İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gemak Gemi İnşaat Sanayi ve Ticaret A.ş. Başvurusu (B. No: 2013/7698)

1. Başvuru, emlak vergisi tahakkukuna ve dayanağı olan takdir

Başvuru No2013/7698Tarih18 Şubat 2016Okuma19 dk · 3.784 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gemak Gemi İnşaat Sanayi Ve Ticaret A.Ş. Başvurusu

Karar tarihi
18 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/7698
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.784 kelime·19 dk okuma·15 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, emlak vergisi tahakkukuna ve dayanağı olan takdir

komisyonu kararına karşı açılan davanın ehliyet yönünden reddedilmesinin

mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 14/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine İstanbul 21.

Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır.

Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde

başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin

bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca 13/12/2013 tarihinde,

başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar

verilmiştir.

4. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 11/4/2014 tarihinde Anayasa

Mahkemesine sunmuştur.

5. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş

25/4/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu,Bakanlık görüşüne karşı beyanda

bulunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Şirket, sahibi bulunduğu Yalova ili Altınova ilçesi

Tavşanlı beldesi Dipgölcük mevkiindeki taşınmazın

2009 yılı emlak vergisinin 18.519,72 TL olmasına karşılık 2010 yılı emlak

vergisinin 148.593,10 TL olarak belirlenmesi üzerine 2010 yılına ait emlak

vergisi tarh ve tahakkuk işlemi ile bu işleme dayanak olan takdir komisyonu

kararının iptali ve 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun

mükerrer 49. maddesinin (b) fıkrasının üçüncü paragrafının Anayasa’ya

aykırılığı nedeniyle Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulması istemiyle

Bursa 2. Vergi Mahkemesinde dava açmıştır.

8. Vergi Mahkemesi, Anayasa'ya aykırılık itirazını ciddi görerek

belirtilen hükmün Anayasa’nın 36. maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle iptali

istemiyle itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

9. Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesi tarafından başvuru hakkında beş ay içinde karar verilmediği

gerekçesiyle Bursa 2. Vergi Mahkemesi 7/12/2011 tarihli ve E.2010/1454,

K.2011/2168 sayılı kararıyla davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre

sonuçlandırarak takdir komisyonu kararlarına karşı ancak 213 sayılı Kanun’un

mükerrer 49. maddesinde sayılan kişi ve kurumlarca dava açılabileceği

gerekçesiyle davanın komisyon kararının iptali istemine ilişkin kısmının

ehliyet yönünden; komisyon kararına bağlı olan tarh ve tahakkuk işlemine

ilişkin kısmının da kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle reddine karar

vermiştir.

10. Başvurucu, kararı temyiz etmiştir. Temyiz incelemesi devam

ederken 31/5/2012 tarihinde Anayasa Mahkemesi, 213 sayılı Kanun’un mükerrer 49.

Maddesinin (b) fıkrasının üçüncü paragrafının birinci cümlesinin Anayasa’ya

aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Bunun üzerine başvurucu temyiz

incelemesini sürdüren Danıştay Dokuzuncu Dairesine 20/6/2012 tarihinde dilekçe

vermek suretiyle iptal kararı doğrultusunda yerel Mahkeme kararının bozulmasını

talep etmiştir.

11. Danıştay Dokuzuncu Dairesi 5/7/2012 tarihli ve E.2012/1224,

K.2012/4505 sayılı kararıyla temyiz istemini reddederek kararı onamıştır. Onama

kararı şöyledir:

“Dayandığı hukuki ve

kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanan Vergi Mahkemesi kararı, aynı

gerekçe ve nedenlerle Dairemizce de uygun görülmüş olup, temyiz istemine

ilişkin dilekçede ileri sürülen iddialar, sözü geçen kararın bozulmasını

sağlayacak durumda bulunmadığından, temyiz isteminin reddine ve kararın

onanmasına…”

12. Başvurucu, anılan iptal kararını ileri sürerek kararın

düzeltilmesini istemiş ve bu istem karara bağlanmadan önce Anayasa Mahkemesinin

iptal kararı 13/10/2012 tarihli Resmî Gazete’de

yayımlanmıştır. Ancak söz konusu istem, aynı Dairenin 25/3/2013 tarihli ve

E.2012/10043, K.2013/2407 sayılı kararıyla reddedilmiştir. Karar şöyledir:

“Danıştay dava

daireleri ile İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilmiş

olan kararlar hakkında kararın düzeltilmesi isteminin kabulü ancak, 2577 sayılı

İdari Yargılama Usulü Kanunun 54. maddesinde yazılı sebeplerden birinin

bulunması ile mümkündür. Dilekçe sahibinin ileri sürdüğü sebepler bunlardan

hiçbirine uymadığından yerinde olmayan karar düzeltme isteminin reddine…”

13. Nihai karar başvurucu vekiline 20/9/2013 tarihinde tebliğ

edilmiş, başvurucu14/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

B. İlgili Hukuk

14. Anayasa’nın 152. maddesi şöyledir:

“Bir davaya bakmakta

olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin

hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü

aykırılık iddiasının ciddî olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu

konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır.

Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddî

görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.

Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden

başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar

verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak,

Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar

gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.

…”

15. Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü, beşinci ve altıncı

fıkraları şöyledir:

“Kanun, kanun hükmünde

kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri,

iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar.

Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi

ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden

başlayarak bir yılı geçemez.”

“İptal kararları geriye

yürümez.”

“Anayasa Mahkemesi

kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı

organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.”

16. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 40. maddesinin (5) numaralı

fıkrası şöyledir:

“Anayasa Mahkemesi,

işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içinde

kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse ilgili mahkeme

davayı yürürlükteki hükümlere göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin

kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse mahkeme buna uymak

zorundadır.”

17. 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (1) ve (3) numaralı

fıkraları şöyledir:

“Mahkeme kararları

kesindir. Mahkeme kararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını,

idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.”

“Mahkemece iptaline

karar verilen kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi

İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının Resmî

Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli gördüğü

hâllerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe

gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir.”

18. 213 sayılı Kanun’un, Anayasa Mahkemesi tarafından iptal

edilmeden önceki hâliyle“Emlak vergisine ait bedel ve değerlerin tespiti, ilanı ve kesinleşmesi”

kenar başlıklı mükerrer 49. maddesinin (b) fıkrası şöyledir:

“ b) Takdir

komisyonlarının arsalara ve araziye ait asgari ölçüde birim değer tespitine

ilişkin dört yılda bir yapacakları takdirler, tarh ve tahakkuk işleminin (Emlâk

Vergisi Kanununun 33. maddesinin (8) numaralı fıkrasına göre yapılacak

takdirler dahil) yapılacağı sürenin başlangıcından en az altı ay önce karara

bağlanarak, arsalara ait olanlar takdirin ilgili bulunduğu il ve ilçe

merkezlerindeki ticaret odalarına, ziraat odalarına ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıkları

ile belediyelere, araziye ait olanlar il merkezlerindeki ticaret ve ziraat

odalarına ve belediyelere imza karşılığında verilir.

Büyükşehir belediyesi bulunan illerde takdir

komisyonu kararları, vali veya vekalet vereceği memurun başkanlığında,

defterdar veya vekalet vereceği memur, vali tarafından görevlendirilecek tapu

sicil müdürü ile ticaret odası, serbest muhasebeci mali müşavirler odası ve

esnaf ve sanatkârlar odaları birliğince görevlendirilecek birer üyeden oluşan

merkez komisyonuna imza karşılığında verilir. Merkez komisyonu kendilerine

tebliğ edilen kararları onbeş gün içinde inceler ve

inceleme sonucu belirlenen değerleri ilgili takdir komisyonuna geri gönderir.

Merkez komisyonunca farklı değer belirlenmesi halinde bu değerler ilgili takdir

komisyonlarınca yeniden takdir yapılmak suretiyle dikkate alınır.

Takdir komisyonlarının bu kararlarına karşı

kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum, teşekküller ve ilgili mahalle ve

köy muhtarlıkları onbeş gün içinde ilgili vergi

mahkemesi nezdinde dava açabilirler. Vergi mahkemelerince verilecek kararlar

aleyhine onbeş gün içinde Danıştay'a başvurulabilir.

Kesinleşen asgari ölçüde arsa ve arazi birim

değerleri, ilgili belediyelerde ve muhtarlıklarda uygun bir yere asılmak

suretiyle tarh ve tahakkukun yapıldığı yılın başından Mayıs

ayı sonuna kadar ilân edilir.

Bakanlar Kurulu bu fıkrada yer alan dört

yıllık süreyi sekiz yıla kadar artırmaya veya iki yıla kadar indirmeye

yetkilidir.”

