İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emrah Karadaş Başvurusu (B. No: 2014/6043)

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Astsubay

Başvuru No2014/6043Tarih15 Şubat 2017Okuma17 dk · 3.448 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Emrah Karadaş Başvurusu

Karar tarihi
15 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/6043
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.448 kelime·17 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, ahlaki durum gerekçe gösterilerek Astsubay

Sözleşmesi'nin yenilenmemesi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/4/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, 2003 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığında sözleşmeli

astsubay olarak göreve başlamış; dokuz yıllık sözleşme imzalamıştır. Evli ve

iki çocuk babasıdır.

9.Başvurucu, sözleşme süresinin bitmesine yakın sözleşme

yenileme talebinde bulunmuş; 29/8/2012 tarihli işlemle başvurucunun

sözleşmesinin yenilenmemesine karar verilmiştir.

10. Başvurucu, sözleşmenin yenilenmemesi işleminin iptali

istemiyle Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır.

11. Yargılama sırasında davalı idare tarafından sözleşme

yenilememe işlemine dayanak olduğu savunulan gizli ibareli belgeler

sunulmuştur. Söz konusu belgeler, Hava Kuvvetleri Komutanlığına ait, sadece

personelin kullandığı, hizmete özgü elektronik posta sistemi üzerinden

başvurucunun 2008 ile 2009 yılları arasında gönderdiği mesajlardan ve bir başka

personel hakkındaki tek sayfadan ibaret ve neredeyse tamamı karartılmış

istihbarat notundan oluşmaktadır. Elektronik posta iletileri incelendiğinde

başvurucunun diğer bazı personele müstehcenlik de içeren esprili resim ve

karikatürler ile dönemin Maliye Bakanı hakkında eleştirel nitelikte yazılar

gönderdiği görülmektedir. Söz konusu iletiler, başvurucunun kendisine ait

herhangi bir bilgi, resim, görüntü, kayıt vb. içermemektedir.İstihbarat

notunda ise başka bir personelin evine getirdiği iki bayanla başvurucunun ilişki

yaşadığı isnat olarak belirtilmiştir. Bu konuya dair başkaca bir bilgi, belge

sunulmamıştır.

12. AYİM Başsavcılığı, dava hakkındaki görüşlerini sunmuştur.

Başsavcılık, işlemin iptaline karar verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Başsavcılığa göre başka bir personele ait istihbarat notu ile davacının

sözleşmesinin yenilenmemesi işlemi arasında irtibat bulunmamaktadır. Ayrıca

Başsavcılık görüşünde, başvurucunun gönderdiği mesajların TSK ile ilgili veya

siyasi, dinî, ideolojik, yıkıcı, bölücü nitelikte olmadığı, idarenin sözleşme

yenilememe işlemi ile bu mesajlar arasındaki ilişkiyi de izah edemediği

belirtilmiştir. Buna göre sözleşme yenilememe işleminde idarenin takdir

yetkisinin objektif, adil ve hakkaniyete uygun biçimde kullanılmadığının

anlaşıldığı ifade edilmiştir.

13. AYİM oy çokluğuyla davayı reddetmiştir. AYİM kararında,

idarenin personel ihtiyacı doğrultusunda yaptığı hesaplamalar uyarınca

başvurucunun görev yaptığı maliye sınıfı bakımından iki sözleşmeli personel

istihdamına karar verdiği, daha önce bu sınıfta sözleşmeli olarak görev yapan

dört personel olduğu, başvurucunun sicil sıralamasında birinci sırada bulunduğu

ancak idarenin iki ve dördüncü sıradaki personelin sözleşmelerini yenilediği,

birinci sıradaki başvurucunun ve üçüncü sırada yer alan kişinin sözleşmelerinin

yenilenmediği tespiti yapılmıştır. AYİM kararında, idarenin sözleşme yenileme

konusunda takdir yetkisi bulunduğu, başvurucunun, hizmete özgü kurumsal e-posta

hesabından cinsel içerikli resim ve karikatürler ile dönemin Maliye Bakanı'yla

ilgili eleştirel nitelikte yazılar paylaşmış olması nedeniyle idarenin takdir

yetkisini hukuka uygun kullandığının anlaşıldığı belirtilmiştir.

