İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Feyziye Kılıç ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/6645)

1. Başvuru, murisin 3/8/1999 tarihinde uğradığı silahlı saldırı

Başvuru No2013/6645Tarih31 Mart 2016Okuma16 dk · 3.212 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Feyziye Kılıç Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
31 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/6645
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.212 kelime·16 dk okuma·24 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, murisin 3/8/1999 tarihinde uğradığı silahlı saldırı

sonucu hayatını kaybetmesi ve faili meçhul kalan ölüm olayı nedeniyle 17/7/2004

tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların

Karşılanması Hakkında Kanun kapsamında yapılan başvurunun reddine ilişkin

işleme karşı açılan davanın reddedilmesi nedeniyle yaşam ve adil yargılanma haklarının

ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/8/2013 tarihinde Batman İdare Mahkemesi

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvurucular bireysel başvuru harç ve masraflarını

karşılama imkânlarının bulunmadığını belirterek adli yardım talebinde

bulunmuşlardır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi

neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca 24/7/2014 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Bölüm Başkanı tarafından 05/12/2014 tarihinde, başvurunun

kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar

verilmiştir.

5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlığın 6/1/2014 tarihli yazısında, Anayasa

Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen

başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi

(UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar

özetle şöyledir:

7. Başvuruculardan Feyziye Kılıç'ın

eşi, diğer başvurucuların babası olan S.K., Batman ili Bağlar Mahallesi'nde

3/8/1999 tarihinde uğradığı silahlı saldırı sonucu yaşamını yitirmiştir.

8. Başvuruculardan Fevziye Kılıç, Mahsum

Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil

Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat

Kılıç ve Aydın Kılıç 1/11/2004 tarihinde, diğer başvurucular 1/6/2005 tarihinde

murislerinin ölüm olayı nedeniyle uğradıkları zararların karşılanması için 5233

sayılı Kanun hükümlerinden yararlandırılmaları istemiyle Batman Valiliği Zarar

Tespit Komisyonuna (Komisyon)başvurmuşlardır.

9. Komisyon; Fevziye Kılıç, Mahsum

Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil

Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat

Kılıç ve Aydın Kılıç'ın başvurusuna ilişkin olarak 29/4/2005 tarihli ve

2005/139 sayılı kararı ileolayın meydana geldiği

tarihlerde Batman ilinde terör eylemleri ile silahla faili meçhul kalan öldürme

suçlarının yoğunluğu dikkate alınarak başvurucuların murisi S.K.nın

terör eylemlerinin hedefi olduğu kanısına vardığından anılan başvuruyu kabul

ederek yaptığı hesaplama sonucu belirlediği 14.035 TL’nin başvurucuların miras

payları oranında ödenmesine karar vermiş ancak başvuruculara ödeme yapılmadan

önce Batman Emniyet Müdürlüğünden alınan yazıda ölüm olayının alacak verecek

meselesinden kaynaklandığının bildirilmesi üzerine 24/6/2005 tarihli ve

2005/306 sayılı karar ile ödeme yapılması yönünde aldığı ilk kararın iptaline

ve başvurunun reddine karar vermiştir. Diğer başvurucuların başvurusu ise yine

Batman Emniyet Müdürlüğünden alınan yazı kapsamında Komisyonun 24/6/2005

tarihli ve 2005/307 sayılı kararı ile reddedilmiştir.

10. Başvurucular, murisin ölüm olayının 5233 sayılı Kanun

kapsamına girdiğini belirterek yapılan başvuruların reddine ilişkin Komisyonun

24/6/2005 tarihli, 306 ve 307 sayılı kararlarının iptali ile 16.000 TL maddi

tazminatın idari işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal

faiziyle birlikte tahsili istemiyle Batman Valiliği (İdare) aleyhine 18/11/2005

tarihinde Diyarbakır 2. İdare Mahkemesinde dava açmışlardır.

11. Diyarbakır İdare Mahkemesinin 14/12/2007 tarihli ve

E.2005/2259, K.2007/1844 sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline,

tazminat isteminin reddine karar vermiştir. Kararın ilgili gerekçesi şöyledir:

“... ölüm olayının alacak sebebiyle meydana

geldiği yönündeki iddialar anılan Mahkeme kararıyla sabit görülmediği halde,

sanıkların emniyette verdikleri ifadelerine dayanılarak davalı İdarece

başvurunun reddedilmesinde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.

...

