İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Emre Karakurum ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2017/23503)

1. Başvuru, taşınmazın koruma amaçlı uygulama imar

Başvuru No2017/23503Tarih14 Ekim 2020Okuma11 dk · 2.241 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Emre Karakurum Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/23503
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.241 kelime·11 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, taşınmazın koruma amaçlı uygulama imar

planında arkeolojik sit alanı olarak belirlenmesi nedeniyle mülkiyet hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 11/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucuların murisi H.K. Samsun'un İlkadım ilçesine

bağlı Kılıçdede Mahallesi'nde bulunan 4134 ada 12 parsel sayılı 11.104 m2 yüz ölçümlü taşınmazın 2/16 payının malikidir. Muris

dışında taşınmazda sekiz kişinin daha hissesi bulunmaktadır.

9. Muris H.K. 2016 yılında vefat etmiş olup mirası

başvuruculara intikal etmiştir.

10. Başvuruya konu taşınmazın beyanlar hanesine 20/6/1975

tarihinde ''Eski eserler sahası olduğundan mülkiyet hakkı takyitlidir

satılmaz.'' şerhi konulmuştur.

11. Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma

Kurulunun 17/5/1991 tarihli kararı ile taşınmazın 1. ve 2. derece arkeolojik

sit alanı ilan edilen Dündartepe (Öksürüktepe) Höyüğü sınırlarında kaldığı

tespit edilmiştir.

12. Söz konusu taşınmazın bulunduğu alanı kapsayacak

şekilde düzenlenen koruma amaçlı imar planı 6/2/2001 tarihinde Samsun Kültür ve

Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu (Koruma Bölge Kurulu) tarafından

onaylanmıştır.

13. 6/10/2010 tarihinde taşınmazın beyanlar hanesine ''Korunması

gerekli taşınmaz kültür varlığıdır.'' şerhi eklenmiştir.

14. Alana ilişkin koruma amaçlı 1/1.000 ölçekli imar

planı tadilatı Koruma Bölge Kurulunun 14/1/2011 tarihli kararıyla uygun

bulunmuştur.

15. Başvurucular, taşınmazlarının 1975 yılından bu yana

kamulaştırılmaması ve üzerindeki kısıtlamalar yüzünden uğradıkları maddi

zararlarının tazmini için 21/1/2016 tarihinde Kültür ve Turizm Bakanlığına

(Bakanlık) başvurmuştur.

16. Bakanlığın 2/2/2016 tarihli cevabında, taşınmazın

diğer bazı maliklerince de benzer taleplerde bulunulduğu ancak ödeneğin

yetersiz olması nedeniyle kamulaştırma işleminin gerçekleştirilemediği

bildirilmiştir. Kesin inşaat yasağı bulunan taşınmazda malikler tarafından

trampa istenmesi hâlinde koruma amaçlı imar planında taşınmazın yolda kalan

kısmının ifraz edilerek terkinin yapılması durumunda trampa programına

alınabileceğini belirtilmiştir.

17. Başvurucular 22/2/2016 tarihinde Samsun 2. İdare

Mahkemesinde (Mahkeme) tazminat davası açmıştır. Başvurucular bu davada,

hissedar oldukları taşınmazın 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 1. ve 2.

derece arkeolojik sit alanı olarak belirlendiğini, taşınmaza inşaat yasağı

getirildiğini ve uzun süre kamulaştırılmadığını ileri sürerek uğradıkları

zararın giderilmesini istemiştir.

18. Mahkeme 28/3/2017 tarihinde yasa yolu kapalı olarak

davayı reddetmiştir. Kararda 7/9/2016 tarihinde yürürlüğe giren 20/8/2016

tarihli ve 6745 sayılı Yatırımların Proje Bazında Desteklenmesi ile Bazı Kanun

ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la 4/11/1983

tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na birtakım hükümler eklendiği

vurgulanmıştır. Bu bağlamda uygulama imar planlarında umumi hizmetlere ve resmî

kurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması için öngörülen beş yıllık

sürenin 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. madde gereğince bu maddenin

yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağı ve bu maddenin yürürlüğe

girdiği tarihten önce açılan ancak henüz karara bağlanmayan veya kararı kesinleşmeyen

davalara da bu madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir.

