İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Erkan Akış ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6133)

1. Başvuru; ruhsat alınmadan onarım yapıldığı gerekçesiyle

Başvuru No2013/6133Tarih13 Nisan 2016Okuma27 dk · 5.308 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Erkan Akış Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
13 Nisan 2016
Başvuru Numarası
2013/6133
R.G. Tarih ve Sayı
01/06/2016-29729
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.308 kelime·27 dk okuma·18 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; ruhsat alınmadan onarım yapıldığı gerekçesiyle

binanın ruhsatlandırılması ve yıkımına karar verilmesi, bu idari işleme karşı

açılan iptal davasının reddedilmesi nedenleriyle mülkiyet hakkının; bu binada

yapılan onarım işlemlerinin ruhsata tabi olmadığının ileri sürülmesine rağmen

bu hususun tespitine ilişkin olarak keşif dâhil delillerin toplanmaması, ayrıca

ileri sürülen delillerin toplanması taleplerinin derece mahkemelerince

değerlendirilmemesi ve ruhsatsız yapı yapıldığı gerekçesiyle başlatılan ceza

soruşturması neticesinde açılan kamu davasında verilen kesinleşmiş beraat

hükmünün karar düzeltme aşamasında dile getirilmesine rağmen dikkate alınmayıp

buna ilişkin itirazların da karşılanmadan karar düzeltme talebinin reddedilmesi

nedenleriyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 6/8/2013 tarihinde Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 6/12/2013 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm tarafından 25/2/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 28/4/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

2/5/2014 tarihinde başvurucu Saime Akış vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu

vekili, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 29/5/2014 tarihinde ibraz

etmiştir.

7. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) sisteminden alınan başvurucu

Saime Akış'a ait nüfus kayıt örneğindeki bilgilere

göre başvurucu, bireysel başvuru tarihinden sonra 15/10/2013 tarihinde vefat

etmiştir. Bu nedenle ve başvurunun mahiyeti ile konusu gözetilerek başvuruya

devam edip etmediklerini bildirmeleri hususuna ilişkin 9/12/2015 tarihli yazı

başvurucunun mirasçılarına ayrı ayrı tebliğ edilmiştir. Başvurucu Saime Akış'ın mirasçılarından Erkan Akış kendi adına asaleten ve

dava vekâletnamesi sunduğu Ayşe Gök ile Cennet Yıldız adlarına vekâleten

başvuruya devam etmek istediklerini, başvuru dosyasındaki ihlal iddialarına

katıldıklarını beyan etmişlerdir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Mersin ili Mezitli ilçesi Fındıkpınarı/Fetilli Mahallesi'nde bulunan 117 ada 22 parsel sayılı

taşınmaz kaçak ve yitik kişilerden kaldığı gerekçesiyle 1965 yılında Maliye

Hazinesi adına tapuya tescil edilmiş, taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı

yapının ise başvurucuların miras bırakanı Saime Akış ile kardeşi D.A.ya ait olduğu tapunun beyanlar

hanesine yazılmıştır.

10. Bu taşınmaz üzerinde bulunan iki katlı bina 1938 yılından

beri konut olarak kullanılmakta olup başvurucu binanın ikinci katında 2008 yılı

Eylül ve Ekim aylarında onarımlar yaptırmıştır.

11. İhbar üzerine kolluk görevlilerince 19/6/2009 tarihinde

düzenlenen olay yeri tespit tutanağında bir katlı eski binanın üzerine bir kat

yeni yapı inşa ettirildiği ancak yapı ruhsatının alınmadan mevcut eski binanın

tadilatının yapıldığının tespit edildiği belirtilmiştir.

12. Fındıkpınarı Belediyesi (Belediye)

görevlileri bir zabıta memuru ile bir fen elemanı tarafından imzalanan

22/6/2009 tarihli yapı tatil zaptında "Yerindeki

eski binanın ikinci katı sökülerek aynı ebatta ahşap yapılmıştır. Zemin katı

sıvanmıştır. İnşaat tamamen bitmiştir." tespiti yapılarak

tutanağın bir örneğinin muhtara bırakıldığı belirtilmiştir. Belediye Encümeni

26/6/2009 tarihinde binanın üzerinin sökülerek aynı ebatta kaçak olarak ikinci

katının yapıldığı gerekçesiyle 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanunu'nun

32. maddesine göre yapının ruhsata bağlanması için otuz gün süre verilmesine,

süre sonunda ruhsat alınmadığı taktirde binanın yıkılmasına ve yeni bir

düzenleme getirilmediği gerekçesiyle para cezası uygulanmamasına karar

vermiştir. Başvuru formu ve eklerinden binanın yıkılıp yıkılmadığı tespit edilememiştir.

1. Ceza Davası

13. Mersin Cumhuriyet Başsavcılığının 2009/22760 soruşturma

sayılı dosyasında düzenlenen 15/10/2009 tarihli ve 2009/7911 sayılı

iddianamesiyle başvuruculardan Erkan Akış hakkında imar kirliliğine neden olma

suçundan 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 184. maddesinin

(1) numaralı fıkrası uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi kamu adına

talep olunmuştur.

14. Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesince iddianamenin kabul edilmesiyle

başlanan kamu davasında yapılan yargılama neticesinde Mahkemenin 10/3/2010

tarihli ve E.2009/1579, K.2010/239 sayılı kararı ile sanık Erkan Akış hakkında beraatine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili

kısımları şöyledir:

"Yapılan yargılama ve toplanan tüm

deliller sonunda; her ne kadar sanık Erkan Akış hakkında Fındıkpınarı

Beldesi Fetilli mahallesi Atatürk caddesi No.330'da

bulunan evine ruhsata aykırı olarak yeni bir kat yaptığı, bu şekilde imar

kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmış ise de,

suça konu binanın Fındıkpınarı Belediyesinin köy

olduğu dönemde sanığın murisi tarafından herhangi bir izin zorunluluğu olmadan

yapıldığı, sanığın eyleminin bu binanın ikinci katında bulunan ahşap

kısımlardan eskiyen kısımları yenilemekten ibaret olduğu, binaya yeni bir

eklenti yapılmadığı, bu nedenle olayda müsnet suçun

yasal unsurlarının oluşmadığından sanığın beraatınakarar

verilmesi yönünde mahkememize tam bir vicdani kanaat gelmiş olmakla Cumhuriyet

savcısının esas hakkındaki mütalaası göz önünde bulundurularak sanık hakkında

aşağıdaki yargı kurulmuştur."

15. Beraat hükmü, temyiz edilmeksizin 18/3/2010 tarihinde

kesinleşmiştir.

2. İptal Davası

16. Başvurucuların miras bırakanı Saime Akış, binanın yıkımına

dair işlemin yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle 4/9/2009 tarihinde

Mersin 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde, yapılan tadilat

işleminin kanuna göre ruhsata tabi olmayan onarım işlerinden olduğu

belirtilerek bu hususun tespiti amacıyla mahallinde keşif yapılması talep

edilmiştir.

17. Mahkemenin 10/11/2009 tarihli ve E.2009/803 sayılı kararı

ile yürütmenin durdurulması talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karşı

yapılan itiraz da Adana Bölge İdare Mahkemesinin 4/12/2009 tarihli ve 2009/1156

sayılı kararı ile reddedilmiştir.

18. Mersin 2. İdare Mahkemesi 24/12/2009 tarihli ve E.2009/803,

K.2009/1339 sayılı kararı ile davanın reddine karar vermiştir. Kararın

gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:

"Bakılan davada, uyuşmazlık konusu

binanın, 1965 yılı öncesinde yapılması nedeniyle yapının ruhsatsız olsa dahi;

imar ve gecekondu mevzuatına aykırı olarak inşa edilmiş ve inşa halindeki bütün

yapılar hakkında uygulanacak işlemleri düzenlemek ve bu işlemlere dair

müracaat, tespit, değerlendirme, uygulama ve duyuru esaslarını ve ilgili diğer

hususları belirlemek amacıyla çıkartılan 2981 sayılı Kanun'un Valilik, belediye

ve diğer ilgili kuruluşlarca; her tür ve ölçekte imar planlarının ve

uygulamalarının vatandaşların inşaat işlemlerini güçleştirmeyecek, düzensiz

uygulamalara zorlamayacak şekilde ve zamanında yapılmasına; ayrıca ruhsat verme

işlemlerinde müracaatların birikmesine ve gecikmesine sebep olan engellerin

kaldırılmasına, işlemlerin süratle yürütülmesine dair gerekli tertip ve tedbirler

alınacağı; süresi içerisinde ilgili kuruluşlara müracat

etmeyen kişilere ait yapıların dahi bu kuruluşlarca elektrik, su, kaçak inşaat

zaptı veya benzeri kayıtlar veya haritadan incelenerek, ayrıca mahallinde

araştırılarak tespit ve değerlendirme işlemleri tamamlanacağı yükümlülüğü

bulunmakla birlikte anılan Kanuna göre ruhsat ve kullanma izni verilen,

yapıların her hangi bir sebeple yıkılmaları halinde, bu alanlarda yeniden

yapılacak yapılar için yürürlükteki plan ve mevzuat hükümlerinin uygulanacak olması

kuralı karşısında uyuşmazlık konusu binanın, üzerinin söküldükten sonra

yapılacak inşaatın mevcut plan ve mevzuat hükümleri doğrultusunda ruhsata

bağlanma işlemlerinin yapılacağının açık olması nedeniyle yapının kaçak olarak

ikinci katının yapıldığının 22/6/2009 tarihinde yapı tatil zaptı ile tespiti

üzerine tutanağın bir örneği muhtara bırakıldıktan sonra, yapının 26/6/2009

tarihli ve 38 sayılı encümen kararı ile 3194 sayılı Kanun'un 32. maddesine göre

ruhsata bağlanması için 30 gün süre verilmesine 30 gün içerisinde ruhsat

alınmadığı taktirde deyıkılmasına dair alınan kararda

mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

Bu durumda, davacının, zilyedi konumunda

olduğu Mersin ili Fındıkpınarı kasabası Fetilli mahallesi 117 ada 22 parsel No:330'da bulunan,

binanın, üzerinin sökülerek aynı ebatta kaçak olarak ikinci katını yapıldığı

nedeniyle 3194 sayılı Yasanın 32. maddesine göre ruhsata bağlanması için 30 gün

süre verilmesine 30 gün içerisinde ruhsat alınmadığı taktirde deyıkılmasına ilişkin 26/6/2009 tarihli ve 38 sayılı

encümen kararında hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmamaktadır."

19. Karar temyiz edilmiş, Danıştay Altıncı Dairesinin 27/9/2010

tarihli ve E.2010/3322, K.2010/8474 sayılı ilamıyla "6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun

49. maddesinin (1) numaralı fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisinin

bulunmadığı" gerekçesiyle onanmıştır.

