İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Ersin Ceyhan Başvurusu (B. No: 2013/695)

1.

Başvuru No2013/695Tarih9 Ocak 2014Okuma14 dk · 2.703 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Ersin Ceyhan Başvurusu

Karar tarihi
9 Ocak 2014
Başvuru Numarası
2013/695
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.703 kelime·14 dk okuma·16 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1.

Başvurucu, derece mahkemeleri önündeki yargılamasının makul olmayan bir süreden

beri devam ettiğini ileri sürerek Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini

iddia etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru,

17/1/2013 tarihinde Didim (Yenihisar) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla

yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona

sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci

Bölüm Birinci Komisyonunca, 27/5/2013 tarihinde başvurunun Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm,

26/6/2013 tarihinde yapılan toplantıda Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün

28. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca kabul edilebilirlik

ve esas hakkındaki incelemenin birlikte yapılmasına karar vermiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular 27/6/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir.

Adalet Bakanlığı, görüşünü 25/7/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

6. Adalet

Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 25/7/2013

tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı

görüşlerini 21/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

7. Başvuru

dilekçesinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:

8.

Başvurucu, hakkındaki şikayetler nedeniyle 16/10/2001 tarihinde yakalanarak

gözaltına alınmış ve gereği yapılmak üzere Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına sevk

edilmiştir. Başvurucu savcılığın tutuklama talebi üzerine Bursa 3. Sulh Ceza

Mahkemesinin 16/10/2001 tarih ve 2001/406 sorgu numaralı kararı ile

tutuklanmıştır. Başvurucu, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 1/5/2002 tarih ve

E.2002/22 sayılı kararı ile tahliye edilmiştir.

9.

Başvurucu hakkında, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 17/10/2001 tarih ve 19756

sayılı iddianamesi ile 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı Mülga Türk Ceza Kanunu’nun

40. maddesi, 456. maddesinin (2) numaralı ve 457. maddesinin (1) numaralı

fıkraları gereğince kamu davası açılmıştır.

10. Bursa

1. Ağır Ceza Mahkemesinin 18/12/2002 tarih ve E.2002/22, K.2002/413 sayılı

kararıyla başvurucunun 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına

karar verilmiştir. Başvurucunun temyizi üzerine Yargıtay 4. Ceza Dairesinin

27/6/2005 tarih ve E.2003/21066, K.2005/6842 sayılı ilamı ile başvurucu

hakkındaki mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

11. Bozma

kararı sonrasında yapılan yargılamada Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 25/5/2006

tarih ve E.2005/430, K.2006/227 sayılı kararıyla başvurucu yeniden 4 yıl 7 ay

10 gün hapis cezasına mahkum edilmiş, bu karar da

başvurucu tarafından temyiz edilmiştir.

12.

Başvurucunun temyiz talebi üzerine Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 17/12/2008 tarih

ve E.2008/6557, K.2008/16848 sayılı ilamıyla Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

25/5/2006 tarihli kararı bozulmuştur.

13. Bozma

kararı üzerine, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada

başvurucunun 27/1/2010 tarihinde yeniden 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezasıyla

cezalandırılmasına karar verilmiş ancak karar, Yargıtay 3. Ceza Dairesinin

23/2/2011 tarih ve E.2010/17385, K.2011/2613 sayılı ilamıyla bozularak yeniden

Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir.

14. Bozma

kararı sonrasında yapılan yargılama üzerine, Bursa 1. Ağır Ceza Mahkemesinin

7/2/2012 tarih ve E.2011/139, K.2012/18 sayılı ilamıyla başvurucunun 4 yıl 7 ay

10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ancak bu karar da

başvurucu tarafından temyiz edilmiştir.

15. Başvuru

tarihi itibarıyla dava Yargıtay aşamasında derdest olmakla birlikte UYAP

üzerinden elde edilen bilgiye göre; başvurucu hakkında Bursa 1. Ağır Ceza

Mahkemesince 7/2/2012 tarihinde verilen karar, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin

27/12/2012 tarih ve 2012/4454, K.2012/10047 sayılı ilamıyla onanmıştır.

B. İlgili Hukuk

16.

26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bir insanı

kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.”

17. 5237

sayılı Kanun’un 35. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Suça

teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre,

ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç

yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer

hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”

18. 5237

sayılı Kanun’un 62. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Takdiri

indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve

yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası

etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. Takdiri indirim nedenleri

kararda gösterilir.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

19.

