İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Metin Yamalak Başvurusu (B. No: 2013/7132)

1. Başvuru; gönderilmek istenen mektubun ceza infaz kurumunca

Başvuru No2013/7132Tarih24 Mart 2016Okuma14 dk · 2.872 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Metin Yamalak Başvurusu

Karar tarihi
24 Mart 2016
Başvuru Numarası
2013/7132
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.872 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gönderilmek istenen mektubun ceza infaz kurumunca

alıkonulması nedeniyle haberleşme hürriyetinin, yargılamanın dosya üzerinden

yürütülmesi sebebiyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına

ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 2/9/2013 tarihinde Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı

vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir

eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde,

başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir.

4. İkinci

Bölüm İkinci Komisyonunca 31/3/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik

incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından 8/9/2014 tarihinde, başvurunun kabul

edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 7/11/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 14/11/2014

tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucuya 7/5/2007 tarihli kararla 765 sayılı mülga Türk

Ceza Kanunu'nun 125. maddesine göre ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası

verilmiştir.

10. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda

bulunan başvurucu, Tekirdağ 1 No.lu F tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz

Kurumunda bulunan bir arkadaşına mektup yollamak istemiştir.

11. Söz konusu mektup toplam yirmialtı

sayfadan oluşmaktadır. Mektubun içeriğinde değişik sayfalarda yer alan bir

kısım cümleler şöyledir:

"4 Nisan'ı önderliğin doğum günü olarak

kutluyoruz.", "Biz önderlik gerçeğini ve onun temsili olarak A.Ö.

kişiliğini anlamaya çalışırken onun bir önderlik olarak gelişmesinin

başlangıcını esas alarak burada bulunuyoruz. Ö. kişiliği ülkenin içinde

bulunduğu bu insanlık dışı koşullara ve deyim yerindeyse bu pis bataklıktaki

insansız yaşama karşı itirazın adıdır.", "Yalnızca kişi olarak A.Ö.'na değil, O'nda dile gelen gerçeğe katılıyor ve ona aşk

ilan ediyorsunuz.", "Devlet odaklı yaşamdan kopmak önderlik sistemine

girişin başlangıç noktasıdır.", "Ne kadar savaş o kadar barış". Benzeri ifadeler, mektubun diğer

kısımlarında da bulunmaktadır.

12. Mektup Okuma Komisyonunun incelemesi sonrasında Cezaevi

Disiplin Kurulu Başkanlığı 6/5/2013 tarihli ve 2013/57 sayılı karar ile

mektubun gönderilmemesine karar vermiştir. Söz konusu mektubun gönderilmeme

sebebi şöyledir:

"Mektubun içeriğinde 'Terör örgütü

mensuplarının örgütsel amaçlı haberleşmelerine neden olması nedeniyle'

alıkonulmasına karar verilmiştir."

13. Başvurucu, süresi içerisinde Bolu İnfaz Hâkimliği (İnfaz

Hâkimliği) nezdinde şikâyette bulunmuştur. Bolu İnfaz Hâkimliğinin 5/6/2013

tarihli ve E.2013/1082, K. 2013/1118 sayılı karar ile başvurucunun talebini

reddetmiştir. Şikâyetin reddedilme gerekçesi şöyledir:

" Hükümlü tarafından,

..' a göndermek istediği mektubun alıkonulmasına ilişkin Bolu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığı' nın 06.05.2013 tarih ve 2013/57 sayılı sakıncalı mektup

değerlendirme kararına itiraz edilmiştir.

Konu ile ilgili olarak Bolu C. Savcısından

yazılı görüş istenilmiş, C. Savcısı Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza

İnfaz Kurumu Müdürlüğünde hükümlü olarak bulunan Metin YAMALAK hakkında verilen

yasa, tüzük, yönetmelik ve genelgelere uygun olduğu değerlendirilen Bolu F Tipi

Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Disiplin Kurulu

Başkanlığının 06/05/2013 tarih ve 2013/57 Karar sayılı sakıncalı mektup

değerlendirme kararına karşı yapılan şikayetin reddine karar verilmesi

mütalaasında bulunmuştur.

