İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Doğan Yüksekbağ ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/1197)

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması,kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri

Başvuru No2014/1197Tarih13 Eylül 2017Okuma19 dk · 3.725 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Doğan Yüksekbağ Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
13 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/1197
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.725 kelime·19 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tutukluluğun makul süreyi aşması,kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri

olmadan tutuklama kararı verilmesi nedenleriyle kişi özgürlüğü ve güvenliği

hakkının; özel yetkili mahkemede yargılama yapılması ve yargılamanın makul

sürede sonuçlandırılmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının; tutukluluk

neticesinde eğitime ara verilmesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal edildiği

iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvurular 29/1/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyonlara sunulmuştur.

4. Komisyonlarca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Anayasa Mahkemesi tarafından konu yönünden hukuki irtibat

nedeniyle 2014/1199, 2014/1200, 2014/1396 numaralı bireysel başvuru

dosyalarının 2014/1197 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine;

2014/1199, 2014/1200, 2014/1396 numaralı bireysel başvuru dosyalarının kapatılmasına,

incelemenin 2014/1197 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine

karar verilmiştir.

7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve

bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen 2014/1197, 2014/1199, 2014/1396 sayılı

başvurular hakkında görüş sunulmayacağını bildirmiştir. Bakanlık, 2014/1200

sayılı başvuru hakkında ise görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular "silahlı

terörörgütüne üye olma" suçunu

işledikleri iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında, 28/2/2011

tarihinde gözaltına alınmış, Kurtalan Sulh Ceza Mahkemesinin 2/3/2011 tarihli

ve 2011/6, 2011/10, 2011/11, 2011/12 sorgu sayılı kararları ile

tutuklanmışlardır. Mahkemenin tutuklama gerekçesi şu şekildedir:

"Kurtalan C.Başsavcılığının

talebinin kabülü ile

şüpheli ....'in üzerineyüklenen

Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği hususunda kuvvetli suç

şüphesinin varlığı,şüphelinin serbest bırakılması

halinde tanık ve başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunabileceği

hususunda somut emarelerin bulunması,kuvvetli suç

şüphesinin varlığı, şüphelinin üzerine atılı suçun CMK nun

100/3.maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşu ve 5271 Sayılı CMK nun 100. maddesinde öngörülen şartların şüpheli açısından

gerçekleşmiş bulunması nedenlerinden ötürü Kurtalan C.Başsavcılığının

istemi de dikkate alınarak şüphelinin CMK nun 100 ve

devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına [karar verildi]."

10. Kurtalan Cumhuriyet Başsavcılığı 2010/1300 soruşturma ve

2011/17 sayılıfezlekeyi Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığına göndermiştir. Fezlekede başvurucularla ilgili şu

değerlendirmelerde bulunulmuştur:

"Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2010/1300 soruşturma sırasında

kayıtlı 10/12/2010 tarihinde ilçemiz 2. nolu sağlık ocağının yanında faili meçhul şahıslar

tarafından kalabalık bir grubun lastik yakarak, molotof

atarak ve taş dizip çöp konteynırı koymak suretiyle yolu trafiğe kapatma,

2010/1362 nolu soruşturma sırasında kayıtlı

27/11/2010 tarihinde kalabalık bir grubun aynı şekilde aynı yerde lastik yakıp

yolu trafiğe kapatarak olaya müdahale için gelen panzere taş atıp zarar

vermeleri, 2011/178 nolu soruşturma sırasında kayıtlı

13/02/2011 tarihinde ihbar üzerine ilçemiz Yayıkdere

Mahallesi küme evleri mevkiinde havai fişek ve molotof

kokteyli malzemelerinin toprağa gömülü şekilde ele geçirilmesi, 2011/179 nolu soruşturma sırasında kayıtlı 15/02/2011 tarihindeilçemiz 304 sokak üzerinde faili meçhul kalabalık

grup tarafından ellerinde bulunan molotof

kokteyllerle eylem hazırlığı içerisinde olan ve kolluk kuvvetlerinin müdahalesi

üzerine kaçan şahısların araştırmalarının yapıldığı,

Araştırmalar devam ederken Kurtalan İlçe

Emniyet Müdürlüğüne kendiliğinden müracaat eden Kurtalan 56 takma isimli gizli

tanığın ifadeleri doğrultusunda tahkikat genişletilerek bahsi geçen eylemleri

PKK/ Kongra Gel terör örgütü adına kendilerini Apocu Gençlik olarak adlandıran yukarıda açık kimlik

bilgileri yazılı şüpheliler ile bu soruşturma dosyasından ayrılan çocuk

şüpheliler tarafından gerçekleştirildiğinin anlaşıldığı,

...