20. Karar düzeltme istemi de aynı Dairenin 5/6/2013 tarihli ve

E.2011/13154, K.2013/4488 sayılı ilamıyla "2577

sayılı Kanun'un 54. maddesinde yazılı karar düzeltme nedenlerinin

bulunmadığı" gerekçesiyle reddedilmiştir.

21. Nihai karar, başvurucuların miras bırakanı adına vekiline

26/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

22. Başvurucuların miras bırakanı Saime Akış 6/8/2013 tarihinde

bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

23. 3194 sayılı Kanun’un

"Yapı ruhsatiyesi" başlıklı 21. maddesi şöyledir:

“Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için

26 ncı maddede belirtilen

istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması

mecburidir.

Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir

değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır. Bu durumda;

bağımsız bölümlerin brüt alanı artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat,

hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaz.

Ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana,

oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat

tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak

mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde

belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata

tabi değildir."

24. 3194 sayılı Kanun’un

"Ruhsatsız veya ruhsat ve eklerine aykırı olarak başlanan yapılar" başlıklı

32. maddesi şöyledir:

“Bu Kanun hükümlerine göre ruhsat alınmadan

yapılabilecek yapılar hariç; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve

eklerine aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) (3)

tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine,

belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı

mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine

asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır. Bu tebligatın bir nüshasıda muhtara bırakılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı

sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden

veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın

giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu,

inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve

inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata

aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu

kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı

sahibinden tahsil edilir."

25. 5237 sayılı Kanun’un

"İmar kirliliğine neden olma" başlıklı 184. maddesinin (1)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata

aykırı olarak bina yapan veya yaptıran kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis

cezası ile cezalandırılır."

26. 2/11/1985 tarihli ve 18916 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Planlı Alanlar Tip İmar

Yönetmeliği'nin 16. maddesinin (23) ve (24) numaralı fıkraları şöyledir:

"23. Basit

tamir ve tadil: Yapılarda derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk dere,

doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile

çatı onarımı ve kiremit aktarılması işlemleridir.

24. Esaslı tadilat:

Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen veya yapı inşaat alanını veya emsale konu

alanını veya taban alanını veya bağımsız bölüm sayısını veya ortak alanların

veya bağımsız bölümlerin alanını veya kullanım amacını veya ruhsat eki

projelerini değiştiren işlemlerdir. Esaslı tadil, ruhsata tabidir."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

27. Mahkemenin 13/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

28. Başvurucular 1938 yılından beri kullandıkları binanın ikinci

katında yapılan onarımın ruhsata tabi olmamasına rağmen Belediye tarafından

binanın ruhsatlandırılması için süre verilerek aksi hâlde binanın yıkılacağına

dair idari işlem tesis edildiğini, bu idari işleme karşı açtıkları iptal

davasının ise reddedildiğini belirterek mülkiyet ve yaşam haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

29. Başvurucular ayrıca dava dilekçesinde ve yargılamanın bütün

aşamalarında uyuşmazlığa konu binanın ikinci katının yıkılıp yeniden

yapılmadığının, yapılan tadilatın ruhsata tabi olmayan basit onarım işlerinden

olduğunun belirtilerek bu hususların tespiti için mahallinde keşif yapılması ve

tanık dinlenilmesinin talep edilmesine rağmen İlk Derece Mahkemesince bu

deliller toplanmadan tek taraflı olarak idarece düzenlenen tutanakların esas

alınarak davanın reddedilmesi, ayrıca ileri sürülen delillerin toplanması

taleplerinin Mahkemece değerlendirilmemesi ve ceza davasında verilen

kesinleşmiş beraat hükmünün karar düzeltme aşamasında dile getirilmesine rağmen

dikkate alınmayıp buna ilişkin itirazların da karşılanmadan karar düzeltme

talebinin reddedilmesi nedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler; yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

30. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

31. Başvurucular diğer ihlal iddiaları yanında yaşam haklarının

da ihlal edildiğini ileri sürmüşlerse de başvurucuların bu iddialarının özü

itibarıyla binanın ruhsatlandırılması ve yıkımı yönünde tesis edilen işleme

dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlali iddiasına yönelik olduğu

değerlendirilmiştir.

32. Başvurucuların, uyuşmazlığa konu binanın onarımı işleminin

ruhsata tabi olmadığı hususunun tespiti bakımından keşif ve tanık dinlenmesi

taleplerine rağmen delillerinin toplanmadan karar verilmesi, ileri sürdükleri

delillerin toplanması taleplerinin İdare Mahkemesince değerlendirilmemesi ve

karar düzeltme aşamasında ibraz edilip dile getirilmesine rağmen ceza

mahkemesince verilen kesinleşmiş beraat hükmünün dikkate alınmadan buna ilişkin

itirazlar da karşılanmadan karar düzeltme talebinin reddedilmesi yönündeki

şikâyetleri ise adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmiştir.

