İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Feridun Kayaköylü Başvurusu (B. No: 2013/4454)

1. Başvurucu, 11/6/2009 tarihinde İzmir 7. İş Mahkemesinde

Başvuru No2013/4454Tarih15 Ekim 2014Okuma15 dk · 2.989 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Feridun Kayaköylü Başvurusu

Karar tarihi
15 Ekim 2014
Başvuru Numarası
2013/4454
R.G. Tarih-Sayı
17/12/2014-29208
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.989 kelime·15 dk okuma·19 bölüm

I. BAŞVURUNUN

KONUSU

1. Başvurucu, 11/6/2009 tarihinde İzmir 7. İş Mahkemesinde

açtığı alacak davası sonunda verilen kararın icra edilemediğini ve yargılamanın

makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talep etmiştir.

II. BAŞVURU

SÜRECİ

2. Başvuru, 17/6/2013 tarihinde Akhisar 2. Asliye Hukuk

Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit

edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca, 31/10/2013 tarihinde,

kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme

gönderilmesine karar verilmiştir.

4. Bölüm

tarafından 22/11/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin

birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

5. Başvuru

konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığına

gönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 16/1/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen,

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE

OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama

dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu, BMC San. ve Tic. A.Ş.’de

işçi olarak çalışmakta iken, maaşlarının geç ve eksik ödendiği iddiasıyla

4/6/2009 tarihinde iş akdini feshetmiştir.

8. Başvurucu, 11/6/2009 tarihinde BMC San. ve Tic. A.Ş.

aleyhine İzmir 7. İş Mahkemesinde açtığı davada, işçilik alacaklarının

tahsilini talep etmiştir.

9. Mahkemece, 25/5/2010 tarih ve E.2009/383, K.2010/246

sayılı kararla; başvurucunun, ücret alacakları zamanında ödenmediği için hizmet

akdini 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-e maddesi gereğince haklı nedenle

feshettiği, haklı fesih sebebiyle kıdem tazminatı alacağının bulunduğu

gerekçesiyle 37.260,95 TL kıdem tazminatı, 40 TL izin ücreti, 10.569,01 TL

yıllık izin ücreti, 232,15 TL ücret zammı farkı alacağının tahsiline karar

verilmiştir.

10. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir.

11. Başvurucu, 6/2/2012 tarihinde Yargıtay Birinci

Başkanlığına başvurarak temyiz incelemesi yapılan dava dosyasında öncelikle

karar verilmesini talep etmiştir.

12. Yargıtay Birinci Başkanlığı, 24/2/2012 tarihli yazı ile

dosyanın öncelikli inceleme talebi için Yargıtay 9. Hukuk Dairesi Başkanlığına

başvurulması gerektiğini bildirmiştir.

13. Başvurucu, 15/3/2012 tarihinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

Başkanlığına dilekçe vererek dosyanın temyiz incelemesinin öncelikli olarak

yapılmasını talep etmiş, Daire tarafından bu talep yerinde görülmemiş, ancak

başvurucuya talebi hakkında bilgi verilmemiştir.

14. Davalının temyizi sonucu Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin

11/12/2012 tarih ve E.2010/27482, K.2012/42163 sayılı kararıyla davalının diğer

temyiz itirazları reddedilerek, yıllık izin ücretinin hesaplanması yönünden

hüküm bozulmuştur.

15. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama

sonunda, 18/4/2013 tarih ve E.2013/79, K.2013/270 sayılı ilamla; 37.260,95 TL

net kıdem tazminatının 3/6/2009 tarihinden itibaren bankalarca mevduata

uygulanan en yüksek faizi ile birlikte; 10,00 TL net ücret zammı fark

alacağının dava tarihi olan 11/6/2009 tarihinden itibaren yasal faizi ile

birlikte; 222,15 TL net ücret zammı fark alacağının ıslah tarihi olan 27/4/2010

tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yıllık izin

ücretlerinin karşılığının ödendiği ve bakiye yıllık izin ücreti alacağının da

dava tarihinden sonra ödenmiş olduğu görülmekle dava açılmadan önce ödenen izin

ücretleri yönünden davanın reddine, dava açıldıktan sonra ödenen izin ücretleri

yönünden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

16. Karar, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilmiş olup,

temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir.

