İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emekliler Sendikası Başvurusu (B. No: 2022/2677)

1. Başvuru, emeklilerin sendika kuramayacağı gerekçesiyle

Başvuru No2022/2677Tarih4 Şubat 2025Okuma24 dk · 4.718 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Emekliler Sendikası Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2025
Başvuru Numarası
2022/2677
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.718 kelime·24 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, emeklilerin sendika kuramayacağı gerekçesiyle

Emekliler Sendikası isimli örgütlenmenin kapatılmasına karar verilmesi

nedeniyle sendika hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Komisyon, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar vermiştir.

3. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

5. Başvurucunun temsilcilerinin "Emekliler

Sendikası" adı altında sendika kurduklarını bildirmek amacıyla

25/2/2019 tarihinde Ankara Valiliğine (Valilik) dilekçe vermiştir. Başvurucunun

dilekçe ekinde yer alan tüzüğünde, sendikanın amacının emeklilerin ekonomik,

demokratik, hukuksal ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak olduğu

belirtilmiştir. Tüzükte; Sosyal Güvenlik Kurumundan emekli, yaşlılık, malullük

aylığı alanlar ile ölen emeklinin hak sahibi olan eş ve 15 yaş ve üstü

çocuklarının üyeliğe kabul edileceği belirtilmiştir.

6. Valilik 8/4/2019 tarihli yazısında sendika kurmak için

"fiilen çalışma" koşulunun gerekli olduğunu, bu kapsamda ilgili

kanunlarda belirtilen şartlara ilişkin eksiklerin bir ay içinde giderilmesi

gerektiğini belirtmiştir.

7. Başvurucu 9/5/2019 tarihinde Valiliğe sunduğu yazıda,

ilgili yasal koşulları sağladığını beyan etmiştir.

8. Valilik 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu

Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu ile 18/10/2012 tarihli ve 6356

sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun ilgili maddeleri gereğince

"Emekliler Sendikası"nın faaliyetinin durdurulması, kanuna

aykırılığın veya eksikliğin giderilmesi için 60 günü aşmayan bir süre

verilmesi, verilen süre sonunda tüzük ve belgeler kanuna uygun hâle

getirilmediği takdirde de sendikanın kapatılmasına karar verilmesini talep ve

dava etmiştir.

9. Davanın görüldüğü Ankara 26. İş Mahkemesi 19/7/2019

tarihinde davanın görev yönünden reddine karar vermiştir. Mahkeme; emeklilerin

fiilen çalışan koşulunu sağlamaması nedeniyle 4688 ve 6356 sayılı Kanunlar

yönünden kurulmuş bir sendikanın bulunmadığını, bu nedenle uyuşmazlığın genel

hükümlere göre asliye hukuk mahkemelerinde çözümlenmesi gerektiğini

belirtmiştir.

10. Kararın istinaf kanun yoluna götürülmesi üzerine

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 25/12/2019 tarihinde kararın

kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesine karar vermiştir.

11. Ankara 26. İş Mahkemesi 25/3/2021 tarihinde davanın

kabulü ile sendikanın kapatılmasına karar vermiştir. Gerekçeli kararda davalı

sendikanın aktif çalışma hayatı içinde yer almayan emekliler tarafından

kurulduğunu, bu nedenle belirtilen kişilerin sendika üyesi ve kurucusu

olamayacağını değerlendirmiştir. Kararda; gerek 6356 sayılı Kanun, gerekse 4688

sayılı Kanun'da öngörülen kuruluş koşulları gerçekleşmediğinden ve kurucuların

tamamı aktif çalışma hayatı içerisinde yer almayan emekliler olduğundan bu

eksikliğin giderilemez nitelikte olduğu belirtilmiştir.

12. Anılan karara karşı istinaf yargı yoluna başvurulmuş,

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 15/9/2021 tarihinde istinaf

başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.

13. Temyiz üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2/12/2021

tarihinde onama kararı vermiştir.

14. Nihai karar, başvurucuya 16/12/2021 tarihinde tebliğ

edilmiştir. Başvurucu 10/1/2022 tarihinde süresinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. İlgili

Mevzuat

15. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun "Tanımlar"

kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bir iş sözleşmesine dayanarak

çalışan gerçek kişiye işçi, işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiye yahut

tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlara işveren, işçi ile işveren arasında

kurulan ilişkiye iş ilişkisi denir..."

16. 6356 sayılı Kanun'un "Amaç" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, işçi ve işveren

sendikaları ile konfederasyonların kuruluşu, yönetimi, işleyişi, denetlenmesi,

çalışma ve örgütlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile işçilerin ve işverenlerin

karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumları ile çalışma şartlarını

belirlemek üzere toplu iş sözleşmesi yapmalarına, uyuşmazlıkları barışçı

yollarla çözümlemelerine, grev ve lokavta başvurmalarına ilişkin usul ve esasları

düzenlemektir"

17. 6356 sayılı Kanun'un "Tanımlar"

kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“(1)

...

(ğ) Sendika: İşçilerin veya

işverenlerin çalışma ilişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını

korumak ve geliştirmek için en az yedi işçi veya işverenin bir araya gelerek

bir işkolunda faaliyette bulunmak üzere oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip

kuruluşları

...

