İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Cevat Günbeği Başvurusu (B. No: 2014/6387)

1. Başvuru; ilk derece mahkemesi kararının tebliğ edilmemesi

Başvuru No2014/6387Tarih9 Haziran 2016Okuma15 dk · 3.033 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Cevat Günbeği Başvurusu

Karar tarihi
9 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/6387
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.033 kelime·15 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ilk derece mahkemesi kararının tebliğ edilmemesi

nedeniyle temyiz yönünden iddia ve itirazların ileri sürülememesi, yargılamanın

özel yetkili mahkemelerce yürütülmesi ve yargılamanın makul sürede

sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 7/5/2014 tarihinde tarihinde

Anayasa Mahkemesine Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 22/4/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 7/10/2015 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 28/9/2015 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

6/10/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne

karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu hakkında ticaret maksadıyla uyuşturucu madde

bulundurma, satma, nakletme, satılmasına aracılık etme ve devretme suçlarından

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/2/2005 tarihli ve E.2005/30 sayılı

iddianame ile açılan dava, Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/6/2005

tarihli ve E.2005/28, K.2005/50 sayılı görevsizlik kararıyla Şanlıurfa Ağır

Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

9. Yapılan yargılama sonunda Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi

7/3/2006 tarihli ve E.2005/269, K.2006/76 sayılı kararıyla başvurucunun

mahkûmiyetine karar vermiştir. Kararı temyizen

inceleyen Yargıtay 10. Ceza Dairesi, görevsizlik kararı verilmesi yerine

yargılamaya devam edilerek hüküm kurulduğu gerekçesi ile 3/7/2007 tarihli

ilamıyla anılan kararı bozmuştur.

10. Bozma sonrasında yapılan yargılamada Şanlıurfa 1. Ağır Ceza

Mahkemesi 15/11/2007 tarihli kararıyla dosyayı, Diyarbakır 5. Ağır Ceza

Mahkemesine göndermiştir. Yargılamayı yürüten Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi

(CMK 250. maddesi ile görevli), 29/12/2011 tarihli ve E.2007/579, K.2011/579

sayılı kararıyla başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı vermiştir.

11. Anılan kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesince bozulması üzerine

yargılamayaDiyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesinde devam

edilmiştir.

12. Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, yürüttüğü yargılama

sonunda 12/9/2013 tarihinde, başvurucunun uyuşturucu madde ticareti yapma

suçundan hapis ve adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.

Gerekçeli kararın ilgili kısmı şöyledir:

"Sanık savunması, üst arama tutanağı, yer

gösterme tutanağı, tanık anlatımları,yakalama

tutanağı, görevsizlik kararı iletüm dosya kapsamı ile

birlikte değerlendirildiğinde; suç tarihi olan 10/02/2005 tarihinde emniyet

güçleri tarafından A. E. isimli şahsın kullandığı 06 BR ... plakalı aracın

aranması neticesi aracın arka koltuğunun oturma kısmının alt tarfına gizlenmiş vaziyette 25 ayrı şeffaf naylon torba

içinde toplam 37500 adet uyuşturucu nitelikte pembe renkte captagon

marka hapların ele geçirildiği ve A. E.nin yapılan

üst aramasında aynı nitelikteki haplardan üç adedinin cebinde peçeteye sarılmış

vaziyette yakalandığı, A A. E.nin

ilk yakalandığında söz konusu hapları M. E.den

aldığını beyan ettiği, M. E.nin Urfa İli Şairnabi Mah. ... Sok. ... sayılı ikametinde yapılan

araştırmada suça konu herhangi bir unsura rastlanmadığı, bilahare A. E.nin söz konusu hapları M. E.den

almadığını, kendisinde yakalanan hapları Şanlıurfa merkez organize sanayi

bölgesinde oturan ve ikametgahını gösterebileceği Ecevit lakaplı kişiden

aldığını beyan etmesi üzerine A. E.nin bildirdiği

Şanlıurfa merkez ... köyünde Ecevit olarak tanıdığı şahsın ikametgahı olarak

gösterilen yerde yapılan aramadaA. E.nin aracında ele geçen uyuşturucu hapların konulduğu

naylon torbalara benzeyen 23 adet naylon poşet ve iki adet bir kısmı yanmadan

dolayı siyahlaşmışA. E.nin

arabasında bulunan captagon haplarının benzerleri ile

evde bulunan Cevat Günbeği'ye ait pasaporttaki resmin

sanıkA. E. tarafından kendisine hapları veren ve

Ecevit lakaplı olarak bildiği kişinin bu olduğunu beyan ettiği ve arabadaA. E.nin üzerinde ve sanıkA. E.nin Ecevit'in

ikametgahı diye gösterdiği yerde ele geçen iki hapın nitelikleri itibariyle

2313 sayılı uyuşturucu maddelerinin murakabesi hakkındaki kanunun 19.maddesine

göre uyuşturucu kapsamına alınması dolayısıyla 765 sayılı T.C.K.nun

403.maddesi kapsamında kalan ilaçlardan olduğu mahkememizce tespit ve kabul

edilmiştir.