17. Gerekçeli karar 20/5/2013 tarihinde, başvurucu vekiline

Mahkeme kaleminde tebliğ edilmiştir.

18. Başvurucu 5/6/2013 tarihinde İzmir 12. İcra Dairesinde

BMC San. ve Tic. A.Ş. aleyhine toplam 59.378,74 TL alacağın tahsili amacıyla

ilama dayalı icra takibi başlatmıştır.

19. 5/6/2013 tarihinde davalıya

icra emri gönderilmiş, 7/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucu, 17/6/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuştur.

21. Başvurucunun talebi üzerine, 21/6/2013 tarihinde,

davalıya ait 39 araç üzerine haciz konulmuştur.

B. İlgili Hukuk

22. 12/1/2011 tarih ve 6100

sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Usul

ekonomisi ilkesi” kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:

“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir

biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlüdür.”

23. 6100 sayılı Kanun’un “Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili

hükümler” kenar başlıklı 447. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Diğer kanunların sözlü yahut seri yargılama usulüne atıf

yaptığı hâllerde, bu Kanunun basit yargılama usulü ile ilgili hükümleri

uygulanır.”

24. 30/1/1950 tarih ve 5521

sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş Kanununa göre işçi sayılan

kimselerle (o kanunun değiştirilen ikinci maddesinin Ç, D ve E fıkralarında

istisna edilen işlerde çalışanlar hariç) işveren veya işveren vekilleri

arasında iş akdinden veya iş Kanununa dayanan her türlü hak iddialarından doğan

hukuk uyuşmazlıklarının çözülmesi ile görevli olarak lüzum görülen yerlerde iş

mahkemeleri kurulur.”

25. 5521 sayılı Kanun’un 7.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemelerinde şifahi yargılama usulü uygulanır. İlk

oturumda mahkeme tarafları sulha teşvik eder. Uzlaşamadıkları ve taraflar veya

vekillerinden birisi gelmediği takdirde yargılamaya devam olunarak esas

hakkında hüküm verilir.”

26. 5521 sayılı Kanun’un 8.

maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“İş mahkemesinin nihai kararları tefhim tarihinden itibaren sekiz gün içinde temyiz olunabilir.”27. 5521 sayılı Kanun’un geçici

1. maddesi şöyledir:

“Bölge adliye mahkemelerinin, 26.9.2004

tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye

Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî

Gazetede ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında

yapılan temyiz başvuruları, kesinleşinceye kadar Yargıtay tarafından

sonuçlandırılır. Bu kararlar hakkında İş Mahkemeleri Kanununun bu Kanunla

yapılan değişiklikten önceki temyize ilişkin hükümleri uygulanır.”

28. 5521 sayılı Kanun’un 15.

maddesi şöyledir:

“Bu Kanunda sarahat bulunmıyan

hallerde Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümleri uygulanır.”

29. 6100 sayılı Kanun’un “Hüküm” kenar başlıklı 321. maddesinin (2)

numaralı fıkrası şöyledir:

“Kararın tefhimi, mahkemece hükme ilişkin tüm hususların

gerekçesi ile birlikte açıklanması ile gerçekleşir. Ancak zorunlu hâllerde,

hâkim bu durumun sebebini de tutanağa geçirmek suretiyle, sadece hüküm özetini

tutanağa yazdırarak kararı tefhim edebilir. Bu durumda gerekçeli kararın en geç

bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir.”

