İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Meral Sürücüler Başvurusu (B. No: 2013/9018)

1. Başvurucu, 24/10/2005

Başvuru No2013/9018Tarih10 Mart 2015Okuma11 dk · 2.111 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Meral Sürücüler Başvurusu

Karar tarihi
10 Mart 2015
Başvuru Numarası
2013/9018
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.111 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 24/10/2005

tarihinde Sarıyer (Kapatılan) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat

davasında yaklaşık sekiz yıl sonra görevsizlik kararı verilmesi üzerine

İstanbul 7. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açtığını, yargılamanın halen

devam ettiğini ve makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma

hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 6/12/2013 tarihinde

İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yönden

yapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı

tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci

Komisyonunca 24/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından

21/11/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru konusu olay ve

olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Adalet Bakanlığının 25/12/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki

kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş

sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde

ifade edildiği şekliyle ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler

çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, kolunun kırılması

nedeniyle İstinye Devlet Hastanesinde geçirdiği operasyonda gerekli dikkat ve

özenin gösterilmediği, bu nedenle kolunda işlev kaybı meydana geldiği, operasyonu

gerçekleştiren doktorlar tarafından kendisinden haksız olarak para talep

edildiği iddiasıyla 24/10/2005 tarihinde Sarıyer (Kapatılan) 2. Asliye Hukuk

Mahkemesinde Sağlık Bakanlığı ile D.D. ve M.A. aleyhine açtığı davada uğradığı

maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir.

8. Mahkemenin 16/11/2006 tarih

ve E.2005/349, K.2006/384 sayılı kararıyla, davalı doktorlar D.A. ve M.A.

hakkında Kaymakamlıkça veya Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmalar

sonunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, davalıların

görevlerini ihmal ettikleri veya kusurlu oldukları yönünde bir ceza kararının

olmadığı ve haksız para talep ettiklerine ilişkin bir delilin bulunmadığı

gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

9. Temyiz incelemesi sonucunda

ise Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 24/1/2008 tarih ve E.2007/3160, K.2008/475

sayılı ilâmıyla, Sağlık Bakanlığına yönelik iddiaların hizmet kusuruna ilişkin

olduğu, idarenin hizmet kusurundan doğan davalarda idari yargı yerinin görevli

olduğu, başvurucunun kolunun işlevini yitirdiği iddiasıyla ilgili olarak

doktorların kişisel kusurunun bulunup bulunmadığına ilişkin Adli Tıp Kurumundan

alınan rapor sonucunda karar verilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece

Mahkemesinin kararı bozulmuştur.

10. Sarıyer (Kapatılan) 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinin kapatılması üzerine davaya İstanbul 20. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2008/150 sayılı dosyasında devam edilmiştir.

11. Mahkemece bozmaya uyularak

yapılan yargılamada İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26/9/2013 tarih ve

E.2008/150, K.2013/371 sayılı kararıyla Sağlık Bakanlığı yönünden davanın

görevsiz yargı yerinde açıldığı, davalı D.D. ve M.A. bakımından ise kamu

görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat

davalarında doğrudan kamu görevlilerine dava açılamayacağı gerekçesiyle davanın

reddine karar verilmiştir.

12. Karar temyiz edilmemiş ve

9/11/2013 tarihinde kesinleşmiştir.

13. Başvurucu, İstinye Devlet

Hastanesinde gördüğü tedavi sırasında işlenen hizmet kusurundan dolayı

vücudunda % 45 fonksiyon kaybı oluştuğu iddiasıyla

19/11/2013 tarihinde İstanbul 7. İdare Mahkemesinde Sağlık Bakanlığı aleyhine

tam yargı davası açmıştır.

14. Mahkemenin 26/9/2013 tarih

ve E.2013/2349, K.2014/777 sayılı kararıyla Adli Tıp Kurumu raporu ve dosyadaki

bilgi ve belgelerin incelenmesinde, başvurucunun kolunda meydana gelen

fonksiyon kaybının İstinye Devlet Hastanesinde gerçekleştirilen operasyondan

kaynaklandığı, operasyonu gerçekleştiren doktorun özensiz davranışı nedeniyle

idarenin kusurlu bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

15. Kararın temyizi ve

yürütmesinin durdurulması istemi üzerine dosya Danıştaya

gönderilmiş olup, temyiz incelemesi halen devam etmektedir.

16. Başvurucu, 6/12/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili

Hukuk

17. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Usul

ekonomisi ilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde

yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür."

