İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ezgi Pınarlar Başvurusu (B. No: 2014/3237)

1.Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan bahisle

Başvuru No2014/3237Tarih1 Şubat 2017Okuma21 dk · 4.191 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Ezgi Pınarlar Başvurusu

Karar tarihi
1 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/3237
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.191 kelime·21 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1.Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan bahisle

Yükseköğretim Kurumu ile ilişiğin kesilmesi nedeniyle eğitim hakkının ihlal

edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2.Başvuru 3/11/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine İzmir 11.

Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 15/1/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş

bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla elde edilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:

6.Başvurucu, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan Ege

Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012

eğitim-öğretim yılı için açmış olduğu sınava girmiştir.

7.Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)tarafından

yayımlanan "2011 Öğrenci

Seçme ve Yerleştirme Sistemi Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları

Kılavuzu"nda söz konusu

Üniversitenin Beden Eğitimi ve

Spor Öğretmenliği Programı için yirmisi bayan, otuzu erkek toplam elli

kontenjan bulunduğu ilan edilmiştir.

8.Başvurucu, sınav sonucunda bayan adaylar arasında 11. yedek

sırasında yer alarak asıl listeye girememiştir.

9.Üniversitenin resmî İnternet sayfasında 2011-2012

eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin yapılan

duyuruda asıl kayıt tarihinin 12/9/2011, yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011

olduğu açıklanmış; asil ve yedek öğrencilerin kayıtlarının yapılmasından sonra

boş kontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde İnternet'ten boş

kontenjanların ilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağı

belirtilmiştir.

10. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asıl

olarak kazananların yer aldığı elli kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleri

Daire Başkanlığına gönderilmiştir.

11. Anılan Bölümün Öğrenci İşlerince asıl listede sınavı kazanan

on bir bayan ve on beş erkek adayın son kayıt tarihi olan 12/9/2011 tarihi

itibarıyla kayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerine başarı sıralamasına

göre hazırlanan yedek liste, Üniversitenin resmî İnternet sitesinden ilan

edilmiş ve listede yer alan adaylardan başvuranların kaydı 13/9/2011 tarihinde

yapılmıştır. Başvurucu da anılan yedek listesinde adının yer alması üzerine

Celal Bayar Üniversitesinde aynı Bölümü asıl olarak kazanmış ve kaydını da

yaptırmış olmasına rağmen bu programdaki kaydını sildirerek Ege Üniversitesi

BESYO'ya anılan tarihte kaydını yaptırmıştır.

12. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listede

olan on kız ile on iki erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı hâlde belgelerinin

personel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı fark edilmiş ve aslındaasıl

listeden sadece bir kız ve üç erkek öğrencinin kayıt yaptırmadığı

anlaşılmıştır.

13. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydı

yapılan on sekiz öğrenci için 14/9/2011 tarihli ve 6122 sayılı yazı ile

Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmak

üzere kontenjan sayısının altmış sekize çıkarılması talebinde bulunulmuştur.

14. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek liste

ilan edilerek üç erkek ve bir kız öğrenci için daha kontenjan açıldığı

duyurulmuştur.

15. Bu arada kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından

22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğ

edilmiştir.

16. Bu gelişme üzerine

Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894

sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisle

yedek liste üzerinden kaydı yapılan yirmi iki öğrencinin Üniversite ile

ilişikleri kesilmiştir. Başvurucu, ilişiğinin kesildiğini 26/10/2011 tarihinde

Üniversiteye geldiğinde öğrenmiş ve bunun üzerine dava açma süresi içinde İzmir

2. İdare Mahkemesinde anılan işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması

istemiyle dava açmıştır.

17. İzmir 2. İdare Mahkemesi 21/12/2011 tarihli ve E.2011/2296

sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması istemini reddetmiş, anılan karara

itiraz edilmesi üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından 31/1/2012

tarihli ve Y.D. İtiraz No: 2012/255 sayılı karar ile itirazın kabulüne ve Idare

Mahkemesince yürütmenin durdurulması isteminin reddi yolunda verilen kararın

kaldırılmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.