30. 22/5/2003 tarihli ve 4857

sayılı İş Kanunu’nun “İşçinin haklı nedenle

derhal fesih hakkı” kenar başlıklı 24. maddesi şöyledir:

“Süresi belirli olsun veya olmasın işçi, aşağıda yazılı

hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini

beklemeksizin feshedebilir:

…

II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve

benzerleri:

…

e) İşveren tarafından işçinin ücreti kanun hükümleri veya

sözleşme şartlarına uygun olarak hesap edilmez veya ödenmezse,

…”

IV. İNCELEME VE

GEREKÇE

31. Mahkemenin 15/10/2014 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,

başvurucunun 17/6/2013 tarih ve 2013/4454 numaralı bireysel başvurusu incelenip

gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

32. Başvurucu, 11/6/2009 tarihinde İzmir 7. İş Mahkemesinde

açtığı davada, 18/4/2013 tarihinde karar verildiğini, Mahkeme Hâkimi tarafından

kararın tebliğinin geciktirildiğini, Yargıtay Birinci Başkanlığının yazısıyla

ayrımcılık yapıldığını, gönderdiği evraklarının değerlendirmeye alınmadığını,

Yargıtay 9. Hukuk Dairesince dosyanın öncelikle incelenmesi talebine karşı

yazılı cevap verilmediğini ve dosyanın öne alınmadığını, İş Mahkemesince

kararın geciktirilmesi nedeniyle taşınmazlarını satmak zorunda kaldığını,

krediler çektiğini, vekili tarafından İzmir 12. İcra Dairesinde yapılan icra

takibine rağmen alacağını tahsil edemediğini, adaletin geciktiğini, halen

ihlalin devam ettiğini, yargılamanın uzun sürdüğünü ve hakkına kavuşamadığını

belirterek, Anayasa’nın 5., 10., 12., 14., 36., 40. ve 141. maddelerinin ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

B. Değerlendirme

33. Başvuru dilekçesi ve ekleri incelendiğinde, başvurucunun,

Anayasa’nın 5., 10., 12., 14., 36., 40. ve 141. maddelerinde güvence altına

alınan haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmıştır. Anayasa

Mahkemesi, başvurucunun ihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı

olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. İhlal iddiaları, yargılamanın makul

sürede sonuçlanmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiasına

dayalı olup, bu kapsamda değerlendirme yapılmıştır.

34. Başvurucunun, icra takibinin

uzun sürmesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlali iddiaları, icra takip

tarihi ile bireysel başvuru tarihi arasındaki dönem dikkate alınarak ayrıca

değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. İcra Sürecine Yönelik Adil

Yargılanma Hakkının İhlali İddiası

35. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin

kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir….”

36. 30/3/2011 tarih ve 6216

sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.

maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:

“Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve

özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye’nin taraf

olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal

edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir.”

37. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul

edilemezliğine karar verebilir.”

38. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre, Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için, kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle, Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun esasının incelenmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

39. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı

fıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine

karar verilebileceği belirtilmiştir.

40. Başvurucu, İzmir 7. İş

Mahkemesinde açtığı dava sonunda verilen karara dayalı olarak İzmir 12. İcra

Dairesinde yaptığı icra takibine rağmen alacağını tahsil edemediğini, adaletin

geciktiğini ve hakkına kavuşamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

41. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de mahkemeye

erişim hakkıdır. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne götürme

ve aynı zamanda mahkemece verilen kararın uygulanmasını isteme haklarını da

kapsar. Mahkeme kararlarının uygulanması, yargılama sürecini tamamlayan ve

yargılamanın sonuç doğurmasını sağlayan bir unsurdur. Karar uygulanmazsa

yargılamanın da bir anlamı olmayacaktır (bkz.

Hornsby / Yunanistan, B. No: 18357/91,

19/3/1997, § 40).

42. Yargı kararlarının uygulanması “mahkemeye erişim hakkı” kapsamında

değerlendirilmektedir. Buna göre, yargılama sonucunda mahkemenin bir karar

vermiş olması yeterli değildir; ayrıca bu kararın etkili bir şekilde

uygulanması da gerekir. Hukuk sisteminde, nihai mahkeme kararlarını,

taraflardan birinin aleyhine sonuç doğuracak şekilde uygulanamaz hale getiren

düzenlemeler bulunması veya mahkeme kararlarının icrasının herhangi bir şekilde

engellenmesi hallerinde, “mahkemeye erişim

hakkı” da anlamını yitirir (B. No: 2012/144, 2/10/2013, § 28).

