İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gülüzar Işık Çay Başvurusu (B. No: 2021/62322)

1. Başvuru, kamu görevlisinin katıldığı basın açıklamasında

Başvuru No2021/62322Tarih4 Şubat 2025Okuma14 dk · 2.851 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gülüzar Işık Çay Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2025
Başvuru Numarası
2021/62322
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.851 kelime·14 dk okuma·10 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru, kamu görevlisinin katıldığı basın açıklamasında

kullanılan ifadelerden dolayı disiplin cezasıyla cezalandırılması nedeniyle

ifade özgürlüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

2. Başvurucu, başvuruya konu olayların yaşandığı tarihte

Hatay'ın Antakya ilçesindeki bir lisede öğretmen olarak görev yapmaktadır.

Başvurucu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) üyesidir.

3. Türkiye'de uzun süredir devam eden, terör örgütlerinin

neden olduğu şiddetin ve terör olaylarının sona erdirilmesi ve sınır

güvenliğinin sağlanması amacıyla Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye’nin

kuzeybatısında yer alan Afrin bölgesinde PKK/KCK/PYD-YPG ve DEAŞ’a mensup

teröristleri etkisiz hâle getirmek üzere 20/1/2018 tarihi saat 17.00'den

itibaren kamuoyunda Zeytin Dalı Harekâtı olarak bilinen operasyonlar

başlatılmıştır (geniş arka plan bilgisi için bkz. Kasım Zengin ve Gün

Matbaacılık Reklam Film Basın Yayın Tanıtım Sanayi Ticaret Ltd. Şti., B.

No: 2018/15905, 16/11/2023, § 5).

4. Emek ve Demokrasi Güçleri Platformu, sözü edilen

harekâta ilişkin olarak 22/1/2018 tarihinde Hatay İnsan Hakları Derneği (İHD)

il binasında bir basın açıklaması yapmıştır. "Afrin Savaşına HAYIR"

pankartının asılı olduğu bir masanın arkasından yapılan ve başvurucunun

açıklama metni okuyan kişi ile birlikte en ön sırada hazır bulunduğu basın

açıklamasına yaklaşık 20 kişi katılmıştır. İHD Şube Başkanı M.C.nin okuduğu

basın açıklaması metni şöyledir:

"Türkiye'nin Suriye ve Irak ile

ilgili TBMM'de kabul ettiği tezkerelere dayanarak sık sık sınır ötesi hava

harekatları düzenlemesi ve özellikle Suriye ve Irak'ta kara gücü bulundurması

oldukça tehlikeli bir hal almış ve en son Suriye'nin Afrin kentine yönelik

bombardıman Türkiye'yi ve bölgedeki tüm halkları büyük bir savaş ve yıkım

gerçekliği ile yüz yüze bırakmıştır. Bu tezkereler Anayasa'nın 91. maddesine

aykırıdır. Ayrıca BM Güvelik Konseyi kararı olmadan başka ülkelere fiili

saldırıda bulunma ve asker konuşlandırma ciddi hukuki sonuçlara yol

açabilecektir. Hükumetin Afrin ve Menbiç bölgelerine yönelik askeri harekatının

Türkiye basınında yansımaları da ürkütücü ve tehlikelidir. Son 24 saatte

Türkiye savaş uçakları tarafından Afrin Bölgesine yüzden fazla bombardıman

yapılmış, basına yansıyan haberlere göre aralarında çocukların ve kadınların

bulunduğu çok sayıda sivil yapılan bu bombardıman sonucu öldüğü ve ağır

yaralandığı bilgisi gelmiştir. Bu kirli savaşın bölgesi içinde olan Hatay iline

yansıması çok ağır olacağı açıkken dün Reyhanlı ilçesine düşen roketler sonucu

ölümler ve çok sayıda yaralanmaların olması biz Hatay'da yaşayan insanları çok

ürkütmektedir. Sürdürülen bu savaşın yıllar boyu barış içinde yaşayan halklara

ölüm, zulüm ve yıkım getireceğini söylüyoruz ve Reyhanlı'ya yapılan saldırıyı

kimden gelirse gelsin kınıyoruz.

