İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emre Cenik Başvurusu (B. No: 2015/19678)

1. Başvuru, resen emekliye sevk işlemine karşı açılan davada

Başvuru No2015/19678Tarih19 Nisan 2018Okuma14 dk · 2.809 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Emre Cenik Başvurusu

Karar tarihi
19 Nisan 2018
Başvuru Numarası
2015/19678
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.809 kelime·14 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, resen emekliye sevk işlemine karşı açılan davada

salt hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayanılması nedeniyle

masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 22/12/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

8. Başvurucu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) emrinde astsubay

olarak 2001 yılında göreve başlamıştır.

9. Başvurucu 21/7/2006 tarihinde sivil olarak Değirmendere'den

İzmir istikametine bir yolcu otobüsü ile seyahat etmiştir. Seyahat sırasında

önündeki koltukta eşiyle birlikte oturan bir kadının vücudunu okşayarak cinsel

saldırı suçunu işlediği iddiasıyla başvurucu aleyhine kamu davası açılmıştır.

10. Karacabey Asliye Ceza Mahkemesi 30/11/2006 tarihli kararıyla

cinsel saldırı suçunun işlendiğine dair yeterli kanıt bulunmadığı gerekçesine

yer vererek başvurucunun beraatine hükmetmiştir.

11. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 8/3/2011 tarihli kararıyla beraat

hükmünü bozmuştur. Bozma gerekçesinde, başvurucunun otobüs içinde yolculuk eden

diğer kişilerin uyuduğu sırada koltukların yatık konumda olmasından istifade

ederek mağdurenin vücudunu okşamak suretiyle cinsel

saldırı suçunu işlediğinin sabit olduğu ifade edilmiştir.

12. Karacabey Asliye Ceza Mahkemesi bozmaya uyarak 13/10/2011

tarihli kararıyla başvurucunun üzerine atılı suçtan bir yıl sekiz ay hapis

cezasıyla cezalandırılmasına hükmetmiş, ancak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı

Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri

bırakılmasına karar vermiştir. Karar 11/11/2011 tarihinde kesinleşmiştir.

13. Bu olay silsilesi üzerine Millî Savunma Bakanlığı ve Deniz

Kuvvetleri Komutanlığınca, ceza yargılamasına konu bilgi ve belgeler ilgili

makamlardan talep edilerekincelenmiştir. Başvurucuya

yönelik olarak 23/1/2014 tarihinde ayırma işlemi başlatılmıştır. İnceleme

sonucunda, hakkında "Silahlı Kuvvetlerde kalması uygun değildir"

kanaati oluşan başvurucu 20/2/2014 tarihli Millî Savunma Bakanlığı onayıyla

resen emekli edilmiştir.

14. Başvurucu, resen emekli edilme işlemine karşı Askeri Yüksek

İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır.AYİM Birinci Dairesi (Mahkeme) 24/3/2015

tarihli kararıyla davayı reddetmiştir.

15. Ret gerekçesinde öncelikle işlemin yetki ve şekil unsurları

yönünden hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. İşlemin esas yönünden

incelemesine geçilmeden önce idarenin kamu hizmetinin yürütülmesinde verim

alamayacağını, hizmeti aksatacağını tespit ettiği personeli bünye dışına

çıkarması konusunda takdir hakkına sahip olduğu ancak bu takdir hakkının

hukukiliğinin yargı yerlerince denetlenebileceği hatırlatılmıştır. Ayrıca

başvurucunun disiplin ve sicil durumu itibarıyla olumsuz bir durumunun olmadığı

ifade edilmiştir. Ayırma işlemine esas olan eylem yönünden ise gerekçenin

ilgili kısımları şöyledir:

"Davacının eyleminin

adli makamlarca sabit kabul edilmesine dayanak teşkil eden, mağdurenin

gerek 21/7/2006 tarihinde kollukça, gerekse de soruşturma makamlarınca (Gölcük

2. Asliye Ceza Mahkemesinde alınan 21/8/2006 tarihli) tespit edilen birbiriyle

tutarlı beyanlarına göre davacının cinsel saldırı suçunu teşkil eden eylemi

yönelttiği mağdurenin olaydan beş gün önce evlendiği

ve olay olduğu sırada eşiyle birlikte Çeşme'ye balayına gitmekte olduğu; olayın

gerçekleşmesinden sonra eşinin talimatıyla otobüsün durdurularak kolluğun

çağrıldığı; otobüs yolcularıyla beraber jandarma beklenirken davacının 'benim

karım var çocuğum var özür dilerim' diyerek mağdureden

özür dilediği; yine mağdurenin anlatımlarına göre; olaydan

yaklaşık 3-4 ay sonra davacının eşinin ve kayın validesinin mağdurenin

çalıştığı okula gittiği ve mağdureyi şikayetinden

vazgeçirmeye çalıştıkları ve mağdurenin çevresince

olayın öğrenilmesine sebebiyet verdikleri anlaşılmaktadır.