33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Adil Yargılanma

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

34. Başvurucular binanın ruhsatlandırılması ve yıkımı işlemine

dair açılan iptal davasında yapının onarımına dair işlemlerin ruhsat

gerektirmediği hususunda keşif yapılması ve tanık dinlenmesi taleplerine rağmen

bu deliller toplanmadan davanın reddine karar verilmesi ve talep ettikleri

delillerin toplanmama gerekçelerinin açıklanmaması, ayrıca aynı olaya ilişkin

olarak ceza davasında verilen kesinleşmiş beraat hükmünde kabul edilen

olguların bu ilamın idari işleme karşı açılan iptal davasının reddine dair

kararın onanması üzerine karar düzeltme aşamasında ibraz edilmesine rağmen

dikkate alınmayıp bu yöndeki itirazların da karşılanmadan Danıştayca

karar düzeltme taleplerinin reddedilmesi nedenleriyle adil yargılanma

haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

35. Bakanlığın görüş yazısında başvurucuların adil yargılanma

haklarının ihlaliiddialarının, delillerin

değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup bu

konularda daha önce görüş bildirildiğinden yeniden bir görüş bildirilmesine

gerek olmadığı ifade edilmiştir.

i. Genel İlkeler

36. Anayasa Mahkemesi, kural olarak derece mahkemelerince

verilen kararlarda maddi vakıaların kanıtlanması, hukuk kurallarının

yorumlanması ve uygulanması, delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirmesi

ile uyuşmazlığa getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmadığını inceleyen

bir merci değildir. Bireysel başvurularda Anayasa Mahkemesinin görevi Anayasa

ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) ortak koruma alanında kalan

haklar kapsamındaki güvencelerin somut olayda sağlanıp sağlanmadığını

incelemektir. Buna göre Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında kalan hak

ve özgürlüklere müdahale edilmedikçe derece mahkemelerinin maddi vakıaları ve

delilleri değerlendirmesi, hukuk kurallarını yorumlaması ve uygulaması ile

uyuşmazlığın sonucunun esas yönünden adil olup olmaması Anayasa Mahkemesinde

bireysel başvuru incelemesine konu olmayacaktır (Sebahat Tuncel (2), B. No: 2014/1440, 26/2/2015, §§ 53, 54).

37. Nitekim Anayasa Mahkemesi adil yargılanma hakkına ilişkin

şikâyetleri incelediği pek çok kararında derece mahkemelerinin kararların

yapısı ve içeriği ile ilgili olarak geniş bir takdir yetkisine sahip olduğunu

özellikle taraflarca ileri sürülen kanıtların kabulü ve değerlendirilmesinin

öncelikle derece mahkemelerinin görevi olduğunu belirtmiştir. Bununla birlikte

Anayasa Mahkemesi görevi gereği Anayasa ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında

bulunan adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan usule ilişkin güvencelerin

asgari standartlarda sağlanıp sağlanmadığını denetlemek zorundadır. Bu durum

salt kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapıldığı şeklinde

yorumlanamayacağı gibi Anayasa Mahkemesinin Anayasa ile verilen temel haklardan

birinin ihlal edilip edilmediğini inceleme görevinin yerine getirilmesi

anlamını taşımaktadır (Sebahat Tuncel (2),

§ 54).

38. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisi

esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunma

ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığını

denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevi

başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının

değerlendirilmesidir (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Ltd. Şti., B. No: 2013/1213, 4/12/2013, § 27). Dolayısıyla Anayasa

Mahkemesi mevcut başvuruda adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerden

başvurucunun şikâyetleriyle bağlantılı görülen silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkesinin gereklerinin yerine getirilip getirilmediğini, bir bütün

olarak yargılamanın hakkaniyete uygun yürütülüp yürütülmediğini inceleyecektir.

39. Anayasa'nın "Hak

arama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

"Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."

40. Anayasa'nın

"Duruşmaların açık ve kararların gerekçeli olması" kenar

başlıklı 141. maddesinin üçüncü fıkrası da şöyledir:

"Bütün mahkemelerin her türlü kararları

gerekçeli olarak yazılır."

41. Yapılan yargılama sırasında tanık dinletme hakkı da dâhil

olmak üzere delillerin ibrazı ve değerlendirilmesi adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olarak kabul edilen silahların eşitliği ilkesi kapsamında

kabul edilmekte olup bu hak ve gerekçeli karar hakkı da makul sürede yargılanma

hakkı gibi adil yargılanma hakkının somut görünümleridir. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili

hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadı

ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen gerekçeli karar

hakkı ve silahların eşitliği ilkesi gibi ilke ve haklara Anayasa'nın 36.

maddesi kapsamında yer vermektedir (Güher

Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

42. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule

ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelir (Yaşasın Aslan, B. No:

2013/1134, 16/5/2013, § 32). Anayasa Mahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi

uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme'nin 6.

maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme'nin lafzi

içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına

dâhil edilen silahların eşitliği ilkesine Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında

yer vermektedir (Güher Ergun ve diğerleri,

§ 38).

43. Taraflar arasında hakkaniyete uygun bir dengenin

sağlanmasını amaçlayan silahların eşitliği ilkesi, mahkeme önünde sahip olunan

hak ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında eşitliğin sağlanması ve bu

dengenin yargılamanın her aşamasında korunmasını ifade etmekte olup, bu usuli güvence gereğince, uyuşmazlığın her iki tarafına da

savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmalıdır (De Haes ve Gijsels/Belgium, B.

No: 19983/92, 24/02/1997, §§ 53, 58).

44. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli

yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir (Faik

Gümüş, B. No: 2012/603, 20/2/2014, § 46).

45. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için "silahların eşitliği" ve "çelişmeli

yargılama" ilkeleri ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun

olanakların sağlanması şarttır. Taraflara delillerini sunma ve inceletme

noktasında uygun imkânların tanınması gerekir (Muhittin

Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve

Ticaret Ltd. Şti., § 27).

