İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Nesil Dinçelmas Başvurusu (B. No: 2014/14441)

1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan

Başvuru No2014/14441Tarih1 Şubat 2017Okuma23 dk · 4.512 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Nesil Dinçelmas Başvurusu

Karar tarihi
1 Şubat 2017
Başvuru Numarası
2014/14441
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.512 kelime·23 dk okuma·17 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, öğrencilik statüsünün kazanılmamış olduğundan

bahisle Yükseköğretim Kurumu ile ilişiğin kesilmesine ilişkin işlem nedeniyle

eğitim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 29/8/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine İzmir Bölge

İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari

yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel

teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 17/3/2015 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık tarafından herhangi bir görüş

bildirilmemiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal

Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla elde edilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde ilgili olaylar özetle

şöyledir:

6. Başvurucu, özel yetenek sınavı ile öğrenci alan Ege Üniversitesi

Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunun (BESYO) 2011-2012 eğitim-öğretim yılı için

açmış olduğu sınava girmiştir.

7. Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM)tarafından

yayımlanan "2011 Öğrenci

Seçme ve Yerleştirme Sistemi Yükseköğretim Programları ve Kontenjanları Kılavuzu"nda söz

konusu Üniversitenin Beden

Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Programı için yirmisi bayan, otuzu erkek olmak

üzere toplam elli kontenjan bulunduğu ilan edilmiştir.

8. Başvurucu, sınav sonucunda bayan adaylar arasında 5. yedek

sırada yer alarak asıl listeye girememiştir.

9. Üniversitenin resmî İnternet sayfasında 2011-2012

eğitim-öğretim yılı kesin kayıt işlemleri ve kayıt tarihlerine ilişkin duyuruda

asıl kayıt tarihinin 12/9/2011, yedek kayıt tarihinin ise 13/9/2011 olduğu

açıklanmış; asıl ve yedek öğrencilerin kayıtlarının yapılmasından sonra boş

kontenjan olması durumunda 21/9/2011 tarihinde İnternet'ten boş kontenjanların

ilan edileceği ve kayıtların 23/9/2011 tarihinde yapılacağı belirtilmiştir.

10. Ege Üniversitesi BESYO Müdürlüğü tarafından sınavı asıl

olarak kazananların yer aldığı elli kişilik öğrenci listesi Öğrenci İşleri

Daire Başkanlığına gönderilmiştir.

11. Anılan Bölümün Öğrenci İşlerince sınavı kazanan ve asıl

listede yer alan on bir bayan ve on beş erkek adayın son kayıt tarihi olan

12/9/2011 tarihi itibarıyla kayıt yaptırmadığının tespit edilmesi üzerine

başarı sıralamasına göre hazırlanan yedek liste, Üniversitenin resmî İnternet

sitesinden ilan edilmiş ve listede yer alan adaylardan başvuranların kaydı

13/9/2011 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu da anılan yedek listesinde adının

yer alması üzerine Celal Bayar Üniversitesinde aynı bölümü asıl olarak kazanmış

ve kaydını da yaptırmış olmasına rağmen bu programdaki kaydını sildirerek Ege

Üniversitesi BESYO'ya anılan tarihte kaydını

yaptırmıştır.

12. Aynı gün kayıt işlemlerinin kontrolü sırasında asıl listede

olan on kız ile on iki erkek öğrencinin kaydını yaptırdığı hâlde belgelerinin

personel hatası nedeniyle dikkate alınmadığı fark edilmiş ve aslındaasıl listeden sadece bir kız ve üç erkek öğrencinin

kayıt yaptırmadığı anlaşılmıştır.

13. Hatanın fark edilmesi üzerine yedek listelerden kaydı

yapılan on sekiz öğrenci için 14/9/2011 tarihli ve 6122 sayılı yazı ile

Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) 2011-2012 eğitim-öğretim yılına mahsus olmak

üzere kontenjan sayısının altmış sekize çıkarılması talebinde bulunulmuştur.

14. Öte yandan 21/9/2011 tarihli duyuru ile ikinci yedek liste

ilan edilerek üç erkek ve bir kız öğrenci için daha kontenjan açıldığı

duyurulmuştur.

15. Bu arada kontenjan artırım talebinin YÖK tarafından

22/9/2011 tarihli karar ile reddedildiği 27/9/2011 tarihinde idareye tebliğ

edilmiştir.

16. Bu gelişme üzerine,

Ege Üniversitesi Öğrenci İşleri Daire Başkanlığının 19/10/2011 tarihli ve 7894

sayılı işlemiyle YÖK'ün kontenjan artırımı talebini reddettiğinden bahisle

yedek liste üzerinden kaydı yapılan 22 öğrencinin üniversite ile ilişikleri

kesilmiştir. Başvurucu söz konusu işlem üzerine dava açma süresi içerisinde

İzmir 3. İdare Mahkemesinde işlemin iptali ve yürütmenin durdurulması istemiyle

dava açmıştır.