Yukarıda ayrıntılı bir biçimde izah edilen ve

davacının fiiline ait şahsi dosyasında mevcut deliller (mağdure

ve eşinin beyanları, Yargıtay ilamı vs) gözetilmek

suretiyle mahkemelerce sabit kabul edilen eylemine göre, davacının yolculuk

ettiği otobüsün ön koltuğunda yanında eşi olacak şekilde yolculuk ederken

uyumakta olan bir kadına yönelik gerçekleştirmiş olduğu cinsel taciz eylemi

nedeniyle, idarece TSK'nın itibarını sarsacak derecede ahlak dışı bir harekette

bulunduğu kanaatine varıldığı davacının ayırma işlemine esas olan fiili işleme

şekli, yeri, zamanı ve fiilin otobüsün durdurulup jandarmaya gidilmesiyle

aleniyet kazanmış olması hususları gözetildiğinde idarece bu kanaate

varılmasında objektif esaslara göre hareket edildiği kanaatine varılmıştır."

16. Ret kararı oyçokluğuyla alınmıştır. Başkan ve bir üyenin karşıoy gerekçelerinde, hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararı verilmiş olmasının ceza yargılamasına konu eylem nedeniyle

disiplin soruşturması yapılarak ceza verilmesine engel teşkil etmeyeceği ancak

salt hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayanarak disiplin cezası

tesisinin ortada masumiyet karinesini kaldıran bir kesin hüküm bulunmaması

nedeniyle mümkün olmadığı hatırlatılmıştır. Hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararlarının sanık hakkında hukuki sonuç doğurmadığının altı

çizilmiştir. Bununla birlikte idarenin ceza yargısından bağımsız bir biçimde

soruşturma yaparak delil toplayarak ceza yargısına konu fiili disiplin hukuku

ilkeleri uyarınca ele almak suretiyle disiplin cezası verebileceği

vurgulanmıştır. Cinsel saldırı eylemine dair mağdurenin

ifadesi dışında şüpheden uzak somut kanıt bulunmaması ve başvurucunun düzgün

geçmişi dikkate alındığında işlemin ölçülülük ilkesinin de gözardı

edilmesi suretiyle tesis edildiği ve hukuka uygun görülmediği ifade edilmiştir.

17. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemi Mahkemenin

27/10/2015 tarihinde oyçokluğuyla aldığı kararla reddedilmiştir.

18. Başvurucu nihai kararı 25/11/2015 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 22/12/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

19. 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri

Personel Kanunu'nun 94. maddesinin (b) bendinin olay tarihi itibarıyla

yürürlükte bulunan hali şöyledir:

"b) Disiplinsizlik ve ahlaki durum sebebiyle ayırma:

Disiplinsizlik veya ahlaki durumları sebebiyle

Silahlı Kuvvetlerde kalmaları uygun görülmiyen

astsubayların hizmet sürelerine bakılmaksızın haklarında T.C. Emekli Sandığı

Kanunu hükümleri uygulanır."

20. 28/12/1998 tarihli ve 23567 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan Astsubay Sicil Yönetmeliği'nin

"Disiplinsizlik ve ahlaki durumları nedeniyle ayırma usulleri"

kenar başlıklı 60. maddesinin birinci fıkrasının ilgili kısmının uyuşmazlık

konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan hâli şöyledir:

"Aşağıdaki sebeplerden biri ile

disiplinsizlik veya ahlaki durumları gereği Türk Silahlı Kuvvetlerinde

kalmaları, bulunduğu rütbeye veya bir önceki rütbesineait

bir veya birkaç belge ile anlaşılıp uygun görülmeyen astsubaylar hakkında,

hizmet sürelerine bakılmaksızın emeklilik işlemi yapılır:

...

e) Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını

sarsacak şekilde ahlak dışı hareketlerde bulunması, "

21. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin (5) numaralı fıkrasının

son cümlesi şöyledir:

"Hükmün açıklanmasının geri bırakılması,

kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder."

B. Uluslararası Hukuk

22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin

ikinci fıkrası şöyledir:

"Kendisine bir suç

isnat edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz

sayılır."