(3) Bu Kanunun uygulanması bakımından

işçi, işveren ve işyeri kavramları 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanununda

tanımlandığı gibidir

(4) İş sözleşmesi dışında ücret

karşılığı iş görmeyi taşıma, eser, vekâlet, yayın, komisyon ve adi şirket

sözleşmesine göre bağımsız olarak meslekî faaliyet olarak yürüten gerçek

kişiler de bu Kanunun ikinci ila altıncı bölümleri bakımından işçi

sayılır."

18. 6356 sayılı Kanun'un "Kuruluş

serbestisi" kenar başlıklı 3. maddesi şöyledir:

"(1) Kuruluşlar, bu Kanundaki

kuruluş usul ve esaslarına uyarak önceden izin almaksızın kurulur. Sendikalar

kuruldukları işkolunda faaliyette bulunur.

(2) Kamu işveren sendikalarının, aynı

işkolundaki kamu işverenleri tarafından kurulması ve faaliyette bulunması şartı

aranmaz."

19. 6356 sayılı Kanun'un "Kuruculuk

şartları" kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Fiil ehliyetine sahip ve

fiilen çalışan gerçek veya tüzel kişiler sendika kurma hakkına

sahiptir..."

20. 6356 sayılı Kanun'un "Kuruluş usulü"

kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"(1) Kuruluşlar, kurucularının

kuruluşun merkezinin bulunacağı ilin valiliğine dilekçelerine ekli olarak

kuruluş tüzüğünü vermeleriyle tüzel kişilik kazanır. Sendikalar için

kurucuların kurucu olabilme şartlarına sahip olduklarını ifade eden yazılı

beyanları; üst kuruluşlar için ilgili kuruluşların genel kurul kararları

dilekçeye eklenir.

...

(3) Tüzüğün veya bu maddede sayılan

belgelerin içerdikleri bilgilerin kanuna aykırılığının tespit edilmesi ya da bu

Kanunda öngörülen kuruluş şartlarının sağlanmadığının anlaşılması hâlinde

ilgili valilik kanuna aykırılık veya eksikliklerin bir ay içinde giderilmesini

ister. Bu süre içinde kanuna aykırılığın veya eksikliğin giderilmemesi hâlinde,

Bakanlığın veya ilgili valiliğin başvurusu üzerine mahkeme, gerekli gördüğü

takdirde kurucuları da dinleyerek üç iş günü içinde kuruluşun faaliyetinin

durdurulmasına karar verebilir. Mahkeme kanuna aykırılığın veya eksikliğin

giderilmesi için altmış günü aşmayan bir süre verir.

(4) Tüzük ve belgelerin kanuna uygun

hâle getirilmesi üzerine mahkeme durdurma kararını kaldırır. Verilen süre

sonunda tüzük ve belgelerin kanuna uygun hâle getirilmemesi hâlinde ise mahkeme

kuruluşun kapatılmasına karar verir."

21. 6356 sayılı Kanun'un "Sendika üyeliğinin sona

ermesi ve askıya alınması" kenar başlıklı 19. maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

"Sosyal Güvenlik Kurumundan

yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alarak işten ayrılan işçilerin

sendika üyeliği sona erer. Ancak çalışmaya devam edenler ile kuruluş ve

şubelerinin yönetim, denetleme ve disiplin kurullarındaki görevleri sırasında

yaşlılık veya malullük aylığı ya da toptan ödeme alanların üyeliği, görevleri

süresince ve yeniden seçildikleri sürece devam eder."

22. 4688 sayılı Kanun'un "Amaç"

kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Bu Kanunun amacı, kamu

görevlilerinin ortak ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerinin

korunması ve geliştirilmesi için oluşturdukları sendika ve konfederasyonların

kuruluşu, organları, yetkileri ve faaliyetleri ile sendika ve

konfederasyonlarda görev alacak kamu görevlilerinin hak ve sorumluluklarını

belirlemek ve toplu sözleşme yapılmasına ilişkin usul ve esasları

düzenlemektir."

23. 4688 sayılı Kanun'un "Kapsam" kenar

başlıklı 2. maddesi şöyledir:

"Bu Kanun, Devletin veya diğer kamu

tüzel kişilerinin yürütmekle görevli oldukları kamu hizmetlerinin görüldüğü

genel, katma ve özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyeler ile

bunlara bağlı kuruluşlarda kamu iktisadî teşebbüslerinde, özel kanunlarla veya

Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ya da bunların verdiği yetkiye dayanarak

kurulan banka ve teşekküller ile bunlara bağlı kuruluşlarda ve diğer kamu kurum

veya kuruluşlarında işçi statüsü dışında çalışan kamu görevlileri hakkında

uygulanır."

24. 4688 sayılı Kanun'un "Tanımlar"

kenar başlıklı 3. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Bu Kanunun uygulanmasında;

a) (Değişik: 4/4/2012-6289/3 md.) Kamu

görevlisi: Bu Kanun kapsamında yer alan kurum ve kuruluşların kadro veya

pozisyonlarında istihdam edilenlerden işçi statüsü dışında çalışan kamu

görevlilerini,

...

d) İşyeri : Kamu hizmetinin yürütüldüğü yerleri,

e) Kurum : Kuruluş kanunları veya

kuruluşlarına ilişkin mevzuatlarında görev, yetki ve sorumlulukları belirlenen,

hizmetin niteliği ve yürütülmesi bakımından idarî bir bütünlüğe sahip

işyerlerinden oluşan kuruluşları,

f) Sendika : Kamu görevlilerinin ortak

ekonomik, sosyal ve meslekî hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için

oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kuruluşları, ifade eder."

