İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ercan Bekar Başvurusu (B. No: 2013/7503)

1. Başvurucu, 30/5/2008 tarihinde Tirebolu Asliye Hukuk

Başvuru No2013/7503Tarih18 Haziran 2014Okuma12 dk · 2.466 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ercan Bekar Başvurusu

Karar tarihi
18 Haziran 2014
Başvuru Numarası
2013/7503
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.466 kelime·12 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 30/5/2008 tarihinde Tirebolu Asliye Hukuk

Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) açtığı alacak ve tazminat davasının halen

sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 3/10/2013 tarihinde Görele Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 25/11/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. İkinci Bölümün 12/12/2013 tarihli ara

kararı gereğince başvurunun, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği

görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 16/1/2014

tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, 30/5/2008 tarihinde Park Teknik Elektrik

Madencilik San. ve Tic. A.Ş., Park Enerji Ekipmanları Madencilik San ve Tic.

A.Ş. ile Ciner Holding Grubu aleyhine Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinde (İş

Mahkemesi sıfatıyla) açtığı davada, 1/1/1988 ilâ 10/4/2008 tarihleri arasında

davalı şirketlerde çalıştığını, 10/4/2008 tarihinde iş akdinin davalılar

tarafından haksız olarak feshedildiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar

tazminatı, ödenmeyen ücret alacağı, ikramiye alacağı, yıllık izin ücreti alacağı,

fazla mesai ücreti alacağı ve hafta tatili ücreti alacağının tahsilini talep

etmiştir.

8. Mahkeme, 3/2/2011 tarih ve E.2008/115, K.2011/29 sayılı

kararla davanın kısmen kabulüne, tazminat ve alacakların davalı Park Enerji

Ekipmanları Madencilik San. ve Tic. A.Ş.'den

tahsiline, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine karar vermiştir.

9. Hüküm başvurucu ve davalı tarafından temyiz edilmiş olup,

başvuru tarihinde temyiz incelemesi devam etmektedir.

10. Başvurucu, 23/5/2011 tarihinde Görele İcra Müdürlüğünde

Park Enerji Ekipmanları San. ve Tic. A.Ş. aleyhine toplam 98.652,07 TL'nin

tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır.

11. Davalı tarafından alacak teminat altına alındığı için,

1/8/2011 tarihinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesince temyiz incelemesi sonuna kadar

ilamın icrasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.

12. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi,

7/11/2013 tarih ve E.2011/37518, K.2013/28666 sayılı ilamıyla, devralan şirket

yönünden davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, izin ücreti için

yasal faiz uygulanması gerektiği ve izin ücretinden takdiri indirim

yapılamayacağı, ihbar tazminatının, hafta tatili ve mesai alacaklarının yasal

faizle tahsiline karar verilmesi gerektiği halde mevduat faiziyle tahsiline

karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar

vermiştir.

B. İlgili Hukuk

13. 12/1/2011 tarihli ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

14. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

15. 30/1/1950 tarih ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş Kanununa göre işçi sayılan

kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında

istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri

arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan

hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş

mahkemeleri kurulur.”

16. 5521 sayılı Kanun’un 7.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü

uygulanır. İlk oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve

taraflar veya vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam

olunarak esas hakkında hüküm verilir.”

17. 5521 sayılı Kanun’un 15.

maddesi şöyledir:

I. “Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

18. Mahkemenin 18/6/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 3/10/2013 tarih ve 2013/7503 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu, 30/5/2008 tarihinde Tirebolu Asliye Hukuk

Mahkemesinde (İş Mahkemesi sıfatıyla) açtığı alacak ve tazminat davası sonunda

3/2/2011 tarihinde davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, hükmün taraflarca

temyizi nedeniyle temyiz incelemesinin devam ettiğini, dava iş hukukuna dayalı

olarak açılan bir dava olduğu için kısa sürede sonuçlanması gerektiğini,

alacağını tahsil edemediğini, yargılamanın uzun sürdüğünü ve makul sürede sonuçlanmadığını

belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

20. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı dava sonucunda davanın kısmen

kabulüne karar verildiğini, ancak temyiz incelemesinin devam ettiğini, makul

sürede yargılama yapılmadığını ileri sürdüğü anlaşılmışsa da başvuru tarihinden

sonra 7/11/2013 tarihinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesince hükmün bozulduğu

belirlenmiş, değerlendirme buna göre yapılmıştır.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

21. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyeti

açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik

nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvuruya ilişkin

olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

22. Başvurucu, iş akdinin işveren tarafından haksız feshi

nedeniyle açtığı alacak ve tazminat davasının halen devam ettiğini ve makul

sürede tamamlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

23. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216

sayılı Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ve

Türkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir

başka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir

hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar

verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

24. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle

yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil

yargılanma hakkına sahiptir.”

