İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fatma Tan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/7225)

1. Başvuru, tapuda başkaları adına kayıtlı bulunan taşınmazın,

Başvuru No2014/7225Tarih16 Şubat 2017Okuma21 dk · 4.223 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fatma Tan Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
16 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/7225
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.223 kelime·21 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tapuda başkaları adına kayıtlı bulunan taşınmazın,

imar ve ihya edenin mirasçıları adına tescil edilmesi istemiyle açılan tapu

iptali ve tescil davasının reddedilmesi nedeniyle mülkiyet hakkının; taşınmazı

da içeren parselasyon planının iptaline ilişkin idari yargı kararının

uygulanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/5/2014 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını

sunmuşlardır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular Fatma Tan, Hüseyin Sözen, Kübra Sözen ve Mine

Demirtaş sırasıyla 1968, 1964, 1946 ve1971 doğumlu olup İzmir'de ikamet

etmektedir.

10. Başvurucular, murislerince 6/9/1970 tarihli zilyetliğin

devri ve satış mukavalesi ile Ş. T. isimli şahıstan

satın alınan İzmir ili Menderes ilçesi Gümüldür köyünde kain ve (anılan

tarihte) tapuda kayıtlı bulunmayan 998 ada 3 parsel numaralı taşınmaz üzerinde

fiili zilyetlik iddiasında bulunmaktadır. Başvurucular tarafından anılan

taşınmaz üzerinde yapı inşa edilmiş ve meyve ağaçları dikilmiştir. Taşınmaz

otuz altı yıldır fiilen başvurucular murisi ve başvurucular tarafından

kullanılmaktadır.

A. İhtilaf Konusu

Taşınmazın Tapu Durumu

11. İzmir ili Menderes ilçesi Gümüldür köyünde kain998 ada 3

parsel numaralı toplam 1 hektarlık taşınmazın kök kaydı olan ve toplam 128

hektar büyüklüğünde bulunan 395 parsel numaralı taşınmaz, ilk kez 14/8/1972

yılında hükmen S. A. A., Z. B. S. ve L. N. T. adına tapuya tescil edilmiştir.

395 parsel numaralı taşınmazın 14/8/1972 tarihinden önce tapuda kaydı

bulunmamaktadır.

12. 395 parsel numaralı taşınmazın 6/3/1978 tarihinde rızai taksime istinaden ifraz görmesi üzerine 1330 parsel

numaralı taşınmaz bağımsız bir parsel olarak tapuya tescil edilmiştir.

13. Anılan taşınmazın mülkiyeti müteaddit defalar satış ve

mahkeme kararları sonucu el değiştirmiştir. Taşınmazın bir kısım hissesi

14/5/2004 tarihinde O. S. isimli şahıs tarafından U. Ö. ve M. A. isimli

kişilere satılmıştır.

14. İzmir ili Menderes ilçesi Özdere

Belediyesi Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla 1330 numaralı parseli de

kapsayan 64/1 numaralı parselasyon planı kabul edilmiştir. Söz konusu

parselasyon planı sonucu 1330 numaralı parselin 1 hektarlık alanı998 ada 3

parsel numarasıyla kısmen U. Ö. ve M. A. isimli kişiler adına 30/12/2005

tarihinde tapuya tescil edilmiştir.

15. Tapu kütüğünün beyanlar hanesinde "Bir katlı ev, bir havuz, bir kuyu ve 450 adet meyve ağacı Ahmet

Sözen'e aittir." şerhi yer almaktadır.

B. Parselasyon Planına Karşı İdari Yargıda

Açılan Dava

16. Gümüldür Belediye Başkanlığınca Özdere

Belediyesi Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen 64/1 numaralı

parselasyon planının Gümüldür Belediyesi sınırları içinde kalan bölümüne karşıİzmir 3. İdare Mahkemesinde (İdare Mahkemesi) dava

açılmıştır. Dava dilekçesinde, 1330 numaralı parselin de aralarında bulunduğu

bazı taşınmazların Gümüldür Belediyesi sınırları içinde kaldığı ve Özdere Belediyesinin bu alanda parselasyon planı yapma

yetkisinin bulunmadığı savunulmuştur. İdare Mahkemesince, 29/1/2004 tarihli

kararla dava reddedilmiştir. Kararda, İçişleri Bakanlığının gönderdiği bilgi ve

belgelerden bu iki belediye arasındaki sınırın belirlenemediği ve dolayısıyla

ihtilaflı bölgenin Gümüldür Belediyesi sınırları içerisinde kaldığından söz

edilemeyeceği gerekçesine dayanılmıştır.

17. İdare Mahkemesi kararı Danıştay 6. Dairesinin 28/6/2006

tarihli kararıyla bozulmuştur.