Mahkemenin 9/1/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 17/1/2013

tarih ve 2013/695 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

20.

Başvurucu, derece mahkemelerinde görülen yargılamasının makul olmayan bir

süreden beri devam ettiğini, bunun gündelik yaşamını ve psikolojisini etkilediğini

ileri sürerek Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul

Edilebilirlik Yönünden

21. Açıkça

dayanaktan yoksun olmayan ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de görülmeyen başvurunun kabul edilebilir olduğuna

karar verilmesi gerekir.

2. Esas

Yönünden

22. Adalet

Bakanlığı görüşünde, başvurucunun yargılama süresinin makul olmadığı yönündeki

şikâyeti ile ilgili olarak; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (“AİHM”)

yargılama süresinin makul olup olmadığını incelerken her olayın kendine özgü

koşullarını, davanın karmaşık olup olmadığını, yargılama süresince tarafların

gösterdiği tavır ve davranışlarını, kamu otoritelerinin tutumlarını, davanın

başvurucu açısından taşıdığı önemi, ceza yargılamalarında başvurucunun tutuklu

olup olmadığı gibi hususları dikkate aldığını ifade etmiştir.

23.

Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı; görüşte dile getirilen kriterler

açısından somut olaya bakıldığında yargılama süresinin makul olarak

görülemeyeceğini, davanın karmaşık nitelikte olmadığını, tek sanıklı bir

davanın bu derece uzamasının nedeninin yargı makamlarının tutumu olduğunu

belirterek Adalet Bakanlığının görüşüne katılmamıştır.

24.

Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan

bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından

müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış

olmasının yanı sıra Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (“AİHS”) ve Türkiye’nin

taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Başka bir

ifadeyle, Anayasa ve AİHS’in ortak koruma alanı

dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).

25.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı

veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”

26.

AİHS’nin “Adil yargılanma hakkı”

başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar

konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme

tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak

görülmesini isteme hakkına sahiptir …”

27.

Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta ve

yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı

olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden

bu hakkın kapsam ve içeriği, AİHS’in “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.

maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).

28. Somut

başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen

ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca

davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının

görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141. maddesinin de,

Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B. No:

2012/1198, 7/11/2013, § 39).

29. Makul

sürede yargılanma hakkının amacı, tarafların uzun süren yargılama faaliyeti

nedeniyle maruz kalacakları maddi ve manevi baskı ile sıkıntılardan korunması

ile adaletin gerektiği şekilde temini ve hukuka olan inancın muhafazası olup,

hukuki uyuşmazlığın çözümünde gerekli özenin gösterilmesi gereği de yargılama

faaliyetinde göz ardı edilemeyeceğinden, yargılama süresinin makul olup

olmadığının her bir başvuru açısından münferiden değerlendirilmesi gerekir (B.

No:2012/673, 19/12/2013, § 27).

30. Davanın

karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların

yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla

sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın

süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken

kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 41–45).

31. Ancak

belirtilen kriterlerden hiçbiri makul süre değerlendirmesinde tek başına

belirleyici değildir. Yargılama sürecindeki tüm gecikme periyotlarının ayrı

ayrı tespiti ile bu kriterlerin toplam etkisi değerlendirilmek suretiyle, hangi

unsurun yargılamanın gecikmesi açısından daha etkili olduğu saptanmalıdır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 46).

32.

Anayasa’nın 36. ve AİHS’in 6. maddeleri ile kişilere,

medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıklar yanında, cezai alanda

yöneltilen suçlamaların da (suç isnadı)

makul sürede karara bağlanmasını isteme hakkı tanınmıştır. Suç isnadı, bir

kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirilmesidir

(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982 ve Deweer/Belçika, B. No: 6903/75, 27/2/1980, §

42). Kişiye cezai alanda yöneltilen suçlamanın suç isnadı niteliğinde olup

olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun ulusal hukuktaki tasnifinin, suçun

gerçek niteliğinin, suç için öngörülen cezanın niteliği ve ağırlığının

incelenmesi gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz:

Sergey Zolotukhin/Rusya,

B. No: 14939/03, 10/02/2009, § 53 ve Engel

ve Diğerleri, B. No: 5100/71, 5101/71, 5102/71, 5354/72, 5370/72,

8/6/1976, § 82). Ancak isnat olunan fiil, ceza kanunlarında suç olarak

nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında ceza hukukunun kuralları uygulanmış

ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesi yapılmaksızın kendiliğinden adil

yargılanma hakkının kapsamına girer (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz: Weber/İsviçre, B. No: 11034/84, 22/05/1990, §§

32–34).