43. Başvurunun dayanağını oluşturan Mahkeme kararının makul

sürede icra edilmemesi, “mahkemeye erişim

hakkı” kapsamında adil yargılanma hakkının ihlali iddiası olarak

değerlendirilmiştir.

44. Başvuru konusu olayda, başvurucu tarafından açılan dava

sonucunda hükmedilen tazminat ve alacakların icra edilmesi söz konusu olup, bu

sorunun çözümüne yönelik olarak yürütülen icra faaliyetinin, Anayasa’nın 36.

maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülükleri konu

alan bir faaliyet olduğunda kuşku bulunmamaktadır.

45. İcra takibinin koşulları ve karmaşıklığı, başvurucunun bu

süreç içinde gösterdiği tavır ve davranışlar, ilgili kamu makamlarının icra

sürecindeki tutumu ve başvurucunun icra safhasının hızla sonuçlandırılmasındaki

menfaati ile icra sürecinin başvurucu açısından taşıdığı önem ve değer gibi

hususlar bir icra safhasının makul olup olmadığının tespitinde göz önünde

bulundurulması gereken unsurlardır.

46. Makul süre incelemesinde;

icra dairesine intikal eden maddi vakıalar, tarafların genel olarak icra

safhasındaki tutumu, icra sürecinin uzamasındaki etkisi ve usuli

haklarını kullanırken gereken dikkat ve özeni gösterip göstermedikleri; icra

makamları yanında icra süreciyle ilgili kamu gücü kullanan tüm devlet

organlarına atfedilebilir yapısal sorunlar ve organizasyon eksikliğinden

kaynaklanan bir gecikme olup olmadığı ve Mahkeme kararının süratle icra edilmesi

hususunda gerekli özenin gösterilip gösterilmediği; başvurucu için hukuki

korumanın bir an önce gerçekleştirilmesindeki yararının ne olduğu gibi icranın

niteliği ve niceliğine ilişkin birçok hususun birlikte değerlendirilerek karar

verilmesi gerekmektedir.

47. İcra işlemleriyle ilgili olarak makul süre

değerlendirmesinde sürenin başlangıcı, icra takibinin başlatıldığı tarihtir.

Sürenin bitiş tarihi ise, kural olarak icra takibi sonucu alacağın tahsil

edildiği tarihtir.

48. Başvuru konusu olayda, iş akdini haklı nedenle fesheden

başvurucu tarafından İzmir 7. İş Mahkemesinde açılan dava sonunda tazminat ve

alacakların davalı BMC San. ve Tic. A.Ş.’den

tahsiline karar verilmiştir. Başvurucu, anılan karara dayalı olarak 5/6/2013

tarihinde davalı aleyhine ilamlı icra takibi başlatmıştır. Ödeme emri 7/6/2013

tarihinde davalıya tebliğ edilmiş ve itiraz edilmeksizin icra takibi

kesinleşmiştir. Başvurucu vekilinin 21/6/2013 tarihli talebi üzerine davalının

39 aracına haciz konulmuş, ancak satış gerçekleştirilmemiştir. Davalı

tarafından başvurucuya halen herhangi bir ödeme yapılmamış olup, icra takip

dosyası derdesttir.

49. İcra takibinin başlatıldığı 5/6/2013 tarihinden itibaren,

bireysel başvurunun yapıldığı 17/6/2013 tarihine kadar geçen sürenin başvurucu

açısında bir ihlal oluşturmadığı açıktır. Öte yandan, alacağın tahsili amacıyla

haciz işlemlerinin yapıldığı ancak başvurucunun talebi olmadığı için satış

işlemlerinin henüz gerçekleştirilmediği de anlaşılmaktadır. Yapılan icra

takibi, özel hukuk kişileri arasındaki bir takip olup, Devletin taraf sıfatı

bulunmamaktadır. Kaldı ki icra takibinin, takipte bulunan alacaklı tarafından

yürütülmesi esas olup, İcra Müdürlüğünün kendiliğinden hareket etmesi de mümkün

değildir. Başvuru konusu olayda, icra takibinin devam etmesinde İcra

Müdürlüğüne yüklenebilecek herhangi bir kusur da isnat edilmemiştir. Sonuç

olarak, başvuru tarihi itibarıyla 12 gündür devam eden icra süreci nedeniyle

adil yargılanma hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığı anlaşılmıştır.

