İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ekrem Bora Başvurusu (B. No: 2014/14970)

30229

Başvuru No2014/14970Tarih21 Eylül 2017Okuma26 dk · 5.192 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ekrem Bora Başvurusu

Karar tarihi
21 Eylül 2017
Başvuru Numarası
2014/14970
R.G. Tarih ve Sayı
3/11/2017 -
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.192 kelime·26 dk okuma·19 bölüm

30229

İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ölüm olayının etkili bir şekilde soruşturulmaması

nedeniyle yaşama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 3/9/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, başvuru hakkında görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru dilekçesi ve ekleri ile onaylı suretleri Ulusal Yargı

Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla Arhavi Cumhuriyet Başsavcılığı

tarafından gönderilen soruşturma dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu 10/3/2014 tarihinde Artvin ili Arhavi ilçe

merkezindeki bir otel odasında başından vurulmuş vaziyette bulunan ve akabinde

kaldırıldığı hastanede yaşamını yitiren 1987 doğumlu M.B.nin

babasıdır.

9. Başvurucunun oğlu M.B., bireysel başvuru ve soruşturma

dosyasına yansıdığı kadarıyla olay tarihinden yaklaşık on beş yirmi gün önce

Y.Z.P. adlı bir kişi ile Konya'dan Arhavi'ye gitmiştir. M.B., Arhavi'de Y.Z.P.

adlı kişinin işlerine yardımcı olarak geçimini sağlamaya çalışmış ve burada

bulunduğu dönemde E. Otelinde kalmıştır. Otel kayıtlarına göre Y.Z.P. adlı kişi

daha önce de bu Otelde kalmışsa da M.B. bu Otelde ilk kez 17/2/2014 tarihinde

kalmıştır. Kayıtlara göre M.B. 25/2/2014 ile 1/3/2014 ve 6/3/2014 ile 10/3/2014

tarihleri arasında da anılan otelde kalmıştır.

10. M.B. 10/3/2014 tarihinde saat 23.40 sıralarında Otelin 24

numaralı odasında başından vurulmuş vaziyette Y.Z.P. adlı kişi tarafından

bulunmuştur.

11. Otel resepsiyonunda görevli olan K.Y. saat 23.40 sıralarında

155 Polis İmdat hattını arayarak olayı polise bildirmiştir. Olay yerine intikal

eden polis ekipleri, M.B.nin hayati fonksiyonlarının

devam ettiğini fark etmiştir.

12. Bunun üzerine derhâl 112 Acil Servis hattı aranmış ve olay

yerine bir ambulansın gönderilmesi istenmiştir. M.B., saat 23.45'te olay yerine

intikal eden 112 Acil Servis ambulansı ile Arhavi Devlet Hastanesine

götürülmüştür.

13. Genel durumu kötü ve bilinci kapalı bir şekilde Arhavi

Devlet Hastanesine götürülen M.B., burada yapılan acil müdahale sonrası daha

ileri tetkik ve tedavi için Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk

edilmiştir.

14. M.B., bunun üzerine Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma

Hastanesine götürülerek bu Hastanenin Nöroloji Yoğun Bakım Servisine

yatırılmıştır.

15. M.B.nin el svapları,

Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yoğun Bakım Servisinde tedavi

gördüğü sırada Cumhuriyet savcısının talimatları doğrultusunda alınmıştır. M.B.nin el svaplarının alındığına

dair tutanağın düzenlenme tarihi 11/3/2014 olup saati 04.15'tir.

16. M.B., tedavi gördüğü Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma

Hastanesinde11/3/2014 tarihinde saat 10.00 sıralarında yaşamını yitirmiştir.

17. Olay yerine ilk intikal eden polis ekiplerince düzenlenen

11/3/2014 tarihli (saat 01.30) olay ve araştırma tutanağında özetle M.B.nin kaldığı odanın kapısının arkadan kilitli hâldeyken

kırılmış olduğu, M.B.nin girişe göre karşı tarafta

bulunan yatak üzerinde ateşli silah ile vurulmuş vaziyette sırtüstü yatar

şekilde olduğu ve hayati fonksiyonları devam eden M.B.nin

hastaneye kaldırıldığı belirtilmiştir. Olay ve araştırma tutanağında ayrıca

olay yerine intikal edildiğinde Y.Z.P. adlı şahsın olayın şoku ile resepsiyonda

bulunan koltukta oturduğunun görüldüğü, konu ile ilgili ifadesi alınmak üzere

şahsın Polis Merkezi Amirliğine götürüldüğü ifade edilmiştir. Tutanakta; olayın

meydana geldiği Otelin içindeki ve dışındaki kameraların uzun süredir arızalı

olduğu, bu sebeple olay anını gösterir herhangi bir kamera kaydının

bulunamadığı da belirtilmiştir.

18. Olay yerine ilk gelen polis ekipleri, nöbetçi Cumhuriyet

savcısını olay hakkında bilgilendirmiştir. Bunun üzerine Cumhuriyet savcısı,

olay yeri inceleme ekibinin gerekli teknik çalışmalara başlamasını istemiş;

delillerin tespiti ve muhafazası için gerekli tedbirlerin alınması talimatını

vermiştir.