18. İdare Mahkemesi bozma kararına uyarak mahallinde keşif ve

bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Bilişiler tarafından düzenlenen raporda,

1330 sayılı parselin bir kısmı ile 1475 sayılı parselin tamamının Gümüldür

Belediyesi sınırları içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. Mahkemece, 30/4/2008

tarihli kararla, bilirkişi raporuna dayanılarak 1330 sayılı parselin bir kısmı

ile 1475 sayılı parselin tamamı yönünden 64/1 sayılı parselasyon planı iptal

edilmiştir. İptal edilen kısım, başvurucuların hak iddia ettiği 998 ada 3

parsel numaralı taşınmazı da içermektedir.

19. Anılan karar Danıştay 6. Dairesinin 13/10/2010 tarihli

kararıyla onanmıştır.

20. Kararın kesinleşmesi üzerine Menderes Belediye Başkanlığı

tarafından 29/5/2013 tarihli yazıyla Menderes Tapu Müdürlüğünden, İdare

Mahkemesince iptal edilen 64/1 sayılı parselasyon planının uygulanması ile

oluşturulan parsellerin, uygulama öncesindeki kadastral

parsellere dönüştürülmesi istenmiştir. Ancak Menderes Tapu Müdürlüğünce verilen

cevapta, yeni bir parselasyon planı yapıldıktan sonra tapu sicilinde gerekli

düzeltmelerin yapılacağı bildirilmiştir.

21. Başvuru dosyasında yer alan kimi resmî yazışmalardan ve

başvurucular tarafından yapılan başvuruya verilen cevaptan, yetkili Menderes

Belediyesi Başkanlığınca bütçe yetersizliği gerekçesiyle anılan bölgede yeni

bir parselasyon planı yapılamadığı ve İdare Mahkemesi kararıyla iptal edilen

64/1 numaralı parselasyon planına göre oluşturulan 998 ada 3 numaralı parselintapu sicilindeki hukuki varlığını sürdürdüğü

anlaşılmaktadır.

C. Başvurucular ile Sicil

Malikleri Tarafından Adli Yargıda Karşılıklı Olarak Açılan Davalar

22. 998 ada 3 numaralı parselin tapu sicilinde kısmi maliki

gözüken U. Ö. ve M. A. tarafından, 3/3/2006 tarihinde Menderes Asliye Hukuk

Mahkemesinde (Mahkeme) başvurucular aleyhine el atmanın önlenmesi ile bina ve

meyve ağaçlarının kali davası açılmıştır. Davacılar,

başvurucuların taşınmazı hukuka aykırı olarak işgal ettiklerini ileri

sürmüşlerdir.

23. Başvurucular tarafından karşı dava olarak tapu iptali ve

tescil davası açılmıştır. Anılan davada başvurucular, taşınmazın murislerince

1970 yılında zilyetliğin devri ve satış mukavalesiyle

satın alınmasından sonra taşınmazı imar ve ihya ederek tarıma elverişli hâle

getirdiklerini, meyve ağacı diktiklerini, havuz, kuyu, duvar, bahçe evi ve araç

yolu inşa ettiklerini ve 36 yıl boyunca taşınmaza nizasız ve fasılasız zilyet

bulunduklarını ileri sürerek taşınmazın adlarına tescil edilmesine karar

verilmesini istemişlerdir. Başvurucular, bunun mümkün olmaması durumunda 36

yıldan beridir iyiniyetli bir şekilde taşınmaz üzerinde yaptıkları masrafların

tazminine karar verilmesi isteminde bulunmuşlardır.

24. Öte yandan, U. Ö. ve M. A. ile hisselerini 14/5/2004

tarihinde anılan şahıslara satan O. S. tarafından 21/5/2007 tarihli noter

ihtarnamesiyle başvuruculardan ecrimisil ödenmesi

talebinde bulunulmuş ancak ecrimisil ödenmemesi

üzerine başvurucular murisi aleyhine ecrimisil davası

açılmıştır.

25. Mahkemece her üç dava birleştirilerek tek bir dosya altında

inceleme yapılmıştır.

26. Mahkemece 4/5/2011 tarihinde taşınmaz mahallinde keşif ve

bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bilirkişi heyetince düzenlenen 30/5/2011

tarihli raporda, taşınmaz üzerinde bulunan zirai ve inşai

muhtesatın en az değeri 16.934,67 TL, beş yıllık ecrimisil değeri de 8.565,23 TL olarak belirlenmiştir.

27. Mahkemece 27/12/2011 tarihinde verilen kararla davacıların

meni müdahale talebi ile kal isteminin zeytin ağaçları dışındaki bölümünün,

bilirkişi raporunda taşınmaz üzerinde bulunan zirai ve inşai

muhtesat için belirlenen 16.934,67 TL'nin

başvuruculara ödenmesi kaydıyla kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme ayrıca

başvurucular tarafından davacılara 8.565,23 TL ecrimisil

ödenmesine hükmetmiştir. Başvurucuların tapu iptali ve tescil istemi ise

reddedilmiştir. Başvurucuların tescil talebinin reddi, tapulu taşınmazların

zilyetlik ve ihya yoluyla mülk edinilemeyeceği gerekçesine dayandırılmıştır.