Şüpheli Erdi ÇELİK’in

bahsi geçen eylemleri organize eden grupta yer aldığı ve yukarıdaki eylem ve

faaliyetlerin tümüne katıldığı, yapılan aramada ikametinde örgütsel doküman,

defter, ajanda ve flash bellekte yapılan

incelemelerde yine örgütsel doküman ve fotoğrafların ele geçtiği,

Şüpheli Doğan YÜKSEKBAĞ’ınbahsi geçen

eylemleri organize eden grupta yer aldığı ve yukarıdaki eylem ve faaliyetlerin

tümüne katıldığı, yapılan aramada ikametinde örgütsel yasaklı yurtsever gençlik

dergileri, güneşin sofrasında, özgür yaşamla diyaloglar isimli kitaplar ve

dergiler, yine telefon ve sim kartlarında yapılan incelemede örgütsel

fotoğraflar ve dokümanlar ele geçtiği,

Şüpheli Mehmet YÜKSEKBAĞ’ınbahsi

geçen eylemleri organize eden grupta yer aldığı ve yukarıdaki eylem ve

faaliyetlerin tümüne katıldığı, yapılan aramada ikametinde terör örgütü lideri

Abdullah ÖCALAN’ı övücü mahiyette CD’ler bulunduğu ve

telefonunda şüpheli Uğur Eren’e gönderilmiş “Önder Apo’ya

uygulanan 15 Şubat Uluslararası komployu şiddetle kınıyoruz, kahrolsun 15 Şubat

komplosu” şeklinde mesaj bulunduğunun tespit edildiği,

Şüpheli Fırat KESKİNKAYA’nın bahsi geçen

eylemleri organize eden grupta yer aldığı ve yukarıdaki eylem ve faaliyetlerin

tümüne katıldığı, daha önceden de hakkında terör örgütünün propagandasını

yapmak suçundan hakkında işlem yapıldığı,

Yukarıda açık kimlik

bilgileri yazılı şüphelilerle birlikte bu dosyadan tefrik edilen çocuk

şüphelilerin gerek ilçemizde gerekse ilçemiz dışındaki PKK/Kongra

Gel terör örgütünün propagandasını ve lehine yayınlar yapan internet

sitelerinin belli başlı olayların protesto edilmesi için protesto yürüyüşü,

gösteri, basın açıklaması vb. etkinlikler yönündeki örgütün talimatıyla bu

eylemlerde kısım kısım birlikte boy göstererek

bulunduklarının ve katıldıklarının dosyada bulunan bilirkişi fotoğraf ve incelemelerinden,

beyanlardan anlaşıldığı,

Bu suretle şüphelilerin terör örgütü üyesi oldukları ve terör örgütü

adına fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek organize bir biçimde

terör amacı ile işlenen suçları da işledikleri ve lehlerine ileri sürülebilecek

bir hususa rastlanmadığı anlaşılmakla;

Şüpheliler

hakkında gereğinin takdir ve ifası için soruşturma evrakı, 07.10.2004 tarih ve

5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin

Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkındaki Kanunun 21.maddesi gereğince soruşturma

evrakında yapılması gerekli olan zorunlu ve ivedi işler tamamlandıktan sonra,

fezlekeye bağlı olarak gönderilmiştir..."

11. Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığının 28/6/2011 tarihli iddianamesiyle başvurucular

hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma, terör örgütünün propagandasını yapma,

6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na

muhalefet etme, örgüt faaliyeti çerçevesinde görevli memura görevini

yaptırmamak için direnme, tehlikeli maddeleri izinsiz bulundurma suçlarından

cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamede,

başvurucularla ilgili olarak İnternet inceleme ve tespit tutanakları, görüntü

inceleme ve tespit tutanakları, olay tutanakları, gizli tanık beyanları,

telefon, simkart, flash

bellek ve hafıza kartları inceleme tutanakları, arama ve el koyma tutanakları

gibi delillere dayanılmıştır.

12. Başvurucular hakkındaki dava, Diyarbakır (CMK mülga 250.

maddesi ile görevli) 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 2011/561 sayılı esasına

kaydedilmiştir.

13. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2011/561 sayılı

dosyasında 7/7/2011 tarihinde tensiben

yapılan incelemede başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar

verilmiştir.

14. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 29/11/2013

tarihli duruşmada başvurucuların tutukluluk hâllerinin devamına karar

vermiştir. Başvurucular bu karara itiraz etmişlerdir. İtirazı değerlendiren

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi 13/1/2014 tarihli

kararıyla tutukluluk hâlinin devamına ilişkin kararda bir isabetsizlik

bulunmadığını belirterek itirazın reddine karar vermiştir.

15. Başvurucular29/1/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

16. Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi 7/3/2014

tarihli kararıyla 6/3/2014 tarihli ve 6526 sayılı Terörle Mücadele Kanunu ve

Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un

2. maddesi ile değişik 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece

Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında

Kanun'un 12. maddesi uyarıncagörevsizlik kararı

vererek dosyayı Siirt Ağır Ceza Mahkemesine göndermiştir.

17. Bu karar üzerine dosya Siirt Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/111

sayılı esasına kaydedilmiştir.

18. Siirt Ağır Ceza Mahkemesi, 19/9/2014

tarihinde başvurucuların tahliyesine karar vermiştir.

19. Başvurucuların yargılandığı dava ilk derece mahkemesinde

derdesttir.

IV. İLGİLİ HUKUK

20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 100. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını

gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli

veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama

kararı verilemez.

(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni

var sayılabilir:

a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması

veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.

b) Şüpheli veya sanığın davranışları;

(1) Delilleri yok etme, gizleme veya

değiştirme,

(2) Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde

baskı yapılması girişiminde bulunma,

Hususlarında kuvvetli

şüphe oluşturuyorsa.

(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda

kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:

a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza

Kanununda yer alan;

…

11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine

Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315)

...”

21. 5271 sayılı Kanun’un101. maddesinin

(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Soruşturma

evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh

ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet

savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar

verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının

yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.

(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/97

md.) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu

husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;

a) Kuvvetli suç şüphesini,

b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,

c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,

gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın

içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak

suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir.”

22. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

istemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ilgili bölümü şöyledir:

"Suç soruşturması veya kovuşturması

sırasında;

...

d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde

makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında

hüküm verilmeyen,

...

Kişiler, maddî ve manevî her türlü zararlarını,

Devletten isteyebilirler."

23. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminat

isteminin koşulları" kenar başlıklı 142. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

"Karar veya hükümlerin kesinleştiğinin

ilgilisine tebliğinden itibaren üç ay ve her hâlde karar veya hükümlerin

kesinleşme tarihini izleyen bir yıl içinde tazminat isteminde

bulunulabilir."

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 13/9/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A.Eğitim Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucuların İddiaları

25. Başvurucular; tutuklanmaları nedeniyle eğitimlerine ara

vermek zorunda kaldıklarını, tutuklu yargılanmamaları hâlinde eğitimlerini

tamamlayabileceklerini, tutukluluğa itiraz dilekçelerinde eğitim durumlarını

dile getirmiş olmalarına rağmen, Mahkeme tarafından bu durumun dikkate

alınmadığını belirterek eğitim haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa'nın “Eğitim ve

öğretim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun

bırakılamaz. Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tesbit

edilir ve düzenlenir…”

27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48.

maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Anayasa Mahkemesi açıkça dayanaktan

yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna karar verebilir. Başvurucunun,

temel haklarına yönelik bir müdahalenin olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu

açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir.

28. Başvurucular, silahlı terör örgütüne üye olma suçunu

işledikleri şüphesiyle tutuklanmışlardır.

29. Ceza hukukunda, işlenen suç nedeniyle başlatılan soruşturma

veya kovuşturmanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için bazı koruma tedbirlerine

başvurulması zorunluluk hâline gelebilmektedir. Koruma tedbirleri, 5271 sayılı

Kanun'un "Koruma tedbirleri"

kenar başlıklı dördüncü kısmının 90 ile 144. maddeleri arasında düzenlenmiştir.

