İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ercan Altınok Başvurusu (B. No: 2015/4760)

1. Başvuru, yapı kullanma izni verilmesi talebinin taşınmazın

Başvuru No2015/4760Tarih30 Ekim 2018Okuma18 dk · 3.683 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ercan Altınok Başvurusu

Karar tarihi
30 Ekim 2018
Başvuru Numarası
2015/4760
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.683 kelime·18 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, yapı kullanma izni verilmesi talebinin taşınmazın

birinci derece doğal sit alanı içerisinde kaldığı gerekçesiyle reddedilmesi

nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 13/3/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.

7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

9. Başvurucu, İzmir'in Urla ilçesi Yağcılar köyünde kain 721

parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 566/4935 arsa paylı 1 no.lu bağımsız bölümün

1/2 hissesini S.S. Altınköy Çiftlik Evleri Arsa ve

Konut Yapı Kooperatifinden (Kooperatif) 2000 yılında satın aldığını

belirtmektedir.

10. Kooperatif tarafından 1991 yılında alınan inşaat ruhsatıyla

inşaatın yapımına başlanmıştır. Başvurucunun beyanına göre inşaat 1995 yılında

tamamlanmıştır. Derece mahkemesi kararında Bayındırlık ve İskân Müdürlüğü

tarafından 27/5/1996 tarihli denetimde başvurucuya ait yapının fiilen

tamamlanmış olduğuna değinilmiştir.

11. Kültür ve Turizm Bakanlığı İzmir 1 Numaralı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Müdürlüğünün 31/10/1995 tarihli kararıyla söz konusu

taşınmazın 1/25.000 ölçekli onaylı sit haritalarında birinci derece doğal sit

alanı içerisinde kaldığı belirlenmiştir.

12. Başvurucu, söz konusu konut için yapı kullanma izin belgesi

verilmesi istemiyle Urla Belediyesine (Belediye) başvurmuştur. Belediye

29/9/2008 tarihinde başvurucunun talebini reddetmiştir. Bu işlemin

gerekçelerinden biri olarak beş yıllık ruhsat süresinin dolmuş olması nedeniyle

yenileme yapılması gerekliliğine dayanılmıştır. Belediye ayrıca yapı ruhsatı

verilebilmesi için birtakım eksik belgelerin tamamlanarak yapılacak başvuru

sonrasında mahallinde yapılacak incelemeyle yapının tamamlanmış olduğunun tespit

edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

13. Başvurucu idari işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.

İzmir 2. İdare Mahkemesi (Mahkeme) 4/6/2008 tarihli kararıyla davanın kabulüne

ve idari işlemin iptaline karar vermiştir. Anılan karar Danıştay Altıncı

Dairesi 19/10/2010 tarihinde kararın bozulmasına hükmetmiştir. Bozma ilamında

başvurucunun Belediyeye başvurusu üzerinde eksikliklerin tamamlandığı hususunun

yerinde tespit edilmesi sonucunda yürürlükte bulunan mevzuat hükümleri

doğrultusunda yapı kullanma izni verilebileceği, bu bağlamda idari işlemin

yerinde olduğu vurgulanmıştır. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan

yargılama sonucunda, başvurucu tarafından yapı kullanma izin belgesi

verilmesinin talep edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan 29/6/2001

tarihli ve 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanması

gerektiği ve bu kapsamda yeniden yapılacak inceleme sonucunda yapı kullanma

izin belgesi verilmesi yönündeki idari işlemin hukuka aykırı olmadığı

gerekçesiyle 27/4/2011 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir.

14. Danıştay Altıncı Dairesi 7/2/2013 tarihinde kararın

bozulmasına karar vermiştir. Karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine aynı

Daire 12/11/2014 tarihinde, söz konusu taşınmazın birinci derece doğal sit

alanı içinde kaldığı, 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat

Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 17. maddesi gereğince Koruma Bölge Kurulunca sit

alanı olarak ilan edilen yerlerde yapılaşma yasağı bulunduğunu belirtmiştir. Bu

bağlamda yapı kullanma izni verilmesi isteminin reddine ilişkin işlemde ve bu

işleme karşı açılan davanın reddi yönündeki derece mahkemesi kararında hukuka

aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle kararın onanmasına karar verilmiştir.