50. Açıklanan nedenlerle, icra

takibinin makul sürede sonuçlanmamasına dayalı ihlal iddialarının

incelenmesinde, adil yargılanma hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğu

anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları

yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan

yoksun olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi

gerekir.

b. Yargılama

Sürecine Yönelik Adil Yargılanma Hakkının İhlali iddiası

51. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda, açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

52. Başvurucu, 11/6/2009 tarihinde İzmir 7. İş Mahkemesinde

açtığı alacak davasının makul sürede sonuçlanmadığını belirterek, adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

53. Anayasa ve Avrupa İnsan

Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hak

ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma

hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde

yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok

kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında

yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM

içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,

Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını

oluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca

adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle

ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten

Anayasa’nın 141. maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul

sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması

gerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).

54. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,

tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun

davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, bir

davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması

gereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45)

55. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesi

uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul sürede

karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, işçi alacaklarının

tahsili amacıyla açılan davada, 5521 sayılı Kanun ve 6100 sayılı Kanun’da yer

alan usul hükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak

ve yükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,

2/7/2013, § 49).

56. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara

ilişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak,

uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılama sürecinin işletilmeye başlandığı, başka

bir deyişle davanın ikame edildiği tarih olup, bu tarih somut başvuru açısından

11/6/2009 tarihidir.

57. Sürenin bitiş tarihi ise yargılamanın sona erme tarihidir

(B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Somut başvuru açısından bu tarih, Mahkemece

verilen ve temyiz edilmeyen karar tarihi olan 18/4/2013 tarihidir.

58. İş mahkemelerinin görevi 5521 sayılı Kanun’un 1.

maddesinde düzenlenmiştir. Anılan maddede, işçiyle işveren veya işveren vekili

arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından

doğan hukuk uyuşmazlıklarının iş mahkemelerinde çözümleneceği hüküm altına

alınmıştır.

59. Bu şekilde kanun koyucu, iş hukukunun çalışanı koruyucu

niteliğini ve iş davalarının özelliklerini dikkate alarak genel mahkemelerin

dışında özel bir iş yargılaması sistemi oluşturmuş ve iş davalarının, konunun

uzmanı mahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimde

sonuçlandırılmasını amaçlamıştır (B. No: 2013/4701, 23/1/2013, § 47).

60. Bunun yanı sıra 6100 sayılı Kanun’un 447. maddesiyle daha

önce yürürlüğe girmiş olan kanunlarda yer alan sözlü ve seri yargılama usulleri

kaldırılmış ve bunun yerine iş hukuku uyuşmazlıklarına da uygulanmak üzere

basit yargılama usulü getirilmiştir. Basit yargılama usulü yazılı yargılama

usulünden daha basit ve çabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan

ve daha kolay bir inceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul

edilmiş bir yargılama usulüdür (B. No: 2013/772, 7/11/2013, § 64-65).

61. Başvuruya konu yargılama sürecinin İş Mahkemesi önünde

sürdüğü görülmekle, yukarıda bahsedildiği üzere, 5521 sayılı Kanun’da yer alan

özel usul hükümleri ile 6100 sayılı Kanun’un 30. ve 447. maddelerinin

uyuşmazlıkların makul sürede çözümlenmesi gerekliliğini ortaya koyduğu

anlaşılmaktadır (§ 22).

62. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde,

başvurucu tarafından, 11/6/2009 tarihinde İzmir 7. İş Mahkemesinde açılan dava

sonunda 25/5/2010 tarihinde davanın kabulüne karar verilmiş, davalının temyizi

üzerine Yargıtay 9. Hukuk Dairesince, 11/12/2012 tarihinde hüküm kısmen

bozulmuştur. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonunda,

18/4/2013 tarihli kararla; başvurucu vekilinin yüzüne karşı davanın kısmen

reddine karar verilmiş, başvurucu süresi içinde kararı temyiz etmemiştir.

