İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nilgün Kaya Başvurusu (B. No: 2012/1146)

1. Başvurucu özel hayatına

Başvuru No2012/1146Tarih31 Aralık 2014Okuma13 dk · 2.578 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Nilgün Kaya Başvurusu

Karar tarihi
31 Aralık 2014
Başvuru Numarası
2012/1146
R.G. Tarih- Sayı
07/05/2015-29348
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.578 kelime·13 dk okuma·13 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu özel hayatına

ilişkin unsurlar içeren CD kaydının aleyhine açılan boşanma davasında hükme

dayanak olarak kullanıldığını, ayrıca nafaka talebinin reddedilmesinin, kararın

gerekçesiz olmasının ve müşterek çocuğun tanık olarak dinletilmesi taleplerinin

reddinin adil yargılanma hakkına aykırılık oluşturduğunu, bu nedenle Anayasa’nın

5., 10., 20., 24., 36., 41. ve 141. maddelerinde

tanımlanan haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, yeniden yargılama

yapılması ile uğradığı maddi ve manevi zararın tazminine karar verilmesini

talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 7/12/2012

tarihinde Kocaeli 1. Aile Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölümün Birinci

Komisyonunca, kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmak üzere,

dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 7/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas

incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 6/1/2014 tarihli yazısı 13/1/2014

tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, başvurucu vekilince Adalet

Bakanlığı görüşüne karşı 27/1/2014 tarihli beyan dilekçesi ibraz edilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile

başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvurucu aleyhine 8/10/2010 tarihinde Kocaeli 1. Aile Mahkemesinin E.2010/1187

sayılı dosyası üzerinde boşanma ve maddi ve manevi tazminat talepleriyle dava

açılmıştır.

8. Başvurucu tarafından,

davanın reddi, boşanmaya karar verilmesi halinde ise lehine 100.000,00 TL

maddi, 100.000,00 TL manevi tazminata ve 750,00 TL tedbir-yoksulluk nafakasına

hükmedilmesi talep edilmiştir.

9. Davacı tarafından delil

listesi kapsamında dosyaya ibraz edilen CD üzerinde bilirkişi incelemesi

yaptırılmış, başvurucu tarafından, Mahkemece davacının kişilik haklarına

saldırı niteliğinde beyanlar içerdiği tespit edilen CD içeriğindeki

konuşmaların, kendisine ait olduğu ve davacı ile yaşanan bir tartışma sırasında

kayda alınmış olduğu belirtilmiştir.

10. Kocaeli 1. Aile Mahkemesinin

27/9/2011 tarih ve E.2010/1187, K.2011/913 sayılı

kararı ile tarafların boşanmalarına, başvurucunun yoksulluk nafakası ve

tazminata ilişkin taleplerinin reddine ve başvurucu aleyhine 3.000,00 TL maddi,

4.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.

11. İlk Derece Mahkemesi kararı

temyiz edilmekle, Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27/6/2012

tarih ve E.2011/22972, K.2012/17718 sayılı kararı ile onanmıştır.

12. Karar düzeltme talebi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 19/10/2012 tarih ve

E.2012/20136, K.2012/25229 sayılı kararı ile reddedilmiş olup, Yargıtay ilamı

20/11/2012 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir.

13. Başvurucu tarafından 7/12/2012 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

B. İlgili

Hukuk

14. 22/11/2001 tarihli ve 4721

sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 166., 174., 175. ve 182.

maddeleri.

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

15. Mahkemenin 31/12/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun

7/12/2012 tarih ve 2012/1146 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği

düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

16. Başvurucu, özel hayatına

ilişkin unsurlar içeren CD kaydı oluşturulduğunu ve bu CD’nin aleyhine açılan

boşanma davasında hükme dayanak olarak kullanıldığını, yapılan yargılama

sırasında müşterek çocuğun tanık olarak dinletilmesi taleplerinin

reddedildiğini, gerekçesi belirtilmeden aleyhinde maddi ve manevi tazminata

hükmedildiğini, geliri bulunmamasına rağmen nafaka talebinin reddedilmesiyle

eşler arasındaki eşitliğin bozulduğunu beyan ederek, Anayasa’nın 5., 10., 20., 24., 36., 41. ve 141. maddelerinde tanımlanan

haklarının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

17. Başvurucu tarafından

Anayasa’nın 5., 10., 20., 24., 36., 41. ve 141.

maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal edildiği iddia edilmiş olmakla

birlikte, ihlal iddialarının mahiyeti gereği Anayasa’nın 20. ve 36. maddeleri

kapsamında değerlendirme yapılması uygun görülmüştür.

