İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Fatiş Doğan Başvurusu (B. No: 2014/7223)

1. Başvurucu, mahkûm olduğu

Başvuru No2014/7223Tarih11 Mart 2015Okuma17 dk · 3.402 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Fatiş Doğan Başvurusu

Karar tarihi
11 Mart 2015
Başvuru Numarası
2014/7223
R.G. Tarih- Sayı
16/6/2015-29388
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.402 kelime·17 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvurucu, mahkûm olduğu

eylem nedeniyle suç tarihinde yürürlükte olan Kanun ile sonradan yürürlüğe

giren Kanun hükümlerinin uygulanması sırasında hatalı değerlendirme yapılması

sonucu Anayasa’nın 10. Ve 36. Maddelerinde düzenlenen haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru, 26/5/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden

yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 31/7/2014 tarihinde, kabul

edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 19/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş

için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 13/11/2014 tarihli

yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan

görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAYLAR VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UYAP

aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Ankara Cumhuriyet

Başsavcılığı, 10/5/2009 tarihinde başvurucu hakkında ‘’resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık’’

suçlarından aynı yer 5. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açmıştır.

8. Ankara 5. Ağır Ceza

Mahkemesi, ½/2007 tarih ve E.2003/89, K.2007/34 sayılı kararı ile suç tarihinde

yürürlükte olan 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ile

26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerini karşılaştırmış ve

ceza miktarları itibarı ile 5237 sayılı Kanun hükümlerinin başvurucu lehine

olduğunu kabul ederek ‘’zincirleme resmi

belgede sahtecilik’’ suçu yönünden 5237 sayılı Kanun’a göre

başvurucuyu altı yıl dokuz ay hapis cezasına mahkûm etmiş, diğer suç yönünden

açılan kamu davasının ise zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar vermiştir.

9. Anılan mahkûmiyet kararının

temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 8/3/2012 tarih ve

E.2010/16611, K.2012/3197 sayılı ilamı ile süresinde yapılmadığı gerekçesiyle

temyiz talebinin reddine karar vermiştir.

10. Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı, 18/4/2014 tarih ve 2014/99295 sayılı yazı ile; gerekçeli kararın

başvurucunun adresi yerine yanlışlıkla başka bir adrese gönderilmesi nedeniyle

temyiz talebinin süresinde yapıldığının kabul edilmesine yönelik olarak

4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. Maddesi uyarınca

itiraz etmiştir.

11. Yargıtay 11. Ceza Dairesi,

29/4/2014 tarih ve E.2014/10395, K.2014/8237 sayılı ilamı ile Dairenin 8/3/2012

tarihli kararının başvurucu yönünden kaldırılmasına, temyiz talebinin süresinde

yapıldığının kabulüne karar vererek, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin anılan

hükmünü onamış ve karar kesinleşerek kanun yolları tüketilmiştir.

12. Dairenin onama gerekçesi

şöyledir:

“… Resmi belgede sahtecilik suçundan sanık Fatiş Doğan’ın [Başvurucu] 5237 sayılı TCK’nın

204/1-3, 43/1. Maddeleri uyarınca 6 yıl 9 ay hapis cezasıyla mahkumiyetine dair

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 01.02.2007 gün ve 2003/89 Esas,

2007/34 Karar sayılı hükmün sanık müdafii ve katılan

vekilinin temyiz talebi sonucunda, sanık müdafi yönünden yasal süresinden sonra

yapılan temyiz talebinin reddine, katılan vekilinin istemi yönünden ise hükmün onanmasına

ilişkin Dairemizin 08.03.2012 gün ve 2010/16611 Esas, 2012/3197 sayılı Kararına

karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.04.2014 gün ve 11-2014/99295

sayılı yazı ile 6352 sayılı Yasa ile değişik 5271 sayılı CMK’nun

308. Maddesi uyarınca “yokluğunda tayin olunan müdafiiden

haberdar olmaması nedeniyle gerekçeli kararın sanığa tebliği ile verilmesi

halinde temyiz dilekçesinin eklenip iadesi için Dairenin 09.06.2010 tarihli kararı

üzerine mahkemenin gerekçeli kararının, sanığın adresi yerine yanlışlıkla bir

başka sanığın adresine tebliğ edildiği, yapılan yanlışlığın fark edilmeyerek

zorunlu müdafi tarafından yapılan temyiz isteminin süresinde olmadığından

bahisle reddedildiği ve redde ilişkin Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen

01.02.2007 gün ve 2003/89 Esas, 2007/34 Karar sayılı hükmün sanık yönünden

kaldırılarak hükmün onanmasına karar verilmesi” gerektiğinden bahisle itiraz

edilmekle Dairemize gönderilen dosyanın yeniden yapılan incelemesi sonucunda;

itiraz nedenlerinin yerinde olduğu anlaşılmakla, itirazın kabulüne, Dairemizin

08.03.2012 gün ve 2010/16611 Esas, 2012/3197 Karar sayılı ilamın, (I)

bendindeki sanık Fatiş Doğan hakkında, müdafiin temyiz isteminin süre yönünden “reddine”, (III)

bendinde aynı sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçu yönünden kurulan

mahkumiyet hükmüne yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan

incelemede ise hükmün “Onanmasına” ilişkin kararların sanık Fatiş

Doğan yönünden kaldırılmasına karar verilip,sanık hakkında

resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik müdafi ve

katılan vekilinin temyiz itirazları incelenerek gereği görüşüldü:

Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık Fatiş Doğan’a yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve

kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı sebeplerin

nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle

reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun

7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve

Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. Maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237

sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkân

verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm

belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, hükmolunan ceza miktarı itibari ile

sanık hakkında karar tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasa ile

değişik CMK.nun 231. Maddesinin uygulanma olanağı

bulunmadığı anlaşılmış, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik

görülmemiş olduğundan, sanık müdafii ile katılan

vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,

29.04.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.”

13. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin

29/4/2014 tarihli kararı, başvurucu vekiline 26/5/2014 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

14. Başvuru, 26/5/2014 tarihinde

Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır.

B. İlgili

Hukuk

15. 5237 sayılı Türk Ceza

Kanunu’nun 204. Maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Bir

resmî belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmî belgeyi başkalarını

aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmî belgeyi kullanan kişi, iki yıldan

beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

…

(3) Resmî

belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli olan belge

niteliğinde olması hâlinde, verilecek ceza yarısı oranında artırılır.”

16. 5237 sayılı Kanun’un “Zaman bakımından uygulama” kenar başlıklı

7. Maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan

kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin

lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.”

17. 5271 sayılı Kanun’un, “Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcısının itiraz yetkisi” kenar başlıklı 308. Maddesi

şöyledir:

“(1) Yargıtay ceza

dairelerinden birinin kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, re’sen veya istem üzerine, ilâmın kendisine verildiği

tarihten itibaren otuz gün içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir. Sanığın

lehine itirazda süre aranmaz.

(2) (Ek:

2/7/2012-6352/99 md.) İtiraz üzerine dosya, kararına

itiraz edilen daireye gönderilir.

(3) (Ek:

2/7/2012-6352/99 md.) Daire, mümkün olan en kısa

sürede itirazı inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı

Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir.”

18. 765 sayılı Kanun’un 342. Maddesinin ikinci şöyledir:

“Eğer

vesika kanunen sahteliği isbat olunmadıkça muteber

olan resmî evrak kabilinden ise dört seneden on seneye kadar ağır hapis cezası

hükmolunur.”

19. 765 sayılı Kanun’un 80., 102. Ve 104. Maddeleri, 5237 sayılı

Kanun’un 43., 66. Ve 67. Maddeleri, 4/11/2014 tarih ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında

Kanunu’nun 9. Maddesinin (3) numaralı fıkrası.

20. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29/4/2008 tarih ve E.2008/1-79,

K.2008/90 sayılı kararı şöyledir:

“…Yargıtay

Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık, şikayetten

vazgeçmeyi temin amacıyla silahla ve birden fazla kişi tarafından birlikte

gerçekleştirilip, 765 sayılı TCY’nın 188/1-3, 5237

sayılı TCY’nın 106/2-a-c bentleri kapsamında

değerlendirilen eylem nedeniyle dava zamanaşımı süresinin gerçekleşip,

gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkindir.

5252 sayılı Yasanın 9. Maddesinin 3. Fıkrası uyarınca; Lehe

olan hüküm, “önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya

uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle

belirlenir.”