Bunlardan yakalama ve gözaltına alma, tutuklama, adli kontrol, arama ve el

koyma, telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi, gizli

soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme gibi tedbirler kişi hürriyetini

kısıtlayan tedbirlerdir (Sebahat Tuncel,

B. No: 2012/1051, 20/2/2014, §§ 29, 30).

30. Şüpheli veya sanığın kanunda belirtilen koşulların

gerçekleşmesi hâlinde özgürlüğünden yoksun bırakılması olarak tanımlanan

tutuklama tedbirinin şartları 5271 sayılı Kanun’un “Tutuklama” kenar başlıklı 100. maddesinde düzenlenmiştir. Bu

düzenlemeye göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair kuvvetli şüphenin

varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde

tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu da belirtilmiştir.

Buna göre (a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini

uyandıran somut olgular varsa (b) Şüpheli veya sanığın davranışları 1.

Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme 2. Tanık, mağdur veya başkaları

üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe

oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Düzenlemede ayrıca işlendiği

konusunda kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlar gösterilmiştir. Aynı maddede işin önemi, verilmesi

beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması hâlinde tutuklama

kararı verilemeyeceği de belirtilmiştir.

31. Somut başvuruda başvurucular, haklarında uygulanan tutuklama

tedbiri dışında eğitim ve öğretim hakkına yapılan kamu gücüne dayalı bir

müdahaleden bahsetmemektedir. Başvurucular, haklarında uygulanan tutuklama

tedbirinin eğitim ve öğretim hakkına bir müdahale olduğunu ve bu hakkın ihlal

edildiğini ileri sürmüşseler de bu tedbir esasen doğrudan kişi özgürlüğünü

sınırlayan nitelikte bir tedbirdir. Başvurucuların eğitim ve öğretim hakkına

yönelik olarak mahkemece doğrudan bir karar alınmamış, başvurucuların eğitim ve

öğretim hakkına doğrudan bir müdahalede bulunulmamıştır. Mahkeme, başvurucular

hakkında verdiği tutuklama tedbiri ile kişi özgürlüğünü kanunlar kapsamında

sınırlamıştır. Uygulanan tutuklama tedbiri nedeniyle başvurucuların eğitim ve

öğretim hakkı dolaylı olarak etkilenmiştir.

32. Açıklanan nedenlerle başvurucunun eğitim hakkının ihlali

iddialarına ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu

kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

1. Tutuklamanın Hukuki Olmadığına İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

33. Başvurucular, kuvvetli suç şüphesi olmadan

tutuklandıklarını, tutuklanmalarına neden olan gizli tanık ifadelerinde

belirtilen hususların somut bir bilgi ve belgeye dayanmadığını, katıldıkları

eylemlerin ve etkinliklerin yasal faaliyetler olduğunu, tutukluluklarını haklı

gösterecek yeterli delil ve makul şüphe olmadığını ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

34. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

özgürlüğü ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikinci

ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

35. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında suçluluğu

hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin; ancak kaçmaları, delilleri yok

etmeleri veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı

zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla

tutuklanabilecekleri hükme bağlanmıştır. Buna göre bir kişinin tutuklanabilmesi

öncelikli olarak suç işlediği hususunda kuvvetli belirti bulunmasına bağlıdır.

Bu, tutuklama tedbiri için aranan olmazsa olmaz unsurdur. Bunun için suçlamanın

kuvvetli sayılabilecek inandırıcı delillerle desteklenmesi gerekir. İnandırıcı

delil sayılabilecek olgu ve bilgilerin niteliği büyük ölçüde somut olayın

kendine özgü şartlarına bağlıdır (Mustafa

Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, §

72).

36. Ancak bu nitelemeye bağlı olarak kişinin suçla itham

edilebilmesi için yakalama veya tutuklama anında delillerin yeterli düzeyde

toplanmış olması mutlaka gerekli değildir. Zira tutukluluğun amacı, yürütülen

soruşturma ve/veya kovuşturma sırasında kişinin tutuklanmasının temelini

oluşturan şüphelerin doğruluğunu kanıtlayarak veya ortadan kaldırarak adli

süreci daha sağlıklı bir şekilde yürütmektir. Buna göre suç isnadına esas

teşkil edecek şüphelere dayanak oluşturan olgular ile ceza yargılamasının

sonraki aşamalarında tartışılacak olan ve mahkûmiyete gerekçe oluşturacak

olguların aynı düzeyde değerlendirilmemesi gerekir (Mustafa Ali Balbay, § 73).