46. Anayasa Mahkemesi kararlarında bütün mahkemelerin her türlü

kararlarının gerekçeli olarak yazılmasını ifade eden Anayasa'nın 141.

maddesinin adil yargılanma hakkının kapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği

belirtilmiştir (Ahmet Sağlam, B.

No: 2013/3351, 18/9/2013, § 49).

47. Anılan kural uyarınca ilke olarak mahkeme kararlarının

gerekçeli olması adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri,

dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin

değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını,

uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varılmasında kullandığı takdir

yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu

gerekçelerin oluşturulmasında açı keyfîlik

görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi hâlinde adil

yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (İbrahim

Ataş, B. No: 2013/1235, 13/6/2013, § 23).

48. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması adil yargılanma hakkının

unsurlarından biri olmakla beraber bu hak, yargılamada ileri sürülen her türlü

iddia ve savunmaya ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi şeklinde anlaşılamaz. Bu

nedenle gerekçe gösterme zorunluluğunun kapsamı kararın niteliğine göre

değişebilir. Bununla birlikte başvurucunun ayrı ve açık bir yanıt verilmesini

gerektiren usul veya esasa dair iddialarının cevapsız bırakılmış olması bir hak

ihlaline neden olacaktır (Muhittin Kaya ve

Muhittin Kaya İnşaat Taahhüt Madencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret

Ltd. Şti., § 26). Gerekçenin ayrıntısı davanın niteliğine göre

değişmekle birlikte kararın hüküm kısmına dayanak oluşturacak hukuki bir

gerekçenin kısa ve özet de olsa bulunmasının zorunlu olduğu açıktır (Vesim Parlak, B. No: 2012/1034, 20/3/2014, §

33).

49. Kararların gerekçeli olması, davanın taraflarının mahkeme

kararının dayanağını öğrenerek mahkemelere ve genel olarak yargıya güven

duymalarını sağladığı gibi tarafların kanun yoluna etkili başvuru yapmalarını

mümkün kılan en önemli faktörlerdendir. Gerekçesi bilinmeyen bir karara karşı

gidilecek kanun yolunun etkin kullanılması mümkün olmayacağı gibi bahsedilen

kanun yolunda yapılacak incelemenin de etkin olması beklenemez (Vesim Parlak, § 34).

50. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması için

davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini

etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No:

2013/7800, 18/6/2014, § 30). AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya

yaklaşımının başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve başvurucuların temel

şikâyetlerini incelemekten kaçmaya neden olması hâlinde Sözleşme'nin 6. maddesi

davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84,

85).

51. Ayrıca değinilmesi gereken bir diğer husus da tarafların

dermeyan ettikleri delillerin değerlendirilmesi ve özellikle bu taleplerin

reddi hâlinde, yargılama makamınca bu karara ilişkin tutarlı şekilde gerekçe

gösterilmesi gereğidir (Abdullah Özen,

B. No. 2013/4424, 6/3/2014, § 22).

ii. İlkelerin Somut Olaya

Uygulanması

52. Başvuru konusu olayda başvurucuların miras bırakanı, binanın

ikinci katında yapılan onarımın ruhsata tabi olmayan onarım işlerinden olduğunu

belirterek Belediyenin binanın ruhsatlandırılması ve yıkımına ilişkin işleminin

iptali istemiyle 4/9/2009 tarihinde Mersin 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.

Dava dilekçesinde Belediye yetkilisince olaydan çok sonradüzenlenen

tutanakta belirtilen binanın ikinci katının yıkılıp yeniden yaptırıldığı

iddiasının doğru olmadığı, yapılan onarım işleminin ruhsatı gerektirmediği, bu

savların yerinde yapılacak bir keşif ve bilirkişi incelemesiyle tanık

beyanlarına göre kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Yapılan yargılama

neticesinde Mahkeme 24/12/2009 tarihli kararı ile uyuşmazlığa konu binanın

ikinci katının yıkılarak yeniden yaptırıldığı, bu nedenle ruhsata tabi olduğu

gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Temyiz edilen karar Danıştay

Altıncı Dairesince 27/9/2010 tarihinde onanmış, karar düzeltme istemi de aynı

Dairenin 5/6/2013 tarihli ilamıyla reddedilmiştir.

53. Öte yandan olaya ilişkin olarak kolluk görevlileri ile

Belediye yetkililerince düzenlenen 19/6/2009 tarihli olay yeri tespit

tutanağında, başvuruculardan Erkan Akış tarafından bir katlı mevcut eski

binanın üzerine bir katlı yeni yapı inşa ettirildiği belirtilmiştir. Bu tespite

dayalı olarak yürütülen ceza soruşturması neticesinde imar kirliliğine neden olma

suçundan iddianame düzenlenerek Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesinde kamu davası

açılmıştır. Mahkeme 10/3/2010 tarihli kararı ile sanığın eyleminin, bu binanın

ikinci katında bulunan eskiyen ahşap kısımların yenilenmesinden ibaret olduğu

gerekçesiyle sanığın beraatine karar vermiştir. Sanık

hakkında verilen beraat hükmü temyiz edilmeksizin 18/3/2010 tarihinde

kesinleşmiştir.

