İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emine Karagülmez Başvurusu (B. No: 2013/3673)

1. Başvurucu aleyhine verilen mahkeme

Başvuru No2013/3673Tarih11 Aralık 2014Okuma11 dk · 2.146 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emine Karagülmez Başvurusu

Karar tarihi
11 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2013/3673
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.146 kelime·11 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu aleyhine verilen mahkeme

kararına yaptığı itirazı inceleyen mahkemenin, karar kesin olmadığı halde

kararın kesin olduğundan bahisle aleyhindeki kararı incelememesi nedeniyle

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini iddia etmiştir. Başvurucu ihlalin tespiti ile yeniden

yargılama ve maddi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru,

22/5/2013 tarihinde Adana 4. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden yapılan ön incelemede başvurunun

Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm

Birinci Komisyonunca, 23/12/2013 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine

karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

5. Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 31/10/2012 tarihli

iddianamesiyle başvurucunun basit yaralama suçundan cezalandırılması için Adana

5. Sulh Ceza Mahkemesine ceza davası açılmıştır.

6. Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesi, 18/3/2013 tarihli kararı

ile başvurucunun kasten yaralama suçundan 1000,00-TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.

7. Başvurucu Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesinin hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı Adana 12. Asliye Ceza

Mahkemesine itiraz etmiştir.

8. Adana 12. Asliye Ceza Mahkemesi, 25/4/2013 tarihli

kararında, [başvurucu] “Emine Karagülmez ve …

haklarında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına sanıklar …

ile Emine Karagülmez tarafından itiraz edilmiş ise de

Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesinin ilgili kararı kesin olmakla sanıklar tarafından

yapılan itirazın reddine” karar vermiştir.

9. Karar başvurucuya 2/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiş ve

bireysel başvuru 22/5/2013 tarihinde yapılmıştır.

B. İlgili Hukuk

10. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi

Kanunu'nun 231. maddesinin (5), (6), (8), (10) ve (12) numaralı fıkraları

şöyledir:

“(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama

sonunda hükmolunan ceza, iki yıl(2) veya daha az

süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün

açıklanmasının geri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç

doğurmamasını ifade eder.

(6)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;

a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm

olmamış bulunması,

b)

Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları

göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması,

c)

Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan

önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,

gerekir. (Ek cümle: 22/7/2010 - 6008/7 md.) Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına karar verilmez.

(7)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli

olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

(8)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim

süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/6/2014-6545/72 md.)

Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan

fazla olmamak üzere mahkemenin belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli

serbestlik tedbiri olarak;

a) Bir

meslek veya sanat sahibi olmaması halinde, meslek veya sanat sahibi olmasını

sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,

b) Bir

meslek veya sanat sahibi olması halinde, bir kamu kurumunda veya özel olarak

aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında ücret

karşılığında çalıştırılmasına,

c)

Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek hususunda

yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine getirmesine,

karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı

durur.

…

(10)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.)Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve

denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı

takdirde, açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın

düşmesi kararı verilir.

…

(12)

(Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) Hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararına itiraz edilebilir.

…”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

11. Mahkemenin 11/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 22/5/2013 tarihli ve 2013/3673 numaralı bireysel başvurusu

incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

12. Başvurucu, aleyhine verilen mahkeme kararı kesin olmadığı

halde itirazı inceleyen mahkemenin, kararın kesin olduğundan bahisle

aleyhindeki kararı incelememesinin Anayasa’nın 36. maddesinde yer alan “hiçbir mahkeme görev ve yetkisi içindeki davaya

bakmaktan kaçınamaz” hükmünün ihlali niteliğinde olduğunu ileri

sürmüştür. Başvurucu ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve maddi tazminata

karar verilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

13. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

14. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların

kabul edilemezliğine karar verebilir.”

15. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanığa yüklenen

suça ilişkin yargılama sonunda cezaya hükmedilmesi hâlinde, hükmün

açıklanmasının belirli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ertelenmesi anlamına

gelmektedir. Kanunda belirtilen koşulların gerçekleşmesine karşın, sanığın

kabul etmemesi hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilemeyeceği 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (6) numaralı fıkrasının son

cümlesinde ifade edilmektedir. Bu kapsamda sanığın, yargılamanın hukuki

kesinliği ifade eden bir hükümle sonuçlanmasını ya da cezaya hükmedilmesi

durumunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını tercih etme imkânı

bulunmaktadır (B. No: 2012/833, 26/3/2013, § 19).