37. Tutukluluk, 5271 sayılı Kanun'un 100. ve devamı maddelerinde

düzenlenmiştir. 100. maddeye göre kişi ancak hakkında suç işlediğine dair

kuvvetli şüphelerin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin

bulunması hâlinde tutuklanabilir. Maddede tutuklama nedenlerinin neler olduğu

da belirtilmiştir. Buna göre (a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya

kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa, (b) Şüpheli veya sanığın

davranışları; 1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, 2. Tanık, mağdur

veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında

kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutukluluk kararı verilebilecektir. Kuralda ayrıca

işlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması hâlinde tutuklama nedeninin

varsayılabileceği suçlar bir liste hâlinde belirtilmiştir (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 46).

38. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre bir kişi

-suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunmak koşuluyla- hakkında dava açmak

için gerekli delillerin tespiti amacıyla tutulabilir. Tutmanın amacı ayrıca

kişi hakkındaki şüpheleri teyit etmek veya çürütmek suretiyle ceza

soruşturmasını ilerletmektir (Dursun Çiçek, B.

No: 2012/1108, 16/7/2014, § 87).

39. İlk tutuklamaya ilişkin yargısal denetimde, kişinin bir suç

işlemiş olabileceğine dair inandırıcı nedenlerin bulunup bulunmadığıyla ve

özgürlükten yoksun bırakmanın bu bağlamda hukukiliğiyle sınırlı bir inceleme

yapılmaktadır. Bu kapsamda bir suçun işlenmiş olabileceğine ilişkin ciddi

belirtilerin varlığı ilk tutma bakımından yeterli olabilir (Hikmet Kopar ve diğerleri, B. No:

2014/14061, 8/4/2015).

40. Başvurucular 28/2/2011 tarihinde

gözaltına alınmışlar, Kurtalan Sulh Ceza Mahkemesinin 2/3/2011 tarihli kararlarıylasilahlı terör örgütüne üye olma suçundan

tutuklanmışlardır. Mahkemece başvurucuların tutuklanmasına karar verilirken

kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut olguların bulunduğu

belirtilmiş; serbest bırakılmaları hâlinde tanık ve başkaları üzerinde baskı

yapılması girişiminde bulunabilecekleri hususunda somut emarelerin bulunması,

üzerlerine atılı suçun katalog suçlardan oluşması, 5271 sayılı Kanun'un 100.

maddesinde öngörülen şartların başvurucular açısından gerçekleşmiş bulunması

nedenlerine dayanılmıştır. Dava dosyası, iddianame ile başvuruculara isnat

edilen eylemler ve başvurucular hakkında verilen tutuklama kararındaki

gerekçeler birlikte değerlendirildiğinde başvurucuların suç işlemiş

olabileceğinden şüphelenilmesi için inandırıcı delillerin bulunduğu sonucuna

varılmıştır.

41. Açıklanan nedenlerle tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasına

ilişkin olarak bir ihlalin olmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Tutukluluğun Makul Süreyi Aştığına İlişkin

İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

42. Başvurucular, tutukluluk

hâllerinin devamına ilişkin kararların ve tutukluluğa itiraz incelemesi sonunda

verilen kararların matbu gerekçelerle hukuki ve somut hiçbir delil

gösterilmeden verildiğini, tutukluluğunmakul süreyi

aştığını, bir tedbir yöntemi olarak düzenlenen tutuklamanın, düzenlenme amacına

aykırı olarak adeta cezalandırma aracına dönüştüğünü ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

43.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesi

şöyledir:

"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır."

44. 6216 sayılı Kanun'un "Bireysel

başvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

45. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğince

Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği Anayasa

Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 17).

46. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azami

süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurular

bakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla başvurucu tahliye

edilmiş ise asıl dava sonuçlanmamış da olsa (ilgili Yargıtay içtihatlarına atıf

yaparak) 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânının

tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Erkam Abdurrahman Ak, B. No: 2014/8515, 28/9/2016, §§ 48-62; İrfan

Gerçek, B. No: 2014/6500, 29/9/2016,§§ 33-45).

47. Somut olayda bireysel başvuruda bulunduktan sonra 19/9/2014 tarihinde tahliyesine karar verilen başvurucuların

tutukluluğunmakul süreyi aştığına ilişkin iddiası,

5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada da incelenebilir.

Nitekim Anayasa Mahkemesi içtihatları, bu kapsamdaki taleplerle ilgili olarak

davanın esasının sonuçlanmasına gerek olmadığı yönündedir. Bu madde kapsamında

açılacak dava sonucuna göre başvurucuların tutukluluğununmakul

süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucular lehine

tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucuların durumuna uygun telafi

kabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu ve bu olağan başvuru yolu

tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun "ikincil

niteliği" ile bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır.

48. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

C. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Tarafsızve Bağımsız Mahkemelerde Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

49. Başvurucular özel yetkili

mahkemelerin bağımsız ve tarafsız olmadığını, özel yetkili mahkemelerin antidemokratik

olmaları nedeniyle kapatıldığını, bu mahkemelerin hukuki kaygılarla değil

devletin birliği ve bütünlüğü kaygısıyla hareket ettiklerini belli suçlar için

ayrı mahkeme kurulmuş olmasının ve bu mahkemelerin diğer suçlara bakan

mahkemelerden ayrı yetkilere sahip olup ayrı yasaları uygulamalarının,

tarafsızlığını ve bağımsızlığını zedelediğini belirterekadil

yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

50. 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası

uyarınca ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için

kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel

başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.

51. Başvurucuların özel yetkili mahkemelerde yargılama yapılması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin

şikâyetlerini ilk derece mahkemelerinde devam eden yargılama süreçlerinde ve

sonrasında istinaf ve temyiz aşamasında ileri sürebilme ve ileri sürmüş ise bu

şikâyetlerin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır. Bu çerçevede

başvurucular tarafından derece mahkemelerinin, hakkındaki yargılama ve

istinaf/temyiz süreçleri beklenmeden yargılama sürecindeki adil yargılanma

hakkı ihlali şikâyetlerinin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.

52. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemeleri ve

istinaf/temyiz mercileri önünde usulüne uygun olarak devam eden başvuru yolları

tüketilmeden temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddiasının bireysel

başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

a. Başvurucuların

İddiaları

53. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Değerlendirme

i. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

54. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

ii. Esas Yönünden

55. Ceza yargılamasının süresi tespit edilirken sürenin

başlangıç tarihi olarak bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirildiği veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi birtakım tedbirlerin uygulandığı tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak

ise suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği, yargılaması devam eden

davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (B.E.,

B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 34).

56. Ceza yargılamasının süresinin makul olup olmadığı

değerlendirilirken yargılamanın karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların

ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın

süratle sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate

alınır (B.E., § 29).

57. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında hâlen ilk derece mahkemesinde devam edilen

davada yaklaşık yedi yıllık yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak

gerekir.

58. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

59. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir.”

60. Başvurucular; 50.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

61. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

62. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında -yargılamadaki sanık sayısı da dikkate alınarak- her bir

başvurucuya net 7.200 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

63.Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar

verilmesi gerekir.

64. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL başvuru

harcının başvuruculara ayrı ayrı ödenmesine, 1.800 TL vekâlet ücretinin ise

başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Eğitim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutuklamanın

hukuki olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında tutukluluğun

makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

4. Adil yargılanma hakkı kapsamında tarafsız ve bağımsız

mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

5. Adil yargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvuruculara ayrı ayrı net 7.200 TL manevi TAZMİNAT

ÖDENMESİNE, başvurucuların tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. 206,10 TL başvurucu harcının AYRI AYRI, 1.800 TL vekâlet

ücretinin MÜŞTEREKEN BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Siirt 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2014/111)

GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 13/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar

ÖZGÜLDÜR

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör Yrd.

:

Yusuf Enes

KAYA

Başvurucular

:

1. Doğan

YÜKSEKBAĞ

2. Erdi

ÇELİK

3. Mehmet

YÜKSEKBAĞ

4. Fırat

KESKİNKAYA

Vekili : Av. Rehşan BATARAY SAMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/1197, 13 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. B. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal
  9. C. Adil Yargılanma
  10. D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  12. Yıldırım
  13. Özgüldür
  14. Topal
  15. M. Emin KUZ
  16. Kaya
  17. Yüksekbağ
  18. Çelik
  19. Yüksekbağ
  20. Keskinkaya
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/1197
Tarih
13 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Ömer Bahar Başvurusu (B. No: 2014/4573)
  • Yusuf Dilekçi Başvurusu (B. No: 2014/12026)
  • Günay Devecioğlu Başvurusu (B. No: 2014/16387)
  • Ahmet Acar Başvurusu (B. No: 2014/19936)
  • Murat Erkanlı Başvurusu (B. No: 2014/12346)
  • Zekiye Yeşilyurt Başvurusu (B. No: 2014/6981)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.