28. Mahkeme kararı Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24/9/2013

tarihli kararıyla onanmış, karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 1/4/2014

tarihli kararıyla reddedilmiştir.

29. Kararın düzeltilmesi isteminin reddine ilişkin karar

28/4/2014 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir.

30. Başvurucular, 23/5/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

31. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun

705. maddesi şöyledir:

"Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması,

tescille olur.

Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal,

kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden

önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,

mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır."

32. 4721 sayılı Kanun’un 713. maddesinin birinci ve ikinci

fıkraları şöyledir:

"Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir

taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla

zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı

üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini

isteyebilir.

Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden

anlaşılmayan ve yirmi yıl önce (...) hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse

adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bir parçasının zilyedi de o

taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu

kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir."

33. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Orman sayılmayan Devletin hüküm ve

tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf

ve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen

taşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise

imar ve ihya edenler veya halefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit

edilir."

34. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun

30/4/2010 tarihli ve E.2004/1, K.2010/1 sayılı kararının ilgili bölümü

şöyledir:

" 2/3-İhyanın Olağanüstü Zamanaşımı

Yoluyla İktisaptan Farkı

Taşınmazların olağanüstü zamanaşımı yoluyla

iktisabının şartları, 743 s. TMK’nun 639.maddesi ve

bu maddeyi değiştiren, 4721 s.TMK’nun 713 maddesi;

“Tapu kütüğüne kayıtlı olmayan bir taşınmazı

davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde

bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki

mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.

Aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden

anlaşılmayan ve yirmi yıl önce ölmüş yada hakkında gaiplik

kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bir

parçasının zilyedi de o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki

mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.

Tescil davası, Hazineye ve ilgili kamu tüzel

kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılır.

Davanın konusu, mahkemece gazeteyle bir defa

ve ayrıca taşınmazın bulunduğu yerde uygun araç ve aralıklarla en az üç defa

ilan olunur.

Son ilandan başlayarak, üç ay içinde

yukarıdaki koşulların gerçekleşmediğini ileri sürerek itiraz eden bulunmaz ya

da itiraz yerinde görülmez ve davacının iddiası ispatlanmış olursa, hâkim

tescile karar verir. Mülkiyet birinci fıkrada öngörülen koşulların

gerçekleştiği anda kazanılmış olur.

Davalılar ve itiraz edenler, aynı davada kendi

adlarına tescile karar verilmesini isteyebilirler.

Kararda, tescili istenilen taşınmazın

niteliği, yeri, sınırları ve yüzölçümü belirtilir ve karara, uzmanlarca

düzenlenen teknik bilgileri içeren krokisi de eklenir.

Özel kanun hükümleri saklıdır.”

Hükmü

ile düzenlenmiş; ayrıca Kadastro Kanunun 14. maddesinde bu hususa yer

verilmiştir… Söz konusu hükümlere göre, bir taşınmazın olağanüstü zamanaşımı

nedeniyle iktisabı için, tapu kütüğünde kayıtlı olmaması veya tapu kütüğünde

kayıtlı olmakla birlikte, malikinin kim olduğunun anlaşılamaması ya da 20 yıl

önce ölmüş olması veya gaipliğine karar verilmiş kimselere ait bulunması

gerekir.

Buradan anlaşılan, olağanüstü zamanaşımı

yoluyla iktisap için,taşınmazın

özel mülkiyete elverişli alanlardan olması gerekir (Sungurbey,İ./İsviçre

–Türk Hukukuna Göre İktisabı Müruruzaman ,İstanbul-1956,sh 9 vd., Küley,M./Müruruzamanla İktisap,İstanbul-1958, sh.50 vd ).

İşte, 3402 s.KK.17/1 maddesi, söz konusu

kurala bir istisna getirmiştir (Düzceer, Ali Rıza;

Kadastro Kanunu, Ankara-1996, sh.134).

Bu hükme göre, kanundaki şartların

tamamlanması halinde, özel mülkiyete elverişli olanlar, ihya yoluyla iktisabı imkan dahilinde olan yerler haline getirilmiştir. Bu durum,

zamanaşımı yoluyla ihya arasındaki en büyük farktır.

Bununla birlikte, 3402 s.KK’nun 17/1 maddesi, ihyanın zilyetliğe ilişkin

şartlarını zamanaşımı yoluyla iktisabın şartlarına bağlamıştır.