... davalı idarenin ret sebebinde hukuka

uyarlılık görülmemekle birlikte, olayın terör eyleminin sonucu olduğu yönünde

herhangi bir emare olmaksızın bütün faili meçhul adam öldürme olaylarının terör

eylemi olarak sayılmasına ve 5233 sayılı Yasa kapsamında değerlendirmesine

olanak bulunmadığından, olayın failleri ve sebepleriyle ilgili olarak devam

eden adli ve idari tahkikat sonucuna göre 5233 sayılı Yasa kapsamında tekrar

değerlendirme yapılarak karar verilmesi gerekeceğinden, tazminat isteminin bu

aşamada kabulüne olanak bulunmadığı…”

12. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 9/5/2012 tarihli ve E.2011/9317, K.2012/2745 sayılı ilamıylaİlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlgili

gerekçe şöyledir:

“... 5233 sayılı Kanun uyarınca idarenin

tazminat ödemekle sorumlu tutulabilmesi için meydana gelen zararın terör

eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle

doğduğunun açıkça ortaya konulması gerekmektedir.

… olayla ilgili olarak Batman Ağır Ceza

Mahkemesi’nde yapılan yargılamada, aralarındaki borç meselesi nedeniyle sanık

olarak yargılanan kişilerin beraatlerine karar

verildiği, ancak dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacılar murisinin

öldürülmesi olayının terör eylemleri nedeniyle doğduğu veya terörle mücadele

kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle gerçekleştirildiği hususunun bir

takım delil ve tespitlerle ortaya konulamadığı görülmüştür.

Bu, durumda faili meçhul cinayet kapsamındaki

ölüm olayının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle doğduğu hususunun somut olarak delil ve tespitlerle

ortaya konulamaması nedeniyle, davacıların 5233 sayılı Kanun uyarınca

yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından,

temyize konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır…”

13. Bozma ilamından sonra Diyarbakır 2. İdare Mahkemesi

20/9/2012 tarihli ve E.2012/805, K.2012/1116 sayılı kararıyla davanın yetki

yönünden reddine, dosyanın yetkili Batman İdare Mahkemesine gönderilmesine karar

vermiştir.

14. Batman İdare Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan

yargılama sonunda 28/11/2012 tarihli ve E.2012/5820, K.2012/5812 sayılı karar

ile davanın reddine karar verilmiştir. İlgili gerekçe şöyledir:

“…faili meçhul cinayet kapsamındaki ölüm

olayının, terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler nedeniyle doğduğu hususunun somut olarak delil ve tespitlerle

ortaya konulmaması nedeniyle, davacıların 5233 sayılı Kanun uyarınca yaptıkları

başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır…”

15. Temyiz üzerine Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 28/3/2013 tarihli ve E.2013/5827, K.2013/2454 sayılı ilamıyla hükmün

onanmasına karar verilmiştir.

16. Karar, başvuruculara 17/7/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.

17. Başvurucular 16/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

B. İlgili Hukuk

18. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,

geçici 3., geçici 4. maddeleri, 24/6/2013 tarihli ve 2013/5034 sayılı Bakanlar

Kurulu Kararı Eki Karar'ın 1. maddesi (Celal

Demir, B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-24).

19. 5233 sayılı Kanun'un 25/4/2013 tarihli ve 6462 sayılı

Kanun'un 1. maddesiyle değişik 9. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Yaralanma,

engelli hâle gelme ve ölüm hâllerinde (7000) gösterge rakamının memur aylık

katsayısı ile çarpımı sonucunda bulunan miktarın;

a) Yaralananlara altı katı tutarını geçmemek

üzere yaralanma derecesine göre,

b)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından üçüncü derece olarak

tespit edilenlere dört katından yirmidört katı

tutarına kadar,

c)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından ikinci derece olarak

tespit edilenlere yirmibeş katından kırksekiz katı tutarına kadar,

d)

Çalışma gücü kaybı, yetkili sağlık kuruluşları tarafından birinci derece olarak

tespit edilenlere kırkdokuz katından yetmişiki katı tutarına kadar,

e) Ölenlerin mirasçılarına elli katı

tutarında,

Nakdî ödeme yapılır.

...