Yerel Mahkemece, hükmün tesis edildiği 13.07.2006 tarihinde,

somut olaya, 765 sayılı Yasa hükümleri ile 5237 sayılı Yasa hükümleri bütünüyle

uygulandığında, 27.11.1999 tarihinde gerçekleştirilen tehdit eylemi nedeniyle,

5237 sayılı Yasa hükümleri sonucu itibariyle bütünüyle sanıklar lehine ise de;

765 sayılı Yasanın 102/4 ve 104/2. Maddeleri uyarınca 7 yıl 6 aylık zamanaşımı

süresine tabi bulunan eylemde, Özel Dairece incelemenin yapıldığı 19.09.2007

tarihinde, suç tarihi ile inceleme tarihi arasında 7 yıl 9 ay 22 günlük bir

süre geçmiş, atılı eylemde 765 sayılı TCY’nın 102/4

ve 104/2. Maddelerinde düzenlenmiş bulunan dava zamanaşımına ilişkin koşullar

gerçekleşmiştir.

Sübuta eren suçun vasfının 765 sayılı TCY’nın

188/1-3. Maddelerine uyduğu ve zamanaşımının da hükmün kesinleşmesinden önce

gerçekleştiği işbu ahvalde sanığın lehine sonuç vereceğinden bahisle 5237

sayılı TCY’nın 106/2, a, c maddelerindeki vasfa

istinatla bu yasanın uygulanma bütünlüğü içerisinde yeni yasanın zamanaşımı

hükümlerinin tatbiki gereğine yönelmek ve lehe sonuç verecek yasanın 765 sayılı

Yasa olduğu gerçeğinden uzaklaşmak mümkün değildir…”

21. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21/6/2011 tarih ve E.2011/6-94,

K.2011/133 sayılı kararı şöyledir:

“…Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazı 5271 sayılı CYY’nda olağanüstü bir yasa yolu olarak düzenlenmiş

olduğundan, anılan Yasa döneminde yapılan itirazlar yönünden böyle bir ayrıma

gerek bulunmamaktadır. Olağanüstü yasa yollarına ilişkin tüm ilke ve kurallar

yasalarda aksi belirtilmedikçe bu yasa yolu için de uygulanmalıdır. Yasa

yararına bozma ve yargılamanın iadesinde dava zamanaşımına ilişkin hükümler ancak

yasanın açıkça izin verdiği hallerde uygulanabiliyorsa, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazında da aynı

şekilde hareket edilmelidir.

Dolayısıyla, 5271 sayılı CYY’nda

olağanüstü bir yasa yolu olarak düzenlenmiş olan Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı itirazı üzerine yapılan incelemede, Ceza Genel Kurulunca itirazın

kabulü halinde, Özel Daire onama kararı ile

Ceza Genel Kurulunun karar tarihi arasında geçen sürenin dava zamanaşımının

hesaplanmasında göz önünde bulundurulmaması gerektiğinin kabulü zorunludur. Ancak

itirazın kabulü üzerine dosyanın derdest hale gelmesi nedeniyle yargılamaya

devam edildiğinde Ceza Genel

Kurulunca itirazın kabulü tarihinden itibaren geçerli olmak üzere süre işlemeye

devam edeceğinden dava zamanaşımı buna göre hesaplanmalıdır…”

22. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/5/1993 tarih ve E.1993/4-11,

K.1993/151 sayılı kararı şöyledir:

“…Yargıtay Ceza Dairelerinin temyiz yargılaması sonunda

verdikleri kararların kesinliği evrensel bir ilkedir.

Ancak; kanunkoyucu, hukuka aykırı

gördüğü özel Daire kararlarına karşı Yargıtay C. Başsavcılığı’na itiraz yetkisi

tanıyarak, Ceza Genel Kurulu’nun hakemliğine başvuru yolunu açmıştır. Sadece

Yargıtay C. Başsavcısı için açılmış olan ve Yargıtay C. Başsavcısı’nın itirazı denilegelmekte olan bu yol, kesin bir karara karşı

tanındığından olağanüstü sayılmalıdır.

O halde, temyiz yargılaması sonucunda Özel Dairelerin “ONAMA”

kararları üzerine, karar kesinleştiğine göre, bu karara Yargıtay C.

