İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ercan Bucak Başvurusu (B. No: 2014/11651)

1. Başvuru; tutuklu kalınan sürenin koşullu salıverme tarihinden

Başvuru No2014/11651Tarih16 Şubat 2017Okuma20 dk · 4.065 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ercan Bucak Başvurusu (2)

Karar tarihi
16 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/11651
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.065 kelime·20 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; tutuklu kalınan sürenin koşullu salıverme tarihinden

hak ederek tahliye tarihine kadar olan kısmının bir başka suçtan alınan cezadan

mahsup edilmemesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği

iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 11/7/2014 tarihinde

yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından, başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

8. Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan İstanbul (kapatılan)

13. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2006 tarihli kararı

ile 6 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm edilmiş ve hüküm Yargıtay 9. Ceza

Dairesinin 11/6/2007 tarihli ilamıyla onanarak kesinleşmiştir.

9. Anılan kararın infazı yönünden koşullu salıverme tarihi 27/2/2001, hak ederek tahliye tarihi ise 20/9/2002 olarak

tespit edilmiştir.

10. Başvurucu İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 8/6/2010 tarihli kararı ile (geriye dönük olarak) 27/2/2001

tarihi itibarıyla koşullu olarak salıverilmiştir.

11. Başvurucu, anılan dosyada 2/2/1996-26/12/2002

tarihleri arasında tutuklu kalmıştır.

12. Başvurucunun tutuklulukta geçirdiği süreden 2/2/1996-3/8/2000 ve 23/12/2000-27/2/2001 tarihleri

arasındaki kısımları, tutuklu kaldığı dosyadaki mahkûmiyet ilamının infazı

kapsamında cezasından mahsup edilmiş; 3/8/2000-23/12/2000 tarihleri arasında

ise bir başka mahkeme tarafından verilen 10 ay hapis cezası infaz edilmiştir.

13. Başvurucu, 5/1/2000 tarihinde

işlemiş olduğu hükümlü ve tutukluların ayaklanması suçundan Bandırma 2. Asliye

Ceza Mahkemesinin 15/12/2011 tarihli kararı ile 6 yıl 8 ay hapis cezasına

mahkûm edilmiş ve hüküm Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 24/12/2013 tarihli ilamıyla

onanarak kesinleşmiştir.

14. Başvurucu, 4/4/2014 tarihinde

Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesine müracaat ederek İstanbul (kapatılan) 13.

Ağır Ceza Mahkemesince mahkûmiyetine karar verilen davada fazladan cezaevinde

kaldığı 1.379 günlük sürenin cezasından mahsubuna karar verilmesini talep

etmiştir.

15. Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesi 5/6/2014

tarihinde, başvurucunun İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki davada

tutuklulukta geçirdiği 20/9/2002-26/12/2002 tarihleri arasındaki (2 ay 27

günlük) sürenin, 15/12/2011 tarihli kararla verilen 6 yıl 8 ay hapis cezasından

mahsubuna karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; hukuk sistemimizde mahsubun mecburiliğinin kabul edildiği, buna göre tutuklu kalınan

sürenin mahkûmiyetten mahsup edilmesi için tutukluluğun mahsup yapılacak suça

konu mahkûmiyete ait olmasının gerekmediği, tutuklu kalınan suça ilişkin

verilen hükmün kesinleşmesinden önce işlenilen diğer

bir suç nedeniyle de mahsubun mümkün olduğu değerlendirmelerine yer

verilmiştir.

16. Başvurucu 10/6/2014 tarihinde

karara itiraz etmiştir. Başvurucunun itirazında koşullu salıvermenin takdire bağlı

olmadığını, bu nedenle koşullu salıvermeden sonraki tutukluluk süresinin de

cezasından mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürdüğü görülmektedir.

17. Bandırma Ağır Ceza Mahkemesinin 17/6/2014

tarihli kararı ile itiraz kesin olarak reddedilmiştir. Kararın gerekçesinin

ilgili bölümü şöyledir.

"... şartlı

tahliye durumunun hükümlü hakkında mutlak uygulanması gereken bir hak olmadığı,

hükümlünün bihakkın tahliye tarihinden sonrayı kapsayan tutukluluk süresinin

mahsubuna karar verildiği, (muhtemel) şartla tahliye tarihi ile bihakkın

tahliye tarihi arasında tutuklu kaldığı sürenin cezasının infazından sayılması

gerektiği bu nedenlerle mahsubun yasal şartlarının oluşmadığı, bu haliylede Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 5/6/2014

tarih[li] ... ek karar ile mahsup talebinin reddine

dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıl[mıştır.]"

