İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Hüseyin Barsak Başvurusu (B. No: 2017/23924)

1. Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın)

Başvuru No2017/23924Tarih14 Ekim 2020Okuma24 dk · 4.802 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Hüseyin Barsak Başvurusu

Karar tarihi
14 Ekim 2020
Başvuru Numarası
2017/23924
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.802 kelime·24 dk okuma·20 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın)

duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle

duruşmaya katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru 3/5/2017 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan

ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet

Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda

bulunmuştur.

III. OLAY VE

OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

ilgili olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucu, 1982 doğumlu olup bireysel başvuru

tarihinde Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü

olarak bulunmaktadır.

10. 26/8/2008 tarihinde Bitlis'in Mutki ilçesi İkizler

köyü kırsalında PKK/KONGRA-GEL terör örgütü mensupları ile köy korucuları

arasında silahlı çatışma çıkmıştır.

11. Olayla ilgili olarak Mutki Cumhuriyet Başsavcılığınca

başlatılan soruşturma kapsamında çatışma sırasında olay yerinden kaçtığı tespit

edilen ve köy korucuları tarafından daha sonra yaralı olarak yakalanan A.Y.

isimli örgüt üyesi olduğu düşünülen kişinin şüpheli sıfatıyla beyanına

başvurulmuştur.

12. A.Y. 4/9/2008 tarihinde kollukta verdiği beyanında

özetle 2008 yılının Temmuz ayında terör örgütünün Hakurk Kampı'ndan sekiz

kişilik bir grupla Diyarbakır'a doğru yola çıktıklarını, daha sonra

"Orhan (K) Hüseyin Barsak'ın [başvurucu] aralarında bulunduğu bir

başka grubun kendilerine katıldığını", bu grupla birlikte bulundukları

bölgeye köy korucularının yaklaşarak ateş etmeye başlaması üzerine korucular

ile aralarında silahlı çatışma çıktığını, çatışmada başvurucunun koruculara

tüfekle ateş ettiğini ve bazı korucuların vurulduğunu ifade etmiştir.

13. 9/3/2015 tarihli Savcılık sorgusunda ise A.Y.

başvurucuyu tanımadığını ve başvurucunun çatışmaya katılan örgüt mensupları

arasında yer almadığını ileri sürmüştür.

14. Öte yandan PKK terör örgütünden kaçarak daha önce

güvenlik kuvvetlerine teslim olan ve örgüt üyesi olduğu düşünülen K.C. isimli

kişi kendisine gösterilen fotoğraflar arasından başvurucunun fotoğrafını teşhis

ederek başvurucunun 26/8/2008 tarihinde meydana gelen silahlı çatışmaya katılan

örgüt mensupları arasında yer aldığını beyan etmiştir.

15. Soruşturma kapsamında başvurucunun başka bir suçun

infazı kapsamında hükümlü bulunduğu Diyarbakır D Tipi Kapalı Ceza İnfaz

Kurumuna müzekkere yazılarak Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığı

ile ifadesinin alınması için başvurucunun SEGBİS odasında hazır edilmesi

istenmiştir. Başvurucunun Ceza İnfaz Kurumu idaresine ibraz ettiği dilekçede

ses ve görüntü aktarımı suretiyle ifade vermeyi kabul etmediğini belirtmesi

üzerine başvurucunun ifadesi talimat yolu ile Diyarbakır Cumhuriyet

Başsavcılığınca alınmıştır.

16. Başvurucu 18/3/2015 tarihli Savcılık sorgusunda

özetle olayla hiçbir ilgisinin olmadığını, isimleri söylenen örgüt mensuplarını

tanımadığını, örgüte ne zaman katıldığını hatırlamadığını, örgüt içindeki

rolünün doktor olduğunu, sadece doktorluk yaptığını ve kod adı kullanmadığını

ileri sürmüştür.

17. Soruşturmanın tamamlanmasının ardından Mutki

Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan fezleke Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığına

(Başsavcılık) gönderilmiştir.

18. Başsavcılığın 31/7/2015 tarihli iddianamesi ile başvurucu

hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, kişiyi yerine getirdiği

kamu görevi nedeniyle öldürme, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar

ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun'a muhalefet suçlarından kamu

davası açılmıştır.

19. İddianamede PKK terör örgütü mensuplarının 26/8/2008

tarihinde baskın yapmak amacıyla Mutki ilçesine geldikleri, burada yaşanan

silahlı çatışmada başvurucunun güvenlik güçlerine karşı "Kalaşnikof

marka silah ve el bombası kullanmak suretiyle aktif rol aldığı"

iddialarına yer verilmiştir.

20. Bitlis Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) görülen

yargılamanın 14/8/2015 tarihli tensip incelemesinde ilk duruşmanın 24/11/2015

tarihinde yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucunun hükümlü bulunduğu Diyarbakır

D Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumuna Mahkemece müzekkere yazılarak

SEGBİS aracılığı ile savunmasının alınması için başvurucunun duruşma tarihinde

SEGBİS odasında hazır edilmesi istenmiştir.

21. 24/11/2015 tarihli Duruşma Tutanağı'na göre Diyarbakır

D Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunca Mahkemeye gönderilen yazıda

başvurucunun 29/8/2015 tarihinde Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna sevk

edilmiş olması nedeniyle duruşma tarihinde SEGBİS odasında hazır

edilemeyeceğinin belirtildiği anlaşılmaktadır.