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

a. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığı

İddiası

18. Başvurucu, geliri

bulunmamasına rağmen nafaka talebinin reddedilmesiyle eşler arasındaki

eşitliğin bozulduğunu iddia etmiş olmakla birlikte, söz konusu iddianın esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

19. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

20. 6216 sayılı Kanun’un “Esas hakkındaki inceleme” kenar başlıklı

49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir mahkeme kararına karşı

yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir temel hakkın ihlal

edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağının belirlenmesi ile

sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme

yapılamaz.”

21. Anayasa’nın 148. maddesinin

dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı

fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi tutulamayacağı, 6216 sayılı

Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun

başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

22. Bir anayasal hakkın ihlali

iddiasını içermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden

incelenmesi talep edilen başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve

Kanun tarafından Mahkemenin yetkisi kapsamı dışında bırakılan hususlara ilişkin

olduğu açıktır. Bu kapsamda, bireysel başvuruya konu davadaki olayların

kanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama

sırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir

uyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil

olup olmaması, bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.

Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açıkça

keyfilik veya bariz takdir hatası içermedikçe derece mahkemelerinin

kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele

alınamaz. Bu çerçevede, derece mahkemelerinin delilleri takdirinde açıkça

keyfilik veya bariz bir takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu

takdire müdahalesi söz konusu olamaz (B. No. 2012/1027, 12/2/2013,

§§ 25-26).

23. Başvurucu tarafından, maddi

vakıa ve delillerin hatalı takdiri neticesinde geliri bulunmamasına rağmen

nafaka talebinin reddedildiği, bu kapsamda derece mahkemelerince delillerin takdirinin

hatalı ve hükmün sonuç itibarıyla hukuka aykırı olduğu belirtilmekte olup,

başvurucunun belirtilen iddiasının özünün derece mahkemelerince delillerin

değerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına ve

esas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Başvuruya konu yargılama

evrakının tetkikinden, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gerekli

inceleme ve tahkikatların yaptırıldığı ve başvurucunun boşanmaya neden olan

hadiselerde ağır kusurlu olduğu tespitine istinaden başvurucunun nafaka

talebinin reddedildiği ve derece mahkemelerinin belirtilen husustaki kararında

açıkça keyfilik veya bariz takdir hatası olarak değerlendirilebilecek bir

bulguya da rastlanmadığı anlaşılmaktadır.

24. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara

ilişkin olduğu, derece mahkemesi kararlarının açıkça keyfilik veya bariz bir

takdir hatası da içermediği anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Gerekçeli Karar Hakkının İhlali İddiası

25. Başvurucu tarafı olduğu

hukuk davasında gerekçesi belirtilmeden aleyhinde maddi ve manevi tazminata

hükmedildiğini belirterek, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

26. 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve

incelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir.”

27. Anayasa’nın 148. maddesinin

üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası

hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının

incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen

hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin

kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,

§ 18)

28. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

29. Anayasa’nın “Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması”

kenar başlıklı 141. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Bütün mahkemelerin

her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.”

30. Sözleşme’nin “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Herkes medeni hak ve

yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen

suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız

bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve

açık olarak görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

31. Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.

maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Gerekçeli

karar hakkı da adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden biri olup,

Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşmenin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşmenin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar

hakkı gibi ilke ve haklara, Anayasanın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 38). Ayrıca, hakkaniyete

uygun yargılamanın bir unsuru olan gerekçeli karar hakkı Anayasa’nın 141.

maddesinin birinci fıkrası uyarınca, mahkemelerin uyması gereken bir yükümlülük

olarak düzenlenmiştir.

32. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması, kanun yoluna başvurma olanağını etkili kullanabilmek ve

mahkemelere güveni sağlamak açısından, hem tarafların hem kamunun menfaatini

ilgilendirmekte olup, kararın gerekçesi hakkında bilgi sahibi olunmaması, kanun

yoluna müracaat imkânını da işlevsiz hale getirecektir. Bu nedenle mahkeme

kararlarının dayanaklarının yeteri kadar açık bir biçimde gösterilmesi

zorunludur (B. No: 2013/1780, 20/3/2013, § 67).

33. Mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının unsurlarından biri olmakla beraber,

bu hak yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde

yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu nedenle, gerekçe gösterme

zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre değişebilir. Bununla birlikte

başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair

iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak ihlaline neden olacaktır. Bunun

yanı sıra, kanun yolu mahkemelerince verilen karar gerekçelerinin ayrıntılı

olmaması da bu hakkın ihlal edildiği şeklinde yorumlanmamalıdır. Kanun yolu

mahkemelerince verilen bu tür kararların, İlk Derece Mahkemesi kararlarında yer

verilen gerekçelerin kabul edilmiş olduğu şeklinde yorumlanması uygun olup, bu

durumda, üst dereceli mahkeme tarafından önceki mahkeme kararının gerekçesinin

benimsendiği kabul edilmelidir (B. No: 2013/1213, 4/12/2013,

§ 26)