Biz Hatay'da yaşayan insan hakları

savunucuları sivil toplum ve emek örgütleri olarak; 'Siyasi iktidarın itidalli

davranmasını istiyoruz. Bunun yanında ana akım medyanın savaş çığırtkanlığından

vazgeçmesini istiyoruz ve savaş kışkırtıcı dilini kınıyoruz'. Medyayı savaş

politikalarına karşı barıştan huzurdan ve kardeşlikten yana olanların sesine

kulak vermeye davet ediyoruz. Anayasamıza göre TBMM tarafından savaş kararı

alınmadıkça böylesi bir askeri operasyon yapılamaz ve yapılmamalıdır diyoruz.

Siyasal iktidar oldu bittilerle Türkiye'yi daha büyük bir savaşın içine

sürüklememelidir. Zira bu tutum halklar arasında düşmanlık yaratır. Irkçılık ve

mezhepçilik körüklenir. Kısacası siyasal iktidar, askeri operasyonları

durdurmalı, savaş politikalarına son vermelidir. Türkiye içinde ve dışında

politikalar geliştirmeli ve bir an önce barışın tesisi için çaba göstermelidir.

Suriye'de devam eden ve sonlanması için masada çözüm çalışmalarının

yoğunlaştığı bir süreçte şiddette ısrarcı tutumun daha fazla büyümesi tehlikeli

sonuçlar üretebilir. Zira SAVAŞ ÖLÜMDÜR. Savaş yıkımdır sefalettir. Çocukların

anasız babasız kalmasıdır. SAVAŞ ACI VE GÖZYAŞIDIR. SAVAŞ GÖÇTÜR...SAVAŞTA

KAZANAN OLMAS HERKES KAYBEDER onun için biz insan hakları savunucuları, SİYASİ

PARTİLER, sivil toplum ve emek örgütleri olarak diyoruz ki SAVAŞA HAYIR İNADINA

BARIŞ VE BU TALEP İNSANLIK TALEBİDİR."

5. İdare, söz konusu basın açıklamasına katılması

nedeniyle başvurucu hakkında disiplin soruşturması başlatmıştır. Başvurucu,

ifadesinde PKK ve KCK ile ilgisi olmadığını, eyleminin sivil toplum

örgütlerinin savaşa karşı yaptıkları basın açıklamasına katılmaktan ibaret

olduğunu belirtmiştir. Bunun yanında Türk ordusuna ve devlete karşı yapılmış

bir eylem içinde bulunmasının söz konusu olmadığını,bir İHD ve EĞİTİM SEN üyesi

olarak kanunların izin verdiği ölçüde yapılan eylemlere iştirak ettiğini

vurgulamıştır. Son olarak basın açıklaması metninden daha önce haberdar

olmadığını, yapılan harekâttan ziyade savaşlarda insanların ölmesine karşı

olduğunu ifade etmiştir.

6. Soruşturma neticesinde basın açıklamasında herhangi

bir parti ismi zikredilmemiş olsa da açıklamanın Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlar

Kurulu uygulamalarına yönelik olduğu, harekâtı iki devletin savaşı gibi

göstermeye çalıştığı, Türk ordusu ile yürütme organını uluslararası hukuk

açısından olumsuz etkileyebileceğine kanaat getirilmiştir. Buna göre anılan

eyleme katılan başvurucunun 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları

Kanunu'nun 125. maddesinin dördüncü fıkrasında yer alan disiplin cezası

verilmesini gerektiren fiil ve hâllere "Nitelik ve ağırlıkları

itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları

verilir." hükmü kapsamında aynı Kanun'un birinci fıkrasının (D)

bendinin (o) alt bendi uyarınca "Herhangi bir siyasi parti yararına

veya zararına fiilen faaliyette bulunduğu" gerekçesiyle kademe

ilerlemesinin durdurulması cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

7. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının

iptali talebiyle idare mahkemesine başvurmuştur. İlk derece mahkemesi

başvurucunun savunmasına ilişkin istem yazısının usulüne uygun şekilde

düzenlenmediği sonucuna vararak başvuru konusu işlemin iptaline karar

vermiştir. İstinaf kanun yolunda savunmaya ilişkin istem yazısındaki eksikliğin

işlemi sakatlamadığı belirtilerek davanın esasına geçilmiştir. Buna göre "basın

açıklaması içeriğinde 'Türkiye'nin bu savaşın içine çekilmesi tamamen Tayyip

ERDOĞAN'ın kişisel iktidarını koruması üzerinden bir yaklaşımla

sürdürülmektedir. Afrini işgal naraları atmaya her gün devam ediyorlar. Eğer

savaş, çatışmalar sönükleşirse AKP'nin yolsuzlukları, toplumda

yarattıklarını,...tartışıyor olacaktık. Türkiye'nin yeniden savaşı körüklemesi

kabul edilemez. Hatay'daki halklar ve demokratik kitle örgütleri her daim

sokakta savaşa hayır dedik. Böyle bir saldırının yapılmasına asla sessiz

kalmayacağız. AKP Hükümetinin, bölgedeki çatışmaların derinleşmesi ve

yaygınlaşmasına yarayacak hamlelerine hayır diyoruz.'şeklinde ifadelere yer

verildiği ve siyasi içerikli bu ifadelerin belli bir partiyi ve bu partinin

liderini hedef aldığı" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının

kaldırılarak davanın kesin olarak reddine karar verilmiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 29/11/2021 tarihinde

öğrendikten sonra 16/12/2021 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

II. DEĞERLENDİRME

10. Başvurucu; katıldığı basın açıklaması nedeniyle

disiplin cezası ile cezalandırılmasının ifade özgürlüğünü, özel hayata saygı

hakkını ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür. Adalet

Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde, başvurucunun ifade özgürlüğü ve adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden yapılacak incelemede ilgili ulusal ve

uluslararası mevzuat hükümleri ile yargı içtihatlarının dikkate alınması

gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında bireysel

başvuru formunda ileri sürdüğü iddiaları yinelemiştir.

11. Anayasa Mahkemesi kamu görevlisine katıldığı toplantı

nedeniyle yapılan müdahaleleri değerlendirdiği birçok kararında kamu

görevlisinin her durumda siyasal ve toplumsal olaylarla ilgili olarak bilgi

edinme merakı ve duyarlılığını gösterme talebinin gözetilerek katılımcının

toplantıdaki rolüne (dinleyici, konuşmacı, slogan atan gibi) ilişkin dikkatli

bir ayrımda bulunulması gerektiğini ifade etmiştir (Güven Çelik ve Kadri

Dursun, B. No: 2018/5060, 8/6/2023, § 23; Kamuran Kılınç, B. No:

2018/5549, 18/10/2023, § 21; İsmail Tutal ve diğerleri, B. No:

2019/7199, 25/1/2024, § 23; bilgi edinmeye ilişkin değerlendirmeler için bkz. Hasan

Güngör, B. No: 2013/6152, 24/2/2016, §§ 51, 53; Hasan Güngör (2), B.

No: 2015/1554, 25/12/2018, § 51; Zeki Çınar, B. No: 2016/3585,

12/6/2019, § 45). Buna göre somut olaya konu basın açıklamasını başvurucu

okumasa da katılımcılarla birlikte açıklamanın yapıldığı kürsünün arkasında yer

alması ve açıklama metninin okuyucusu ile birlikte en ön sırada hazır bulunması

karşısında başvurucunun toplantıdaki rolü dinleyiciden ziyade hitap eden olarak

kabul edilmelidir. Dolayısıyla başvurunun bir bütün olarak ifade özgürlüğü

kapsamında incelenmesine karar verilmiştir (basın açıklamasına katılma

şeklindeki eylemin ifade özgürlüğünden incelendiği karar için bkz. Seyid

Narin [GK], B. No: 2018/20156, 18/5/2022, § 85)

12. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

13. İfade özgürlüğüne yönelik müdahalenin dayanağı olan

657 sayılı Kanun’un 125. maddesinin birinci fıkrasının (D) bendinin (o) alt

bendinin kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.