17. İzmir 3. İdare Mahkemesi 9/12/2011 tarihli ve E.2011/2226

sayılı kararıyla yürütmenin durdurulması istemini reddetmiş, anılan karara

itiraz edilmesi üzerine İzmir Bölge İdare Mahkemesi tarafından 11/1/2012

tarihli ve Y.D. İtiraz No: 2012/47 sayılı karar ile itirazın kabulüne ve Idare Mahkemesince yürütmenin durdurulması isteminin reddi

yolunda verilen kararın kaldırılmasına oyçokluğu ile karar verilmiştir.

18. Anılan karar üzerine başvurucu, söz konusu okulda öğrenci

olarak eğitim almaya devam etmiştir.

19. İzmir 3. İdare Mahkemesi 30/5/2012 tarihli ve E.2011/2226,

K.2012/977 sayılı kararıyla dava konusu işlemi iptal etmiştir. Karar

gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:

"...

Doktrinde kazanılmış hak; objektif bir hukuk kuralının kişi hakkında

uygulanması veya kendiliğinden uygulanacak hale gelmesi, böylece objektif ve

genel hukuki durumun kişisel bir işlemle özel hukuki duruma dönmesi, hukuka

aykırı işlemlerde ise; bir süre yararlanılması sonucunda Anayasa ve yasalarca

korunmaya değer hak haline gelmesi olarak tanımlanmaktadır. Özellikle, hukuka

uygun olarak elde edilen meşru hakların korunması, anılan kazanılmış hak ilkesi

nedeniyle geniş uygulama alanı bulmaktadır.

Öte yandan idare hukukunun önemli bir ilkesi de, idari işlemlerdeki

doğruluk karinesidir. İdarenin tek taraflı kararlarına vatandaşın uyma

mecburiyetini getiren bu ilkenin doğal sonucu olarak da, idari işlemlerde

devamlılık ve istikrar sağlanmaktadır. Buna karşılık idarelerin de yokluk, açık

hata ve ilgilinin gerçek dışı beyanı veya hilesi ile tesis edilen idari

işlemler ayrık tutulmak kaydıyla kişiler lehine sonuç doğuran diğer hatalı

işlemleri dava açma süresinin geçmesinden sonra geri alamayacakları hususu yargı

kararlarıyla istikrar kazanmıştır. (Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun E:

1968/8, K: 1973/14 sayılı Kararı) idari istikrar ilkesinin uzantısı olan bu

ilkeler bir yandan devamlı olan idarede istikrarı sağlarken, aynı zamanda

ilgililer açısından da hukuki güvenlik ortamı yaratmaktadır.

Hukuk güvenliği ilkesi, ilgili kimsenin etkin bir şekilde korunması,

her bir uyuşmazlığa uygun olacak şekilde somut mekanizmalar aracılığıyla

sağlanır. Bu mekanizmalar, geriye yürümezlik ilkesi, usuli

önlemler, yetki ve sorumluluk gibi denetim ölçütleri yanında, kazanılmış

haklara saygı ve haklı beklentilerin korunmasıdır. Kazanılmış hak, her ne

şekilde olursa olsun, kişilerin Devlet ve hukuka güvenerek geleceklerini

planlamalarına imkan tanınması,yine bu güvene

dayanarak kurdukları ilişkilerin tanınması ve korunması gereğinin bir ürünüdür.

Kazanılmış haklar, hukuka uygun işlemler sonucunda doğarlar. Halbuki

bazen, hukuka aykırı da olsa, üzerinden belirli bir süre geçmesi, iyi niyetin

korunması ve idari istikrar kaygılarıyla kişilerin lehine doğan hukuki

durumların korunması gereklidir.

Öte yandan, Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Sınavı sonuçlarına göre özel

yetenek sınavı ile alınacak öğrenci sayılarının her yıl üniversitelerin

teklifleri üzerine Yükseköğretim Kurulunca karara bağlandığı, 2011-2012 eğitim

öğretim yılında Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu tarafından

programa alınacak öğrenci kontenjanları belirlenerek Üniversite Senatosunca

karara bağlandıktan sonra Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına sunulduğu ve

bölümlere ait sunulan tekliflerin kabul edilerek 2011 ÖSYS Kılavuzunda

yayınlandığı, 2011-2012 eğitim öğretim yılı Yökseköğretim

Kurulunun kararı ile Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Beden

Eğitimi ve Spor Öğretmenliği bölümünün 20 bayan + 30 erkek olmak üzere toplam

ilan edilen kontenjan sayısı 50 olarak belirlenmiştir.

...

Bu durumda, yapılan hatalı kayıt işleminin davalı idare tarafından da

kabul edildiği, bu hatanın telafisi amacıyla Yükseköğretim Kurulu

Başkanlığından kontenjan artırımı talebinde bulunulduğu, idarece kontenjan

artırımı talebinde bulunulmakla kontenjan dışı alınan öğrencilere de aynı

kalitede eğitim ve öğretimin verilebileceğinin kabulünün zorunlu olduğu da göz

önüne alındığında, idari istikrar ilkesi ile idari güven ve tutarlılık ilkesi

gereğince davacının okuldan kaydının silinmesine ilişkin dava konusu işlemde

hukuka ve hakkaniyete uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

..."