Bu şartlar, Türk Hukukunda ilk defa

görülmektedir. Bu bakımdan Kadastro Kanunu ile kabul edilen ihya kurumu, yeni

şartlara bağlanmış ve Tapu Kanunu’ndaki eski haline göre, şartları son derece

ağırlaştırılmış bir şekilde ortaya çıkmıştır(Başpınar,Veysel;Türk Toprak Hukukunda İhya, Ankara-1999,

sh.16-17). "

B. Uluslararası Hukuk

35. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesine ek (1) Numaralı Protokol’ün 1. maddesi anlamında ancak “mülk”

teşkil eden şeylere müdahale edilmesi koşuluyla anılan hükmün ihlali iddiasında

bulunabileceğini vurgulamaktadır (Kopecky/Slovakya,

B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek Cumhuriyeti, [BD] (k.k.), B. No: 39794/98, 10/7/2002, § 69).(1) Numaralı

Protokol bağlamında “mülk” kavramı iç hukuktaki formel sınıflandırmadan

bağımsız olarak özerk bir anlam taşımaktadır (Beyeler/İtalya,

[BD], B. No:33202/96, 5/1/2000, §100; Eski Yunanistan Kralı ve Diğerleri/Yunanistan, [BD], B. No: 25701/94, 23/11/2000, §60).

“Mülk” kavramının özerk yorumlanması, maddi varlığı bulunan şeylerle sınırlı

olmaması anlamına da gelmektedir. Bu bağlamda, mal varlığını oluşturan hak ve

menfaatler de bu hüküm çerçevesinde mülkiyet hakkı kapsamında, diğer bir

deyişle “mülk” olarak değerlendirilebilir (Broniowski/Polonya, B. No: 31443/96, 22/6/2004,

§129).

36. AİHM’e göre (1) Numaralı

Protokol’ün 1. maddesi mevcut mülkleri veya varlıkları kapsamakta olup mülk

edinmeyi garanti altına almaz (Kopecky/Slovakya,

§35). Ayrıca şarta bağlı talepler, koşulların yerine getirilmemesi sonucu

geçerliliğini yitirmesi durumunda “mülk” olarak nitelenmezler (Gratzinger ve Gratzingerova,

§69).

37. Bununla birlikte AİHM, bu hükmün, “mevcut mülk” veya mal

varlığının yanında, mülkiyet hakkından etkili yararlanmanın teminine yönelik en

azından "meşru bir beklenti"nin

bulunduğunun iddia edilebilmesine imkân tanıyan taleplerin de mülk kapsamına

girdiğini kabul etmektedir. Buna karşılık AİHM, mülkiyet hakkının tanınacağı

umudunun (1) Numaralı Protokol’ün 1. maddesi anlamında “mülk” olarak

görülmesinin mümkün olmadığını ifade etmektedir (Kopecky/Slovakya, § 35; Gratzinger ve Gratzingerova/Çek

Cumhuriyeti, § 69; Lihtenştayn

Prensi Hans-Adam II/Almanya, B. No:

42527/98, 12/7/2001, § 83; Stretch/Birleşik Krallık, B. No: 44277/98,

24/6/2003, §32).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 16/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Mülkiyet Hakkı

Yönünden

1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü

a. Başvurucuların

İddiaları

39. Başvurucular, ihtilaf konusu taşınmazın murisleri tarafından

6/9/1970 tarihinde Ş. T. isimli şahıstan tapusuz olması nedeniyle harici satış

sözleşmesiyle devralındığını ve o tarihte büyük bir bölümü taşlık ve çakıllık

olan taşınmazı ihya ederek tarıma elverişli hâle getirdiklerini belirtmişlerdir.

Taşınmaz üzerinde meyve ağaçları diktiklerini, havuz, kuyu, duvar, bahçe evi ve

araç yolu inşa ettiklerini savunan başvurucular, otuz altı yıl boyunca

taşınmaza nizasız ve fasılasız zilyet bulunduklarını ileri sürmüşlerdir.

40. Bilirkişi raporunda taşınmazın 6/9/1970 yılında harici satış

sözleşmesiyle devralındığının belirtilmiş olduğunu hatırlatan başvurucular

bunun, harici sözleşmenin düzenlendiği tarihte taşınmazın tapusuz olduğunu

kanıtladığını vurgulamışlardır. Başvurucular, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde

"Bir katlı ev, bir havuz, bir kuyu ve

450 adet meyve ağacı Ahmet Sözen'e aittir." şerhinin yer

almasının, ayni haklarının varlığını ispatladığı görüşünü açıklamışlardır.

41. Başvurucular, ihtilaf konusu taşınmazın Özdere

Belediyesi Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen 64/1 numaralı

parselasyon planının uygulanması sonucu 30/12/2005 tarihinde U. Ö. ve M. A.

adına tescil edildiğini ileri sürmüşlerdir. Söz konusu parselasyon planının

İdare Mahkemesince iptal edildiğini anımsatan başvurucular, Mahkemece idari

yargıda verilen iptal kararı doğrultusunda karar verilmemesinin yanında

gerekçeli kararda bu durumun, görülen davaya etkisinin irdelenmediğinden

şikâyet etmişlerdir.