15. Nihai karar, başvurucuya 13/2/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.

16. Başvurucu 13/3/2015 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

17. 13/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun "Ruhsat müddeti" kenar başlıklı

29. maddesi şöyledir:

“Yapıya

başlama müddeti ruhsat tarihinden itibaren iki yıldır. Bu müddet zarfında

yapıya başlanmadığı veya yapıya başlanıp da her ne sebeple olursa olsun,

başlama müd-detiyle birlikte beş yıl içinde

bitirilmediği takdirde verilen ruhsat hükümsüz sayılır. Bu durumda yeniden

ruhsat alınması mecburidir. Başlanmış inşaatlarda müktesep haklar saklıdır.

Ruhsat yenilenmesi ve plan tadili sırasında

ayrıca harç alınmaz. Ancak inşaat sahasında artış, bağımsız bölümlerin brüt

alanında veya niteliğinde değişme olması halinde yeniden hesaplanacak harçtan

evvelce ödenen harç tutarı, tenzil edilir. Yeni durumda hesaplanan harç

tutarında azalma olması halinde iade yapılmaz. Diğer kanunlardaki muafiyet

hükümleri saklıdır.

Ruhsat ve eklerinin yapı yerinde

bulundurulması mecburidir.”

18. 3194 sayılı Kanun’un "Yapı

kullanma izni" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Yapı

tamamen bittiği takdirde tamamının, kısmen kullanılması mümkün kısımları

tamamlandığı takdirde bu kısımlarının kullanılabilmesi için inşaat ruhsatını

veren bele-diye, valilik (...) (1) bürolarından; 27 nci maddeye göre ruhsata tabi olmayan yapıların

tamamen veya kısmen kullanılabilmesi için ise ilgili belediye ve valilikten

izin alınması mecburidir. Mal sahibinin müracaatı üzerine, yapının ruhsat ve

eklerine uygun olduğu ve kullanılmasında fen bakımından mahzur görülmediğinin

tespiti gerekir.

Belediyeler, valilikler (...) mal sahiplerinin

müracaatlarını en geç otuz gün içinde neti-celendirmek

mecburiyetindedir. Aksi halde bu müddetin sonunda yapının tamamının veya biten

kısmının kullanılmasına izin verilmiş sayılır.(...)

Bu maddeye göre verilen izin yapı sahibini

kanuna, ruhsat ve eklerine riayetsizlikten doğacak mesuliyetten kurtarmayacağı

gibi her türlü vergi, resim ve harç ödeme mükellefiyetinden de kurtarmaz.”

19. 2863 sayılı Kanun’un "Tespit

ve tescil" kenar başlıklı 7. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Korunması

gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının ve doğal sit alanlarının

tespiti, Kültür ve Turizm Bakanlığının koordinatörlüğünde ilgili ve

faaliyetleri etkilenen kurum ve kuruluşların görüşü alınarak yapılır.

Yapılacak tespitlerde, kültür ve tabiat

varlıklarının tarih, sanat, bölge ve diğer özellikleri dikkate alınır. Devletin

imkanları gözönünde tutularak, örnek durumda olan ve

ait olduğu devrin özelliklerini yansıtan yeteri kadar eser, korunması gerekli

kültür varlığı olarak belirlenir.

Korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat

varlıkları ile ilgili yapılan tespitler koruma bölge kurulu kararı ile tescil

olunur.”

20. 2863 sayılı Kanun’un "Sit

alanlarında geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ile koruma amaçlı

imar plânı" kenar başlıklı 17. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Koruma

bölge kurulunca sit alanı olarak ilan edilen yerlerde; bu kararın ilanından

önce imar mevzuatına ve onanlı imar plânlarına uygun

olarak alınmış yapı ruhsatı ve eklerine göre subasman

seviyesi tamamlanmış yapıların inşasına devam edilebilir, ancak bu maddenin (c)

bendi uyarınca yapılanma hakkı aktarımını re’sen

uygulamaya da ilgili idareler yetkilidir. Subasman

seviyesi tamamlanmamış yapıların yapı ruhsatları iptal edilir. Kesin yapılanma

yasağı bulunan sit alanlarında bu madde hükümlerinden faydalanılamaz.”

