İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Dilek Özdemir Başvurusu (B. No: 2018/9196)

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki

Başvuru No2018/9196Tarih3 Aralık 2020Okuma18 dk · 3.547 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Dilek Özdemir Başvurusu

Karar tarihi
3 Aralık 2020
Başvuru Numarası
2018/9196
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.547 kelime·18 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki

olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin

hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması ve soruşturma dosyasına erişimin

kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; gözaltı

koşullarının insani olmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 26/3/2018 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabul

edilmesine karar verilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve

Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

A. Genel

Bilgiler

6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe

teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke

genelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde

son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-

bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden

ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet

Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu

değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,

20/6/2017, §§ 12-25).

7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde

darbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa

bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,

ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik

olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çok

sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın

Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:

2016/23672, 11/1/2018, § 12).

B. Başvurucuya

İlişkin Süreç

8. Adalet Bakanlığında uzman yardımcısı olarak görev

yapan başvurucu, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlar nedeniyle başlatılan bir soruşturma kapsamında 5/8/2016

tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ilk ifadesi kolluk görevlileri

tarafından 5/8/2016 tarihinde alınmıştır. İfade tutanağına göre başvurucuya

yöneltilen FETÖ/PDY üyeliği suçlamasına dair olay ve olgular sorulan sorularla

açıklanmıştır. Ankara Barosu tarafından görevlendirilen müdafi de ifade alma

işlemi esnasında hazır bulunmuştur.

9. Başvurucu; ifadesinde özetle eğitim ve çalışma

hayatında FETÖ/PDY ile bir bağlantısı olmadığını, örgüte parasal destekte

bulunmadığını, eğitim hayatında örgütle iltisaklı ev ya da yurtlarda

kalmadığını ve örgüt içinde herhangi bir faaliyete katılmadığını belirterek

suçlamaları kabul etmemiştir.

10. Başsavcılık, başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan 16/8/2016 tarihinde tutuklanması istemiyle Ankara 5. Sulh Ceza

Hâkimliğine (Hâkimlik) sevk etmiştir.

11. Hâkimlik aynı tarihte başvurucunun savunmasını

almıştır. Sorgu tutanağına göre başvurucuya isnat edilen suçlar anlatılmış,

başvurucunun avukatı da sorgu esnasında hazır bulunmuştur. Başvurucu,

emniyetteki ifadesinde belirttiği hususları aynen tekrar ettiğini beyan

etmiştir.

12. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 16/8/2016 tarihinde

başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına

karar vermiştir. Kararın ilgili bölümü şöyledir:

"...CMK'nın 100. ve devamı

maddeleri gereğince suçların niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç

şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunması, şüphelilerin kaçma

şüphesi altında olduğunu gösteren somut olguların bulunması, AİHM'nin

WEMHOFF/ALMANYA kararında da belirtildiği üzere 'şüphelinin salıverilmesi

halinde adaletin işleyişine zarar verecek faaliyette bulunma tehlikesinin

varlığı tutuklama nedenidir' kararı da dikkate alınarak, delilleri yok etme

gizleme değiştirme ihtimalini gösteren olguların bulunması ve süphelilere isnat

edilen suçun niteliği, atılı suçun CMK'nın 100/3 maddesinde öngörülen suçlardan

oluşu ve atılı suç ile tutuklama tedbirinin orantılı bir tedbir niteliğini

taşıması dikkate alınarak şüphelilere isnat edilen silahlı terör örgütüne üye

olma suçundan ayrı ayrı tutuklanmalarına ... [karar verildi.]"

13. Başvurucu 17/8/2016 tarihinde tutuklama kararına

itiraz etmiş, Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliği tutuklama kararını yerinde bularak

itirazı 22/8/2016 tarihinde kesin olarak reddetmiştir.

14. Ankara 5. Sulh Ceza Hâkimliği 9/2/2018 tarihinde

resen yaptığı tutukluluk incelemesi sonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin

devamına karar vermiştir. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Ankara 6.