22. Mahkeme, başvurucunun müdafiinin hazır bulunduğu

24/11/2015 tarihli ilk oturumda tanık K.C. ile ses ve görüntü aktarımı

suretiyle bağlantı kurarak tanığın beyanını almıştır. K.C. beyanında özetle

Hüseyin Barsak (başvurucu) isimli birini tanımadığını, kod adını Orhan olarak

bildiği, sağlıkçı olduğunu ve hakkında doktor dendiğini duyduğu şahsın

olay tarihinde kaçan örgüt mensuplarından biri olduğunu ifade etmiştir.

23. Mahkeme duruşmayı 3/3/2016 tarihine ertelemiş ve

başvurucunun sevk edildiği Rize L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere

yazarak başvurucunun duruşma tarihinde SEGBİS odasında hazır edilmesini

istemiştir.

24. Başvurucu 3/3/2016 tarihli duruşmaya SEGBİS aracılığı

ile katılmıştır. Başvurucu; tercüman aracılığı ile yaptığı savunmasında

haklarını ve suçlamayı anladığını, SEGBİS ile ifade vermeyeceğini, duruşma

salonunda hazır bulundurulduğu takdirde ifade vereceğini beyan etmiştir.

25. 3/3/2016 tarihli Duruşma Tutanağı'na göre Mahkemece

video konferans yöntemi ile duruşmaya devam edilmesi üzerine başvurucunun

"(...) mahkemeye gelmeden beyanda bulunmayacağım." şeklindeki

ifadeleri nedeniyle SEGBİS'in kapatılarak duruşmaya başvurucunun yokluğunda

devam edildiği anlaşılmaktadır.

26. Mahkeme 3/3/2016 tarihli duruşmada SEGBİS aracılığı

ile tanık A.Y.yi dinlemiştir. A.Y. beyanında özetle dava konusu olay nedeniyle

kendisinin de yargılanıp ceza aldığını, başvurucunun olay tarihinde olay

yerinde bulunan örgüt mensuplarından biri olmadığını, kollukta aksi yönde

verdiği ifadeyi kabul etmediğini, nitekim söz konusu ifadenin kolluk

görevlilerince hazırlandığını, kendisinin de bu ifadeyi imzaladığını

belirtmiştir.

27. Mahkeme duruşmayı 14/4/2016 tarihine erteleyerek

duruşma tarihinde başvurucunun duruşma salonunda hazır edilmesi için başvurucunun

sevk edildiği Bolu F Tipi Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) müzekkere

yazmıştır.

28. Bolu Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığınca Ceza İnfaz

Kurumuna hitaben gönderilen 22/3/2016 tarihli yazıda "PKK terör

örgütünün Doğu ve Güneydoğu Bölgelerinde adam kaçırma ve propaganda amaçlı yol

kesme eylemleri ile yol güzergahları üzerinde patlayıcı madde düzeneği

yerleştirmek suretiyle icra ettiği bombalı eylemlerini son zamanlarda

artırdığı" belirtilerek başvurucunun mahkeme salonuna transferinin

güvenlik açısından riskli olduğu bildirilmiştir. Bunun üzerine Ceza İnfaz

Kurumunca Mahkemeye gönderilen aynı tarihli yazıda güvenlik sorunu nedeniyle

başvurucunun duruşma salonuna transfer edilemeyeceği, duruşma tarihinde Ceza

İnfaz Kurumunun SEGBİS odasında hazır edileceği belirtilmiştir.

29. Başvurucu 13/4/2016 tarihli dilekçesinde SEGBİS

aracılığı ile duruşmaya katılmak istemediğini Ceza İnfaz Kurumu idaresine

bildirmiştir. Başvurucu, dilekçesinde mahkeme salonunda bizzat hazır bulunarak

savunma yapmasının kanuni hakkı olduğunu belirterek duruşmaya katılmasını

engellemek amacıyla farklı infaz kurumlarına sevk edildiğini ileri sürmüştür.

30. 14/4/2016 tarihli celsede başvurucunun duruşmaya

SEGBİS aracılığı ile katılmak istemediğine ilişkin dilekçesi okunmuş, başka bir

işlem yapılmaksızın duruşma 12/5/2016 tarihine ertelenmiştir. Mahkemece

12/5/2016 tarihinde yapılması öngörülen duruşmada başvurucunun öncelikle

mahkeme salonunda hazır edilmesine, bunun mümkün olmaması hâlinde ise SEGBİS

aracılığı ile duruşmaya katılımının sağlanmasına karar verilmiştir.

31. Başvurucunun duruşma tarihinde mahkeme salonunda

hazır edilmesine ilişkin ara kararı üzerine Bolu Cezaevi Jandarma Bölük

Komutanlığınca Ceza İnfaz Kurumuna hitaben gönderilen 27/4/2016 tarihli yazıda

güvenlik açısından riskli olacağı gerekçesiyle başvurucunun transfer

edilemeyeceği bildirilmiştir. Bu kapsamda Ceza İnfaz Kurumunca Mahkemeye

gönderilen aynı tarihli yazıda başvurucunun transfer edilemeyeceği, bunun

yerine duruşma tarihinde SEGBİS odasında hazır edileceği belirtilmiştir.

32. 12/5/2016 tarihli celsede başvurucunun SEGBİS

aracılığı ile duruşmaya katılmayacağına ilişkin dilekçesi okunmuştur. Bu

celsede Savcılık makamı esas hakkındaki mütalaasını Mahkemeye sunmuştur.

Mahkemece duruşma 31/5/2016 tarihinde ertelenerek başvurucunun ertelenen

duruşma tarihinde öncelikle transferinin sağlanmaya çalışılmasına, bunun mümkün

olmaması hâlinde ise Ceza İnfaz Kurumunun SEGBİS odasında hazır edilmesine

karar verilmiştir.