20. Davalı Ege Üniversitesi Rektörlüğü tarafından temyiz edilen

İdare Mahkemesi kararı, Danıştay Sekizinci Dairesinin 19/12/2013 tarihli ve

E.2012/7736, K.2013/10497 sayılı kararıyla bozulmuştur. Kararın ilgili kısmı

şöyledir:

"...

Her ne kadar davacı, kontenjan fazlası olarak öğrencilik kaydının

yapıldığı süreçte idarece hukuka aykırı olarak tesis edildiği görülen

işlemlerin tarafı olmadığı ve bu nedenle işlemlerin tesis edilmesinde kişisel

olarak idareyi yanıltması olanağı bulunmadığını ileri sürmekte ise de, Anayasal

düzeyde koruma gören eğitim hakkının kullanılmasında, olanakların kısıtlılığı

nedeniyle fırsat eşitliğini de sağlamak üzere getirilmiş olan kuralların

getirdiği sınırlamalar karşısında; bu kurallara aykırı olarak idarece

"açık hataya" düşülerek yapıldığı görülen öğrenci kaydının iptal

edilmesinde, hukuk güvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılık

bulunmamaktadır.

..."

21. Bu karara karşı başvurucu tarafından yapılan karar düzeltme

talebi yine aynı Dairenin 24/6/2014 tarihli ve E.2014/3767, K.2014/5664 sayılı

kararıyla reddedilmiştir.

22. Anılan karar, başvurucuya 1/8/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

23. Başvurucu 29/8/2014 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

24. Danıştay Sekizinci Dairesinin yukarıda anılan bozma kararı

üzerine dosyayı yeniden inceleyen İzmir 3. İdare Mahkemesi 2/1/2014 tarihli ve

E.2014/1115, K.2014/1242 sayılı kararıyla bozma kararına uymak suretiyle davayı

reddetmiştir. Başvurucuya 15/12/2014 tarihinde tebliğ edilen bu karar başvurucu

tarafından temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

25. Öte yandan başvurucu, iptal davasını müteakiben maddi ve

manevi zararlarının tazmini talebiyle İzmir 4. İdare Mahkemesinde tam yargı

davası açmıştır. Mahkeme 11/9/2015 tarihli ve E.2014/1690, K.2015/1236 sayılı

kararıyla davanın kısmen kabulüne hükmederek başvurucuya 643,48 TL maddi,

30.000 TL manevi olmak üzere toplam 30.643,48 TL ödenmesine karar vermiştir.

26. Hem başvurucu hem de davalı idare tarafından temyiz edilen

karar, Danıştay Sekizinci Dairesinin 21/3/2016 tarihli ve E.2015/14534,

K.2016/2804 sayılı kararıyla maddi tazminata ilişkin kısım yönünden onanmış;

manevi tazminata ilişkin kısım yönünden ise "mahkemece

takdir edilen miktarın yetersiz bulunduğu, amaç ve niteliği de dikkate alınarak

kararda belirtilen ölçütlere göre tutarın yeniden belirlenmesi gerektiği"

gerekçesiyle bozulmuştur.

27. Bu karara karşı davalı idare tarafından karar düzeltme talebinde

bulunulmuş olup talep hakkında henüz bir karar verilmemiştir.

B. İlgili Hukuk

28. 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun

2880 sayılı Kanun’un 3. maddesi ile değişik "Yükseköğretim

Kurulunun görevleri" kenar başlıklı

7. maddesinin (h) bendi şöyledir:

"Üniversitelerin

her eğitim - öğretim programına kabul edeceği öğrenci sayısı önerilerini

inceleyerek kapasitelerini tespit etmek; insan gücü planlaması, kurumların

kapasiteleri ve öğrencilerin ilgi ve yetenekleri doğrultusunda ortaöğretimdeki

yönlendirme esaslarını da dikkate alarak öğrencilerin seçilmesi ve kabul

edilmesi ile ilgili esasları tespit etmek"

29. Aynı Kanun'un "Yükseköğretime

giriş ve yerleştirme" kenar başlıklı ve 30/3/2012 tarihli ve

6287 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile değişik 45. maddesinin (a) bendi şöyledir:

"Yükseköğretim kurumlarına giriş ve yerleştirme işlemleri imkân ve

fırsat eşitliğini sağlayacak tedbirleri almak kaydıyla, Yükseköğretim Kurulu

tarafından belirlenen usul ve esaslara göre yapılır."

30. Danıştay Sekizinci Dairesinin

17/10/2014 tarihli ve E.2013/4561, K.2014/7192 sayılı kararı şöyledir:

"Dava, davacıların çocuğunun 14.06.2009

tarihinde girmiş olduğu ÖSS cevap anahtarının kaybolmuş olması nedeniyle

uğradıklarını öne sürdükleri toplam 25.000,00 TL maddi, 45.000,00 TL manevi

zararın sınav tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini

istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; baba tarafından çocuğun

eğitim ve öğretim giderleri için harcamalar yapılacağı açık olduğundan; son yıl

eğitim masrafı olan 1.000,00 TL ile yiyecek, giyecek, ulaşım vb. masraflar için

talep edilen ve koşullara uygun olduğu kanaat getirilen 3.600,00 TL zararın

davacılara ödenmesi gerektiği, manevi tazminata ilişkin olarak da tazminat

isteminin kısmen kabulü ile takdir olunan toplam 6.500,00 TL'nin ödenmesine

karar verilmiştir.

İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen

kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari

Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin

bulunmasına bağlıdır.

İdare Mahkemesince maddi tazminat isteminin

kısmen kabulü, kısmen de reddi yönünde verilen karar ve dayandığı gerekçe usul

ve yasaya uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, kararın

bu kısımlarının onanması gerekmektedir.

Davacıların, İdare Mahkemesi kararının manevi

tazminat isteminin kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz istemine

gelince;

Manevi tazminat, mal varlığında (patrimuanda) meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya

yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan

elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar.

Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın yaşanan manevi acı ile orantılı

olması gerekmektedir.

Ayrıca manevi zararın tazminine hükmedilirken

ilgililerin sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak olay nedeniyle duyduğu

elem ve ızdırabın kısmen giderilmesini ifade edecek,

idarenin hukuka aykırılığını ortaya koyacak ve hukuka aykırılığı özendirmeyecek

bir miktarın belirlenmesi gerekmektedir.

Dava konusu olayda olduğu gibi, özellikle

üniversitelere giriş sınavlarının gelecek kaygısıyla gerek çocuk üzerinde

gerekse de veliler üzerinde çok ciddi bir stres ve endişe kaynağı olduğu

tartışmasızdır. Bu yönüyle kamu hizmeti gören idarelerin azami dikkatli

davranmaları önem arz etmektedir. Buna göre çocuğun en azından bir yıl üniversiteye

geç girmesine neden olan idarenin kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliği

dikkate alındığında, mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarının,

duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa giderecek

düzeyde olmadığı görülmektedir.

Bu durumda, anne-baba ve öğrenci için

mahkemece takdir edilen manevi tazminat miktarı yetersiz bulunduğundan, manevi

tazminatın amaç ve niteliği dikkate alınarak yukarıda belirtilen ölçütlere göre

Mahkemece yeniden belirlenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, Ankara 3. İdare

Mahkemesi kararının; maddi tazminata ilişkin kısmının onanmasına, manevi

tazminata ilişkin kısmının ise bozulmasına, bozulan kısım hakkında yeniden

karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,... karar

verildi"

31. Yine Danıştayın anılan Dairesinin

18/7/2005 tarihli ve E.2005/410, K.2005/3559 sayılı karar düzeltme talebinin

reddine ilişkin kararı da şöyledir:

"Davacının mezun olduğu alanın ÖSYM'ye

yanlış bildirilmesi nedeniyle ÖSS puanının düşük hesaplanması sonucu uğradığını

öne sürdüğü 16.218.965.972 lira maddi, 5.000.000.000 lira manevi zararın yasal

faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan davada; davacının mezun olduğu

alanın okul idaresince ÖSYM'ye yanlış bildirilmesi nedeniyle puanın düşük

olarak hesaplandığı ve bu sebeple İstanbul Bilgi Üniversitesinde okumak zorunda

kaldığının anlaşıldığı, hukuka aykırılığı mahkeme kararı ile tespit edilen

işlemler nedeniyle davacının İstanbul Bilgi Üniversitesine yatırdığı döviz

karşılığı Türk lirasının tazmini gerekeceği, olayda ÖSYM' nin

herhangi bir kusuru bulunmadığı, kusur okul idaresinden kaynaklandığından bu

paranın Milli Eğitim Bakanlığınca maddi tazminat olarak davacıya ödenmesi

gerektiği, davacının manevi tazminat istemine gelince; idarenin açık hatası

sonucu davacının yanlış olarak yerleştirildiği okulda 1 yıl okumak zorunda

kaldığı ve öğrenim hayatının gereksiz yere bir yıl uzadığı için olaydan duyulan

elem ve ızdırabını kısmen de olsa hafifletmek

amacıyla 3.000.000.000.-lira manevi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim

Bakanlığınca davacıya ödenmesi gerektiği sonucuna varıldığı gerekçesiyle maddi

tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062 lira maddi tazminatın

olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara 10. İdare Mahkemesindeki

iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte

davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat isteminin reddine, ÖSYM'nin

dava konusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden

davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile

3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine, manevi tazminata

yasal faiz yürütülmemesine karar veren Ankara 6. İdare Mahkemesinin 18.09.2003

gün ve E:2002/1060, K:2003/1204 sayılı kararını temyizen

inceleyerek; maddi tazminat isteminin kısmen kabulü ile toplam 6.056.479.062

lira maddi tazminatın olayda kusuru bulunan Milli Eğitim Bakanlığınca Ankara

10. İdare Mahkemesindeki iptal davasının açılma tarihinden itibaren işleyecek

yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin maddi tazminat istemini

nreddine,ÖSYM' nin dava

konusu olayda hizmet kusuru bulunmaması nedeniyle anılan idare yönünden

davacının maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminatın kısmen kabulü ile

3.000.000.000 lira manevi tazminatın davalı Milli Eğitim Bakanlığınca davacıya

ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine ilişkin kısmının

onanmasına, manevi tazminata yasal faiz uygulanması isteminin reddine ilişkin

kısmının bozulmasına karar veren Dairemizin 21.9.2004 gün ve E:2004/1068,

K:2004/3367 sayılı kararının; 2577 sayılı Yasanın 54. maddesi uyarınca

düzeltilmesi istemi,

...