19. Olay yeri inceleme ekibinin olay yerinde yaptığı inceleme

neticesinde hazırladığı olay yeri inceleme raporu şöyledir:

"Olayın (…)24 nolu

odada meydana geldiği bilgisinin alınması üzerine buraya geçildi.24 nolu odanın kapısının ahşap olduğu, kapının kırılmış

olduğu, kapı kilit dilinin dışarıda olduğu, kapının karşısında bir adet yatak

olduğu, yatağın üzerinde yoğun miktarda kırmızı renkli sıvı olduğu, bu sıvının

yanında bir adet kovan olduğu, yatağın ayak kısmında üzerinde “B...” ibareli

bir adet telefon olduğu, yatağın yan tarafında bir adet silah olduğu, silahın

horozunun kurulu olmayıp namlu ağzında da mermi olmadığı, şarjörünün boş olduğu

görüldü. Olayın gerçekleştiği odanın banyo-wc

kapısının pvc doğrama olduğu, kapının alt kısmında

bir adet mermi giriş çıkış deliği olduğu, kapı üzerine yapışmış halde kıl

parçalarının olduğu, banyo içerisine girildiğinde kapının üzerinde bulunan

mermi çıkış deliğinin hizasındaki duvar üzerinde bir adet mermi sekme izi

olduğu, banyo kapısının sol tarafında zemin üzerinde bir adet çekirdek olduğu,

banyo kapısı önünde bulunan çöp kovası içerisinde sigara izmaritlerinin olduğu

görüldü. Silah üzerinde yapılan vücut izi incelemesinde herhangi bir bulguya

rastlanılmadı. Maktulün eşyalarının 25 numaralı odada olduğu bilgisinin

alınması üzerine bu odaya geçilerek şahsa ait siyah valiz ve odada yapılan

incelemede herhangi bir bulguya rastlanılmadı. Olay yerinden alınan bulgular

usulüne uygun olarak transfer edilerek tanımları delil bulgu listesinde,

konumları olay yeri krokisinde belirtilmiştir. Olay yerinin bu haliyle fotoğrafları

çekilerek olayın tanığı olduğu beyan edilen Y.Z.P. isimli şahsın el svapları alınmak üzere Arhavi Polis Merkezine gidilmiş,

burada şahsın her iki eline ait el svapları alınarak

incelemeye son verilmiştir."

20. M.B.nin yaşamını yitirmesi üzerine

12/3/2014 tarihinde ölü muayene işlemi gerçekleştirilmiştir. Ölü muayene

işlemine katılan adli hekim, kesin ölüm sebebinin klasik otopsi işlemi

yapılarak tespit edilmesinin yerinde olacağını belirtmiştir. Bunun üzerine

kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla aynı tarihte klasik otopsi işlemi

gerçekleştirilmiş ve otopsi sırasında cesetten kimyasal tetkik için kan, göz

içi sıvısı ve idrar alınmıştır. Otopsi sonucunda hazırlanan 14/4/2014 tarihli

raporun ilgili kısmı şöyledir:

" (...)

1- Sağ temporal

bölgede cilt üzerinde hafif is bulaşığı bulunan, altında beyin dokusunun

görüldüğü 1,5 cm çapında ateşli silah mermi çekirdeği giriş yarası,

2- Sol temporal

bölgede düzensiz kenarlı 2x1 cm lik ateşli silah

mermi çekirdeği çıkış yarası görüldü.

(...)

SONUÇ

(...)

2- Kimyasal incelemede alkol,

uyutucu-uyuşturucu ve sistematik toksik madde

saptanmadığı,

3- Kişinin vücudundan ateşli silah ürünü elde

edilmediği,

4- Kişinin vücudunda 1 (bir) adet ateşli silah

ürünü giriş ve 1 (bir) adet ateşli silah ürünü çıkış yarası tespit edilmiş olup

yaralanmanın tek başına öldürücü nitelikte olduğu,

5- Giriş deliği etrafında cilt üzerinde ve

cilt altında barut is ve asarına rastlanıldığı cihetle atışın bitişik veya

bitişiğe yakın atış mesafesinden yapılmış olduğu,

6- Kişinin ölümünün; ateşli silah

yaralanmasına bağlı kafatası kırıkları ile birlikte beyin kanaması ve beyin

doku harabiyeti sonucu meydana gelmiş olduğu

kanaatini bildirir raporudur."

21. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınan

tabanca ile tabancanın şarjörü, ayrıca olay yerinde bulunan kovan ile mermi

çekirdeği gerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Erzurum Kriminal

Polis Laboratuvarı Müdürlüğüne gönderilmiştir. Erzurum Kriminal

Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 21/3/2014 tarihli uzmanlık raporunda; olay

yerinde bulunan tabancanın ateş etmeye mani mekanik herhangi bir arızasının

bulunmadığı, yapılan deneme atışlarında fişeklerin patladığının görüldüğü,

incelenmek için gönderilen 9x19 mm çap ve tipindeki kovan ile aynı çaptaki

mermi çekirdeğinin olay yerinde bulunmuş tabanca ile atılmış olduğu tespitleri

yapılmıştır.

22. Yine Erzurum Kriminal Polis

Laboratuvarı Müdürlüğünce hazırlanan 21/3/2014 tarihli uzmanlık raporunda, M.B.

ve Y.Z.P.ye ait sağ ve sol el içi ile el üstlerinden alındığı belirtilen svaplar üzerinde atış artıklarına rastlanmadığı

belirtilmiştir.

23. Kolluk görevlileri 11/3/2014 tarihinde saat 15.58’de Y.Z.P.

adlı kişinin şüpheli sıfatıyla ifadesini almıştır. İfadenin ilgili kısmı

şöyledir:

"M.B. isimli şahısla yaklaşık olarak 45

gün kadar önce memleketim olan Konya iline gittiğim zaman (...) bir meyhanede

arkadaş ortamında tanıştım. M.B. bana ailesinden ayrı yaşadığını, babasının

emekli polis memuru olduğunu, geçimini insanları dolandırarak sağladığını,

başının bu yüzden belada olduğunu, en son olarak Konya ilinde bulunan bir

mobilya mağazasından ikinci el bir yatak odası satın aldığını, Mevlüt ismindeki taksici bir arkadaşı ile aynı evde

kaldıklarını, yatak odasının parasını ödemediğinden dolayı şahısların kendisini

öldürmekle tehdit ettiklerini ve bu yüzden Konya ilinden uzaklaşmak istediğini

söyledi. Ben (...) benim yanımda çalıştığı takdirde yalnızca harçlığını ve otel

masraflarını karşılayabileceğimi, bu şartlarda yanımda gelebileceğini söyledim.