21. 11/5/2018 tarihli ve 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı

Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına

İlişkin Kanun'un 16. maddesi ile 3194 sayılı Kanun'a eklenen geçici 16.

maddenin ilgili kısımları şöyledir:

“Afet

risklerine hazırlık kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapıların

kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla, 31/12/2017

tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve

yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar başvurulması,

bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine kadar kayıt

bedelinin ödenmesi halinde Yapı Kayıt Belgesi verilebilir. Başvuruya konu

yapının ve arsasının mülkiyet durumu, yapı sınıf ve grubu ve diğer hususlar

Bakanlık tarafından hazırlanan Yapı Kayıt Sistemine yapı sahibinin beyanına

göre kaydedilir.

Yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununa göre belirlenen

emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca belirlenen

yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden konutlarda yüzde üç, ticari

kullanımlarda yüzde beş oranında alınacak kayıt bedeli başvuru sahibi

tarafından genel bütçenin (B) işaretli cetveline gelir kaydedilmek üzere merkez

muhasebe birimi hesabına yatırılır. 6306 sayılı Kanun kapsamında kullanılmak

üzere kaydedilen gelirler karşılığı Bakanlık bütçesine ödenek eklemeye Maliye

Bakanı yetkilidir. Bu ödenek, dönüşüm projeleri özel hesabına aktarılarak

kullanılır. Kayıt bedeline ilişkin oranı iki katına kadar artırmaya, yarısına

kadar azaltmaya, yapının niteliğine ve bölgelere göre kademelendirmeye, ayrıca

başvuru ve ödeme süresini bir yıla kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Yapı Kayıt Belgesi yapının kullanım amacına

yöneliktir. Yapı Kayıt Belgesi alan yapılara, talep halinde ilgili mevzuatta

tanımlanan ait olduğu abone grubu dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik

ve doğalgaz bağlanabilir.

...

Yapı ruhsatı alıp da yapı kullanma izin

belgesi almamış veya yapı ruhsatı bulunmayan yapılarda, Yapı Kayıt Belgesi ile

maliklerin tamamının muvafakatinin bulunması ve imar planlarında umumi hizmet

alanlarına denk gelen alanların terk edilmesi halinde yapı kullanma izin

belgesi aranmaksızın cins değişikliği ve kat mülkiyeti tesis edilebilir. Bu

durumda, ikinci fıkrada belirtilen bedelin iki katı ödenir.

...

Bu madde hükümleri, 18/11/1983 tarihli ve 2960

sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi

içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları gösterilen alan ile

İstanbul tarihi yarımada içinde ekli kroki ile listede sınır ve koordinatları

gösterilen alanlarda ve ayrıca 19/6/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale

Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş

Tarihi Alanda uygulanmaz.”

22. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 6/6/2018

tarihli ve 30443 sayılı Yapı Kayıt Belgesi Verilmesine İlişkin Usul ve Esaslara

ilişkin Tebliğ'in (Tebliğ) "Yapı kayıt

belgesi müracaatı'' kenar başlıklı 4. maddesi şöyledir:

" (1) Yapı Kayıt Belgesi 31/12/2017

tarihinden önce yapılmış yapılar için verilir. Yapı Kayıt Belgesi için

müracaatın 31/10/2018 tarihine kadar yapılması ve Yapı Kayıt Belgesi bedelinin

31/12/2018 tarihine kadar ödenmesi gerekir. Başvuru ve ödeme süresini bir yıla

kadar uzatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

(2)

Yapı Kayıt Belgesi için yapı maliklerinden herhangi birisi veya vekili

tarafından, e-Devlet üzerinden Yapı Kayıt Sistemindeki Yapı Kayıt Belgesi formunun

doldurulması suretiyle müracaatta bulunulabileceği gibi kurum ve kuruluşlara

başvurulmak suretiyle de müracaatta bulunulabilir.