42. Başvurucular, söz konusu İdare Mahkemesi kararınının

bütçe imkânlarının yetersizliği gerekçesiyle uygulanmaması dolayısıyla

davacılar lehine yapılan tescilin varlığını sürdürmesi nedeniyle mülkiyet

hakkından mahrum kaldıklarından yakınmışlardır.

43. Başvurucular sonuç olarak davacılara ait olduğu ispatlanamayan,

hukuka aykırı parselasyon planının uygulanması sonucu davacılar adına tescil

edilen taşınmaza ilişkin olarak açtıkları tapu iptali ve tescil davasının

reddedilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

b. Bakanlık Görüşü

44. Bakanlık görüşünde, İdare Mahkemesinin iptal kararının,

görülen davaya etkisinin gerekçeli kararda tartışılmadığı iddiasına ilişkin

olarak Anayasa Mahkemesinin benzer yönde verdiği kararlara atıfta bulunularak

görüş bildirilmeyeceği ifade edilmiştir.

45. Bakanlık, Mahkemenin ihtilaf konusu taşınmazın tapulu olması

nedeniyle zilyetlik ve ihya yoluyla mülkiyetinin kazanılamayacağı sonucuna

ulaşarak davayı reddettiğini ve bu kararın da Yargıtay tarafından onandığını

belirtmiştir. Bakanlık ayrıca tapu sicilinin beyanlar hanesinde "Bir katlı ev, bir havuz, bir kuyu ve 450 adet

meyve ağacı Ahmet Sözen'e aittir." şerhinin yer aldığını

hatırlatmıştır. Bakanlık sonuç olarak mülkiyet hakkının ihlal edilip

edilmediğinin değerlendirilmesinde bu hususların dikkate alınmasını tavsiye

etmiştir.

c. Başvurucuların Bakanlık Görüşüne Karşı

Beyanları

46. Başvurucular, İdare Mahkemesinin iptal kararının görülen

davaya etkisine ilişkin olarak Mahkemenin eksik incelemeye dayalı ve gerekçesiz

olarak karar verdiği yolundaki görüşlerini yinelemişlerdir. Başvurucular,

mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialar yönünden de başvuru

dilekçesinde görüşlerini tekrarlamışlardır.

2. Değerlendirme

47. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

48. İdare Mahkemesinin iptal kararının görülen dava üzerindeki

etkisine ilişkin olarak Mahkemenin eksik incelemeye dayalı ve gerekçesiz olarak

karar verdiği yolundaki şikâyetin özü taşınmazın başvurucuların mülkü olup

olmadığına yöneliktir. Taşınmazın başvurucuların mülkiyetinde bulunup

bulunmadığı, "mülk"ün varlığının tespiti

bakımından önem taşımaktadır. Bu nedenle, yargılama sürecine ilişkin öne

sürülen bu iddianın mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.

49.Anayasa'nın "Mülkiyet

hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras haklarına

sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz."

50. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir."

denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır. Anayasa'nın anılan

maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve

parayla değerlendirilebilen her türlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM,

E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20). Bu bağlamda, mülk olarak

değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkul ve gayrimenkul mallar

ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar ve fikri hakların yanı

sıra, icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyet hakkının kapsamına

dahildir (Mahmut Duran ve diğerleri,

B. No: 2014/11441, 1/2/2017, § 60).

51. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı; mevcut

mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibi

olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bu konudaki menfaati ne

kadar güçlü olursa olsun Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramı içinde değildir.

Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir "ekonomik değer"

veya icrası mümkün bir "alacağı" elde etmeye yönelik "meşru bir beklenti"

Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir. Meşru

beklenti, makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilir bir alacağın

doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma

ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadına dayanan,

yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir. Temelsiz bir hak kazanma

beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın

varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:

2012/636, 15/4/2014, § 36, 37).

52. Somut olayda, başvurucular tarafından tapuda bir kısım

hissesi U. Ö. ve M. A. adına kayıtlı bulunan taşınmazın kendilerine ait olduğu

iddiasıyla 2006 yılında açtıkları tapu iptali ve tescil davasının reddedilmiş

olmasından şikâyet edilmektedir. Başvurucuların, anılan kararda kendileri

lehine hükmedilen 16.934,67 TL zirai ve inşai muhtesat bedeline yönelik bir şikâyetleri bulunmamaktadır.

53. Tapu iptali ve tescil

davasının açıldığı 2006 yılında yürürlükte bulunan 4721 sayılı Kanun'un 705.

maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin kazanılabilmesi için kural olarak tapu

siciline tescil şarttır. Ancak; miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal,

kamulaştırma hâllerinde mülkiyet tescilden önce kazanılmaktadır. Dolayısıyla

Türk hukukunda, miras, mahkeme kararı, cebri icra, işgal, kamulaştırma hâlleri

dışında taşınmaz mülkiyeti, tapu siciline yapılan tescilin sonucunda

kazanılmaktadır.