Müdahalenin kamu hizmetlerinin tarafsızlığının ve nesnelliğinin sağlanmasına

yönelik önlemlerin bir parçası olduğu, Anayasa'nın 26. maddesinin ikinci

fıkrasında yer alan kamu düzeninin korunması meşru amacını taşıdığı

değerlendirilmiştir. İfade özgürlüğüne yönelik müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için müdahale, zorunlu bir

toplumsal ihtiyacı karşılamalı ve orantılı olmalıdır (AYM, E.2007/4, K.2007/81,

18/10/2007; Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, §§ 53-55; Mehmet

Ali Aydın [GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, §§ 70-72). Bu itibarla

müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu yönünden inceleme

yapılacaktır.

14. Somut olayda başvurucu, katıldığı basın açıklaması

nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmıştır. Yargılama sürecinde ilk

derece mahkemesince usul yönünden işlemin iptaline karar verilmişse de istinaf

kanun yolunda, basın açıklamasında kullanılan ifadelerin siyasi içerikli

olduğu, belli bir partiyi ve bu partinin liderini hedef aldığı gerekçesiyle

davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir (bkz. §§ 4, 7).

15. Açıktır ki idare ve bölge idare mahkemesi,

başvurucunun eylemiyle tabi olduğu statü hukukuna aykırı hareket ettiği

sonucuna varmıştır. Anayasa'nın 128. maddesinin birinci fıkrasına göre devletin

yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli

görevler memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülmektedir. Anayasa'nın

128. maddesinin ikinci fıkrasında ayrıca önemi nedeniyle memurların ve diğer

kamu görevlilerinin görev ve yetkilerinin, haklarının ve yükümlülüklerinin

kanun ile düzenleneceği de ifade edilmiştir. Anayasa'nın 129. maddesinin

birinci fıkrasında ise memurlar ve diğer kamu görevlilerinin Anayasa ve

kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlü olduklarının altı

çizilmiştir (Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy, B. No: 2018/24874,

31/3/2022, § 49). 657 sayılı Kanun’un 7. maddesine göre ise devlet memuru,

tarafsızlığını gölgeleyecek şekilde bir siyasi parti, kişi veya zümrenin

yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamayacağı gibi siyasi ve

ideolojik amaçlı beyanda da bulunamaz. Nitekim aynı Kanun'un 125. maddesinde

herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına faaliyette bulunan devlet

memurlarına disiplin cezaları verileceği ifade edilmiştir.

16. Anayasal ve ilgili yasal çerçeve göstermektedir ki

gerek Anayasa koyucu gerekse kanun koyucu, kamu hizmetlerinin Anayasa’ya

sadakat ödevi ile tarafsızlık yükümlülüğüne aykırı davranan ya da aykırı

davranabileceği yolunda haklı ve objektif bir kanaat uyandıran kamu

görevlileriyle yürütülmesini arzu etmemektedir (Şah İsmail Harmancı, B.

No: 2018/15359, 17/11/2021, § 40). Söz konusu arzunun bir sonucu olarak kanun

koyucu, kamu görevlisinin meslek hayatı ile sınırlı olacak şekilde apolitik

görünmesini amaçlamış; bu şekilde kamu gücünü kullanan görevlilerin siyasi

kutuplaşmalarda yer almasının önüne geçerek idareye tarafsız bir pozisyon

kazandırmak istemiştir (Levent Tunçel, B. No: 2017/34185, 16/3/2022, §

44).

