İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gazanfer Mürşit Başvurusu (B. No: 2014/20517)

1. Başvuru, tapu iptali ve tescil davasında usul ve kanuna

Başvuru No2014/20517Tarih19 Nisan 2017Okuma10 dk · 2.058 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gazanfer Mürşit Başvurusu

Karar tarihi
19 Nisan 2017
Başvuru Numarası
2014/20517
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.058 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tapu iptali ve tescil davasında usul ve kanuna

aykırı karar verilmesi ; esaslı iddiaların kararda

tartışılmaması ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma

hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 24/12/2014 tarihinde yapılmıştır.

3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4.Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

6.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

8. Başvuru konusu davada davacı olan R.H.S. ile başvurucunun

dava konusu yeri satın aldığı şahısların murisi olan K.H.M. arasında, İstanbul

ili, Şişli ilçesinde kâin, 1090 ada 11 parsel sayılı kargir

fabrika binası vasfındaki taşınmazın 3/4 payı ile ilgili olarak 19/1/1998

tarihinde İstanbul 24. Noterliğinde taşınmaz satış vaadi sözleşmesi

yapılmıştır.

9. Sözleşmeye göre R.H.S. bedel olarak 280.000 doları taksitler

halinde ödemeyi, ödemenin yapılmasının ardından da K.H.M. dava konusu yerdeki

3/4 hissesini satış vaadi alacaklısına devretmeyi kabul ve taahhüt etmiş,

sözleşmede belirlenen taksit ve tutarlara göre 24 adet emre muharrer senet

düzenlenmiştir.

10.Sözleşmenin tarafı olan K.H.M.nin

ölümü üzerine mirasçılar, satış vaadine konu dava konusu yerdeki 3/4 hisseyi,

başvurucu ve D.A. isimli şahsa satmışlardır.

11. Satış vaadi alacaklısı olan R.H.S. İstanbul 12. Asliye Hukuk

Mahkemesine 16/8/2006 tarihinde açtığı davada; sözleşme kapsamında borcun büyük

kısmını ödediğini, ekonomik kriz üzerine kısmen yapamadığı ödemeler için K.H.M.nin icra takibi başlattığını, takip devam ederken

taraflar arasında 26/2/2003 tarihinde protokol düzenlendiğini, sözleşmeye konu

yerin bedelini ödediğini ancak satış vaadinde bulunanın tapuda devir

yükümlülüğünü yerine getirmediği gibi ödediği bedellerin de mükerreren tahsili

için avukata vekalet verdiğini, tapuda devir yapılmayınca Şişli 6. Asliye Hukuk

Mahkemesinin E.2004/199 sayılı dosyasında tedbir talepli dava açtığını, şahsi

sorunları nedeniyle davayı takipsiz bıraktığını, satış vaadi borçlusunun

mirasçılarının kendisini zarara uğratmak için hisseyi başkalarına devrettiğini,

devir işleminin muvazaalı olduğunu belirterek dava konusu yerdeki 3/4 hissenin

davalılar adına olan kaydının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

12. Mahkeme 9/10/2012 tarihli kararında, İstanbul 11.Asliye

Hukuk Mahkemesinin (eski Şişli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi) E.2008/72 sayılı

dosyasında, davacının K.H.M.nin mirasçıları aleyhine

açtığı davada, davalıların murisi ile İstanbul 24. Noterliğinin 19/1/1998

tarihli satış vaadi sözleşmesi ve bu sözleşmeye ek olarak düzenlenen 26/2/2003

tarihli protokol uyarınca yüklendiği edimini yerine getirdiğini, sözleşmelerin

geçerli olduğunu, satış bedellerini ödediğini belirterek icra takibine konu

borçtan sorumlu olmadığının tespitini talep ettiğini, Mahkemece gayrimenkul

satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanan mali yükümlülüklerin ifa edilmesi için

26/2/2003 tarihinde düzenlenen protokolün geçerli olduğu belirtilerek davanın

kısmen kabulüne karar verildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, bu açıdan

davacının dayandığı satış vaadi sözleşmesi ve ek protokolün sözleşmeyi yapanlar

arasında geçerliliğini koruduğunu, davacının bu sözleşmeler gereğince edimini

yerine getirerek taşınmazın satış bedelini ödediğini ve sözleşmenin diğer

tarafından tescil isteme hakkının doğduğunu, hatta kısmen alacaklı olduğu

hususunun da İstanbul 11.Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2008/72sayılı dosyasında

sabit olduğunu, davalıların taraflar arasındaki bu durumu bilebilecek konumda

olduklarını, iyi niyetli 3. kişi durumunda olduklarını söyleyebilme imkânının

bulunmadığını belirterek davanın kabulüne karar vermiştir.