23. Sözleşme’nin 6. maddesinin ikinci fıkrası “suçluluğu yasal

olarak sabit oluncaya kadar masum sayılma” hakkını güvence altına almaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), içtihadında masumiyet karinesiyle

sağlanan güvencenin iki unsurunun varlığını kabul etmiştir: ceza

yargılamalarının yürütülmesi ile ilgili usule ilişkin ilk unsur ve mahkûmiyet

dışında bir şekilde sonuçlanan ceza yargılamalarıyla bağlantılı müteakip

yargılamalar bağlamında başvuranın sabit bulunan masumiyetine saygı

gösterilmesini sağlamayı amaçlayan ikinci unsur. Bu bağlamda söz konusu ilke

cezai konularda usule ilişkin bir güvence olmakla sınırlı değildir, bu ilkenin

kapsamı daha geniştir ve bu ilke hiçbir devlet temsilcisinin kişinin suçluluğu

bir mahkeme tarafından tespit edilmeden o kişinin suçlu olduğuna ilişkin bir

ifadede bulunmamasını gerektirir. Bu hususta masumiyet karinesi yalnızca ceza

yargılamaları bağlamında değil, aynı zamanda ceza yargılamaları ile eş zamanlı

olarak yürütülen diğer hukuk davalarında veya diğer davalarda ya da disiplin

incelemelerinde de ihlal edilebilir. Masumiyet karinesinin korunmasına ilişkin

ikinci unsur ceza yargılamaları mahkûmiyetten başka bir şekilde sonlandığı

zaman devreye girer ve daha sonraki yargılamalarda ceza gerektiren suç ile

ilgili olarak kişinin masumiyetine ilişkin şüphe doğurmamasını gerektirir (Kemal Coşkun/Türkiye, B. No. 45028/07,

28/3/2017, §§ 41, 43).

24. AİHM, Sözleşme’nin 6. maddesinin ikinci fıkrasının disiplin

yetkisini haiz makamların ceza yargılaması kapsamında kendisine suç isnat

edilen ve eylemi usule uygun bir şekilde tespit edilen bir kamu görevlisine

yaptırım uygulamasını engellemek gibi bir amacı veya etkisi bulunmadığına

kanaat getirmiştir. AİHM, Sözleşme’nin, herhangi bir eylem nedeniyle hem ceza

hem de disiplin yargılamalarının başlatılmasına veya söz konusu iki yargılama

türünün eş zamanlı olarak yürütülmesine halel getirmediğine vurgu yaparak cezai

sorumluluğun kaldırılması hâlinde bile daha hafif bir ispat külfeti temelinde

aynı olaylardan doğan hukuki veya diğer sorumlulukların tesis edilmesine halel

getirilmediğine işaret etmektedir. Ancak nihai bir cezai hüküm olmaksızın

disiplin yargılaması kapsamında, iddiaya konu hareketi nedeniyle başvurana

cezai sorumluluk yükleyen bir ifadenin bulunması hâlinde 6. maddenin ikinci

fıkrası kapsamına giren bir mesele söz konusu olacaktır (Seven/Türkiye, B. No: 60392/08, 23/1/2018,

§ 51).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

25. Mahkemenin 19/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

26. Başvurucu; hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile

sonuçlanan ceza yargılaması esas alınarak davanın reddedildiğini, ayırmaya

temel olan fiilin gerçekleştiği yönünde şüpheden uzak kanıt bulunmadığını,

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 5271 sayılı Kanun uyarınca

aleyhine hukuki sonuç doğurmaması gerektiğini, sicillerinin iyi olduğunu,

ayırmayı gerektirecek bir davranışının bulunmadığını,işlemin

idari istikrar ilkesi ile bağdaşmayacak şekilde olay tarihinden uzun bir süre

sonra tesis edildiğini ve ölçüsüz olduğunu belirterek adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

28. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz”

29. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucunun temel iddiası,

salt hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına dayanılmak suretiyle

davanın reddedilmesine yönelik olduğundan başvurunun masumiyet karinesi

yönünden incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

i. Genel İlkeler

31. Masumiyet karinesi, Anayasa'nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında "Suçluluğu hükmen sabit

oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz." şeklinde

düzenlenmiştir. Anayasa’nın 36. maddesinde ise herkesin iddia ve savunma ile

"adil yargılanma" hakkına sahip olduğu belirtilmektedir. Anılan

maddeye "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerde de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, kendisine bir suç isnat

edilen herkesin suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılacağı

düzenlenmiştir. Bu itibarla masumiyet karinesi, Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olmakla beraber

suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağına dair

Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında ayrıca düzenlenmiştir (Fameka İnş. Plastik San ve Tic. Ltd. Şirketi, B.

No: 2014/3905, 19/04/2017, § 27).