19. Anayasa Mahkemesinin 213 sayılı Kanun’un mükerrer 49.

maddenin (b) fıkrasının üçüncü paragrafının ilk cümlesini iptal ettiği

31/5/2012 tarihli ve E.2011/38, K.2012/89 sayılı kararının gerekçesi şöyledir:

“Başvuru kararında, 213

sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 49. maddesninin (b)

fıkrasının üçüncü pragrafı gereğince emlak vergisi

tahakkuk ettirilmesine dair işlemin, dayanağı asgari ölçü birim tespitine

ilişkin takdir komisyonu kararına karşı emlak vergisi mükelleflerine dava açma

hakkı tanımayan itiraz konusu kuralın Anayasa'nın 2., 36. ve 125. maddelerine

aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun iptali

istenilen 49. maddesinde emlak vergisine ait bedel ve değerlerin tespiti,

ilanı, kesinleşmesi ve takdir komisyonları kararlarına karşı kimlerin yargı

yoluna başvurabilecekleri düzenlenmiştir. Buna göre maddede takdir

komisyonlarının kararlarına karşı kendilerine karar tebliğ edilen daire, kurum,

teşekküller ve ilgili mahalle ve köy muhtarlıklarının onbeş

gün içinde ilgili vergi mahkemesi nezdinde dava açma haklarının bulunmasına

rağmen emlak vergisini ödeyecek olan mükelleflerin dava açma hakkının

bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Anayasa'nın 2. maddesinde belirtilen hukuk

devleti eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve

özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup

bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa'ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa

ve hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan

devlettir.

Anayasa'nın hak arama hürriyetini düzenleyen

36. maddesinin birinci fıkrasında 'Herkes, meşru vasıta ve yollardan

faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve

savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.' denilerek yargı mercilerine

davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia,

savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır. Kişinin uğradığı

bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı

haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp

kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu,

yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri

önünde dava hakkı tanınması hak arama özgürlüğünün bir gereğidir.

Kanun koyucu itiraz konusu kural ile, takdir

komisyonlarınca belirlenen değerlere karşı vergi mükellefi olan ve olaydan

doğrudan etkilenebilecek kişilere dava açma hakkı verilmemekte sadece yasada

değinilen kurum ve kuruluşları harekete geçirerek, asgari ölçüde arsa ve arazi

birim değer tespitlerine karşı dava açılabilmesi imkanı

tanınmaktadır. Emlak vergisi mükelleflerinin ödeyeceği verginin hesaplanmasında

esas alınan takdir komisyonu kararları idari bir tasarruf olduğu için buna

karşı mükelleflere yargı yolunun kapatılması, Anayasayla güvence altına alınmış

olan hak arama hürriyeti ve hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural,

Anayasa'nın 2. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

20. Mahkemenin 18/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucunun İddiaları

21. Başvurucu; sahibi olduğu taşınmaz için tahakkuk ettirilen

emlak vergisi ve bu verginin matrahının tespitine esas takdir komisyonu

kararına karşı açtığı davada takdir komisyonu kararına karşı dava açmasını

engelleyen kanun hükmünün Anayasa’ya aykırılığıiddiasında

bulunduğunu ve Vergi Mahkemesinin itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine

başvurduğunu, Anayasa Mahkemesinin de hak arama hürriyeti ve hukuk devleti

ilkesine aykırı bularak hükmü iptal ettiğini, Anayasa’nın 152. maddesinin

üçüncü fıkrasının son cümlesi uyarınca iptal hükmüne uyulması zorunlu olduğu

hâlde temyiz ve karar düzeltme kanun yolları aşamalarında gerekçe

belirtilmeksizin iptal kararının gözetilmediğini belirterek Anayasa’nın 36. ve

141. maddeleri kapsamında hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini ileri sürmüş

ve ihlalin tespiti ile yargılamanın yenilenmesine karar verilmesini talep

etmiştir.

B. Değerlendirme

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

22. Başvuru konusu olayda başvurucunun vergi matrahını

belirleyen takdir komisyonu kararına karşı dava açmasını engelleyen kanun

hükmü, başvurucunun açtığı davada yargılamayı yapan Bursa 2. Vergi Mahkemesinin

itiraz yoluyla başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir.

Ancak Bursa 2. Vergi Mahkemesi, söz konusu iptal kararından önce yasal bekleme

süresinden sonra uyuşmazlığı yürürlükteki kanun hükmüne göre karara bağlamış ve

başvurucunun anılan komisyon kararına karşı dava açma ehliyeti bulunmadığı

gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bu karar temyiz aşamasında iken Anayasa

Mahkemesi, iptal kararını açıklamış ancak temyiz mercii olan Danıştay, söz

konusu iptal hükmünü dikkate almadan Vergi Mahkemesi kararını onamış ve karar

düzeltme istemini de reddederek karar kesinleşmiştir.