33. Başvurucunun transfer edilmesinin güvenlik açısından

riskli olduğunun Bolu Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığınca bildirilmesi

üzerine Ceza İnfaz Kurumu tarafından Mahkemeye gönderilen 25/5/2016 tarihli

yazıda başvurucunun mahkeme salonuna transfer edilemeyeceği, bunun yerine

duruşma tarihinde Ceza İnfaz Kurumunun SEGBİS odasında hazır edileceği ifade

edilmiştir.

34. 31/5/2016 tarihli son celsede başvurucunun ses ve

görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya katılmak istemediğine ilişkin dilekçesi

okunmuştur. Duruşma Tutanağı'na göre Savcılık mütalaasının başvurucuya celse

arasında tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.

35. Mahkeme 31/5/2016 tarihli kararıyla, yerine getirdiği

kamu görevi nedeniyle kişiyi kasten öldürme suçundan başvurucunun

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, tehlikeli

maddelerin izinsiz olarak bulundurulması ve el değiştirilmesi suçundan

beraatine, devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan açılan davanın

reddine hükmetmiştir.

36. Kararda; başvurucunun öncelikle mahkeme salonunda

hazır edilmesinin sağlanmaya çalışıldığı ancak güvenli olmadığından

başvurucunun mahkeme salonuna transfer edilemediği, başvurucuya ses ve görüntü

aktarımı suretiyle savunma yapma olanağı sunulduğu hâlde başvurucunun bu

yöntemle savunma yapmayı kabul etmemesi nedeniyle susma hakkını kullandığının

değerlendirildiği belirtilmiştir.

37. Başvurucu, kovuşturmanın tüm aşamalarında ısrarla

Mahkemeye getirtilmesini ve duruşmada hazır bulundurulmasını talep ettiği hâlde

bu talebinin karşılanmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını, atılı suçları

işlediğine dair geçerli delil bulunmadığını ileri sürerek hükmü temyiz

etmiştir.

38. Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 31/1/2017 tarihli kararı

ile hüküm düzeltilerek onanmıştır.

39. Başvurucu 3/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

40. Öte yandan başvuruya konu şikâyetin değerlendirilmesi

bakımından ülkemizde özellikle 2015 yılı Haziran ayı itibarıyla yoğunlaşan

terör saldırılarına ilişkin bazı bilgilere yer verilmesi uygun görülmüştür.

41. Anayasa Mahkemesi Gülser Yıldırım (2) ([GK],

B. No: 2016/40170, 16/11/2017, §§ 7-33) kararında silahlı bir terör örgütü olan

PKK'nın 2015 yılının Haziran ayından itibaren yoğunlaşan ve kamuoyunda hendek

olayları olarak bilinen terör saldırılarına ilişkin açıklamalarda

bulunmuştur. Bahsi geçen tarihlerde PKK tarafından Şırnak il merkezi ile Cizre,

Silopi ve İdil ilçelerinde, Hakkâri'nin Yüksekova ilçesinde, Diyarbakır'ın

Silvan, Sur ve Bağlar ilçelerinde, Mardin'in Dargeçit, Nusaybin ve Derik

ilçelerinde, Muş'un Varto ilçesinde cadde ve sokaklara hendekler kazılıp

barikatlar kurularak ve bu barikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirilerek

teröristler tarafından bu yerleşim yerlerinin bir kısmında öz yönetim

adı altında hâkimiyet sağlanmaya çalışılmıştır. Güvenlik güçleri, hendeklerin

kapatılması ve barikatların kaldırılması suretiyle yaşamın normale dönmesini

sağlamak amacıyla operasyonlar yapmış ve teröristlerle çatışmaya girmiştir.

Aylarca devam eden bu operasyon ve çatışmalar sırasında yaklaşık 200 güvenlik

görevlisi hayatını kaybetmiş, tonlarca bomba ve patlayıcı imha edilmiştir (Gülser

Yıldırım (2), § 29).

IV. İLGİLİ

HUKUK

42. İlgili hukuk kaynakları için bkz. Şehrivan Çoban

[GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 38-60.

V. İNCELEME VE

GEREKÇE

43. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğu

toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Adli Yardım

Talebi Yönünden

44. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:

2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçimini

önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksun

olduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardım

talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

B. Duruşmada

Hazır Bulunma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun

İddiaları ve Bakanlık Görüşü

45. Başvurucu; SEGBİS aracılığı ile duruşma yapılmasının

savunma hakkını kısıtlaması nedeniyle bu şekilde duruşmaya katılmayı

reddettiğini, ilgili mevzuat hükümlerine göre mahkeme salonunda bizzat hazır

bulundurulması gerektiği hâlde hiçbir duruşmaya katılamadığını belirterek adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

46. Bakanlık görüşünde; SEGBİS ile ilgili mevzuat

hakkında açıklamalarda bulunularak SEGBİS yönteminin hangi durumlarda

uygulanabileceğinin, hangi mercinin bu yöntemin kullanılmasına karar verme

yetkisine sahip olduğunun ve ses-görüntü bağlantısı için gerekli olan teknik

altyapıya ilişkin koşulların ilgili mevzuatta açık bir şekilde düzenlendiği

belirtilmiştir. Görüş yazısında; SEGBİS ile ifadesi alınanların duruşma salonundakileri

görebilme ve söylenenleri duyabilme imkânı bulunduğu, yargılama makamının ve

duruşmada hazır bulunan diğer kişilerin de aynı şekilde ifade alma, beyanda

bulunma ve soru yöneltme gibi yargısal işlemleri karşılıklı olarak

gerçekleştirebilme imkânına sahip oldukları, başka bir ifadeyle SEGBİS'in

içerdiği bu özellikler sayesinde yargılamanın unsurlarından biri olan yüz

yüzelik ilkesinin gerçekleştiği belirtilmiştir.

