İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Veli Servet Çelik Başvurusu (B. No: 2014/157)

1. Başvuru, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan

Başvuru No2014/157Tarih9 Haziran 2016Okuma23 dk · 4.571 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birincibölüm Veli Servet Çelik Başvurusu Birinci Bölüm

Karar tarihi
9 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/157
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.571 kelime·23 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla yapılan

takibe karşı ileri sürülen şikâyette kanun ve usule aykırı karar verilmesi

nedeniyle adil yargılanma hakkının; yargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de

makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 25/11/2013 tarihinde Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 28/2/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için 5/4/2016 tarihinde

Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

6.Başvurucu 27/9/2000 tanzim ve 20/10/2001 vade tarihli, 458.000

USD bedelli, bonoya dayanarak keşideci V.T. ile lehtar ve ciranta olan D...

Turizm A.Ş. aleyhine Konya 3. İcra Müdürlüğünün E.2009/14837 (eski esas

2002/5324) sayılı dosyasında icra takibi başlatmıştır.

7. Borçlu Şirket D... Turizm A.Ş., takip kapsamında kendisine

çıkarılan ödeme emrinin usulsüz olarak tebliğ edildiğini iddia ederek şikâyette

bulunmuş, Konya İcra Tetkik Merciinin 2/12/2012 tarihli ve E.2002/3011,

K.2002/3562 sayılı kararı ile tebligatın usulsüz olduğu belirtilerek ödeme

emrine ıttıla tarihi olan 29/11/2002 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabulüne

karar vermiştir.

8. Bu arada borçlu Şirket, cirantaya karşı takip yapılabilmesi

için ödememe protestosunun çekilmesi gerektiğini, vade tarihinden itibaren

zamanaşımı süresinin dolduğunu belirterek Konya İcra Tetkik Merciinin

E.2002/3037 sayılı dosyasında şikâyette bulunmuş; Mahkeme 4/12/2002 tarihli ve

K.2002/3610 sayılı kararı ile şikâyeti kabul ederek takibi iptal etmiştir.

9. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 4/4/2003

tarihli ve E.2003/5795, K.2003/7296 sayılı ilamı ile "borçluya 163 örnek ödeme emrinin 29/11/2002 tarihinde tebliğ

olunduğu, mercii kararıyla tespit edildiği halde 2/12/2002 tarihinde mercii

nezdinde ileri sürülen itiraz dilekçesi 10/12/2002 tarihinde harçlandırıldığından bu başvurunun yasal süreden sonra

yapıldığı" gerekçesiyle bozulmuş, karar düzeltme talebi aynı

Dairenin 13/6/2003 tarihli ve E.2003/11297, K.2003/14135 sayılı ilamı ile

reddedilmiştir.

10. Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2003/1603 sırasına

kaydedilmiş; Mahkemece bozma ilamına uyularak 2/10/2003 tarihli ve E.2003/2160

sayılı kararla şikâyetin süre yönünden reddine karar verilmiştir.

11. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin

15/1/2004 tarihli ve E.2003/23027, K.2004/237 sayılı ilamıyla onanmış; karar

düzeltme talebi aynı Dairenin 9/4/2004 tarihli ve E.2004/3943, K.2004/8784

sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

12. Borçlu Şirket bu defa takibe dayanak senedin teknik

imkânlarla sahte olarak düzenlendiğini, ödeme emrinin tebliğ tarihinin

29/11/2002 tarihi olarak kabul edildiğini, başvurucuya borçlu olmadığını belirterek

4/12/2002 tarihinde şikâyette bulunmuş; Konya İcra Tetkik Merciinin 12/12/2002

tarihli ve E.2002/3062, K.2002/3645 sayılı kararıyla itirazın konusuz kalması

nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmetmiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısımları şöyledir:

"...

Konya 3. İcra Müdürlüğünün E.2002/5324 takip

sayılı dosyası üzerinden davacı aleyhine yapılan takibin iptaline mahkememizin

4/12/2002 tarihli (E.2002/3037, K.2002/3610 sayılı) kararı ile karar

verildiğinden davacının takibin iptaline yönelik itirazı bu nedenli konusuz

kaldığından karar verilmesine yer olmadığına, [mercice takibin

iptaline karar verilmesi nedeniyle davacı aleyhine yapılan takibin karar

kesinleşinceye kadar durdurulmasına]

..."

13. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin

27/2/2003 tarihli ve E.2003/797, K.2003/3614 sayılı ilamı ile onanmıştır.