19. Nihai karar 18/4/2017 tarihinde başvuruculara tebliğ

edilmiştir.

20. Başvurucular 9/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ

HUKUK

A. Mevzuat

Hükümleri

21. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Hüseyin Ünal, B. No:

2017/24715, 20/9/2018, §§ 17-29.

22. Konu ile ilgili hukuk için bkz. Ahmet Bölge, B.

No: 2014/13133, 28/9/2016, §§ 24-28.

B. Danıştay

İçtihadı

23. Danıştay Altıncı Dairesinin 26/10/2017 tarihli ve E.2017/4323,

K.2017/8356 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyanın incelenmesinden,

davacıların anılan taşınmazı 08.06.1962 tarihinde edindikleri, söz konusu

taşınmazın da bulunduğu alanın Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek

Kurulunun 14.12.1974 tarihli, 8172 sayılı kararıyla doğal sit alanı olarak ilan

edildiği, ve aynı Kurulun 24.06.1983 tarihli, 15175 sayılı kararı ile sınırları

belirlenen ve 1/5000 ile 1/1000 ölçekli imar planlarına göre Boğaziçi Sahil

Şeridi ve Öngörünüm Bölgesinde kaldığı, taşınmazın da bulunduğu bu alanda;

korunması gereken eserler ve yapılar dışında hiçbir şekilde yapı yapılamayacağı

kuralı olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde ekonomik değer taşıyan hiçbir yapı

olmadığı ve davacılar tarafından bahçe olarak kullanıldığı, taşınmazın

22.07.1983 onanlı 1/1000 ölçekli Boğaziçi Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar

Planında, "konut alanı" kullanımında kaldığı, ancak taşınmaza

Boğaziçi Kanunu'nun geçici 4. maddesi uyarınca yeşil alan statüsü uygulandığı,

bu kullanımlara ayrılan parsellerde korunması gerekli kültür varlığı dışında

hiçbir yapı yapılamayacağı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, davaya konu taşınmaz için

yapılaşma izni verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, zira taşınmazın

baştan beri Boğaziçi Öngörünüm bölgesinde olması ve doğal sit alanında kalması

nedeniyle zaten konumu gereği kısıtlı bir taşınmaz olduğu, kamulaştırmasız el

atma davalarının, üzerinde yapılaşma imkanı bulunan taşınmazların sonradan kamu

hizmetine ayrılması sonucunda taşınmazda meydana gelen hukuki kısıtlamalar nedeniyle

açılabileceği, buna karşın, bulunduğu alan veya bölge gereği doğal olarak

kısıtlılık halini bünyesinde barındıran taşınmazlarda 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanununun uygulanamayacağı, yukarıda yer verilen 2863 sayılı Kanunun ilgili

şartları sağlanarak "takas" talebinde bulunulabilecek olup bu talebin

de somut olaya göre değerlendirileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu durumda, idarelerin sit alanlarında

kamulaştırma yapma zorunluluğunun bulunmadığı, ancak bu statüde bulunan

taşınmazlar için hazine taşınmazlarıyla takas imkanının sunulması için koruma

amaçlı imar planı bulunması gerektiği, koruma amaçlı imar planı yapımı için

idarelere sit ilanından bu yana belli bir yasal süre tanındığı, esasen

uyuşmazlığa konu taşınmazın kısıtlılığının 2960 sayılı Kanundan kaynaklandığı

ve kamulaştırılması zorunlu bir statüde bulunmadığı, bu nedenle kamulaştırmasız

el atma nedeniyle oluşan bir zarardan da bahsedilemeyeceğinden davanın reddine

karar verilmesi gerekmekte iken dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına

ilişkin kararda isabet bulunmamaktadır."