....

Her ne kadar sanık Cevat Günbeği

atılı suçla bir ilgisi olmadığını hapları A. E.ye vermediğini belirtmiş, sanık müdafii Av.İlhan

Akbulut'ta müveklili Cevat'ın olay gününde Konya İli

Akşehir ilçesinde bulunduğunu,A. E.nin

çelişkili beyanlarından başka müvekkilini suçlayacak bir hususun olmadığını

belirtmiş ise de;

Ecevit lakaplı Cevat Günbeği'nin

ikametgahı olarak gösterilen yerde sanık Cevat Günbeği'nin

pasaportunun olması ve tutanakta sanık M. N. Günbeğinin

söz konusu ikametgahının kendilerine ve ağabeylerine ait olduğunun söylemesi;

Ecevit lakaplı Cevat Günbeği'nin

ikametgahı olarak gösterilen bu yerde yine sanık A. E.nin

aracında ve üzerinde yakalanan haplardan iki adedinin ele geçmesi,

Sanık A.E.nin sanık

Cevat Günbeği'ye iftirada bulunmasını gerektirecek

bir husumetin bulunmaması;

Sanık Cevat Günbeği'nin

12/02/2005 tarihinden 02/02/2006 tarihine kadar kaçak olması birlikte

değerlendirildiğinde sanık Cevat Günbeği'nin

savunmasına ve yine savunma tanıklarından N.nin sanık

Cevat Günbeği'nin Yunaktaki adreslerine ne zaman

geldiğini bilmemesi, tanık A. P. Nin de sanık A. G. nin 09/02/2005 ila 11/02/2005 tarihleri arasında benim

evimde kaldı şeklindeki beyanları, bir yıl önceki olayı bu kadar net

hatırlamaları ve tanıkların bir yol sonra gösterilmesi ve beyanlarının alınması

dikkate alındığında bu beyanlara itibar edilmemiş olup A. E. ile Cevat Günbeği'nin yakalanan maddelerin niteliği ve miktarı da

dikkate alındığında uyuşturucu madde ticareti yapmak suçunu işlediklerinin

kabulü gerekeceği kanaatine varılmış olup sanığın cezalandırılması gerektiği

görülmüştür.

13. Hüküm, süresi içinde temyiz edilmiştir. Temyiz dilekçesinde

temyiz sebepleri gösterilmiştir. Tebliğ edilmesi talebinde bulunulmadığından

gerekçeli karar başvurucuya tebliğ edilmemiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin

18/3/2014 tarihli ilamıyla hüküm onanmıştır.

14. Başvurucu 7/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

15. 1/2/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun

403. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Uyuşturucu maddeleri ruhsatsız veya

ruhsata aykırı olarak satanlara veya satışa arz edenlere veya satın alanlara

veya yanında yahut başka bir yerde bulunduranlara veya bu maddeleri parasız

devredenlere yahut bu suretle devralanlara veya sevk veya nakledenlere veya

bunların alınıp satılmasına veya devrine veya ne suretle olursa olsun tedarik

edilmesine aracı olanlara dört yıldan on yıla kadar ağır hapis ve uyuşturucu

maddenin her gram ve küsuru için ellibin lira ağır

para cezası verilir."

16. 4/4/1929 tarihli ve 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri

Usulü Kanunu’nun başvuruyla ilgili ve o dönem yürürlükte bulunan hükümleri

şöyledir:

"Madde 310 -

(Değişik madde: 21/05/1985 - 3206/60 md.)

Temyiz talebi, hükmün tefhiminden bir hafta

içinde hükmü veren mahkemeye bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine

yapılacak beyanla olur. Beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hakime

tasdik ettirilir.

Hükmün tefhimi sanığın yokluğunda olmuşsa bu

süre tebliğ tarihinden başlar.

...

Madde 312 - (Değişik madde: 08/06/1936 - 3006/1 md.)