47. Görüşte, başvurucunun terör örgütü üyeliği ve kasten

öldürme suçlarından yargılandığına ve suçlamaların niteliği dikkate

alındığında, kamu düzeninin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, yaşama hakkı

ile mağdurların ve tanıkların özgürlüklerinin ve güvenliklerinin korunması

hususlarının sanığın SEGBİS yoluyla duruşmalara katılmasını gerekli kıldığına

dikkat çekilmiş; muhtemel bir transferin başvurucunun hapisten kaçma riskini

veya bizzat kendisine yönelik misilleme ihtimalini artırabileceği

belirtilmiştir.

48. Bakanlık görüşünde ayrıca başvurucunun transferi

sırasında güvenlik sorunu yaşanabileceği gözetilerek duruşmalara SEGBİS

bağlantısı kurulmak suretiyle katılımının kararlaştırıldığı, SEGBİS ile

duruşmalara katılmayı reddetmesi nedeniyle başvurucunun yokluğunda fakat

müdafiinin katılımıyla yargılamanın sürdürüldüğü, bu şekildeki bir yargılamanın

adil yargılanma hakkının görünümlerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerine aykırılık teşkil etmediği belirtilmiştir.

49. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında sadece

istisnai durumlarda SEGBİS aracılığı ile duruşma yapılması gerekirken bunun

genel bir kural hâline getirildiğini, bu uygulamanın hakkaniyete aykırı

olduğunu, güvenlik gerekçesiyle duruşma salonuna transfer edilemediğine ilişkin

gerekçenin ise soyut bir gerekçeden ibaret olduğunu, devletin gerekli güvenlik

önlemini alarak savunma hakkını kullanmasına imkân tanıması gerektiğini ileri

sürmüştür.

2. Değerlendirme

50. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar

başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşrû vasıta ve yollardan faydalanmak

suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile

adil yargılanma hakkına sahiptir.”

51. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından

yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

Başvurucunun iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır

bulunma hakkı yönünden incelenmiştir.

a. Kabul Edilebilirlik Yönünden

52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

b. Esas Yönünden

53. Anayasa Mahkemesi aynı mahiyetteki şikâyetleri Şehrivan

Çoban (aynı kararda bkz. §§ 72-104) kararında incelemiş olup anılan

karardaki ilkelerden ayrılmayı gerektirir bir durum bulunmadığı

anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesi Şehrivan Çoban kararında Anayasa'nın

36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının duruşmada hazır bulunma

hakkını da kapsadığını belirterek ceza adaletinin hakkaniyete uygun şekilde

gerçekleşebilmesi için sanığın mahkemenin huzuruna çıkarılmasının büyük önem

arz ettiğini vurgulamıştır (Şehrivan Çoban, §§ 73, 74). Anayasa

Mahkemesi anılan kararda sanığın ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya

katılımının sağlanmaya çalışılmasının duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik

bir müdahale teşkil ettiğini tespit ederek bu müdahalenin Anayasa'nın 36. maddesini

ihlal edip etmediğine ilişkin değerlendirmenin ise kanun tarafından öngörülme,

haklı bir sebebe dayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşulları yönünden

yapılacak inceleme sonucunda belirlenebileceğini ifade etmiştir (Şehrivan

Çoban, §§ 78-81). Buna göre sanığın SEGBİS aracılığıyla duruşmaya

katılımının sağlanması şeklindeki müdahalenin Anayasa'ya uygun olabilmesi için

kanuni bir temelinin bulunması, meşru bir amaca dayalı ve ölçülü olması

gerekmektedir (Şehrivan Çoban, §§ 82-88).

54. Anayasa Mahkemesi Şehrivan Çoban kararında söz

konusu müdahalenin ölçülü bir müdahale olarak kabul edilebilmesi için gerekli

olan genel ilkeleri de ortaya koymuştur (Şehrivan Çoban, §§ 89-95). Bu

genel ilkelere göre sanığın duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin

ölçülü bir müdahale olup olmadığı ölçülülük ilkesinin alt ilkeleri olan elverişlilik,

gereklilik ve orantılılık ilkeleri yönünden yapılacak

değerlendirmenin sonucuna göre belirlenebilecektir. Buna göre duruşmada hazır

bulunma hakkına yapılan müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli

olması, ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olduğunun gösterilmesi

ve orantılılık yönünden bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak

istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Bu

çerçevede özellikle gereklilik ilkesi uyarınca suç isnadına ilişkin

yargılamalarda duruşmada hazır bulunma hakkını sınırlayan herhangi bir tedbirin

öncelikle gerekli olduğunun gösterilmesi gerekir. Bu çerçevede sanığın

duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece

mahkemelerince somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır (Şehrivan

Çoban, §§ 89-93).