24. Danıştay Altıncı Dairesinin 12/12/2017 tarihli ve

E.2017/3161, K.2017/10690 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:

"Dosyanın incelenmesinden,

davacının anılan taşınmazı 30.06.2014 tarihinde intikal yoluyla edindiği, söz

konusu taşınmazın da bulunduğu alanın Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar

Yüksek Kurulunun 14.12.1974 tarihli, 8172 sayılı kararıyla doğal sit alanı

olarak ilan edildiği, ve aynı Kurulun 24.06.1983 tarihli, 15175 sayılı kararı

ile sınırları belirlenen ve 1/5000 ile 1/1000 ölçekli imar planlarına göre

Boğaziçi Sit Alanı Geri görünüm ve Etkilenme Bölgesinde kaldığı, taşınmazın da

bulunduğu bu alanda; korunması gereken eserler ve yapılar dışında hiçbir

şekilde yapı yapılamayacağı kuralı olduğu, taşınmazın, 24.02.1984 onay

tarihli 1/5000 Ölçekli Boğaziçi Doğal ve Tarihi Sit Değerlerini İçeren Nazım

İmar Planında yeşil alanda ve 22.07.1983 onay tarihli 1/1000 ölçekli Boğaziçi

Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planının Boğaziçi İmar Yüksek Koordinasyon

Kurulunun 13.06.2011 tarihli, 2011/2 sayılı kararı ile sayısallaştırılmış

paftasında kent bütününe hizmet eden yeşil alanda kaldığı, taşınmazın koruya

katılacak alan olarak düzenleneceği kararı alınmış olduğu, bu kullanımlara

ayrılan parsellerde korunması gerekli kültür varlığı dışında hiçbir yapı

yapılamayacağı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta, davaya konu taşınmaz için

yapılaşma izni verilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı, zira taşınmazın

baştan beri Boğaziçi Öngörünüm bölgesinde olması ve doğal sit alanında kalması

nedeniyle zaten konumu gereği kısıtlı bir taşınmaz olduğu, kamulaştırmasız el

atma davalarının, üzerinde yapılaşma imkanı bulunan taşınmazların sonradan kamu

hizmetine ayrılması sonucunda taşınmazda meydana gelen hukuki kısıtlamalar nedeniyle

açılabileceği, buna karşın, bulunduğu alan veya bölge gereği doğal olarak

kısıtlılık halini bünyesinde barındıran taşınmazlarda 2942 sayılı Kamulaştırma

Kanununun uygulanamayacağı, yukarıda yer verilen 2863 sayılı Kanunun ilgili

şartları sağlanarak "takas" talebinde bulunulabilecek olup bu talebin

de somut olaya göre değerlendirileceği sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu durumda, idarelerin sit alanlarında

kamulaştırma yapma zorunluluğunun bulunmadığı, ancak bu statüde bulunan

taşınmazlar için hazine taşınmazlarıyla takas imkanının sunulması için koruma

amaçlı imar planı bulunması gerektiği, koruma amaçlı imar planı yapımı için

idarelere sit ilanından bu yana belli bir yasal süre tanındığı, esasen

uyuşmazlığa konu taşınmazın kısıtlılığının 2960 sayılı Kanundan kaynaklandığı

ve kamulaştırılması zorunlu bir statüde bulunmadığı, bu nedenle kamulaştırmasız

el atma nedeniyle oluşan bir zarardan da bahsedilemeyeceğinden davanın reddine

karar verilmesi gerekmekte iken dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına

ilişkin kararda isabet bulunmamaktadır.

Öte yandan, bozma kararı üzerine

verilecek kararda, husumet bakımından da yeniden bir değerlendirme yapılacağı

açıktır."

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

25. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

26. Başvurucular, imar planında arkeolojik sit alanı

olarak ayrılan taşınmaza ilişkin olarak açtıkları tazminat davası hakkında imar

mevzuatındaki değişiklik nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar

verilmesinden şikâyetçidir. Karar aşamasında olan davaya mevzuat değişikliği

ile müdahale edildiğini ifade eden başvurucular, kazanılmış haklarının

ellerinden alındığını belirtmiştir. Başvurucular, bu gerekçelerle kanunların

geriye yürümezliği ilkesi ile mülkiyet haklarının ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

B. Değerlendirme

27. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

"Herkes, mülkiyet ve miras

haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,

kanunla sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum

yararına aykırı olamaz.''

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki

tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,

§ 16). Başvurucular, mülkiyet hakkı dışında kanunların geriye yürümezliği

ilkesinin de ihlal edildiğini ileri sürmektedir. Ancak başvurucuların asıl

şikâyetinin taşınmazın arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesi nedeniyle

maliki oldukları taşınmazından diledikleri gibi yararlanamadıklarına, taşınmazı

kullanamadıklarına ve tasarruf edemediklerine yönelik olduğu anlaşıldığından

başvurucuların bütün şikâyetleri mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

incelenmiştir.