18. Başvurucu anılan kararı 8/7/2014

tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.

19. Başvurucu 11/7/2014 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

A. Ulusal Hukuk

1. Kanun Metinleri

20. 6/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu'nun "Mahsup"

kenar başlıklı 63. maddesinin birinci cümlesi şöyledir:

"Hüküm kesinleşmeden önce gerçekleşen ve

şahsi hürriyeti sınırlama sonucunu doğuran bütün haller nedeniyle geçirilmiş

süreler, hükmolunan hapis cezasından indirilir."

21. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı

Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Koşullu salıverilme" başlıklı

107. maddesinin (1) ve (11) numaralı fıkraları şöyledir:

(1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek

için mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.

...

(11) Bir hükümlünün koşullu salıverilmesi

hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan gerekçeli rapor, hükmü

veren mahkemeye; hükümlü başka bir yerde bulunuyorsa o yerde bulunan aynı

derecedeki mahkemeye verilir. Mahkeme, bu raporu uygun bulursa hükümlünün

koşullu salıverilmesine dosya üzerinden karar verir. Mahkeme, raporu uygun

bulmadığı takdirde gerekçesini kararında gösterir. Bu kararlara karşı itiraz

yoluna gidilebilir."

2. Yargıtay Kararları

22. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 31/1/2006

tarihli ve E.2006/1-4, K.2006/7 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

Tutuklama, ceza yargılamasının güvenli

yürümesini ve amacına erişmesini sağlamaya yönelik ve yargılama hukuku

açısından zorunlu hallerde hakimin verdiği karara

dayanan bir önlemdir. Yargılamadaki amaca göre önleyici bir koruma önlemi

olduğu kadar kişi özgürlüğü ve güvenliğini kısıtlayan bir içerik de

taşımaktadır. Bu nedenle mukayeseli hukukta, sistemler ve sistemlerin dayandığı

prensipler farklı olmakla birlikte, kendisine ceza verilmiş olan şahsın, bu

cezasından daha önce sınırlandırılmış özgürlük sürelerinin hükmedilen

cezasından indirilmesi kabul edilmiştir. Mevkufiyetin (tutukluluğun) mahsubu

olarak adlandırılan bu kurumdan amaç, kendisine ceza verilmiş mahkûmun bu

cezasından daha evvel çekilmiş, özgürlüğü sınırlayıcı önlemler nedeniyle

özgürlüğünden yoksun kaldığı sürelerin tamamen veya kısmen indirilmesinden

ibarettir.

Mahsup konusunda, 1 Haziran 2005 tarihinde

yürürlükten kaldırılan 765 sayılı Ceza Yasamızın 40. maddesinin 1. Fıkrasındaki ... ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren

5237 sayılı Yasanın 63. Maddesindeki ... hükümler ile, her iki yasada da mahsubun mecburiliği

(hukukî) sistemi kabul edilmiş, benzer düzenlemelere 1632 sayılı Askeri Ceza

Yasasının 177 ve 353 sayılı Askeri Mahkemeler Kuruluşu ve Yargılama Usulü

Yasasının 251/1 maddelerinde de yer verilmiştir. Bu sisteme göre, mahkûm kusuru

ile tutuklu kalmış olsa dahi, tutukluluk süresinin verilen cezadan indirilmesi

zorunludur. Bu sistemde yargıcın görevi, indirim yapılması için gerekli yasal

koşulların doğup doğmadığını kontrol, doğmuş ise yapılan indirimin hesabında

hata yapılıp, yapılmadığını denetlemekten ibarettir. Mahsubun hukuki esası

hakkında, bu kurumun cezanın hafifletilmesi nedenlerinden biri olduğu, evvelce

çekilmiş bir ceza olduğu, hususi af olduğu konusunda çeşitli görüşler

bulunmakta ise de, mahsup, suçlu olduğu henüz kesin olarak bilinmeyen kişilerin

özgürlüklerinden yoksun bırakılması dolayısıyla ortaya çıkan haksızlıkları

gidermek için başvurulan ve kişisel özgürlükleri anayasal düzeyde güvence

altına alan, önleyici amaçlarla yoksun bırakılan özgürlüğün iadesi için kabul

edilen hukuki bir kurumdur ...

...

