İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Kudret Başbuğ Başvurusu (B. No: 2014/4714)

1. Başvuru, mahkeme kararında yanlış gösterilen temyiz süresi

Başvuru No2014/4714Tarih8 Haziran 2016Okuma11 dk · 2.256 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Kudret Başbuğ Başvurusu

Karar tarihi
8 Haziran 2016
Başvuru Numarası
2014/4714
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.256 kelime·11 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, mahkeme kararında yanlış gösterilen temyiz süresi

içinde yapılan temyiz başvurusunun süre yönünden reddedilmesiyle mahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 4/4/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan

yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 10/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 12/9/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 3/11/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

12/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık

görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, iflasına karar verilen bir kooperatiften olan

12.758,46 TL alacağının iflas idaresince sıra cetveline kaydedilmemesi üzerine

30/5/2011 tarihinde Sincan (Ankara Batı) Asliye Ticaret Mahkemesinde (Mahkeme)

sıra cetveline kayıt davası açmıştır.

9. Mahkemece 28/12/2012 tarihli ve E.2011/137, K.2012/399 sayılı

karar ile davanın reddine karar verilmiş; hükümde, kararın tebliğinden itibaren

on beş gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Kararın hüküm

kısmı şöyledir:

“1-Davanın REDDİNE,

...

Dair, davacının yüzüne karşı, yasa yolları açık

olmak üzere (kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka

mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle hükmün temyiz edilebileceği, temyiz

incelemesinin Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılacağı) verilen

karar açıkça okunup usulen anlatıldı.”

10. Mahkeme kararı 28/1/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, başvurucu bu kararı 8/2/2013 tarihinde (tebliğden itibaren on birinci

gün) temyiz etmiştir.

11. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 27/3/2013 tarihli ve E.2013/1643,

K.2013/1910 sayılı ilamıyla temyiz dilekçesinin on günlük temyiz süresi

geçirildikten sonra verildiği gerekçesiyle temyiz istemini süre yönünden

reddetmiştir. Yargıtay ilamında kararın tebliğinden itibaren on gün içinde karar

düzeltme yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Yargıtay ilamı şöyledir:

“Mahkemece kayıt kabul talebi hakkında verilen

hüküm temyiz eden davacıya 28.01.2013 günü tebliğ edildiği halde, temyiz

dilekçesi İİK.nın 164. maddesinde öngörülen 10 günlük

yasal süre geçirildikten sonra 08.02.2013 tarihinde verilmiştir.

Süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar

verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 1989/3 Esas, 1990/4 Karar sayılı

İçtihadı Birleştirme Kararında Yargıtay tarafından da karar verilebileceği

kabul edilmiş olmakla, temyiz isteminin reddi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenle, davacının

temyiz isteminin süre yönünden REDDİNE, ... kararın tebliğinden itibaren 10 gün

içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27.03.2013 tarihinde

oybirliğiyle karar verildi.”

12. Anılan Yargıtay ilamı 2/5/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiştir. Başvurucu, ilamda belirtilen sürede karar düzeltme isteminde

bulunmamıştır.

13. Başvurucu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere

Mahkemeye sunduğu 11/7/2013 tarihli dilekçeyle Mahkeme kararında temyiz

süresinin on beş gün olarak gösterildiğini, bu hususun temyiz incelemesi

sırasında maddi hata sonucu gözden kaçırılmış olabileceğini belirterek temyiz

isteminin değerlendirilmesini talep etmiştir.

14. Mahkeme 12/7/2013 tarihli ve E.2011/137, K.2012/399 sayılı

ek kararı ile başvurucunun anılan dilekçesini karar düzeltme dilekçesi olarak

değerlendirerek dilekçenin on günlük yasal süre içinde sunulmadığı gerekçesiyle

talebin reddine karar vermiştir.

15. Söz konusu ek kararın başvurucu tarafından temyizi üzerine

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi de başvurucunun 11/7/2013 tarihli dilekçesindeki

talebini karar düzeltme istemi olarak değerlendirmiş ve 5/2/2014 tarihli ve

E.2013/6519, K.2014/749 sayılı ilamıyla istemin süre yönünden reddine, temyiz

başvurusunun süresinde olmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir.

Anılan Yargıtay ilamı şöyledir:

“Taraflar arasında görülen kayıt kabul davası

sonucunda verilen hükmün süreden reddine ilişkin Dairemizin 27.03.2013 gün ve

1643 Esas, 1910 Karar sayılı ilamının karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı

vekilince istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü:

...