25. 4688 sayılı Kanun'un "Kuruluş" kenar

başlıklı 4. maddesi şöyledir:

"Sendikalar hizmet kolu esasına göre,

Türkiye çapında faaliyette bulunmak amacıyla bir hizmet kolundaki kamu

işyerlerinde çalışan kamu görevlileri tarafından kurulur.

Bir hizmet kolunda birden fazla sendika

kurulabilir. Meslek veya işyeri esasına göre sendika kurulamaz."

26. 4688 sayılı Kanun'un "Kuruluş işlemleri"

kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Sendika ve konfederasyonlar

önceden izin almaksızın serbestçe kurulurlar.

Sendika kurucusu olabilmek için kamu

görevlisi olarak çalışmak yeterlidir.

Sendikanın kurucuları; sendika tüzüğü ve

kamu görevlisi olduklarını gösterir belge ile sendikayı ilk genel kurula kadar

sevk ve idare edeceklerin isimlerini kuruluş dilekçelerinin ekinde sendika

merkezinin bulunacağı ilin valiliğine vermek zorundadırlar.

...

Tüzüğün veya bu Maddede sayılan

belgelerin içerdikleri bilgilerin kanuna aykırılığının tespit edilmesi ya da bu

Kanunda öngörülen kuruluş koşullarının gerçekleşmediğinin anlaşılması halinde,

ilgili valilik eksikliklerin bir ay içinde tamamlanmasını ister. Tamamlanmadığı

takdirde sendika veya konfederasyonun faaliyetinin durdurulması için ilgili

valilik bir ay içinde iş mahkemesine başvurur.

Mahkeme, kanuna aykırılığın veya

eksikliğin giderilmesi için altmış günü aşmayan bir süre verir. Verilen süre

sonunda tüzük ve belgeler kanuna uygun hale getirilmemişse, mahkeme sendika

veya konfederasyonun kapatılmasına karar verir."

2. Yargıtay

İçtihadı

27. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17/11/2020 tarihli ve

E.2020/(22)9-189, K.2020/888 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"...Anayasa tarafından sendika

kurma hakkı, belirli kategoride bulunan kişilere, yani sadece çalışanlara ve

işverenlere tanınmıştır. Dolayısıyla Anayasa sendika kurma hakkını, çalışanlar

ve işverenler tarafından kullanılabilmesi sınırı ile tanıyıp düzenleme yoluna

gitmiştir... uluslararası hukukta çalışma yaşamının en önemli metinleri olan 87

sayılı ve 98 sayılı ILO Sözleşmelerinde yer alan hükümler ile Gözden Geçirilmiş

Avrupa Sosyal Şartında yer alan hükümlerde sendika hakkının çalışanlar tarafından

kullanılabilecek bir hak olduğu açıkça ifade edilmiştir...Anayasa’nın

'Anayasanın Bağlayıcılığı ve Üstünlüğü' başlıklı 11. maddesinde, Anayasa

hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer

kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralı olduğu ve kanunların Anayasaya

aykırı olamayacağı belirtilmiştir... hukukumuzda ancak aktif çalışma hayatı

içerisinde yer alan çalışanlar sendika kurma hakkına sahip olup, aktif çalışma

hayatı içerisinde yer almayan emekliler sendika kurma hakkına sahip

değildir...Anayasa’nın 53. maddesinin birinci fıkrasında; işçiler ve

işverenlerin, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma

şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Aynı maddenin beşinci fıkrasında ise; memurlar ve diğer kamu

görevlilerinin toplu sözleşme yapma hakkına sahip olduğu vurgulanmıştır. Yine

Anayasa’nın 54. maddesinin birinci fıkrası ile; toplu iş sözleşmesinin

yapılması sırasında uyuşmazlık çıkması hâlinde işçilerin grev hakkına sahip

olduğu ifade edilmiştir...Aktif çalışma hayatı içerisinde yer almayan emekliler

sendika kurma hakkına sahip olması durumunda dâhi toplu iş sözleşmesi ve grev

haklarını bünyesinde barındıramaz. Zira, emeklilerin grev hakkını gerçekleştirebilecek

niteliği bulunmamasının yanı sıra Anayasa tarafından grev hakkı sadece işçilere

tanınmıştır...Ayrıca, toplu iş sözleşmesinin taraflarının işçi sendikası ile

işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverenler olması, toplu iş

sözleşmesinin işçiler ve işverenlerin, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal

durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla yapılması ve emekli

maaşının esasını oluşturan prim oranı, asgari işçilik oranı gibi hususların

işveren tarafından belirlenememesi karşısında toplu iş sözleşmesi hakkının da

emekliler tarafından verimli şekilde kullanılamayacağının kabulü gerekir...

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 17.05.2018 tarihi ve 31846/08 Başvuru

Numaralı Tüm Emekliler Sendikası/Türkiye kararında sendika kurma hakkının

yalnızca çalışanlara ve işverenlere tanınmasının Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesinin 11. maddesinde yer alan dernek kurma ve toplantı özgürlüğü

hakkını ihlâl etmediği, sendika kurmak isteyen emeklilerin başka bir isim

alarak ve başka bir kanuna dayanarak faaliyetlerine devam edebileceği, sendika

unvanının, dernek kurma özgürlüğünün etkin bir şekilde uygulanması bakımından

şart olmadığı sonucuna varmış ve başvurunun kabul edilemez olduğu yönünde karar

almıştır...Bu bağlamda inceleme konusu davada, davalı Sendikanın, sendika üyesi

ve kurucusu olamayacağı sabit olan aktif çalışma hayatı içerisinde yer almayan

emekliler tarafından kurulduğu anlaşılmakla, gerek 6356 sayılı Kanun, gerekse

4688 sayılı Kanunlarda öngörülen kuruluş koşulları gerçekleşmediğinden davalı

Sendikanın yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi

gerekmektedir..."