55. Müdahalenin gerekli olduğunun ortaya konulduğu

hâllerde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir

bütün hâlinde zarar verip vermediği orantılılık açısından

incelenmelidir. Bu kapsamda duruşmada bizzat hazır bulundurulmayan tarafın

diğer tarafça ileri sürülen görüşler ve kanıtlar hakkında bilgi sahibi olup

olamadığı veya bunlara yorum yapıp yapamadığı, dezavantajlı duruma

düşürülmeksizin davaya etkili katılımının sağlanmasında makul bir fırsata sahip

olup olmadığı hususları detaylı bir incelemeye tabi tutulmalıdır. Orantılılık

açısından yapılacak değerlendirmede, yokluğunda gerçekleştirilen işlemin

sanığın duruşmada fiziken hazır bulunmasını gerektiren (esaslı) nitelikte bir

işlem olup olmadığına da bakılmalıdır (Şehrivan Çoban, § 94).

56. Somut olayda, başvurucunun duruşmada bizzat hazır

bulunma talebinin Mahkemece reddedilmesi 4/12/2004 ve 5271 sayılı Ceza

Muhakemesi Kanunu'nun 196. maddesinin (4) numaralı fıkrasına dayandığından

anılan müdahale kanunilik ölçütünü karşılamaktadır.

57. Başvurucunun duruşmaya bizzat katılma talebi,

transfer esnasında kendisinin ve kamu görevlilerinin yaşamı yönünden risk

oluşturduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Buna göre müdahalenin kamu düzeni ve

güvenliğinin sağlanması, bunun yanı sıra gerek tutuklu kişinin gerekse

tutukluya refakat edecek güvenlik görevlilerinin yaşamının ve vücut bütünlüğünün

korunması amacını taşıdığı, bunun da Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında meşru

bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.

58. Ölçülülük ilkesi açısından ilk olarak müdahalenin

elverişli olup olmadığı incelenmelidir. Somut olayda başvurucunun SEGBİS yoluyla

duruşmaya katılımının sağlanmak istenmesinin amacı Mahkemenin bulunduğu il

merkezinde ve çevresinde meydana gelen terör olayları nedeniyle duruşma

salonuna transfer sırasında başvurucunun ve görevlilerin güvenliği açısından

zorluk yaşanmaması ve makul sürede yargılama yapılmasıdır. Buna göre

başvurucunun transferi nedeniyle oluşabilecek güvenlik kaygısı ve yargılamanın

uzun sürmemesi gibi meşru amaçlara ağırlık verilerek duruşmada hazır bulunma

hakkına sınırlama getirilmesi anlaşılabilir bir durumdur. Başvurucunun

duruşmada hazır bulunma hakkına yapılan müdahalenin başvurucunun ve kamu

görevlilerinin yaşam haklarının korunması ve makul süre yargılama yapılması

amaçlarına ulaşılması bakımından elverişli bir araç olduğu söylenebilir.

59. İkinci olarak müdahalenin gerekli olup

olmadığı incelenmelidir. Ölçülülük denetiminde gereklilik ölçütü,

müdahalede bulunulurken en hafif aracın seçilmesi anlamına gelmektedir (Şehrivan

Çoban, § 90). Gereklilik ölçütü yönünden duruşmada hazır bulunma

hakkı ancak olayın koşullarının zorunlu kıldığı durumlarda

sınırlanabilecektir (Şehrivan Çoban, § 91). Bu çerçevede sanığın

duruşmada hazır bulunmamasını zorunlu kılan bir olgunun varlığı derece

mahkemelerince somut ve olaya uygun bir gerekçeyle ortaya konulmalıdır. Başvuru

konusu olayda, Mahkemenin bulunduğu il ve ilçelerinde yargılamanın görüldüğü

tarihlerde terör olaylarının yoğunlaştığı, kamuoyunda hendek olayları

olarak bilinen terör olaylarının yaşandığı bu dönemde PKK tarafından bazı

yerleşim yerlerinde cadde ve sokaklara hendekler kazıp barikatlar kurmak, bu

barikatlara bomba ve patlayıcılar yerleştirmek suretiyle şehirlerin bir

kısmında hâkimiyet kurulmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Güvenlik görevlileri,

bu hendeklerin kapatılmasını ve barikatların kaldırılmasını, böylelikle yaşamın

normale dönmesini sağlamak amacıyla operasyonlar yapmıştır (bkz.§ 41). Buna

göre Mahkemece başvurucunun duruşma salonuna transferinin güvenlik

açısından sakıncalı olduğu yönünde yapılan değerlendirmenin temelsiz olduğu

söylenemez. Dolayısıyla başvurucunun ses ve görüntü aktarımı suretiyle

duruşmaya katılımının sağlanması yönündeki müdahalenin gerekli olduğu

derece mahkemelerince somut bir biçimde ortaya konulmuştur.

60. Müdahalenin gerekli olduğunun ortaya konulduğu

hâllerde ise sanığın duruşmada hazır bulunmamasının yargılamanın adilliğine bir

bütün hâlinde zarar verip vermediği ölçülülük ilkesinin diğer bir unsuru olan orantılılık

açısından gözönüne alınmalıdır (Şehrivan Çoban, § 94). Terör örgütü

üyeliği gibi nitelikli bir suçtan yargılanan ve değişik tarihlerde sunduğu

yazılı dilekçeler ile duruşmalara bizzat katılmak istediğini ısrarla dile

getiren başvurucu, yargılamanın tüm oturumlarına sesli ve görüntülü iletişim

tekniği ile katılmıştır.Başvurucunun yokluğunda tanık dinlenmiş, Cumhuriyet

savcısı esas hakkındaki görüşünü bildirmiş ve Mahkemece hüküm verilmiştir.