(3)

Müracaatın e-Devlet üzerinden yapılması durumunda, Yapı Kayıt Belgesi formunun

eksiksiz olarak doldurulmasından ve Yapı Kayıt Belgesi bedelinin

yatırılmasından sonra, Yapı Kayıt Sistemi tarafından oluşturulan Yapı Kayıt

Belgesi talepte bulunan yapı sahibince e-Devlet üzerinden alınır.

(4)

Müracaat kurum ve kuruluşlara yapılmış ise, Yapı Kayıt Belgesi formu müracaat

sahibinin beyanına göre eksiksiz olarak doldurulur, Yapı Kayıt Belgesi

bedelinin yatırılması sağlanır, Yapı Kayıt Belgesi formu sistem üzerinden

onaylanmak üzere Müdürlüğe gönderilir ve formun Müdürlükçe onaylanmasından

sonra bir örneği talepte bulunan yapı sahibine verilir.

(5) Her

yapı için sadece bir Yapı Kayıt Belgesi düzenlenir"

23. Tebliğ'in ''Yapı kayıt

belgesi düzenlenemeyecek yapılar'' kenar başlıklı 8. maddesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“(1)

Yapı Kayıt Belgesi;

a) 18/11/1983 tarihli ve 2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve

öngörünüm bölgesi içinde, 3194 sayılı Kanunun geçici 16 ncı

maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve

koordinatları gösterilen alanda,

b) İstanbul tarihi yarımada içinde 3194 sayılı

Kanunun geçici 16 ncı

maddesi uyarınca adı geçen Kanuna eklenmiş olan kroki ile listede sınır ve

koordinatları gösterilen alanlarda,

c) 19/5/2014 tarihli ve 6546 sayılı Çanakkale

Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci

fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda,

ç) Üçüncü kişilere ait özel mülkiyete konu taşınmazlar üzerinde,

d) Kesinleşmiş planlar neticesinde sosyal

donatı alanı olarak belirlenmiş ve Maliye Bakanlığınca aynı amaçla

değerlendirilmek üzere ilgili kurumlara tahsis edilmiş Hazineye ait taşınmazlar

üzerinde,

bulunan yapılar hakkında Yapı Kayıt Belgesi düzenlenemez.''

B. Uluslararası Hukuk

24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 no.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar

başlıklı 1. maddesi şöyledir:

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk

dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak

kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun

genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin

kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da

başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli

gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel

getirmez."

25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) başvurucuların ihlal

iddialarına yönelik olarak öncelikle iç hukukta mevcut yeterli ve etkili

yolları tüketmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu yolların kesin olarak

varlığından söz edilebilmesi için teoride mevcut olması yeterli olmayıp

uygulamada da etkin olması, makul bir biçimde erişilebilir ve etkili olması

gerekmektedir. AİHM'e göre Sözleşme'nin 35. maddesinin

(1) numaralı fıkrası, AİHM'e başvuru yapılmadan önce

başvurucuların uygun bir iç hukuk yoluna başvurmalarını gerektirmekle birlikte,

etkisiz veya yetersiz bir iç hukuk yoluna başvurulması ise lüzumlu değildir (Aksoy/Türkiye, B. No: 21987/93, 18/12/1996,

§§ 51-52).

26. AİHM, imar planının hukuka aykırılığından değil de bu planın

herhangi bir tazmin olmaksızın taşınmaz üzerinde meydana getirdiği

kısıtlamaların sonuçlarından şikâyetçi olunması durumunda söz konusu

kısıtlamalar nedeniyle oluşan zararın tazmini olanağını sağlayan mevcut ve

yeterli hukuk yollarının kullanılması gerektiğini vurgulamaktadır (Öz/Türkiye (k.k.),

B. No. 40687/98, 1/7/2004; Güngör/Türkiye

(k.k.), B. No: 46745/99, 6/3/2007; Rabia Tan ve diğerleri/Türkiye, B. No.