B. Uluslararası

Hukuk

1. Uluslararası

Sözleşmeler

28. 10/12/1948 tarihinde kabul edilen Birleşmiş Milletler

(BM) İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin ilgili kısmı şöyledir:

"Madde 20:

(1)Herkes, barış içinde toplanma ve

örgütlenme hakkına sahiptir.

...

Madde 23:

(4)Herkesin, çıkarını korumak için

sendika kurma ya da sendikaya üye olma hakkı vardır."

29. 4/6/2003 tarihinde onaylanan ve Türkiye bakımından 23/12/2003

tarihinde yürürlüğe giren 16/12/1966 tarihli BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel

Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'nin 8. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

" Bu Sözleşme’ye Taraf Devletler

aşağıdaki hakları güvence altına almakla yükümlüdürler:

(a) Herkesin, ekonomik ve sosyal

çıkarlarını geliştirmesi ve koruması için sendika kurma ve yalnızca ilgili

örgütün kurallarına bağlı olarak dilediği sendikaya girme hakkı. Bu hakkın

kullanılmasına, yasalarda belirtilen ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik

ve kamu düzeni menfaati ya da başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması

bakımından gerekli olan sınırlamalardan başka bir sınırlama getirilemez;

...

(c) Sendikaların, yasalarda belirtilen

ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik ve kamu düzeni menfaati ya da

başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması bakımından gerekli olan

sınırlamalardan başka bir sınırlama olmaksızın özgürce faaliyette bulunma

hakkı;

2. Bu madde, sözü edilen hakların,

silahlı kuvvetler, polis ya da devlet yönetiminin mensupları tarafından

kullanılmasına yasal kısıtlamalar getirilmesine engel olmaz.

3. Bu maddenin hiçbir hükmü, Sendika

Özgürlüğü ve Sendika Hakkının Korunmasına İlişkin 1948 tarihli Uluslararası

Çalışma Örgütü Sözleşmesi’ne Taraf Devletlere, Sözleşme’de öngörülen

güvenceleri haleldar edici yasal tedbirler alma ya da yasaları bu güvenceleri

ihlal edici şekilde uygulama yetkisi vermez."

30. 23/3/1976 tarihinde yürürlüğe giren 16/12/1966

tarihli BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi'nin 22. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

" Herkes başkalarıyla bir araya

gelerek örgütlenme özgürlüğü hakkına sahiptir; bu hak, kendi menfaatlerini

korumak için sendika kurma ve sendikaya katılma hakkını da içerir.

Bu hakkın kullanılmasına ulusal

güvenliğin, kamu güvenliğinin, kamu düzeninin (ordre public), genel sağlık veya

ahlâkın, başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla, hukuken

öngörülmüş ve demokratik bir toplumda gerekli olan sınırlamaların dışında başka

hiç bir sınırlama konamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler ve polis teşkilatı

mensuplarının bu hakkı kullanmaları üzerine hukuki kısıtlamalar konulmasını

engellemez"

31. Türkiye bakımından 24/12/1989 tarihinde yürürlüğe

giren Avrupa Konseyi'nin 18/10/1961 tarihli ve ETS No. 35 sayılı Avrupa Sosyal

Şartı’nın ilgili maddeleri şöyledir:

" Bölüm 1:

Âkit Taraflar, ulusal ve uluslararası

nitelikteki tüm uygun yollarla aşağıdaki hak ve ilkelerin etkili bir biçimde

gerçekleşebileceği koşullara ulaşmayı politikalarının amacı sayarlar:

5- Tüm çalışanlar ve işverenler,

ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak amacıyla ulusal ve uluslararası

kuruluşlar düzeyinde örgütlenme özgürlüğüne sahiptir.

6- Tüm çalışanlar ve işverenler, toplu

pazarlık hakkına sahiptir.

Bölüm 2:

Âkit Taraflar kendilerini, III. Bölümde

belirtildiği gibi, aşağıdaki madde ve fıkralarda yer alan yükümlülüklerle bağlı

saymayı; taahhüt ederler.

...

Madde 5:

Örgütlenme hakkı:

Âkit Taraflar, çalışanların ve

işverenlerin ekonomik ve sosyal çıkarlarını korumak için yerel, ulusal ve uluslararası

örgütler kurma ve bu örgütlere üye olma özgürlüğünü sağlamak veya desteklemek

amacıyla ulusal yasanın bu özgürlüğü zedelemesini veya zedeleyici biçimde

uygulanmasını önlemeyi; taahhüt ederler.

Bu maddede öngörülen güvencelerin,

güvenlik güçleri bakımından hangi ölçüde uygulanacağı ulusal yasalarla ya da

yönetmeliklerle belirlenir. Bu güvencelerin silahlı kuvvetler mensuplarına

uygulanmasına ilişkin ilke ile bu kesime hangi düzeyde uygulanacağı, yine

ulusal yasalar ya da yönetmeliklerle saptanır.