5275 Sayılı Kanunun

68/3 maddesinde kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye düşüren, görevlileri

hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya diğer suç örgütü

mensuplarının haberleşmesini sağlayan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek

yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflarhükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından yazılmış

ise gönderilmez ibaresi yer aldığından;

İtiraza konu mektubun incelenmesinde, dosya kapsamıda hep birlikte değerlendirildiğinde Ceza İnfaz

Kurumu Kararı usul ve yasaya uygun olduğundan itirazın reddine karar vermek

gerekmiştir."

14. Başvurucu Bolu Ağır Ceza Mahkemesine itirazda bulunmuştur.

Başvurucunun talebi 30/7/2013 tarihli ve 2013/797 Değişik İş sayılı kararla

reddedilmiştir. Reddetme gerekçesi şöyledir:

"Bolu İnfaz Hakimliğinin 05/06/2013 tarih

ve 2013/1082 Esas, 2013/1118 Karar sayılı kararında belirtilen belirtilen gerekçeler mahkememizce usul ve yasaya uygun

bulunmakla, anılan karara karşı yapılan itirazın reddine karar vermek

gerekmiştir."

15. Söz konusu karar başvurucuya 6/8/2013 tarihinde tebliğ

edilmiştir.

16. Başvurucu 2/9/2013 tarihinde bireysel başvuruda

başvurmuştur.

B. İlgili Hukuk

17. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik

Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 68. maddesi şöyledir:

"(1) Hükümlü, bu maddede belirlenen

kısıtlamalar dışında, kendisine gönderilen mektup, faks ve telgrafları alma ve

ücretleri kendisince karşılanmak koşuluyla, gönderme hakkına sahiptir.

(2) Hükümlü tarafından gönderilen ve kendisine

gelen mektup, faks ve telgraflar; mektup okuma komisyonu bulunan kurumlarda bu

komisyon, olmayanlarda kurumun en üst amirince denetlenir.

(3) Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü tarafından

yazılmış ise gönderilmez.

(4) Hükümlü tarafından resmî makamlara veya

savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar denetime tâbi

değildir."

18. 5275 sayılı Kanun'un 121. maddesine dayanılarak çıkarılan

6/4/2006 tarihli ve 26131 sayılı Resmî Gazete'de

yayımlanan 20/3/2006 tarihli ve 2006/10218 sayılı Ceza İnfaz Kurumlarının

Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük'ün

(İnfaz Tüzüğü)91. maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:

"Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının örgütsel amaçlı olarak haberleşmelerine neden

olan, kişi veya kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit

ve hakareti içeren mektup, faks ve telgraflar hükümlüye verilmez. Hükümlü

tarafından yazılmış ise gönderilmez."

19. İnfaz Tüzüğü'nün 122. maddesi şöyledir:

"(1) 91 inci maddeye göre mektup alma ve

gönderme hakkı kapsamında hükümlüler tarafından yazılan mektup, faks ve telgraflar,

zarfı kapatılmaksızın bu işle görevlendirilen ikinci müdür başkanlığında, idare

memuru ve yüksek okul mezunu iki infaz ve koruma memuru tarafından oluşturulan

mektup okuma komisyonuna iletilmek üzere güvenlik ve gözetim servisi

personeline verilir. Yapılan incelemeden sonra gönderilmesinde sakınca

görülmeyen mektuplar üzerine "görüldü" kaşesi vurulur, zarf içerisine

konularak kapatılır ve postaneye teslim edilir.

(2) Resmî makamlara veya savunması için

avukatına gönderilenler hakkında 91 inci maddenin dördüncü fıkrası hükmü

uygulanır.

(3) Hükümlülere gönderilen ve açılıp

incelendikten sonra verilmesinde sakınca olmadığı anlaşılan mektup, faks ve

telgraflar zarfları ile birlikte verilir."

20. İnfaz Tüzüğü'nün 123. maddesi şöyledir:

"(1) Mektup okuma komisyonunca, mahalline

gönderilmesi veya hükümlüye verilmesi sakıncalı görülen mektuplar, en geç yirmidört saat içinde disiplin kuruluna verilir. Mektubun

disiplin kurulu tarafından kısmen veya tamamen sakıncalı görülmesi hâlinde,

mektup aslı çizilmeden veya yok edilmeden şikâyet ve itiraz süresinin sonuna

kadar muhafaza edilir. Mektubun kısmen sakıncalı görülmesi hâlinde, aslı

idarede tutularak fotokopisinde sakıncalı görülen kısımlar okunmayacak şekilde

çizilerek disiplin kurulu kararı ile birlikte ilgilisine tebliğ edilir.