54. 3194 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasına göre

bu Kanun kapsamına giren bütün yapılar için -26. maddede belirtilen istisna

dışında- belediye veya valiliklerden yapı ruhsatiyesi alınması zorunlu olduğu

belirtilmiştir ancak aynı maddenin üçüncü fıkrasında, derz, iç ve dış sıva,

boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve

sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı, kiremit aktarılması ve yönetmeliğe

uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar

yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve

tamiratların ruhsata tabi olmadığı belirtilmiştir. Plânlı Alanlar Tip İmar

Yönetmeliğinin 16. maddesinde de, basit tamir ve tadil

işlemleri ile esaslı tadilat işlemlerinin tanımları yapılmış ve esaslı tadilin

ruhsata tabi olduğu kuralına yer verilmiştir.

55. İlk Derece Mahkemesinin kararının gerekçesinde, uyuşmazlığa

konu binanın ikinci katının yıkılarak yeniden yapılması nedeniyle ruhsata tabi

olduğu belirtilmiş ise de bu kanaate varılırken yalnızca davanın tarafı olan

Belediyenin yapı tatil zaptına dayanıldığı görülmektedir. Dava dilekçesinde ise

yerinde keşif yapılarak bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle onarımın

ruhsata tabi olmayan basit tadilat işlemlerinden olduğu iddialarının

kanıtlanabileceği belirtilmiştir. Yine basit veya esaslı onarım olup olmadığına

dayalı olarak yapıdaki onarımın ruhsata tabi olup olmadığının tespiti

hakkındaki Danıştay Ondördüncü Dairesinin 3/12/2015

tarihli ve E.2015/9851, K.2015/9673 sayılı ilamında, "taşınmazda yapılan tadilatın esaslı tadilat

niteliğinde olup olmadığı ve izin gerektirip gerektirmediği, ... hususlarının

mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle ortaya konulması

gerektiği" belirtilmiştir. Danıştay Altıncı Dairesinin

18/11/2011 tarihli ve E.2010/10271, K.2011/4788 sayılı ilamı da benzer

yöndedir.

56. Uyuşmazlık konusu binanın ruhsata tabi olup olmadığını

belirleyebilmek bakımından bu binada esaslı veya basit bir bir

onarım yapılıp yapılmadığı hususu somut olay ve olgulardan tespit

edilememektedir. Nitekim başvuruya konu iptal davasında dava dilekçesinde iki

katlı binanın ikinci katında ruhsata tabi olmayan onarım işleri yapıldığı ileri

sürülmüş ancak kolluk görevlilerince ve belediye yetkililerince düzenlenen olay

yeri tespit tutanağında binanın bir katlı olduğu ikinci katın yeni yapıldığı

tespitine yer verilmiş, bu tutanağa dayalı olarak düzenlenen iddianame

neticesinde imar kirliliğine neden olma suçundan görülen kamu davasında Mersin

1. Asliye Ceza Mahkemesince sanığın eyleminin iki katlı binanın ikinci katında

bulunan eskiyen ahşap kısımların yenilenmesinden ibaret olduğu açıklanmış,

nihayet başvurucuların miras bırakanı tarafından açılan iptal davası

neticesinde Mersin 2. İdare Mahkemesince verilen kararda ise binanın ikinci

katının sökülerek yeniden yapıldığı, bu nedenle ruhsata tabi olmadığı

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Görüldüğü üzere bütün bu

tutanaklar ve kararlar incelendiğinde kamu makamlarınca söz konusu binanın iki

katlı olup olmadığı hususunda dahi sabit bir tespit yapılamadığı, binanın tek

katlı olup ikinci bir katın mı inşa edildiği yoksa ikinci katın yıkılarak mı

yeniden yapıldığı veya ikinci katta salt eskiyen ahşapların mı yenilendiği

açıkça belirlenmemiştir. Buna göre ihlal iddiasına konu binada yapılan onarım

hususunda farklı idari ve yargısal makamlarca birbirleriyle örtüşmeyen

tespitler yapıldığı anlaşılmaktadır.

57. Derece mahkemeleri nezdindeki yargılamalarda izlenilen delil

kuralları ve bunların yorumlanması, kural olarak belirtilen hususların

değerlendirilmesi açısından daha elverişli konumda olan söz konusu mahkemelere

aittir. Bununla birlikte delillerin incelenme ve değerlendirilme yönteminin

açık bir hakkaniyetsizlik veya keyfîlik ihtiva etmesi

ya da bu değerlendirmelerin "silahların eşitliği" ve "çelişmeli

yargılama" ilkeleri gözetilerek yapılmaması durumunda, adil yargılanma

hakkının gereklerine uygun bir delil değerlendirilmesinden söz edilemez (Turgay Coşkun, B. No: 2013/1286,

16/4/2015, § 44).

58. Ayrıca bir davaya ilişkin olarak iddia ve savunmanın

dayanağını teşkil eden taraflarca usulüne uygun ileri sürülmüş maddi vakıaların

ve bu vakıalara ilişkin delillerin doğru olup olmadığının usulünce

araştırılarak tespit edilmesi mahkemelerin görevidir. Özellikle yapılan bir

yargılamada çözümü hukuk dışında özel, teknik bir bilgi ve inceleme gerektiren

hususların yeterince açıklığa kavuşturulması gerekir (Hasan Rahmi Özgenç, B. No: 2013/2418,

16/12/2015, § 54). Nitekim AİHM de uyuşmazlığın çözümünde önemli bir etkisi

olabilecek bir delilin toplanmamasının bir bütün olarak yargılamanın adil

olmaması sonucuna yol açacağını belirtmektedir (Elsholz/Almanya, B. No: 25735/94, 13/7/2000,§§

66, 67).