Madde 6:

Toplu pazarlık hakkı:

Âkit Taraflar, toplu pazarlık hakkının

etkili bir biçimde kullanılmasını sağlamak amacıyla;

1- Çalışanlar ve işverenler arasındaki

ortak görüşmeleri teşvik etmeyi;

2- Gerekli ve uygun olduğu durumlarda,

toplu sözleşme yoluyla ücretlerin ve iş koşullarının düzenlenmesi amacıyla

işverenlerin ya da işveren örgütlerinin çalışanların örgütleriyle isteğe bağlı

görüşmelerini sağlayacak yolları teşvik etmeyi;

3- İş uyuşmazlıklarının çözümü için

uygun uzlaştırma ve isteğe bağlı hakemlik sisteminin kurulmasını ve

işletilmesini teşvik etmeyi; taahhüt eder ve

4- Menfaat uyuşmazlığı durumunda

çalışanların ve işverenlerin, daha önce yapılan toplu sözleşmelerden

doğabilecek yükümlülüklere bağlı olmak koşuluyla grev hakkı dahil, toplu eylem

hakkını tanır.

32. 25/11/1992 tarihli ve 3847 sayılı Sendika Özgürlüğüne

ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin 87 Sayılı Sözleşmenin Onaylanmasının

Uygun Bulunduğuna Dair Kanun'la onaylanarak 12/7/1993 tarihinde yürürlüğe giren

ILO 87 No.lu Sendika Özgürlüğü ve Sendikalaşma Hakkının Korunması

Sözleşmesi'nin ilgili kısmı şöyledir:

"Madde 2:

Çalışanlar ve işverenler herhangi bir

ayırım yapılmaksızın önceden izin almadan istedikleri kuruluşları kurmak ve

yalnız bu kuruluşların tüzüklerine uymak koşulu ile bunlara üye olmak hakkına

sahiptirler.

Madde 3:

Çalışanların ve işverenlerin örgütleri

tüzük ve iç yönetmeliklerini düzenlemek, temsilcilerini serbestçe seçmek,

yönetim ve etkinliklerini düzenlemek ve iş programlarını belirlemek hakkına

sahiptirler.

Kamu makamları bu hakkı sınırlayacak

veya bu hakkın yasaya uygun şekilde kullanılmasına engel olacak nitelikte her

türlü müdahaleden sakınmalıdırlar.

Madde 4:

Çalışanların ve işverenlerin örgütleri

yönetsel yoldan feshedilme veya faaliyetten menedilmeye tabi tutulamazlar.

Madde 5:

Çalışanların ve işverenlerin örgütler,

federasyon ve konfederasyon kurma ve bunlara üye olma ve her örgüt, federasyon

veya konfederasyon, uluslararası çalışanlar ve işverenler örgütlerine katılma

haklarına sahiptirler.

...

Madde 10:

Bu sözleşmede “örgüt” terimi,

çalışanların veya işverenlerin çıkarlarına hizmet ve bu çıkarları savunma

amacını güden çalışanların ve işverenlerin her türlü kuruluşunu ifade eder.

Madde 11:

Hakkında bu sözleşmenin yürürlükte

bulunduğu Uluslararası Çalışma Örgütünün her üyesi, çalışanların ve

işverenlerin örgütleme hakkını serbestçe kullanmalarını sağlamak amcıyla

gerekli ve uygun bütün önlemleri almakla yükümlüdür."

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS/Sözleşme)

"Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü" kenar başlıklı 11. maddesi

şöyledir:

"1. Herkes barışçıl olarak toplanma

ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak, çıkarlarını korumak amacıyla

başkalarıyla birlikte sendikalar kurma ve sendikalara üye olma hakkını da

içerir.

2. Bu hakların kullanılması, yasayla

öngörülen ve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin

korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın

veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli

olanlar dışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler,

kolluk kuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarıda anılan haklarını

kullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir"

2. Avrupa İnsan

Hakları Mahkemesi Kararları

34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Tüm

Emekliler Sendikası/Türkiye (B. No: 31846/08, 10/4/2018, § 27-33)

başvurusunda, emeklilerin kurduğu sendikanın kapatılması nedeniyle sendika

hakkının ihlali iddiasını incelemiştir. Mahkeme, başvurucu sendikanın

kapatılmasını, örgütlenme özgürlüğüne yönelik bir müdahale olarak incelemiş ve

söz konusu müdahalenin kanunla öngörüldüğü, kamu güvenliğinin korunmasında

meşru amaç taşıdığı ve demokratik bir toplumda gerekli olduğu kanaatine

varmıştır. AİHM, mevcut davada olduğu gibi, bir dernek ya da sendika kurulması

konusunda, yetkili makamlarca bazı formalite ve koşulların gerekli

tutulabileceğini kabul etmiştir. AİHM'e göre; başvuru kapsamındaki sınırlama,

esasen, üyelerinin ortak menfaat doğrultusunda birlikte hareket etme

ehliyetleriyle değil sendika ünvanıyla ilgilidir. Ancak AİHM sendika ünvanının,

örgütlenme özgürlüğünün etkin bir şekilde uygulanması için olmazsa olmaz

olmadığını vurgulamıştır. AİHM, başvurucuların dernek ya da vakıf kurma

konusunda önlerinde hiçbir engel bulunmadığını, bu kapsamda başka bir ad alarak

ve başka bir kanuna dayanarak faaliyetlerine devam edebileceklerini belirterek

ihtilaf konusu müdahalenin, Sözleşme’nin 11. maddesi anlamında izlenen amaçla

orantısız olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşmıştır.