29. Somut olayda başvurucuların hissedarı olduğu taşınmaz

koruma amaçlı imar planında arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiştir.

Başvurucuların taşınmazın uzun süre kamulaştırılmadığını ileri sürerek

uğradıkları zararın giderilmesi istemiyle açtığı tazminat davası da derece

mahkemesince 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. madde gereğince

reddedilmiştir.

30. Anayasa Mahkemesi aynı konu ile ilgili şikâyetleri

daha önce incelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Hüseyin Ünal, §§

34-62). Anayasa Mahkemesi 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu hükümleri

ile 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. maddeye dayalı olan müdahalenin

kanunilik ölçütünü taşıdığını değerlendirmiş, ayrıca taşınmazın kamu hizmetine

tahsis edilmesine yönelik müdahalenin kamu yararına dayalı meşru bir amacının

bulunduğunu açıklamıştır (Hüseyin Ünal, §§ 44-50). Bununla birlikte

Anayasa Mahkemesinin 28/3/2018 tarihli ve E.2016/196, K.2018/34 sayılı kararı

ile anılan madde iptal edilmiştir. Bu çerçevede ölçülülük yönünden yapılan

değerlendirmede ise uygulama imar planının onaylanmasından itibaren beş yıldan

fazla süre geçmesine rağmen imar planında kamu hizmetine ayrılan taşınmazın

kamulaştırılmaması ve herhangi bir tazminat da ödenmemesinin başvurucuya şahsi

olarak aşırı bir külfet yüklediği kanaatine ulaşılmıştır. Bu sebeple

başvurucunun mülkiyet hakkının korunması ile kamunun yararı arasında olması

gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülü

olmadığı kabul edilmiştir (Hüseyin Ünal, §§ 51-62).

31. Bununla birlikte somut olay çeşitli yönleriyle Hüseyin

Ünal başvurusundan farklı özellikler taşımaktadır. Hüseyin Ünal

başvurusuna konu olayda taşınmaz uygulama imar planı ile kamu hizmet alanına

ayrılmış, başvurucu tarafından taşınmazın rayiç bedelinin ödenmesi istemiyle

açılan tam yargı davasında derece mahkemesi uygulama imar planlarında umumi

hizmetlere ve resmî kurumlara ayrılan taşınmazların kamulaştırılması için

öngörülen beş yıllık sürenin 2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 11. madde

gereğince bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlayacağını

belirterek uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar

vermiştir. Başvuru konusu olayda ise taşınmaz koruma amaçlı uygulama imar planı

ile arkeolojik sit alanı olarak belirlenmiş, derece mahkemesi ise yine aynı

Kanun hükmüne esas alarak uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesine yer

olmadığına hükmetmiştir.

32. Konu ile ilgili Danıştay içtihadında kamulaştırmasız

el atma davalarının üzerinde yapılaşma imkânı bulunan taşınmazların sonradan

kamu hizmetine ayrılması sonucunda taşınmazda meydana gelen hukuki kısıtlamalar

nedeniyle açılabileceği açıklanmıştır. Buna karşın bulunduğu alan ve bölge

gereği doğal olarak kısıtlılık hâlini bünyesinde barındıran taşınmazlarda 2942

sayılı Kanun'un uygulanamayacağı, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve

Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'ndaki şartlar sağlanarak takas talebinde

bulunulabileceği, bu talebin de somut olaya göre değerlendirileceği ifade

edilmiştir. İdarelerin sit alanlarında kamulaştırma yapma zorunluluklarının

bulunmadığı, bu statüde bulanan taşınmazlara hazine taşınmazlarıyla takas

imkânı sunulması için koruma amaçlı imar planı bulunması gerektiği, koruma

amaçlı imar planı yapımı için idarelere sit alanı ilanından itibaren belirli

bir yasal sürenin tanındığı belirtilmiştir. Taşınmazdaki kısıtlılığın

18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu'ndan kaynaklandığı,

kamulaştırılması zorunlu bir statüde bulunmadığı dile getirilmiştir. Bu nedenle

kamulaştırmasız el atma nedeniyle oluşan bir zarardan söz edilemeyeceğinden

davanın reddine karar verilmesi gerekirken uyuşmazlığın esası hakkında karar

verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde isabet bulunmamaktadır (bkz. §§ 23,

24).