8095/02, 31/1/2008, §§ 37-41;

Bozkurt/Türkiye (k.k.), B. No. 38045/05,

2/3/2010).

V. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 30/10/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

ve Bakanlık Görüşü

28. Başvurucu, satın aldığı bağımsız bölüm için yapı kullanma

izni verilmesi istemiyle Belediyeye başvurmuştur. Başvurunun idare tarafından

reddedilmesi üzerine başvurucu tarafından idari işlemin iptali istemiyle dava

açılmıştır. Derece mahkemelerince nihai olarak taşınmazın birinci derece doğal

sit alanı olarak belirlenen alanda kaldığı, bu hâliyle yapı kullanma izni

verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Başvurucu; maliki olduğu bağımsız bölümün, taşınmazın sit alanı olarak ilan

edilmesinden önce yapılıp tamamlanmış olması nedeniyle yapı kullanma izin

belgesi verilmesi noktasında kazanılmış hakkının bulunduğunu belirtmiş, inşaat

ruhsatının yenilenmesi isteğinin kazanılmış hakkına hâlel

getirmeyeceğini ileri sürmüştür. Başvurucuya göre derece mahkemelerinin

yanılgılı değerlendirmeleri sonucunda davanın reddine karar verilmesi

kazanılmış hakkını ihlal etmektedir.

29. Bakanlık

görüşünde, taşınmazın doğal sit alanı içerisinde kalmış olması nedeniyle

başvurucunun öncelikle takas yoluna başvurması gerektiğini belirtmiştir. Diğer

taraftan Bakanlık, başvurucunun konutunu taşınmazın sit alanı ilan edilmesinden

sonra satın aldığından yeni bir müdahalenin söz konusu olmadığını

vurgulamıştır. Bakanlık, yapılaşma yasağı bulunan bir yerde bulunan ve yapı

kullanma izni bulunmayan bir konutun aksi nitelikteki bir konuta göre daha

düşük bir bedelle satın alındığından yine düşük bir bedelle satılmasının önünde

bir engelin de olmadığını ifade etmiştir. Bakanlık görüşünde bu nedenlerle başvurunun

kabul edilemez olduğu değerlendirilmiştir. Başvurunun kabul edilebilir

bulunması durumunda da müdahalenin kanuni dayanağının ve meşru amacının

bulunduğu belirtilmekle, müdahalenin ölçülülüğü yönünde takdirin Anayasa

Mahkemesine ait olduğu ifade edilmiştir.

B. Değerlendirme

30. Anayasa’nın 35. maddesi şöyledir:

“Herkes,

mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.

Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla

sınırlanabilir.

Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına

aykırı olamaz.”

31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyeti özü itibarıyla yapı

kullanma izin belgesi verilmesi talebinin reddi nedenine dayandığından ihlal

iddiaları bir bütün olarak mülkiyet hakkının ihlali iddiası kapsamında

incelenmiştir.

32. Anayasa’nın 35. maddesiyle güvenceye bağlanan mülkiyet

hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen her türlü mal

varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, § 20).

Somut olayda başvurucunun tapu kayıtlarına göre maliki olduğu konutun

Anayasa'nın 35. maddesi bağlamında mülk teşkil ettiği tartışmasızdır.

33. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvence

altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zarar vermemek ve

yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyi dilediği

gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanma olanağı

verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B.

No: 2013/817, 19/12/2013, § 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma,

semerelerinden yararlanma ve mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden

herhangi birinin sınırlanması mülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:

2014/1546, 2/2/2017, § 53).