32. Masumiyet karinesi, kişinin suç işlediğine dair kesinleşmiş

bir yargı kararı olmadan suçlu olarak kabul edilmemesini güvence altına alır.

Bunun sonucu olarak hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama

makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu

muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26).

33. Bu çerçevede masumiyet karinesi kural olarak hakkında bir

suç isnadı bulunan ve henüz mahkûmiyet kararı verilmemiş kişileri kapsayan bir

ilkedir. Suç isnadı kesin hükümle mahkûmiyete dönüşen kişiler açısından ise

artık “hakkında suç isnadı olan kişi” statüsünde olmadıkları için masumiyet

karinesi iddiasının geçerli bir dayanağı kalmamaktadır. Ancak ceza davası

sonucunda kendisine isnat edilen suçu işlemediğinin sabit olduğu veya suçu

işlediğine kesin olarak kanaat getirilemediği ve bu nedenle sanık hakkında

beraat kararı verilen durumlarda ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına

karar verilmesi hâlinde kişi hakkında masumiyet karinesinin devam ettiğinin

kabulü gerekir. Çünkü böyle durumlarda Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü ve

Sözleşme'nin 6. maddesinin (2) numaralı fıkraları anlamında kişinin suçluluğu

sabit olmamıştır ve bu nedenle suçlu sayılamaz (Ramazan Tosun, B. No: 2012/998, 7/11/2013, § 61).

34. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkûmiyet konusunda

vicdani kanaate ulaşmış mahkemenin buna ilişkin hükmü açıklamayı belirli bir

süre ertelemesini, bu süre zarfında hükmün sanık hakkında bir hukuki sonuç

doğurmamasını ve bu süre sonunda kişinin başka suç işlememesi hâlinde

açıklanması geri bırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar

verilmesini ifade eder. Bu çerçevede ceza davası dışında fakat ceza davasına

konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda, açıklanması geri

bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılması masumiyet karinesi ile çelişebilir (Kürşat Eyol, §§

28, 29)

35. Masumiyet karinesi, suç isnadının karara bağlandığı

yargılamalarda geçerli olduğu için Sözleşme’nin 6. maddesinde ifade edilen

“medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar” çerçevesinde

değerlendirilen idari davalar, kural olarak masumiyet karinesinin uygulama

alanı dışında kalmaktadır. Ancak idari davada uyuşmazlık konusu olan maddi

olayın tespitinde idari yargı mercii, aynı maddi olayı ele alan ceza

mahkemesinin daha önce verdiği karara uygun hareket etmelidir (Hüseyin Şahin [GK], B. No: 2013/1728,

12/11/2014, § 39).

36. Buna göre kamu otoritelerince suçluluğu hükmen sabit olmamış

(hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmayan)

kişiye "suçlu" muamelesi yapılamaz. Diğer bir ifadeyle suç isnadına

bağlı yargılamalarda mahkumiyet dışındaki diğer tüm

sonuçlarda masumiyet karinesi varlığını sürdürür ve kamu otoritelerinin buna

saygı duyulmadığını gösteren bir tutum takınmaktan uzak durmaları beklenir.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının bir mahkumiyet

kararı olmadığı tartışmasızdır. Dolayısıyla ceza davası dışında fakat ceza

davasına konu olan eylemler nedeniyle devam eden idari uyuşmazlıklarda,

açıklanması geri bırakılan mahkûmiyet kararına dayanılmak suretiyle kişinin

masumiyetine gölge düşürecek, onun masumiyetinden kuşku duyulmasına neden

olacak şekilde özensiz davranışlardan kaçınılmalıdır.

37. Bununla birlikte idari uyuşmazlığın çözümüne esas teşkil

etmesi bakımından salt kişinin yargılanmış olmasından ve hükmün açıklanmasının

geri bırakılmasına dair karardan söz edilmesi, masumiyet karinesinin ihlal

edildiğinden söz edebilmek bakımından yeterli değildir. Bunun için kararın

gerekçesinin bütün hâlinde dikkate alınması ve nihai kararın münhasıran hükmün

açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen fiillere dayanıp dayanmadığının

incelenmesi gerekir (Ramazan Tosun,

§ 63; Hüseyin Şahin, § 40). Bu

kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175,

20/2/2014, § 36).