34. Başvuru konusu olayda,

başvurucu aleyhine boşanma davası açıldığı, başvurucu tarafından ise boşanma

ile nafaka ve tazminat taleplerinde bulunulduğu, İlk Derece Mahkemesinin karar

gerekçesinde, boşanmaya neden olan hadiselerde başvurucunun kusurunun ağır

olduğu tespitine istinaden başvurucunun nafaka ve tazminat taleplerinin reddine

hükmedildiği, başvurucu aleyhine hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar

hususunda ise, boşanmaya sebebiyet veren hadiselerin açıkça davacının kişilik

haklarının ihlali mahiyetinde olduğu ve davacının eşinin maddi desteğinden

yoksun kalacağı belirtilerek, başvurucu aleyhine tazminata hükmedildiği, İlk

Derece Mahkemesince oluşturulan karar ve gerekçesi hukuka uygun bulunmak

suretiyle kanun yolu mahkemelerinin denetiminden geçerek kesinleştiği, bu

kapsamda yerel mahkeme gerekçesini benimsediği anlaşılan kanun yolu merciince

kararlarda ayrıntılı gerekçeye yer verilmediği anlaşılmakla, başvurucunun

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğine yönelik iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

c. Delillerin Değerlendirilmesinin Adil Olmadığı

İddiası

35. Başvurucu tarafından,

mahkemece delillerinin değerlendirilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal

ettiği iddia edilmiş olup, başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda,

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

36. Başvurucu, özel hayatına

ilişkin unsurlar içeren CD kaydının aleyhine açılan boşanma davasında hükme

dayanak olarak kullanıldığını ve yapılan yargılama sırasında müşterek çocuğun

tanık olarak dinletilmesi taleplerinin reddedildiğini iddia etmiş olup, söz

konusu iddiaların özünün, delillerin değerlendirilmesinin hakkaniyete uygun

olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.

37. Adalet Bakanlığı görüşünde,

delillerin değerlendirilmesi hususunda prensip olarak her devletin kendi

kurallarını belirlemekte serbest olduğu, aynı yaklaşımın maddi vakıaların

belirlenmesindeki yöntemlere de uygulandığı, delillerin değerlendirilmesi ile

kabul edilebilirliği hususunun esasen derece mahkemelerinin takdirinde olduğu

ve Anayasa Mahkemesinin bu kapsamdaki görevinin, delillerin elde edilme yolu da

dâhil olmak üzere yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesinden ibaret olduğu belirtilmiştir.

38. Anayasa’nın

36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

39. Yapılan yargılama sırasında

tanık dinletme hakkı da dâhil olmak üzere delillerin ibrazı ve

değerlendirilmesi ile delillere ilişkin temel usuli

güvencelere riayet edilmesi, adil yargılanma hakkının somut görünümleri arasında

yer almaktadır. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte, belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerini denetlemek Anayasa Mahkemesi’nin görevi kapsamında

olmayıp, Mahkemenin görevi delillere ilişkin bazı temel kuralların gözetilmesi

suretiyle başvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında, taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkanların tanınması ve delillere ilişkin

hakkaniyetsizlik iddialarının da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi

gerekir (B. No. 2013/1213, 4/12/2013, § 27).

40. Derece mahkemeleri

nezdindeki yargılamalarda izlenilen delil kuralları ve bunların yorumlanması

kural olarak belirtilen hususların değerlendirilmesi açısından daha elverişli

konumda olan söz konusu mahkemelere aittir. Bununla birlikte, delillerin

incelenme ve değerlendirilme yönteminin açık bir hakkaniyetsizlik veya keyfilik

ihtiva etmesi veya bu değerlendirmelerin “silahların eşitliği” ve “çelişmeli yargılama” ilkeleri gözetilerek

yapılmaması durumunda, adil yargılanma hakkının gereklerine uygun bir

delil değerlendirilmesinden söz edilemez.

41. Sözleşme’nin

6. maddesinde, davada kullanılan delillerin ispat güçleri ile ilgili bir

düzenleme bulunmamakla birlikte, AİHM de, delilerin kabul edilebilirliği ile

ilgili olarak, somut davada kullanılan delillerin “silahların eşitliği” ve “çelişmeli

yargılama” ilkeleri gözetilerek tartışılıp tartışılmadığını ya da

söz konusu delillerin yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmamasına

etkisini değerlendirmekte (bkz. Tamminen/Finlandiya,

B. No: 40847/98, 15/6/2004, §§ 40-41; Barberà, Messegué ve Jabardo/İspanya,

B. No: 10590/83, 6/12/1988, §§ 68, 81-89) ve birçok kararında, Sözleşme’nin 6.

maddesinin adil yargılanma hakkını güvence altına almakla beraber, öncelikli

olarak ulusal hukuk bağlamında düzenlenmesi gereken bir konu olan delillerin

kabul edilebilirliğine ilişkin bir kural ortaya koymadığını belirtmektedir

(bkz. Schenk/İsviçre, B. No: 10862/84, 12/7/1988, §§

45-46; Desde/Türkiye, B. No: 23909/03, 1/2/2011, §

124).