İstemde bulunanlar tarafından öne sürülen

düzeltme nedenleri ise sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine

uymadığından, yasal dayanağı olmayan düzeltme istemlerinin reddine,... karar

verildi."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

32. Mahkemenin 1/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

33. Başvurucu; Ege Üniversitesi BESYO'ya

yedek listeden kayıt yaptırmaya hak kazandığını, bunun üzerine başka bir

üniversitede kaydını yaptırmış olmasına rağmen resmî duyuruya itibar ederek diğer

programdaki kaydını sildirdiğini ve ilgili programa kaydolduğunu belirtmiştir.

Başvurucu; kayıt sonrası derslere girmeye başladığını, daha sonra tarafına

Rektörlükçe 19/10/2011 tarihi itibarıyla okulla ilişiğinin kesildiğinin

bildirildiğini, bu işlemin iptali istemiyle açtığı davanın reddedildiğini ifade

etmektedir. Başvurucu ayrıca asıl olarak kazandığı ve kaydolduğu üniversitede

eğitim görme hakkını idarenin hatası yüzünden kaybettiğini, bu süreçte üç yıl

kaybettiğini, hayata geç başlamak durumunda kaldığını, dershanelere ücret

ödeyerek üniversite sınavlarına yeniden hazırlanmak zorunda kaldığını

belirterek Anayasa’nın 42. maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğrenim

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile Ege Üniversitesi nezdinde

öğrenci statüsününtarafına iade edilmesini, bu

talebin uygun görülmemesi hâlinde ötelenen yaşam ve çalışma süresi gözetilerek

maddi ve sebep olunan manevi zarar karşılığı da manevi tazminata hükmedilmesini

talep etmiştir.

B. Değerlendirme

34. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

.

“Kimse, eğitim ve

öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir

ve düzenlenir.”

35. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) Ek Türkiye’nin

taraf olduğu 1 No.lu ek Protokol’ün “Eğitim

hakkı” kenar başlıklı 2. maddesi şöyledir:

“Hiç kimse eğitim hakkından yoksun

bırakılamaz...”

36. Anayasa’nın “Eğitim ve

öğrenim hakkı ve ödevi” kenar başlıklı 42. maddesinde kimsenin

eğitim ve öğrenim haklarından yoksun bırakılamayacağı, öğretim hakkının

kapsamının kanunla tespit edileceği ve düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

37. Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün

2. maddesinde ise hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağı, bir

başka anlatımla herkesin eğitim hakkına sahip olduğu hüküm altına alınmıştır.

Eğitim hakkını düzenleyen bu Ek Protokol iki cümleden oluşmaktadır. Bu

cümlelerden birincisinde eğitim hakkına ilişkin temel kural, ikincisinde ise

tamamlayıcı kural düzenlenmiştir. Birinci cümledeki temel kuralın “eğitim hakkından yoksun bırakılmama”

hakkını içerdiği kuşkusuzdur.

38. Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanının, eğitim ve

öğrenim hakkını güvence altına aldığı, dolayısıyla yükseköğrenim de dâhil

eğitim ve öğrenim hakkının, bireysel başvuru incelemesi bakımından Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde kaldığı konusunda tereddüt

bulunmamaktadır (Selçuk Taşdemir

[GK], B. No: 2013/7860, 3/3/2016, § 53).

39. Anayasa’nın 42. maddesinde yer alan eğitim ve öğrenim hakkı,

kamu otoritelerine bireyin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif

ödevini yüklemekle birlikte ilköğretim dışında devletin tüm bireylere eğitim ve

öğrenim sağlaması şeklinde pozitif bir ödev de yüklememektedir. Bununla

birlikte kamu otoriteleri, koşulları sağlayan herkesin eğitim ve öğretime etkin

bir şekilde katılabilmesini sağlamakla yükümlüdür. Başka bir ifade ile eğitim

ve öğrenim hakkı belli bir zamanda mevcut olan eğitim kurumlarına erişimin sağlanmasını

güvence altına almaktadır (Selçuk Taşdemir,

§ 66).

40. İdarenin hatası ile de olsa Yükseköğretim Kurumuna resmî

kaydı yapılan ve burada eğitim görme hakkı elde eden başvurucunun söz konusu

kaydının silinerek yükseköğretim kurumundan ilişiğinin kesilmesinden

kaynaklanan ihlal iddiasının eğitim ve öğrenim hakkı kapsamında

değerlendirilmesi gerekmektedir (Ayrıca üniversiteye giriş için gerekli

koşulları taşımayan engelli bir kişinin şikâyetinin eğitim hakkı kapsamında

incelenmesine ilişkin AİHM kararı için bkz. Lukach/Rusya, B. No: 48041/99, 16/11/1999).

41. Öte yandan başvurucunun belli bir dönemde eriştiği eğitim

kurumundan kaydının silinmesi, anılan Kurumdaki eğitimine son verilmesi

sonucunu doğurduğundan eğitim hakkına yönelik bir müdahaledir.