Görüldüğü gibi, 765 sayılı Yasanın 40 ve

benzer düzenlemeleri içeren 5237 sayılı Yasanın 63. maddeleri uyarınca,

mahkûmiyet hükmü kesinleşmeden önce gerçekleşen tutukluluk veya özgürlüğün

kısıtlanması sonucunu doğurantüm süreler ceza

mahkûmiyetinden indirilecektir.

Tutuklu kalınan sürenin mahkûmiyetten mahsup

edilebilmesi için, tutukluluğun mahsup yapılacak suça konu mahkûmiyete ait

olması gerekmeyip, sanığın tutuklu kaldığı suçtan dolayı verilecek hükmün

kesinleşmesinden önce, işlemiş olduğu diğer bir suç nedeniyle de tutuklu

kalınan sürenin mahsubu olanaklıdır. Burada önemli olan husus, mahsuba konu

mahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden

önce işlenmesidir.

..."

23. Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 28/7/2008

tarihli ve E.2008/10163, K.2008/9423 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

Hükümlü fazla tutuklu kaldığı sürenin ... cezasından mahsubunu talep etmiş, bu talep

Gürpınar Asliye Ceza Mahkemesinin ... kararı ile

'Şartla tahliye bir hak değildir, tutuklulukta geçen süre bihakkın tahliye ... tarihini de aşmamıştır.' gerekçesi ile

reddedilmiş[tir].

765 sayılı TCK.nun 40. ve 5237 sayılı TCK.nun

63. maddelerinin ... hükmü karşısında, mahsup işleminin yapılabilmesi için

tutuklu kalınan suçtan verilen kararın kesinleşme tarihinden önce bir başka

suçun yada suçların işlenmesinin yeterli olacağı, kaldı ki aynı suç tarihinde

işlenen suçlardan birinde fazla tutuklu kalınan günlerin diğer suçtan verilen

hükümden mahsubunun gerekeceği gözetilmeden reddine karar verilmesi usul ve

yasaya aykırı[dır.]"

24. Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 20/9/2010

tarihli ve E.2008/9433, K.2010/18844 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

Somut olayda

uyuşmazlık, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce yerine getirilmesine karar

verilen 9 yıl hapis cezası ile ilgili olarak 647 sayılı Kanun’a göre hak edilen

koşullu salıverilme süresinden fazla yattığı sürenin, İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesi’nce verilen 10 yıl 6 ay hapis cezası nedeniyle koşullu

salıverilinceye kadar cezaevinde yatacağı süreden mahsup edilip edilmeyeceği

noktasında toplanmaktadır.

... hükümlünün

Türkiye’ye nakledildiği tarihte, infazı gereken İstanbul 9. Ağır Ceza

Mahkemesi’nin 21.09.2006 tarihli hükmü ile verilen 10 yıl 6 ay hapis cezası da

bulunduğundan, her iki hapis cezasının toplanmasından sonra koşullu salıverilme

süresinin hesap edilmesi ve buna göre müddetname

düzenlenmesi gerekirken, hükümlü hakkında Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince

verilen yerine getirme kararında belirtilen 9 yıl hapis cezasından şartla

tahliye kararı verildikten sonra, daha önce hükme bağlanan hapis cezasının

infazına başlanması doğru değildir. Ancak, hükümlünün, Ankara

4. Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 9 yıl hapis cezası ile ilgili olarak koşullu

salıverilmesine karar verilmiş olduğundan, gelinen aşamada, bu ceza yönünden

artık infazın fiilen devamı olanaklı olmadığından, 647 sayılı Kanun’a göre

hesap edilen koşullu salıverilme süresinden fazla yattığı sürenin İstanbul 9.

Ağır Ceza Mahkemesi’nce verilen 10 yıl 6 ay hapis cezası nedeniyle hesap edilen

koşullu salıverme tarihine kadar cezaevinde yatması gereken süreden mahsup

edilmesi gerekmektedir.

..."

25. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 17/12/2012

tarihli ve E.2012/20277, K.2012/27572 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

Davacı; haksız yere

cezaevinde kaldığı 940 gün için maddi ve manevi zararlarının tazminini talep

etmiş, mahkemece davacının cezaevinde kaldığı 4 yıl 1 ay 9 günden, yargılama

sonucu toplamda aldığı 2 yıl 22 ay 7 gün hapis cezasıdüşüldükten

sonraki 3 ay 2 günlük tutukluluk süresi esas alınarak buna göre bulunan 92 gün

üzerinden davacıya tazminat verilmesine karar verilmiştir.