Sulh Ceza Hâkimliğince 13/3/2018 tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

15. Başvurucu 26/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Başsavcılığın 28/5/2018 tarihli iddianamesi ile

başvurucunun silahlı terör örgütü üyesi olma suçunu işlediğinden bahisle

cezalandırılması istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açılmıştır.

17. İddianamede, başvurucunun örgütsel nitelikli

eylemleri bakımından FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüştür.

Bu suçlamalara esas olarak başvurucunun ByLock programını kullandığına,

örgüt evlerinde kaldığına dair tanık beyanına, meslekten ihraç edilmesine ve

hakkında örgüt üyeliğinden soruşturma bulunan bir kişi ile karşılıklı para

transferi içinde bulunması olgusuna dayanılmıştır.

18. Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 16/3/2018

tarihinde iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/157 sayılı dosya

üzerinden kovuşturma başlamıştır.

19. Mahkeme 26/6/2018 tarihinde başvurucunun tahliyesine

karar vermiştir.

20. Mahkeme 17/1/2019 tarihli kararıyla başvurucuyu terör

örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir.

21. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih

itibarıyla istinaf aşamasında derdesttir.

IV. İLGİLİ

HUKUK

22. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez, B.

No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

23. Mahkemenin 3/12/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddialar

1. Gözaltına Almanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

24. Başvurucu, suç şüphesi olmaksızın gözaltına alınması

ve gözaltında geçirdiği sürenin uzun olması nedenleriyle kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

25. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen

hak ihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek

ikincil nitelikte bir hak arama yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil

niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için

öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve

Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).

26. Anayasa Mahkemesi, kanunda öngörülen gözaltı

süresinin aşıldığı veya yakalama ve gözaltına alınmanın hukuka aykırı olduğu

iddialarına ilişkin olarak bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde

öngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukuk

yolu olduğu sonucuna varmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:

2014/14061, 8/4/2015, §§ 64-72; Hidayet Karaca [GK], B. No: 2015/144,

14/7/2015, §§ 53-64; Günay Dağ ve diğerleri [GK], B. No: 2013/1631,

17/12/2015, §§ 141-150; İbrahim Sönmez ve Nazmiye Kaya, B. No:

2013/3193, 15/10/2015, §§ 34-47).

27. Öte yandan Anayasa Mahkemesi, olağanüstü hâl ilanı

sonrasında uygulanan olağan döneme göre daha uzun süreli gözaltı tedbirleri

yönünden de bu sürelerin makul olmadığı şikâyetlerini incelemiş ve bu konuda

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Neslihan

Aksakal, B. No: 2016/42456, 26/12/2017, §§ 30-37; Mehmet Hasan Altan (2),

§§ 84-93).

28. Somut olayda başvurucu yönünden gözaltı tedbirinin

hukuki olmadığına ve gözaltı süresinin uzunluğuna ilişkin iddiayla ilgili

olarak yukarıda anılan kararlarda varılan sonuçlardan ayrılmayı gerektiren bir

durum bulunmamaktadır.

29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Tutuklamanın

Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

30. Başvurucu; ByLock adlı programı daha önce hiç

kullanmadığını, buna rağmen keyfî bir şekilde tutuklanmasına karar verildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

31. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın

19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir. Öte yandan başvurucu, başvuru formunda

tutukluluğa ilişkin kararların gerekçesiz olmasına dayanarak süresi ne kadar

kısa olursa olsun tutukluluğun makul süreyi aştığını belirtmiş ise de dile

getirilen şikâyetlerin niteliği itibarıyla eldeki başvuruda Anayasa'nın 19.

maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tutuklamanın hukukiliği ile sınırlı bir

inceleme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No:

2015/9756, 16/11/2016, § 155).

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

32. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin

uygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları

incelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere

ilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstü

bir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruya

konu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumla

bağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarınca

yapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 187-191). Soruşturma mercilerince

başvurucuya yöneltilen ve tutuklama tedbirine konu olan suçlama, başvurucunun

darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin üyesi

olduğu iddiasıdır. Anayasa Mahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını

gerekli kılan olaylarla ilgili olduğunu değerlendirmiştir (Selçuk Özdemir

[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).

33. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi

kapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun

tutuklanmasının Anayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgili

maddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,

aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu

aykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve

diğerleri, §§ 193-195, 242; Selçuk Özdemir, § 58).

ii. Genel

İlkeler

34. Genel ilkeler için bkz. Özcan Güney, B. No:

2017/20709, 15/11/2018, §§ 57-62; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,

9/1/2020, §§ 38-45.

iii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

35. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma

olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma

kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un

100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan

tutuklama tedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.

36. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce

tutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti

bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.

37. Başvurucu hakkındaki iddianamede ve mahkûmiyet

kararında başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimi

sağladığı ifade edilen ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğu

belirtilmiştir (bkz. § 17).

38. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri

gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmak

üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarınca

FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğini

belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267). Buna göre

soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock

uygulamasını kullanmasının somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair

kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri

itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk

Özdemir, § 74).

39. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklama

tedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu

değerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı

edilmemelidir.

40. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsü sonrasında

teşebbüsle bağlantılı veya doğrudan teşebbüsle olmasa da FETÖ/PDY ile

bağlantılı suçlara ilişkin soruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde

toplanabilmesi ve soruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için

tutuklama dışındaki koruma tedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu

olabileceğini ifade etmiştir. Ayrıca FETÖ/PDY ile bağlantılı kişilerin teşebbüs

sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadan yararlanmak suretiyle kaçma

imkânının ve bu dönemde delillere etki edilmesi ihtimalinin normal zamanda

işlenen suçlara göre çok daha fazla olduğuna dikkat çekilmiştir (Aydın Yavuz

ve diğerleri, §§ 271, 272; Selçuk Özdemir, §§ 78, 79).

41. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı

terör örgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar

öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda

öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir

(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:

2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405,

25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç, 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3)

numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen

suçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2), § 148).

42. Somut olayda Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğince

başvurucunun tutuklanmasına karar verilirken kaçma şüphesine, delillerin yok

edilme, gizlenme ya da değiştirilme ihtimalinin bulunmasına ve işlendiği iddia

olunan silahlı terör örgütüne üye olma suçuna ilişkin kanunlarda öngörülen yaptırımın

ağırlığına, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

yer alan katalog suçlar arasında olmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §

12).

43. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genel

koşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile Ankara 6. Sulh

Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğinde

başvurucu yönünden özellikle suçun niteliğine ve ağırlığına atfen, dolaylı

olarak kaçma şüphesine ve delillere etki edilmesi ihtimaline yönelen tutuklama

nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.

44. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olup

olmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.

ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tüm

özellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım (2), § 151).

45. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiği

üzere terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarını ciddi zorluklarla karşı

karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, adli

makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organize olanlar olmak üzere-

suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesini aşırı derecede

güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (benzer yöndeki

değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, § 214;

Devran Duran, § 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY ile

bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'nin özellikleri

(gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine

kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi) de dikkate

alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve

karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).

46. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkate

alındığında Ankara 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen

yaptırımın ağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönünde tutarak

başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu, adli kontrol

uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsiz

olduğu söylenemez.

47. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın

hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık

olduğundan başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

48. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına tutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13. ve 19.

maddelerinde yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden 15.

maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme yapılmasına gerek

bulunmamaktadır.

3. Tutukluluk

İncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

49. Başvurucu, tutukluluğa itiraz ile tutukluluk hâlinin

gözden geçirilmesine ilişkin incelemelerin dosya üzerinden değerlendirildiğini

belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

b. Değerlendirme

50. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§

16, 17).

51. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:

2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız

yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetini

incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda inceleme tarihi itibarıyla

başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak

verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını sağlamayacağını

ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve bu durumda yalnızca

kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin

tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği

sonucuna varmıştır.

52. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür

ihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuru

yollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireysel

başvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafi

kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuru

yollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.

53. Somut olayda başvurucu 16/8/2016 tarihinde

tutuklanmış ve tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 26/6/2018

tarihinde yapılan duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir

biçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne

çıkmadığı süre yaklaşık yirmi iki aydır. Dolayısıyla somut başvuru yönünden

anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.

54. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluk

incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiası

ile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru

yaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının

tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

4. Soruşturma

Dosyasına Erişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun

İddiaları

55. Başvurucu; soruşturma dosyasında gizlilik kararının

bulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasını

hazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterek

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

56. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve

güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:

"Her ne sebeple olursa olsun,

hürriyeti kısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu

kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak

amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."

57. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.

maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında incelenmesi gerekir.

i. Uygulanabilirlik

Yönünden

58. Başvurucunun şikâyetlerine konu kısıtlama kararının

verildiği belirtilen soruşturma dosyasında başvurucuya yöneltilen suçlama,

olağanüstü hâl ilanına sebebiyet veren olaylarla ilgilidir. Bu nedenle

kısıtlamanın hukuki olup olmadığı, bir başka ifadeyle kararın kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkı üzerindeki etkisinin incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında

yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle kısıtlamanın Anayasa'nın 19.

maddesinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık

saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı

meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§

193-195, 242).

ii. Genel

İlkeler

59. Genel ilkeler için bkz. Günay Dağ ve diğerleri, §§

166-179.

iii. İlkelerin

Olaya Uygulanması

60. Başvuru formunda soruşturma dosyasını incelemeye izin

verilmediği ileri sürülmüş ancak iznin verilmemesine neden olan kararın

Savcılık ya da hangi mahkeme tarafından, hangi tarihte verildiğine ilişkin bir

açıklamada bulunulmamıştır.

61. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha

sonra kaldırılıp kaldırılmadığı hususunda herhangi bir bilgi veya belge

bulunmamakla birlikte Ankara 24. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul

edildiği 16/3/2018 tarihi (bkz. § 18) itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı

Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş

bulunmaktadır.

62. Başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olan

suçlamaların ve buna ilişkin olguların Savcılıkta ifadesi alınırken ve sorgu

esnasında yöneltilen sorularda başvurucuya açıklandığı, başvurucunun da

ifadesinde anılan suçlamalarla ilgili beyanda bulunduğu görülmektedir (bkz.

§ 9).

63. Öte yandan başvuru formunda belirtilen başvurucunun

tutukluluğa itiraz dilekçesinde de usul ve esasa ilişkin ayrıntılı bir biçimde

beyanda bulunulmuştur. Dolayısıyla başvurucunun ve müdafiinin isnat edilen

suçlamalara ve tutukluluğa temel teşkil eden bilgilere gerek sorgu öncesinde

gerekse sorgu sonrasında erişimlerinin olduğu anlaşılmaktadır.

64. Bu itibarla suçlamalara dayanak olan temel unsurların

ve tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerin

başvurucuya veya müdafilerine bildirilmiş, başvurucuya bunlara karşı savunma ve

itirazlarını ileri sürme imkânı verilmiş olması dikkate alındığında soruşturma

aşamasında dosyanın incelenmesine izin verilmemesi nedeniyle başvurucunun

tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazda bulunamadığının kabulü mümkün

görülmemiştir (Salih Sönmez, § 153).

65. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun dosyayı incelemeye

izin verilmemesi nedeniyle tutukluluğa etkili bir şekilde itiraz edemediği

iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

66. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkına yönelik olarak soruşturma dosyasında kısıtlama kararı verilmesi

suretiyle yapıldığı belirtilen müdahalenin Anayasa'da (özellikle 19. maddenin

sekizinci fıkrası) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğünden

Anayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir inceleme

yapılmasına gerek bulunmamaktadır.

5. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin İddia

a. Başvurucunun İddiaları

67. Başvurucu; ilgili ve yeterli gerekçeler olmadan,

kişiselleştirme yapılmaksızın tutukluluğunun devam ettirildiğini,

tutukluluğunun makul süreyi aştığını ileri sürmüştür.

b. Değerlendirme

68. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§

16, 17).

69. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen

azami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular bakımından

bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye edilmiş ise

asıl dava sonuçlanmamış da olsa -ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf yaparak-

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam

Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan Gerçek,

B. No: 2014/6500, 29/9/2016, §§ 33-45).

70. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra

26/6/2018 tarihinde tahliyesine (bkz. §19) karar verilen başvurucunun

tutukluluğunun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak

dava sonucuna göre başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti

hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir.

Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu

başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur

ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi

bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.

71. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutukluluğun

makul süreyi aştığı iddiasına ilişkin olarak yargısal başvuru yolları

tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

B. Kötü Muamele

Yasağının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları

72. Başvurucu; gözaltında iken küçük bir nezarethanede

insan sağlığına uygun olmayan koşullarda, yeterince beslenme imkânı sağlanmadan

tutulduğunu ve uzun süre uykusuz kaldıktan sonra sorguya çıkarıldığını

belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

73. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§

16, 17).

74. Somut olayda gözaltı sürecindeki kötü muamele

iddialarına ilişkin olarak başvurucu, genel itibarıyla gözaltında iken kamu

görevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ve insani olmayan

gözaltı koşullarında kasti bir şekilde tutulduğunu ileri sürmektedir. Bu

bölümdeki iddialar bir bütün olarak değerlendirildiğinde başvurucunun

yakalandığı andan itibaren kamu görevlilerinin kendisine kötü muamelede

bulunduğundan şikâyetçi olduğu görülmektedir. Başvurucu, gözaltında tutma

koşullarının yetersizliğinden bahsetmişse de bu kapsamda maruz kaldığını ileri

sürdüğü kötü muamelenin kamu görevlilerinin kasıt ve/veya ihmalinden mi yoksa

salt tutulma koşullarından mı kaynaklandığını açıkça belirtmemiştir.

Dolayısıyla söz konusu iddiaların Anayasa Mahkemesince doğrudan incelenebilmesi

için yeterli bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda somut olayın

koşullarının başvurucunun anılan iddialarının kamu görevlilerinin kasıt ve/veya

ihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair adli ve/veya idari bir

soruşturmayla ortaya konması gerekmektedir (benzer yöndeki bir değerlendirme

için bkz. Mehmet Hasan Altan (2), § 249).

75. Dolayısıyla başvurucunun şikâyetlerini, varsa bu

konudaki kanıtlarını öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

iletmeden, hak ihlali iddialarını öncelikle bu makamların değerlendirmesini,

çözüme kavuşturmasını beklemeden doğrudan Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.

76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru

yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmamasına ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

2. Tutuklamanın hukuki olmamasına ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne

çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi

nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması dolayısıyla

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

6. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ

OLDUĞUNA,

B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemekten

TAMAMEN MUAF TUTULMASINA3/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Muammer TOPAL Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Murat GÜVEN Başvurucu : Dilek ÖZDEMİR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2018/9196, 3 Aralık 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Genel
  10. B. Başvurucuya
  11. IV. İlgili
  12. Hukuk
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine
  16. B. Kötü Muamele
  17. A. 1. Gözaltına almanın hukuki olmamasına ilişkin
  18. B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2018/9196
Tarih
3 Aralık 2020

İlgili Kararlar

  • Buket Baran ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/14999)
  • Hüseyin Demirtaş Başvurusu (B. No: 2017/5401)
  • Yılmaz Taş Başvurusu (B. No: 2018/2617)
  • Nazmi Ömer Pakel ve Melike Coşkunoğlu Başvurusu (B. No: 2018/7363)
  • F.h. Başvurusu (B. No: 2017/34168)
  • Abdullah Zeydan Başvurusu (B. No: 2019/38573)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.