14.Bir hâkim üye karara katılmamıştır. Muhalif üyeye göre

davacının sicil notları tam nota yakın çok iyi seviyededir, çok sayıda ödül ve

takdir belgesi bulunmaktadır, ayrıca hiçbir disiplin cezası yoktur. Sözleşmeli

dört personel arasında en yüksek nota sahip olan kişi başvurucudur ve sözleşme

yenileme işlemine esas alınan nitelik belgesi de sicil amirleri tarafından

olumlu tanzim edilmiştir. Başka bir personele ait istihbarat notunda

başvurucuya bir isnat yöneltilmiş olmasına karşın bu isnadın somut bilgi ve

kanıtlara dayalı olmadığı, kaldı ki belirtilen konuda herhangi bir ceza veya

uyarı belgesinin de bulunmadığı belirtilmiştir. Muhalif üye görüşünde, tüm bu

hususlar dikkate alındığında sözleşme yenilememe işleminde idarenin takdir

yetkisinin objektif ve ölçülü şekilde kullanılmadığının anlaşıldığı ifade

edilmiştir.

15.Başvurucunun söz konusu karara karşı karar düzeltme istemi de

reddedilmiştir. Nihai karar 8/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu tarafından 29/4/2014 tarihinde bireysel başvuru

yapılmıştır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 13/6/2001 tarihli ve 4678 sayılı Türk Silahlı Kuvvetlerinde

İstihdam Edilecek Sözleşmeli Subay ve Astsubaylar Hakkında Kanun'un 8. ve 12.

maddeleri, 27/4/2002 tarihli ve 24738 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanan Sözleşmeli Subay ve Astsubay Yönetmeliği’nin 14. maddesi.

B. Uluslararası Hukuk

18. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"

kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:

“(1) Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve

yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamu

makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir

toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin

korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının

hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz

konusu olabilir.”

19. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında “özel

hayatın” eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir kavram olduğu

belirtilmektedir. Özel hayata saygı hakkı alt kategorisinde geçen "özel

hayat" kavramı AİHM tarafından oldukça geniş yorumlanmakta ve bu kavrama

ilişkin tüketici bir tanım yapılmaktan özellikle kaçınılmaktadır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz. Koch/Almanya,

B. No: 497/09, 19/7/2012, § 51). Bununla birlikte Sözleşme'nin denetim

organlarının içtihatlarında "bireyin kişiliğini serbestçe geliştirmesi ve

gerçekleştirmesi" ve "kişisel bağımsızlık" kavramlarının özel

hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde temel alındığı anlaşılmaktadır

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No:

55480/00 ve 59330/00, 27/7/2004, § 43; K.A.

ve A.D./Belçika, B. No: 42758/98, 45558/99, 17/2/2005, § 83; Pretty/Birleşik Krallık, B. No: 2346/02,

29/4/2002 § 61; Christine Goodwin/Birleşik Krallık

[BD], B. No: 28957/95, 11/7/2002, § 90).

20. AİHM'e göre mesleki hayat “özel hayat” kavramı dışında

tutulamaz. Özel hayat unsurları gerekçe gösterilerek mesleki hayata getirilen

sınırlamalar, bireyin sosyal kimliğini etkilediği ölçüde Sözleşme’nin 8.

maddesi kapsamına girebilmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki insanların

büyük çoğunluğu, dış dünya ile olan ilişkilerini geliştirme olanaklarını en çok

mesleki hayatları çerçevesinde yürüttükleri faaliyet kapsamında elde etmektedir

(Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §

45; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §

29).