Başsavcılığı’nca itiraz halinde, öncelikle işin esasına girilmeli, hukuka

aykırılık bulunmadığı, bir başka anlatımla Özel Daire kararı yerinde görüldüğü

takdirde, Ceza Genel Kurulu’nda yapılan inceleme sırasında dava zamanaşımı

süresi dolmuş bulunsa bile, bu husus göz önüne alınmamalıdır. Ancak, Özel Daire onama kararı hukuka aykırı görülerek

kaldırıldığı ve Yerel Mahkeme hükmü bozulduğu takdirde, Ceza Genel Kurulu’nda

inceleme yapılırken dava zamanaşımı süresi dolmuş bulunursa, CYUY.nın 322. Maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak

esastan veya usulden karar bozulursa dava zamanaşımı nedeniyle, kamu davasının

düşürülmesine karar verilmelidir…”

23. Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 2014/2755 tarih ve E. 2014/2755,

K.2014/2854 sayılı kararı şöyledir:

“…Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığının 01.02.2014 gün ve KD – 2014/5653

sayılı itiraz yazısında özetle;

İncelenen dosya

kapsamından; suça sürüklenen çocuk T. Ç. Hakkında 6136 sayılı Kanunun 15/1,

5237 sayılı TCK’nun 31/3, 62/1. Maddeleri uyarınca

eylemi nedeniyle sonuç olarak 3 ay 10 gün hapis ve 250 TL adli para cezasına

hükmedildikten sonra, hapis cezasının da 2.000 TL adli para cezasına çevrildiği

ve suça sürüklenen çocuk hakkında aynı suç nedeniyle 2.000 TL ve 250 TL olmak üzere

iki ayrı adli para cezasına hükmedildikten sonra verilen cezaların

taksitlendirildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.07.2008 gün ve 2008/3-174

Esas – 2008/191 Karar sayılı ilamı ışığında aynı kararın içerisinde birden çok

hükmün bulunması halinde temyiz sınırı her hüküm için diğerinden bağımsız

olarak ayrı ayrı değerlendirilir görüşü dikkate alınarak aynı suçtan suça

sürüklenen çocuk hakkında verilen hapisten çevirme adli para cezasının

toplamının temyiz sınırında esas alınacağından temyiz talebinin reddi

kaldırılarak suça sürüklenen çocuk hakkında esastan temyiz incelemesi yapılarak

hükmün Bozulmasına ve zamanaşımı dolmuş

bulunduğundan zamanaşımı nedeniyle kamu davasının Düşürülmesine karar verilmesi

istenilmiştir.

…

3) Sanık Tayfun Çakır

hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz

incelemesinde;

Suça sürüklenen

çocuğa yüklenen suçun gerektirdiği cezanın yasada belirtilen türü ve üst

sınırına göre; dava, 5237 sayılı TCK’nun 66/e-2,

67/4. Maddelerinde öngörülen (5 yıl 4 aylık) asli, (7 yıl 12 aylık) kesintili

zamanaşımı süresine tabi bulunmakla;

zamanaşımını kesen en son işlemlerden olan Ordu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından

mahkumiyet kararının verildiği, 18.09.2007 tarihinden 06.02.2014 günlü inceleme

tarihine kadar 5 yıl 4 aylık asli zamanaşımı süresinin geçmiş bulunduğu

anlaşılmış olmakla suça sürüklenen çocuk müdafiinin

temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan CMUK’nun

321. Maddesi uyarınca sanık T. Ç. Yönünden hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus

yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı kanunun 322/1. Maddesinin verdiği

yetkiye dayanılarak 5237 sayılı TCK’nun 66/e-2 ve

67/4. Maddeleri uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle kamu davasının

DÜŞÜRÜLMESİNE, itiraza uygun olarak 24.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar

verildi.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 11/3/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 26/5/2014 tarih ve 2014/7223 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

25. Başvurucu, Ankara 3. Ağır Ceza Mahkemesinin ½/2007 tarihli

mahkûmiyet hükmü esnasında eylemine temas eden suç yönünden 5237 sayılı Kanun’un

ilgili hükümlerinin lehine olduğunu, bununla birlikte kararın esas bakımından

temyiz incelemesine tabi tutulduğu 29/4/2014 tarihinde ise 765 sayılı Kanun’un

zaman aşımı hükümlerinin kendi lehine olduğunu, bu nedenle zaman aşımı

nedeniyle düşme kararı verilmesi gerekirken hükmün onanması ile Anayasa’nın 10.

Ve 36. Maddelerinde düzenlenen eşitlik ilkesi ile adil yargılama hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve hükmün infazının durdurulmasını tedbir istemli

olarak talep etmiştir.