35. AİHM, Manole ve Rumen Çiftçileri/Romanya (B.

No: 46551/06, 16/9/2015,§ 62-75) kararında çiftçilerin kurduğu sendikanın

kapatılması nedeniyle sendika hakkının ihlali iddiasını incelemiştir. Anılan

kararda AİHM, başvuru konusu müdahalenin Sözleşme'nin 11.maddesi kapsamında

meşru bir amaç güttüğünü, sendikalar ile diğer örgütlenme türleri arasındaki

yasal farkı koruyarak ekonomik ve sosyal düzenin korunmasını amaçladığını

vurgulamıştır. AİHM ayrıca, ilgili uluslararası belgelerin, uluslararası

hukukta uygulanan norm ve ilkelerde sürekli bir evrime işaret etmesi ve belirli

bir alanda, modern toplumlarda ortak bir zemin olduğunu göstermesinin yeterli

olduğuna işaret etmiştir. AİHM bu kapsamda, çiftçilerin örgütlenme

özgürlüklerinin sağlanması bakımından devletlerin geniş bir takdir yetkisinin

bulunduğuna dikkat çekmiştir. AİHM'e göre, çiftçilerin dernek ya da kooperatif

kurmalarının önünde bir engel yoktur ve bu örgütler içerisinde de kamu

makamları önünde ekonomik ve sosyal haklarını savunabilirler. Dolayısıyla AİHM

bu kişilere salt sendika kurma izni verilmemesinin sendika hakkının ihlali

sonucunu doğurmayacağı sonucuna ulaşmıştır.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

36. Anayasa Mahkemesinin 4/2/2025 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

37. Başvurucu; Türkiye'nin de taraf olduğu uluslararası

sözleşmelere göre salt çalışanların değil emeklilerin de sendika kurma ve

sendika üyesi olma haklarının bulunduğunu, bu husus gözetilmeksizin başvurucu

sendika hakkında kapatılma kararı verildiğini belirterek sendika hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

38. Bakanlık görüşünde, sendika hakkının ihlal edildiğine

yönelik şikâyetler incelenirken Anayasa ve mevzuat hükümleri doğrultusunda

somut olayın kendine özgü koşullarının gözönüne alınması gerektiği belirtilmiştir.

39. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel

başvuru formunda ileri sürdüğü hususları tekrarlamıştır.

1. Değerlendirme

40. Anayasa’nın “Sendika kurma hakkı” kenar

başlıklı 51. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Çalışanlar ve işverenler,

üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini

korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst

kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme

haklarına sahiptir. Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten

ayrılmaya zorlanamaz.

Sendika kurma hakkı ancak, millî

güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk

ile başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebepleriyle ve kanunla

sınırlanabilir.

Sendika kurma hakkının kullanılmasında

uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir."

a. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan, sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Müdahalenin

İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

42. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesinde

belirtilen şartlara uygun olmadığı müddetçe Anayasa’nın 51. maddesinin ihlalini

teşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

"Temel hak ve hürriyetler, ...

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin

... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”

43. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde

öngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme,

Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen nedenlere dayanma ve demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygunluk şartlarını sağlayıp sağlamadığının belirlenmesi

gerekir.

i. Kanunilik

44. 6356 sayılı Kanun ile 4688 sayılı Kanun'un ilgili

maddelerinin kanunilik ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

ii. Meşru Amaç

45. Başvurucunun sendika hakkına yönelik müdahalenin kamu

düzeninin korunması nedenine dayandığı, bu suretle meşru amaç unsurunu taşıdığı

sonucuna varılmıştır.

iii. Demokratik

Toplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk

(1) Genel

İlkeler

46. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin

demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve ölçülü olması gerekir. Açıktır ki

bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanın amacı ile bu amacı

gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişki üzerinde temellenen

ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik

toplum düzeninin gereklerine aykırı olmama ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmiş olmakla birlikte bu iki

kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı bir ilişki vardır (Ferhat

Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45; Mehmet Ali Gündoğdu ve

Mustafa Demirsoy, B. No: 2015/8147, 8/5/2019, § 41; Levon Berç Kuzukoğlu

ve Ohannes Garbis Balmumciyan [GK], B.No: 2014/17354, 22/5/2019, § 89).

47. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,

başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini

göstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmak

istenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Wikimedia Foundation Inc.

ve diğerleri,[GK], B. No: 2017/22355, 26/12/2019,§ 65; Ferhat Üstündağ,

§ 46; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68; Tansel Çölaşan, B.

No: 2014/6128, 7/7/2015, § 51).

48. Orantılılık ise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç

ile başvurulan sınırlama tedbiri arasında dengesizlik bulunmamasına işaret

etmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, bireyin hakkı ile kamunun

menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarının haklarını korumak ise diğer

bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulmasına işaret

etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulan hakkın sahibine terazinin

diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğer bireylerin menfaatine nazaran

açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespiti hâlinde orantılılık ilkesi

yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).

(2) Sendika

Hakkının Demokratik Toplumdaki Önemi

49. Anayasa’nın 51. maddesinde güvenceye bağlanan sendika

hakkı, demokratik toplumun temeli olan örgütlenme özgürlüğünün bir parçasıdır.