Davacı ... 17/11/2003 tarihinde tutuklanmış ve

26/12/2007 tarihinde tahliye edilmiştir. Davacının tahliyesinden sonra da

yargılamaya devam edilmiş ve 02/06/2010 tarihinde

davacı hakkında üzerine atılı suçlardan toplam 2 yıl 22 ay 7 gün hapis cezasına

hükmedilmiş olup, davacının cezaevinde kaldığı toplam süre 4 yıl 1 ay 9 gün

(1499 gün) olarak tespit edilmiştir.

Bu sonuçlara göre, davacı hakkında hükmedilen

ceza ve tutuklu kaldığı süreye bakıldığında, davacının cezaevinde kaldığı fazla

süre 3 ay 2 gündür. Ancak; davacının yargılanması kısa sürede

sonuçlanmış olsaydı veya daha az tutuklu kalmış olsaydı 2 yıl 22 ay 7 gün hapis

cezasından sanığın suç tarihi itibariyle 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında

Kanunun 19. maddesine göre hükümlü sayılması nedeniyle ve iyi halli olmak

koşuluyla cezaevinde kalması gereken toplam süre 559 gün olacaktı. Buna

karşılık tutuklu olduğu ve hükümlü statüsüne geçememesi nedeniyle 940 gün

fazladan cezaevinde kalmış, yani cezası kesinleşip hükümlü statüsünü

almadığından kanunun infazda öngördüğü indirimden yararlanamamıştır.

Somut olayda çözümlenmesi gereken sorun;

davacının yargılandığı suçlardan uzun süre tutuklu kalmasa veya ceza davası

daha önce sonuçlanmış olsaydı, cezaevinde kalması gereken sürenin daha az

olacak olduğunu ileri sürerek tazminat isteyip isteyemeyeceğidir.

...

... davacının koruma

tedbirine konu mahkum olduğu ceza davasında tutuklu kaldığı 4 yıl 1 ay 9 günlük

tutukluluk süresinin sonuçta aldığı cezalar nazara alındığında haddinden fazla

uzun olduğu ve adı geçen Sözleşmenin 5/3. maddesine aykırılık oluşturduğu

gözetilip, tazminat miktarının buna görebelirlenmesi

gerekirken, sonuçta aldığı cezadan fazla tutuklu kaldığı 92 gün esas alınıp, bu

süre üzerinden eksik maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi

Kanuna aykırı[dır.]"

26. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 5/6/2013

tarihli ve E.2013/8445, K.2013/15368 sayılı ilamının ilgili bölümü şöyledir:

"...

Tazminat davasının dayanağını teşkil eden

Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesinin ... ilamı ile davacının Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma suçundan

14.04.2008 tarihinde tutuklandığı ve 16.02.2010 tarihine kadar 1 yıl 10 ay 8

gün süre ile tutuklu kaldığı, yargılama sonucunda eyleminin uyuşturucu madde

kullanma suçuna dönüştüğü belirlenerek TCK'nın 191/2, 62. Maddeleri uygulanmak

suretiyle 1 yıl 5 ay 5 gün hapis cezasına hükmedildiği ve anılan ilamın temyiz

edilmeksizin 24.02.2010 tarihinde kesinleştiği, ceza dava dosyası içersindeki müddetnameye göre

davacının anılan suçtan koşullu salıverilme tarihinin 02.04.2009 olduğu ve butarihte tahliye edildiği, 16.02.2010 tarihi arasındatoplam 320 gün fazladan tutuklu kalınan sürenin

tazminat istemine konu kabul edilmesi gerektiği ..."

B. Uluslararası Hukuk

1. Sözleşme Metinleri

27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı"

başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes özgürlük ve güvenlik hakkına

sahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygun

olmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:

a) Kişinin, yetkili bir mahkeme tarafından

verilmiş mahkumiyet kararı sonrasında yasaya uygun

olarak tutulması;

..."