B. Değerlendirme

26. Başvuru formu ve ekleri incelendiğinde, başvurunun, adil

yargılanma hakkının ihlali iddiasına yönelik olduğu görülmektedir. Başvurucu

her ne kadar Anayasa’nın 10. Maddesinin de ihlal edildiğini ileri sürmüş ise de, bu iddiasının özü, söz konusu kararın adil olmadığı

hususu ile ilgilidir. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki tavsifi ile bağlı değildir. Bu sebeple başvurucunun bütün iddiaları

aşağıda adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmiştir

27. Anayasa’nın 148. Maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:

“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gereken

hususlarda inceleme yapılamaz.”

28. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve

Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un “Esas

hakkında inceleme” kenar başlıklı 49. Maddesinin (6) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Bölümlerin, bir

mahkeme kararına karşı yapılan bireysel başvurulara ilişkin incelemeleri, bir

temel hakkın ihlal edilip edilmediği ve bu ihlalin nasıl ortadan

kaldırılacağının belirlenmesi ile sınırlıdır. Bölümlerce kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz.”

29. Anayasa’nın 148. Maddesinin dördüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 49. Maddesinin (6) numaralı fıkrasında, bireysel başvurulara ilişkin

incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların incelemeye tabi

tutulamayacağı belirtilmiştir.

30. Bireysel başvuruya konu davadaki olayların kanıtlanması, hukuk

kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılama sırasında delillerin kabul

edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel bir uyuşmazlığa derece

mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adil olup olmaması,

bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz. Anayasada yer

alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve bariz takdir hatası

içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındaki maddi ve hukuki hatalar

bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz (B. No. 2012/1027, 12/2/2013, §§

25-26).

31. Diğer yandan, benzer konularda aynı derecedeki yargı mercileri

arasındaki içtihat farklılıkları tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemeyeceği gibi, derece mahkemeleri veya temyiz

mercilerinin, uyuşmazlıklara ilişkin olarak, tarafların talepleri ve delilleri

arasındaki yorum farklılıkları da tek başına adil yargılanma hakkının ihlali

niteliğinde kabul edilemez (B. No: 2012/1056, 16/4/2013, 36)

32. Başvurucu, kendisine yüklenen sahtecilik suçunun kanunda

gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırı itibarıyla tabi olduğu, suç tarihi

itibariyle yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı Kanun’un 102. Maddesinin

üçüncü fıkrası ile 104. Maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen dava zamanaşımı

gerçekleştiğinden, hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi

gerekirken, cezaya hükmedilmesi ve bunun da onanmasına karar verilmesinin adil

yargılanma hakkını ihlal edildiğini iddia etmiştir.

33. Söz konusu yargılamada, lehe/aleyhe kanun hükümlerinin yorumu,

maddi vakıaların belirlenen ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi ve

başvurucunun eylemine temas eden suçun dava zamanaşımının dolup dolmadığının

tespitinde takdir, esasen derece Mahkemelerine ait olmakla beraber, derece

mahkemesi kararlarının bariz bir takdir hatası içermesi durumunda, Anayasal bir

temel hak veya özgürlüğün ihlal edilip edilmediğinin tespiti noktasında, farklı

bir değerlendirme yapılması gerekebilecektir.

34. Somut olayda, hükümlünün (başvurucunun) eyleminin 5237 sayılı

Kanun’un 204. Maddesinin (1) ve (3) numaralı fıkralarındaki vasfa istinatla bu

Kanun’un uygulanma bütünlüğü içerisinde ve aynı Kanun’un zamanaşımı hükümlerine

göre temyiz incelemesi yapılmış ve hükmün onanmasına karar verilmiştir.

Zamanaşımının hesabında Dairenin önceden verdiği “temyizin süre yönünden reddi” kararı ile bu kararın

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine kaldırılıp esastan yapılan

inceleme sonucunda verilen “onama”

kararının tarihi arasında geçen süre nazara alınmamıştır.

35. Bu çerçevede, “temyizin süre

yönünden reddi” kararı ile bu kararın Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığının itirazı üzerine kaldırılıp esastan yapılan inceleme sonucunda

verilen “onama” kararının tarihi

arasında geçen sürenin dava zamanaşımının hesaplanmasında göz önünde

bulundurulup bulundurulamayacağı hususu içtihat farklılığına (bkz. §§ 21-23)

ilişkin olup, tek başına adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde kabul

edilemez. Ayrıca derece mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının bariz bir takdir

hatası veya açıkça keyfilik içerdiğine ilişkin bir bulguya da rastlanmamıştır.

