütülen ilk derece

yargılaması, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesince 14/3/2013 tarihinde verilen

mahkûmiyet kararıyla sonuçlanmıştır. Başvurucunun hakkında verilen hükümle

birlikte tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz edip etmediği dosya

kapsamından anlaşılamamaktadır.

37. Başvurucunun, isnat edilen suçlarla ilgili yargılama kapsamında

mahkûmiyet kararının verildiği tarihe kadar geçen sürede bir suç isnadına bağlı

olarak özgürlüğünden yoksun bırakıldığı, mahkûmiyet kararından sonra geçen

sürenin mahkûmiyet sonrası tutma kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.

38. Bu belirlemeler karşısında bir suç isnadına bağlı olarak

tutuklulukla ilgili şikâyetleri içeren bireysel başvurunun -İlk Derece

Mahkemesinin nihai kararına yönelik bir itiraz başvurusundabulunulmadığından-

kararın tebliğ edildiği 14/3/2013 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekirken 12/2/2014 tarihinde yapılan bireysel başvuruda süre aşımı olduğu

sonucuna varılmıştır.

39. Açıklanan nedenlerle başvuru yollarının tüketildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılmayan bireysel başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede

Sonuçlandırılmadığına İlişkin İddia

40. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

41. Başvurucu; dört yılı aşkın bir süreden beri tutuklu olarak

yargılanmakta olduğunu, Mahkemenin 14/3/2013 tarihinde kararını verdiğini ve bu

kararı temyiz ettiğini, hakkındaki yargılamanın devam ettiğini ve bu nedenle

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

42. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)

ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni

ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil

yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen

Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da

unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme

yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup ayrıca davaların en az giderle ve

mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulması gerektiği açıktır (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38, 39).

43. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde gözönünde

bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher

Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

44. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca

kişilere, medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanısıra cezai alanda yöneltilen suç isnatlarının makul

sürede karara bağlanmasını talep hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç

işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesi olup kişiye cezai

alanda yöneltilen iddianın suç isnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde

iddia olunan suçun pozitif düzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek

niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ile ağırlığının

değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç

olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları

uygulanmış ise ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın fiilin adil

yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B. E., B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).

45. Başvuru konusu olayda, başvurucu 14/1/2010 tarihinde

uyuşturucu madde ticareti yapma suçuna katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınmış

ve 17/1/2010 tarihinde tutuklanmış, 4/4/2014 tarihinde ise tahliye edilmiştir.

Hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, örgüt faaliyeti

çerçevesinde uyuşturucu madde ticareti yapmak suçlarından adli soruşturma

başlatılmıştır. Başvurucu hakkında isnat olunan bu suçlar 5237 sayılı Kanun’da

hapis cezasını gerektirir şekildetanımlanmıştır. Bu

çerçevede başvurucu hakkındaki suç isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36.

maddesinin güvence kapsamına girdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B..E,§ 32).

46. Cezai alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgili

uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde sürenin başlangıcı kural

olarak kişiye bir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından

bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı gibi

tedbirlerin uygulandığı an olup somut başvuru açısından bu tarih, başvurucunun

bahse konu suçlar kapsamında göz altına alındığı ve böylece isnattan haberdar

olduğu anlaşılan 14/1/2010'dur. Sürenin bitiş tarihi ise suç isnadına ilişkin

nihai kararın verildiği tarihtir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların

yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan

değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara

bağlandığı tarihtir (Güher Ergun ve

diğerleri, § 52; B.E,

§ 34). Bu kapsamda somut yargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihi,

yargılama devam ettiğinden inceleme/yazım tarihi olan 9/5/2016'dır.

47. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde başvurucunun gözaltına alınmaya başladığı

14/1/2010 tarihi ile İstanbul9. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/3/2013 tarihli kararı

arasında geçen süre 3 yıl 2 aydır. Başvurucunun yargılandığı davada, ilk

savunma Mahkemece 15/7/2010 tarihli celsede alınmıştır. Yargılama İlk Derece

Mahkemesince bozulmadan önce toplam olarak on iki celsede tamamlanmıştır.

Davanın kanun yolu (temyiz) aşaması ise 10 ay 29 gün sürmüştür. Bozma sonrası

yargılama süresi ise karar tarihi 8/6/2016 dikkate alındığında yaklaşık 6 yıl 5

aydır. Yargılama hâlihazırda ilk derece mahkemesi aşamasında devam etmektedir.

48. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabi

mahkemelerdeki yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar

verilmiştir (B.E., §§ 23-44).

49. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın

mahiyeti nedeniyle icrası, gereken usul işlemlerinin niteliği, başvuruya konu

yargılamanın karmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte davaya bütün olarak

bakıldığında somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek

bir yön bulunmadığı, ayrıca başvurunun söz konusu davada 3 yıl 3 ay 21 gün süre

ile tutuklu yargılandığı ve yaklaşık 6 yıl 5 aydır devam eden yargılama süresinde

makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucu 40.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

53. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

54. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında yargılama

süresi dikkate alınarak başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ödenmesine

karar verilmesi gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Tutukluluk süresinin makul olmadığına ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 5.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Hüseyin

TURAN

Başvurucu

:

Yılmaz BENEK

Vekili

:

Av. Suat

EREN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/2087, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Kömürcü
  15. Altan
  16. Topal
  17. Turan
  18. Eren
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/2087
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Rıdvan Çelik Başvurusu (B. No: 2014/12574)
  • Mehmet Deniz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1481)
  • Sevim Metin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/84)
  • Sönmez Kaşıkçı Başvurusu (B. No: 2014/466)
  • Hasan Aktürk Başvurusu (B. No: 2014/3705)
  • Onur Kaan Tahtalı Başvurusu (B. No: 2014/963)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.