2. Avrupa İnsan Hakları

Mahkemesinin İçtihadı

28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre kanun gereği

yetkilendirilmiş, yürütme organı ve taraflardan bağımsız ve yeterli güvencelere

sahip yargısal organ olarak Mahkemece verilen ve özgürlükten mahrumiyete yol

açan her türlü "mahkûmiyet" kararı, Sözleşme'nin 5. maddesinin (1)

numaralı fıkrasının (a) bendi kapsamına girmektedir (Engel ve diğerleri/Hollanda, B. No: 5100/71, 5101/71,

5102/71, 5354/72, 5370/72, 8/6/1976, § 68). Anılan

bentte belirtilen "sonra" ifadesi, tutmanın sadece zaman bakımından

mahkûmiyetin ardından gelmesi anlamına gelmemektedir. Aynı zamanda tutma,

mahkûmiyetin bir sonucu olmalı, mahkûmiyetin ardından ve mahkûmiyete bağlı

olarak veya mahkûmiyet sebebiyle gerçekleşmelidir (Weeks/Birleşik Krallık, B. No: 9787/82, 2/3/1987,

§ 42).

29. AİHM, Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a)

bendinin, bir mahkûmun af yasasından ya da erkenden şartlı tahliye veya kesin

tahliye durumlarından yararlanmasını güvence altına almadığını belirtmektedir (Alican Demir/Türkiye, B. No: 41444/09, 25/2/2014, § 89). Ancak, yetkili makamların bu tür bir

tedbirden faydalanmak için kanunda belirtilen koşulları yerine getiren herkese,

herhangi bir takdir yetkileri bulunmadan, bu tedbiri uygulamakla yükümlü

olmaları hâlinde durum farklı olacaktır (Del

Rio Prada / İspanya [BD], B. No: 42750/09,

21/10/2013, § 126).

30. AİHM; hapis cezasının hatalı bir şekilde hesaplanması

dolayısıyla kişinin fazla hapis yatmasını (Pezone/İtalya, B. No: 42098/98, 18/12/2003,

§§ 31-38), kişinin ulusal hukuk sisteminin öngördüğünden daha uzun bir süre

hapsedilmesini (Grava/İtalya, B. No: 43522/98, 10//7/2003, §§

31-46; Şahin Karataş/Türkiye, B.

No: 16110/03, 17/6/2008) Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının

ihlali olarak kabul edilmiştir.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

31. Mahkemenin 16/2/2017 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, koşullu salıvermenin yetkili makamların takdirine

bağlı olmadığını, mahsup kararında koşullu salıverme tarihinin esas alınması

gerektiğini, tutuklu kaldığı koşullu salıverme tarihinden hak ederek tahliye

tarihine kadar geçen sürenin bir başka suçtan aldığı cezasından mahsup edilmemesinin

Anayasa'nın 10., 13., 19. ve 38. maddelerinde

düzenlenen haklarını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

33. Anayasa'nın 19. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:

"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğine

sahiptir.

Şekil ve şartları kanunda gösterilen:

Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; ... halleri

dışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."

34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun

iddialarının özü, koşullu salıverme tarihi ile hak ederek tahliye tarihi

arasında geçen tutukluluk süresinin infaz edilmekte olan cezasından mahsup

edilmemesi nedeniyle daha uzun bir süre hürriyetinden yoksun bırakılması

olduğundan, başvurunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi

gerekir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Genel

İlkeler

36. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında herkesin kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konulduktan sonra

ikinci ve üçüncü fıkralarında şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla

kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak

sayılmıştır. Dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının kısıtlanması

ancak Anayasa'nın anılan maddesi kapsamında belirlenen durumlardan herhangi

birinin varlığı hâlinde söz konusu olabilir (Murat

Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).

37. Kişilerin fiziksel hürriyetlerini güvence altına alan

Anayasa'nın 19. maddesinin, kişi hürriyetinin kısıtlanmasına imkân tanığı

durumlardan biri de maddenin ikinci fıkrasında "Mahkemelerce

verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine

getirilmesi" olarak belirlenmiştir. Bu nedenle yargı

organlarınca verilecek mahkûmiyet kararları kapsamında hapis cezasının veya

güvenlik tedbirlerinin infaz edilmesi kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal

etmez (Tahir Canan (2), B. No:

2013/839, 5/11/2014, § 33).

38. Mahkemelerce verilmiş mahkûmiyet kararlarının yerine

getirilmesi dolayısıyla ortaya çıkan özgürlükten yoksun bırakma hâlleri,

Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası kapsamına dâhil ise de anılan kural,

mahkûmiyet kararının değil tutmanın hukuka uygun olmasını güvence altına

almaktadır. Dolayısıyla bu güvence kapsamında, kişi hakkında hükmedilen hapis

cezasının yerindeliği veya orantılılığı incelemeye tabi tutulamaz (Günay Okan, B. No: 2013/8114, 17/9/2014, § 18).

39. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile

bağlantılı bir ihlal iddiası söz konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin

hürriyetten yoksun bırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda

gerçekleşip gerçekleşmediğini tespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'da

yer alan diğer sebepler (yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı

cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamında

hürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğer tutmanın kısmen veya tamamen bu

koşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumun meşru bir amacının olduğundan

veya ölçülü olduğundan söz edilemez ve doğrudan kişi hürriyeti ve güvenliği

hakkı ihlal edilmiş olur.

40. Bir mahkûmiyet kararının infazına ilişkin olarak Anayasa'nın

19. maddesi açık bir hüküm içermemektedir. Bununla birlikte Anayasa'nın 19.

maddesinin amacı kişileri keyfî bir şekilde hürriyetten yoksun bırakılmaya

karşı korumak olup maddede öngörülen istisnai hâllerde kişi hürriyetine

getirilecek sınırlamaların da maddenin amacına uygun olması gerekir (Abdullah Ünal, B. No: 2012/1094, 7/3/2014, § 38). Bir kimsenin "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik

tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamında hürriyetinden

yoksun bırakıldığının söylenebilmesi için herşeyden

önce hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafından

verilmesi gereklir. Nitekim Anayasa Mahkemesi bir

askere üstü tarafından verilen oda hapsi cezasının "yetkili bir

mahkeme" tarafından verilmediğini belirterek Anayasa'nın 19. maddesinin

ikinci fıkrasının ihlal edildiğine karar vermiştir (Hasan Baki Gülcan, B. No:2013/760, 12/3/2015,

§§ 36-50). İkinci olarak yerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı ceza

veya güvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Ceza veya güvenlik tedbiri

içermeyen bir karara dayanılarak bir kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılması

mümkün değildir. Son olarak hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilen

hürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin kapsamını aşmaması gerekir.

41. Bu itibarla Anayasa Mahkemesince, hükümlülerin ceza infaz

kurumlarında kalacağı süreyi doğrudan veya dolaylı olarak etkileyen durumların

Anayasa'nın 19. maddesinde tanımlanan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı

kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini kabul edilmiştir (İbrahim Uysal, B. No: 2014/1711, 23/7/2014, § 26; Günay

Okan, § 13). Koşullu salıverme kuralları gereği cezaevinde kalınması

gereken süre, hürriyeti bağlayıcı cezanın yerine getirilmesinin kapsamına

dâhildir. Mahsup ise koşullu salıverme süresinin süresinin

belirlenmesiyle ve dolayısıyla cezaevinde kalınması gereken süre ile doğrudan

ilgilidir.

42. Mahkeme tarafından verilen bir mahkûmiyet kararının

infazının sağlanması ve bu bağlamda ceza infaz kurumunda tutulma süresi

bakımından, ceza mahkemesinin kararına uygun hareket edilmesi kişi hürriyeti ve

güvenliği hakkının korunması açısından zorunludur. Dolayısıyla hükümlülerin

ceza infaz kurumunda kalacakları sürenin, mahkûmiyet kararına ve ilgili

mevzuata uygun olması Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının birinci

cümlesi kapsamında güvence altına alınmıştır (İbrahim

Uysal, § 32). Bununla birlikte Anayasa'da yer alan hak ve

özgürlükler ihlal edilmediği sürece derece mahkemelerinin kararlarındaki

kanunun yorumuna ya da maddi veya hukuki hatalara dair hususlar bireysel

başvuru incelemesinde ele alınamaz (Abdullah

Ünal, § 39). 5237 sayılı Kanun'un mahsuba ilişkin hükümlerinin nasıl

uygulanacağı ve bu itibarla hukuk kurallarının yorumu ve somut olaylara

uygulanması derece mahkemelerinin takdir yetkisi kapsamındadır.

43. Koşullu salıverilme cezanın çektirilmesinin kişiselleştirilmesi,

başka bir deyişle cezaevindeki tutum ve davranışlarıyla (iyi hâliyle) topluma

uyum sağlayabileceği izlenimini veren hükümlünün şarta bağlı olarak

ödüllendirilmesidir. Suçlunun kendisine verilen cezadan daha kısa bir sürede

uslanması, eyleminden pişmanlık duyması ve bunu iyi davranışıyla kanıtlaması

durumunda cezaevinde daha fazla kalması gereksiz olabilir. Bu durumda koşullu

salıverilme, infaz sistemindeki en etkili araçtır. Koşullu salıverilmenin en

önemli ögeleri, cezanın belirli bir süre çekilmiş olması, hükümlünün bu süre

içinde iyi hâl göstermesi, koşullu salıverildikten sonra gözetim altında

kalması ve koşullu salıverilmenin gereklerine uyulmaması durumunda koşullu

salıverilme kararının geri alınabilmesidir (Günay

Okan, § 20; AYM, E.2001/4, K.2001/332, 18/7/2001).

44. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrası bir hükümlünün

koşullu salıvermeden otomatik olarak yararlandırılmasını güvence altına

almamaktadır. Ancak koşullu salıvermeden yararlanmak için Kanun'da öngörülen

tüm şartları taşıyan hükümlüler bakımından ilgili yargı organlarının takdir

yetkisinin bulunmadığı (belli bir sürenin çekilmiş olduğu) durumlarda koşullu

salıverme hükümlerinin uygulanmaması, kişilerin keyfî olarak hürriyetlerinden

yoksun bırakılmalarını yasaklayan Anayasa'nın 19. maddesi ile bağdaşmayacaktır

(konuya ilişkin AİHM'nin yaklaşımı bakımından bkz. § 29).

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

45. Yukarıda yer verilen genel ilkelerde hareketle somut olayda

incelenecek husus,hukuk

kurallarına ve yerleşik yargısal içtihatlara göre başvurucunun şikâyetinde

belirttiği sürelerin hukuka aykırı olarak mahsup edilmeyip mahkemece verilmiş

hürriyeti bağlayıcı cezanın olması gerekenden fazla yerine getirilip

getirilmediğinin tespitidir.

46. Başvurucu, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2006 tarihli kararı ile 6 yıl 3 ay hapis cezasına

mahkûm edilmiş ve bu cezaya ilişkin olarak anılan Mahkemenin 8/6/2010 tarihli

kararı ile (geriye dönük olarak) 27/2/2001 tarihi itibarıyla koşullu olarak

salıverilmiştir. Dolayısıyla başvurucunu koşullu salıverilmeden

yararlandırılmaması söz konusu değildir.

47. Bununla birlikte başvurucunun koşullu salıverme tarihinden

hak ederek tahliye tarihine kadar geçen tutukluluk süresinin bir başka suçtan

alınan cezadan mahsup edilmesi talebi derece mahkemelerince kabul edilmemiştir.

Bu nedenle infaz edilmekte olan ceza bakımından hürriyetten yoksun bırakılan

süreyi doğrudan etkilemesi dolayısıyla koşullu salıverme ve mahsup kurumlarına

ilişkin hukuk sistemimizdeki uygulamaların incelenmesi gerekmektedir.

48. Bir kimsenin koşullu salıvermeden yararlanabileceği tarihten

sonra hürriyetinden yoksun bırakılmasının çeşitli vesilelerle Yargıtay

içtihatlarına konu olduğu görülmektedir. Yargıtay bir yandan kişilerin koşullu

salıvermeden yararlanabileceği tarihten sonraki hürriyetinden yoksun

bırakıldıkları sürenin, başka suçtan alınan cezadan mahsup edilebileceğini

belirtirken (bkz. §§ 23, 24) diğer yandan bu süre dolayısıyla kişilere tazminat

ödenebileceğine işaret etmektedir (bkz. §§ 25, 26). Bu itibarla hukuk

sistemimizin bir kimsenin koşullu salıvermeyi hak etmesine rağmen hâlen

hürriyetinden yoksun bırakılmasını, Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen "Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin

yerine getirilmesi" kapsamında hukuka uygun bir tutma olarak kabul etmediği

görülmektedir.

49. Öte yandan mahsuba ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 63.

maddesinde yer alan hükmün kesinleşmesinden önce gerçekleşen ve kişinin

hürriyetini kısıtlayan bütün hâller nedeniyle geçirilen sürelerin hükmolunan

hapis cezasından indirileceğine ilişkin düzenleme karşısında, yargı organlarına

mahsuba ilişkin bir takdir yetkisinin tanınmadığı anlaşılmaktadır. İlgili yargı

organları mahsuba ilişkin incelemelerinde mahsup şartlarının bulunup

bulunmadığını incelemekle ve mahsup şartları oluşmuşsa mahsup kararı vermekle

yükümlüdürler. Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında da ifade edildiği üzere

mahsubun uygulanması bakımından burada önemli olan husus, mahsuba konu

mahkûmiyete ait suçun, tutuklu kalınan suçtan verilen hükmün kesinleşmesinden

önce işlenmesidir (bkz. § 22).