59. Başvurucular, Mahkemece yerinde yapılacak bir keşif ve

bilirkişi incelemesi ile binanın ikinci katının yıkılıp yeniden yapılmadığının

ve bu onarım işleminin ruhsata tabi olmadığının ortaya konulacağı kendilerince

ifade edilmesine rağmen davanın diğer tarafı olan Belediye tarafından ve

olaydan çok sonra düzenlenen yapı tatil zaptına itibar edilerek iptal davasının

reddedilmesini şikâyet etmektedirler. Delillerin toplanması ve

değerlendirilmesi yukarıda da belirtildiği üzere (bkz. § 51) derece

mahkemelerinin takdir yetkisinde olmakla birlikte uyuşmazlığın esasını teşkil

eden onarımın basit veya esaslı olup olmadığı buna dayalı olarak da ruhsata

tabi olup olmadığının çözümü hukuk dışında özel, teknik bir bilgi ve inceleme

gerektiren bir husus olduğu ancak yerinde keşif yapılarak konusunda uzman bir

bilirkişi incelemesiyle saptanabileceği açıktır.

60. Dava dilekçesi incelendiğinde davanın esasının davalı

Belediyenin yapı tatil zaptında belirtilen olguların aksinin ispatı suretiyle

onarımın ruhsata tabi olmadığına ilişkin olduğu açıkça görülmektedir.

Başvurucular dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması kararına itiraz

dilekçesinde, temyiz ve karar düzeltme dilekçelerinde yani yargılamanın bütün

aşamalarında temel iddialarını; yapılan onarımın yapı ruhsatına tabi olmayan

basit onarımlardan olduğu ve bunun keşif dâhil ileri sürdükleri delillerin

toplanması ile ortaya konulacağı savına dayandırmışlardır. Bu durumda davaya

konu onarımın basit veya esaslı olup olmadığının tespit edilerek bütün

açıklığıyla ortaya konulması uyuşmazlığın çözümü bakımından büyük önem

taşımaktadır. İdare Mahkemesi ise davacıya yapı tatil zaptındaki olguların

aksini ispat edebilme olanağını tanımadan bu zabıttaki olguları doğru kabul

ederek davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme bu kanaate varırken davacı

yanın değindiği delillerin toplanmasına neden ihtiyaç duyulmadığını ise

açıklamamıştır. Hâlbuki silahların eşitliği ilkesi kapsamında aranan usuli imkânlar noktasındaki denge tarafların delilleri

arasında farklı muamele yapılmamasını gerektirir. Başvurucuların söz konusu

şikâyetleri, davacının dava dilekçesindeki temel iddiası ile doğrudan

bağlantılı olup davanın sonucuna etki etme ve oluşacak vicdani kanaati

değiştirme ihtimali bulunmaktadır.

61. Bu durumda yargılama sürecinde ileri sürülen ve uyuşmazlığın

çözümüne etki edebilecek mahiyetteki davacı tarafından talep edilen uzman

bilirkişi incelemesi ve keşif yapılması delillerinin toplanmadan yalnızca

davanın diğer tarafı olan Belediyece düzenlenen ve olay yeri tutanağı ile ceza

davasında kabul edilen maddi olgularla arasında farklılıklar bulunduğu

anlaşılan yapı tatil zaptına dayalı olarak karar verilmesi uyuşmazlığın tarafı

olan davacıya savlarının temel dayanağı olan delillerini ortaya koyabilme

imkânını ortadan kaldırmıştır.

62. Somut olayda başvurucuların yargılamanın sonucu bakımından

etkili olabilecek bilirkişi incelemesi ve keşif yapılması yönündeki

delillerinin toplanması ve değerlendirilmesi şikâyetlerine ilişkin usulünce

ileri sürülen iddia ve itirazlarının Mahkemece gerekçelendirilmemesi

hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında sorun oluşturmaktadır. Ayrıca

idari yargılama süreci devam ederken Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen

ceza davasında yapılan yargılama neticesinde eylemin mevcut ikinci katın

eskiyen ahşap kısımlarının yenilenmesinden ibaret olduğu bir maddi olgu olarak

ortaya konulmuştur. Bu husus başvurucuların miras bırakanı tarafından karar

düzeltme aşamasında belirtilmiş, ceza davasında verilen beraat hükmüne ilişkin

ilam da karar düzeltme dilekçesi ekinde ibraz edilmiştir. İdari yargı mercileri

kural olarak ceza davasında verilen karar ile bağlı olmamakla birlikte

davacının yargılamanın sonucuna etkili olabilecek itirazları nedeniyle bu

karara konu maddi olguları değerlendirerek davacının itirazlarını karşılamak

yükümlülüğü altındadır. Ancak karar düzeltme talebi üzerine Danıştay Altıncı

Dairesi, yasada sayılan karar düzeltme nedenlerinden hiçbirisinin bulunmadığı

gerekçesiyle talebin reddine karar vermiştir. Karar düzeltme talebinin reddine

dair ilamda, kesinleşen beraat hükmünde yer alan maddi olgulara neden itibar

edilmediğine dair herhangi bir gerekçeye ise yer verilmemiş, davacının bu

yöndeki itirazları irdelenmemiştir.