Örgütlenme özgürlüğü, bireylerin kendi menfaatlerini korumak için kolektif

oluşumlar meydana getirerek bir araya gelebilme özgürlüğüdür. Örgütlenme

özgürlüğü, içinde temel iki hak barındırır. Bunlardan biri örgütün varlığı ve

işleyişinin korunmasıdır. Diğeri ise bireyin örgüt içinde faaliyette bulunma ve

örgütle ilişki kurma özgürlüğüdür. Bu özgürlük, bireylere topluluk hâlinde

siyasal, kültürel, sosyal ve ekonomik amaçlarını gerçekleştirme imkânı sağlar.

Sendika hakkı da çalışanların bireysel ve ortak çıkarlarını korumak amacıyla

bir araya gelerek örgütlenebilme serbestisini gerektirmekte ve bu niteliğiyle

örgütlenme özgürlüğünün bir parçası olarak görülmektedir (AYM, E.2013/1,

K.2014/161, 22/10/2014). Demokrasilerde böyle bir örgüt, devlet

tarafından saygı gösterilmesi ve korunması gereken temel haklara sahiptir (Tayfun

Cengiz, B. No: 2013/8463, 18/9/2014, § 31).

50. Sendika, çalışanların mali ve sosyal haklarını

korumak ve geliştirmek için meydana getirilen kuruluştur. Sendikal özgürlük

kavramı, sendika kurma hakkı ile sendikaya üye olma ve sendikadan çıkma

haklarını kapsamaktadır (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, §

68). Üyelerinin ekonomik, sosyal ve kültürel ortak menfaatlerini korumak ve

geliştirmek amacıyla kurulan sendikalar ve bunların üst kuruluşlarının, iş

uyuşmazlığı çıkarması, toplu görüşme ve toplu sözleşme yapması, grev ve lokavt

kararı vermesi ve uygulaması da sendika hakkı kapsamında yer almaktadır. Bu

yönüyle sendikalar, üyelerinin devlet nezdinde sosyo-ekonomik kararlara

katılımını sağlamaktadırlar. Bu nedenle de sosyal devlet anlayışı içerisinde

örgütsel yapının en çekirdek konumunda yer alarak; hem kamu yönetimine katılan

hem kamusal etki gösteren tüzel kişilik konumundadırlar. Sendika hakkı,

çalışanların ve çalıştıranların sadece istedikleri sendikaları kurmaları ve

bunlara üye olmaları yolunda bir hakla sınırlı kalmamakta, aynı zamanda

oluşturdukları tüzel kişiliklerin varlığının ve bu tüzel kişiliklerin kendine

özgü faaliyetlerinin garanti altına alınmasını da içermektedir. Bireysel olarak

zayıf durumda bulunan çalışanlar, örgütlenmek ve sendikalaşmak suretiyle devlet

karşısındaki pazarlık güçlerini artırmakta, gerek hak ve menfaatlerinin

korunmasında gerekse sorunlarının çözümünde etkin bir konum elde etmektedirler

(AYM, E.2013/1,K.2014/161, 22/10/2014,§§ 24, 36-38).

51. Buna göre sendika hakkına yapılan bir müdahale,

zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal

ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeninin

gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez (benzer

değerlendirmeler için bkz. Ahmet Parmaksız [GK], B. No:

2017/29263, 22/5/2019, § 80; Birleşik Metal İşçileri Sendikası, § 43; Kristal-İş

Sendikası, [GK], B. No: 2014/12166, 2/7/2015, § 70). O hâlde sendika

hakkına yargısal veya idari bir müdahalenin demokratik toplum düzeninin

sürekliliği için zorunlu olup olmadığına, bu bağlamda toplumsal bir ihtiyaç

baskısını karşılayıp karşılamadığına ve sınırlamanın izlenen amaçlarla

orantılılığına bakmak gerekir.

(3) Somut

Olayın Değerlendirilmesi

52. Sendikalar sanayileşme ile işçilerin ekonomik ve

sosyal haklarını savunmak amacıyla bir araya geldiği mücadele örgütleri olarak

ortaya çıkmış, demokrasi ve insan haklarının gelişmesiyle birlikte sendikanın

koruduğu alan genişleyerek tüm çalışanları kapsamıştır.

53. Dolayısıyla sendika hakkı örgütlenme özgürlüğünün bir

parçası olmakla "üyelerinin çalışma ilişkilerinde" yer alan ekonomik

ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için kurulurlar. Bu

kapsamda sendika hakkı örgütlenme özgürlüğünün içinde daha çekirdek bir alanda

kalmaktadır. İşaret edilen bu amaç unsuru aynı zamanda sendikaların faaliyet

alanının da sınırını belirler. Sınırlı faaliyet alanı nedeniyle sendikalar;

dernek, kooperatif gibi diğer örgütlere göre daha dar bir alanda yer alır. Yanı

sıra bu sınırlı alan sendikalara örgütlü mücadelenin güçlü kılınması için

çalışma koşullarında kural koyma, yani toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme

yapma ayrıcalığı tanımıştır. Anayasa'nın 53. maddesinde güvence altına alınan

bu hak sayesinde işçiler işveren karşısında, memurlar ve kamu görevlileri ise

devlet karşısında çalışma hayatlarındaki ekonomik ve sosyal çıkarları

bakımından toplu pazarlık hakkına sahiptirler. Bu sırada anlaşmazlık çıkması

durumunda işçilerin ayrıca işveren üzerinde baskı oluşturabilmek adına topluca

iş bırakma yani grev hakları mevcuttur.