O da kabul ederek benimle 15-20 gün kadar önce Artvin-Arhavi’ye geldi.

Arhavi’ye geldiğimizde benim daha önceden kalmış olduğum E. otele yerleştik.

Ben Artvin ilinde yaklaşık olarak 10 yıldır ticaret ile uğraşmaktayım. (...) Şu

an geçimimi büyük şehirlerde bulunan spot mağazalarından ucuza eşya satın

alarak ve bu eşyaları satarak geçimimi sağlamaktayım. Arhavi'de bulunduğumuz

süre zarfında arkadaşım olan M.B.yi alacaklarımı

alması için birkaç ile gönderdim. M.B. bana borcu olan şahıslardan paralarımı

alarak getirdi. (...) M.B., benim ile birlikte olduğu zamanlarda sürekli olarak

Konya ilinde olan kız arkadaşı ile telefonla görüşüyordu ancak ben aralarındaki

konuşmalara hiç şahit olmadım. M.B., bana bazı zamanda Konya'da olan ablaları

ile de konuştuğunu fakat aralarının iyi olmadığını söylüyordu. M.B., Konya'da

yaşadığı olaylardan dolayı sürekli tedirgindi. Bana isimlerini söylemediği

şahıslar tarafından öldürüleceği korkusu ile Konya iline gidemediğini

söylüyordu. Benim bildiğim kadarıyla da M.B. üzerinde sürekli olarak ya bıçak

ya da tabanca taşıyordu. Ben bazı zamanlarda da üzerinde silah taşıdığını

görüyordum fakat kendisine herhangi bir şey söylemedim. 10.3.2014 günü öğlen

saatlerinde uyandık, otelde kahvaltı yaptık. Ben kaldığım oda temizleneceği

için ve o gün otelden ayrılacağımdan dolayı kendime ait içerisinde bana ait

kıyafetler olan kırmızı siyah renkli çantamı odadan alarak resepsiyonun oraya

bırakacağım zaman M.B. de kendisine ait içerisinde tabancası olan siyah renkli

el çantasını benim çantamın büyük bölümüne koymuştu. Fakat kendi el çantasını

bir ara almıştı, tekrar el çantasını benim çantamın içine koymuş ama ben

görmedim. Otelde bulunduğumuz sırada saat 18.00sıralarında resepsiyon görevlisi

Sinan isimli şahıs at yarışı kuponu hazırlıyordu, ben kendisine bir kupon da

bize hazırla oynayalım dedim. Sinan bize bir kupon hazırladı, biz de kuponu

yatırdık ve at yarışını televizyondan seyretmeye başladık. Yarış saat 21.00

sıralarında bitti, ben M.B.ye hadi otelden çıkıp dolaşalım dedim. Arhavi

içerisinde biraz yaya olarak gezdik ve benim sürekli olarak gittiğim T. isimli

meyhaneye geldik. Burada bir müddet alkol aldık. Alkol aldıktan sonra M.B.

bugüne kadar ailesiyle yaşadıkları olumsuzlukları, Konya ilinde (...) 20.000

(yirmi bin) TL.nin üzerinde borcu olduğunu, bu yüzden

intihar edeceğini söyleyince ben sinirlendim ve elimi kaldırarak 20.000 TL için

adam kendini öldürür mü diyerek zorla masaya oturtturdum. Ben M.B.nin T. isimli meyhanede bana abi ben kendimi

öldüreceğim demesi sonrasında silah üzerinde mi diye kontrol ettim, silah üzerinde

değildi. Bana yemin ederek dayı üzerimde silah yok dedi. Bir müddet sonra

hesabı ödeyerek oradan ayrıldık ve yaya olarak otele doğru yürümeye başladık.

Ben bu esnada Hopa'dan tanıdığım taksici bir arkadaşı beni alması için aradım

fakat Trabzon'da olduğunu söyledi. Biz yaya olarak otele geldik. Benim amacım

kendisine zarar vermesini önlemek için siyah el çantasının içindeki silahı

alarak Hopa'ya gitmekti. Otelin içerisine önde ben arkamda M.B. giriş yaptık.

Ben resepsiyona giderek otelde sadece M.B.nin

kalacağını söyleyerek parasını ödedim. Gündüzden resepsiyon girişine bıraktığım

kırmızı siyah renkli çantamı almak için yöneldiğimde çantanın yerinde

olmadığını gördüm ve resepsiyon görevlisine çanta nerede diye sordum, O da bana

çantayı M.B.nin alarak odaya gittiğini söyledi. Ben

de bunun üzerine M.B.nin silahını benim çantamın

içerisine tekrar koymuş olduğunu bildiğim için kendisine zarar vereceği

düşüncesiyle hemen odaya doğru koştum. M.B.nin

bulunduğu 24 numaralı odanın kapısı kilitli idi. M.B.ye kapıyı aç diyerek

kapıya vurdum, açmayınca omuzunla kapıyı kırdım, içeri girdiğimde M.B. yatağın

üzerinde oturuyordu, elinde kendisine ait tabanca vardı, tabancayı başının sağ

tarafına doğru tutarak bana hitaben “DAYI GÜLE GÜLE” diyerek tabancayı

ateşledi, ben kafasındaki kanı görünce şoka girdim, kapının hemen önündeki bana

ait olan çantayı refleks ile aldığımı hatırlıyorum, oradan resepsiyon bölümüne

geçtim. Bu sırada yanıma gelen resepsiyon görevlisi ne olacak ne olacak diye

panik halinde bana sordu, ben de polisi ve ambulansı ara dedim. Kısa süre sonra

da polisler ve ambulans geldi, odada yaralı olan M.B.ye müdahale ederek

hastaneye kaldırdılar. Benim bildiğim kadarı ile M.B. ailesi ile olan

problemleri ve piyasaya olan borçlarından dolayı kendisine ait tabancası ile

intihara kalkıştı. Ben kendisine engel olmak istedim fakat bir anlık boşluktan

faydalanarak bu olayı gerçekleştirdi."