Diğer bir ifadeyle Mahkeme esas hakkındaki mütalaanın okunduğu ve başvurucu

hakkında hüküm verildiği yani esaslı işlemlerin yapıldığı oturumlara

başvurucunun katılma taleplerini reddetmiştir. Buna göre terör örgütü üyeliği

suçundan yargılanan başvurucunun esaslı işlemlerin yapıldığı oturumların

hiçbirinde hazır bulundurulmaması yargılamanın adilliğine zarar vermiştir.

61. Bu çerçevede başvurucunun esas hakkında işlemlerin

yapıldığı duruşmalarda hazır bulunma talebinin reddedilmesinin orantılı

olmadığı sonucuna varılmıştır.

62. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde

güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır

bulunma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

Hicabi DURSUN ve Selahaddin MENTEŞ bu sonuca

katılmamışlardır.

C. Diğer İhlal İddiaları

63. Başvurucunun duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal

edildiğine karar verildiğinden yargılamanın sonucunun adil olmadığı yönündeki

diğer şikâyetleri hakkında kabul edilebilirlik ve esas yönünden ayrıca bir

inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.

D. 6216 Sayılı

Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda,

başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal

kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yapılması gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme

kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden

yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama

yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata

hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.

Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal

kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse

dosya üzerinden karar verir.”

65. Başvurucu, ihlalin tespit edilmesi ve manevi tazminat

talebinde bulunmuştur.

66. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararında

ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel

ilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer bir

kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesinin

sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibi

ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).

67. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal

edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan

kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle

getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için

ise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,

ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan

kaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların

giderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması

gerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).

68. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veya mahkemenin

ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun’un 50.

maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1) numaralı

fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye

gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki

kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama

sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu

öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı

olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanın

yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin

varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır.

Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü,

ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle

yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere

gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül

Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).

69. İncelenen başvuruda duruşmada hazır bulunma hakkının

ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararından

kaynaklandığı anlaşılmaktadır.

70. Bu durumda duruşmada hazır bulunma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü

düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına

göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda

yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal

sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun

yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin

yeniden yargılama yapılmak üzere Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine

karar verilmesi gerekmektedir.

71. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için

yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat

talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır

bulunma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE

Hicabi DURSUN ve Selahaddin MENTEŞ'in karşıoyları ve

OYÇOKLUĞUYLA,

C. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkının

ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak

üzere Bitlis 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2015/354, K.2016/324) GÖNDERİLMESİNE,

D. Tazminata ilişkin taleplerin REDDİNE,

E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 14/10/2020 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Ceza davasında sanık olan başvurucunun duruşmaya bizzat

katılma talebinin reddedilmesi ve duruşmaya ses ve görüntü aktarımı suretiyle

katılımının sağlanmak istenmesi bireysel başvurunun konusunu oluşturmaktadır.

Bu konu ile ilgili olarak mahkememizin daha önce verdiği

06/02/2020 tarihli ve 2017/38372 numaralı bireysel başvuru (Emrah Yayla

Başvurusu) kararında yazdığım karşıoy gerekçeleri: bu başvuru için de aynen

geçerlidir. Anılan gerekçelerle çoğunluk görüşüne katılmadım.

Başkan

:

Hasan Tahsin GÖKCAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Burhan ÜSTÜN

Hicabi DURSUN

Selahaddin MENTEŞ

Raportör

:

Zehra GAYRETLİ

Başvurucu

:

Hüseyin BARSAK

KARŞIOY

1. Mahkemenin Sayın çoğunluğu tarafından başvurucunun

adil yargılama kapsamındaki duruşmada hazır bulunma hakkını ihlal edildiğine

karar verilmiştir. Başvurucunun adil yargılanma hakkının ihlal edildiği

yönündeki çoğunluk kararına belirtilen gerekçelerle katılmadım.

2. Olay ve olgular mahkememizin gerekçeli kararında

ayrıntılı olarak özetlenmiştir. Başvurucu hakkında; devletin birliğine ülke

bütünlüğünü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeni ile öldürme, 6136

sayılı suçundan dolayı Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi’ne kamu davası açılmıştır.

3. Mahkeme tensip tutanağında başvurucunun savunmasının

SEGBİS sistemiyle alınmasına karar verilmiştir.

4. Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince başvurucunun sevk

edildiği Rize L Tipi Ceza İnfaz Kurumunda savunmasının alınması amacıyla SEGBİS

odasında hazır edilmesi istenmiştir. Başvurucu tercüman aracılığıyla yaptığı

savunmada suçlamayı ve haklarını anladığını SEGBİS ile ifade vermeyeceğini

ifade etmiştir. Başvurucu mahkemeye gelmeden beyanda bulunmayacağını

belirttiğinden başvurucunun yokluğunda duruşmaya devam edilmiştir.

5. Bolu Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığınca Ceza İnfaz

Kurumuna hitaben gönderilen yazıda PKK terör örgütünün eylemlerini son

zamanlarda arttığı belirtilerek sanığın mahkeme salonuna transferine riskli

olacağını belirtmiştir.

6. 12/05/2016 tarihli celsede Cumhuriyet Savcılığı esas

hakkındaki mütalaa başvurucuya ve müdafisine tebliğ edilmiştir.

7. Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince; başvurucunun öncelikle

mahkeme salonunda hazır edilmesinin sağlanmaya çalışıldığı ancak güvenlik

nedeniyle başvurucunun mahkeme salonunda hazır edilemediği savunmasını yapması

amacıyla kendisine ses ve görüntü aktarımı suretiyle savunma yapma imkanı

sunulduğu buna rağmen başvurucu savunma yapmayınca susma hakkını kullandığı

kabul edilmiştir.