14. Karar düzeltme talebi üzerine aynı Dairenin 9/5/2003 tarihli

ve E.2003/7487, K.2003/10649 sayılı ilamı ile onama kararı kaldırılmış ve

Mahkemenin hükmü bozulmuştur. İlamın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Borçlunun borcuna yönelik itirazları süresinde

yapılmadığından bahisle reddi gerektiği yönünde 4/12/2002 tarihli kararı

Dairemiz tarafından bozulmuştur. Merciin 2002/3062 sayılı esasında açılan dava

süresinde olup, bu durumda önceki dava yürümekte olan davadan sonra

açıldığından derdestlik durumu da söz konusu olamaz.

Borçlunun esasa yönelik itirazlarının incelenerek oluşacak sonucu göre bir

karar verilmesi gerekir. Merciin davanın konusuz kaldığından bahisle esas

hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına şeklindeki kararın bozulması

gerekirken onandığı anlaşıldığından karar düzeltme isteminin kabulü

gerekmiştir.

..."

15. Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2003/1361 sırasına

kaydedilmiş; bozma ilamına uyan Mahkeme 8/12/2011 tarihli ve K.2011/1111 sayılı

kararıyla şikâyeti reddetmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir.

"...

Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere

davacı tarafından mahkememizinE.2002/3062 sayılı dosyasına açılan, Yargıtay tarafından

bozularak bozma kararının mahkememizin E.2003/1361 sayılı numarasına kaydedilen

dava dilekçesi ile davacının dava konusu Konya 3 icra müdürlüğünün E.2002/5324

sayılı icra dosyasında takip konusu yapılan 20/10/2001 vade tarihli bononun

sahte olması, başka bir belgeden alınan imzaların teknik imkanlarla tertip

edilip bono haline getirilmesi nedeni ile takibin müvekkil şirket bakımından

iptaline, müvekkil şirket tarafından alacaklı olduğunu iddia eden kişiye böyle

bir bonoyu ciro etmelerini gerektirecek hiç bir ticari ilişki olmadığından,

sahte bono tanzimi ile icra takibi yapıldığından, borca itirazlarının kabulü

ile haksız icra takibinin iptalinin talep edildiği, ayrıca faiz oranlarına

işlemiş ve işletilmiş faize itiraz edildiği, borca itiraz sebebi olarak

gösterilen senedin sahteliği ile ilgili olarak o günkü tarih itibariyle

yürürlükte bulunan HUMK 317 maddesi uyarınca Konya2 Ağır Ceza Mahkemesinin

2003/105 esasına kayıtlı olarak davalı alacaklı Veli Servet Çelik hakkında

açılan kamu davasının sonucu beklenmiş ve netice olarak Konya 2 Ağır Ceza

Mahkemesinin E.2008/312, K.2009/383 sayılı dosyasında davalı alacaklı Veli

Servet Çelik hakkında "her ne kadar sanık Veli Servet Çelik hakkında atılı

(memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği) suçtan mahkememizde kamu

davası açılmış ise de, yapılan yargılamada toplanan delillere göre sanığın suçu

işlediği sabit olmadığından CMK 223/2e maddesi gereğince BERAATİNE, senetteki

imzanın müştekinin eli ürünü çıktığından gereğinin takdir ve ifası için Cumhuriyet

Savcılığına müzekkere yazılmasına dair verilen kararın Yargıtay 11 Ceza

Dairesinin E.2010/14026, K.2011/12094 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmesi

ve kesinleşme şerhli ceza mahkemesi ilamının celbedilmiş

olması, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü senedin sahteliği iddiasının

kesinleşen Ağır Ceza Mahkemesi ilamına göre ispatlanamaması, TTK'nun 690 maddesi yollamasıyla bonolar hakkında da

uygulanan TTK'nun 589 maddesi uyarınca "bir

poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kimselerin imzasının, sahte

imzaları, mevhum şahısların imzalarının yahut imzalayan veya namlarına

imzalanmış olan şahısların herhangi bir sebep dolayısıyla ilzam etmeyen

imzaları taşırsa diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez" hükmü

uyarınca kesinleşen Ağır Ceza Mahkemesi ilamında vurgulandığı üzere senet

keşidecisi olarak görünen V.T. isimli bir kişinin gerçekte mevcut olmadığı,

Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yaptırılan Adli Tıp imza incelemesine göre

senetteki imzanın davacı borçlu D.. Turizm işletmecilik A.Ş.nin

yetkili temsilcisi M.D.nin eli ürünü olduğu

gerekçesiyle hakkında suç duyurusunda bulunmuş olması karşısında ve özellikle TTK'nun 589 maddesi hükmü karşısında hamil yönünden senedin