54. Ancak sendika hakkı mutlak olmayıp Anayasa'nın 51.

maddesinin ikinci fıkrası uyarınca millî güvenlik, kamu düzeni, suç

işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâk ile başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerine dayanılarak kanunla sınırlanabilir. Öte

yandan, anılan maddenin üçüncü fıkrasında, “Sendika kurma hakkının

kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunda gösterilir.”

hükmüne yer verilerek bu hakkın kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar kanun

koyucuya bırakılmıştır. Bu doğrultuda kanun koyucu sendika kurma ve sendikalara

üye olma hakkını 6356 sayılı Kanun'da “fiilen çalışan”, 4688 sayılı

Kanun'da ise istihdam edilen “kamu görevlileri” ile sınırlamıştır.

55. Nitekim Anayasa Mahkemesi E.2013/1, K.2014/161,

13/9/2023 tarihli kararında 6356 sayılı Kanun'un 6. maddesinde yer alan

"ve fiilen çalışan" ibaresinin Anayasa'ya aykırılık iddiasını

incelemiştir. Anılan kararda Anayasa'nın 51. maddesinin birinci fıkrasında

sendika hakkının açıkça çalışanlara tanınmış bir hak olarak kabul edildiği

belirtilerek 6356 sayılı Kanun'daki düzenleme Anayasa'ya uygun bulunmuştur.

56. Bu itibarla emeklilerin sendika kurma ve sendikalara

üye olma hakkının sınırlandırılmasında, Anayasa'nın 51. maddesinde belirtilen

özel sınırlama sebeplerine bağlı kalındığı ve sınırlandırmanın meşru bir amaca

dayandığı hususunda tereddüt bulunmamaktadır.

57. Buna karşılık ülkemizde emeklilerin de sosyal ve

ekonomik şikâyetlerinin bulunduğu ve bunu örgütlü şekilde dile getirme ihtiyacı

içinde oldukları açıktır. Emeklilik statüsü içinde yer alan kişiler, aktif

olarak çalışmamakla beraber çalışanlar gibi korunması ve geliştirilmesi gereken

hak ve çıkarları bulunan kişilerdir. Emekli aylıkları ile diğer sosyal güvenlik

hakları, emeklilerin birey olarak tek başına sosyal güvenlik kuruluşlarına,

yani kamu işverenine karşı savunabilecekleri, koruyup geliştirebilecekleri

haklar değildir. Bu sınıfı temsil edecek örgütlü bir yapıya kavuşmaları,

sorunların güçlü bir biçimde dile getirilmesine ve çözümüne katkı

sağlayacaktır.

58. O hâlde başvurucunun sendika hakkı ile kamu düzeninin

sağlanması arasında adil bir dengenin kurulup kurulmadığına bakılmalıdır.

Yukarıda anlatıldığı şekliyle sendika hakkının daha çekirdek bir alanda kalması

ve bu şekilde kamusal düzenin korunması bakımından "çalışanlar" ile

sınırlı tutulması hedeflenmiştir. AİHM kararlarında da vurgulandığı üzere (bkz.

§ 33-34) devletlere bu yönden geniş bir takdir yetkisi tanınmaktadır. Ancak bu

sınırlama emeklilerin hak ve çıkarlarını savunabilmeleri adına bir araya

gelerek örgütlü bir biçimde mücadele etmelerini ortadan kaldırıcı mahiyette

olmamalıdır.

59. Somut olayda başvurucunun temsilcilerinin şikâyetinin

odak noktasını sendika çatısı altında toplanamamak oluşturmaktadır. Ancak

başvurucu temsilcilerinin dernek, vakıf gibi başka örgütler içerisinde bir

araya gelmelerine herhangi bir yasal engel bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Başvurucu temsilcileri de sendika haricinde bu örgütler içerisinde bir araya

gelip haklarını savunamadıklarına dair bir iddiada bulunmamışlardır.

60. Dolayısıyla emeklilerin sendika kurma ve bunlara üye

olma hakkının sınırlandırılmasının; onların demokrasiye katılımını ve

düşüncelerini özgürce kolektif bir biçimde dile getirmelerini engelleyici veya

önemli ölçüde zorlaştırarak etkisini ortadan kaldıracı mahiyette olmadığı,

demokratik toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyaca karşılık geldiği ve

orantılı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

61. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 51. maddesinde

güvence altına alınan sendika hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan

sendika hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

BIRAKILMASINA 4/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI Raportör : Gülsüm Gizem GÜRSOY Başvurucu : Emekliler Sendikası Temsilcisi : Cengiz YAVUZ Vekili : Av. Celal ÜLGEN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2022/2677, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Ulusal Hukuk
  12. B. Uluslararası
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucunun
  16. A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  17. B. Anayasa’nın 51. maddesinde güvence altına alınan
  18. C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2022/2677
Tarih
4 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Sabri Bahceci Başvurusu (B. No: 2021/43275)
  • Ramazan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2021/28901)
  • Önder Arslan Başvurusu (B. No: 2020/33058)
  • Gülüzar Işık Çay Başvurusu (B. No: 2021/62322)
  • Edip Üngür Başvurusu (B. No: 2021/61692)
  • Mahmut Deviren ve Süleyman Kaplan Başvurusu (B. No: 2019/1163)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.