17. Hiç şüphesiz Anayasa ve kanun koyucunun söz konusu

beklentisi başta ifade özgürlüğü olmak üzere temel hak ve özgürlükler alanında

kamu görevlilerinin sıradan bireylere göre daha fazla sınırlanmaları anlamına

gelecektir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin çok sayıda kararda altını

çizdiği gibi kamu görevlisi olmak, sağladığı birtakım ayrıcalıklar ve

avantajların yanında bazı külfet ve sorumluluklara katlanmayı, diğer kişilerin

tabi olmadığı sınırlamalara tabi olmayı da gerektirmektedir. Kişi kamu görevine

kendi isteği ile girmekle bu statünün gerektirdiği ayrıcalıklardan yararlanmayı

ve külfetlere katlanmayı kabul etmiş sayılır, kamu hizmetinin kendine has

özellikleri bu avantaj ve sınırlamaları zorunlu kılmaktadır (İhsan Asutay,

B. No: 2012/606, 20/2/2014, § 38; Cem Özaydın, B. No: 2017/26800,

13/1/2022, § 36; Elif Güneysu, B. No: 2017/31733, 7/10/2021, § 42). Bu

sebeplerle kamu görevlilerinin ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerde Anayasa

Mahkemesi kamu görevlisinin bu yönünü görmezden gelemez.

18. Kamu görevlileri tabi oldukları söz konusu devlet

memurluğu statülerinin -kanun ve diğer alt mevzuata dayanan- gereklerini yerine

getirmemeleri hâlinde bir disiplin cezası ile karşılaşacaktır. Disiplin

uygulamaları devlet organizasyonu içinde düzenin sağlanması ve korunması,

memurun görevine bağlanması, hizmetlerin en etkin ve verimli şekilde

yürütülmesi için kullanılır; bu uygulamaların hukuki gerekçeleri ve sonuçları

vardır. Disiplin uygulamalarının nihai hedefi sağlanan düzen sayesinde verimli

bir çalışma ortamının ve nihai olarak da kamu yararının sağlanmasıdır. Bu

bakımdan disiplin cezaları, memurların görevlerini layıkıyla ve uyum içinde

yerine getirmesi için önemli bir araçtır (Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile

Gürsoy, § 53). Öte yandan münhasıran memurların görevleriyle ilgili olması

disiplin cezaları hakkında yapılan değerlendirmelerin ciddiyetini

azaltmamaktadır. Çünkü düşünce açıklamaları karşılığında uygulanan disiplin

cezalarının kamu görevlilerinin temel hak ve özgürlükleri üzerinde bir

caydırıcı etki oluşturacağı açıktır (Mehmet Alanç ve diğerleri [GK], B.

No: 2017/15462, 29/9/2021, § 49; Şah İsmail Harmancı, § 41).

19. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi daha önceki

kararlarında, düşünce açıklamaları nedeniyle kamu görevlileri hakkında verilen

disiplin cezalarına ilişkin olarak idarenin ve bu tür cezaların hukuka

uygunluğunu denetleyen yargı mercilerinin subjektif yorumlardan kaçınmaları

için yapmaları gerekenleri açıklamıştır. Bu itibarla anılan mercilerce en

azından şu değerlendirmelerin yapılması beklenir (diğerleri arasından bkz. Sinan

Akbulut, B. No: 2019/1396, 2/11/2022, §§ 30-34; Jülide Hansu, B. No:

2018/21380, 3/11/2022, §§ 29-33; Serdar Topal, B. No: 2018/23179,

16/11/2022, §§ 26-30):

i. Söz konusu olan ifade özgürlüğü olduğu için devlet

memurlarının da birer birey olduğu, siyasi görüş sahibi olma, ülke sorunlarıyla

ilgilenme, tercih yapma gibi sosyal yönlere sahip olma haklarının bulunduğu

gözardı edilmemelidir (Hasan Güngör, § 49; Ömer Yalçın, B. No:

2017/30798, 29/9/2020, § 27; Zeki Çınar, §§ 34, 35).