TTK'nun 688 maddesindeki zorunlu unsurları taşıyan

bir senet hükmünde olduğu, TTK'nun 690 maddesi

yollamasıyla TTK'nun 626-642 maddeleri uyarınca takip

konusu senedin takip alacaklısının lehtar olmayıp hamil ciranta olması ve hamil

cirantanın vade tarihinden itibaren 2 günlük yasal süre içerisinde cirantalara

müracaat hakkını korumasını sağlayan ödememe protestosunun senet keşidecisi

olarak görünen V.T.ye tebliğ etmemiş ve vade tarihinden itibaren 1 yıllık süre

içerisinde davacı borçlu ciranta hakkında takip başlatmamış olduğu, ancak

ödememe protestosu tebliğ edilmemesi ve zamanaşımı itirazı ile ilgili Konya 1.

icra mahkemesinin Yargıtay 12 Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleşen

E.2003/1603, K.2003/2160 sayılıdosyasında ileri

sürülen bu dava sebepleri yönünden, bu dava sebepleri ile ilgili davanın

harcının ıttıla tarihi 29/11/2002 tarihinden itibaren 5 günlük yasal süre

içerisinde ileri sürülmemesi nedeni ile açılan davanın süre yönünden reddine

karar verilmiş olması, Yargıtay tarafından onanarak ve karar düzeltme talebi

reddedilerek kesinleşen bu kararın esastan olmamakla birlikte süre yönünden red edilmiş olması ve ileri sürülen hamilin TTK'nun 626-642 maddeleri uyarınca yasal 2 günlük süre

içerisinde ödememe protestosu tebliğ ettirmemesi ve ciranta hakkında vade

tarihinden itibaren TTK'nun 661 hükümleri

doğrultusunda takip başlatmaması nedeni ile zamanaşımı itirazı yönünden kesin

hüküm bulunması, davacının hem ödememe protestosu tebliğ edilmediği, hem

zamanaşımı itirazlarının hem borca itirazlarını ayrı ayrı davalar ile dava

konusu yapmış olması nedenleri ile davacının dava dilekçesinde ileri sürmediği

bozma ilamından sonra ileri sürdüğü ve ıslah dilekçesiyle davasını 6100 sayılı

HMK'nın176 maddesi hükmü uyarınca ıslah etmiş ise de, ıslah dilekçesi ile ileri

sürülen ve bozma aşamasından sonra ileri sürülen ödememe protestosunun TTK'nun 626-642 madde hükümleri doğrultusunda yasal 2

günlük süre içerisinde hamil davalı alacaklı tarafından tebliğ ettirilmemesi,

hamilin ciranta hakkında vade tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde

takip başlatmaması nedeni ile zamanaşımı itirazları ile ilgili mahkememizin

E.2003/1603, K.2003/2160 sayılı dosyasında süre yönünden davanın reddine dair

verilen kesin hüküm olması, davacının takip konusu senedin sahteliği ile ilgili

olarak HMK'nın 317. maddesi uyarınca bekletici mesele

yapılan Konya 2 Ağır Ceza Mahkemesinin E.2008/312, K.2009/383 sayılı dosyasında

davalı alacaklı Veli Servet Çelik hakkında "her ne kadar sanık Veli Servet

Çelik hakkında atılı (memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği) suçtan

mahkememizde kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılamada toplanan delillere

göre sanığın suçu işlediği sabit olmadığından CMK 223/2e maddesi gereğince beraatine karar verilmiş olması nedenleri ile

ispatlanamayan borca itiraz davasının reddine karar vermek kanaati hasıl olmuş,

dava sebebi, davacının borca itiraz sebebi, TTK'nun

688 maddesindeki senedin zorunlu unsurlarının sahteliği gerekçesi ile mevcut

olmaması sebebine dayanması nedeni ile borca itiraz sebeplerine göre inkar

tazminatının şartları oluşmadığından inkar tazminatına hükmedilmemiştir.

..."

16. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin

30/5/2012 tarihli ve E.2011/31923, K.2012/18436 sayılı ilamıyla bozulmuştur.

Bozma ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...

TTK'nun 690. maddesinin göndermesi ile bonolarda da uygulanması gereken aynı

Kanun'un 626. ve 642/2. maddeleri gereğince hamilin lehtara müracaat edebilmesi

için, yasal süresi içerisinde, senet keşidecisinin protesto edilmesi gerekir.

Bu husus, İİK'nun 170/a-2maddesi gereğince süresinde

yapılan itiraz ve şikayetlerde icra mahkemesince re'sen

gözetilmelidir.