42. Bu değerlendirmelerden sonra başvurunun kabul edilebilirlik

hususunun incelenmesi gerekmektedir.

43. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

"... Başvuruda bulunabilmek için olağan

kanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."

44. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,

eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının

tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."

45. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireysel başvuruda bulunulmadan

önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal için kanunda

öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerektiği

belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini öncelikle derece mahkemelerinin

gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunu zorunlu kılar

(Necati Gündüz ve Recep Gündüz,

B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 26).

46. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, ikincil nitelikte bir

hukuk yoludur. Bu nedenle kanunlarda yer alan idari ve yargısal başvuru

yollarının bireysel başvurudan önce tüketilmiş olması gerekir. Temel hak ve

özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derece mahkemelerinde olağan

kanun yolları ile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia

edilen hak ihlallerinin bu olağan denetim mekanizması çerçevesinde

giderilememesi durumunda başvurulabilir. Bireysel başvurunun ikincillik

niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler

önünde dile getirilmeyen iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu

edilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler de

Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,

26/3/2013, B. No: 2012/946, §§ 16-20).

47. Ancak belirtilen hükümlerde yer verilen olağan başvuru

yolları ibaresinin, başvurucunun şikâyetleri açısından makul bir başarı şansı

sunabilecek ve bir çözüm sağlayabilecek nitelikte, kullanılabilir ve etkili

başvuru yolları olarak anlaşılması gerekmektedir. Ayrıca başvuru yollarını

tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir bir kural olup bu kurala

uyulmasının denetlenmesinde münferit başvurunun koşullarının dikkate alınması

esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuru yollarının

varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ile başvurucunun

kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Bu

nedenle başvurucunun, kendisinden başvuru yollarının tüketilmesi noktasında

beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediğinin başvurunun özellikleri

dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A.,

B. No: 2013/2355, 7/11/2013, § 28; Işıl Yaykır, B. No: 2013/2284, 15/4/2014, § 42).

48. Başvuru konusu olayda, özel yetenek sınavı sonucunda elli

kişilik asıl listeye girerek 2011-2012 eğitim-öğretim yılında Ege Üniversitesi BESYO'ya kaydolmaya hak kazanan öğrencilere tanınan kayıt

süresinin dolmasının ardından elli kişilik asıl listede olup da kaydını

süresinde yaptıran bazı öğrencilerin kayıt belgelerinin sehven değerlendirmeye

alınmaması nedeniyle gerçekte olandan daha fazla bir kontenjan açığı saptanmış

ve söz konusu kontenjan açığı yedek listeler ile doldurulmaya çalışılmıştır.

İdare daha sonra yaptığı hatayı fark ederek olması gerekenden çok sayıda

öğrenci kaydı yapıldığını ve kontenjanın bu şekilde aşıldığını belirlemiş ve

yedek listeden hatalı olarak kaydı yapılan öğrencilerin mağdur edilmemesi

amacıyla YÖK'e yazı yazarak kontenjan artırılması talebinde bulunmuştur. YÖK'ün

bu talebi reddetmesi üzerine yedek listelerden yanlışlıkla kaydı yapılan

öğrencilerin kayıtları 19/10/2011 tarihli işlemle idarece silinmiştir.

Başvurucu da bu kapsamda kaydı silinen öğrencilerden biridir.

49. Somut olayda idarece hata yapılmasaydı söz konusu okula başvurucunun

kaydının yapılmasının hukuken mümkün olmadığı hususunda bir ihtilaf

bulunmamaktadır. Başvurucu da aksi yönde bir iddia ileri sürmemektedir.

Başvurucu, idarenin yanlış yönlendirmesi neticesinde kaydolduğu okulun kayıt

harçlarını yatırdığından, bir ay boyunca her şeyden habersiz öğrenim hayatına

devam ettiğinden, asıl olarak girmeye hak kazandığı Celal Bayar Üniversitesinde

öğrenim görme hakkını kaybettiğinden bahisle kayıt silme işleminin hukuka

aykırılığından ziyade bu işlemin doğurduğu sonuçlardan şikâyet etmektedir.

50. Somut uyuşmazlık ve benzeri uyuşmazlıkları temyiz mercii

olarak inceleyen Danıştay Sekizinci Dairesinin istikrar bulmuş kararlarında,

hatalı işlemlerin geri alınmasının, Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulunun

22/12/1973 tarihli ve E.1968/8, K.1973/14 sayılı kararı uyarınca hatalı işlemin

yapıldığı tarihten başlamak üzere dava açma süresi içinde mümkün olduğu, dava

açma süresi geçtikten sonra geri almanın mümkün olamayacağı kabul edilmektedir

(Danıştay 8. Dairesi, 28/12/2007, E.2007/8916, K.2007/7436; 30/10/2008,

E.2008/6282, K.2008/6591; 28/6/2010, E.2010/2490, K.2010/3867; 23/11/2011,

E.2011/6161, K.2011/5928; 24/4/2012, E.2011/8585, K.2012/1862).