25. Anayasa’nın “Duruşmaların

açık ve kararların gerekçeli olması” kenar başlıklı 141. maddesinin

dördüncü fıkrası şöyledir:

“Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle

sonuçlandırılması, yargının görevidir.”

26. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin ilgili kısmı

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili

uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda

karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir.”

27. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve

adil yargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın

36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa

Mahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §

38).

28. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır.

29. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamalara

ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru

konusu olayda işçi alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesi amacıyla açılan

bir dava bulunmakta olup, bu sorunun çözümüne yönelik olarak 5521 ve 6100

sayılı Kanunlarda yer verilen usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama

faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda

kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 49).

30. Makul sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun

süren yargılama faaliyeti nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile

sıkıntılardan korunması ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan

inancın muhafazası olup, hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin

gösterilmesi gereği de yargılama faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden,

yargılama süresinin makul olup olmadığının her bir başvuru açısından münferiden

değerlendirilmesi gerekir (B. No:2012/13, 2/7/2013, § 40).

31. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

32. Ancak, belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre

değerlendirmesinde tek başına belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm

gecikmelerin ayrı ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi

değerlendirilmek suretiyle, hangi unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha

etkili olduğu saptanmalıdır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

33. Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip

gerçekleşmediğinin saptanması için öncelikle uyuşmazlığın türüne göre

değişebilen, başlangıç ve bitiş tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

34. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

30/5/2008 tarihidir.

35. Davanın ikame edildiği tarih ile Anayasa Mahkemesinin

bireysel başvuruların incelenmesi hususundaki zaman bakımından yetkisinin

başladığı tarihin farklı olması halinde, dikkate alınacak süre, 23/9/2012

tarihinden sonra geçen süre değil, uyuşmazlığın başlangıç tarihinden itibaren

geçen süredir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 51).

36. Sürenin bitiş tarihi ise, çoğu zaman icra aşamasını da

kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme tarihidir. Ancak devam eden

yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını

içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında da yapılabilmesi

olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak sürenin bitiş anı bireysel

başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

37. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili

arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından

doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına

alınmıştır.

38. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2014, § 47).

39. Adil yargılanma hakkı Devlete, uyuşmazlıkların makul süre

içinde nihai olarak sonuçlandırılmasını garanti edecek bir yargı sistemi kurma

ödevi yükler. İşçi alacaklarının ödenmesi amacıyla açılan alacak ve tazminat

davasında derhal bir yargı kararı verilmesinde işçinin önemli bir kişisel

yararı bulunmaktadır. Bu nedenle iş uyuşmazlıklarının ivedilikle çözülmesi

hususunda yargı organlarının özel bir itina göstermesi gerekir (B. No:

2013/4701, 23/1/2014, § 48).

40. 6100 sayılı Kanun’un 30. maddesinde uyuşmazlıkların makul

sürede çözümlenmesi gerektiği belirtilmiş, bu amaçla 6100 sayılı Kanun’un 447.

maddesiyle 5521 sayılı Kanun’un 7. maddesinde olduğu gibi daha önce yürürlüğe

girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri kaldırılmış ve

bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere basit yargılama

usulü getirilmiştir. Dolayısıyla işçi alacaklarının ve tazminatlarının ödenmesi

amacıyla açılan davalarda takip edilmesi gereken yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un

yürürlüğe girdiği 1/10/2011 tarihinden itibaren basit yargılama usulü olmuştur.

41. Basit yargılama usulü, 6100 sayılı Kanun’un 316.

maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkça belirtilen bazı davalarda

uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa

bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay bir inceleme ile

sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş bir yargılama usulüdür

(B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).

42. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

yargılamanın konusunun, iş akdinin işveren tarafından haksız feshedilmesi

nedeniyle tazminat ve alacakların ödenmesi istemine ilişkin olduğu, 30/5/2008

havale tarihli dilekçe ile yargılamasına başlanıldığı anlaşılan davanın tensip

zaptının tanzimi sonrasında, karar tarihi olan 3/2/2011 tarihinde kadar 13

duruşma yapıldığı ve duruşma aralıklarının ortalama 2,5 ay olduğu

anlaşılmaktadır.