8. Mahkemece tanık beyanları da SEGBİS aracılığıyla

alınmıştır.

9. Başvurucunun mahkemede hazır bulundurulma talebine

ilişkin; Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince duruşmaya transferi için kolluğa yazı

yazılmış kolluk tarafından “PKK terör örgütünün doğu ve güneydoğu bölgelerinde

adam kaçırma ve propaganda amaçlı yol kesme eylemleri ile yol güzergahları

üzerinde patlayıcı madde düzeneği yerleştirme suretiyle icra ettiği bombalı

eylemlerini son zamanlarda artırdığı” gerekçesiyle sanığın sevkinin güvenlik

açısından riskte olduğu bu nedenle transfer edilemeyeceği belirtilmiştir.

10. Mahkeme duruşmayı 03/03/2016 tarihine ertelemiş,

başvurucu SEGBİS üzerinden duruşma tarihinde esas hakkındaki savunması yapılmak

üzere hazır edilmiştir.

11. UYAP; teknolojik gelişmeleri kullanarak Adalet

Bakanlığı merkez ve taşra teşkilatının, bağlı ve ilgili kuruluşların, adli ve

idari tüm yargı veya yargı destek birimlerinin donanım veya yazılım olarak iç

otomasyonunu benzer şekilde bilgi otomasyonun sistemlerini kurmuş kamu kurum ve

kuruluşları ile dış entegrasyonu sağlayan bir bilişim sistemidir. Elektronik

imza alt yapısına uygun olarak geliştirilmiş merkezi bir bilgi sistemi kurulmuş

bu sistemde yargı ve yargı destek birimleri arasında fonksiyonel tam

entegrasyon sağlanmıştır. Sistemde elektronik imza rolleri bulunan hâkim,

savcı, avukat, zabıt kâtibi, vatandaş yetkileri çerçevesinde her türlü bilgi

belge sisteme aktarmakta sistemde aktif ve güvenli işleyişi sağlamaktadır. Daha

önce yazışma ve ara kararı gerektiren bilgi ve belgeler e devlet sisteminden

güvenli olarak doğrudan temin edilebilmektedir.

12. UYAP ile ilgili kanuni alt yapı başta 5271 sayılı

Kanun (CMK) olmak üzere Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve ilgili bütün kanunlara ve

yönetmeliklere düzenlemeler konularak sağlanmıştır. Bu bağlamda CMK’nın “Elektronik

işlemler” kenar başlıklı 38/A maddesinde UYAP ile ilgili olarak (ayrıntılı

hükümler içeren) şu düzenlemeye yer verilmiştir.

“(1) Her türlü ceza muhakemesi

işlemlerinde Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) kullanılır. Bu işlemlere

ilişkin her türlü veri, bilgi, belge ve karar, UYAP vasıtasıyla işlenir,

kaydedilir ve saklanır.

(2) Kanunlarda gösterilen istisnalar

hariç olmak üzere, dosyalar güvenli elektronik imza kullanılarak UYAP’tan

incelenebilir ve her türlü ceza muhakemesi işlemi yapılabilir.

(3) Bu Kanun kapsamında fiziki olarak

hazırlanması öngörülen her türlü belge ve karar elektronik ortamda

düzenlenebilir, işlenebilir, saklanabilir ve güvenli elektronik imza ile

imzalanabilir.

(4) Güvenli elektronik imza ile

imzalanan belge ve kararlar diğer kişi veya kurumlara elektronik ortamda

gönderilir. Güvenli elektronik imza ile imzalanarak gönderilen belge veya

kararlar, gerekmedikçe fiziki olarak ayrıca düzenlenmez ve ilgili kurum ve

kişilere gönderilmez.

(5) Elektronik imzalı belgenin elle

atılan imzalı belgeyle çelişmesi halinde UYAP’ta kayıtlı olan güvenli elektronik

imzalı belge geçerli kabul edilir.

(6) Güvenli elektronik imza ile

imzalanan belge ve kararlarda, mühürleme işlemi ile kanunlarda birden fazla

nüshanın düzenlenmesini öngören hükümler uygulanmaz.

(7) Zorunlu nedenlerle fiziki olarak

düzenlenmiş belge veya kararlar, yetkili kişilerce taranarak UYAP’a aktarılır

ve gerektiğinde ilgili birimlere elektronik ortamda gönderilir.

(8) Elektronik ortamdan fiziki örnek

çıkartılması gereken hallerde tutanak veya belgenin aslının aynı olduğu

belirtilerek hâkim, Cumhuriyet savcısı veya görevlendirilen yetkili kişi

tarafından imzalanır ve mühürlenir.

(9) Elektronik ortamda yapılan

işlemlerde süre gün sonunda biter.

(10) Yargı birimlerinin ihtiyaç duyduğu

nüfus, tapu, adlî sicil kaydı gibi dış bilişim sistemlerinden UYAP vasıtasıyla

temin edilen bilgi, belge ve kayıtlar, zorunlu olmadıkça ayrıca fiziki olarak

istenilmez. UYAP’tan dış bilişim sistemlerine gönderilen bilgi ve belgeler

ayrıca zorunlu olmadıkça fiziki ortamda gönderilmez.

(11) Ceza muhakemesi işlemlerinin

UYAP’ta yapılmasına dair usul ve esaslar, Adalet Bakanlığı tarafından

çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”

13. CMK’nın 147. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (h)

bendinde ise ifade alma ve sorgu işlemlerinde kaydında teknik imkanlardan

yararlanılacağı hükmüne yer verilmiştir. Aynı kanunun 196. maddesinde de “Sanığın

duruşmadan bağışık tutulması” kenar başlığı altında sanığın aynı anda

görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle sorgusunun ve

savunmasının yapılabileceği belirtilmiştir.