24. Kolluk görevlileri 11/3/2014 tarihinde Otel resepsiyonunda

görev yapan K.Y. adlı kişinin tanık sıfatıyla ifadesini almıştır. K.Y.nin ifadesi okunabildiği kadarıyla şöyledir:

"E. otelde resepsiyonist

olarak görev yapmaktayım. 10.3.2014 günü saat 23.30 sıralarında otel

müşterilerimizden M.B. [okunamadı] bana iyi geceler dileyip resepsiyonda

bulunan bavulunu alarak odasına gitti. Ben resepsiyon vardiyamı [okunamadı] teslim

aldım. Vardiyayı teslim aldığım arkadaş bana bavulun M.B.ye ait olduğunu ve

gece [okunamadı] teslim alacağını söylemişti. M.B.nin

resepsiyonla aynı katta bulunan 24 numaralı odasının [okunamadı] anahtarla

kapattığını ben oturduğum resepsiyon masasından duydum. M.B.nin

odasına gitmesinin ardından 3-5 dakika sonra dayısı Y.Z.P. koşarak resepsiyona

geldi ve çantayı sordu. Kendisine çantayı yeğeninin aldığını söyledim. Y.Z.P.

yanımdan ayrılarak M.B.nin odasına gitti ve kapıyı

çaldı. Y.Z.P. sertçe vurmaya ve içeride bulunan M.B.ye sürekli kapıyı açması

için bağırıyordu. Ses tonu ve kapıyı vurma şiddeti artınca bulunduğum yerden

kalkarak Y.Z.P.nin yanına gittim. Kendisini saatin

geç olduğu ve otelde çalışanların rahatsız olabileceği yönünde ikaz ettim. Kendisi

sakinleşerek bir sorunun olmadığını söyledi. Ben de yanından ayrıldım ve

resepsiyonda [okunamadı] oturdum. Masama yerleştiğim anda M.B.nin

odasından bir el silah sesi duyuldu. Silah sesinin duyulması ile birlikte

Y.Z.P., M.B.nin kalmakta olduğu kapıya omuz atarak

kırdı. Kendisi kapının eşiğinden içeri baktı ve bir adım geri çekildi. Ben

hemen yanına gittim. Y.Z.P. elini başına koyarak “kendini vurdu” diyerek geri

çekildi ve yere çöktü. Kapıdan içeri baktığımda kapının karşısında bulunan

yatağın üzerinde M.B.yi yatar vaziyette gördüm. M.B.

[okunamadı] sırtüstü yatar vaziyetteydi. Hemen yanımda bulunan cep telefonumdan

155’i arayıp [okunamadı] vererek yardım istedim. Y.Z.P. olayın etkisiyle şoka

girmiş gibi görünüyordu, [okunamadı] sürekli sigara içiyor ve konuşamıyordu.

Kısa bir süre sonra polis ekipleri ve 112 ekipleri otele geldiler. M.B.

06.03.2014gününden beri otelimizde kalmaktadır. Y.Z.P. [okunamadı] otelimizde

kalmıştır. Y.Z.P. uzun süredir otelimize gelip gitmektedir. Kendisinin

[okunamadı] bilgim yoktur, nerede çalıştıkları ne için burada oldukları

hakkında bilgim yoktur. [okunamadı] Akrabalık ilişkisini kendi beyanları

doğrultusunda biliyorum, gerçekliği hakkında bilgim yoktur. [okunamadı]olayla

ilgili olarak tüm bilgi ve görgüm bunlardan ibarettir."

25. Kolluk görevlileri 11/3/2014 tarihinde T. adlı birahanenin

sahibi O.K. ile burada garson olarak çalışan A.S. adlı kişinin tanık sıfatıyla

ifadesini almıştır. O.K. ile A.S. birbiriyle örtüşen ifadelerinde özetle M.B.

ile Y.Z.P.nin en son 10/3/2014 tarihinde saat

21.15-21.20 sıralarında Birahaneye gelerek tavuk şiş, çerez, börek, yoğurt,

rakı ve iki servis tabağı ile iki adet içki bardağı istediklerini, daha önceden

de dört beş defa gelen M.B.nin genel olarak fazla

alkol almadığını hatta bir defasında içki içmediğini, dün ise iki rakı bardağı

istediklerini, bu kişiler arasında yüksek sesle konuşmaların olmadığını, bu

kişilerin birbirlerine el kol ile vurduklarını ya da hakaret ettiklerini

görmediklerini, hesabı Y.Z.P.nin ödediğini, önceki

gelişlerinde de hesabı sürekli Y.Z.P.nin ödediğini

belirtmişlerdir.

26. Soruşturma kapsamında 30/4/2014 tarihinde başvurucunun

müşteki sıfatıyla ifadesi alınmıştır. Başvurucu özetle oğlu ile birlikte

yaşamadığını, oğlunun ayrı bir ev tuttuğunu, şüpheli Y.Z.P.nin

oğlunun arkadaşı olduğunu, oğlunu Arhavi'ye bu kişinin götürdüğünü fakat niye

götürdüğünü bilmediğini, daha sonra yapmış olduğu araştırmalarda bu kişinin

silah kaçakçısı olduğunu duyduğunu, bu kişinin belki de oğlunu silah

kaçakçılığı yaptırmak için Arhavi'ye götürdüğünü, oğlunun borçlarını kafaya

takan biri olmadığını, borçların çoğunu kendisinin ödediğini, birkaç defa

oğluna para gönderdiğini, oğlunun intihar ettiğine inanmadığını, bu olayı Y.Z.P.nin yapmasından ya da yaptırmasından şüphelendiğini belirtmiştir.