42. Başvuruya konu yargılama

evrakının incelenmesinden, bahse konu davanın şiddetli geçimsizlik olgusuna

dayalı boşanma davası olduğu, iddiaya konu CD’nin davacı tarafça delil olarak

Mahkemeye sunulduğu, başvurucu tarafından da CD içeriğinde yer alan ve

kendisine ait olan beyanların davacı ile yaptığı bir tartışma kapsamında

kaydedilmiş olduğunun belirtildiği, CD içeriğinin bilirkişi vasıtasıyla

dökümünün yaptırıldığı ve içerikte başvurucu tarafından davacıya kişilik

haklarının ihlali olarak nitelenen sözler söylendiğinin Mahkemece tespit

edildiği görülmektedir. Söz konusu CD’nin delil olma niteliğinin Mahkemece

değerlendirildiği ve gerekçede de CD’de yer alan konuşmaların tarafların ortak

hayatlarının sürdüğü müşterek hanede yapıldığı ve bu yerin özel alan olarak

nitelendirilmesinin evlilik müessesesi ile bağdaşmayacağı belirtilerek ilgili

delile değer atfedildiğinin belirtildiği anlaşılmaktadır. CD

içeriği ve bilirkişi raporuna başvurucu tarafça vakıf olunduğu ve içeriğindeki

beyanlar kabul edilmekle birlikte bir tartışma sonrasında söylenilen sözler

olduğu belirtilerek delil içeriğine erişilerek tartışıldığı, yargılama

sürecinde şiddetli geçimsizlik olgusunu ispat için gösterilen taraf

tanıklarının da dinlenildiği ve Mahkemece söz konusu deliller kapsamında,

başvurucunun davacıya karşı sözlü ve fiili saldırılarda bulunduğu tespitlerine

yer verilerek şiddetli geçimsizliğe neden olan olaylarda kusurun ağırlığının

başvurucuda olduğunun belirtildiği anlaşılmaktadır. Bunun yanı sıra

başvurucu tarafından, yapılan yargılama sırasında müşterek çocuğun tanık olarak

dinletilmesi taleplerinin reddedildiği iddia edilmiş olmakla birlikte,

başvurucu tarafından dosyaya sunulan 15/3/2011 tarihli

delil listesinde gösterilen tanıklar arasında söz konusu şahsa yer verilmediği

ve Mahkemece bu doğrultuda, ikinci tanık listesi verme yasağının kamu düzenini

ilgilendirdiği, bu nedenle belirtilen talebin reddedildiği hususunun gerekçeli

kararda açıklandığı görülmektedir.

43. Bir davaya ilişkin olarak

delilleri değerlendirme yetkisi kural olarak derece mahkemelerine ait olup,

başvurucu tarafından delil niteliği tartışılan CD’nin çelişmeli bir yargılamada

tarafların iddia ve beyanları kapsamında incelendiği, başvurucu tarafından da

ilgili delil içeriğine ulaşılarak değerlendirme yapılmasının sağlandığı, ek

tanık dinletilmesi talebinin ise gerekli usul kesitinden sonra ileri sürüldüğü

belirtilerek Mahkemece kabul görmediği ve belirtilen bu tespitler çerçevesinde,

delillerin değerlendirilmesi bağlamında yargılamayı hakkaniyete aykırı hale

getirecek bir bulguya rastlanılmadığı anlaşılmakla, başvurucunun Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.Yargılamanın

sonucu itibarıyla adil olmadığı yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2.

Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

3.

Delillerin değerlendirilmesinin adil olmadığı yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde

bırakılmasına,

31/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Serruh KALELİ Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Zühtü ARSLAN Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör : Şebnem NEBİOĞLU ÖNER Başvurucu : Nilgün KAYA Vekili : Av. Alper DOĞAN

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2012/1146, 31 Aralık 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. C. Başvurucu tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde
  16. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2012/1146
Tarih
31 Aralık 2014

İlgili Kararlar

  • A.v. Başvurusu (B. No: 2013/216)
  • Necmiye Çiftçi ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1301)
  • Mehmet Hasan Altan Başvurusu (B. No: 2013/6947)
  • Ali Rıza Telek Başvurusu (B. No: 2013/2630)
  • İsmail Ediş Başvurusu (B. No: 2012/354)
  • Korkut Bahadır Başvurusu (B. No: 2014/4025)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.