Somut olayda, takip talepnamesine protesto

belgesi eklenmediği gibi, alacaklı tarafından yargılama sırasında da

sunulmadığından, mahkemece muteriz borçlu ciranta hakkındaki takibin İİK'nun 170/a. maddesi gereğince re'sen

iptaline karar verilmesi gerekirken, senedin protesto edilmediğine ilişkin

olarak açılan ayrı bir davanın süreden reddine karar verilmiş olmasının kesin

hüküm teşkil etmeyeceği düşünülmeden işin esasının incelenerek yazılı şekilde

hüküm tesisi isabetsizdir.

..."

17. Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 6/12/2012 tarihli ve

E.2012/21348, K.2012/36784 sayılı ilamıyla reddedilmiştir.

18. Bozma üzerine dosya Mahkemenin E.2012/926 sırasına

kaydedilmiş, bozma ilamına uyan Mahkeme 26/3/2013 tarihli ve E.2012/926, K.2013/239

sayılı kararı ile şikâyeti kabul etmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:

"...

Davacının davası İİK.nun

170/a maddesi gereğince açılan kambiyo hukukuna ilişkin şikayet davasıdır.

Mahkememizce yapılan yargılama, incelenen icra

dosyası ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirildiğinde; Davalı alacaklı

Veli Servet Çelik tarafından başlatılan icra takibinde takibe dayanak olarak

esas alınan lehtarı D. Turz. İşlt.

A.Ş., keşidecisi V.T., cirantası D. Turz. İşlt. A.Ş. olan, 458.000 USD bedelli bonoda lehtarın ve

cirantanın bonoya dayalı olarak takip edilebilmeleri için TTK.nun

690. maddesinin göndermesi ile bonolarda uygulanması gereken aynı kanununun

626. ve 642/2. maddeleri gereğince yasal süre içinde senet keşidecisinin

protesto edilmesi gerekir. Protestonun yapılmaması halinde buna dair

şikayetlerin İİK.nun 170/a-2 maddesi doğrultusunda

İcra Mahkemesince dinlenmesi mümkündür. Davaya konu icra dosyasında protesto

belgesi bulunmadığından ve yargılama sırasında da mahkememize sunulmadığından,

borçlu D. Turz. A.Ş. Hakkındaki takibin İİK.nun 170/a maddesi gereğince resen iptaline karar

verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Daha önce aynı dosyada İİK.nun 170/a maddesi gereğince protesto eksikliğinden

dolayı açılan davanın süre yönünden reddine karar verilmiş olması bu dava

açısından kesin hüküm teşkil etmemektedir. Bu nedenle Yargıtay bozma ilamı

doğrultusunda TTK.nun 690, 626, 642/2 ve İİK.nun 170/a maddeleri gereğince icra takibine konu edilen

bonoda keşidecinin protesto edilmemiş olması sebebiyle, senet lehtarı ve

cirantasına karşı takip hakkı düşmüş olduğundan icra takibinin davacı şirket

yönünden iptaline, bonoya dayalı olarak kısmi ödeme bulunduğundan, icra takip

konusu bono yazılı delil başlangıcı olarak genel mahkemelerde alacak davasına

konu edilebileceğinden, bu yönden davalı kötü niyetli kabul edilmemiş, davacı

tarafın bu nedenle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek

gerekmiş, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Ayrıntıları açıklandığı üzere;

1. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun

690, 626, 642/2. maddeleri ile İcra İflas Kanunun 170/a-2 maddesi gereğince

takibe konu bonoda protesto bulunmadığından davacının takibin iptali yönündeki

davasının KABULÜNE, Konya3. icra müdürlüğününE.2002/5324 (2009/14837 yeni esas)

sayılı dosyasında yapılan icra takibinin davacı şirket yönünden iptaline,

2. Davaya konu bono genel mahkemelerde yazılı delil başlangıcı olarak

kabul edilebileceğinden ve icra dosyasında kısmi ödeme bulunduğundan, davalının

kötü niyeti ispatlanamadığından davacının kötü niyet tazminatı talebinin

reddine,

..."

19. Başvurucu, takibe dayanak senette kısmi ödemede bulunulduğu,

olayda 18/6/1927 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 170/a madde hükmünün

uygulanamayacağı, bu hükmün kambiyo senedi vasfını haiz olmayan senetlerle

ilgili olduğu, senet keşidecesinin hayalî bir şahıs

olduğu ve bu isim altındaki imzanın borçlu Şirket yetkilisine ait olduğunun

yargı kararıyla kesinleştiği, olayda davacı Şirketin kötü niyetinin bulunduğu,

bu açıdan da protesto şartının aranmaması gerektiği gerekçesiyle borçlu Şirket

de kötü niyet tazminatı açısından kararı temyiz etmiş; karar, Yargıtay 12.

Hukuk Dairesinin 18/6/2013 tarihli ve E.2013/15438, K.2013/22881 sayılı ilamı

ile onanmıştır. Onama ilamının ilgili kısmı şöyledir:

"...