33. Somut

olayda başvurucunun, kasten adam öldürme (teşebbüs) suçlamasıyla 765 sayılı

mülga Türk Ceza Kanunu’nun 40. maddesi, 456. maddesinin (2) numaralı ve 457.

maddesinin (1) numaralı fıkraları gereğince hapis cezası ile cezalandırılması

istemiyle kamu davası açılmıştır. Başvurucunun, 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı

Türk Ceza Kanunu’nun 81. maddesinin (1) numaralı, 35. maddesinin (2) numaralı,

62. maddesinin (2) numaralı fıkraları gereğince, Bursa 1. Ağır Ceza

Mahkemesinin 7/2/2012 tarihli kararı ile 4 yıl 7 ay 10 gün hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmiştir. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suç

isnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin kapsamına girdiği

konusunda kuşku bulunmamaktadır.

34.

Yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleşip gerçekleşmediğinin saptanması

için, öncelikle uyuşmazlığın türüne göre değişebilen, başlangıç ve bitiş

tarihlerinin belirlenmesi gereklidir.

35. Ceza

muhakemesinde yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken

sürenin başlangıcı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlar

tarafından bildirilmesi veya isnattan ilk olarak etkilendiği arama ve gözaltı

gibi bir takım tedbirlerin uygulanması anıdır (Benzer

yöndeki AİHM kararı için bkz: Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982, §§ 73–75). Ceza

yargılamasında sürenin sona erdiği tarih, suç isnadına ilişkin nihai kararın

verildiği, yargılaması devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin

makul süre şikâyetiyle ilgili kararını verdiği tarihtir.

36. Bununla

birlikte, suç isnadının tarihi ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruların

incelenmesi ile ilgili zaman bakımından yetkisinin başladığı tarih farklı

olabilir. İsnat tarihi Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin

başladığı 23/9/2012 tarihinden önce olan ancak bu tarihte yargılaması devam

eden ya da verilen nihai karar henüz kesinleşmemiş olan ceza davaları ile

ilgili olarak, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki

şikayetler bakımından dikkate alınacak süre, 23/9/2012 tarihinden sonra geçen

süre değil, suçun isnat edildiği tarihten itibaren geçen süredir. Dolayısıyla,

ceza muhakemesinde yargılama süresinin makul olmadığı yönündeki şikayetlerde,

23/9/2012 tarihinde derdest olmak şartıyla, suç isnadının gerçekleştiği tarih

ile suç isnadına ilişkin nihai kararın ilgilisi tarafından öğrenildiği tarihe

veya devam eden davalarda Anayasa Mahkemesinin başvuruyu karara bağladığı

tarihe kadar geçen süre dikkate alınacaktır.

37. Başvuru

konusu olayda başvurucu, 16/10/2001 tarihinde gözaltına alınmış, aynı tarihte

tutuklanmış ve 17/10/2001 tarihinde hakkında kamu davası açılmıştır. Bursa 1.

Ağır Ceza Mahkemesinin 18/12/2002 tarihli kararı ile hapis cezası ile

cezalandırılmasına karar verilmesini takip eden süreçte, başvurucu hakkında

derece mahkemesince verilen kararlar sırasıyla Yargıtay 4. Ceza Dairesinin

27/6/2005 tarih ve E.2003/21066, K.2005/6842 sayı kararıyla başvurucunun

durumunun 5271 sayılı Kanun’un 9. maddesinin (3) numaralı fıkrası hükümlerinin

de gözetilerek değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle; Yargıtay 3. Ceza

Dairesinin 17/12/2008 tarih ve E.2008/6557, K.2008/16848 sayılı kararıyla isnat

olunan eylemin kasten adam öldürmeye teşebbüs ya da kasten yaralama suçlarından

hangisinin kapsamında olduğunun tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi

gerektiği gerekçesiyle; Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 23/2/2011 tarih ve

E.2010/17385, K.2011/2613 sayılı kararıyla suç vasfının tayininde yanılgıya

düşüldüğü gerekçesiyle üç kez bozulmuş ve son olarak Bursa 1. Ağır Ceza

Mahkemesince 7/2/2012 tarihinde verilen karar Yargıtay 1. Ceza Dairesinin

27/12/2012 tarihli ilamıyla onanmıştır.