Birinci

fıkranın (e) bendine göre belirlenen nakdî ödemenin mirasçılara intikalinde

4721 sayılı Türk Medenî Kanununun mirasa ilişkin hükümleri uygulanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 31/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların İddiaları

21. Başvurucular; murislerinin 3/8/1999 tarihinde Batman ili

Bağlar Mahallesi'nde öldürüldüğünü, anılan olay nedeniyle uğradıkları

zararların karşılanması istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında yaptıkları

talebin ve akabinde açtıkları davanın reddedildiğini, taleplerin

değerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve yapılan yargılamanın yaklaşık

sekiz yıl sürdüğünü ve makul bir sürede sonuçlanmadığını, idari yargı

makamlarınca tazminat başvurusuna ilişkin mevzuatın dar yorumlanması suretiyle

talebin reddedildiğini, murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi ve manevi

zarara uğradıklarını, devletin vatandaşın can güvenliğini korumak zorunda

olduğunu, olayın üzerinden on dört yıl geçmesine rağmen faillerinin

bulunamadığını, etkili soruşturma yapılmadığını, olayın terörle mücadele

kapsamında gerçekleştirildiğini belirterek Anayasa’nın 17. ve 36. maddesinde

güvence altına alınan yaşam ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini

ileri sürmüşler; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde

bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

22. Başvurucuların 5233 sayılı Kanun kapsamındaki zararlarının

tazmini amacıyla yaptıkları başvurunun ve açtıkları davanın reddedilmesi

nedeniyle Anayasa’nın 17. ve 36. maddelerinde tanımlanan haklarının ihlal

edildiğini iddia ettikleri anlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, olayların

başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve

olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).

23. Başvurucuların, murisin öldürülmüş olması sebebiyle maddi ve

manevi zarara uğradığı; olayın üzerinden on dört yıl geçmiş olmasına rağmen

etkin soruşturma yapılmadığından olayın gerçek faillerinin devlet tarafından

bulunamadığı, devletin vatandaşın can güvenliğini korumak zorunda olduğu, bu

aşamadan sonra olayın faillerinin bulunma ihtimalinin son derece zayıf

bulunduğu, olayın siyasi olmaması durumunda zaten faillerinin hemen tespit

edilebileceğine ilişkin iddialarının ölüm olayının terörle mücadele kapsamında

gerçekleşmiş olduğunu delillendirme amaçlı olarak

ifade edildiği, başvuru formunda Savcılık soruşturma ve ceza dosyasına ilişkin

süreçten ayrıca şikâyet edilmediği, bu bakımdan bu iddiaların özünün ölüm olayı

sebebiyle oluşan zararların 5233 sayılı Kanun kapsamında kaldığı ve

karşılanması gerektiği iddiasına ilişkin olduğu anlaşılmış; yaşam hakkının

ihlali iddiası yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır. Başvurucuların ihlal

iddiaları adil yargılanma hakkı kapsamında aşağıdaki başlıklar altında

değerlendirilmiştir:

1. Adli Yardım Talebi Yönünden

24. Anayasa Mahkemesinin

Mehmet Şerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen

ilkeler dikkate alınarak geçimini önemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama

giderlerini ödeme gücünden yoksun oldukları anlaşılan başvurucuların açıkça

dayanaktan yoksun olmayan adli yardım taleplerinin kabulüne karar verilmesi

gerekir.

2. Kabul Edilebilirlik Yönünden

a. Hakkaniyete Uygun Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

25. Başvurucular, murislerinin 3/8/1999 tarihinde faili meçhul

bir şekilde öldürülmesi, olayın terörle mücadele kapsamında gerçekleşmesi

sebepleriyle maddi ve manevi zararları olmasına rağmen 5233 sayılı Kanun

kapsamında yaptıkları başvurunun reddedildiğini, idari yargı makamlarının

tazminat başvurusuna ilişkin mevzuatı dar ve aleyhe yorumlandığını, murisin

ölümü üzerinden uzun bir zaman geçmesine rağmen gerçek faillerin

bulunamamasının olayın terörle mücadele kapsamında gerçekleştiğini

gösterdiğini, aksine bir durumda faillerin hemen tespit edilebileceğini, ölüm

olayı sebebiyle maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiğini

belirterek Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan hakkaniyete uygun yargılanma

haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında bireysel

başvurulara ilişkin incelemelerde kanun yolunda gözetilmesi gereken hususların

incelemeye tabi tutulamayacağı, 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa

Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin

(2) numaralı fıkrasında ise açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece

kabul edilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir.

27. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,

hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerince

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireysel

başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinin

tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdir

hatası içermesi ve bu durumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak

ve özgürlükleri ihlal etmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti

niteliğindeki başvurular, derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya

açık keyfîlik içermedikçe Anayasa Mahkemesince esas

yönünden incelenemez (Necati Gündüz ve Recep

Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).