16. 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesine göre, yapılan

yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli

para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir.

Anılan maddenin (5) numaralı fıkrasında, hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasının, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmamasını

ifade ettiği belirtilmektedir. Öte yandan, aynı Kanun’un 223. maddesinin (1)

numaralı fıkrasında ifade edilen hüküm niteliğindeki kararlar arasında hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararı sayılmamaktadır (B. No: 2012/833,

26/3/2013, § 20).

17. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı,

yargılamayı hükümle sonuçlandıran bir karar niteliğinde olmayıp, ceza

yargılamasını sona erdiren düşme nedenlerinden birisidir. 5271 sayılı Kanun’un

231. maddesinin (10) ve (11) numaralı fıkralarında belirtildiği üzere, denetim

süresi içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmediği takdirde açıklanması geri

bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, denetim süresi içinde

kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasına karar verilir (B.

No: 2012/833, 26/3/2013, § 21).

18. Aynı maddenin (12) numaralı fıkrasında, hükmün

açıklanmasının geri bırakılması kararına karşı itiraz kanun yoluna

başvurulabileceği düzenlenmiştir. Bununla birlikte, ancak denetim süresi içinde

kasıtlı yeni bir suç işlenmesi hâlinde hükmün açıklanmasıyla veya bu süre

içinde kasıtlı yeni bir suç işlenmemesi hâlinde düşme kararıyla yargılama nihai

olarak sona erdiğinde, hüküm niteliği olan bu kararlara karşı kanun yoluna

başvurulabilir ve esasa ilişkin itirazlar bu aşamada ileri sürülebilir (B. No:

2012/833, 26/3/2013, § 22).

19. Başvuru konusu olayda başvurucu hakkında, Adana 5. Sulh

Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış ve başvurucu, yargılama sonunda hakkında beraat kararı verilmemesi hâlinde lehe

hükümler kapsamında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararı verilmesini

talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi, 18/3/2013 tarihli kararı ile

başvurucunun kasten yaralama suçundan 1.000,00-TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir.

Başvurucu Adana 5. Sulh Ceza Mahkemesinin hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararına karşı Adana 12. Asliye Ceza Mahkemesine itiraz etmiş,

itiraz mercii kararın kesin olduğundan bahisle itirazı reddetmiştir. Başvurucunun mahkemeye erişim

hakkının ihlal edildiği yönündeki şikâyeti, kendisine kanunlar tarafından

tanınmış olan itiraz kanun yoluna başvuru hakkının kanunlara

aykırı olarak itiraz merciince incelenmeyerek reddedilmesine ilişkindir.

20. Yargı yerlerinin verdikleri kararlarda,

gerek yanılma, gerekse normları değişik biçimde yorumlama sonucu olarak doğan

hukuka aykırılıkların giderilmesini sağlamak amacıyla bazı hukuki yollar kabul

edilmiştir. Bir yargı yerinin verdiği kararda aykırılık olduğu iddiası ile

ortaya çıkan uyuşmazlığın çözümlenmek üzere yargı önüne getirilmesi “kanun yolu”na başvurmadır. Bunun nasıl yapılacağı ise

usul hükümleri ile gösterilmektedir. Anayasa’nın 142. maddesinde “mahkemelerin kuruluşunun, görev ve yetkilerinin,

işleyişlerinin ve yargılama usullerinin” yasa ile düzenlenmesi

öngörülmüştür. Kanun yoluna ilişkin düzenlemeler, yargılama usulü

kapsamındadır. Yargılamanın olabildiğince hızlı sonuçlanması ve sonuçların bir

an önce açıklanması gerektiğinden her karara karşı değil, fakat önemli

kararlara karşı kanun yoluna gidilmesi gereği benimsenmektedir. Mahkemelerce

verilen tüm kararlara karşı kanun yolunun açık tutulması, kanun yolu kurumunu

işlemez duruma getirebilir (bkz. B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 45; AYM,

E.2006/65, K.2009/114, K.T. 23/7/2009).

21. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesi

mahkeme kararlarına karşı kanun yolu başvurusunda bulunma hakkını güvence

altına almamaktadır. Ancak eğer bir devlet, kendi takdirine bağlı olarak kanun

yolu başvurusunda bulunma hakkı tanıyorsa, kanun yolu başvurusunu inceleyen

mahkeme önünde uygulanan muhakeme usulünün Sözleşme’nin 6. maddesinde yer alan

ilkelere uygun olması gerekir (bkz. Delcourt/Belçika, B. No: 2689/65, 17/1/1970, § 26). Öte yandan “Cezai konularda iki dereceli yargılanma hakkı”

Türkiye’nin henüz taraf olmadığı Sözleşme’ye Ek 7 No’lu Protokolün 2. maddesi ile kabul edilmiştir.

22. Herkes, kişisel hak ve yükümlülüklerinin karara

bağlanması için bir mahkemeye erişme ya da dava açma hakkına sahiptir. Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre mahkemeye erişim hakkı, suç isnadı

altındaki veya medeni haklarını icra etmesine yapılan müdahalenin hukuka aykırı

olduğunu savunulabilir şekilde öne süren ve bu şikayetini Sözleşme’nin 6.

maddesinin (1) numaralı fıkrasının sağladığı güvencelere sahip bulunan bir

mahkeme nezdinde öne süremediğini iddia eden herkese açıktır (bkz. özellikle, Smith/Almanya, 27801/05, 1/4/2010, § 43, 58; Roche/Birleşik Krallık [BD], B. No: 32555/96, 19/10/2005, § 117; Stanev/Bulgaristan, [BD], B. No: 36760/06, 17/1/2012, § 229).

23. Mahkemeye erişme hakkı sadece ilk derece mahkemesine dava

açma hakkını değil, eğer iç hukukta itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun

yollarına başvurma imkânı tanınmış ise üst mahkemelere başvurma hakkını da

içerir (bkz. Bayar ve Gürbüz/Türkiye,

B. No: 37569/06, 27/11/2012, § 42). Mahkemeye erişme hakkı, cezai olaylarda da

uygulanabilir bir haktır. Bu bağlamda mahkemeye erişme hakkı, hakkında suç

isnadı bulunan bir kimsenin, bu isnat hakkında bir mahkeme tarafından bu

isnadın yerinde olduğu ya da olmadığı yönünde bir karar verilmesini isteme

hakkıdır (B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49)

24. Öte yandan mahkemeye erişme hakkı, niteliği gereği devlet

tarafından düzenleme yapılmasını gerektirdiğinden mutlak bir hak olmayıp

sınırlamalara tabidir. AİHM’e göre bu hak,

Sözleşme’nin tanımlamaksızın kabul ettiği bir hak olduğundan, herhangi bir

hakkın gerçek kapsamını sınırlayan hudutlardan başka, örtülü olarak izin

verilen sınırlandırmalara da tabidir. Uygulanacak olan sınırlandırmaların,

bireylerin başvurularını bu hakkın özünü zedeleyecek şekilde ve ölçüde

kısıtlamaması gerekir (bkz. Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70,

21/2/1975, § 38). Ayrıca sınırlama, meşru bir amaç izlemeli ve kullanılan

araçlarla gerçekleştirilmek istenen amaç arasında makul bir orantılılık

ilişkisi kurulmalıdır; aksi takdirde sınırlama mahkemeye erişim hakkı ile

bağdaşmaz (bkz. B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 50).

25. Somut olayda başvurucunun hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararına yaptığı itiraz, açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet

kararı kesin nitelikte olduğundan bahisle itiraz merciince reddedilmiştir. 5271

sayılı Kanun’un 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilebilmesi için, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış

bulunması; sanık hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararı verilmemiş olması; mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile

duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç

işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, suçun işlenmesiyle mağdurun veya

kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin

suretiyle tamamen giderilmesi gerekir (§ 10). İtiraz mercii ise yapılan

itirazları hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için

kanuni şartların olup olmadığı yönünden incelemektedir.