Müddeti içinde verilen temyiz istidası hükmün kat'ileşmesine mani olur.

Hüküm, temyiz eden tarafa esbabı mucibesile tefhim edilmemişse temyiz olunduğuna mahkemenin

ıttılaından bir hafta içinde tebliğ edilir.

Madde 314 - (Değişik madde: 08/06/1936 - 3006/1 md.)

(Değişik fıkra: 21/05/1985 -

3206/61 md.) Temyiz dilekçesinde veya beyanında

temyiz sebepleri gösterilmemişse temyiz dilekçesi için belirlenen sürenin

bitmesinden yahut gerekçeli karar henüz tebliğ edilmemişse tebliğinden itibaren

bir hafta içinde hükmü temyiz olunan mahkemeye bu sebepleri ihtiva eden bir

layiha da verilebilir. Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz

sebeplerini göstermemiş ise; temyiz isteğinin sanığın lehinde veya aleyhinde

olduğunu açıkça belirtmesi gerekir.

Layihanın verilmemesi veya istida veya beyanda

temyiz sebeplerinin gösterilmemesi temyiz tetkikatı yapılmasına mani değildir.

Temyiz maznun tarafından yapılmış ise bu

layihalar kendisi veya müdafi tarafından imza edilerek verilir.

Müdafii yoksa maznun bu hususta bir zabıt varakası tutulmak üzere zabıt

katibine yapacağı bir beyanla esbabı mucibesini

dermeyan edebilir. Bu zabıt varakası reis veya hakime

tasdik ettirilir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

17. Mahkemenin 9/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

18. Başvurucu; İlk Derece Mahkemesinin 12/9/2013 tarihli

gerekçeli kararının ne kendisine ne de avukatına tebliğ edildiğini, kısa

kararın açıklandığı tarihte Mahkemeye sundukları süre tutum dilekçesinin temyiz

dilekçesi olarak işlem gördüğünü, bu yüzden gerekçeli kararla birlikte ayrıntılı

bir savunma ve temyiz talebinde bulunmalarına engel olunduğunu, sunduğu

delillerin değerlendirilmediğini ve toplanmasını istediği delillerin

toplanmadığını, davaya bakan 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 250. maddesi ile görevli Mahkemenin özel statülü olarak kurulduğunu,

bu tür mahkemelerin yargılamalarının güven vermediğini, kendisinin de bu

Mahkemede yargılandığını, aleyhindeki yargılamanın 10/2/2005 tarihinde

başladığını ve dokuz yıldan fazla sürdüğünü belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüş; İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması ve

infazın durdurulması talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a.Mahkemenin Bağımsız ve Tarafsızlığına İlişkin

İddialar

19. Başvurucu; 5271 sayılı Kanun'un 250. maddesi ile görevli

Mahkemenin özel statülü olarak kurulduğunu, bu mahkemelerin yargılamalarının

güven vermediğini ve kendisinin bu mahkemede yargılandığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

20. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (3)

numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir:

“Başvuru dilekçesinde … işlem, eylem ya da

ihmal nedeniyle ihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan

Anayasa hükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, … belirtilmesi gerekir. Başvuru

dilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem

veya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenin

eklenmesi şarttır.”

21. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel

başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar

başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul

edilebilirlik kararı verilebilmesi için 45 ila 47 nci maddelerde öngörülen şartların taşınması

gerekir.

(2) Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

22. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

(İçtüzük) bireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireysel başvuru formu ve ekleri” kenar

başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“…

(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer

alır:

…

d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere

ait özlü açıklamalar.

…”

23. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzük'ün

59. maddesinin ilgili fıkraları uyarınca başvurucunun; başvuru konusu olaylara

ilişkin iddialarını açıklama, dayanılan Anayasa hükmünün ihlal edildiğine dair

hukuki iddialarını kanıtlama, bireysel başvuru kapsamındaki haklardan

hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeleri ve

delilleri sunma yükümlülüğü bulunmaktadır (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli

Özdemir, B. No: 2013/276, 9/1/2014, §§ 19, 20).

24. Belirtilen koşullar yerine getirilmediği takdirde Anayasa

Mahkemesince başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabul

edilemez olduğuna karar verilebilir.