54. Olayda davanın açıldığı tarihte taşınmaz tapu sicilinde

başvurucular adına kayıtlı değildir. Öte yandan ihtilaf konusu taşınmaz, tapu

siciline kaydedildiği 14/8/1972 tarihinden bu yana hiçbir dönemde başvurucular

veya murisleri adına tescil edilmemiştir. Türk hukukunda gayrimenkul mülkiyeti

kural olarak tescil ile kazanıldığından başvurucular adına tapu kütüğünde

tescilli bulunmayan ihtilaf konusu taşınmazın başvurucuların mülkiyetinde

bulunduğundan söz edilemez.

55. Başvurunun mülkiyet hakkı kapsamında incelenip

incelenmeyeceğinin tespiti bakımından ayrıca başvurucuların, mülkiyetini

kazanacaklarına yönelik "meşru bir beklenti" içerisine girmelerine

neden olan bir kanun hükmünün veya açılacak davanın başarılı olma ihtimalinin

yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargı içtihadının bulunup bulunmadığına

da bakılmalıdır.

56. Türk hukukunda tapuya

kayıtlı olmayan taşınmazlara zilyet olanların bu taşınmazları mülk edinmelerine

imkân tanıyan iki farklı müessese bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, 4721

sayılı Kanun'un 713. maddesinde düzenlenen "olağanüstü kazandırıcı

zamanaşımı" müessesesi, ikincisi ise 3402 sayılı Kanun'un 17. maddesinde

düzenlenen "ihya" müessesesidir.

57. 3402 sayılı Kanun'un

17. maddesiyle, orman sayılmayan devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve

kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya

edilerek tarıma elverişli hâle getirilenlerin, Kanun'un 14. maddesinde

belirtilen yirmi yıllık süre ve diğer şartların da bulunması koşuluyla imar ve

ihya edenler veya halefleri tarafından mülk edinilmesine imkân tanınmıştır.

58. Tapu iptali ve tescil

davasının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 4721 Kanun'un 713. maddesinin

birinci fıkrası uyarınca, tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız

ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde

bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki

mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.

59. Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun

30/4/2010 tarihli ve E.2004/1, K.2010/1 sayılı kararında da belirtildiği üzere,

olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı, önceden tarıma elverişli olan ancak tapu

kütüğüne kaydedilmemiş taşınmazların, ihya ise dağlar ve tepeler gibi tarıma

elverişli olmayan arazilerin mülk edinilmesine imkân sağlamaktadır. Ancak her

iki düzenleme uyarınca zilyetlik yoluyla taşınmaz mülkiyetinin kazanılabilmesi

için üzerinde zilyetlik kurulan taşınmazın tapuya kayıtlı olmaması veya

malikinin tapu kütüğünden anlaşılamaması gerekmektedir. Diğer bir ifadeyle,

tapuya kayıtlı ve malikinin kim olduğu belli olan taşınmazların zilyetlik

yoluyla mülk edinilmesi mümkün değildir.

60.Başvurucular, taşınmazı 1970 yılında tapuya kayıtlı olmaması

nedeniyle harici satın senediyle zilyetliğini devralarak ihya ettiklerini ve 36

yıl boyunca taşınmaza nizasız ve fasılasız zilyet bulunmaları nedeniyle

taşınmazın mülkiyetini kazandıklarını ileri sürmektedirler.

61. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda

başvurucuların, ihtilaf konusu taşınmazı fiilen kullandıkları kabul edilerek

taşınmaz üzerindeki muhtesat için başvuruculara

16.934,67 TL tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Dolayısıyla başvurucuların

taşınmaza fiilen zilyet bulundukları Mahkeme tarafından da sabit görülmüştür.

Başvurucuların ihtilaf konusu taşınmaz üzerinde fiili zilyetlik kurdukları

hususunda Mahkemeden farklı düşünmeyi gerektirecek bir neden bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, taşınmaz üzerinde fiili zilyetlik kurulması, taşınmazın

mülkiyetinin kazanılması bakımından yeterli olmayıp, aynı zamanda taşınmazın

zilyetlik yoluyla mülk edinilmeye elverişli olması da gerekmektedir. Bu

bakımdan, taşınmazın tapuya kayıtlı olup olmadığının ve malikinin kim olduğunun

tapu kütüğünden anlaşılıp anlaşılmadığının tespiti önem taşımaktadır.

62. Başvurucular, üzerinde zilyetlik ihdas ettikleri taşınmazın

mülkiyetini kazandıkları hâlde Özdere Belediyesi

Encümeninin hukuka aykırı parselasyon planının uygulanması sonucu 30/12/2005

tarihinde taşınmazın U. Ö. ve M. A. adına yolsuz olarak tescil edildiğini ileri

sürmüşlerdir.