63. Bu durumda aynı olaya ilişkin yürütülen ceza soruşturması ve

kovuşturması neticesinde kabul edilen maddi olgular, olay yeri tespit tutanağı

ile diğer tutanaklar arasında ve idare mahkemesi ile ceza mahkemesi kararları

arasındaki çelişki olarak nitelendirilebilecek hususlar birlikte

irdelendiğinde, başvurucuların ceza davasında kabul edilen maddi olgulara

itibar edilmesi gerektiği ile uyuşmazlığa konu binanın ikinci katının sökülüp

yapılmadığı itirazlarının ve yapılan onarımın ruhsata tabi olmadığının bilirkişi

incelemesi ve keşif yapılarak tespit edilebileceğine yönelik savlarının derece

mahkemelerince değerlendirilmediği, dolayısıyla başvurucuların bu itirazlarının

yeterli ve makul bir biçimde karşılanmadığı anlaşılmaktadır.

64. Sonuç olarak; aynı olaya ilişkin ceza davasında kabul edilen

maddi olgular ve yine bu olaya ilişkin düzenlenen tutanaklar ile aradaki

farklılıklar da gözetildiğinde, başvuruya konu idari yargılama sürecinde

başvurucuların temel iddialarını doğrulayabilecek ve uyuşmazlığın çözümü bakımından

etkili olabilecek keşif ve bilirkişi delillerinin toplanmadan davanın reddine

karar verilmesi, - somut olayın özel koşulları içerisinde - taraflar arasında

mahkeme önünde sahip olunan hak ve yükümlülükler bakımından eşitliği davacı

aleyhine olacak şekilde bozmuş, davalı tarafa nazaran orantısız bir dengesizlik

ve dezavantaj oluşturmuştur. Ayrıca derece mahkemelerince, başvurucuların

uyuşmazlığın çözümü bakımından etkili olabilecek delillerinin toplanması ve

değerlendirilmesi talepleri herhangi bir gerekçe gösterilmeden karşılanmamış,

yine başvurucuların davanın sonucuna etkili olabilecek aynı olaya ilişkin ceza

davasında kabul edilen maddi olguların değerlendirilmesi yönündeki itirazları

da karar düzeltme aşamasında ileri sürülmesine rağmen değerlendirilmemiştir.

Dolayısıyla yargılamanın bütününe bakıldığında açıklanan nedenlerle başvuru

konusu davada hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmadığı sonucuna

ulaşılmıştır.

65. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

b. Mülkiyet Hakkının

İhlaline İlişkin İddia

66. Başvurucular 1938 yılından beri mevcut olan binanın ikinci

katında ruhsata tabi olmayan onarım işlemleri yapılmasına rağmen Belediyece

yapının ruhsatlandırılması ve yıkımına dair işlem tesis edilmesi ve bu idari

işleme karşı açılan davanın da reddedilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal

edildiğini ileri sürmüşlerdir.

67. Bakanlığın görüş yazısında mülkiyet hakkının ihlali

iddiasına ilişkin olarak 3194 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre ruhsat alınmış

yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması durumunda yeniden ruhsat alınması

gerektiği, somut başvuruda da binanın üzerinin sökülerek ikinci katının yeniden

yapıldığından ruhsat alınması gerektiği bildirilmiştir.

68. Bakanlığın görüşüne karşı cevap dilekçesinde başvuru

formundaki beyanlar yinelenmiştir.

69. Başvurucuların başvuruya konu yargılama sürecine ilişkin

iddiaları yönünden yukarıda yer verilen ilkeler ışığında adil yargılanma

haklarının ihlaline karar verildiğinden ve adil olmadığı tespit edilen bir

yargılamanın sonucundan hareketle mülkiyet hakkının ihlali iddiası

tartışılamayacağından mülkiyet hakkının ihlali iddiasına ilişkin olarak bu

aşamada karar verilmesine gerek görülmemiştir.

4. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)

numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar

bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

71. Başvurucular yeniden yargılama talebinde bulunmuşlardır.

72. Başvuruda adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna

varılmıştır.

73. Başvurucuların adil yargılanma haklarının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamasında hukuki yarar

bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin 2.

İdare Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

74. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL tutarındaki

harcın başvuruculara müşterek olarak ödenmesine, 1.800 TL tutarındaki vekâlet

ücretinin ise kendilerini vekil ile temsil ettiren başvurucular Ayşe Gök ve

Cennet Yıldız'a müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Mersin

2. İdare Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35 TL harcın BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKENÖDENMESİNE, 1.800 TL

tutarındaki vekâlet ücretinin başvurucular Ayşe Yıldız ve Cennet Gök'e

MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

13/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Nuri

NECİPOĞLU

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Özgür DUMAN

Başvurucular

:

1. Ayşe GÖK

2. Cennet

YILDIZ

Vekilleri

:

Av. Erkan

AKIŞ

3. Erkan

AKIŞ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6133, 13 Nisan 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil
  13. C. Kararın bir örneğinin adil yargılanma hakkının ihlalinin
  14. D. 198,35 TL harcın BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKENÖDENMESİNE, 1.800 TL
  15. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  17. Necipoğlu
  18. Yıldız
  19. Akış
  20. Akış
  21. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6133
Tarih
13 Nisan 2016

İlgili Kararlar

  • Döndü Demir Başvurusu (B. No: 2013/4193)
  • Hatice Acar Başvurusu (B. No: 2013/9484)
  • Mehmet Çamak Başvurusu (B. No: 2013/9513)
  • İlker Erdoğan Başvurusu (B. No: 2013/316)
  • Adomed Medikal İthalat İhracat ve Pazarlama Limited Şirketi Başvurusu (B. No: 2013/7909)
  • Ahmet İsmail Onat Başvurusu (B. No: 2013/6714)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.