27. Arhavi Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma kapsamında elde

ettiği verileri dikkate alarak M.B.nin ölüm olayı ile

ilgili olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"(...)

Bu bağlamda 10/03/2014 tarihinde maktul M.B.nin ölümü ile ilgili yapılan soruşturma ile ilgili,

öncelikle olayın intihar mı, yoksa kasten adam öldürme mi olduğu noktasında

yapılan değerlendirmede, olayın görgü tanığı otel görevlisi K.Y.nin

yukarıda özetlenen beyanları, şüpheli Y.Z.P.nin

beyanları, Trabzon Adli Tıp Grup Başkanlığınca düzenlenen otopsi raporunda

maktulün bitişik veya bitişiğe yakın mesafeden yapılan atışla hayatını

kaybettiğinin belirtilmesi, olaydan hemen sonra Arhavi İlçe Emniyet

Müdürlüğünce düzenlenen tutanaklar ile Olay Yeri İnceleme ekibince düzenlenen

raporun değerlendirilmesi neticesinde olayın intihar olduğunun anlaşıldığı,

Şüpheli Y.Z.P. hakkında intihara yönlendirme

eyleminden yürütülen soruşturmada, yukarıda belirtilen deliller kapsamında

yapılan değerlendirmede, şüpheli Y.Z.P.nin maktulü

intihara yönlendirdiğine ilişkin dava açmaya yeterli nitelikte delil

bulunmadığının anlaşılması nedeniyle, 10/03/2014 tarihinde meydana gelen maktul

M.B.nin ölümü olayı ile ilgili ve şüpheli Y.Z.P.

hakkında açıklanan nedenlerle kamu adına ek kovuşturma yapılmasına yer

olmadığına,

(...) karar verildi."

28. Başvurucu, anılan karara itiraz etmiştir. Başvurucu,

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın eksik tahkikat ve inceleme sonucu

verildiği gerekçesiyle bu kararın kaldırılarak şüpheli ya da şüpheliler

hakkında kamu davası açılması talebinde bulunmuştur. Başvurucu 23/6/2014

tarihli dilekçesinde özetle oğlunun kesinlikle intihar etmediğini, oğlunun bir

çete ya da şebeke tarafından tasarlanarak öldürüldüğünü, oğlunun intihar edecek

bir yapıda olmadığını ifade etmiştir. Başvurucu; soruşturma kapsamında alınan

ifadelerin çelişkili olduğunu, Y.Z.P.nin beyanına

göre oğlunun içinde tabanca bulunan çantayı resepsiyondan alarak bu tabancayı

ateşlemek suretiyle intihar ettiğini, içinde tabanca bulunan bir çantanın

resepsiyona bırakılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şüphelinin

ifadesindeki diğer bir yalanın ise kapıyı kırması olduğunu, olağan hayat

koşullarında kapı açılmıyor diye kimsenin hemen kapıyı kırmayacağını, beyanlara

göre resepsiyon ile odanın yakın mesafede olduğunun anlaşıldığını, böyle bir

durumda normal bir insan davranışının resepsiyondan yedek anahtarı alıp kapıyı

açmak olduğunu, zaten resepsiyon görevlisi ile şüphelinin ifadelerinin çok net

bir şekilde birbiriyle çeliştiğini, resepsiyon görevlisi K.Y.nin

beyanında silah patladıktan sonra şüphelinin kapıyı kırarak içeri girdiğini

belirttiğini, şüphelinin ifadesinde ise kapıyı silah patlamadan önce kırdığını

ifade ettiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca oğlunun ve şüphelinin ellerinden

alınan svaplarda atış artığının bulunmadığını, oğlu

ateş etmiş olsaydı mutlaka ellerinde barut izinin bulunması gerektiğini,

şüphelinin ellerini yıkayarak bu iz ve emareleri yok etmiş olabileceğini,

şüphelinin olay günü gittiği yerlerde bulunan kamera kayıtlarının

incelenmediğini belirtmiştir.

29. İtiraz talebini inceleyen Rize Ağır Ceza Mahkemesi 22/7/2014

tarihli kararıyla "(...) şikayetçinin

iddiası, şüphelinin ifadesi, tüm dosya kapsamı, kararda gösterilen ve yerinde

görülen gerekçeye göre Arhavi C.Başsavcılığı'nın

11/06/2014 tarih ve 2014/160 Soruşturma Sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığına

ilişkin kararında usul ve yasaya aykırılık görülmediği (...)"

gerekçesiyle başvurucunun itirazının reddine karar vermiştir.

30. Bu karar 12/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

31. Başvurucu 3/9/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

32. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “Bir suçun işlendiğini öğrenen Cumhuriyet savcısının

görevi” kenar başlıklı 160. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Cumhuriyet

savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren hâli

öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere

hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar.”

33. 5271 sayılı Kanun’un “Cumhuriyet

savcısının görev ve yetkileri” kenar başlıklı 161. maddesinin (1) ve

(2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1)

Cumhuriyet savcısı, doğrudan doğruya veya emrindeki adli kolluk görevlileri

aracılığı ile her türlü araştırmayı yapabilir; yukarıdaki maddede yazılı

sonuçlara varmak için bütün kamu görevlilerinden her türlü bilgiyi isteyebilir.

Cumhuriyet savcısı, adli görevi gereğince nezdinde görev yaptığı mahkemenin

yargı çevresi dışında bir işlem yapmak ihtiyacı ortaya çıkınca, bu hususta o

yer Cumhuriyet savcısından söz konusu işlemi yapmasını ister.