38. Öte yandan ceza muhakemesi sonucunda isnat edilen suçun

sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması dışında ceza mahkemesi hükmü,

idare makamları açısından doğrudan bağlayıcı değildir. Ancak cezai sorumluluğu

ortadan kalkmış olsa dahi, aynı olaylar nedeniyle -daha hafif bir ispat külfeti

temelinde- kişi hakkında başka tür bir sorumluluğun tesis edilmesinin önünde

bir engel bulunmamaktadır (benzer yönde değerlendirmeler için bkz. Kürşat Eyol, §

30).

ii. İlkelerin Olaya

Uygulanması

39. Bireysel başvuruya konu olayda başvurucu, sivil olarak yolcu

otobüsü ile seyahat ettiği sırada bir kadına yönelik olarak cinsel saldırı

eyleminde bulunduğu iddiasıyla açılan ceza davası sonucunda hapis cezası ile

cezalandırılmış ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

Bu yargılama sürecinin ardından Millî Savunma Bakanlığı ve Deniz Kuvvetleri

Komutanlığı tarafından başvurucu hakkında inceleme başlatılarak başvurucunun

TSK bünyesinde görev yapmasının uygun olmadığı sonucuna varılması suretiyle

resen emekli edilme işlemi tesis edilmiştir.AYİM

tarafından resen emekli işlemine karşı açılan dava reddedilmiştir.

40. Mahkeme kararının gerekçesinde hükmün açıklanmasının geri

bırakılması kararına atıfla “davacının

cinsel saldırı suçunu teşkil eden eylemi yönelttiği... ” , "mahkemelerce sabit kabul edilen eylemine göre,

davacının ...bir kadına yönelik gerçekleştirmiş olduğu cinsel taciz

eylemi" ifadelerinin kullanıldığı görülmektedir.

41. Cinsel saldırı

ve cinsel taciz 5237 sayılı

Kanun'da suç olarak düzenlenmiş fiillerdir. Somut olayda derece mahkemesi,

hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına atıfla başvurucuya cinsel saldırı suçlamasının yöneltildiğini

ve yargılama sonucunda başvurucunun cinsel

taciz suçunu işlediğinin sabit bulunduğunu belirtmiştir. Derece

mahkemesinin, başvurucunun cinsel taciz

eylemini gerçekleştirdiğinin sabit olduğunu ifade etmiş olması,

disiplin alanının sınırlarını aşarak ceza hukuku alanına taşan bir

değerlendirme mahiyetindedir. Mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılması

kararına atıfla yapılan bu değerlendirme, başvurucunun mahkumiyetle

neticelenmemiş fiili yönünden ona "suçlu" muamelesi yapılması

sonucunu doğurmuştur. Bu kapsamda derece mahkemesinin kullandığı dil

başvurucunun masumiyetine gölge düşürücü nitelikte olup hakkındaki

yargılamanın, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ile neticelenmiş

olmasını anlamsız hâle getirmiştir. Gerekçeli kararda yapılan değerlendirme ve

kullanılan ifadelerin masumiyet karinesini ihlal ettiği sonucuna ulaşılmıştır.

42. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü

fıkrasında güvence altına alınan masumiyet karinesinin ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

43.30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu

ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını

ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

44. Başvurucu, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri

sürmüş; ihlalin tespit edilmesi ve yargılamanın yenilenmesi talebinde

bulunmuştur.

45. Başvurucunun masumiyet karinesinin ihlal edildiği sonucuna

ulaşılmıştır.

46. Masumiyet karinesinin ihlalinin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan

kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere -Anayasa'nın geçici 21.

maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi gereğince-yetkili

idari yargı merciine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

47. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 38. maddesinin dördüncü fıkrasında hüküm altına alınanmasumiyet karinesinin İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere-Anayasa'nın geçici 21. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt

bendi gereğince- yetkili idari yargı merciine GÖNDERİLMESİNE (Karar AYİM

Birinci Dairesinin 24/3/2015 tarihli ve E.2014/489, K.2015/310 sayılı kararına

ait dava dosyası ile ilgilidir.),

D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Volkan

ÇAKMAK

Başvurucu

:

Emre CENİK

Vekili

:

Av. Ünal

GÜLLÜOĞLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/19678, 19 Nisan 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. A. Masumiyet karinesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL
  13. C. Kararın bir örneğinin masumiyet karinesinin ihlalinin
  14. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  15. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Yıldırım
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Çakmak
  20. Güllüoğlu
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/19678
Tarih
19 Nisan 2018

İlgili Kararlar

  • Ali Biray Erdoğan Başvurusu (B. No: 2016/16189)
  • Mehmet Mutlu Başvurusu (B. No: 2014/18240)
  • Abdurrahim Özkan Başvurusu (B. No: 2017/25586)
  • Özge Özgürengin Başvurusu (B. No: 2014/5218)
  • Yonca Verdioğlu Şık Başvurusu (B. No: 2014/17177)
  • Yüksel Kapçak ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/15376)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.