51. Somut olayda, başvurucu hakkında idarenin hatası nedeniyle

yapılan kayıt işlemi yaklaşık bir aylık bir süreden sonra yani altmış günlük

dava açma süresi içinde idarece geri alınmıştır.

52. İdare Mahkemesi, bozmaya uymak suretiyle verdiği kararında,

olanakların kısıtlılığı nedeniyle eğitim hakkının kullanılmasında getirilen

kurallara aykırı şekilde idarece açık hataya düşülerek yapıldığı görülen

öğrenci kaydının idari istikrar süreleri içerisinde geri alınmasında hukuk

güvenliği ve idari istikrar ilkelerine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle

davayı reddetmiştir.

53. Eğitim, niteliği gereği devlet tarafından düzenleme

yapılmasını gerektirdiğinden bazı kısıtlamalara tabi tutulması doğaldır.

Devletler bu konuda yapacakları düzenleme ve uygulamalarda belli bir takdir

alanına sahiptirler. Devletin bu takdir alanı, eğitim kurumunun seviyesi yükseldikçe

artmakta, buna karşılık bu eğitimin birey ve toplum bakımından önemine bağlı

olarak azalmaktadır (Yüksel Baran, B.

No: 2012/782, 26/6/2014, § 37).

54. Sınırlı sayıda yükseköğretim kurumuna ulaşılabilir olduğu

durumlarda devletin, bunlara erişimi akademik bir bakış açısıyla, sunulan

hizmetlerden en fazla yararlanabilecek öğrencilerle sınırlandırma yetkisi

vardır (İngrid Jordebo Foundation of Christian Schools and İngrid Jordebo/İsveç

[Komisyon], B. No: 11533/856/03/1987). Bu kapsamda AİHM, uygun koşullarda

asgari seviyede yeterli eğitim vermek suretiyle yüksek seviyede uzmanlaşmayı

sağlamak için üniversiteye kabulün, buna ilişkin giriş sınavını kazanıp

kurallara uyarak kaydolanlarla ve belli bir kontenjanla sınırlandırılmasına 1

numaralı Protokol'ün ikinci maddesinin izin verdiğini belirtmektedir. (Tarantino ve diğerleri/İtalya, B. No: 25851/09,

29284/09, 64090/09, 2/4/2013, § 46).

55. Bu bağlamda üniversiteye giriş için kontenjan sınırlaması ve

sınavda başarılı olma koşulu getirilmesine izin veren eğitim hakkının bu

koşullar yerine getirilmeksizin hatalı olarak elde edilen öğrencilik statüsünün

geri alınmamasını talep etme hakkını verdiği söylenemez.

56. Somut olayda başvurucu, Ege Üniversitesi BESYO'ya

giriş hakkı elde etmek için yapılan özel yetenek sınavı sonucunda ÖSYM

tarafından belirlenen kontenjan içerisine girememiş ve dolayısıyla anılan okula

kayıt hakkı kazanamamıştır. Ancak idarece yapılan bir hata üzerine başvurucu,

okula kaydedilmiş; durumun anlaşılmasından yaklaşık bir ay sonra da kayıt

işlemi geri alınmıştır.

57. Buna göre somut olayın koşulları, başvurucunun şikâyetleri,

özellikle de kurallara uygun şekilde giriş hakkı kazandığı diğer okuldaki

kaydını sildirmek durumunda kalmış olması ve eğitim hakkının kapsamı dikkate

alındığında idarenin hatası nedeniyle elde edilen bir statünün hukuka uygunluk

denetiminin yapılacağı bir iptal davasının iddia edilen ihlalin giderimi için

elverişli bir başvuru yolu olmadığı sonucuna varılmıştır.

58. Diğer taraftan başvurucuya atfedilebilir bir kusurun

bulunmadığı somut olayda, eğitim hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden

idarenin sorumluluğundan hareketle zararların tazminine yönelik olarak açılacak

bir tam yargı davasının tüketilmesi gereken bir yol olup olmadığının

incelenmesi gerekir.

59. İdare, Anayasa'nın 125. maddesi gereğince kural olarak

yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle

yükümlü olup idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar idare hukuku

kuralları çerçevesinde hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği

tazmin edilmektedir.

60. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü

Kanunu'nun 12. maddesinde "İlgililer

haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştay'a ve idare ve vergi

mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın

karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması

halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan

zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası

açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11. madde uyarınca idareye başvurma

hakları saklıdır." hükmü yer almaktadır.

61. Bu düzenleme ile ilgililere, haklarını ihlal eden bir idari

işlem nedeniyle doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı

davasını birlikte açabilmelerinin yanı sıra üçüncü bir yol olarak ilk önce

iptal davası açarak bunun karara bağlanması üzerine tam yargı davası

açabilmeleri olanağı tanınmıştır. Madde metninden de anlaşılacağı üzere iptal

davasının karara bağlanmasından sonra tam yargı davası açabilmek için iptal

davasının ne şekilde sonuçlandığı önem arz etmemektedir. Dolayısıyla iptal

davasının reddedilmiş olması tam yargı davası açılmasına engel teşkil etmez.

62. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında da

değinildiği üzere temel hak ve özgürlüklerin korunması amacıyla öngörülen

mekanizmaların sadece teoride mevcut olması yeterli olmayıp bu mekanizmaların

özellikle pratikte de ulaşılabilir ve etkin olması gerekmektedir (Tanrıkulu/Türkiye, B. No: 23763/94,

8/7/1999, § 76).

63. İdarelerin hizmet kusurundan kaynaklanan zararların

tazminine yönelik olarak 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında açılmış

tam yargı davalarına ilişkin çok sayıda Danıştay kararı mevcut olup bunlardan

başvuru konusu uyuşmazlığın temyiz mercii olan Danıştay Sekizinci Dairesi

kararlarının, ilgililerin eğitim hakkına yönelik idarenin kusurundan

kaynaklanan zararların tazminini sağladığı anlaşılmaktadır (bkz. § 30-31).

64. Görüldüğü üzere 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesinde

düzenlenen tam yargı davası yolu, başvuruya benzer uyuşmazlıklar yönünden

idarenin kendi kusurundan kaynaklanan zararların tazmini imkânını

sağlamaktadır. Bu nedenle anılan hukuk yolu başvurucunun şikâyetleri açısından

erişilebilir, elverişli bir çözüm olanağı ve makul ölçüde bir başarı imkânı

sunmaktadır.

65. Somut olayda, başvurucunun İdare Mahkemesi nezdinde iptal

davasını müteakiben açmış olduğu ve bakılan uyuşmazlık açısından etkili giderim

yolu olduğu değerlendirilen tam yargı davasının karar düzeltme aşamasında

olduğu ve henüz kesinleşmediği dikkate alındığında söz konusu tam yargı

davasının sonucu beklenmeden ikincil nitelikteki bireysel başvuru yoluna

başvurulduğu görülmüştür.

66. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

Engin YILDIRIM bu görüşe katılmamıştır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Başvurunun başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

1/2/2017 tarihinde Engin YILDIRIM'ın karşı oyu ve

OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucu, Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği

Bölümüne yedek listeden kaydolabilmek için başka bir üniversitedeki kaydını

sildirdiğini, ancak daha sonra Ege Üniversite’sinin personelden kaynaklı hatalı

bir işlem yapıldığı gerekçesiyle kaydını sildiğini ve sonuçta eğitim ve öğrenim

hakkından mahrum bırakıldığını iddia etmektedir. Anayasa’nın 42.maddesindeki

eğitim ve öğrenim hakkı ilköğretim dışında devletin herkese eğitim ve öğrenim

sağlaması şeklinde pozitif bir yükümlülük getirmemekle birlikte kamu

otoritelerinin kişinin eğitim ve öğrenim almasını engellememe negatif

yükümlülüğünü getirmektedir.

Somut olayda, başvurucu asıl listeden kazanıp kaydolduğu başka

bir üniversitedeki kaydını idarenin hatalı olduğu sonradan ortaya çıkan bir

işlemini güvenip, sildirmesi sonucunda mağdur olmuştur. Başvurucu kendi

kusurundan kaynaklanmayan bir işlemden dolayı eğitim ve öğrenim hakkından bir

süreliğine de olsa yararlanamamıştır. Elbette, başvurucunun bir eğitim kurumuna

sehven kaydolması onu otomatikman eğitim ve öğrenim hakkının öznesi yapmaz.

Burada sorun idarenin doğru işlem tesis ettiğine güvenen ve inanan başvurucunun

kaydolduğu diğer yükseköğrenim kurumundaki kaydını silmesinden

kaynaklanmaktadır. Bu işlemden dolayı başvurucuya herhangi bir kusur

atfedilmemelidir. Başvurucunun mağduriyetini tam yargı davası açarak kısmen de

olsa giderebilmesi mümkünse de başvurucu, eğitim ve öğrenim hakkına yapılan

müdahalenin ve bundan kaynaklanan bir ihlalin tespitini talep etmektedir.

Başvurucunun herhangi bir kişisel kusuru olmadan, idarenin

kusurlu bir tasarrufundan dolayı eğitim ve öğrenim hakkından mahrum bırakılması

Anayasa’nın 42. maddesinin ihlali anlamına gelmektedir.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Celal Mümtaz

AKINCI

Muammer

TOPAL

M. Emin KUZ

Recai AKYEL

Raportör

:

Elif KARAKAŞ

Başvurucu

:

Nesil

DİNÇELMAS

Vekili : Av. Korhan Ata UŞKAY Başkan Engin YILDIRIM

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2014/14441, 1 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher
  12. A. Başvurunun başvuru
  13. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  14. Karşıoy Gerekçesi
  15. Yıldırım
  16. Akıncı
  17. Topal
  18. M. Emin KUZ
  19. Dinçelmas
  20. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2014/14441
Tarih
1 Şubat 2017

İlgili Kararlar

  • Mehmet Yüzgeç Başvurusu (B. No: 2014/2282)
  • Serdar Çelik ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2984)
  • Altun Avşar Başvurusu (B. No: 2014/9701)
  • Günay Özmen Başvurusu (B. No: 2014/10841)
  • Ferzende Özlük Başvurusu (B. No: 2014/17505)
  • Muammer Zehir Başvurusu (B. No: 2014/17126)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.