14. SEGBİS sistemi ulusal ağı yargı sisteminde ses ve

görüntünün aynı anda elektronik ortamda iletildiği, kaydedildiği bir bilişim

sistemidir. SEGBİS teknik özellikleri ve donanımı itibariyle UYAP’ta görüntülü

kayıt yapıldığı takdirde duruşma salonunun bir parçası olarak işlev

görmektedir. Sistemde ifade alınırken SEGBİS ile duruşma salonuna bağlanan

kişiler duruşma salonundakileri görmekte duruşmada yapılanları takip

edebilmekte konuşulanları duyabilmektedir.

15. SEGBİS sistemine ilişkin esas ve usulleri düzenlemek

amacıyla çıkarılan ve 29/9/2011 tarihli ve 28060 sayılı Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza Muhakemesinde Ses ve Görüntü Bilişim

Sisteminin Kullanılması Hakkında Yönetmelik’in 9. maddesinde görüntülü ve sesli

iletişim tekniğinin kullanılması imkânın varlığı halinde kanunlardaki usul

esaslar dairesinde soruşturma veya kovuşturma aşamasındaki yapılan her türlü

işlemin SEGBİS ile kayda alınacağı belirtilmiştir. Aynı Yönetmeliğin ceza infaz

kurumunda bulunanlar başlığı altında ceza infaz kurumunda bulunan kişinin

SEGBİS ile dinlenebileceği ve bu sistem ile duruşmaya katılabileceği

düzenlenmiştir.

16. Öte yandan Anayasa’nın 141. maddesinde son fıkrasında

“Davaların az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırması yargının

görevidir.” denmektedir. Bunun bir yansıması olarak CMK’nın temel yaklaşımı

duruşmanın tekliği (tek bir celsede tamamlanması) ilkesidir. UYAP ve SEGBİS

sistemi teknik alt yapısı ve sağladığı imkanlar ile bilgi ve belgeye ulaşım

kolaylığı göz önüne alındığında tümüyle bu sistemi sağlamaya yönelik olarak

tasarlandığı söylenebilir. Dolayısıyla SEGBİS sistem olarak Anayasa’nın bu

kuralına uygun ve kuralla öngörülen meşru amacı sağlamaya yönelik olarak

işlemektedir.

17. Bu açıklamalar ışığında somut olay

değerlendirildiğinde başvurucunun duruşmaya SEGBİS yoluyla katılımın sağlanması

başlı başına adil yargılanma hakkına aykırı bir durum değildir.

18. Bitlis ağır ceza mahkemesince başvurucunun duruşmada

hazır edilmesi için ilgili birimlerle yazışmalar yapılmıştır. Başvurucunun

güvenlik nedeniyle duruşma salonuna transfer edilemediği anlaşılmıştır. Mahkeme

başvurucunun SEGBİS odasında hazır edilerek savunma yapma imkânı tanımıştır.

Buna rağmen başvurucu savunmasını yapmamıştır. Güvenlik nedeniyle duruşma

salonunda hazır edilemeyeceği belirlenmesine rağmen başvurucu SEGBİS sistemi

üzerinden hazır edilmesine rağmen savunma yapmadığı için susma hakkını

kullandığı mahkeme tarafından kabul edilmiştir. Mütalaa ve iddianame usulüne

uygun olarak başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu ısrarla SEGBİS üzerinden

savunmasını ve esas hakkındaki mütalaaya karşı beyanlarını sunmayacağını ifade

etmiştir.

19. Başvurucunun hukuki durumu Bitlis Ağır Ceza Mahkemesi

tarafından CMK daki sanığa ait olan haklardan ‘susma hakkı’nı kullanması olarak

değerlendirilmiştir. Bitlis Ağır Ceza Mahkemesince SEGBİS üzerinden usul

kurallarına uyarak yargılama faaliyetini neticelendirmiştir. Bu yargılama

Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiştir.

20. Bu açıklamalar ışığında somut olayı

değerlendirildiğinde başvurucunun duruşmaya SEGBİS yoluyla katılımının

sağlanması başlı başına adil yargılanma hakkına aykırı bir durum olmadığından

sayın çoğunluğun görüşüne katılmadım. Üye Hicabi DURSUN Üye Selahaddin MENTEŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2017/23924, 14 Ekim 2020 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. IV. İlgili
  10. Hukuk
  11. V. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Adli Yardım
  14. B. Duruşmada
  15. C. Diğer İhlal İddiaları
  16. D. 6216 Sayılı
  17. A. Adil yargılanma hakkı kapsamındaki duruşmada hazır
  18. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  19. C. Kararın bir örneğinin duruşmada hazır bulunma hakkının
  20. E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  21. Karşıoy Gerekçesi
  22. Karşıoy
  23. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2017/23924
Tarih
14 Ekim 2020

İlgili Kararlar

  • Maşallah Tosun Başvurusu (B. No: 2017/29771)
  • Azizer İnşaat Taahhüt Temizlik Hizmetleri Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. Başvurusu (B. No: 2018/7875)
  • Rasim Numan Myymyun Başvurusu (B. No: 2018/5939)
  • H.g. Başvurusu (B. No: 2018/8582)
  • Raşit Dörtyol Başvurusu (B. No: 2017/33829)
  • Hamiyet Sürücü Başvurusu (B. No: 2017/32292)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.