Yargıtay ilamında belirtilen bozma sebepleri

çerçevesinde işlem yapılarak karar verilmiş, bozma ile kesinleşen hususların

yeniden temyiz sebebi yapılmasına usul hükümleri elvermemiş bulunmasına ve

temyiz edilen kararda yazılı gerekçelere göre tarafların yerinde olmayan temyiz

sebeplerinin reddiyle bozma gereğine ve usule uygun mahkeme kararının İİK.nun 366. ve HUMK.nun 438.

maddeleri uyarınca (ONANMASINA), [24,30'ar TL onama harcı temyiz

edenlerden alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, ilamın

tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.]"

20. Başvurucu, temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususları

yineleyerek karar düzeltme talebinde bulunmuş; talep aynı Dairenin 30/9/2013

tarihli ve E.2013/23173, K.2013/30382 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. İlamın

ilgili kısmı şöyledir:

"...

TTK'nun 690. maddesi göndermesiyle bonolar hakkında uygulanması gereken aynı

Kanun'un 626 ve 642. maddeleri gereğince keşideci protesto edilmediği taktirde

hamil, lehtara karşı müracaat hakkını kaybeder. Bu durumda keşidecinin Ağır

Ceza Mahkemesi'nde hayali kişi olması yasanın bu hükmünün yerine getirilmesini

engellemez. Alacaklı, lehtarı takip edecek ise, keşideci olarak gözüken hayali

şahıs olduğu ileri sürülen V.T.ye usulüne uygun olarak protesto göndermesi

gerekir. Söz konusu protestonun hayali kişiye tebliğ edilip edilmemesinin

yasanın bu hükmünün yerine getirilmesine engel olmayacağının anlaşılmasına,

düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan mahkeme kararında

yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında karar düzeltme isteği

yerinde görülmediği gibi HUMK. nun 440. maddesinde

yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK.nun

366. ve HUMK.nun 442. maddeleri uyarınca (REDDİNE),[takdiren 220,00 TL para cezası karar düzeltme isteyenden

alınarak hazineye gelir yazılmasına, 50,45 TL ilam harcı tam yatırıldığından

başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 30/09/2013

gününde oybirliğiyle karar verildi.]"

21. Ret kararı 25/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,

25/11/2013 tarihinde yapılan başvuruda süre aşımı olmadığı tespit edilmiştir.

22. Bu arada takibe dayanak senetle ilgili başvurucu ve V.T.

isimli şahıs hakkında Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2003/105 sayılı

dosyasında sahtecilik suçundan dava açılmış, Mahkeme 17/10/2006 tarihli ve

K.2006/401 sayılı kararı ile V.T. isimli şahsın hayalî bir kişi olması

nedeniyle bu kişi hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, başvurucu hakkında

1 yıl 8 ay hapis cezası ile tecziyesine karar vermiştir.

23. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin

20/6/2008 tarihli ilamı ile bozulmuş; Mahkeme bozma ilamına uyarak 10/11/2009

tarihli ve E.2008/312, K.2009/383 sayılı kararı ile başvurucunun beraatine hükmetmiş; senette hayalî şahıs olduğu anlaşılan

keşideci V.T. adına atılan imzanın katılan M.D.nin

eli ürünü olduğunu belirtilerek Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda

bulunulmuştur.

24. Suç duyurusu üzerine M.D. ve Şirket adına senedi ciro eden

A.K. isimli şahıs hakkında dolandırıcılık ve sahtecilik suçundan Konya 3. Ağır

Ceza Mahkemesinin E.2010/179 sayılı dosyasında dava açılmış; Mahkeme 28/5/2012

tarihli ve K.2012/251 sayılı kararı ile dolandırıcılık suçundan davanın

düşmesine, sahtecilik suçundan sanıkların ayrı ayrı 1 yıl 8 ay hapis cezası ile

cezalandırılmalarına karar vermiştir.

25. Temyiz üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 1/10/2014

tarihli ve E.2014/11742, K.2014/16069 sayılı ilamı ile davanın zaman aşımı

nedeniyle düşürülmesine karar verilmiştir.

B. İlgili Hukuk

26. 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı mülga Türk Ticaret

Kanunu'nun 626. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Kabulden veya ödemeden imtina, kabul

etmeme veya ödememe protestosu denilen resmi bir vesika ile tesbiti

mecburidir.

Kabul etmeme protestosunun, kabule arz için

muayyen olan müddet içinde çekilmesi lazımdır. Şayet 606 ncı

maddenin birinci fıkrasında gösterilen halde poliçenin ilk arzı vadenin son

gününde vukua gelmiş ise protesto o günün ertesi günü dahi çekilebilir.