(2)

Adli kolluk görevlileri, el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile

uygulanan tedbirleri emrinde çalıştıkları Cumhuriyet savcısına derhâl bildirmek

ve bu Cumhuriyet savcısının adliyeye ilişkin bütün emirlerini gecikmeksizin

yerine getirmekle yükümlüdür.”

V. İNCELEME VE GEREKÇE

34. Mahkemenin 21/9/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

35. Başvurucu; oğlunun bir otel odasında başından vurulmuş

vaziyette bulunması üzerine başlatılan soruşturmanın etkisiz olduğunu, yeterli

araştırma yapılmadan olayın intihar olduğu gerekçesiyle kovuşturmaya yer

olmadığına karar verildiğini, bu kararın dosya münderecatında bulunan deliller

ve bilgilerle çeliştiğini, oğlu ile şüpheli Y.Z.P.nin

ellerinden alınan svaplarda atış artığının tespit

edilemediğini, intihar eden bir kişinin atış artığından kurtulamayacağı gerçeği

karşısında olayın intihar olmadığını düşündüğünü, şüpheli Y.Z.P.nin

ise ellerini yıkamış olabileceğini, şüpheli ile olayın tek tanığının

ifadelerinin çelişkili olduğunu, resepsiyon görevlisi K.Y.nin

silah patladıktan sonra şüphelinin kapıyı kırarak içeri girdiğini belirttiğini,

şüphelinin ise odanın kapısını silah patlamadan önce kırdığını ve içeri

girdiğini ifade ettiğini, soruşturma makamlarınca bu çelişkinin

giderilmediğini, ayrıca kapıyı kırmak yerine niçin yedek anahtarın

resepsiyondan istenmediğinin soruşturma makamlarınca taraflara sorulmadığını,

şüpheli ve oğlunun Otel ile Birahane arasındaki yolda herhangi bir tartışma

yaşayıp yaşamadığının tespiti için bu bölgede bulunan kamera kayıtlarının

incelenmesi gerektiğini ancak somut olayda böyle bir araştırmanın

yapılmadığını, soruşturma makamlarının intihar nedeni olarak gösterilen borçlar

hakkında da herhangi bir araştırma yapmadığını, kovuşturmaya yer olmadığına

dair kararın gerekçesinin çelişkiler içerip yetersiz olduğunu, bu karardaki

çelişkilerin ve eksikliklerin giderilmesi için yaptığı itirazın da gerekçesiz

olarak reddedildiğini, olayın koşullarının aydınlatılamadığını belirterek

yaşama hakkının, adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).Başvurucunun şikâyetlerinin özü, oğlunun

ölümü ile sonuçlanan olayda etkili bir ceza soruşturması yapılmaması nedeniyle

yaşama hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

37. Somut olayda başvurucu, oğlunun ölümüne bir devlet

görevlisinin neden olduğunu ileri sürmemiş; oğlunun yaşamına yönelik olarak

devletin yetkili makamlarınca bilinen ya da bilinmesi gereken gerçek ve yakın

bir tehdidin bulunduğuna ancak anılan makamların oğlunun yaşamını korumak için

gerekli tedbirleri almadığına ilişkin bir iddiada da bulunmamıştır.

38. Bu itibarla başvurucunun tüm iddialarının yaşama hakkının

usul boyutu kapsamında etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğü yönünden

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

39. Anayasa’nın “Kişinin

dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığını

koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

40. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)

kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle

bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri

kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları

hazırlamaya çalışmaktır.”

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan yaşam

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel İlkeler

42. Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşama

hakkı, Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete negatif

ve pozitif yükümlülükler yükler (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50).

43. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerinin

korumaya ilişkin maddi yönünün yanı sıra usule ilişkin bir yönü de

bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her ölüm olayının sorumlularının

belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir

soruşturma yürütmeyi gerektirir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

44. Yaşama hakkı kapsamında yürütülen ceza soruşturmalarının

amacı, yaşama hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde

uygulanmasını ve sorumluların ölüm olayına ilişkin hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 56).

45. Soruşturma yükümlülüğünün sonuç yükümlülüğü değil uygun

araçların kullanılması yükümlülüğü olması, her soruşturmada mağdurların

olaylarla ilgili beyanlarıyla bağdaşan bir sonuca varılması gerektiği anlamına

gelmemektedir. Ancak soruşturma kural olarak olayın gerçekleştiği koşulların

belirlenmesini ve iddiaların doğru olduğunun kanıtlanması hâlinde sorumluların

tespit edilerek cezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır (Doğan Demirhan, B. No: 2013/3908,

6/1/2016, § 66).

46. Bu bağlamda ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek ölümü aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Soruşturmada ölüm

olayının nedenini veya sorumlu kişilerin ortaya çıkarılması imkânını zayıflatan

bir eksiklik, etkili soruşturma yürütme kuralıyla çelişme riski taşır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 57).

47. Bu kapsamda yetkililer, diğer deliller yanında görgü

tanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi

incelemeleri dâhil söz konusu olayla ilgili kanıtları toplamak için

alabilecekleri bütün makul tedbirleri almalıdır (Doğan Demirhan, § 68).

48. Bununla birlikte soruşturmanın etkililiğini sağlayan en alt

seviyedeki inceleme, başvuruya konu soruşturmanın kendine özgü koşullarına göre

değişir. Buradaki etkililik, ilgili tüm olaylar temelinde ve soruşturmanın

pratik gerçekleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu nedenle

soruşturmanın etkililiği bakımından her olayda geçerli olmak üzere bir asgari

soruşturma işlemler listesi veya benzeri bir asgari ölçüt belirlemek mümkün

değildir (Doğan Demirhan, § 69).

49. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada elde edilen

tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması, bunun

yanı sıra söz konusu kararın yaşam hakkına yönelik müdahalenin Anayasa’nın

aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olup olmadığına

yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (Doğan Demirhan, § 70).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

50. Somut olayda başvurucu, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz.

§ 35) oğlunun ölüm olayı hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri

sürmüştür.

51. Somut olay genel ilkeler kapsamında değerlendirildiğinde

yürütülen soruşturmada aşağıda açıklanacağı üzere önemli birtakım eksiklikler

bulunduğu anlaşılmıştır.

52. Başvuru formu incelendiğinde olay hakkında etkili bir

soruşturma yürütülmediğine ilişkin temel argümanlardan birinin hem M.B.den hem de şüpheli Y.Z.P.den

alınan svaplarda atış artığının tespit edilememesi

hususu ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Başvurucu bu kapsamda oğlu ile

şüpheli Y.Z.P.nin ellerinden alınan svaplarda atış artığının tespit edilemediğini, intihar eden

bir kişinin atış artığından kurtulamayacağı gerçeği karşısında olayın intihar olmadığını

düşündüğünü, şüpheli Y.Z.P.nin ise ellerini yıkamış

olabileceğini ileri sürmüştür.

53. Öncelikle UYAP üzerinden gönderilen soruşturma dosyasının

içeriğinde Erzurum Kriminal Polis Laboratuvarı

Müdürlüğünün 21/3/2014 tarihli raporunun bulunmadığı belirtilmelidir. Bununla

birlikte kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda açıkça "M.B. ve Y.Z.P.ye ait sağ ve sol el içi ile el

üstlerinden alındığı belirtilen svaplar ve boş numune

svaplarının analizlerinde, söz konusu svaplarda atış artıklarına rastlanmadığı" ifade

edildiğinden bu verilerin konu ile ilgili değerlendirme yapabilme bakımından

yeterli olduğu kanaatine varılmıştır.

54. Ölen kişinin el svaplarının olayın

meydana gelmesinden hemen sonra mümkünse olay yerinde alınmasının delillerin

toplanması ve korunması bakımından teorik olarak en etkili çözüm olacağı

muhakkaktır. Ancak yaşam fonksiyonları devam eden bir kişinin el svapları alınmadan acilen hastaneye götürülmesi de somut

olayın koşullarına göre makul kabul edilebilir. Bununla birlikte bu gibi

durumlarda dahi -tedavi süreci el verdiği ölçüde- kişinin el svaplarının mümkün olan en kısa sürede alınması gerekir.

Başvuru formu ve ekleri ile soruşturma dosyası bu kapsamda incelendiğinde

olayın saat 23.40 sıralarında meydana geldiği, M.B.nin

el svaplarının ise Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma

Hastanesi Yoğun Bakım Servisinde saat 04.15'te alındığı görülmektedir. Bu durum

dikkate alındığında M.B.nin el svaplarının

olayın meydana gelmesinden yaklaşık dört buçuk saat geçtikten sonra -M.B.nin olay yerinden Arhavi Devlet Hastanesine, Arhavi

Devlet Hastanesinden de Trabzon Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesine naklinin

gerçekleştirilmesinden sonra- alındığı anlaşılmaktadır. Somut olayda M.B.nin yaşam fonksiyonlarının devam ettiğinin anlaşılması

üzerine acilen hastaneye götürülmesi makul olmakla birlikte sağlıklı bir atış

artığı analizi yapılabilmesi için gerekli olan el svaplarının

olaydan yaklaşık dört buçuk saat sonra alınmasının -soruşturma makamlarınca bu

hususta ikna edici bir açıklama getirilmediği sürece- delillerin toplanması ve

korunması hususunda sorun teşkil edebileceği ve makul olarak

değerlendirilemeyeceği vurgulanmalıdır.

55. Atış artığı elde etmenin bazı durumlarda mümkün olmadığı göz

ardı edilmemekle birlikte böylesi bir durumun varlığı hâlinde bu durumun

soruşturma makamlarının kararlarında etkili bir şekilde karşılanması gerekir.

Aksi bir tutum, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmesine neden olabilir.

Somut olay bu kapsamda değerlendirildiğinde hem M.B.nin

hem de şüpheli Y.Z.P.nin ellerinden alınan svaplarda atış artığının niçin elde edilemediği hususunda

kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda tatmin edici bir açıklamada

bulunulmadığı görülmektedir. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda; M.B.nin el svaplarının

alınmasında niçin dört buçuk saatlik bir gecikmenin yaşandığı, M.B.nin ellerinin bu süre içinde yıkanıp yıkanmadığı yahut

atış artığı elde edilememesine neden olabilecek başka bir müdahaleye maruz

kalıp kalmadığı hususlarında da herhangi bir açıklama yapılmamıştır. Keza

şüpheli olarak değerlendirilen Y.Z.P.nin başvurucunun

iddia ettiği gibi olay sonrasında ellerini yıkayıp yıkamadığının

araştırılmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bu konuya ilişkin

olarak herhangi bir değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.

56. Bunun yanı sıra silah üzerinde yapılan vücut izi

incelemesinde de herhangi bir bulguya rastlanmadığı anlaşılmaktadır (bkz. §

19). Bu bağlamda yine silah üzerine mukayeseye elverişli parmak izi elde

etmenin bazı durumlarda mümkün olmadığı göz ardı edilmemekle birlikte silah

üzerinde yapılan vucut izi incelemesinde parmak izine

rastlanmamasının nedeni hakkında soruşturma aşamasında yeterli bir inceleme

yapılmadığı ve kovuşturmaya yer olmadığına dair kararda bu hususta tatmin edici

bir açıklamada bulunulmadığı görülmektedir.

57. Bu durumda somut olayda delillerin toplanması ve korunması

hususunda yeterli özenin gösterildiğini ve gerekli tedbirlerin alındığını

söylemek mümkün görünmemektedir.