34. 2863 sayılı Kanun ve ilgili mevzuat hükümleri kapsamında

taşınmazın kültür varlığı olarak tescil edilmesi mülkiyetin kullanımına

birtakım sınırlamalar getirmekle birlikte başvurucunun taşınmaz üzerindeki

mülkiyet hakları devam etmekte olduğundan mülkiyet hakkından yoksun kaldığı

söylenemez. Öte yandan böyle bir durum mülkiyet hakkı kapsamında taşınmaz

üzerinde gerçekleştirilmesi mümkün olan bir kısım faaliyetlerin yerine

getirilmesinin belli şartlara bağlanması sonucunu da doğurmaktadır. Bu bakımdan

taşınmazın kültür varlığı olarak tescili şeklinde gerçekleşen ve taşınmazın

kullanım şekli, muhafazası, yapılabilecek inşaat ve fiziki işlemler ile benzer

yönlerden kısıtlamaları da beraberinde getiren müdahalenin mülkiyetin

kullanımını kontrol/düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerekmektedir (Ahmet

Bölge, B. No: 2014/13133, 28/9/2016, § 48).

35. Somut olayda başvurucunun yapı kullanma izni verilmesi

talebinin reddedilmesi sonucunda mülkiyet hakkı üzerinde oluşan müdahalenin

temel dayanağını taşınmazın doğal sit alanı içerisinde kaldığına ilişkin Koruma

Bölge Kurulu kararı oluşturmaktadır. Bu müdahale sonucunda başvurucunun

mülkiyet hakkı devam etmekle birlikte belirli kısıtlamalar çerçevesinde bu

hakkın kullanımı mümkün olabildiğinden müdahalenin mülkiyetin kullanımını

kontrol/düzenleme hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

36. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet sınırsız bir hak olarak

düzenlenmemiş, bu hakkının kamu yararı amacıyla ve kanunla

sınırlandırılabileceği öngörülmüştür (Recep

Tarhan ve Afife Tarhan, § 62). Ayrıca mülkiyet hakkına yapılan

müdahalenin kamu yararı amacına dönük olması yeterli olmayıp ayrıca ölçülü

olması gerekir (Arif Güven, B.

No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).

37. Başvuru konusu olayda başvurucunun temel şikâyeti maliki

olduğu bağımsız bölüme ilişkin yapı kullanma izni verilmemesine yöneliktir. Bu

bakımdan başvurucunun belirtilen şikâyeti yönünden etkili bir başvuru yolunun

olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir.

38. Başvuru tarihinden sonra 18/5/2018 tarihinde yürürlüğe giren

7143 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle 3194 sayılı Kanun'a geçici 16. madde

eklenmiştir. Bu madde kapsamında ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı

yapıların kayıt altına alınması ve imar barışının sağlanması amacıyla

31/12/2017 tarihinden önce yapılmış yapılar için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı

ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar

başvurulması, bu maddedeki şartların yerine getirilmesi ve 31/12/2018 tarihine

kadar kayıt bedelinin ödenmesi hâlinde yapı kayıt belgesi verilebileceği

düzenlenmiştir. Yine 7143 sayılı Kanun maddesi kapsamında yapı kayıt belgesinin

yapının kullanım amacına yönelik olduğu belirtilmiştir. Yapı kayıt belgesi alan

yapılara, talep hâlinde ilgili mevzuatta tanımlanan ait olduğu abone grubu

dikkate alınarak geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz bağlanabileceği ifade

edilmiştir.

39. Yukarıda anılan 7143 sayılı Kanun maddesinin yürürlüğe

girmesinden sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayımlanan Tebliğ'in

4. maddesinde yapı kayıt belgesi müracaatının ne şekilde yapılacağı

detaylarıyla beraber ortaya konulmuştur. Aynı Tebliğ'in 8. maddesinde de yapı kayıt belgesi düzenlenemeyecek

yapılar sayılmıştır. Başvurucunun yapısının bu kapsamda olup olmadığının

takdirinin ise öncelikle kamu makamlarına ait olduğunu belirtmek gerekir.

Dolayısıyla somut bireysel başvurunun kabul edilebilirlik kriterleri bakımından

değerlendirilmesi gerekir.

40. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011

tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri

Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca bireysel başvuru

yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmek için olağan kanun yollarının

tüketilmiş olması gerekir.

41. Bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derece

mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte bir

kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun bu niteliği gereği Anayasa Mahkemesine

bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarının

tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca; başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne

getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere

usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını

zamanında bu makamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu

takip etmek için gerekli özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

42. Başvuru yollarının tüketilmesi gereğinden söz edilebilmesi

için öncelikle hukuk sisteminde, hakkının ihlal edildiğini iddia eden kişinin

başvurabileceği idari veya yargısal bir hukuki yolun öngörülmüş olması

gerekmektedir. Ayrıca bu hukuki yolun iddia edilen ihlalin sonuçlarını

giderici, etkili ve başvurucu açısından makul bir çabayla ulaşılabilir nitelikte

olması ve sadece kâğıt üzerinde kalmayıp fiilen de işlerliğe sahip bulunması

gerekmektedir. Olmayan bir hukuki yolun tüketilmesi başvurucudan

beklenemeyeceği gibi hukuken veya fiilen etkili bulunmayan, ihlalin sonuçlarını

düzeltici bir vasıf taşımayan veya aşırı ve olağan olmayan birtakım şeklî

koşulların öngörülmesi nedeniyle fiilen erişilebilir ve kullanılabilir olmaktan

uzaklaşan başvuru yollarının tüketilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır (Fatma Yıldırım, B. No: 2014/6577,

16/2/2017, § 39).

43. Başvuru yollarının tüketilip tüketilmediği, ilke olarak

Anayasa Mahkemesine başvurunun yapıldığı tarihteki duruma bakılarak

değerlendirilir. Ancak Anayasa Mahkemesi bazı durumlarda bireysel başvuru

yapıldıktan sonra oluşturulan yeni başvuru yollarının tüketilmesi gerektiğine

de karar verebilir. Özellikle belli bir konudaki yapısal ve sistemik sorunlara

çözüm bulmak amacıyla sonradan oluşturulmuş bir yol söz konusu ise ikincillik ilkesi,o konudaki temel hak ve

özgürlüklerin ihlali iddialarının -bu yol vasıtasıyla- öncelikle idari ve

yargısal makamlarca değerlendirilmesine imkân tanınmasını gerekli kılabilir (Remziye Duman, B. No: 2016/25923,

20/7/2017, § 35).

44. Her hâlükârda bir başvuru yolunun tüketilmesinin gerekli

olması için ulaşılabilir olması, ihlal iddiaları yönünden makul bir başarı

şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesine sahip olması gerekir. Belli

bir başvuru yolunun soyut olarak belirtilen niteliklere sahip olması yeterli

değildir. Bu yolun uygulamada da anılan niteliklere sahip olması ya da en

azından sahip olmadığının kanıtlanmamış olması gerekir. Bununla birlikte soyut

olarak makul bir başarı sunma kapasitesi bulunan bir yolun uygulamada başarıya

ulaşmayacağına dair şüphe, o başvuru yolunun tüketilmemesini haklı kılmaz.

Özellikle sonradan oluşturulan ve henüz uygulaması olmayan bir başvuru yolunun

bu kapsamda değerlendirilmesi gerekir (Remziye Duman, § 36).

45. Dolayısıyla bireysel başvuru yapıldıktan sonra yeni bir

başvuru yolunun oluşturulması hâlinde Anayasa Mahkemesinin görevi, söz konusu

başvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla ulaşılabilir olup olmadığını, ihlal

iddiaları yönünden makul bir başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama

kapasitesine sahip olup olmadığını değerlendirmektir. Somut olayda da 3194

sayılı Kanun'ungeçici 16. maddesiyle31/12/2017

tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılmış yapılar

hakkında sonradan oluşturulan bu başvuru yolunun ulaşılabilirlik açısından ve

başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesi yönünden ayrı ayrı ve

sırayla incelenmesi gerekir.

1. Ulaşılabilir Olma

46. Getirilen düzenlemeye göre başvurular Çevre ve Şehircilik

Bakanlığı ve yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara yapılabilir. Diğer yandan

3194 sayılı Kanun'ungeçici 16. maddesiyle makul bir

süre içinde başvurma imkânı da tanımaktadır. Dolayısıyla kişileri yüksek bir

mali külfet altına sokmaması ve kişilere makul bir süre içinde başvuru imkânı

tanıyarak başvuruda kolaylık sağlaması da dikkate alındığında sonradan

oluşturulan bu başvuru yolunun ulaşılabilir olmadığı bu aşamada söylenemez.