ii. Sosyal yönleri de bulunan bireyler oldukları

düşünüldüğünde kamu görevlilerinin her tür düşünce açıklaması değil siyasi

partiler lehine veya aleyhine olarak başkalarını ikna etme çabası olarak kabul

edilebilecek açıklamaları propaganda olarak kabul edilmelidir. Bu kapsamda

bir kamu görevlisinin açıkladığı düşüncenin başkalarını siyasi partiler lehine

veya aleyhine ikna etme çabası olarak kabul edilebilmesi için açıklamanın

siyasi partilerle yahut siyasal meselelerle ilgili olması tek başına yeterli

kabul edilemez. Dolayısıyla kamu görevlisinin bulunduğu konum ve üstlendiği

devlet görevinin -içeriğiyle birlikte değerlendirildiğinde- açıklamanın

yapıldığı koşullarda siyasi partiler lehine veya aleyhine olarak başkalarını

ikna çabası olarak vasıflandırmaya elverişli olduğu ortaya konulmalıdır (Sinan

Akbulut, § 34).

iii. Bununla birlikte somut olayın koşullarında kamu

görevlisi düşünce açıklamasını kamu görevi statüsünün ve görev yaptığı alanın

kendisine sağladığı ünvanı dâhil herhangi bir olanağı kullanarak yapmış ise bu

gösterilmelidir (kamu görevinin niteliğine ilişkin olarak bkz. Adem Talas [GK],

B. No: 2014/12143, 16/11/2017, § 47).

iv. Düşünce açıklamasının kamu hizmetlerinin sürekliliğini,

etkinliğini, verimliliğini ya da gereği gibi yerine getirilmesini ne

şekilde etkilediği, cezayı gerekli kılan (devlet organizasyonu içinde düzenin

bozulması, hizmetlerin yürütülememesi gibi) sonuçların neler olduğu veya bu tür

sonuçlara neden olmasının kuvvetle muhtemel olduğu ortaya konulmalıdır

(disiplin cezası ile cezalandırılabilmeleri için kamu görevlisinin fiillerinin

memuriyetlerini etkilediğinin gösterilmesi gerekliliğine ilişkin olarak bkz. Yasin

Agin ve diğerleri [GK], B. No: 2017/32534, 21/1/2021, §§ 61, 63; Levent

Tunçel, §§ 42, 44; disiplin hukukunun amaçları için bkz. Ayfer Altuntaş

ve İkbal Ünzile Gürsoy, § 53).

v. Her durumda kamu görevlisinin ödev ve sorumluluk

derecesi, bulunduğu konum ve görev yaptığı alanla bağlantılı olarak

belirlenmelidir (Hikmet Aslan, B. No: 2014/11036, 16/6/2016, § 55; Hasan

Güngör, § 48; hekimler yönünden benzer değerlendirmeler için bkz. Levent

Tunçel, § 43).

vi. Hükmedilen disiplin cezasıyla kamusal önemi bulunan

objektif amaca ulaşılabileceği, başka bir deyişle kamu görevlisinin

cezalandırılmasının zorunlu bir sosyal ihtiyaca karşılık geldiği gösterilmeli;

düşünce açıklamasının kamu görevini etkileme derecesiyle orantılı bir disiplin

cezasına hükmedilmedir (Mehmet Alanç ve diğerleri, § 45; Şah

İsmail Harmancı, § 37; Ayfer Altuntaş ve İkbal Ünzile Gürsoy, § 45).

vii. Değerlendirmeler oldukça açık, spesifik ve tekil

olarak yapılmalıdır (bireyselleştirilmiş değerlendirme zorunluluğuna ilişkin

olarak bkz. Şah İsmail Harmancı, § 41).

20. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında başvurucuyu

cezalandıran idarenin ve müdahalenin hukuka uygunluğunu denetleyen bölge idare

mahkemesinin gerekçeleri dikkatli şekilde ele alınmıştır.İdare; ilgili

soruşturma raporunda, basın açıklamasında herhangi bir siyasi parti ismi

zikredilmese de kullanılan ifadelerin Türk ordusunu ve yürütme organını

uluslararası hukuk açısından olumsuz etkileyebileceğini soyut olarak

belirtmenin haricinde eylemin nasıl, bir siyasi partinin yararına veya zararına

faaliyet olarak değerlendirildiğine ilişkin herhangi bir açıklamada

bulunmamıştır. Bölge idare mahkemesi ise idarece disiplin soruşturmasına konu

edilmediği hâlde aynı konuda yapılan adli soruşturmada bahsi geçen 18/1/2018

tarihli farklı bir basın açıklamasında kullanılan ifadeler üzerinden müdahaleyi

değerlendirmiştir. Dolayısıyla anılan mercilerin Anayasa Mahkemesinin kamu

görevlisinin ifade özgürlüğüne yönelen bu gibi müdahalelerde uygulamalarını

beklediği yukarıda sıralanan ilkelere uygun bir değerlendirme yapmadıkları

anlaşılmıştır.