18.Anılan karar üzerine başvurucu söz konusu okulda öğrenci

olarak eğitim almaya devam etmiştir.

19. İzmir 2. İdare Mahkemesi 27/6/2012 tarihli ve E.2011/2296,

K.2012/1210 sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Karar gerekçesinin ilgili

bölümü şöyledir:

"...

Bilindiği üzere, kazanılmış hakların korunması, idari istikrar, idareye

güven, haklı beklenti gibi ilkeler hukuk devletinin unsurları arasında yer

almakta olup, bu ilkeler genel olarak idarenin tesis ettiği işlemlere

güvenmeyi, onların hukuki ve geçerli sebepler olmadan geri alınıp

değiştirilmeyeceğine inancı ifade etmektedir. Nitekim, Danıştayın 1973 tarih ve

E:1968/8, K:1973/14 sayılı içtihadı birleştirme kararına göre idare, hukuka

aykırı işlemlerini ancak idari dava açma süresi içinde geri alabilir. Bu süre

geçtikten sonra hukuka aykırı da olsa işlemini geri alması, idari istikrar ve

idareye güven ilkeleriyle bağdaşmaz. Ancak, işlemin yoklukla sakat olması, açık

hatanın bulunması, ve/veya, hatalı işlemin tesisinde

ilgilinin hilesi, yönlendirmesi ve yanıltması söz konusu ise, hatalı işlemlerin

her zaman geri alınabilmesi mümkündür.

Bunun yanında, haklı beklenti ve kazanılmış hak da hukuk devleti

ilkelerindendir. Ancak, haklı beklentiden söz edebilmek için, meşru zeminde

elde edilen bir statünün doğal sonuçlarının ve o statünün elde edildiği tarihte

bilinen getirilerinin sonradan idarece değiştirilmemesi gerekir. Burada, statü

için aranan koşulları meşru olarak yerine getirmiş olma kriteri belirleyicidir.

Yukarıda anılan hukuk ilkesi doğrultusunda ihtilaf ele alınacak olursa

öncelikle yapılan işlemin ''hukuka aykırı işlemin geri alınması'' olduğunu

belirtmek ve bunun hukuki tahlilini yapmak gerekmektedir.

Olayda, davacı öğrenci, normal şartlarda kayıt hakkı olan bir öğrenci

olmayıp, memur hatasıyla kontenjan fazlası olarak kaydedilmiş, bir başka

deyişle, memur hatası sonucu öğrenci statüsünü elde etmiş, hukuka aykırı

biçimde kontenjan fazlası olarak yapılan kaydının ise, idari istikrar süreleri

geçirilmeksizin dava konusu işlemle geri alındığı görülmüş olduğundan, hatalı

olarak yapılan kayıt işleminin davacı için kazanılmış hak olarak kabulüne

olanak bulunmadığı gibi, haklı beklenti ve idareye güven ilkelerine

aykırılıktan da söz edilememektedir.

Bu durumda, kayıt hakkı kazanmadığı halde idarece hatalı olarak öğrenci

kaydı yapılan davacının üniversiteden kaydının silinmesine ilişkin dava konusu

işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.

..."

20.Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğünün 2/8/2013 tarihli ve 1335

sayılı yazısı ile Idare Mahkemesinin ret kararı gereğince başvurucunun kaydının

19/9/2012 tarihi itibarıyla silindiği başvurucuya bildirilmiştir.

21. Başvurucu tarafından temyiz edilen karar, Danıştay Sekizinci

Dairesinin 8/4/2013 tarihli ve E.2012/9610, K.2013/2889 sayılı kararıyla

onanmış; başvurucunun karar düzeltme talebi yine aynı Dairenin 19/12/2013

tarihli ve E.2013/6723, K.2013/10522 sayılı kararıyla reddedilmiştir.