23. Başvurucu, davasının ehliyet yönünden reddedilmesi nedeniyle

adil yargılanma hakkı kapsamında hak arama özgürlüğünün ihlal edildiğini iddia

etmiştir.

24. Bakanlık görüş yazısında, başvurucunun dile getirdiği

şikâyetlerin Anayasa’nın 36. maddesinde tanımlanan ve Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma

hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkına ilişkin olduğu belirtilmiştir.

25. Başvuru konusu olayda başvurucunun açtığı davanın takdir

komisyonu kararına ilişkin kısmı başvurucunun “dava ehliyeti bulunmadığı”

gerekçesiyle reddedilmiş ve böylece başvurucunun emlak vergisi tahakkukuna ve

takdir komisyonu kararına ilişkin iddialarının esası Mahkemece

incelenememiştir. Bu nedenle başvurunun mahkemeye erişim hakkı kapsamında

incelenmesi gerekir.

26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı

Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrası hükümlerine göre Anayasa

Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurunun esasının incelenebilmesi için kamu

gücü tarafından müdahale edildiği iddia edilen hakkın Anayasa’da güvence altına

alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme ve Türkiye’nin taraf olduğu ek

protokollerinin kapsamına da girmesi gerekir. Bir başka ifadeyle Anayasa ve

Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün değildir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §

18).

27. Anayasa’nın “Hak arama

hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri

önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına

sahiptir.”

28. Sözleşme’nin “Adil

yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinin (1) numaralı fıkrası

şöyledir:

“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da

cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan,

kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul

bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına

sahiptir…”

29. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru

vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya

davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu

belirtilmiştir. Maddede geçen “adil yargılanma” ifadesi, 3/10/2001 tarihli ve

4709 sayılı Kanun ile Anayasa’ya eklenmiştir. Anayasa’da adil yargılanma

hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam ve içeriğinin Sözleşme’nin

“Adil yargılanma hakkı” kenar

başlıklı 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir.

30. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6.

maddesinde adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin “medeni hak ve

yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların” ve bir “suç isnadının” esasının

karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilerek hakkın kapsamı bu

konularla sınırlandırılmıştır. Hak arama hürriyetinin ihlal edildiği

gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunabilmek için başvurucunun ya medeni hak ve

yükümlülükleriyle ilgili bir uyuşmazlığın tarafı olması ya da başvurucuya

yönelik bir suç isnadı hakkında karar verilmiş olması gerektiği

anlaşılmaktadır. Dolayısıyla bahsedilen hâller dışında kalan adil yargılanma

hakkının ihlali iddiasına dayanan başvurular, Anayasa ve Sözleşme kapsamı dışında

kalacağından bireysel başvuruya konu olamaz. (Adnan

Oktar, B. No: 2012/917, 16/4/2013, § 21).

31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)içtihadında vergi aslı

yönünden başvuru konusu yapılan uyuşmazlıkların vergi yükümlüsü ile vergi

alacaklısı konumunda bulunan taraf devlet arasında kamusal niteliği ağır basan

bir uyuşmazlık olmasının ve vergilendirmenin taraf devletlerin kamusal

yetkisinin sert çekirdeği içinde yer aldığının kabul edilmesi gerekçeleriyle

cezai nitelik taşımayan vergisel uyuşmazlıkların, 6. maddenin güvence kapsamı

dışında kalacağı belirtilmekte ise de (Ferrazzini/İtalya [BD], B. No: 44759/98, 12/6/2001,

§29), Anayasa Mahkemesi içtihadı,başta mülkiyet hakkı

olmak üzere medeni hak ve yükümlülükler alanında önemli yansımaları

bulunduğundan salt vergisel uyuşmazlıkların adil yargılanma hakkına ilişkin

güvencelerden yararlanabileceği yönündedir (E.T.Y.İ.

A. Ş., B. No: 2013/596,8/5/2014, §§ 24-28).

32. Somut başvuruda, Anayasa Mahkemesinin E.T.Y.İ. A.Ş. kararında belirlediği

içtihadından ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığından başvuru konusu

uyuşmazlığa yönelik adil yargılanma hakkına ilişkin ihlal iddialarının Anayasa

Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içinde yer aldığı anlaşılmaktadır.

33. Başvurucunun iddiaları açıkça dayanaktan yoksun olmadığı

gibi başvurunun kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir

neden de bulunmadığından başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi

gerekir.