21. Özel hayata saygı hakkına kamu makamlarının keyfî bir

şekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Sözleşme'nin 8. maddesi ile sağlanan güvenceler

kapsamında yer almaktadır. AİHM, devletin özel hayata saygı hakkı kapsamında

bulunan bir menfaate müdahale ettiğini tespit ettiğinde 8. maddenin ikinci

fıkrasında belirtilen koşulları incelemektedir. Buna göre kamu makamlarının

müdahalesinin yasal bir dayanağı olup olmadığı, anılan fıkrada yer alan meşru

amaçlara dayalı olup olmadığı, demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olup

olmadığı araştırılmaktadır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Dudgeon/Birleşik Krallık, B. No: 7525/76,

22/10/1981, § 43; Olsson/İsveç No.1, B. No: 10465/83, 24/3/1988, §

59; De Souza Ribeiro/Fransa, B. No: 22689/07, 13/12/2012, §

77).

22. Ayrıca AİHM kararlarına göre Sözleşme’nin 8. maddesi açıkça

usul şartları içermemekle birlikte anılan maddeyle güvence altına alınan

haklardan etkili bir şekilde yararlanılabilmesi için müdahaleyi doğuran karar

alma sürecinin, bu maddeyle korunan hak ve özgürlüklere gerekli saygıyı

sağlayacak nitelikte ve adil olması gerekir. Bu şekildeki bir süreç

başvurucunun 8. maddedeki haklarını -deliller ve kanıtlama konuları dâhil- adil

şartlarda savunabileceği usule ilişkin etkili güvencelerden yararlandırılmasını

gerektirir. AİHM'e göre bu şekildeki güvencelerin amacı 8. maddede yer alan

haklara keyfî şekilde müdahalede bulunulmasını önlemek ve müdahalenin

gerekçelendirilmesini sağlamaktır (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Ciubotaru/Moldova, B. No: 27138/04, 27/4/2010, §

51; T.P. ve K.M./Birleşik Krallık, B.

No: 28945/95, 10/5/2001, § 72).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

23. Mahkemenin 15/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Özel Hayatın Gizliliği

Hakkı ve Haberleşme Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

24. Başvurucu, hakkındaki isnatların doğru olmadığını, aleyhine

hiçbir somut delil olmadan sözleşmesinin yenilenmediğini, e-postalarının hukuka

aykırı şekilde elde edildiğini belirtmiş; birtakım asılsız ve soyut iddialarla

onurlu bir insan olarak yaşama ve özel hayatın gizliliği hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu; ayrıca TSK'da görev yaptığı sürede çok

sayıda takdirname ile ödüllendirildiğini, sicillerinin çok iyi derecede

olduğunu, idarenin takdir yetkisini açıkça ölçüsüz kullandığını belirtmiştir.

Bu nedenlerle Anayasa'nın 20. maddesinde yer alan özel hayatın gizliliği

hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş, yeniden yargılama yapılmasına karar

verilmesi ve sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle mahrum kaldığı tüm parasal

haklarının hesaplanarak ödenmesine hükmedilmesini talep etmiştir.

2. Değerlendirme

25. İddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak Anayasa’nın 20. maddesi şöyledir:

“Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı

gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının

gizliliğine dokunulamaz.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak,

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları ve eşyası aranamaz ve

bunlara el konulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört

saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan

itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde,

el koyma kendiliğinden kalkar.

...”

26. Anayasa’nın “Haberleşme

hürriyeti” kenar başlıklı 22. maddesi şöyledir:

“Herkes, haberleşme hürriyetine sahiptir.

Haberleşmenin gizliliği esastır.

Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin

önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve

özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak

usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak

gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin

yazılı emri bulunmadıkça; haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli

hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz

saat içinde açıklar; aksi halde, karar kendiliğinden kalkar.

İstisnaların uygulanacağı kamu kurum ve

kuruluşları kanunda belirtilir.”

27. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

28. Başvurucunun, göreve tahsisli e-posta sisteminden gönderdiği

iletiler sebep gösterilerek Astsubay Sözleşmesi'nin yenilenmemesine ilişkin söz

konusu şikâyetinin özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetini

ilgilendirdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle başvuru, Anayasa'nın 20. maddesinde

güvenceye alınan özel hayatın gizliliği hakkı ve 22. maddesinde yer alan

haberleşme hürriyeti çerçevesinde ele alınmıştır (Bülent Polat [GK], B. No: 2013/7666, 10/12/2015, § 40).

a. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

29. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özel

hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

i. Müdahalenin Varlığı

30. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan geniş bir

kavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özel

hayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde “bireyin kişiliğini

geliştirmesi ve gerçekleştirmesi” kavramı

temel alınmaktadır. Anılan hak, herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzak

kendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birlikte

kişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati de

içermektedir (Serap Tortuk,

B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; Bülent

Polat §§ 61-63; Tevfik Türkmen [GK],

B. No: 2013/9704, 3/3/2016, §§ 50-52; Ata

Türkeri, B. No: 2013/6057, 16/12/2015,§§ 30-32).

31. Özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak ve geliştirmek üzere

çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir. Kişilerin mesleki

hayatı özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir. Özel hayata dair hususlar

kişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsa özel hayata saygı hakkı

gündeme gelecektir (Bülent Polat,

§ 62; Ata Türkeri, § 31).

32. Bu kapsamda mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatı

hakkında sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarak

kişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları özel

hayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, §

37; Bülent Polat, § 63; Ata Türkeri, § 33).

33.Öte yandan Anayasa’nın 22. maddesinde, herkesin haberleşme

hürriyetine sahip olduğu ve haberleşmenin gizliliğinin esas olduğu hüküm altına

alınmıştır. Haberleşme bağlamında bireylerin karşılıklı ve/veya toplu olarak

sözlü, yazılı ve görsel iletişimlerine konu olan ifadelerinin gizliliğinin

sağlanması gerekir. Posta, e-posta, telefon, faks ve İnternet aracılığıyla

yapılan haberleşme faaliyetlerinin haberleşme özgürlüğü ve haberleşmenin

gizliliği kapsamında değerlendirilmesi gerekir (Mehmet Koray Eryaşa, B. No:

2013/6693, 16/4/2015, § 49).

34. Ayrıca haberleşme hürriyeti ve haberleşmenin gizliliği

ilkesi, kişilerin sadece özel meskenlerinde yaptıkları iletişimleri değil aynı

zamanda iş yerlerinde yaptıkları haberleşmeleri de güvence altına almaktadır (Bülent Polat, § 65; Tevfik Türkmen, § 54)

35. Buna göre başvurucunun göreve mahsus e-posta sisteminden

gönderdiği mesajların denetlenmesi ve bu mesajların içeriklerinin başvurucu

hakkında tesis edilen idari işleme (sözleşmesinin yenilenmemesi) dayanak

alınması suretiyle özel hayatın gizliliği hakkına ve haberleşme hürriyetine

müdahalede bulunulduğu sonucuna varılmıştır.

ii. Müdahalenin İhlal

Oluşturup Oluşturmadığı

36. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:

“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın

yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve

ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,

demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük

ilkesine aykırı olamaz.”

37. Yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturup

oluşturmadığının, Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygun

düşen kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilen

nedenlere dayanma,demokratik toplum düzeninin

gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşulları yönünden incelenmesi

gerekir.

(1) Kanunilik

38. Başvuruya konu sözleşmenin yenilenmemesi işlemi ve yargısal

incelemenin, 4678 sayılı Kanun'un 8. ve 12. maddeleri ile Sözleşmeli Subay ve

Astsubay Yönetmeliği’nin 14. maddesi uyarınca yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu

kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme

hürriyetine yapılan müdahalenin kanuni bir dayanağının mevcut olduğu

anlaşılmaktadır.

39. Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarında yapılan

değerlendirmeler neticesinde söz konusu mevzuat hükümlerinin “kanunilik”

ölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır (Bülent

Polat, §§ 73-98). Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı gerektirecek

bir iddia ve tespit de bulunmamaktadır.

(2) Meşru Amaç

40.Haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin meşru kabul

edilebilmesi için bu müdahalenin Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında

sayılmış olan millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel

sağlık ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması

sebeplerinden bir veya birkaçına dayanması gerekir.

41. Anayasa’nın 20. maddesinin ikinci fıkrasında, özel hayatın

gizliliği hakkı açısından bu hakkın tüm boyutlarına ilişkin olmadığı anlaşılan

birtakım sınırlama sebeplerine yer verilmiş olmakla beraber anılan maddenin

birinci fıkrası yönünden özel sınırlama nedeni belirtilmemiştir. Ancak özel

sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan

bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alan

kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. (AYM,

E.2014/87, K.2015/112, 8/12/2015, § 7; E.2016/37, K.2016/135, 14/7/2016, § 9;Sevim Akat Eşki,

B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33).

42. Somut olayda müdahale, hem Anayasa’nın 22. maddesinde

öngörülen haberleşme hürriyeti hem de 20. maddesinde düzenlenen özel hayatın

gizliliği hakkının kapsamında kalmaktadır. Bu yüzdensomut

olayın koşulları bakımından Anayasa'nın 22. maddesinde öngörülmüş olan

sınırlama sebeplerinin gerçekleşmiş olup olmadığı incelenmelidir.

43. TSK’nın personeline görev nedeniyle tahsis ettiği e-posta

sisteminden yapılan haberleşme üzerindeki denetimin, bilgi güvenliğini sağlama

ve istihbarata karşı koyma amacına yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu denetim

sonucunda haberleşme sisteminin amaç dışında kişisel nedenlerle kullanıldığının

tespit edilmesi hâlinde bu kullanıma müdahalede bulunulmasının disiplini koruma

ve askerî hizmetin gereği gibi yürütülmesini sağlama amacını taşıdığı

görülmektedir. Dolayısıyla söz konusu müdahalenin bilgi güvenliğini sağlama,

istihbarata karşı koyma, askerî disiplini koruma kapsamında millî güvenliğin ve

kamu düzeninin korunması amaçlarını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın 20. ve 22.

maddeleri çerçevesinde meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.

44.Açıklanan nedenlerle başvurucunun göreve mahsus e-posta

sisteminden gönderdiği iletilerin denetlenmesi ve idari işlem tesisinde dikkate

alınmasının istihbarata karşı koyma, askerî disiplini koruma kapsamında millî

güvenliğin ve kamu düzeninin korunması amaçlarını taşıdığı, dolayısıyla

müdahalenin meşru bir amaca dayalı olduğu sonucuna varılmıştır.

(3) Demokratik Toplum

Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük

(a) Genel İlkeler

45. “Demokratik toplum düzeninin gerekleri”nden

olma, bir sınırlamanın demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal

ihtiyacın karşılanması amacına yönelik olmasını ifade etmektedir. Buna göre

sınırlayıcı tedbir, bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da başvurulabilecek

son çare niteliğinde değilse demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir

tedbir olarak değerlendirilemez (AYM, E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 13;

ifade özgürlüğü bağlamında Bekir Coşkun

[GK], B. No: 2014/12151, 4/6/2015, § 51; özel hayatın gizliliği hakkı

bağlamında Ata Türkeri, §§ 44,

45; İ.F.A., B. No: 2013/8564,

17/2/2016, § 62).

46. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alanda,

kamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi bir

vatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumda

gerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının, faaliyetin niteliği ve

sınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunması

doğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizli

yönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bu

alanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu

makamlarınca özellikle ciddi gerekçeleringösterilmesi

gerekir (Ata Türkeri,§ 47).