22. Anılan karar, başvurucuya 12/2/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

23. Başvurucu 11/3/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24.Başvurucu, iptal davasını müteakiben tam yargı davası

açmıştır. İzmir 3. İdare Mahkemesinin 20/3/2015 tarihli ve E.2014/405,

K.2015/361 sayılı kararıyla davanın kısmen

kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

25. Davalı idare tarafından temyiz edilen karar, Danıştay

Sekizinci Dairesinin 4/11/2015 tarihli ve E.2015/8189, K.2015/9216 sayılı

kararıyla onanmıştır. Bu karara karşı davalı idare, karar düzeltme talebinde

bulunmuş olup bireysel başvuru tarihi itibarıyla talep hakkında henüz bir karar

verilmemiştir.

B. İlgili Hukuk

26. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun

2880 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik "Yükseköğretim

Kurulunun görevleri" kenar başlıklı 7. maddesinin (h) bendi

şöyledir:

"Üniversitelerin

her eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrenci

sayısı önerilerini inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insangücü

planlaması, kurumların kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri

doğrultusunda ortaöğretimdeki yönlendirme esaslarını da dikkate alarak

öğrencilerin seçilmesi ve kabul edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek"

27. Aynı Kanun'un "Yükseköğretime

giriş ve yerleştirme" kenar başlıklı ve 6287 sayılı Kanun'un

14. maddesi ile değişik 45. maddesinin (a) bendi şöyledir:

"Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve

fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu

tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır."

28. Danıştay Sekizinci Dairesinin 17/10/2014 tarihli ve E.2013/4561,

K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir:

"Dava, davacıların çocuğunun 14.06.2009

tarihinde girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyle

uğradıklarını öne sürdükleri toplam 25.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi

zararın sınav tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini

istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğun

eğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıl

eğitim masrafı olan 1.000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar için

talep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 3.600,00 TL zararın

davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminat

isteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 6.500,00 TL'nin ödenmesine karar

verilmiştir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen

kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin

bulunmasına bağlıdır.

İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin

kısmen kabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar vedayandığı gerekçe usul

ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından,kararın

bu kısımlarının onanması gerekmektedir.

Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevi

tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz istemine

gelince;

Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda)

meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi

tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa

hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşanan

manevi acı ile orantılı olması gerekmektedir.

Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirken

ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu

elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek, idarenin hukuka

aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek bir miktarın

belirlenmesi gerekmektedir.

Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikle

üniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerinde

gerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğu

tartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatli

davranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yıl

üniversiteye geç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve

zararın niteliği dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat

miktarının, duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek düzeyde olmadığı

görülmektedir.

Bu durumda, anne-baba ve öğrenci için

mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi

tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre

Mahkemece yeniden belirlenmesigerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdare

Mahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi

tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden

karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,...

karar verildi"

29. Yine Danıştayın anılan Dairesinin 18/7/2005 tarihli ve

E.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebinin reddine ilişkin kararı

da şöyledir:

"Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'ye

yanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığını

öne sürdüğü 16.218.965.972 lira maddi, 5.000.000.000 lira manevi zararın yasal

faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğu

alanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşük olarak

hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorunda

kaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilen

işlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı döviz

karşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' nin herhangi bir

kusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından bu paranın Milli

Eğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi gerektiği,

davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatası sonucu

davacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorunda kaldığı ve

öğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulan elem ve

ızdırabını kısmen de olsa hafifletmek amacıyla 3.000.000.000.-lira manevi

tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya ödenmesi

gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi tazminat isteminin kısmen

kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan

Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki iptal davasının

açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, ÖSYM'nin dava

konusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden davacının

maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile

3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, manevi tazminata

yasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesinin 18.09.2003

gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizen inceleyerek; maddi

tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın

olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki

iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte

davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminatistemininreddine,ÖSYM'

nindava konusuolaydahizmetkusurubulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden

davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile

3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli EğitimBakanlığınca davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkinkısmının

onanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkin

kısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 21.9.2004 gün ve E:2004/1068,

K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarınca

düzeltilmesi istemi,

...