13. Temyiz üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 25/3/2014 tarihli

kararında, Mahkemece davalıların dava konusu hisseyi temellük ederken iyi

niyetli olup olmadıkları hususunda dosyadaki delillere göre değerlendirme

yapılmadığını belirterek hükmü bozmuştur.

14. Davacı tarafın karar düzeltme talebi üzerine aynı Daire

22/9/2014 tarihli kararında belirttiği

"..kararın gerekçesinde belirtildiği üzere davalıların kötüniyetli

olduğu kanıtlandığından Dairemizce kararın onanması gerekirken maddi hata

sonucu yukarıda belirtilen gerekçeyle bozulduğu bu defa yapılan inceleme sonucu

anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülen karar düzeltme itirazlarının

kabulü ilehükmün onanması gerekmiştir." şeklindeki gerekçeyle bozma kararını kaldırarak

hükmü onamıştır.

15. Onama kararı 25/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ

edilmiş, 24/12/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

16. Mahkemenin 19/4/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Gerekçeli Karar

Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

17. Başvurucu, Mahkeme ve Yargıtay kararlarının gerekçesinin

dosyada ileri sürülen delilleri ve maddi olguları açıklamadığını, gerçek dışı

olduğunu belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

18. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak açıkça gerekçeli karar

hakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte yandan Anayasa'nın 36.

maddesine "adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,

Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan

adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki

hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da

dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir.

19. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın

bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır.

20. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK],

B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

21. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilseler de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

22. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

23. Aksi bir tutumla mahkemenin, davanın sonucuna etkili

olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt”

vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız

bırakılmış olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

24. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemenin

kararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da bir

atıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyiz

merciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,

derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunu

göstermesidir (Yasemin Ekşi, §

57).

25. Somut olayda taraflarca dosyaya sunulan ve toplanan deliller

değerlendirilmek suretiyle davanın sonucuna etki edebilecek tüm iddia ve

savunmaların gerekçeli kararda tartışılarak davanın kabulüne karar verildiği,

Yargıtay tarafından da Mahkemenin gerekçesine atıfta bulunularak hükmün

onandığı anlaşılmıştır. Bu açıdan gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlalin

bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

26. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının, diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Yargılamanın Sonucunun

Adil Olmadığına İlişkin İddia

27.Başvurucu, davada beyan ve taleplerinin dikkate alınmadığını,

delillerin yanlış değerlendirildiğini, hükme esas alınan Mahkeme dosyalarının

içeriğinin doğru değerlendirilmediğini, talebine rağmen eski malikin davacıya

gönderdiği ihtarnameler ve sözleşme edimlerinin yerine getirilip getirilmediği husularının incelenmediğini, bu konuda bilirkişi raporu

aldırılmadığını, davacının yargılama süresince kötü niyet iddiasında

bulunmadığını, hukuka aykırı delillere dayandığını ancak Mahkemenin bu

hususları göz ardı ederek karar verdiğini belirterek Anayasa'nın 24., 35. ve

36. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği ileri sürmüştür.

28. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun Anayasa'nın 24..

35. maddelerinde güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddiasının,

tapu iptali ve tescil davasının koşulları açısından mahkemece yapılan

değerlendirmelerin sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmış, bu nedenle iddiaların

adil yargılanma hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.

29. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak derece mahkemeleri

önünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece

mahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup

olmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece

mahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda

açık bir keyfîlik içermesi ve bu durumun

kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmiş

olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular açıkça keyfîlik bulunmadıkça Anayasa Mahkemesince incelenemez (Necati Gündüz, Recep Gündüz, B. No:

2012/1027, 12/2/2013, § 26).