Mektubun tamamının sakıncalı görülmesi hâlinde, sadece disiplin kurulu kararı

tebliğ edilir. Tebliğ tarihinden itibaren infaz hâkimliğine başvuru için

gereken süre beklenir. Bu süre içinde infaz hâkimliğine başvurulmamış ise,

disiplin kurulu kararı yerine getirilir. İnfaz hâkimliğine başvurulmuş ise,

infaz hâkimliği kararının tebliğinden itibaren itiraz süresi beklenir. İnfaz

hâkimliği kararına itiraz edilmemiş ise bu karara göre, itiraz edilmiş ise

mahkemenin kararına göre işlem yapılır.

(2) Hükümlüye yapılacak tebligatta, tebliğ

tarihinden itibaren onbeş gün içinde infaz

hâkimliğine şikâyet hakkının kullanılmaması veya infaz hâkimliği kararına karşı

tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz

edilmemesi hâlinde, disiplin kurulu kararının kesinleşerek mektubun sakıncalı

görülen kısımlarının okunmayacak şekilde çizilerek verileceği veya tamamı

sakıncalı görülen mektubun verilmeyeceği bildirilir.

(3) Kısmen veya tamamen sakıncalı görülen

mektuplar, iç hukuk veya uluslararası hukuk yollarına başvuru yapılması

durumunda kullanılmak üzere idarece saklanır."

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

21. Mahkemenin 24/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

22. Başvurucu, kararın sübjektif olduğunu, karar gerekçesinin

Kanun'a uygun olmadığını, mektubunun hangi kısımlarının değerlendirildiğinin

belirsiz olduğunu, yorumun soyut bir iddia düzeyinde kaldığını, kararın bu

şekilde olması dolayısıyla savunma yapmanın mümkün olmadığını, bu kapsamda

dosya üzerinden inceleme yapılması sebebiyle kendisini etkili olarak

savunamadığını, duruşma yapılması gerektiğini, tüm bu nedenlerle haberleşme

hürriyetinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek yeniden

yargılama yapılmasını ve manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

a. Duruşmalı Yargılama

Yapılmadığına İlişkin İddia

23. Başvurucu İnfaz Hâkimliğince yürütülen yargılama sırasında

duruşma yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri

sürmüştür.

24. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 'Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi"

kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:

"Mahkeme ,.. açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine

karar verebilir."

25. Anılan kanuni düzenlemeden de anlaşıldığı üzere Anayasa

Mahkemesi, açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemez olduğuna karar

verebilir. Başvurucunun ihlal iddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt

kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, karmaşık veya

zorlama şikâyetlerden ibaret olan ya da temel haklara yönelik bir müdahalenin

olmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan

yoksun kabul edilebilir (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 20).

26. Anayasa'nın 141. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

"Mahkemelerde duruşmalar herkese açıktır.

Duruşmaların bir kısmının veya tamamının kapalı yapılmasına ancak genel ahlâkın

veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde karar

verilebilir."

27. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil

yargılanma hakkının temel unsurlarından biri de Anayasa'nın 141. maddesinde

düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesidir. Yargılamanın

açıklığı ilkesinin amacı adli mekanizmanın işleyişini kamu denetimine açarak

yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak ve yargılamada keyfîliği önlemektir. Bu ilke, hukuk devletinin en önemli

gerçekleştirme araçlarından birini oluşturur. Ancak bu her türlü yargılamanın

mutlaka duruşmalı yapılması zorunluluğu anlamına gelmez. Adil yargılama

ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükünün azaltılması gibi

amaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması ve duruşma

yapılmaksızın karara bağlanması anayasal hakların ihlalini oluşturmaz (Nevruz Bozkurt, B. No: 2013/664,

17/9/2013, § 107).

28. Duruşmalı yargılama ilkesi; adil yargılanma hakkının

gereklerinin bir bütün olarak uygulanmasını gerektiren ilk derece

mahkemelerindeki ceza davalarında (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Findlay/Birleşik Krallık, B. No: 22107/93,

25/2/1997, § 79) ve kişinin, duruşmada, kendi savunmasını yaparken lehe

delilleri ortaya koyması, aleyhe delilleri dinlemesi ve tanıkların sorgu ve

çapraz sorgusuna katılması gibi haklarının bulunduğu durumlarda bilhassa

önemlidir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Jussilia/Finlandiya, B. No: 73053/01, 23/11/2006, § 40).