İstemde bulunanlar tarafından öne sürülen

düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine

uymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,...

karar verildi."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

30. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

31. Başvurucu, Ege Üniversitesi BESYO'ya yedek listeden kayıt

yaptırmaya hak kazandığını, bunun üzerine başka bir üniversitede kaydını

yaptırmış olmasına rağmen resmî duyuruya itibar ederek diğer programdaki

kaydını sildirdiğini ve ilgili programa kaydolduğunu belirtmiştir. Başvurucu;

kayıt sonrası derslere girmeye başladığını, daha sonra tarafına Rektörlükçe

19/10/2011 tarihi itibarıyla okulla ilişiğinin kesildiğinin bildirildiğini, bu

işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddedildiğini ifade etmektedir.

Başvurucu, idarenin hatası yüzünden asıl olarak kazandığı ve kaydolduğu

üniversitede eğitim görme hakkını da kaybettiğini, idarenin hatasının bedelini

kendisinin ödemesinin adil olmadığını,bu süreçte üç yıl kaybettiğini, hayata

geç başlamak durumunda kaldığını, dershanelere ücret ödeyerek üniversite

sınavlarına yeniden hazırlanmak zorunda kaldığını belirterek Anayasa’nın 42.

maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile Ege Üniversitesindeki öğrenci statüsünün iade

edilmesini, bu talebin uygun görülmemesi hâlinde Celal Bayar Üniversitesinde

öğrenim hakkı tanınmasını ya da ötelenen yaşam ve çalışma süresi gözetilerek maddi

ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

32. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“Kimse, eğitim ve

öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir

ve düzenlenir.”

33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek Türkiye’nin

taraf olduğu 1 No.lu ek Protokol’ün “Eğitim

hakkı” kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz.

...”

34. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinde kimsenin

eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı, öğretim hakkının

kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

35. Sözleşme’ye ek 1 No.lu Protokol’ün 2. maddesinde ise hiç

kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, bir başka anlatımla herkesin

eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır. Eğitim hakkını düzenleyen

bu ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bu cümlelerden birincisinde eğitim

hakkına ilişkin temel kural, ikincisinde ise tamamlayıcı kural düzenlenmiştir.

Birinci cümledeki temel kuralın “eğitim

hakkından yoksun bırakılmama” hakkını içerdiği kuşkusuzdur.

36. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının eğitim ve

öğrenim hakkını güvence altına aldığı ve dolayısıyla yükseköğrenim de dâhil

eğitim ve öğrenim hakkının, bireysel başvuru incelemesi bakımından Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı konusunda tereddüt

bulunmamaktadır (Selçuk Taşdemir [GK],

B. No: 2013/7860, 3/3/2016, § 53).

37. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim hakkı,

kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif

ödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim ve

öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir. Bununla

birlikte kamu otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkin

bir şekilde katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitim

ve öğrenim hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin

sağlanmasını güvence altına almaktadır (Selçuk

Taşdemir, § 66).

38. İdarenin hatası ile de olsa Yükseköğretim Kurumuna resmî

kaydı yapılan ve burada eğitim görme hakkı elde eden başvurucunun söz konusu

kaydının silinerek Yükseköğretim Kurumundan ilişiğinin kesilmesinden

kaynaklanan ihlal iddiasının eğitim ve öğrenim hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir (Ayrıca üniversiteye giriş için gerekli

koşulları taşımayan engelli bir kişinin şikâyetinin eğitim hakkı kapsamında

incelenmesine ilişkin AİHM kararı için bkz. Lukach/Rusya,

B. No: 48041/99, 16/11/1999).

39. Öte yandan başvurucunun belli bir dönemde eriştiği eğitim

kurumundan kaydının silinmesi, anılan kurumdaki eğitimine son verilmesi

sonucunu doğurduğundan eğitim hakkına yönelik bir müdahaledir.

40. Bu değerlendirmelerden sonra başvurunun kabul edilebilirlik

hususunun incelenmesi gerekmektedir.

41. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

42. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği

belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin

gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar

(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

44. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuru

yollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde

olağan kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru

yoluna, iddia edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması

çerçevesinde giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun

ikincillik niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel

mahkemeler önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet

konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler

de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

B. No: 2012/946, 26/3/2013, §§ 16-20).

45. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala uyulmasının

denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması esastır. Bu

anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının varlığının değil

aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun kişisel koşullarının

gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu nedenle başvurucunun

kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi

yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri dikkate alınarak

incelenmesi gerekir (S.S.A., B.

No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır,

B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

46. Başvuru konusu olayda, özel yetenek sınavı sonucunda elli

kişilik asıl listeye girerek 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ege Üniversitesi

BESYO'ya kaydolmaya hak kazanan öğrencilere tanınan kayıt süresinin dolmasının

ardından elli kişilik asıl listede olup da kaydını süresinde yaptıran bazı

öğrencilerin kayıt belgelerinin sehven değerlendirmeye alınmaması nedeniyle

gerçekte olandan daha fazla bir kontenjan açığı saptanmış ve söz konusu kontenjan

açığı yedek listeler ile doldurulmaya çalışılmıştır. İdare daha sonra yaptığı

hatayı fark ederek olması gerekenden çok sayıda öğrenci kaydı yapıldığını ve

kontenjanın bu şekilde aşıldığını belirlemiş ve yedek listeden hatalı olarak

kaydı yapılan öğrencilerin mağdur edilmemesi amacıyla YÖK'e yazı yazarak

kontenjan artırılması talebinde bulunmuştur. YÖK'ün bu talebi reddetmesi

üzerine yedek listelerden yanlışlıkla kaydı yapılan öğrencilerin kayıtları

19/10/2011 tarihli işlemle idarece silinmiştir. Başvurucu da bu kapsamda kaydı

silinen öğrencilerden biridir.

47. Somut olayda idarece hata yapılmasaydı söz konusu okula

başvurucunun kaydının yapılmasının hukuken mümkün olmadığı hususunda bir

ihtilaf bulunmamaktadır. Başvurucu da aksi yönde bir iddia ileri sürmemektedir.

Başvurucu; idarenin yanlış yönlendirmesi neticesinde kaydolduğu okulun kayıt

harçlarını yatırdığından, bir ay boyunca her şeyden habersiz öğrenim hayatına

devam ettiğinden, asıl olarak girmeye hak kazandığı Celal Bayar Üniversitesinde

öğrenim görme hakkını kaybettiğinden bahisle kayıt silme işleminin hukuka

aykırılığından ziyade bu işlemin doğurduğu sonuçlardan şikâyet etmektedir.

48. Somut uyuşmazlık ve benzeri uyuşmazlıkları temyiz mercii

olarak inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesinin istikrar bulmuş kararlarında,

hatalı işlemlerin geri alınmasının Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun

22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararı uyarınca hatalı işlemin

yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde mümkün olduğu, dava

açma süresi geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı kabul edilmektedir

(Danıştay 8. Dairesi, 28/12/2007, E.2007/8916, K.2007/7436; 30/10/2008,

E.2008/6282, K.2008/6591; 28/6/2010, E.2010/2490, K.2010/3867; 23/11/2011,

E.2011/6161, K.2011/5928; 24/4/2012, E.2011/8585, K.2012/1862).

49. Somut olayda, başvurucu hakkında idarenin hatası nedeniyle

yapılan kayıt işlemiyaklaşık bir aylık bir süreden sonra yani altmış günlük

dava açma süresi içinde idarece geri alınmıştır.

50. İdare Mahkemesi, gerekçeli kararında kazanılmış hak, haklı

beklenti ile hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkeleri yönünden bir

değerlendirme yapmış ve somut olayda Danıştay İçtihadı Birleştirme kararında

ortaya konulan ilkelere uygun olarak kontenjan fazlası olarak yapılan kaydın

idari istikrar süreleri içinde geri alındığı ve hatalı yapılan kayıt işleminin

başvurucu açısından kazanılmış hak olarak kabul edilemeyeceği, haklı beklenti

ve idareye güven ilkelerine aykırılıktan da söz edilemeyeceği gerekçesiyle

başvurucu tarafından açılan iptal davasını reddetmiştir.