18. 6/1/1982 tarih ve 2577

sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kapsam

ve nitelik" başlıklı 1.

maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“(2) Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare mahkemeleri ve vergi

mahkemelerinde yazılı yargılama usulü uygulanır ve inceleme evrak üzerinde

yapılır.”

19. 2577 sayılı Kanun'un "Dosyaların incelenmesi" kenar

başlıklı 20. maddesinin (5)

numaralı fıkrası şöyledir:

“(5) (Değişik: 5/4/1990 – 3622/8 md.) Danıştay, bölge idare, idare ve vergi mahkemelerinde

dosyalar, bu Kanun ve diğer kanunlarda belirtilen öncelik veya ivedilik

durumları ile Danıştay için Başkanlar Kurulunca; (1) diğer mahkemeler için

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca konu itibariyle tespit edilip Resmi Gazete'de ilan edilecek

öncelikli işler göz önünde bulundurulmak suretiyle geliş tarihlerine göre

incelenir ve tekemmül ettikleri sıra dahilinde bir karara bağlanır. Bunların

dışında kalan dosyalar ise tekemmül ettikleri sıraya göre ve tekemmül

tarihinden itibaren en geç altı ay içinde sonuçlandırılır.”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

20. Mahkemenin 10/3/2015

tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 6/12/2013 tarih ve 2013/9018

numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun

İddiaları

21. Başvurucu, 24/10/2005

tarihinde Sarıyer (Kapatılan) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat

davasında yaklaşık sekiz yıl sonra yargı yolu bakımından Mahkemenin

görevsizliğine karar verilmesi üzerine İstanbul 7. İdare Mahkemesinde tam yargı

davası açtığını, yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede

sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

22. Başvuru formu ile eklerinin

incelenmesi sonucunda, açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul

edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı

anlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

23. Başvurucu, 24/10/2005

tarihinde Sarıyer (Kapatılan) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tazminat

davasında yaklaşık sekiz yıl sonra yargı yolu bakımından Mahkemenin

görevsizliğine karar verilmesi üzerine İstanbul 7. İdare Mahkemesinde tam yargı

davası açtığını, yargılamanın halen devam ettiğini ve makul sürede

tamamlanmadığını belirterek, Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.

24. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın

36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü

Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,

Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi

kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede

yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma

hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan

süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.

maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanma

hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

25. Davanın karmaşıklığı,

yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olup

olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:

2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).

26. Anayasa’nın 36. maddesi ve

Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin

uyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekir. Hukuk sisteminde yer

alan mevzuat hükümleri gereğince “kamu

hukuku” alanına dâhil olan, ancak sonucu itibarıyla özel nitelikteki

haklar ve yükümlülükler üzerinde belirleyici olan uyuşmazlıkları konu alan

davalar da Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesinin koruması

kapsamına girmektedir. Bu anlamda, belirtilen düzenlemelerde yer verilen

güvenceler, başvurucunun haklarına zarar verdiği iddia edilen idari bir

eylemden doğan zararların tazmini talebiyle açılan davalara da uygulanacaktır.

Başvuruya konu davanın, hizmet kusuru nedeniyle vücut bütünlüğünde meydana

geldiği iddia edilen zararın giderilmesi istemini konu alan bir uyuşmazlık

olduğu görülmekle, somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, § 44).

27. Medeni hak ve

yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,

sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin

işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiği tarihtir.

Başvurucunun adli yargı yerinde verilen görevsizlik kararı üzerine süresi

içerisinde idari yargıda dava açtığı görülmekte olup yargılamaların birbirinin

devamı niteliğinde olduğu anlaşıldığından somut başvuru açısından sürenin

başlangıcı Sarıyer (Kapatılan) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen davanın

açıldığı tarih olan 24/10/2005 tarihidir.

28. Sürenin bitiş tarihi ise,

çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona erme

tarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin

devamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas

alınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.

No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).

29. Başvuruya konu yargılama

sürecinin incelenmesinde, Sarıyer (Kapatılan) 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde

Sağlık Bakanlığı ve doktorlar D.D. ile M.A. aleyhine açılan tazminat davasında,

Mahkemenin 16/11/2006 tarihli kararıyla davanın reddine karar verildiği, temyiz

üzerine Yargıtayın 24/1/2006 tarihli ilâmıyla kararın

bozulduğu, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamada 24/7/2008 tarihinde

dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesine karar verildiği, Sarıyer 2. Asliye

Hukuk Mahkemesinin kapatılması üzerine 13/12/2012 tarihli duruşmadan itibaren

yargılamaya İstanbul 20. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edildiği, Mahkemece