47. Bunun yanı sıra Silahlı Kuvvetlerin faaliyetlerinin disiplin

içinde yürütülmesi ve etkinliğini gerçekten aksatan bir durum oluşturduğunun

ikna edici ve güçlü sebeplerle kanıtlanması hâlinde personelin özel hayatın

gizliliği hakkının sınırlandırılması demokratik bir toplumda gerekli kabul

edilebilir. Ancak bu hâlde de sınırlandırmanın ölçülülük ilkesine uygun olması

gereklidir.(G.G. [GK], B. No:

2014/16701, 13/10/2016, § 60).

48. Anayasa Mahkemesi kararları uyarınca ölçülülük ilkesi,

sınırlayıcı önlemin öngörülen amaç için zorunlu ve amaca ulaşmaya elverişli

olmasını, ayrıca amaç ve araç arasında hakkaniyete uygun bir dengenin bulunması

gereğini ifade eder. Ölçülülük ilkesinin amacı da temel hak ve özgürlüklerin

gereğinden fazla sınırlandırılmasının önlenmesidir (AYM, E.2015/102,

K.2016/151, 7/9/2016, § 22; E.2012/100, K.2013/84, 4/7/2013; Marcus Frank Cerny, B.

No: 2013/5126, 2/7/2015, § 72).

49. Tüm bu ilkeler dikkate alınarak başvuru konusu olay

bakımından müdahalenin "demokratik toplum düzeninin gerekleri"

ilkesine uygun olup olmadığı incelenirken kamu makamlarınca ortaya konulan

gerekçeler değerlendirilmeli ve müdahaleyi doğuran karar alma sürecinde

başvurucuya usule ilişkin güvencelerin sunulup sunulmadığı ortaya konmalıdır.

Bunun yanı sıra müdahalenin "ölçülülük" ilkesine uygun olup

olmadığına bakılmalıdır.

(b) İlkelerin Olaya

Uygulanması

50. Somut olayda başvurucunun Astsubay Sözleşmesi'nin

yenilenmemesi işleminin, başvurucunun göreve mahsus elektronik posta sistemi

üzerinden gönderdiği iletilerin içeriklerine dayalı olarak tesis edildiği

görülmektedir.

51. Anayasa Mahkemesi, askerî disiplinin gerekleri

gözetildiğinde göreve ilişkin amaçlar doğrultusunda kullanılması gereken bir

elektronik haberleşme sisteminin ve bu sistem içindeki yazışmaların denetlenmesinin

demokratik bir toplumda gerekli olduğuna karar vermiştir. Ayrıca bu şekildeki

denetim sonucunda haberleşme sisteminin amaç dışında kişisel nedenlerle

kullanıldığının tespit edilmesi hâlinde bu kullanıma müdahalede bulunulması da

demokratik bir toplumda gerekli olarak kabul edilebilir (Bülent Polat, § 113; Tevfik Türkmen, § 77).

52. Bununla birlikte başvurucunun özel hayatın gizliliği hakkına

ve haberleşme hürriyetine yönelik müdahalenin ölçülü olup olmadığının

belirlenmesinde söz konusu e-postaların içeriğinde yer alan bilgilerin niteliği

ile bu bilgilerin kullanılış şekline ve anılan bilgilerin dayanak alınması

sonucu uygulanan yaptırımın ağırlığına bakılarak bir değerlendirme yapılması

gerekmektedir.