25. Başvurucu, ihlal iddiasını salt 5271 sayılı Kanun'un 250.

maddesi ile görevli Mahkemenin özel statülü olarak kurulmasına ve halk nezdinde

bu mahkemelerin güven vermedikleri iddiasına dayandırmış ve anılan Mahkemenin

neden adil yargılama yapmadığını temellendirmemiştir. Bir başka ifadeyle

Mahkemenin hangi somut özelliğinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiği

konusunda bir açıklamada bulunmamıştır. Bu nedenle ihlal iddiası ve bu iddianın

temelindeki olguların ispatına ilişkin yeterli açıklamalarda bulunmayan

başvurucunun iddiasını kanıtlayamadığı sonucuna ulaşılmıştır.

26. Öte yandan5271 sayılı Kanun'un mülga 250. maddesi uyarınca

görev yapan Mahkemenin genel bir kanuni düzenlemeye dayanarak yargılamayı

sürdürdüğü açık olduğundan gerçekliği ve niteliği kesin olarak tespit

edilemeyen olgulardan ve yorumlardan hareketle ve ön yargılı bir işlem ve tutum

gösterilmeksizin ilgili Mahkemelerin adil yargılama yapmadıklarını kabul etmek

mümkün değildir.

27. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

ihlal iddiaları kanıtlanamadığından başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Kararın Tebliğ Edilmediğine

İlişkin İddia

28. Başvurucu, gerekçeli kararın tebliğ edilmemesi nedeniyle

gerekçeli temyiz nedenlerini Yargıtay nezdinde ileri süremediğini belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

29. Anayasa MahkemesiAnayasa’nın 36.

maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi

(AİHM) içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer

alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen

silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

30. “Hakkaniyete uygun yargılanma”nın

temel unsuru, yargılamanın “çelişmeli” olmasıdır (Benzer yöndeki AİHM kararı

için bkz. Rowe ve Davis/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 28901/95, 16/2/2000, § 60). Çelişmeli yargılama ilkesi, taraflara

davada dosyası hakkında bilgi sahibi olma ve yorum yapma hakkının tanınmasını

ve bu nedenle tarafların yargılamanın bütününe aktif olarak katılmasını

gerektirmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Feldbrugge/Netherlands, B.

No: 8562/79, 29/05/1986, § 44). Öte yandan çelişmeli yargılamanın amacı dosyaya

bir görüşün/talebin girmesini sağlamakla sınırlı olmayıp onun mahkemece dikkate

alınarak bir sonuca ulaşmasını sağlamaktır.

31. 1412 sayılı mülga Kanun’a göre temyiz başvurusunda bulunmak

bir haftalık hak düşürücü süreye tabidir. Anılan süre, kısa kararın yüze karşı

açıklanmasıyla (tefhim) veya hazır olmayanlar yönünde tebliğiyle işlemeye

başlar. Temyiz hakkı olanlar bu süre içinde hükmü gerekçe göstermeden temyiz

edebileceklerdir. Temyiz dilekçesinde veya beyanında temyiz sebepleri

gösterilmemişse sonradan da hükmü temyiz olunan mahkemeye bu sebepleri ihtiva

eden bir layiha da verilebilir. Ancak bu son husus tamamen tarafların

isteklerine bağlıdır. 1412 sayılı mülga Kanun'un “İhtiyari temyiz layihası” kenar başlıklı 314. maddesine

göre “Layihanın verilmemesi veya istida veya

beyanda temyiz sebeplerinin gösterilmemesi temyiz tetkikatı yapılmasına mani değildir.”

32. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi,

somut olayın usul kurallarına uygunluğunu denetlemek değil adil yargılanma

hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini

denetlemektir.

33. Başvurucu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesinin tebliğiyle gerekçeli kararın yazıldığı ve

dosyanın Yargıtaya gönderildiği hususlarını

öğrendiğini iddia etmiştir. Dosyanın incelenmesinden başvurucunun kısa kararın

yüze karşı açıklanmasından itibaren süresi içinde gerekçeleriyle birlikte

temyiz başvurusunda bulunduğu, gerekçeli kararın tebliğ edilmesini dile

getirmediği anlaşılmaktadır. Başvurucu, temyiz dilekçesinin uygulamada

"süre tutum" olarak ifade edilen dilekçe olduğunu da belirtmemiştir.

34. Başvurucuların davalarını takip etme konusunda da özen

yükümlülükleri bulunmaktadır. Buna göre başvurucunun, Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı tebliğnamesinin tebliği sırasında

kararın gerekçesinin yazıldığından haberdar olduğu ve temyize yönelik ek

görüşlerini hazırlama ve temyiz mercine sunma imkânı

bulabildiği hâlde bunu yapmadığı anlaşılmaktadır. Kaldı ki başvurucunun temyiz

başvurusunu sebeplerini göstermek suretiyle (gerekçeli şekilde) yaptığı ve

mahkûmiyet hükmünün gerekçesine erişememe noktasında kamu makamlarına kusur

atfedilebilecek türde bir iddiada bulunmadığı görülmektedir.

35. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmınınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

c. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

36. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

d. Diğer İddialar

37. Başvurucu; sunduğu delillerin değerlendirilmediğini, eksik

ve özensiz bir araştırma ile hüküm verildiğini, delillerin hatalı

değerlendirildiğini ileri sürmüştür.

38. İlke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusu yapılmış

maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince uyuşmazlıkla

ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel başvuru

incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin tespit ve

sonuçlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas

yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

39. Somut olayda Derece Mahkemesinin esas hakkında karar

verirken sanık savunmasına, üst arama tutanağına, yer gösterme tutanağına,

tanık anlatımlarına, yakalama tutanağına ve dosya kapsamındaki diğer delillere

dayandığı görülmüştür. Temyiz üzerine Derece Mahkemesinin kararı, delilleri

takdir ve gerekçeleri gösterilmek suretiyle kurulan hüküm usul ve kanuna uygun

bulunarak Yargıtayca onanmıştır.

40. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları

incelendiğinde iddiaların özünün Derece Mahkemesi tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu görülmektedir.

41. Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

42. Başvurucu, hakkında süren ceza davasının makul sürede

sonuçlandırılmadığını ileri sürmüştür.

43. Bakanlık yazısında, başvurucunun şikâyeti yönünden Cevdet Genç (B. No: 2012/142, 9/1/2014)

kararında ortaya konulan ilkeler dikkate alınarak görüş sunulmasına gerek

görülmediği belirtilmiştir.

44. Makul sürede yargılanma hakkı, adil yargılanma hakkının

kapsamına dâhil olup davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesi

de -Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği- makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 38, 39).

45. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde dikkate alınması gereken

ölçütlerdir (Güher Ergun ve diğerleri,

§§ 41-45).

46. Ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının

yetkili makamlar tarafından bildirilmesi veya kişinin isnattan ilk olarak

etkilendiği arama ve gözaltı gibi birtakım tedbirlerin uygulanması anıdır (Ersin Ceyhan, B. No: 2013/695, 9/1/2014, §

35). Ceza yargılamasında sürenin sona erdiği tarih ise suç isnadının nihai

olarak karara bağlandığı tarihtir (Ersin

Ceyhan, § 35).

47. Mevcut olayda yargılama, başvurucu hakkında l2/2/2005

tarihinde yakalama emri çıkarılmasıyla başlamış; Yargıtayın

onama kararı verdiği 18/3/2014 tarihinde sonuçlanmıştır.

48. Bu itibarla başvurucu açısından dikkate alınması gereken

yargılama süresi 9 yıl 11 ay 6 gündür.

49. Başvuruya konu ceza davası, hukuki meselenin çözümündeki

güçlük, maddi olayların karmaşıklığı, konunun kapsamı, davanın kapsadığı sanık

sayısı dikkate alındığında dava, karmaşık bir nitelik taşımaktadır. Somut

olaydaki yargılamanın karmaşık bir nitelik taşıdığı anlaşılmakla birlikte

davaya bütün olarak bakıldığında 9 yıl 1 ayı aşan yargılama süresinde makul

olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

51. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

52. Başvurucu tazminat talebinde bulunmamıştır.

53. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini sonucuna varılmıştır.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Mahkemenin bağımsız ve tarafsızlığına ilişkin iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Gerekçeli kararın

tebliğ edilmediğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR

OLDUĞUNA,

4. Diğer ihlal

iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. 206, 10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam2.006,10 TL giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,

9/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Cevat

GÜNBEĞİ

Vekili

:

Av. İlhan

AKBULUT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/6387, 9 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 38; Veli
  12. D. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. Necipoğlu
  14. Yıldırım
  15. Günbeği
  16. Akbulut
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/6387
Tarih
9 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Yılmaz Benek Başvurusu (B. No: 2014/2087)
  • Rıdvan Çelik Başvurusu (B. No: 2014/12574)
  • Mehmet Deniz Yıldırım Başvurusu (B. No: 2014/1481)
  • Sevim Metin ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/84)
  • Sönmez Kaşıkçı Başvurusu (B. No: 2014/466)
  • Hasan Aktürk Başvurusu (B. No: 2014/3705)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.