Muayyen bir günde veya keşide gününden veya

görüldükten muayyen bir müddet sonra ödenmesi şartını havi bir poliçeden dolayı

çekilecek ödememe protestosunun, ödeme gününü takibeden

iki iş günü içinde çekilmesi lazımdır. Görüldüğünde ödenmesi şart olan bir

poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosu yukarıki

fıkrada kabul etmeme protestosu için gösterilen müddetler içinde çekilir.

..."

27. 6762 sayılı mülga Kanun'un 642. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Hamil; muayyen müddetleri içinde:

...

2. Kabul etmeme veya ödememe protestosunu

keşide;

...

..etmezse, kabul eden kimse hariç olmak üzere

cirantalara, keşideciye ve diğer borçlulara karşı haiz olduğu hakları kaybeder.

..."

28. 6762 sayılı mülga Kanun'un 690. maddesinin ilgili kısımları

şöyledir:

"Bononun mahiyetine aykırı düşmedikçe ...

ve ödemeden imtina halinde müracaat haklarına dair (625 - 639, 641 - 643) ve

... inci maddeler hükümleri bonolar hakkında da caridir."

29. 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesi şöyledir:

"Borçlu, alacaklının bu fasıl hükümlerine

göre takip hakkı olmadığını 168 inci maddenin 3 üncü bendine göre şikayet yolu

ile ileri sürebilir.

İcra mahkemesi müddetinde yapılan şikayet veya

itiraz dolayısıyle, usulü dairesinde kendisine

intikal eden işlerde takibin müstenidi olan kambiyo senedinin bu vasfı haiz

olmadığı veya alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip

bulunmadığı hususlarını re'sen nazara alarak bu fasla

göre yapılan takibi iptal edebilir.

Her ne suretle olursa olsun, imza inkarı

itirazı geri alınmış veya borç kısmen veya tamamen kabul edilmiş ise bu madde

hükmü uygulanmaz."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 9/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu, borçlu şirketin lehtar olduğu 27/9/2000 tanzim

tarihli, 458.000 USD bedelli bono için yapılan kısmi ödemeyi de dikkate alarak

431.000 USD bedel üzerinden icra takibi başlattığını, takip sonrası sahte senet

düzenlediği iddiasıyla hakkında Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesine açılan davada

mahkûmiyet kararı verildiğini, kararın Yargıtay tarafından bozulduğunu, bozma

sonrası yapılan yargılamada, senet keşidecisi olarak adı geçen Veli Servet

Çelik'in hayali kişi olduğu ve bu isim altındaki imzanın borçlu şirketin

yetkilisi M.D.nin eli ürünü olduğunun anlaşıldığını,

davadan beraat ettiğini, şirket yetkilisi M.D. ile bono arkasında imzası

bulunan A.K. isimli şahıslar hakkında dolandırıcılık ve resmî belgede

sahtecilik suçundan Konya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2010/179 sayılı

dosyasında açılan davada, bu şahısların sahtecilik suçundan cezalandırılmasına

karar verildiğini, yine borçlu şirket tarafından Konya 1. Asliye Ticaret

Mahkemesinin E.2005/487 sayılı dosyasında takip konusu senetle ilgili menfi

tespit davası açıldığını, bu davanın da reddedildiğini, ret kararında senet

açısından "protesto çekilmesinin mümkün olmadığı" hususunun

belirtildiğini, buna rağmen başvuru konusu davada senedin protesto çekilmeden

icraya konulduğu gerekçesiyle şikâyetin kabul edildiğini belirtmiştir. Yine

başvuru konusu dava ile aynı konuda olan Konya 1. İcra Hukuk Mahkemesinin

E.2003/1603 sayılı dosyasında, davanın süre yönünden reddedildiğini, kararın

Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, borçlunun bu defa aynı konuda

Konya 1. İcra Hukuk Mahkemesinin E.2012/926 sayılı dosyasında şikâyette

bulunduğunu, şikâyete konu icra dosyasında borçlu tarafından kısmi ödeme

yapıldığını, 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesine göre kısmi ödeme hâlinde,

alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkı olmadığına yönelik talepte

bulunulamayacağı hususunun belirtildiğini, Yargıtayın

da bu yönde kararları olduğunu, Mahkemenin, Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen

menfi tespit davasının sonucunu beklemeden açık Kanun hükmü ve Yargıtay

içtihatlarını göz ardı ederek takibi iptal ettiğini, karar nedeniyle takip

konusu alacak miktarınca zarara uğradığını, yargılamanın uzun sürdüğünü

belirterek Anayasa’nın 10., 36. ve 40. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 10. ve 40.

maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiği iddiasının, Anayasa'nın 36.

maddesi kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür. Buna göre başvuru,

yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkin iddia ve makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddia başlıkları altında

incelenmiştir.