58. Olay hakkında etkili bir soruşturma yürütülmediğine ilişkin

temel argümanlardan bir diğerinin ise şüpheli Y.Z.P. ile resepsiyon görevlisi K.Y.nin olay anına ilişkin anlatımlarının birbiriyle

çeliştiği iddiası ile ilgili olduğu görülmektedir. Başvurucu, şüpheli ile

resepsiyon görevlisi K.Y.nin ifadelerinin birbiri ile

çelişmesine rağmen soruşturma makamlarınca bu çelişkinin giderilmediğini ileri

sürmüştür.

59. Resepsiyon görevlisi K.Y.nin

beyanına göre şüpheli Y.Z.P., silah patladıktan sonra odanın kapısını kırarak

içeri girmiştir. Şüpheli Y.Z.P. ise henüz silah patlamamışken odanın kapısını

omuzuyla kırdığını, içeri girmesinden kısa bir süre sonra M.B.nin

“Dayı güle güle.” diyerek tetiğe

bastığını ifade etmiştir. Bu durum dikkate alındığında olayın nasıl

gerçekleştiğinin açıklığa kavuşturulması bakımından oldukça önemli olan bir

konuda çelişkili ifadelerin bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla soruşturma

makamlarınca bu çelişkinin mutlaka giderilmesi, gerektiği takdirde yer gösterme

işlemi yapılarak olayın şüpheye yer bırakmayacak şekilde aydınlatılması zaruri

görünmektedir. Ancak somut olayda, söz konusu çelişkinin giderilmesi maksadıyla

şüpheli Y.Z.P. ile resepsiyon görevlisi K.Y.nin

ifadeleri ikinci defa alınmadığı gibi bu hususun açıklığa kavuşturulması için

hiçbir adım atılmadığı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan

itirazda bu çelişkiye vurgu yapılmasına rağmen başvurucunun bu konudaki

itirazlarının karşılanmadığı görülmektedir.

60. Başvurucu, Otel ile eğlence mekânı arasında neler

yaşandığına dair hiçbir araştırma yapılmamış olmasının da soruşturmanın etkili

olmadığını gösterdiğini ileri sürmüştür. Olay yerine ilk gelen polis

ekiplerince düzenlenen olay ve araştırma tutanağına göre olayın meydana geldiği

Otelin içindeki ve dışındaki kameralar uzun süredir arızalı olduğundan olay

anını gösterir herhangi bir kamera kaydı bulunamamıştır. Herhangi bir sonuç

alınamamış olsa bile Otelin kamera kayıtlarına ilişkin bir araştırma yapılmış

olması olayın aydınlatılması için sarf edilen çaba adına olumlu olmakla

birlikte en son uğranılan eğlence mekânı ile Otel arasındaki yolda neler

yaşandığı ile ilgili olarak hiçbir araştırma yapılmamış olması, bu kapsamda

eğer varsa kamera kayıtlarının incelenmemiş olması önemli bir eksikliktir.

61. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde M.B.nin üçüncü bir kişi tarafından öldürülmüş olabileceği

yönündeki iddiaya ve olayın kendine özgü koşullarına rağmen M.B.nin

üçüncü bir kişi tarafından öldürülmüş olma ihtimalinin yeterince

araştırılmadığı, soruşturmada delillerin toplanması ve korunması için makul

olan tüm tedbirlerin alınmadığı, söz konusu eksiklikler nedeniyle etkili bir

soruşturma yürütülmeyerek yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlaline sebep

olunduğu kanaatine varılmıştır.

62. Mevcut başvuru ile ilgili son olarak söz konusu tespitlerin

hiçbir şekilde Anayasa Mahkemesince kişilerin masumiyetine veya suçlululuğuna ilişkin bir yorum yapıldığı şeklinde

değerlendirilemeyeceği ifade edilmelidir. Somut olayda yukarıda yer verilen

tespitlerin şüphelinin masumiyetine ya da suçluluğuna ilişkin bir değerlendirme

niteliği taşımadığı, mevcut başvuruda sadece soruşturma makamlarının olayın

muhtemel sorumlusunun tespitine yarayabilecek delillerin toplanması için makul

olan tüm tedbirleri alıp almadığının irdelendiği bilinmelidir.

63. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinde güvence

altına alınan yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

65. Başvurucu 10.000 TL maddi, 10.000 TL manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

66. Somut olayda, etkili bir soruşturma yürütülmemesi nedeniyle

yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

67. Yaşam hakkının usule ilişkin boyutunun ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki

yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden soruşturma yapılmak üzere

Arhavi Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

68. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında başvurucuya -talebiyle bağlı kalınarak- net 10.000 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

69. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucunun bu konuda herhangi bir belge

sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi

gerekir.

70. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam

hakkının usule ilişkin yönünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin yaşam hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmak üzere Arhavi Cumhuriyet

Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

21/9/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör Yrd. : Halil İbrahim DURSUN Başvurucu : Ekrem BORA Vekili : Av. Mehmet Akif ERKEK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14970, 21 Eylül 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İkinci Bölüm
  4. Karar
  5. I. Başvurunun Konusu
  6. II. Başvuru Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. Sonuç
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. VI. Hüküm
  14. A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  15. B. Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam
  16. F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  17. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  18. Yıldırım
  19. Akıncı
  20. Topal
  21. M. Emin KUZ
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/14970
Tarih
21 Eylül 2017

İlgili Kararlar

  • Tansel Çölaşan Başvurusu (B. No: 2014/10279)
  • AYM Bireysel Başvuru B. No: 2014/13217
  • Ayten Karakavas Başvurusu (B. No: 2014/8492)
  • Kazım Aka Başvurusu (B. No: 2014/6566)
  • İbrahim Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2249)
  • Nurten Aksu Başvurusu (B. No: 2014/6996)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.