63.Başvuru dilekçesine eklenen tapu kayıt örnekleri

incelendiğinde, ihtilaf konusu İzmir ili Menderes ilçesi Gümüldür köyünde kain

998 ada 3 parsel numaralı toplam 1 hektarlık taşınmazın, tapuya ilk kez

14/8/1972 yılında hükmen S. A. A., Z. B. S. ve L. N. T. adına hükmen tescil

edilen 128 hektar büyüklüğündeki 395 parsel numaralı taşınmazın bir parçası

olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu 395 parsel numaralı taşınmazın 6/3/1978

tarihinde rızai taksime istinaden ifraz görmesi

üzerine 1330 parsel numaralı taşınmaz bağımsız bir parsel olarak tapuya tescil

edilmiştir. Anılan 1330 parsel numaralı taşınmazın bir kısım hissesi 14/5/2004

tarihinde O. S. isimli hissedar tarafından U. Ö. ve M. A. isimli kişilere

satılmıştır. İzmir ili Menderes İlçesi Özdere

Belediyesi Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen parselasyon

planının uygulanması sonucu 1330 numaralı parselin 1 hektarlık alanı 998 ada 3

parsel numarasıyla kısmen U. Ö. ve M. A. isimli kişiler adına 30/12/2005

tarihinde tapuya tescil edilmiştir.

64. Başvuru dosyasında yer alan bu tespitlerden, 998 ada 3

parsel numarasıyla tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın ilk kez Özdere Belediyesi Encümenince kabul edilen parselasyon

planının uygulanması sonucu 30/12/2005 tarihinde tapuda tescil edilmeyip

14/8/1972 tarihinden beri tapu siciline kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Öte

yandan, U. Ö. ve M. A. isimli şahısların da parselasyon planının uygulandığı

30/12/2005 tarihinden önceki bir tarih olan 14/5/2004 gününde taşınmazın bir

kısım hisselerini O. S. isimli şahıstan satın almak suretiyle hissedar

oldukları görülmektedir. Dolayısıyla gerek taşınmazın tapuya kaydının gerekse

U. Ö. ve M. A. isimli şahıslar adına tescil edilmesinin İdare Mahkemesince

iptal edilen parselasyon planıyla bir ilgisi bulunmamaktadır.

65. Öte yandan, taşınmazın 14/8/1972 tarihindeki tapuya kayıt

işleminin hukuka uygun olup olmadığının bu başvuruda inceleme konusu yapılması

mümkün değildir.

66. Bu itibarla 14/8/1972 tarihinden beri tapuda başkaları adına

kayıtlı bulunan ve maliklerinin kim olduğu tapu kütüğünde açık olan taşınmazın

zilyetlik yoluyla mülk edinilmesi mümkün bulunmadığından 1970 yılından bu yana

taşınmaza zilyet olsalar da başvurucuların taşınmazın mülkiyetini kazanacakları

yolunda meşru bir beklentiye sahip bulunduklarından söz edilemez.

67. Belirtilen çerçevede,

tapuya kayıtlı olduğu tespit edilen taşınmazlara zilyet olan başvurucular,

hiçbir zaman bu taşınmazlara malik olmadıkları gibi mülk edinecekleri yolunda

meşru bir beklentiye de sahip bulunmadıklarından olayda "mülk"ün varlığından söz edilemez.

68. Açıklanan nedenlerle, başvurucuların "mülk"lerinin bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun mülkiyet

hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden incelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Mahkeme Kararının

Uygulanmadığı Şikayeti Yönünden

1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü

69. Başvurucular, ihtilaf konusu taşınmazın davacılar adına

tescil edilmesine yol açan Özdere Belediyesi

Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen 64/1 numaralı parselasyon

planının İdare Mahkemesince iptal edilmesine rağmen bu kararın uygulanmaması

nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğinden şikâyet etmişlerdir.

70. Bakanlık görüşünde, İdare Mahkemesinin iptal kararı

doğrultusunda yeni bir parselasyon planı yapılıp yapılmadığı hususunda Menderes

Belediye Başkanlığı ile Menderes Tapu Müdürlüğünün görüşleri alınarak bir

değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.

2. Değerlendirme

71. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Bireysel başvuru hakkına sahip olanlar” kenar başlıklı 46.

maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca, bireysel başvuru ancak ihlale yol

açtığı ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir

hakkı doğrudan etkilenenler tarafından yapılabilir.

72. Buna göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda

bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunması gerekmektedir. Bu ön

koşullar, başvuruya konu edilen kamu gücü eylem veya işleminden ya da ihmalindenbaşvurucunun “güncel

bir hakkı" nedeniyle “kişisel

olarak" ve “doğrudan”

etkilenmesidir. Bu çerçevede ortaya çıkan sonuç nedeniyle başvurucunun “mağdur” olduğunu ileri sürmesi gerekir (Onur Doğanay, B. No: 2013/1977, 9/1/2014,

§ 42).