36. Açıklanan nedenlerle, derece mahkemesi kararlarının bariz takdir

hatası veya açık keyfilik içermediği anlaşıldığından, başvurunun “açıkça dayanaktan yoksun olması”

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

37. Üyeler Burhan ÜSTÜN ve Nuri NECİPOĞLU bu görüşe

katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle; başvurunun “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yapılan yargılama

giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, üyeler Burhan ÜSTÜN ve Nuri NECİPOĞLU’nun karşıoyları ve OY ÇOKLUĞUYLA 11/3/2015 tarihinde karar

verildi.

KARŞI OY YAZISI

Başvurucu,

Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 01.02.2007 tarihli 2003/89 E. 2007/34 K.

sayılı mahkumiyet hükmünde eylemine temas eden suç yönünden 5237 sayılı kanunun

ilgili hükümlerinin lehine olduğunu, bununla birlikte kararın esas bakımından

temyiz incelemesine tabi tutulduğu Yargıtay 11.Ceza Dairesi 29.04.2014 tarih

2014/10395 E. 2014/8237 K. sayılı ilamı ile 765 sayılı kanunun zamanaşımı

hükümlerinin lehine olmasına rağmen zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi

gerekirken hükmün onanması, Anayasa’nın eşitlik ilkesi ile adil yargılama

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve hükmün infazının durdurulmasını

tedbir istemli olarak talep etmiştir.

Ankara

5. Ağır Ceza Mahkemesi, 01.02.2007 tarih ve 2003/89 E. 2007/34 K. sayılı kararı

ile suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ile, karar

tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu hükümlerini

karşılaştırmış ve ceza miktarları itibariyle 5237 sayılı TCK hükümlerinin

başvurucu lehine olduğunu kabul ederek “zincirleme resmi

belgede sahtecilik” suçu yönünden başvurucuyu altı yıl dokuz ay hapis cezasına

mahkum etmiştir.

Mahkumiyet hükmünün başvurucu

tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 08.03.2012 tarih

ve 2010/16611 E. 2012/3197 K. sayılı ilamı ile temyizin süresinde yapılmadığı

gerekçesiyle esas incelemeye geçmeyerek temyiz talebinin reddine karar

vermiştir.

Yargıtay

Cumhuriyet Başsavcılığı, 18.04.2014 tarih ve 2014/99295 sayılı yazı ile

gerekçeli kararın başvurucunun adresi yerine yanlışlıkla başka bir sanığın

adresine gönderildiğini, yapılan yanlışlığın fark edilmeyerek zorunlu müdafi

tarafından yapılan temyiz isteminin süresinde olmadığından bahisle

reddedildiğini belirtmiş, bu nedenle temyiz talebinin süresinde yapıldığının

kabul edilmesine yönelik olarak 5271 sayılı CMK’nın

308. maddesi uyarınca itiraz etmiştir.

Yargıtay

11. Ceza Dairesi, 29.04.2014 tarih ve 2014/10395 E. 2014/8237 K. sayılı ilamı

ile dairenin 08.03.2012 tarihli kararının başvurucu yönünden kaldırılmasına,

temyiz talebinin süresinde yapıldığının kabulüne karar vererek, Ankara 3. Ağır

Ceza Mahkemesinin anılan hükmünü onamış ve karar kesinleşerek kanun yolları

tüketilmiştir.

Dava

zamanaşımı, belli koşulların gerçekleşmesi halinde devletin cezalandırma

hakkından vazgeçmesidir. Dava zamanaşımı hükümleri talep olmaksızın resen

uygulanır ve bundan şüpheli ve sanık vazgeçemezler. Sanık hakkında, 765 sayılı

mülga TCK’nu ile 5237 sayılı TCK’nun

lehine olan hükümlerinin kıyaslanması gerekir. Kıyaslama, 5252 sayılı Kanun’un

9. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca lehe olan hüküm, önceki ve sonraki

kanunların ilgili bütün hükümleri ayrı ayrı olaya uygulanarak, ortaya çıkan

sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir. Kuşkusuz 5252

sayılı kanun gereğince kıyaslanması yapılan kanunların zamanaşımı hükümleri de

lehe/aleyhe değerlendirilerek sonuca ulaşılması gerekir.

Ankara

5. Ağır Ceza Mahkemesi de, lehe kanun kıyaslamasını

yapmış ve sanığın lehine olan hükümlerin 5237 sayılı TCK’ndaki hükümler

olduğunu belirlemiş, buna göre uygulama yapmıştır.