33. Somut olayda koruma amaçlı imar planında arkeolojik

sit alanı olarak belirlenen başvurucuların hissedarı oldukları taşınmazın kamu

hizmet alanına ayrılması söz konusu değildir. Konuyla ilgili Danıştay

içtihadında da sit alanı olarak belirlenen taşınmazlar hakkında 2942 sayılı

Kanun'un uygulanamayacağı, 2863 sayılı Kanun'un uygulanması gerektiği ifade

edilmiştir.

34. Anayasa Mahkemesi aynı konu ile ilgili şikâyetleri

daha önce incelemiş ve uygulanacak ilkeleri ortaya koymuştur (Ahmet Bölge, §§

41-65).

35. Konuyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesince ölçülülük

yönünden yapılan değerlendirmede malikin taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının

devam ettiği, ilgili mevzuata uygun hareket edildiği sürece 2863 sayılı

Kanun'un maliklere tanıdığı hak, muafiyet ve kolaylıklardan yararlanılabileceği

ifade edilmiştir. Diğer taraftan yapılan müdahaleye karşı yetkili makamlar

önünde etkin bir biçimde itiraz edebilme olanağının malike tanındığına

değinilmiştir. Buna göre müdahalenin ortaya çıkardığı durumun malikin mülkiyet

hakkının korunması ile kamusal menfaatin gerekleri arasında sağlanması gereken

dengeyi bozmadığı ve malik açısından meşru sayılamayacak ferdî ve aşırı

nitelikte bir yük oluşturmadığı sonucuna varılmıştır (Ahmet Bölge, §§

57-65).

36. Somut başvuruda da başvuruculara ait taşınmaz

arkeolojik sit alanı olarak tespit ve tescil edilmiştir. Buna göre

başvurucuların 2863 sayılı Kanun'un maliklere tanıdığı hak, muafiyet ve

kolaylıklardan yararlanabilmeleri, yapılan müdahaleye karşı idari ve yargısal

makamlar önünde etkin bir biçimde itiraz edebilmeleri mümkündür. Ne var ki

başvurucuların Koruma Bölge Kurulu kararlarına karşı itiraz yolu açık olmasına

rağmen bu yola başvurduklarına ilişkin bir beyanlarının olmadığı görülmektedir.

Öte yandan başvurucuların kendilerine sağlanan hak ve kolaylıklardan

yararlanamadıkları yönünde somut bir şikâyetlerinin olmadığı da açıktır. Bu

durumda somut başvuruda Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan içtihadından

ayrılmayı gerektirecek bir neden bulunmamaktadır.

37. Sonuç olarak mülkiyet haklarına yapılan müdahalenin

taşıdığı kamu yararı amacı ile karşılaştırıldığında yapılan müdahalenin

başvuruculara şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemediği, kamu

yararı ile başvurucuların mülkiyet hakkı arasında olması gereken adil dengenin

bozulmadığı sonucuna varılmıştır.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesinde

güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde

BIRAKILMASINA 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Hasan Tahsin GÖKCAN Üyeler : Serdar ÖZGÜLDÜR Burhan ÜSTÜN Hicabi DURSUN Selahaddin MENTEŞ Raportör : Umut FIRTINA Başvurucular : 1. Emre KARAKURUM 2. Eren KARAKURUM 3. Ergin KARAKURUM 4. Yücel KARAKURUM Başvurucular Vekili : Av. Kerami GÜRBÜZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/23503, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. A. Mevzuat
  12. B. Danıştay
  13. V. İnceleme Ve
  14. Gerekçe
  15. A. Başvurucuların İddiaları
  16. B. Değerlendirme
  17. A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça
  18. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/23503
Tarih
14 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Reşit Ertan Başvurusu (B. No: 2017/16522)
  • Lobna Al Lamii Başvurusu (B. No: 2017/20160)
  • Hüseyin Barsak Başvurusu (B. No: 2017/23924)
  • Maşallah Tosun Başvurusu (B. No: 2017/29771)
  • Azizer İnşaat Taahhüt Temizlik Hizmetleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/7875)
  • Rasim Numan Myymyun Başvurusu (B. No: 2018/5939)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.