28. Terör eylemleri ve terörle mücadele kapsamında yürütülen

faaliyetler sebebiyle maddi zarara uğrayan kişilerin bu zararlarının

karşılanması amacından hereketle 5233 sayılı Kanun’un

2. maddesinde hangi zararların kanun kapsamı dışında bulunduğu belirtilmiş, 7.

madde de ise karşılanacak zararlar açıklanmıştır. Bu bakımdan terör dışındaki

ekonomik ve sosyal sebeplerle meydana gelen yaralanma, sakatlanma veya ölüm

hâllerinde uğranılan zararların Kanun'un kapsamı dışında olduğu açıkça

belirtilmiştir.

29. Başvuru dilekçesi incelendiğinde başvurucuların 5233 sayılı

Kanun'un ilgili maddeleri kapsamında idari yargı makamlarının tazminat

başvurusuna ilişkin kanuni düzenlemeleri dar ve aleyhe yorumlayarak Anayasa'nın

36. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürdükleri anlaşılmaktadır.

30. Başvurucuların iddiaları ile beraber Danıştay Onbeşinci Dairesinin 9/5/2012 tarihli bozma ilamında (bkz.

§12) ve bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada Batman İdare Mahkemesinin

28/11/2012 tarihli kararında (bkz. § 14) belirtilen gerekçeler incelendiğinde

iddiaların 5233 sayılı Kanun'un kapsamına ilişkin hükümler içeren 2. maddesinin

(d) bendinde yer verilen "Terör

dışındaki ekonomik ve sosyal sebeplerle uğranılan zararlar ile güvenlik

kaygıları dışında kendi istekleriyle bulundukları yerleri terk edenlerin bu

sebeple uğradıkları zararlar." ifadesinin Komisyon ve Derece

Mahkemeleri tarafından yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas itibarıyla

yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

31. Gerek Danıştay Onbeşinci

Dairesinin 9/5/2012 tarihli bozma ilamı gerek bozma ilamına uyularak Batman

İdare Mahkemesince verilen 28/11/2012 tarihli kararda, 5233 sayılı Kanun

uyarınca idarenin tazminat ödemekle sorumlu tutulabilmesi için meydana gelen

zararın terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle doğduğunun açıkça ortaya konulması gerektiği, dosyadaki bilgi ve

belgelerden faili meçhul cinayet kapsamındaki davacıların murisinin ölüm

olayının terör eylemleri veya terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler

nedeniyle gerçekleştirildiği hususunun delil ve tespitlerlesomut

olarak ortaya konulamaması nedeniyle başvurucuların 5233 sayılı Kanun uyarınca

yaptıkları başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı

belirtilmiştir.

32. 5233 sayılı Kanun uyarınca ileri sürülen taleplerin

belirtilen Kanun kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususu ve

Kanun’un kapsamının belirlenmesi noktasındaki mevzuat hükümlerinin yorumu ve

somut olayın bu ölçüt uyarınca değerlendirilmesi noktasındaki takdir derece

mahkemelerine aittir.

33. Başvurucuların dava ve temyiz aşamasında da aynen ileri

sürdükleri iddialarının idari makamların ve Mahkemelerin delilleri

değerlendirmesine ve konuya ilişkin hukuk kurallarının Mahkemeler tarafından

yorumlanmasına ilişkin olduğu, başvurucuların nihai olarak lehlerine olmayan

Mahkeme kararının sonucundan şikâyet ettikleri anlaşılmakla birlikte

başvurucular yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşler

hakkında bilgi sahibi olamadıklarına, kendi delillerini ve iddialarını sunma

olanağı bulamadıklarına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili

bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadıklarına ya da uyuşmazlığın çözüme

kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafından

dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları gibi Derece

Mahkemelerinin kararında da bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

oluşturan herhangi bir durum tespit edilememiştir.

34. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürülen

iddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemeleri

kararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfîlik

de içermediği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik

koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

b. Makul Sürede Yargılanma Hakkının İhlal

Edildiğine İlişkin İddia

35. Başvuru formu ile eklerinin incelenmesi sonucunda açıkça

dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini

gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan başvurunun bu kısmının

kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

3. Esas Yönünden

36. Başvurucular 5233 sayılı Kanun kapsamında ileri sürülen

giderim taleplerinin değerlendirilmesi hususundaki idari sürecin ve yapılan

yargılamanın yaklaşık sekiz yıl sürdüğünü ve makul sürede sonuçlandırılmadığını

belirterek adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.

37. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatlarda idari

yargı makamları nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündeki

iddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesinin bu

konuda verdiği kararlarında, komisyon ve yargılama aşamalarında geçen süreler

ile davanın tüm koşulları, karara bağlanan başvuru sayısı ve yargılama

sürecinde komisyon ve yargılama makamlarınca yapılan işlemler dikkate alınarak

uyuşmazlığın karara bağlanması konusunda kamu otoritelerine ve özellikle

yargılama organlarına atfedilebilecek bir gecikmenin olmadığı ve toplamda sekiz

yılın altında gerçekleşen başvuruların karara bağlanma süresinin makul sürede

yargılanma hakkının ihlaline yol açmadığı sonucuna ulaşılmıştır (Sabri Çetin, §§ 61-69; Mahmut Can Arslan, B. No: 2013/3008,

6/2/2014, §§ 60-68; Mehmet Gürgen,

B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal

Demir, §§ 58-66). Başvurunun kesin olarak karara bağlanmasının daha

uzun bir sürede gerçekleştiği ve bu durumun başvuruculara atfedilebilecek bir

kusurdan kaynaklanmadığı durumlarda ise makul sürede yargılanma hakkının ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır (İsmet Kaya,

B. No: 2013/2294, 8/5/2014, §§ 46-70).

38. Ancak toplamda sekiz yılın altında gerçekleşen başvuruların

karara bağlanma süresinin her durumda makul olduğu şeklinde bir değerlendirme

yapılması mümkün değildir.Başvuru

konusu olaydaki gibi Komisyon aşamasında geçen sürelerden ziyade yargılama

aşamasında geçen sürelerin göreceli olarak uzun olduğu durumlarda ayrıca

değerlendirme yapılması gerekmektedir.

39. Somut başvuru bakımından, Feyziye

Kılıç, Mahsum Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır

Kılıç, İhsan Kılıç, Halil Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin

Kılıç, Fırat Kılıç ve Aydın Kılıç tarafından 1/11/2004 tarihinde Komisyona

başvurulduğu, Komisyonun 29/4/2005 tarihli kararıyla başvurunun kabul edildiği

ancak 24/6/2005 tarihli kararla kabul kararının iptali ile başvurunun reddine

karar verildiği, bu suretle adı geçen başvurucular yönünden idari başvurunun

karara bağlanmasının yaklaşık sekiz ay sürdüğü görülmektedir. Diğer

başvurucular tarafından ise 1/6/2005 tarihinde Komisyona başvurulduğu,

Komisyonun 24/6/2005 tarihli kararıyla başvurunun reddedildiği, buna göre bu

başvurucular yönünden idari başvurunun karara bağlanmasının yaklaşık bir ay

sürdüğü anlaşılmıştır.

40. Öte yandan başvuruya konu yargılama süreci incelendiğinde

Komisyon tarafından başvurucuların taleplerinin reddi sonrasında 18/11/2005

tarihinde dava dilekçesinin Diyarbakır İdare Mahkemesine sunulması suretiyle

dava sürecinin başladığı,Diyarbakır 2. İdare

Mahkemesinin 14/12/2007 tarihli kararı ile dava konusu işlemin iptali ile

tazminat isteminin reddine karar verildiği, taraflarca kararın temyiz edilmesi üzerineDanıştay Onbeşinci

Dairesinin 9/5/2012 tarihli ilamı ile hükmün bozulduğu, bozma ilamından sonra

Diyarbakır 2. İdare Mahkemesince 20/9/2012 tarihinde dava dosyasının yetki

yönünden reddedilerek 25/7/2011 tarihinde faaliyete geçen Batman İdare

Mahkemesine gönderilmesine karar verildiği, dava dosyasını devralan Batman

İdare Mahkemesince 28/11/2012 tarihinde davanın reddine karar verdiği ve temyiz

üzerine hükmün Danıştay Onbeşinci Dairesinin

28/3/2013 tarihli ilamı ile onandığı anlaşılmaktadır.

41. Sonuç olarak idari makamlar ile yargılamada geçen ve makul

sürede yargılanma hakkı kapsamında dikkate alınması gereken toplam sürelerin

başvuruculardan Feyziye Kılıç, Mahsum

Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil

Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat

Kılıç ve Aydın Kılıç yönünden yaklaşık 8 yıl 5 ay, diğer başvurucular yönünden

ise yaklaşık 7 yıl 10 ay olduğu; bu sürelerin yaklaşık 7 yıl 5 aylık bölümünün

yargılama aşamasında geçtiği anlaşılmaktadır.