Mahkemece, davanın reddine dair verilen karar,

davacının temyiz istemi üzerine, Dairemizin 27.03.2013 tarih ve 1643 E., 1910

K. sayılı ilamı ile süreden reddedilmiş, Dairemiz kararı davacıya 02.05.2013

tarihinde tebliğ edilmiş, davacı vekili olan Av. M.S. 11.07.2013 tarihli karar

dilekçesiyle, yerel mahkeme kararında temyiz süresinin 15 gün olarak

belirtildiği, bu duruma rağmen Dairemizce yapılan maddi hata sonucunda temyiz

isteminin süreden reddine karar verildiği iddiasıyla, maddi hatanın

düzeltilmesi amacıyla Dairemize gönderilmek üzere istemde bulunmuş, yerel

mahkemece davacı vekili dilekçesi karar düzeltme dilekçesi olarak

değerlendirilerek, davacı vekilinin karar düzeltme dilekçesinin İİK’nın 164. maddesinde belirtilen 10 günlük sürede

sunulmadığı gerekçesiyle, 12.07.2013 tarihli ek kararla süreden reddine karar

verilmiştir.

Bu ek karar, davacı vekilince temyiz

edilmiştir.

Öncelikle değerlendirilmesi gereken husus;

davacı vekilinin sunduğu 11.07.2013 tarihli dilekçe üzerine yerel mahkemece

karar verilip verilmeyeceğidir.

Kararın temyiz edilmesi sonrasında, Yargıtay

tarafından inceleme yapılarak bir karar verildiğinden, bu karara karşı sunulan

maddi hata yahut karar düzeltme dilekçesi üzerine inceleme yapabilecek merci

ancak Yargıtay olabilir.

Bu durumda, yerel mahkemece alınan 12.07.2013

tarihli ek karar kaldırılarak, davacı vekilinin 11.07.2013 tarihli dilekçesinin

incelenmesine geçildi;

a) Dairemiz kararı; davacıya 02.05.2013 günü

tebliğ edilmesine karşın, sonradan dosyaya vekaletname sunan davacı vekilince İİK'nın 366/3. maddesi hükmünde öngörülen 10 günlük süre

geçirildikten sonra, 11.07.2013 tarihinde kararın düzeltilmesi istenilmiş

olmakla, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin süre yönünden reddi

gerekmiştir.

b)Davacının yerel mahkeme hükmüne yönelik temyiz isteminin, yasal sürede

yapılmadığından dolayı, HUMK’nın 432. maddesi

uyarınca reddine ilişkin Dairemiz kararına karşı, istemin süresinde olduğu

ileri sürülerek başvuruda bulunulması üzerine yapılan incelemede, temyiz

isteminin süresinde olmadığı anlaşılmakla talebin reddi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı

vekilinin 11.07.2013 tarihli dilekçesinin REDDİNE ... karar verildi. ”

16. Söz konusu Yargıtay ilamı başvurucuya 19/3/2014 tarihinde

tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucu 4/4/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

18. 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun

2/3/2005 tarihli ve 5311 sayılı Kanun ile değiştirilen 164. maddesi şöyledir:

“Ticaret mahkemesince verilen nihaî kararlar,

160 ıncı maddenin son fıkrasına göre alınan masraftan

karşılanmak suretiyle mahkemece re'sen taraflara

tebliğ olunur.

Bu

kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren on gün içinde istinaf yoluna

başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi kararına karşı da tebliğ tarihinden

itibaren on gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir. İstinaf ve temyiz

incelemeleri, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerine göre yapılır.

...”

19. 2004 sayılı Kanun’un 164. maddesinin 5311 sayılı Kanun ile

yapılan değişiklikten önceki hâli şöyledir:

“Ticaret mahkemesince verilen nihai kararlar

tebliğden itibaren on gün içinde temyiz edilebilir. Kararlar 160 ıncı maddenin son fıkrasına göre alınacak masraftan

karşılanmak suretiyle mahkemece resen taraflara tebliğ olunur.

...”

20. 2004 sayılı Kanun’a 5311 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle

eklenen geçici 7. madde şöyledir:

“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004

tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca göreve

başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar İcra ve

İflâs Kanununun bu Kanunla yapılan değişiklikten önceki temyiz ve karar

düzeltmeye ilişkin hükümleri uygulanır.”

21. 2004 sayılı Kanun’un 235. maddesi şöyledir:

“Sıra cetveline itiraz edenler, cetvelin ilanından itibaren onbeş gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret

mahkemesine dava açmaya mecburdurlar. 223 üncü

maddenin üçüncü fıkrası hükmü mahfuzdur. Bu davaya bakan mahkeme, davacının

isteği halinde ikinci alacaklılar toplantısına katılıp katılmaması ve ne nisbette katılması gerektiği konusunda 297

nci maddenin son fıkrasına kıyasen onbeş gün zarfında karar verir.

İtiraz eden, talebinin haksız olarak ret veya

tenzil edildiğini iddia ederse dava masaya karşı açılır. Muteriz başkasının

kabul edilen alacağına veya ona verilen sıraya itiraz ediyorsa davasını o

alacaklı aleyhine açar.