30. Başvurucunun ihlal iddiaları, yukarıda belirtilen içtihat

kapsamında kanun yolu şikâyeti niteliğindedir. Somut olayda Mahkeme, başvurucu

ve davalı tarafın iddia ve savunmalarını incelemiş, ilgili Kanun hükümlerini

somut olay çerçevesinde değerlendirmek (bkz. § 11) suretiyle davanın kabulüne

karar vermiştir. Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde,

iddiaların özünün Derece Mahkemeleri tarafından hukuk kurallarının ve

delillerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında isabet olmadığına ve esas

itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.

31. Bunun yanında başvurucunun, eski malikin davacıya gönderdiği

ihtarnameler ile sözleşme edimlerinin yerine getirilip getirilmediği

hususlarının yargılamada incelenmediği, bu konuda bilirkişi raporu

aldırılmadığı, bu açıdan silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği

iddiasının da Mahkemece delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının

yorumlanması kapsamında yargılamanın sonucuna yönelik olduğu anlaşılmıştır.

32. Açıklanan nedenle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması

nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekmektedir.

C. Makul Sürede

Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

33.Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini

ileri sürmüştür.

1. Kabul Edilebilirlik Yönünden

34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makul

sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir

olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

35. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanın

ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icra

aşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılaması

devam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma

hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas

alınır (Güher Ergun ve diğerleri,

B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).

36. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin

yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanın

karmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama

sürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındaki

menfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).

37. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurularda

verdiği kararlar dikkate alındığında somut olayda İstanbul 12. Asliye Hukuk

Mahkemesinde 16/8/2006 tarihinde açılan davada,Mahkemece

davanın kabulüne karar verildiği, temyiz üzerine Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin

25/3/2014 tarihli kararıyla hükmün bozulduğu, karar düzeltme talebi üzerine

aynı Dairenin 22/9/2014 tarihli kararında, 25/3/2014 tarihli bozma kararı

kaldırılarak hükmün onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle

karmaşık niteliği bulunmayan ve başvurucunun yargılamanın uzamasında önemli bir

etkisinin de tespit edilmediği başvuru konusu davada yaklaşık 8 yıl 1 aylık

yargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.

38. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvence

altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi

gerekir.

D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden

39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının

ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi

hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere

hükmedilir…”

40. Başvurucu, yeniden yargılama ve 1.117.982 TL maddi, 200.000

TL manevi tazminata karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

41. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği

sonucuna varılmıştır.

42. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararları

karşılığında başvurucuya net 8.400 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmesi gerekir.

43. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2006,10 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. a) Gerekçeli karar

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması,

b) Yargılamanın sonucunun adil olmadığına ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması,

nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin

iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süre

yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuya net 8.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,

tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam

2006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesine

(E.2006/505, K.2012/400) GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

19/4/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Burhan ÜSTÜN

Üyeler

:

Hicabi DURSUN

Hasan Tahsin

GÖKCAN

Kadir ÖZKAYA

Yusuf Şevki

HAKYEMEZ

Raportör

:

Yakup MACİT

Başvurucu

:

Gazanfer

MÜRŞİT

Vekili

:

Av. Esra

DENİZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2014/20517, 19 Nisan 2017 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  7. A. Gerekçeli Karar
  8. B. Yargılamanın Sonucunun
  9. C. Makul Sürede
  10. D. 6216 Sayılı Kanun'un 50. Maddesi Yönünden
  11. A. 1. a) Gerekçeli karar
  12. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye
  13. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  14. Gökcan
  15. Hakyemez
  16. Mürşit
  17. Deniz
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2014/20517
Tarih
19 Nisan 2017

İlgili Kararlar

  • Arabi Türk ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/4643)
  • Hafize Aslan Başvurusu (B. No: 2014/2457)
  • Emine Sıdıka Eroğlu ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19618)
  • Esat Akbulut ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/19794)
  • Halil İbrahim Köktepe Başvurusu (B. No: 2014/12521)
  • Em Export Dış Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2014/10283)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.