38.

Başvurucunun, uzun yargılama şikayetleriyle ilgili dikkate alınması gereken

süre, bir suç isnadıyla 16/10/2001 tarihinde gözaltına alınması ile hakkındaki

isnat nedeniyle verilen cezanın 27/12/2012 tarihinde Yargıtay 1. Ceza

Dairesince onanması arasında geçen toplam 11 yıl 2 aydır.

39.

Yargılama sürecinin uzamasında yetkili makamlara atfedilecek gecikmeler,

yargılamanın süratle sonuçlandırılması hususunda gerekli özenin gösterilmemesinden

kaynaklanabileceği gibi, yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden de

ileri gelebilir. Zira Anayasa’nın 36. maddesi ile Sözleşme’nin 6. maddesi,

hukuk sisteminin, mahkemelerin davaları makul bir süre içinde karara bağlama

yükümlülüğü de dâhil olmak üzere adil yargılama koşullarını yerine

getirebilecek biçimde düzenlenmesi sorumluluğunu yüklemektedir (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 44).

40. Bu

kapsamda, yargı sisteminin yapısı, mahkeme kalemindeki rutin görevler

sırasındaki aksamalar, hükmün yazılmasındaki, bir dosyanın veya belgenin bir

mahkemeden diğerine gönderilmesindeki ve raportör atanmasındaki gecikmeler,

yargıç ve personel sayısındaki yetersizlik ve iş yükü ağırlığı nedeniyle

yargılamada makul sürenin aşılması durumunda da yetkili makamların sorumluluğu

gündeme gelmektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz:

Foti ve Diğerleri/İtalya, B. No: 7604/76,

10/12/1982, § 61; Neumeister/Avusturya, B. No: 8163/07, 2/4/2013, §§

20–21; Zimmermann-Steiner/İsviçre, B. No: 8737/79, 13/07/1983, §§

29–32; Reilly/İrlanda, B. No: 21624/93, 22/2/1995, §§

65–66; Eckle/Almanya, B. No: 8130/78, 15/07/1982, §

84).

41.

Başvuruya konu yargılama faaliyeti açısından söz konusu olan yaklaşık 11 yıl 2

aylık yargılama süresinin 7 yıllık bölümünün kanun yolu incelemesinde geçtiği

nazara alındığında, somut başvuru açısından özellikle değerlendirilmesi gereken

yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliklerinin yol açtığı gecikmeler AİHM

tarafından da müteaddit defalar incelemeye tabi tutulmuştur. Bu kapsamda, bir yapısal

sorun olması ve yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların uzun bir

müddet zarfında artması ve birikmesi sonucu yargılamalarda makul sürenin

aşılması durumunda, Sözleşme’nin 6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna

varılmaktadır (Bkz: Buchholz/Almanya, B. No: 7759/77, 6/5/1981; Guincho/Portekiz, B. No: 8990/80, 10/7/1984; Unión Alımentarıa Sanders

S.A./İspanya, B. No: 11681/85, 7/7/1989; Zimmermann-Steiner/İsviçre, B. No: 8737/79, 13/7/1983). Zira

devlet, yargılama sisteminde çözüm bekleyen uyuşmazlıkların nicelik itibarıyla

artmasına rağmen, yargılama faaliyetinin makul sürede gerçekleştirilebilmesi

için gerekli tüm tedbirleri almakla yükümlüdür. Bu yükümlülük, hukuk sisteminin

adil yargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi

sorumluluğunun bir görünümüdür.