21. Anayasa Mahkemesi, çok sayıdaki kararında ifade

özgürlüğüne gerekçesiz olarak veya ortaya koyduğu kriterleri karşılamayan bir

gerekçe ile yapılan müdahalelerin Anayasa'nın 26. maddesini ihlal edeceğini

ifade etmiştir. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin demokratik toplum

düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için kamu makamları tarafından

ortaya konulan gerekçeler ilgili ve yeterli olmalıdır (diğerleri arasından bkz.

Kemal Kılıçdaroğlu, B. No: 2014/1577, 25/10/2017, § 58; Bekir Coşkun,

§ 56; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128, 7/7/2015, § 56; Zübeyde Füsun

Üstel ve diğerleri [GK], B. No: 2018/17635, 26/7/2019, § 120).

22. Buna göre değerlendirmelerinde Anayasa Mahkemesinin

kabul ettiği standartları uygulamayan idarenin ve bölge idare mahkemesinin

başvurucunun disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorunlu toplumsal bir

ihtiyaca karşılık geldiğini ilgili ve yeterli bir gerekçe ile ortaya

koyduğunun kabul edilmesi mümkün olmamıştır.

23. Açıklanan gerekçelerle başvuruya konu demokratik

toplum düzeninin gereklerine uygun olmayan müdahalenin Anayasa’nın 26.

maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünü ihlal ettiğine karar

verilmesi gerekir.

III. GİDERİM

24. Başvurucu, ihlalin tespiti ve yeniden yargılama

yapılması ile 10.000 TL manevi tazminat isteminde bulunmuştur.

25. Başvuruda tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmaktadır. Bu kapsamda kararın gönderildiği mahkemece yapılması gereken iş,

yenidenyargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar vermektir (Mehmet Doğan [GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018,

§§ 54-60; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019,

§§ 53-60, 66; Kadri Enis Berberoğlu (3) [GK], B. No: 2020/32949,

21/1/2021, §§ 93-100). Eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin

sonuçlarının bütünüyle ortadan kaldırılabilmesi için manevi zararları

karşılığında başvurucuya taleple bağlı olarak net 10.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

IV. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade

özgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak amacıyla

Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesine (E.2021/112, K.2021/2142)

iletilmek üzere Hatay 1. İdare Mahkemesine (E.2019/329, K.2020/940)

GÖNDERİLMESİNE,

D. Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

E. 487,60 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 30.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun

Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde

yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten

ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 4/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI Raportör : Ali Erdem ŞAHİN Başvurucu : Gülüzar IŞIK ÇAY Vekili : Av. Merdan ÖZBERK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2021/62322, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. Barış Ve Bu Talep İnsanlık Talebidir."
  6. II. Değerlendirme
  7. III. Giderim
  8. A. İfade özgürlüğünün ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  9. B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade
  10. C. Kararın bir örneğinin ifade özgürlüğü ihlalinin
  11. F. Ödemelerin kararın tebliğini takiben başvurucunun
  12. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  13. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2021/62322
Tarih
4 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Edip Üngür Başvurusu (B. No: 2021/61692)
  • Mahmut Deviren ve Süleyman Kaplan Başvurusu (B. No: 2019/1163)
  • Tahir Kızmaz Başvurusu (B. No: 2021/3229)
  • Barış Çelik Başvurusu (B. No: 2019/24929)
  • Asena Günal Başvurusu (B. No: 2020/18851)
  • Özge Kahraman Başvurusu (B. No: 2020/35291)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.