Mülga

765 sayılı TCK’nun 102/4. ve 104/2 nci maddelerine göre dava zaman aşımı kesintisiz 10

yıl, kesintili 15 yıldır. Halbuki 5237 sayılı TCK’ndaki aynı suç için 66/1-d ve

67/4. maddeleri uygulanacaktır. Bu maddelere göre ise dava zamanaşımı

kesintisiz 15 yıl, kesintili 22 yıl 6 aydır. Dava zamanaşımı, zincirleme

suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar.

Başvurucunun

mahkum olduğu resmi belgede sahtecilik suçlarının

işlendiği tarihlerin 1998 yılı içerisinde olduğu söylenmekte, ancak somut bir

tarihin belirlenmemiş olduğu anlaşılmaktadır.

Yukarıda

açıklandığı gibi başvurucu hakkında verilen mahkumiyet

kararı usulüne uygun tebliğ edilmemiş, başka bir sanığın adresine tebliğ

edilmiş olmasına göre, Başvurucunun temyiz talebi Yargıtay 11. Ceza Dairesince

süresinde yapılmadığı gerekçesiyle 08.03.2012 tarihinde temyiz talebinin

reddine karar verilmiştir. Belirtilen bu kararda başvurucunun esasa ilişkin

temyizi dikkate alınmamış, dosyanın esas incelemesine geçilmemiş, sadece

Yargıtay’a başvuru “süre” si göz önünde tutulmuştur.

Başvurucunun

yaptığı temyiz talebi hatalı olarak “süresinde yapılmadığı” gerekçesiyle

reddedildiğinden, bu tarihte başvurucunun mahkemeye erişim hakkı

engellenmiştir. Bu kararda dosyanın esası yönünden Dairece temyiz incelemesi

yapılmamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 18.04.2014 tarihli itirazı

üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 29.04.2014 tarihli kararı ile, Dairenin

08.03.2012 tarihli kararının başvurucu yönünden kaldırılmasına, Ankara 3. Ağır

Ceza Mahkemesi’nin hükmünün onanmasına karar vermiştir. Böylece başvurucu

yönünden ilk defa esastan temyiz incelemesi yapılmıştır. Bundan dolayı Yargıtay

Ceza Genel Kurulu kararları somut olaya uymamaktadır. Sözü edilen kararlar,

Yargıtay Dairesi’nin esastan çözümlediği uyuşmazlıklara Yargıtay Cumhuriyet

Başsavcılığı’nın itirazı üzerine verilen kararlar içindir. Burada Daire’nin

esastan verdiği bir karar olmadığı gibi, esastan temyiz incelemesi

Başsavcılığın itirazı üzerine yapılmıştır. Davanın kesinleşmesi Yargıtay 11.

Ceza Dairesi’nin 19.04.2014 tarihinde verdiği Onama kararı ile gerçekleşmiştir.

Davadaki zamanaşımı süresinin bu tarih dikkate alınarak hesaplanıp, başvurucu

lehine sonuç verecek olan 765 sayılı mülga TCK’nun

uygulanması gerekirken başvurucu aleyhine uygulama yapılması, yargılamaya bir

bütün olarak bakıldığında, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan hakkaniyete uygun adil yargılama hakkının ihlal edildiği

düşüncesinde olduğumuzdan, çoğunluğun “başvurunun kabul edilemez” olduğuna

ilişkin kararına katılmıyoruz.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Burhan

ÜSTÜN

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Akif

YILDIRIM

Başvurucu

:

Fatiş DOĞAN

Vekili

:

Av.

Mehmet SÜRER

Üye

Burhan

ÜSTÜN

Üye

Nuri

NECİPOĞLU

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/7223, 11 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olaylar Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun
  10. B. Değerlendirme
  11. Karşı Oy Yazısı
  12. Üstün
  13. Necipoğlu
  14. Yıldırım
  15. Üstün
  16. Necipoğlu
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/7223
Tarih
11 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Aydın Aslan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4642)
  • Sait Yılmaz ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/2988)
  • Meral Sürücüler Başvurusu (B. No: 2013/9018)
  • Ercan Altınok Başvurusu (B. No: 2014/10800)
  • Ferhat Tunç Başvurusu (B. No: 2014/6762)
  • Hasan Baki Gülcan Başvurusu (B. No: 2013/760)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.