42. Başvuru

dosyasının incelenmesinde, başvurucunun gözaltına alınması ile hakkında ilk

derece mahkemesince ilk kez hüküm verilmesi arasında yaklaşık 1 yıl 2 ay

geçmiştir. Ancak derece mahkemesince verilen karar dört defa temyiz edilmiş ve

üç kez bozulmuştur. Başvurucu hakkında derece mahkemesince verilen cezanın 4

yıl 7 ay 10 gün olduğu mevcut yargılamada, dava dosyasının Yargıtay ve derece

mahkemesi arasında dört kez gidip gelmesi üzerine geçen sürelerin toplamı ise yaklaşık

10 yıl 1 aydır. Yargı sisteminin yapısından kaynaklanan iş yükü ve organizasyon

eksikliğinin somut başvuruya ilişkin yargılama süresinin uzaması üzerinde

baskın bir etkiye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Anayasa’nın 36. maddesi

ile Sözleşme’nin 6. maddesi gereğince, yargılama sisteminin, mahkemelerin

davaları makul bir süre içinde karara bağlama yükümlülüğü de dâhil olmak üzere

adil yargılama koşullarını yerine getirebilecek biçimde düzenlenmesi

zorunluluğu göz önünde bulundurulduğunda, hukuk sisteminde var olan yapısal ve

organizasyona ilişkin eksikliklerin, yargılama faaliyetinin makul sürede

gerçekleştirilmemesini izah edemeyeceği açıktır.

43.

Başvurucunun tutumunun yargılamanın uzamasına özellikle bir etkisi olduğu

tespit edilmemiştir.

44. Yargılama

süresinin makul olup olmadığının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gereken davadaki sanık sayısı, davanın karmaşıklığı, atılı suçun vasıf ve

mahiyeti, söz konusu suç için öngörülen cezanın miktarı gibi unsurların hiçbiri

somut davadaki yargılama süresinin makul olarak değerlendirilmesine olanak

vermemektedir. Tek bir sanığın yargılandığı ve karmaşık nitelikte olmayan

davada bu yargılama süresi makul olarak değerlendirilemez.

45.

Açıklanan nedenlerle, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan “makul sürede yargılanma hakkı”nın ihlal edildiğine karar

verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden

46. 6216

sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda

ihlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması

için yapılması gerekenlere hükmedileceği belirtilmiş; ancak yerindelik denetimi

yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm

altına alınmıştır.

47.

Başvuruda, Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Başvurucu uğradığı maddi ve manevi zararlarının karşılanmasını talep etmiştir.

Başvurucu, uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile ilgili olarak Anayasa

Mahkemesine herhangi bir belge sunmamıştır. Anayasa Mahkemesinin maddi

tazminata hükmedebilmesi için, başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar

ile tazminat talebi arasında illiyet bağı kurulması gerekir. Anayasa

Mahkemesine herhangi bir belge sunmayan başvurucunun maddi tazminat talebi

reddedilmelidir.

48.

Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkına yönelik müdahale nedeniyle

yalnızca ihlal tespitiyle telafi edilemeyecek ölçüdeki manevi zararı

karşılığında somut olayın özelliklerini dikkate alarak başvurucuya takdiren 9.200,00 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

49.

Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen

198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL

yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

nedenlerle;

A. Başvurunun

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B.

Yargılamanın makul süreyi aşması nedeniyle Anayasa’nın 36. maddesinin İHLAL

EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya takdiren 9.200,00 TL

manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

D. Başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Hazinesine başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

G. Kararın bir örneğinin ilgili mahkemesine gönderilmesine,

9/1/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler : Mehmet ERTEN Zehra Ayla PERKTAŞ Burhan ÜSTÜN Nuri NECİPOĞLU Raportör : Serhat ALTINKÖK Başvurucu : Ersin CEYHAN Vekili : Av. Zekiye Baran DİKÇE

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/695, 9 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve Olgular
  8. A. Olaylar
  9. B. İlgili Hukuk
  10. IV. İnceleme Ve
  11. Gerekçe
  12. A. Başvurucunun
  13. B. Değerlendirme
  14. B. No: 14939/03, 10/02/2009, § 53 ve Engel
  15. A. Başvurunun
  16. C. Başvurucuya takdiren 9.200,00 TL
  17. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  18. Kaleli
  19. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/695
Tarih
9 Ocak 2014

İlgili Kararlar

  • Uğur Özdemir Başvurusu (B. No: 2013/2600)
  • İbrahim Ayhan Başvurusu (B. No: 2013/9895)
  • B.e. Başvurusu (B. No: 2012/625)
  • Faysal Sarıyıldız Başvurusu (B. No: 2014/9)
  • Hilal Özkök Başvurusu (B. No: 2013/2420)
  • Hilal Özkök Başvurusu (B. No: 2013/5028)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.