43. Yargılama sürecinde, tensip zaptı sonrasında tarafların

delilleri toplanmış, tanıkları dinlenilmiş Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine

talimat yazılarak bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Raporun

gelmesinden sonra, başvurucu vekilinin rapora itirazı üzerine Mahkemece hizmet

süreleri yönünde talep edilebilecek ücretlerin hesaplanması için bilirkişiden

ek rapor alınmasına karar verilmiştir. Taraf vekilleri ek rapora da itiraz

etmişler, Mahkemece Ankara Nöbetçi İş Mahkemesine talimat yazılarak farklı bir

bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmiştir. Anılan rapora karşı beyanların

alınmasından sonra 3/2/2011 tarihinde davanın kısmen kabulü yönünde hüküm

kurulmuştur.

44. Yargılama süreci içinde

başvurucu vekilinin mazeret beyan ederek katılmadığı duruşmaların olduğu, ancak

anılan duruşmalarda bilirkişi raporlarının beklenmesine karar verildiği için

başvurucunun kusuru nedeniyle yargılamanın uzamadığı anlaşılmıştır. Yine

Mahkemece bir duruşmada, hakim değişikliği

gerekçesiyle dosyanın incelemeye alınmasına karar verildiği görülmüştür.

45. Mahkemece verilen kararın taraflarca temyizi üzerine,

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından 7/11/2013 tarihinde hüküm bozulmuş olup,

dava hâlihazırda derdesttir.

46. Davanın açıldığı tarihten bireysel başvurunun karar

bağlandığı tarihe kadar yargılamanın altı yılı aşkın süredir devam ettiği

anlaşılmaktadır.

47. Yargılama sürecinde davanın taraflarının yargılamayı

geciktirici yöndeki işlem ve davranışları kural olarak, yargılamanın uzamasında

taraf kusuru olarak kabul edilmekte ise de, yargılama

makamlarının ilgili usuli imkânları kullanmak

suretiyle bu girişimleri engelleme sorumluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda,

taraf vekillerince muhtelif celselerde mazeret dilekçeleri sunulduğu görülmekle

birlikte, başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi

olduğu tespit edilememiştir.

48. Söz konusu başvurunun konusu olan tazminat ve alacak

davasında yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gereken

usul işlemlerinin niteliği, başvuruya konu yargılamanın karmaşık olmaktan uzak

olduğunu gösterdiği ve işçi alacağı ve iş hukukuna dayalı tazminat davalarının

niteliği, başvurucu açısından taşıdığı değer ve başvurucunun davadaki menfaati

dikkate alındığında, altı yılı aşkın yargılama süresinin makul olmadığı

anlaşılmaktadır.

49. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

50. Başvurucu, uzun süren yargılama nedeniyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle 30.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesini

talep etmiştir.

51. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”

kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere

dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

52. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin altı yılı

aşkın yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu

sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararı

karşılığında başvurucuya takdiren 5.400,00 TL manevi

tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

53. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler

uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan

toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

54. Başvuruya konu yargılamanın altı yılı aşkın bir süredir

devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlal ettiği

gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılama

dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devam

etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede

sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir örneğinin

ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya 5.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE

C. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

D. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

F. Kararın bir örneğinin ilgili Tirebolu Asliye Hukuk Mahkemesine

gönderilmesine,

18/6/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Alparslan ALTAN

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ

M. Emin KUZ

Raportör : Murat AZAKLI Başvurucu : Ercan BEKAR Vekili : Av. Erol USTA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7503, 18 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. I. “Bu Kanunda sarahat bulunmıyan
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları
  15. B. Değerlendirme
  16. B. Başvurucuya 5.400,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE
  17. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. M. Emin KUZ
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7503
Tarih
18 Haziran 2014

İlgili Kararlar

  • Orhan Kartal Başvurusu (B. No: 2013/1743)
  • Şehmus Daş Başvurusu (B. No: 2013/7275)
  • Şenol Bülbül Başvurusu (B. No: 2013/5390)
  • Tevfik Öner Başvurusu (B. No: 2014/1003)
  • Hasan Karakaş Başvurusu (B. No: 2013/8698)
  • Sencer Başat ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/7800)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.