73. Adil yargılanma hakkı, yargılamanın adil ve hakkaniyete

uygun bir şekilde yürütülmesini güvenceye bağlar. Usule ilişkin bir hak olan

adil yargılanma hakkının kişi yönünden kapsamı yargılamanın taraflarıdır.

Yargılama sürecinin bir parçası hâline gelmeyen kişilerin adil yargılanma

güvencelerinden yararlanmaları işin mahiyetine uygun düşmemektedir. Dolayısıyla

somut bir yargılamada uyuşmazlığın tarafı olmayanların adil yargılanma

güvencelerinin ihlal edilmesi söz konusu olamaz. Bu nedenle, bir kimsenin

tarafı olmadığı bir uyuşmazlığa ilişkin yargılamada adil yargılanma hakkı

güvencelerinin ihlal edilmesinden dolayı mağdur olması ve buna bağlı olarak

adil yargılanma hakkının ihlal edildiği şikâyetinde bulunması mümkün değildir (Atilla İnan, B. No: 2012/615, 21/11/2013,

§§ 33-34; Tuğba Arslan, B. No: 2014/256

[GK], 25/6/2014, § 30 ).

74. Somut olayda, Gümüldür Belediye Başkanlığı tarafından Özdere Belediye Başkanlığı aleyhine, Özdere

Belediye Encümeninin 21/2/2003 tarihli kararıyla kabul edilen 64/1 numaralı

parselasyon planının iptali istemiyle açılan davada, İdare Mahkemesince anılan

parselasyon planı iptal edilmiştir. Başvurucular anılan davanın tarafı

olmadıklarından iptal kararının uygulanmamasından dolayı adil yargılanma

haklarının ihlal edilmesi mümkün değildir. Bu nedenle başvurucuların adil yargılanma

hakkı yönünden mağdur statüsü bulunmamaktadır.

75. İdari yargıda düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar ile

bazı istisnai hâllerde bireysel işlemlere karşı açılan davalarda uyuşmazlığın

konusunun davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin menfaatlerini de

ilgilendirmesi olasıdır. Bu davalarda verilecek muhtemel iptal kararının

sonucundan davanın tarafı olmayan üçüncü kişiler de yararlanır. Üçüncü kişileri

olumlu anlamda etkileyen bir iptal kararının uygulanmaması, davanın tarafı

olmayan bu kişilerin de menfaatlerini zedeleyebilir. Ancak davanın tarafı

olmayan üçüncü kişilerin, kararın uygulanmamasından dolayı uğradıkları

mağduriyetin "adil yargılanma hakkı" ile bir ilgisi bulunmamaktadır.

Davanın tarafı olmayan üçüncü kişilerin mahkeme kararının uygulanmadığı

iddiasının adil yargılanma hakkı kapsamında değil, kararın uygulanmamasıyla

müdahale edildiği düşünülen ilgili maddi hak kapsamında incelenmesi

gerekebilir. Nitekim somut olayda başvurucuların, tarafı olmadıkları idari

davada verilen iptal kararının uygulanmadığı iddiası mülkiyet hakkına ilişkin

görülerek yukarıda incelenmiştir.

76. Açıklanan nedenlerle başvurucuların, mahkeme kararının

uygulanmadığı şikâyeti yönünden mağdur sıfatı taşımadığı anlaşıldığından

başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden

incelenmeksizin kişi yönünden yetkisizlik

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Mahkeme kararının

uygulanmadığına ilişkin iddianın kişi

yönünden yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

16/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Ayhan KILIÇ

Başvurucular

:

1. Fatma TAN

2. Hüseyin

SÖZEN

3. Kübra

SÖZEN

4. Mine

DEMİRTAŞ

Vekili : Av. Atilhan AKISÜ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7225, 16 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. İhtilaf Konusu
  7. B. Parselasyon Planına Karşı İdari Yargıda
  8. C. Başvurucular ile Sicil
  9. IV. İlgili Hukuk
  10. A. Ulusal Hukuk
  11. B. Uluslararası Hukuk
  12. V. İnceleme Ve Gerekçe
  13. A. Mülkiyet Hakkı
  14. B. Mahkeme Kararının
  15. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  16. Gökcan
  17. Sözen
  18. Sözen
  19. Demirtaş
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7225
Tarih
16 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Hüseyin Kaya Başvurusu (B. No: 2014/18923)
  • H.ö. Başvurusu (B. No: 2014/11094)
  • Ali Zeki Irmak Başvurusu (B. No: 2014/15990)
  • Ekrem Doğan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/18057)
  • Ahmet Temiz Başvurusu (B. No: 2014/10213)
  • Çiçek Petrol Ürünleri İnşaat San. Tic. A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/14938)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.