51. Eğitim, niteliği gereği devlet tarafından düzenleme

yapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara tabi tutulması doğaldır.

Devletler bu konuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir

alanına sahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi

yükseldikçe artmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından

önemine bağlı olarak azalmaktadır (Yüksel

Baran, B. No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).

52. Sınırlı sayıda yükseköğretim kurumuna ulaşılabilir olduğu

durumlarda devletin, bunlara erişimi -akademik bir bakış açısıyla- sunulan

hizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerle sınırlandırma yetkisi

vardır (İngrid Jordebo Foundation of

Christian Schools and İngrid Jordebo/İsveç [Komisyon], B. No:

11533/856/03/1987). Bu kapsamda AİHM, uygun koşullarda asgari seviyede yeterli

eğitim vermek suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayı sağlamak için üniversiteye

kabulün, buna ilişkin giriş sınavını kazanıp kurallara uyarak kaydolanlarla ve

belli bir kontenjanla sınırlandırılmasına 1 No.lu Protokol'ün ikinci maddesinin

izin verdiğini belirtmektedir. (Tarantino ve

diğerleri/İtalya, B. No: 25851/09, 29284/09, 64090/09, 2/4/2013, §

46).

53. Bu bağlamda üniversiteye giriş için kontenjan sınırlaması ve

sınavda başarılı olma koşulu getirilmesine izin veren eğitim hakkının bu

koşullar yerine getirilmeksizin hatalı olarak elde edilen öğrencilik statüsünün

geri alınmamasını talep etme hakkını verdiği söylenemez.

54. Somut olayda başvurucu, Ege Üniversitesi BESYO'ya giriş

hakkı elde etmek için yapılan özel yetenek sınavı sonucunda ÖSYM tarafından

belirlenen kontenjan içerisine girememiş, dolayısıyla anılan okula kayıt hakkı

kazanamamıştır. Ancak idarece yapılan bir hata üzerine başvurucu, okula

kaydedilmiş; durumun anlaşılmasından yaklaşık bir ay sonra da kayıt işlemi geri

alınmıştır.

55. Buna göre somut olayın koşulları, başvurucunun şikâyetleri,

özellikle de kurallara uygun şekilde giriş hakkı kazandığı diğer okuldaki

kaydını sildirmek durumunda kalmış olması ve eğitim hakkının kapsamı dikkate

alındığında idarenin hatası nedeniyle elde edilen bir statünün hukuka uygunluk

denetiminin yapılacağı bir iptal davasının iddia edilen ihlalin giderimi için

elverişli bir başvuru yolu olmadığı sonucuna varılmıştır.

56. Diğer taraftan başvurucuya atfedilebilir bir kusurun

bulunmadığı somut olayda, eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden

idarenin sorumluluğundan hareketle zararların tazminine yönelik olarak açılacak

bir tam yargı davasının tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

57. İdare, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince kural olarak

yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle

yükümlü olup idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku kuralları

çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuzsorumluluk ilkeleri gereği tazmin

edilmektedir.

58. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 12. maddesinde "İlgililer

haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi

mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın

karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına

başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası

sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde

tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca

idareye başvurma hakları saklıdır." hükmü yer almaktadır.

59. Bu düzenleme ile ilgililere, haklarını ihlal eden bir idari

işlem nedeniyle doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davasını birlikte açabilmelerinin yanı sıra üçüncü bir yol olarak ilk önce

iptal davası açarak bunun karara bağlanması üzerine tam yargı davası

açabilmeleri olanağı tanınmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere iptal

davasının karara bağlanmasından sonra tam yargı davası açabilmek için iptal

davasının ne şekilde sonuçlandığı önem arz etmemektedir. Dolayısıyla iptal

davasının reddedilmiş olması tam yargı davası açılmasına engel teşkil etmez.

60. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da

değinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülen

mekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmaların

özellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,

8/7/1999, § 76).

61. İdarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların

tazminine yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında açılmış

tam yargı davalarına ilişkin çok sayıda Danıştay kararı mevcut olup bunlardan

başvuru konusu uyuşmazlığın temyiz mercii olan Danıştay Sekizinci Dairesi

kararlarının, ilgililerin eğitim hakkına yönelik idarenin kusurundan

kaynaklanan zararların tazminini sağladığı anlaşılmaktadır (bkz. § 28-29).

62. Görüldüğü üzere 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde

düzenlenen tam yargı davası yolu, başvuruya benzer uyuşmazlıklar yönünden

idarenin kendi kusurundan kaynaklanan zararların tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle anılan hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından

erişilebilir, elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı

sunmaktadır.

63. Somut olayda, başvurucunun idare mahkemesi nezdinde açmış

olduğu ve bakılan uyuşmazlık açısından etkili giderim yolu olan tam yargı

davasının karar düzeltme aşamasında olduğu ve henüz kesinleşmediği dikkate

alındığında söz konusu tam yargı davasının sonucu beklenilmeden ikincil

nitelikteki bireysel başvuru yoluna başvurulduğu görülmüştür.

64. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

1/2/2017 tarihinde Engin YILDIRIM'ın karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucu, Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği

Bölümüne yedek listeden kaydolabilmek için başka bir üniversitedeki kaydını

sildirdiğini, ancak daha sonra Ege Üniversite’sinin personelden kaynaklı hatalı

bir işlem yapıldığı gerekçesiyle kaydını sildiğini ve sonuçta eğitim ve öğrenim

hakkından mahrum bırakıldığını iddia etmektedir. Anayasa’nın 42.maddesindeki

eğitim ve öğrenim hakkı ilköğretim dışında devletin herkese eğitim ve öğrenim

sağlaması şeklinde pozitif bir yükümlülük getirmemekle birlikte kamu

otoritelerinin kişinin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif

yükümlülüğünü getirmektedir.

Somut olayda, başvurucu asıl listeden kazanıp kaydolduğu başka

bir üniversitedeki kaydını idarenin hatalı olduğu sonradan ortaya çıkan bir

işlemini güvenip, sildirmesi sonucunda mağdur olmuştur. Başvurucu kendi

kusurundan kaynaklanmayan bir işlemden dolayı eğitim ve öğrenim hakkından bir

süreliğine de olsa yararlanamamıştır. Elbette, başvurucunun bir eğitim kurumuna

sehven kaydolması onu otomatikman eğitim ve öğrenim hakkının öznesi yapmaz.

Burada sorun idarenin doğru işlem tesis ettiğine güvenen ve inanan başvurucunun

kaydolduğu diğer yükseköğrenim kurumundaki kaydını silmesinden

kaynaklanmaktadır. Bu işlemden dolayı başvurucuya herhangi bir kusur

atfedilmemelidir. Başvurucunun mağduriyetini tam yargı davası açarak kısmen de

olsa giderebilmesi mümkünse de başvurucu, eğitim ve öğrenim hakkına yapılan

müdahalenin ve bundan kaynaklanan bir ihlalin tespitini talep etmektedir.

Başvurucunun herhangi bir kişisel kusuru olmadan, idarenin

kusurlu bir tasarrufundan dolayı eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılması

Anayasa’nın 42. maddesinin ihlali anlamına gelmektedir.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

Ezgi

PINARLAR

Vekili : Av. Korhan Ata UŞKAY Başkan Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/3237, 1 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher
  12. A. Başvurunun başvuru
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Pınarlar
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/3237
Tarih
1 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Ali Dikici Başvurusu (B. No: 2014/11656)
  • Nesil Dinçelmas Başvurusu (B. No: 2014/14441)
  • Mehmet Yüzgeç Başvurusu (B. No: 2014/2282)
  • Serdar Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2984)
  • Altun Avşar Başvurusu (B. No: 2014/9701)
  • Günay Özmen Başvurusu (B. No: 2014/10841)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.