1.Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil

Olmadığına İlişkin İddia

33. Başvurucu, şikâyetçi tarafından borcun bir kısmının

varlığının kabul edildiğini, 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesinin üçüncü

fıkrasında, borcun kısmen ya da tamamen kabulü hâlinde, alacaklının kambiyo

hukuku gereğince takip hakkının olmadığı yönünde şikâyette bulunulamayacağının

belirtildiğini, bu açıdan şikâyetin reddine karar verilmesinin zorunlu

olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun da bu doğrultuda kararı olduğunu, yine

genel yetkili Asliye Ticaret Mahkemesinde takip konusu bono açısından protesto

çekilmesinin mümkün olmadığının tespiti yapıldığı hâlde, Mahkemenin bu durumu

göz ardı ederek açık Kanun hükmü ve yargısal içtihatlara aykırı karar verdiğini

belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

34. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi

gereken hususlarda inceleme yapılamaz”

35. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

36. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”

37. Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve bu

çerçevede Anayasa Mahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkın

ihlali iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlara

ilişkin olduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah.

Reklam. Paz. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, §

34).

38. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği

temel yaklaşım doğrultusunda kural olarak, bireysel başvuruya konu davadaki

olayların kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması,

yargılama sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile

kişisel bir uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas

yönünden adil olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye

tabi tutulamaz. Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece

ve açıkça keyfîlik içermedikçe derece mahkemelerinin

kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele

alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde ve

hukuk kuralını yorumlamasında bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa

Mahkemesinin bu takdire müdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,

B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).

39. Başvurucunun Konya 3. İcra Müdürlüğünün E.2002/5324

(yenilenmiş E.2009/14837 sayılı) sayılı dosyasında kambiyo senetlerine mahsus

haciz yoluyla başlattığı takibe karşı İcra Mahkemesine yapılan şikâyette

Mahkeme 12/12/2002 tarihli kararıyla itirazın konusuz kalması nedeniyle karar

verilmesine yer olmadığına karar vermiş, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin

27/2/2003 tarihli ilamıyla şikâyetin esası hakkında karar verilmesi

gerektiğinden bahisle hükmün bozulması üzerine Mahkeme 8/12/2011 tarihli

kararıyla şikâyeti reddetmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 30/5/2012

tarihli ilamıyla hükmün bir kez daha bozulması üzerine Mahkeme, Yargıtay bozma

ilamı doğrultusunda icra takibine konu bonoda hamil tarafından keşideciye karşı

protesto çekilmemesi nedeniyle başvurucunun senet lehtarı ve cirantasına karşı

takip hakkının bulunmadığını belirterek davacı Şirket yönünden takibin iptaline

karar vermiştir.

40. Temyiz üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 18/6/2013 tarihli

ilamıyla hükmü onamış; başvurucunun karar düzeltme talebi üzerine Daire,

ayrıntılı bir şekilde izahat yapmak suretiyle 6762 sayılı mülga Kanun'un 690.

maddesi göndermesiyle bonolar hakkında uygulanması gereken aynı Kanun'un 626.

ve 642. maddeleri gereğince keşideci protesto edilmediği taktirde hamilin

lehtara karşı müracaat hakkını kaybedeceğini, bu durumda keşidecinin Ağır Ceza

Mahkemesinde hayalî kişi olmasının Kanun'un bu hükmünün yerine getirilmesini

engellemeyeceğini, alacaklının lehtarı takip etmesi için keşideci olarak

gözüken hayalî şahıs olduğu ileri sürülen Vedat Tüfekçioğlu'na usulüne uygun olarak

protesto göndermesi gerektiğini, söz konusu protestonun hayalî kişiye tebliğ

edilip edilmemesinin Kanun'un bu hükmünün yerine getirilmesine engel

olmayacağını belirterek karar düzeltme talebini 30/9/2013 tarihinde

reddetmiştir.

41. Mahkeme ve Yargıtayın, tarafların

iddia ve savunmaları, ceza ve hukuk mahkemesi dosyaları ile icra takip dosyası

içeriğini dikkate alarak 2004 sayılı Kanun'un 170/a maddesi gereği şikâyetin

kabulü ile takibin iptaline karar verirken belirttiği gerekçe ve başvurucunun

iddiaları incelendiğinde iddiaların özünün Mahkeme tarafından delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu, Anayasa Mahkemesinin

Derece Mahkemelerinin hukuk kurallarının olay ve olgulara uygulanması

sırasındaki takdirine müdahale etmesi, kendisini onların yerine koyarak

değerlendirme yapmasının mümkün olmadığı, bu açıdan başvurucunun ileri sürdüğü

iddiaların Anayasa Mahkemesinin değerlendirme yetkisi dışında kalan hususlara

ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemenin anılan gerekçeyle verdiği kararda

bariz bir takdir hatası yapıldığı yönünde bir bulguya da rastlanmamıştır.