50. Başvurucu İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki dava

kapsamında 2/2/1996-26/12/2002 tarihleri arasında

tutuklu kalmıştır. Bu dönemdeki tutukluluğun bir kısmı anılan davada verilen

mahkûmiyet kararının infazı kapsamında mahsup edilmiştir. Ayrıca tutukluluk

sürecinin bir kısmında başka mahkemece verilen mahkûmiyet kararının infaz edildiği

görülmektedir (bkz. § 12).

51. Başvurucunun söz konusu davada tutuklu kaldığı diğer

sürelerin, Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2011

tarihli kararı ile verilen cezadan mahsup edilmesi talebi anılan Mahkemece,

yalnızca hak ederek tahliye tarihi sonrasında tutuklu kalınan süre bakımından

kabul edilmiştir. Koşullu salıverme ile hak ederek tahliye tarihleri arasında

geçen sürenin de cezadan mahsup edilmesi gerektiğine yönelik başvurucunun

itirazı, Bandırma Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiş; bunun gerekçesi olarak da

koşullu salıvermenin mutlak bir hak olmadığı düşüncesine dayanılmıştır.

52. Başvurucunun İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 6

yıl 3 ay hapis cezasına ilişkin olarak 27/2/2001

tarihinde koşullu salıvermeye hak kazandığı ve anılan Mahkemenin 8/6/2010

tarihli kararı ile (geriye dönük olarak) 27/2/2001 tarihi itibarıyla koşullu

olarak salıverildiği dikkate alındığında; başvurucunun koşullu salıverme

sonrası hürriyetinden yoksun bırakıldığı sürenin, Anayasa'nın 19. maddesinin

ikinci fıkrası kapsamında (mahkemece verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezanın

infazı olarak) hukuka uygun bir tutma niteliğinde bulunduğu söylenemez. Bu

sürenin bir başka suçtan verilen cezadan mahsubuna ilişkin koşulların bulunması

durumunda, yargı organlarının mahsuba karar verme bakımından takdir

yetkilerinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.

53. Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2011

tarihli kararı ile verilen cezaya ilişkin olarak anılan Mahkemenin 5/6/2014

tarihli kararı ile mahsup koşullarının bulunduğu belirtilmesine rağmen

başvurucunun koşullu salıverme sonrası hak ederek tahliye tarihine kadar olan

hürriyetinin kısıtlandığı sürenin mahsubu yoluna gidilmemiştir. Bunun

sonucunda, Bandırma 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/12/2011

tarihli kararı ile verilen mahkûmiyet kararının infazı kapsamında başvurucunun

ceza infaz kurumunda kalacağı sürenin uzaması söz konusu olacaktır.

Başvurucunun hukuk sistemince belirlenenden daha fazla bir bir

süre hürriyetinden yoksun kalmasının hukuki bir temeli bulunmadığından, uzayan

bu tutma süresinin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ile bağdaşmadığı sonucuna

varılmıştır (aynı yöndeki AİHM uygulaması için bkz. § 30).

54. Açıklanan nedenlerle başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinde

güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

55. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir."

56. Başvurucu tazminat talep etmemiştir.

57. Başvuruda Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan

kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

58. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlalinin sonuçlarının

ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Bandırma

2. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

59. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi

hürriyeti ve güvenliği hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

C. Kararın bir örneğinin ihlalin sonuçlarının ortadan

kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bandırma 2. Asliye Ceza

Mahkemesine (E.2006/40) GÖNDERİLMESİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE 16/2/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Serruh KALELİ

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Raportör

:

Aydın ŞİMŞEK

Başvurucu

:

Ercan BUCAK

Vekili

:

Av. Bahri

KAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/11651, 16 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. A. Ulusal Hukuk
  8. B. Uluslararası Hukuk
  9. V. İnceleme Ve Gerekçe
  10. A. Başvurucunun İddiaları
  11. B. Değerlendirme
  12. B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun
  13. VI. Hüküm
  14. B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi
  15. E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Gökcan
  17. Kaya
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/11651
Tarih
16 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Ezgi Pınarlar Başvurusu (B. No: 2014/3237)
  • Ali Dikici Başvurusu (B. No: 2014/11656)
  • Nesil Dinçelmas Başvurusu (B. No: 2014/14441)
  • Mehmet Yüzgeç Başvurusu (B. No: 2014/2282)
  • Serdar Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2984)
  • Altun Avşar Başvurusu (B. No: 2014/9701)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.