53. Somut olayda başvurucu 2008 ile 2009 yılları arasında söz

konusu mesajları göndermiştir. Sözleşmenin yenilenmemesi işlemi ise 29/8/2012

tarihlidir. Dolayısıyla idare, resmî e-posta hesabının başvurucu tarafından

görev harici olarak kurallara aykırı şekilde kullanıldığını tespit ettikten sonra

da başvurucuyu sözleşme süresinin bitimine kadar (yaklaşık 3 yıl süreyle)

istihdam etmeye devam etmiş; bu süre içinde başvurucu hakkında disiplin

soruşturması yapılmadığı gibi sözleşmenin feshedilmesi de dâhil olmak üzere

herhangi bir yaptırım uygulanmamıştır. Dolayısıyla başvurucunun anılan

eyleminin kamu hizmetini sürdürmesine engel olacak nitelikte bulunmadığı,

dolaylı olarak idare tarafından da kabul edilmiştir.

54. Öte yandan başvurucunun dava konusu ettiği işlemin, sözleşmesinin

feshi değil sözleşmenin yenilenmemesi işlemi olduğu, bu nedenle de idarenin

başvurucuyla yeni bir sözleşme imzalamak konusundaki takdir yetkisinin daha

geniş olduğu ileri sürülebilir. Ancak bu hâlde bile başvurucunun müstehcenlik

de içeren esprili resim ve karikatürler ile kamuya mal olmuş bir siyasetçi

hakkında eleştirel nitelikte yazılar göndermesi şeklindeki eyleminin

sözleşmesinin yenilenmemesine dayanak alınması, niteliği ve ağırlığı bakımından

güdülen meşru amaçla orantısızdır. Ayrıca söz konusu eylemin daha önce hiçbir

disiplin cezası bulunmayan, ödül ve takdirleri bulunan başvurucunun mesleki

hayatı üzerinde olduğu kadar temel geçim kaynağından yoksun kalması nedeniyle

ekonomik geleceği üzerinde de önemli bir etkisi bulunmaktadır. Tüm bu

nedenlerle sınırlandırma ile ulaşılabilecek genel yarar ile temel hak ve

özgürlüğü sınırlandırılan bireyin kaybı arasında adil bir dengenin

sağlanmadığı, başvurucunun özel hayatına ve haberleşme hürriyetine yapılan

müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

55. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa’nın 20. ve 22.

maddelerinde güvence altına alınan özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme

hürriyetinin ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

B.Diğer İhlal İddiaları

56. Başvurucu; masumiyet karinesi, adil yargılanma hakkı ve

çalışma hakkının da ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ancak başvurucunun özel

hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği sonucuna

varıldığından Anayasa’nın 36., 38. ve 49. maddelerinde tanımlanan hakların

ihlal edildiği yönündeki diğer iddiaların ayrıca değerlendirilmesine gerek

görülmemiştir.

C. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

57. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

58. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilmesini

talep etmiştir.

59. Başvuruda Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına

alınan özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

60. Özel hayatın gizliliği hakkının ve haberleşme hürriyetinin

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak

üzere AYİM Birinci Dairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harçtan oluşan

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 20. ve 22. maddelerinde güvence altına alınan

özel hayatın gizliliği hakkı ve haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin özel hayatın gizliliği hakkının ve haberleşme

hürriyetinin ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama

yapılmak üzere Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Birinci Dairesine (Anılan Dairenin

13/11/2013 tarihli ve E.2012/1192, K.2013/1089 sayılı kararına ait dava dosyası

ile ilgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

15/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz AKINCI

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL Raportör : Şermin BİRTANE Başvurucu : Emrah KARADAŞ

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/6043, 15 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Özel Hayatın Gizliliği
  11. B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; Bülent
  12. B. No: 2013/9704, 3/3/2016, §§ 50-52; Ata
  13. C. 6216 Sayılı Kanun'un
  14. D. 206,10 TL harçtan oluşan yargılama giderinin BAŞVURUCUYA
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/6043
Tarih
15 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Fatma Tan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7225)
  • Hüseyin Kaya Başvurusu (B. No: 2014/18923)
  • H.ö. Başvurusu (B. No: 2014/11094)
  • Ali Zeki Irmak Başvurusu (B. No: 2014/15990)
  • Ekrem Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18057)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2014/10213)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.