42. Açıklanan nedenlerle başvurucunun belirtilen iddiasının

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi

kararlarının açık bir keyfîlik veya bariz bir takdir

hatası da içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığına

İlişkin İddia

43. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

44. Başvurucu, dava sürecinin uzun sürmesi nedeniyle makul

sürede yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

45. Medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin yargılamaların makul

sürede sonuçlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu

yapılmış ve Anayasa Mahkemesince makul sürede yargılanma hakkının adil

yargılanma hakkının kapsamına dâhil olduğu kabul edilerek bir davadaki

yargılama süresinin makul olup olmadığının tespitinde davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususların dikkate alınacağı belirtilmiş (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13,

2/7/2013, §§ 34–59) ve bu kapsamda yapılan incelemeler sonucu makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine yönelik kararlar verilmiştir (Gülseren Gürdal ve diğerleri, B. No:

2013/1115, 5/12/2013; Semira Babayiğit ve diğerleri, B. No: 2013/3283,

19/12/2013; Haydar İzgi, B. No:

2012/673, 19/12/2013).

46. Başvuru konusu olay, İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde açılan

şikâyet talebine ilişkindir. 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanun'u ile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nda yer alan usul hükümlerine göre yürütülen, medeni hak ve

yükümlülükleri konu alan somut yargılama faaliyetinin makul süre

değerlendirmesi için başlangıcı, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama

sürecinin işletilmeye başlandığı tarih olup (Güher

Ergun ve diğerleri, § 50)bu tarih somut başvuru açısından şikâyetin

yapıldığı 4/12/2002'dir.

47. Sürenin bitiş tarihi ise çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir (Güher Ergun ve diğerleri, § 52). Somut başvuru açısından bu

tarih, Yargıtay 12. Hukuk Dairesince karar düzeltme talebinin reddedildiği

30/9/2013'tür.

48. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesi neticesinde

başvurucu tarafından 4/12/2002 tarihinde yapılan şikâyette Mahkemece 26/3/2013

tarihinde, şikâyetin kabulü iletakibin iptaline karar

verildiği; temyiz üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince 18/6/2013 tarihinde

hükmün onandığı,karar düzeltme talebinin ise

30/9/2013 tarihinde reddedilerek aynı tarihte kararın kesinleştiği

anlaşılmıştır. Dolayısıyla yargılama yaklaşık 10 yıl 9 ayda tamamlanmıştır.

49. Başvurunun değerlendirilmesi sonucunda başvuruya konu

şikâyet talebinin hukuki meselenin çözümündeki güçlük, maddi olayların

karmaşıklığı, delillerin toplanmasında karşılaşılan engeller, taraf sayısı gibi

kriterler dikkate alındığında karmaşık olmaktan uzak olduğu anlaşılmıştır.

Başvurucunun tutum ve davranışlarıyla ve usule ilişkin haklarını kullanırken

özensiz davranmasıyla yargılamanın bu derece uzamasına önemli ölçüde sebep

olduğu da söylenemez. Dolayısıyla somut başvuru açısından farklı karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve yaklaşık 10 yıl 9 ayda

sonuçlanan yargılamada makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

51. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

"(1)

Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da

edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. ...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

52. Başvurucu, yeniden yargılama ve takibin iptali nedeniyle

uğradığı zararın giderilmesini talep etmiştir.

53. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

54. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında

başvurucuya net 12.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

55. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin

başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucu Veli Servet Çelik'e net 12.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE,

D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Konya 1. İcra Hukuk Mahkemesine

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

9/6/2016 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Veli Servet

ÇELİK

Vekili

:

Av. Hüseyin

ÖĞÜT

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/157, 9 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Hüküm
  8. B. İlgili Hukuk
  9. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Çelik
  15. Öğüt
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/157
Tarih
9 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Nafiz Yıldıran Başvurusu (B. No: 2014/6958)
  • Makbule Güney Başvurusu (B. No: 2014/1278)
  • Nihat Baymiş Başvurusu (B. No: 2014/10373)
  • Ebubekir Keskin Başvurusu (B. No: 2014/2430)
  • Hikmet Aslan Başvurusu (B. No: 2014/11036)
  • Tuncay Yazıcı Başvurusu (B. No: 2014/735)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.