26. Somut olayda itirazın reddine ilişkin kararın,

açıklanması geri bırakılan hükmün niteliği göz önüne alınarak 5271 sayılı

Kanun’da yer alan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hukuk

kurallarının yorumlanması sonucunda ortaya çıktığı görülmektedir.

27. Başvurucu, İlk Derece Mahkemesinin hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararına, olay tanıklarından birinin duruşmaya çağrıldığı ve

bu kişi çağrıya uymadığı halde, mahkemenin bu konuda bir işlem yapmadan karar

vermesinin hatalı olduğundan bahisle itiraz etmiştir. Başka bir deyişle

başvurucu, İlk Derece Mahkemesinin açıklanması geri bırakılan esasa ilişkin

kararının hatalı olduğunu ileri sürmekte ve mahkûmiyet kararının eksik

incelemeye dayanması nedeniyle bozulmasını talep etmektedir.

28. Bir mahkemenin maddi vakıaları ya da hukukun

uygulanmasına dair yapmış olduğu iddia edilen hataları incelemek, eğer o

hatalar Anayasa’da korunan hak ve özgürlükleri ihlal etmiyorsa Anayasa

Mahkemesinin görevi değildir (Benzer yönde AİHM Kararı için bkz. Garcia Ruiz/İspanya, B.No: 30544/96, 21/1/1999, § 28).

29. 5271 sayılı Kanun’un 231. maddesinin (6) numaralı

fıkrasına göre sanık kabul etmediği takdirde, hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmez. Bu durumda İlk Derece Mahkemesinin kararı temyizi

kabil hale gelebilecektir. Başka bir deyişle, haklarında hükmün açıklanmasının

geri bırakılması kararı verilmesini talep eden sanıklar haklarında verilen

kararın Yargıtay’da yapılacak esas ve usul incelemesini talep etme hakkından

vazgeçmişlerdir. Somut olayda açıklanması geri bırakılan hüküm esasen temyizi

kabil olmamakla birlikte başvurucu, hakkında hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar verilmesini talep etmiş olmakla hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı ile ortaya çıkan menfaatlerden yararlanmayı tercih etmiştir

(bkz. Adnan Erkuş/Türkiye, B.No: 61196/11, 4/12/2012, § 22).

30. Başvurucunun, olay tanıklarından birinin duruşmaya

çağrıldığı ve bu kişi çağrıya uymadığı halde İlk Derece Mahkemesinin bu konuda

bir işlem yapmaması nedeniyle kararın hatalı olduğu yönündeki şikâyeti temyiz

incelemesinde ileri sürülebilecek şikâyetlerdendir. Başvurucu, temyiz kanun

yolunda ileri sürebileceği bir şikâyeti itiraz kanun yolunda ileri sürmüştür. İtiraz merciinin, itirazın reddine ilişkin

kararının temel hakları ihlal ettiği iddiası, başvurucunun talebi üzerine

hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, Anayasa’da tüm

mahkeme kararlarının temyiz edilebilmesi hakkını içeren bir kurala yer

verilmediği (B. No: 2012/799, 26/3/2013, § 19) ve temyiz yoluna başvurmayı mümkün kılan bir karar verilmesini başvurucunun tercih etmediği dikkate alındığında dayanaktan

yoksun görünmektedir.

31. Açıklanan nedenlerle başvurucunun,

itiraz merciinin itirazın reddine ilişkin kararının mahkemeye erişim hakkını

ihlal ettiği iddiasının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksunluk” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Başvurunun “açıkça dayanaktan

yoksunluk” nedeniyle KABUL

EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde

bırakılmasına, 11/12/2014 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Yunus HEPER Başvurucu : Emine KARAGÜLMEZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/3673, 11 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/3673
Tarih
11 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • Süreyya İlhan Başvurusu (B. No: 2014/2617)
  • G.k. Başvurusu (B. No: 2014/14580)
  • Nilgün Kaya Başvurusu (B. No: 2012/1146)
  • A.v. Başvurusu (B. No: 2013/216)
  • Necmiye Çiftçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1301)
  • Mehmet Hasan Altan Başvurusu (B. No: 2013/6947)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.