Gerekçeli karar, 19/4/2013 tarihinde yazılmış, kararın 29/4/2013 tarihinde

temyiz edilmeksizin kesinleştiği Mahkemece 20/5/2013 tarihinde kararın arkasına

şerh edilmiştir. Başvurucu, gerekçeli kararı 20/5/2013 tarihinde Mahkeme

kaleminde tebellüğ etmiş, anılan karara dayalı olarak 5/6/2013 tarihinde davalı

aleyhine icra takibi başlatmıştır.

63. Mahkemece, kararın 29/4/2013 tarihinde kesinleştiği

belirtilmişse de 18/4/2013 tarihinde temyiz yolu açık olarak, davanın

taraflarının yüzüne karşı verilen kararın temyiz edilmediği, dolayısıyla karar

tarihi olan 18/4/2013 tarihi itibarıyla davanın sona erdiği sonucuna

varılmıştır.

64. Anayasa Mahkemesinin, derece mahkemelerinin yargılama

sürelerine riayetlerine ilişkin yerel mevzuatı nasıl yorumladıklarını ve

uyguladıklarını denetleme görevi bulunmamakta olup Mahkeme, davaların “makul süre” içerisinde tamamlanıp

tamamlanmadığını tespit etmek amacıyla yargılama süresinin bütününü ele alarak,

bu sürenin Anayasa’nın 36. maddesine uygun olup olmadığıyla sınırlı bir

inceleme yapmaktadır.

65. 5521 ve 4857 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama

usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede

tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve

Anayasa Mahkemesi tarafından, yargılama sürecinin tamamı dikkat alınarak, makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararlar verilmiştir (B. No:

2013/772, 7/11/2013, §§ 59-82; B. No: 2013/4701, 23/1/2014, §§ 35-51).

66. Başvurunun konusu olan işçi alacaklarının ödenmesi

davasında yargılama sürecindeki gecikmeler ayrı ayrı değerlendirildiğinde, davanın

niteliği gereği bilirkişi incelemesini gerektirdiği, iki dereceli yargılama

yapıldığı ve davanın 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinde düzenlenen işe iade

davası niteliğinde de olmadığı dikkate alındığında, 3 yıl 10 ay 7 gün süren

yargılama sürecinin makul olduğu sonucuna varılmıştır.

67. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edilmediğine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan

gerekçelerle;

A. Başvurucunun,

1.

İcra sürecine ilişkin adil yargılanma hakkının ihlali iddiasının “açıkça

dayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Yargılama sürecine ilişkin adil yargılanma hakkının ihlali

iddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan haklarının

İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Başvurucu tarafından yapılan yargılama giderlerinin başvurucu

üzerine bırakılmasına,

15/10/2014

tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar

verildi.

Başkan

:

Serruh KALELİ

Üyeler

:

Burhan

ÜSTÜN

Nuri

NECİPOĞLU

Hicabi DURSUN

Hasan

Tahsin GÖKCAN

Raportör

:

Murat

AZAKLI

Başvurucu

:

Feridun

KAYAKÖYLÜ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/4454, 15 Ekim 2014 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Konusu
  5. II. Başvuru
  6. Süreci
  7. III. Olay Ve
  8. Olgular
  9. A. Olaylar
  10. B. İlgili Hukuk
  11. II- Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller ve
  12. IV. İnceleme Ve
  13. Gerekçe
  14. A. Başvurucunun İddiaları
  15. B. Değerlendirme
  16. B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan haklarının
  17. C. Başvurucu tarafından yapılan yargılama giderlerinin başvurucu
  18. Üstün
  19. Necipoğlu
  20. Azaklı
  21. Kayaköylü
  22. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/4454
Tarih
15 Ekim 2014

İlgili Kararlar

  • Selim Berna Altay Başvurusu (B. No: 2013/8397)
  • Abdullah Sabri Kocaman Başvurusu (B. No: 2013/4030)
  • Serkan Madsar Başvurusu (B. No: 2012/751)
  • Halim Yıldırım Başvurusu (B. No: 2013/1401)
  • İlyas Ayırkan Başvurusu (B. No: 2013/9714)
  • Oğuz Tatış ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/4186)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.