42. Somut başvuruya bir bütün olarak bakıldığında

başvuruculardan Feyziye Kılıç, Mahsum

Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil

Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat

Kılıç ve Aydın Kılıç açısından farklı karar verilmesini gerektiren bir yön

bulunmadığı (bkz. § 37), diğer başvurucular yönünden ise başvurunun karara

bağlanma süresi toplamda sekiz yılın altında gerçekleşmiş ise de yaklaşık 7 yıl

5 aylık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna

varılmıştır.

43. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanma haklarının ihlal

edildiğine karar verilmesi gerekir.

4. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden

44. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir. …

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki

yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel

mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla

yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve

sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

45. Başvurucular, Feyziye Kılıç için

40.000 TL, diğer başvurucuların her biri için 10.000 TL, uzun ve masraflı yargı

yoluna başvurmak zorunda bırakıldıkları içinde 5.000 TL olmak üzere toplamda

175.000 TL maddi tazminatın; Feyziye Kılıç için

20.000 TL, diğer başvurucuların her biri için 5.000 TL olmak üzere toplam

85.000 TL manevi tazminatın ödenmesi talebinde bulunmuşlardır.

46. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

47. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle yalnızca

ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında Feyziye Kılıç, Aydın Kılıç, Mahsum

Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil

Kılıç, Rozelin Kılıç, Fırat Kılıç'a müştereken net

3.000 TL, diğer başvurucular Vehbi Kılıç, Özgün Kılıç, Ülmiye

Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç'a müştereken net 3.000 TL manevi tazminat

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

48. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucuların uğradıklarını iddia ettikleri maddi zarar ile tespit edilen

ihlal arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların bu konuda herhangi bir

belge sunmamış olması nedeniyle maddi tazminat taleplerinin reddine karar

verilmesi gerekir.

49. Dosya kapsamında tespit edilen 1.800 TL vekâlet ücretinden

oluşan yargılama giderinin başvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım taleplerinin KABULÜNE,

B. 1. Hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

C. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

D. Başvuruculardan Feyziye Kılıç,

Aydın Kılıç, Mahsum Kılıç, Bahar Kılıç, Hogır Kılıç, İhsan Kılıç, Halil Kılıç, Rozelin

Kılıç, Fırat Kılıç'a müştereken net 3.000 TL, diğer başvurucular Vehbi Kılıç,

Özgün Kılıç, Ülmiye Kılıç, Nimet Kılıç, Medet Kılıç'aMÜŞTEREKEN net 3.000 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE;

tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,

E. 1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara

MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,

F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

31/3/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Erdal TERCAN

Kadir ÖZKAYA

Rıdvan GÜLEÇ

Raportör

:

Fatma

KARAMAN ODABAŞI

Başvurucular

:

1. Feyziye KILIÇ

2. Aydın

KILIÇ

3. Vehbi

KILIÇ

4. Özgün

KILIÇ

5. Ülmiye KILIÇ

6. Mahsum KILIÇ

7. Bahar

KILIÇ

8. Hogır KILIÇ

9. İhsan

KILIÇ

10. Halil

KILIÇ

11. Nimet

KILIÇ

12. Medet

KILIÇ

13. Rozelin KILIÇ

14. Fırat

KILIÇ

Vekili

:

Av. Ferhat

BAYINDIR

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/6645, 31 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. No: 2013/3202, 6/2/2014, §§ 58-66; Celal
  12. B. 1. Hakkaniyete
  13. E. 1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara
  14. F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  15. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  16. Karaman Odabaşı
  17. Kılıç
  18. Kılıç
  19. Kılıç
  20. Kılıç
  21. Kılıç
  22. Kılıç
  23. Kılıç
  24. Kılıç
  25. Kılıç
  26. Bayındır
  27. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/6645
Tarih
31 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Metin Yamalak Başvurusu (B. No: 2013/7132)
  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/8425)
  • Melek Yolcu Başvurusu (B. No: 2013/977)
  • Bilal Turan ve Diğerleribaşvurusu (B. No: 2013/7418)
  • Ahmet Kütük Başvurusu (B. No: 2015/19099)
  • Memet Uçar Başvurusu (B. No: 2013/7542)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.