Bir

alacağın terkini hakkında açılan dava kazanılırsa, bu alacağa tahsis edilen

hisse dava masrafları da dahil olduğu halde sıraya bakılmaksızın alacağı nisbetinde itiraz edene verilir ve artanı da diğer

alacaklılara sıra cetveline göre dağıtılır. Dava basit yargılama usulü ile

görülür.

Ancak,

itiraz alacağın esas veya miktarına taallük etmeyip

yalnız sıraya dair ise şikayet yoliyle

icra mahkemesine arz olunur.”

22. 12/1/2011 tarihli ve 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun geçici 3. maddesi gereğince temyize ilişkin hükümlerinin

uygulanmasına devam olunan 18/6/1927 tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü

Muhakemeleri Kanunu’nun 432. maddesinin 1. fıkrası şöyledir:

“Temyiz süresi on beş gündür. Temyiz süreleri,

ilâmın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlar.”

23. 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Hüküm "Türk Milleti Adına" verilir

ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:

a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya

hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme

çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini.

…

ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın

harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 8/6/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; Ticaret Mahkemesinde açtığı sıra cetveline kayıt

davasının reddine karar verildiğini, tefhim edilen kısa karar ve gerekçeli

kararda temyiz süresinin on beş gün olarak gösterildiğini, söz konusu kararı

tebliğden itibaren on birinci gün temyiz ettiğini ancak Yargıtay 23. Hukuk

Dairesince on günlük yasal temyiz süresinin geçmiş olduğu gerekçesiyletemyiz

isteminin süre yönünden reddedildiğini, karara karşı yasal temyiz süresi on gün

olmasına rağmen Mahkemece bu süre on beş gün olarak gösterilerek

yanıltıldığını, bu şekilde temyiz yoluna başvurma ve hukuki dinlenilme hakkının

elinden alındığını belirterek Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; temyiz talebinin esastan

incelenmesi için ihlalin tespiti talebinde bulunmuştur.

B. Değerlendirme

26. Bakanlık görüş yazısında, mahkemeye erişim hakkının mutlak

bir hak olmayıp bazı sınırlamalara tabi tutulabileceği ancak söz konusu

sınırlamaların hakkın özünü zedelememesi gerektiği, somut başvuru açısından

temyiz merciinin temyiz süresine ilişkin yorumunun temyiz incelemesi talebini

aşırı derecede zorlaştırıp zorlaştırmadığının değerlendirilmesi gerektiği, kısa

karar ve gerekçeli kararda temyiz süresinin Mahkeme tarafından on beş gün

olarak gösterildiği ve başvurucunun davasını avukat vasıtasıyla değil bizzat

takip ettiğinin dikkate alınması gerektiği ifade edilerek başvurucunun

şikâyetleri incelenirken bu hususların gözönünde

bulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 47. maddesinin (5) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Bireysel başvurunun, başvuru yollarının

tüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten

itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi

içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren onbeş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle

birlikte başvurabilirler. …"

28. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün (İçtüzük) 64. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Bireysel

başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu

öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması

gerekir."

29. Bireysel başvurunun ön şartlarından biri de otuz günlük süre

kuralıdır. Süre, başvurunun her aşamasında dikkate alınması gereken bir usul

hükmüdür (Deniz Baykal, B. No:

2013/7521, 4/12/2013, § 32).

30. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin

(5) numaralı fıkrası ile İçtüzük'ün 64. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru

yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan veya diğer mahkemeler yahut yurt dışı

temsilcilikler vasıtasıyla yapılması gerekmektedir (Yasin Yaman, B. No: 2012/1075, 12/2/2013, §§ 18, 19).

31. Hukuk davalarında olağan kanun yolları temyiz ve karar

düzeltme yoludur. Karar düzeltme yolu açık olan bir hükmün kesinleşmesi, karar

düzeltme istemi sonunda verilen ret kararıyla veya karar düzeltme yoluna

başvurulmamışsa temyiz onama kararının tebliğinden itibaren karar düzeltme

başvuru süresinin sonunda gerçekleşir.

32. Karar düzeltme yolu açık olan bir hükme yönelik olarak

etkili görmedikleri için bu yola başvurmayan başvurucular, temyiz onama

kararını öğrendikleri tarihte ihlale neden olduğunu ileri sürdükleri kararı

öğrenmiş olup karar düzeltme yoluna başvurmayarak Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuru hakkını kullanmışlarsa başvurucuların buna ilişkin süreye riayet etmeleri