21/2/2013 tarihli duruşmaya kadar Adli Tıp Kurumundan talep edilen raporun

gelmesinin beklendiği, söz konusu raporun gelmesi üzerine aynı tarihli

duruşmada Adli Tıp Kurumu raporuna karşı tarafların beyanlarının alındığı ve

bilirkişi raporu alınmasına karar verildiği, Mahkemenin 26/9/2013 tarihli

kararıyla Sağlık Bakanlığı aleyhine görevsiz yargı yerinde dava açıldığı

gerekçesiyle, diğer davalılar hakkında ise husumet yönünden davanın reddine

karar verildiği tespit edilmiştir. Söz konusu kararın temyiz edilmeyerek

kesinleşmesi üzerine başvurucunun 19/11/2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı

aleyhine İstanbul 7. İdare Mahkemesinde tam yargı davası açtığı, Mahkemenin

26/9/2013 tarihli kararıyla davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz

edildiği, temyiz incelemesinin halen devam ettiği anlaşılmıştır.

30. İlgili yargılama evrakının

incelenmesinden, başvuruya konu yargılama sürecinin idari yargı makamları

nezdinde sürdüğü görülmekle, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine

tabi bir yargılama faaliyetinin söz konusu olduğu ve idari yargı alanına dâhil

uyuşmazlıkları konu alan yargılama faaliyetleri için geçerli genel usuli hükümler içeren 2577 sayılı Kanun’un muhtelif

maddelerinin, uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya

koyduğu anlaşılmaktadır (§§ 17-19).

31. Hukuk sistemimizde idari

yargı alanında yer alan uyuşmazlıklara ilişkin dava sürelerinin makul yargılama

süresini aştığı yönündeki tespitlere, AİHM kararlarında yer verilmiş olup,

özellikle idari yargı alanındaki yapısal sorunlar ve Danıştay nezdinde temyiz

ve karar düzeltme incelemelerinde geçirilen uzun yargılama sürelerinin ihlal

kararlarına temel oluşturduğu anlaşılmaktadır. Bu kapsamda idari yargı

makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi

tarafından, özellikle 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümleri de göz

önünde bulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde

karar verilmiştir (B. No: 2012/1198, 7/11/2013, §§ 54-60).

32. Başvuruya konu davaya bir

bütün olarak bakıldığında, 2577 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine tabi

bir yargılama sürecine ilişkin somut başvuru açısından farklı bir karar

verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu dokuz yılı aşkın

yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.

33. Açıklanan nedenlerle,

başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

34. Başvurucu, yargılamanın

makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL

manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

35. 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Kararlar” kenar

başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

36. Başvurucunun tarafı olduğu

uyuşmazlığa ilişkin dokuz yılı aşkın yargılama süresi nazara alındığında,

yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle

giderilemeyecek olan manevi zararı karşılığında başvurucuya net 8.650,00 TL

manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

37. Başvurucu tarafından maddi

tazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia

edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,

başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.

38. Başvurucu tarafından yapılan

ve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

39. Başvuruya konu yargılamanın

dokuz yılı aşkın bir süredir devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma

hakkını ihlal ettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan

bir yargılama dosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü

zararın devam etmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa

sürede sonuçlandırılmasını teminen, kararın bir

örneğinin ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL

EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

2.

Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma

hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

B. Başvurucuya net 8.650,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,

başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL

vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA

ÖDENMESİNE,

D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemede

gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,

E. Kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemesine gönderilmesine,

10/3/2015

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh

KALELİ

Üyeler

:

Burhan ÜSTÜN

Nuri NECİPOĞLU

Hicabi

DURSUN

Hasan Tahsin GÖKCAN Raportör Yrd. : Gökçe GÜLTEKİN Başvurucu : Meral SÜRÜCÜLER Vekili : Av. Abidin GÜLEÇ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/9018, 10 Mart 2015 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili
  11. IV. İnceleme Ve
  12. Gerekçe
  13. A. Başvurucunun
  14. B. Değerlendirme
  15. D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  16. Kaleli
  17. Dursun
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/9018
Tarih
10 Mart 2015

İlgili Kararlar

  • Ercan Altınok Başvurusu (B. No: 2014/10800)
  • Ferhat Tunç Başvurusu (B. No: 2014/6762)
  • Hasan Baki Gülcan Başvurusu (B. No: 2013/760)
  • Mehmet Turan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/3495)
  • Doğan Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/9831)
  • Arif Durak Başvurusu (B. No: 2013/7597)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.