2. Başarı Şansı Sunma

Kapasitesine Sahip Olma

47. 31/12/2017 tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine

aykırı yapılmış yapılar için yapı maliklerinden herhangi birisi veya vekili

tarafından, e-Devlet üzerinden

Yapı Kayıt Sistemindeki yapı kayıt belgesi formunun doldurulması suretiyle

müracaatta bulunulabileceği gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve

yetkilendireceği kurum ve kuruluşlara da başvuru yolu getirilmiştir.

48. Yapı kayıt belgesi verilmesine ilişkin kimlerin, hangi

yapılarla ilgili, ne kadar bedel ödeyerek, hangi tarihe kadar müracaatta

bulunabileceği gibi usul ve esaslar Tebliğ'de ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Buna göre süresinde gerekli şartları taşıyan başvurular yönünden söz konusu

başvuru yolunun düzenleniş şekli itibarıyla başvurucunun ihlal iddiaları

yönünden yeterli bir başarı şansı sunma kapasitesine sahip olduğu sonucuna

ulaşılmıştır.

3. Yeterli Giderim Sağlama

Kapasitesine Sahip Olma

49. 3194 sayılı Kanun'un geçici 16. maddesine göre 31/12/2017

tarihinden önce ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı yapılmış yapı

maliklerinin, yapının bulunduğu arsanın 29/7/1970 tarihli ve 1319 sayılı Emlak

Vergisi Kanunu'na göre belirlenen emlak vergi değeri ile yapının Çevre ve

Şehircilik Bakanlığınca belirlenen yaklaşık maliyet bedelinin toplamı üzerinden

konutlarda %3, ticari kullanımlarda%5 oranında alınacak kayıt bedelini

yatırmaları ve yetkili kurum ve kuruluşlara 31/10/2018 tarihine kadar

başvurması hâlinde yapı kayıt belgesi verilecek ve yapı kayıt belgesi alan yapı

malikleri aleyhine, verilmiş yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para

cezaları iptal edilecektir.

50. 3194 sayılı Kanun'ungeçici 16. maddesinde

öngörülen başvuru koşulları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvuru

koşullarının objektif ve makul olduğu, başvurucuya aşırı külfet yüklemediği ve

yetkili kurum ve kuruluşlarının takdir yetkisinin sadece objektif başvuru

şartları koşullarının yerine getirilip getirilmediğini denetlemekle sınırlı

olduğu anlaşıldığından söz konusu başvuru yolunun yeterli giderim sağlama

kapasitesine sahip olduğu kanaatine ulaşılmıştır.

51. Başvurucunun ihlal iddiaları dikkate alındığında ilk bakışta

ulaşılabilir ve ihlal iddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim

sağlama kapasitesi olduğu görünen başvuru yolu tüketilmeden yapılan başvurunun

incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil

niteliği ile bağdaşmayacağı sonucuna varılmıştır.

52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin başvurunun başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

30/10/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Eşref Uğur

ŞENOL

Başvurucu

:

Ercan

ALTINOK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2015/4760, 30 Ekim 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. B. No. 40687/98, 1/7/2004; Güngör/Türkiye
  10. V. İnceleme Ve Gerekçe
  11. A. Başvurucunun İddiaları
  12. B. Değerlendirme
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Yıldırım
  15. Kömürcü
  16. Topal
  17. M. Emin KUZ
  18. Şenol
  19. Altınok
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2015/4760
Tarih
30 Ekim 2018

İlgili Kararlar

  • Berivan Tedik Yeşiltepe ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/17206)
  • Ayten Akboz ve İlyas Akboz Başvurusu (B. No: 2015/12382)
  • Aısha Fares Başvurusu (B. No: 2015/18701)
  • Fatmana Uçan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2015/12508)
  • Civan Boltan Başvurusu (B. No: 2014/5324)
  • Fındık Kılıçaslan Başvurusu (B. No: 2015/97)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.