29. Diğer taraftan duruşmalı yargılama ilkesi her yargılama için

mutlak bir yükümlülük değildir. Bu durum, kişinin kendi özgür iradesi ile açık

veya zımni olarak duruşmadan feragat edebilmesinin adil yargılanma hakkı

açısından mümkün olmasının bir sonucudur (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Hakansson ve Sturesson/İsveç,

B. No: 11855/85, 21/2/1990, § 66). Dolayısıyla mahkemelerde duruşmalı yargılama

gerektirmeyen usul hükümlerinin uygulanabilmesi de mümkündür. Özellikle ceza

yargılaması dışındaki yargılamalarda, yargılamaya konu olguların güvenilir veya

duruşma gerektirecek bir itiraza konu olmaması durumunda ve mahkemelerin,

tarafların sunduğu belgeler ve diğer yazılı materyallerle adil ve makul karar

verebileceği durumlarda duruşmalı yargılama yapılması gerekmeyebilir (Benzer

yöndeki AİHM kararları için bkz. Jussilia/Finlandiya,

§ 40; Döry/İsveç,

B. No. 28394/95, 12/11/2002, § 37; Pursiheimo/Finlandiya, B. No: 57795/00, 25/11/2003).

Bununla birlikte yargılamaya taraf olan kişilerin hakkaniyetli yargılama

temelinde beyanlarını sözlü vermesinin gerektiği durumlarda duruşma yapılmaması

yargılamanın bir bütün olarak adil olmasını engelleyebilir (Benzer yöndeki AİHM

kararı için bkz. Göç/Türkiye, B.

No: 36590/97, 11/7/2002, § 51).

30. Somut olayda başvurucunun göndermek istediği mektuba ilişkin

şikâyetleri, İnfaz Hâkimliği tarafından 16/5/2001 tarihli ve 4675 sayılı İnfaz

Hâkimliği Kanunu'nun 6. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca dosya

üzerinden inceleme yapılarak karara bağlanmıştır. "Klasik anlamda" bir mahkeme

niteliğinde olmayan infaz hâkimliği, "medeni

hak ve yükümlülükler" kapsamında bir yargılama yapmaktadır. Bu

nedenle ceza yargılamasındaki suç isnadı çerçevesinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin

6. maddesinin (3) numaralı fıkrasında düzenlenen güvencelerin infaz hâkimliği

yargılamasında sağlanması gerekmez (Mehmet

Reşit Arslan ve diğerleri, B. No: 2013/583, 10/12/2014, § 51).

31. İnfaz hâkimliklerinin görevi 4675 sayılı Kanun'un 4. maddesi

gereğince mahkûmların, cezaevinin idari uygulamalarına karşı şikâyetlerini

değerlendirmektir. Bu şikâyetler, cezaevi idaresinin mahkûmlar hakkında aldığı

idari karar ve işlemlere yöneliktir. Dolayısıyla infaz hâkimliğinin duruşmasız

karar vermesi adil yargılanma ilkesine bir müdahale olarak

değerlendirilmemelidir. Somut olayda başvurucunun, haberleşme hürriyetine

ilişkin iddiaların duruşma yapılmaksızın dosya üzerinden, tarafların sunduğu

belgeler ve diğer materyaller çerçevesinde değerlendirilmiş olmasının İnfaz

Hâkimliğinin yaptığı yargılamayı bir bütün hâlinde adil olmaktan çıkardığına

dair somut herhangi bir bilgi ve belge sunmadığı anlaşılmaktadır.

32. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmı için bir ihlal söz

konusu olmadığından açıkça dayanaktan yoksun

olması nedeniyle başvurunun bu kısmının kabul edilemez olduğuna

karar verilmesi gerekir.

b. Haberleşme

Hürriyetinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33. Başvurucunun, başka bir cezaevinde bulunan İ.K. isimli şahsa

göndermek istediği mektubunun sakıncalı olduğuna karar verilmesi nedeniyle

anayasal haklarının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetleri açıkça dayanaktan

yoksun değildir. Ayrıca başka bir kabul edilemezlik nedeni de bulunmadığından

başvurunun bu kısmının kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

a. Başvurucu ve Bakanlık Görüşleri

34. Başvurucu; gönderilmek istenen mektupların gerekçesiz ve

keyfî bir şekilde gönderilmediğini, şikâyet ve itiraz yollarından da sonuç

alamadığını belirterek tazminat talebinde bulunmuş, yeniden yargılama talep

etmiştir.