beklenir. Her ne kadar derece mahkemesi kararı, karar düzeltme süresi sonunda

kesinleşmekte ise de başvurucular bu yola başvurmadığında temyiz onama kararı

ile ihlale neden olduğunu ileri sürdükleri kararı öğrendiklerine göre bu

tarihten itibaren otuz gün içinde başvuruda bulunmaları gerekir. Aksi

düşünüldüğü takdirde davacı veya davalı sayısı çok olan dava dosyalarında

temyiz onama kararının tüm taraflara tebliğinden sonra başvurucular dışında

karar düzeltme yoluna başvurulmuşsa bu istemin sonucunun beklenerek hükmün

kesinleşmesi şartının dikkate alınması, başvurucular için farklı ihlalleri

gündeme getirebilir. Karar düzeltme yolunu etkili bir yol olarak görmeyen

başvurucular bireysel başvuruda bulunma yolunu tercih etmişlerse bireysel

başvuruya ilişkin süreye riayet etmelidirler (Fikret

Güney, B. No: 2013/1936, 18/9/2013, § 23).

33. Başvuruda bulunmak için hükmün kesinleşmesi şartı, başvuru

yollarının tüketilmesi anlamında değerlendirilmelidir. Ancak başvurucular,

etkili yol olarak görmedikleri karar düzeltme yoluna başvurmamışlarsa temyiz

onama kararıyla başvuru yollarını tükettikleri için onama kararının

öğrenilmesinden itibaren başvurucuların otuz gün içinde bireysel başvuruda

bulunmaları gerekir (Fikret Güney,

§ 24)

34. Somut olayda başvurucunun temyiz istemi, Yargıtay 23. Hukuk

Dairesince 27/3/2013 tarihli ilamla süre yönünden reddedilmiş; anılan Yargıtay

ilamı başvurucuya 2/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, karar

düzeltme yolu açık olan bu karara karşı ilamda belirtilen sürede karar düzeltme

yoluna başvurmamıştır.

35. Başvurucu ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü Yargıtayın temyiz talebinin reddi kararını 2/5/2013

tarihinde tebellüğ etmesine rağmen etkili bir yol olarak görmediği için karar

düzeltme isteminde bulunmamış ve söz konusu Yargıtay kararının tebliğ edildiği

tarihten itibaren otuz gün geçtikten sonra bireysel başvuruda bulunmuştur.

36. Başvurucu; Yargıtay 23. Hukuk Dairesine gönderilmek üzere

Mahkemeye sunduğu 11/7/2013 tarihli dilekçeyle Mahkeme kararında temyiz

süresinin on beş gün olarak gösterildiğini, bu hususun temyiz incelemesi

sırasında maddi hata sonucu gözden kaçırılmış olabileceğini belirterek temyiz

isteminin incelenmesini talep etmiş ise de Yargıtay 23. Hukuk Dairesince

başvurucunun bu dilekçesindeki talebi karar düzeltme istemi olarak

değerlendirilmiş ve karar düzeltme isteminin süre yönünden reddine karar

verilmiştir. Karar düzeltme yolu açık bir karara karşı süresi geçtikten sonra

karar düzeltme isteminde bulunması başvurucuya bireysel başvuruda bulunmak için

yeniden süre kazandırmaz. Bir başka ifadeyle bireysel başvuru süresi geçtikten

sonra yapılan karar düzeltme talebi bireysel başvuru süresini canlandırmaz.

37. Sonuç olarak başvurucunun Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin

27/3/2013 tarihli temyizi talebinin reddi kararının kendisine tebliğ edildiği

2/5/2013 tarihinde ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü kararı öğrendiği ve bu

tarihten itibaren otuz gün içinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunması gerekirken bu sürenin geçmesinden sonra 19/3/2014 tarihinde başvuruda

bulunduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla başvuruda süre aşımı bulunduğu sonucuna

varılmaktadır.

38. Açıklanan nedenlerle ihlale neden olduğu iddia edilen karara

ilişkin olarak otuz gün geçtikten sonra yapılan başvurunun diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin süre aşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun süre aşımı

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

8/6/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Recep

KÖMÜRCÜ

Alparslan

ALTAN

Muammer

TOPAL

Raportör

:

Kamil KAYA

Başvurucu

:

Kudret

BAŞBUĞ

Vekili

:

Av. Mehmet

SÜRER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/4714, 8 Haziran 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. Sonuç
  8. Sonuç
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. A. Başvurunun süre aşımı
  14. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  15. Yıldırım
  16. Özgüldür
  17. Kömürcü
  18. Altan
  19. Topal
  20. Başbuğ
  21. Sürer
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/4714
Tarih
8 Haziran 2016

İlgili Kararlar

  • Nevzat Turgut Başvurusu (B. No: 2014/2189)
  • Veli Servet Çelik Başvurusu (B. No: 2014/157)
  • Nafiz Yıldıran Başvurusu (B. No: 2014/6958)
  • Makbule Güney Başvurusu (B. No: 2014/1278)
  • Nihat Baymiş Başvurusu (B. No: 2014/10373)
  • Ebubekir Keskin Başvurusu (B. No: 2014/2430)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.