35. Bakanlık görüşünde, AİHM içtihatları hatırlatılarak

başvurucunun iddialarının bu kararlar doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği

bildirilmiştir. Bakanlığın 7/11/2014 tarihli görüşünde ayrıca şöyle denmiştir:

"...

Ayrıca; Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın

1/10/2014 tarihli yazısında, başvuruya konu mektubun incelenmesi neticesinde,

terör örgütünü, eylemlerini övücü mahiyette olduğu, örgütsel haberleşme

niteliği taşıdığının görüldüğünü ifade edilmiştir.

Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın mektup

üzerinde yaptırdığı inceleme neticesinde ise; söz konusu birimce hazırlanan

02/10/2014 tarihli inceleme raporunda; 'şahısların kendi aralarında

kullandıkları herhangi bir şifre tespit edilemediği, ancak, PKK terör örgütü

lideri ...'ı örgüt içerisinde yer alan ölen örgüt mensuplarını övücü mahiyette

geçen cümlelerin bulunduğu, cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti

Anayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya bu düzen yerine başka bir

düzen getirmeye çalıştığı, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı tahrik ve

teşvik ettiği kanaatine varıldığı'nın belirtildiği

anlaşılmaktadır."

36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı cevabında başvuru

dilekçesindeki ifadelerini yinelemiş; yazılan mektuplarda sakıncalı bir ibare

olmadığını belirtmiştir. Bakanlığın bahsettiği yazıdan kendisinin haberi

olmadığını, kendisine bu yazının da tebliğ edilmesi gerektiğini belirtmiştir.

b. Genel İlkeler

37. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (B. No: 2013/1822, §§ 28-34) kararında hükümlü ve tutukluların

gönderdiği veya kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından

yapılan müdahalelere ilişkin genel ilkeler belirtilmiştir.

c. İlkelerin Olaya Uygulanması

i. Müdahalenin Varlığı

38. Somut olayda Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu kararıyla

başvurucunun göndermek istediği mektubun sakıncalı olduğuna karar verilmiştir.

Dolayısıyla anılan işlem ile kamu makamları tarafından başvurucunun haberleşme

hürriyetine bir müdahalede bulunulmuştur.

ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı

39. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci

fıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı,

Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçe

Anayasa’nın 22. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanın;

Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili

maddesinde belirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik

toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet’in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı

olmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir (Ahmet Temiz, § 36).

Kanunilik

40. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 37-46) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya kendilerine

gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan müdahalelerin "kanunilik" ölçütünü karşıladığı

sonucuna varılmıştır. Somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum

bulunmamaktadır.

Meşru Amaç

41. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 47-50) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerde "meşru amaç"

ilkesine ilişkin genel ilkelere yer verilmiştir.

42. 5275 sayılı Kanun’un 68. maddesinin (3) numaralı fıkrasında

“Kurumun asayiş ve güvenliğini tehlikeye

düşüren, görevlileri hedef gösteren, terör ve çıkar amaçlı suç örgütü veya

diğer suç örgütleri mensuplarının haberleşmelerine neden olan, kişi veya

kuruluşları paniğe yöneltecek yalan ve yanlış bilgileri, tehdit ve hakareti

içeren mektup, faks ve telgrafların” hükümlüye verilmeyeceği,

hükümlü tarafından yazılmış ise gönderilmeyeceği düzenlenmiştir. Burada

belirtilen sebeplerin, Anayasa’nın 22. maddesinin ikinci fıkrasında sayılmış

olan kamu düzeninin korunması ve suç işlenmesinin önlenmesi genel amacı

çerçevesinde cezaevinde güvenliğin ve disiplinin sağlanmasını hedeflediği

söylenebilir.

43. Somut olayda Disiplin Kurulu Başkanlığınca başvurucunun

göndermek istediği mektubun sakıncalı bulunarak reddedilme sebebi, hükümlünün

gönderdiği mektup içerisinde terör örgütüyle haberleşmeyi sağlayan ifadelerin

bulunması gösterilmiştir.

44. Bu kapsamda başvurucunun mektuplarının Cezaevi disiplin

kurulunca denetlenmesi suretiyle haberleşme özgürlüğüne yapılan müdahalenin,

kamu düzeni ile cezaevlerinde asayiş ve güvenliğin sağlanması amaçlarını

taşıdığı; bunun da Anayasa'nın haberleşme hürriyetine ilişkin 22. maddesinin

ikinci fıkrası kapsamında meşru bir amaç olduğu sonucuna varılmıştır.

Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Olma ve

Ölçülülük

45. Anayasa Mahkemesinin Ahmet

Temiz (§§ 58-68) kararında hükümlü ve tutukluların gönderdiği veya

kendilerine gönderilen mektuplara cezaevi idareleri tarafından yapılan

müdahalelerde demokratik toplum düzeninde gereklilik ve ölçülülük ilkesi

yönünden genel ilkelere yer verilmiştir.

46. Somut olayda başvurucu söz konusu mektubun sakıncalı

olmadığını ileri sürerek mektubun muhatabına iletilmesini istemektedir. Söz

konusu mektubun alıcısı, kendisi gibi başka bir cezaevinde bulunan başvurucunun

bir arkadaşıdır. Bu kapsamda, gönderilecek mektup diğer cezaevinde de bir

denetlemeye tabi tutulabilir.

47. Başvuruya konu mektup, genel olarak siyasi-ideolojik olarak

yazılmış bir mektup olup, başvurucu mütemadiyen kendisinin ve başvurucunun da

içinde bulunduğu bir topluluktan bahsetmekte ve “biz” kavramına vurgu yaptığı anlaşılmaktadır. Bir hiyerarşi

içerisinde topluluğun stratejelerinden bahsetmekte,

şiddete teşvik edici nitelikte sözler söylenmekte, mektubun içeriğinde

bahsettiği eski bir terör örgütü yöneticisinden övgüyle bahsedilmektedir.

Mektubun diğer kısımlarında da buna benzer ifadeler bulunmaktadır (bkz. § 11).

48. Dolayısıyla gönderilmek istenen mektubun içeriği de dikkate

alındığında "Terör örgütü mensuplarının

örgütsel amaçlı haberleşmelerine neden olması nedeniyle" alıkonulması

cezaevi idaresinin takdir yetkisi içerisinde olup, söz konusu gerekçeler İnfaz

Hakimliğinin kararı da dikkate alındığında ilgili ve yeterlidir. Ayrıca

başvurucu, Anayasal düzeni zorla değiştirmeye çalışmak suçu nedeniyle mahkum edilmiş bir hükümlüdür. Aynı şekilde, mektubun

alıcısı olan kişi yine F tipi cezaevinde benzeri bir suçtan hükümlü bir

şahıstır. Bu sebeple başvurucunun haberleşme hürriyetine yönelik kısıtlamanın,

Anayasa’nın 22. maddesi anlamında demokratik toplumda kamu düzeninin korunması

ve suç işlenmesinin önlenmesi için gerekli olan demokratik toplum düzenin

gereklerine aykırı olduğu düşünülemez.

49. Açıklanan nedenlerle söz konusu mektup yönünden getirilen

kısıtlamanın bir ihlal içermediği anlaşıldığından Anayasa’nın 22. maddesinde

güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin ihlal edilmediğine karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Duruşmalı yargılama yapılmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunluk nedeniyle

KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Haberleşme hürriyetinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın

22. maddesinde güvence altına alınan haberleşme hürriyetinin İHLAL EDİLMEDİĞİNE,

C. Geçici

olarak muaf tutulan 198,35 TL harçtan ibaret yargılama giderinin başvurucudan

TAHSİLİNE,

D. Kararın

bir örneğinin bilgi için Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

24/3/2016 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Recep KÖMÜRCÜ Alparslan ALTAN Raportör Yrd. : Hikmet Murat AKKAYA Başvurucu : Metin YAMALAK

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7132, 24 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. B. Anayasa’nın
  12. C. Geçici
  13. D. Kararın
  14. Paksüt
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7132
Tarih
24 Mart 2016

İlgili Kararlar

  • Kamuran Reşit Bekir Başvurusu (B. No: 2013/8425)
  • Melek Yolcu Başvurusu (B. No: 2013/977)
  • Bilal Turan ve Diğerleribaşvurusu (B. No: 2013/7418)
  • Ahmet Kütük Başvurusu (B. No: 2015/19099)
  • Memet Uçar Başvurusu (B. No: 2013/7542)
  • Mustafa Kamil Uzuner ve Mustafa Kadir Gül Başvurusu (B. No: 2013/3371)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.