2. Esas Yönünden

34. Başvurucu, Anayasa’nın 152. maddesinin üçüncü fıkrasının son

cümlesi uyarınca Derece Mahkemesinin ilgili iptal hükmüne uyması zorunlu olduğu

hâlde temyiz ve karar düzeltme kanun yolları aşamalarında gerekçe

gösterilmeksizin iptal hükmüne uyulmamasının adil yargılanma hakkını ihlal

ettiğini ileri sürmüştür.

35. Bakanlık görüş yazısında, somut olayda Anayasa Mahkemesi

kararının 13 Ekim 2012 tarihinde Resmî Gazete’de

yayımlanarak yürürlüğe girdiği, bu durumun başvurucu tarafından dilekçe ile

bildirilmesine rağmen Danıştay tarafından verilen kararla hem temyiz talebinin

hem de daha sonra yapılan karar düzeltme talebinin reddedildiği ve yerel

Mahkeme kararının onandığı oysa Anayasa Mahkemesinin iptal kararının takdir

komisyonu kararlarına karşı mükelleflerin de dava açabilmelerinin yolunu

açtığını ve Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Anayasa

Mahkemesi kararının esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelmesi

durumunda, Mahkemenin buna uymak zorunda olduğu hüküm altına alınmış olmasına

rağmen Danıştay kararlarında bu hukuki durum ve başvurucu açısından

sonuçlarıyla ilgili bir gerekçeye yer verilmediği hususlarının dikkate alınması

gerektiği bildirilmiştir.

36. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır.

37. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin

yargı organlarına davacı veya davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucu

olarak da iddia, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.

Maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisi bir temel hak

niteliği taşımasının ötesinde- diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken

şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden

biridir (Vedat Benli, B. No:

2013/307, 16/5/2013, § 30).

38. Anayasa'nın 36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü,

diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların

korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda

toplumsal barışı güçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme,

haksızlığı önleme uğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma

hakkı, sadece yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada

bulunma hakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan

bir haktır (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım,

B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 40).

39. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde

düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almakta olup (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,

2/10/2013, § 28), bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın

etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir.

Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hâle

getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren

sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, §

52).

40. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini

savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı

haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en

etkili ve güvenceli yolu; yargı mercileri önünde dava hakkını

kullanabilmesidir. Kişilere yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması hak

arama özgürlüğünün bir gereğidir. Emlak vergisi mükelleflerinin ödeyeceği

verginin hesaplanmasında esas alınan ve takdir komisyonlarınca belirlenen

değerlere karşı vergi mükellefi olan ve olaydan doğrudan etkilenebilecek

kişilere dava açma hakkı verilmeyerek mükelleflere yargı yolunun kapatılması,

Anayasa'yla güvence altına alınmış olan hak arama hürriyeti ve hukuk devleti

ilkesi ile bağdaşmamaktadır (AYM, E.2011/38,K.2012/89,

31/5/2012).

41. Somut olayda başvurucunun tahakkuk eden 2010 yılı emlak

vergisine ve verginin matrahını belirleyen takdir komisyonu kararına karşı

açtığı davada Vergi Mahkemesi, başvurucunun takdir komisyonu kararına karşı

dava açmasını engelleyen kanun hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz

yoluyla başvurmuş, beş ay içinde Anayasa Mahkemesince karar verilmediğinden

Anayasa’nın 152. maddesi uyarınca yürürlükteki kanun hükmüne göre uyuşmazlığı

sonuçlandırarak başvurucunun vergi matrahını belirleyen takdir komisyonu

kararına karşı dava açma hakkı bulunmadığından bu kısmın dava ehliyeti yönünden

reddine, tahakkuk eden emlak vergisine ilişkin kısmın ise takdir komisyonunca

belirlenen metrekare birim değerleri uyarınca yapılan tahakkuk işleminde hukuka

aykırılık bulunmadığından reddine karar vermiştir. Kararın temyiz incelemesi

sürmekte iken Anayasa Mahkemesi, başvurucunun dava açmasını engelleyen kanun

hükmünü, hak arama hürriyetine ve hukuk devleti ilkesine aykırı bularak iptal

etmiştir. Başvurucu bu kararı, temyiz hakkında karar verilmeden önce Danıştay

Dokuzuncu Dairesine sunmuş ancak bu husus tartışılmadan Vergi Mahkemesi kararı

onanmıştır. Anayasa Mahkemesi kararının Resmî Gazete’de

yayımlanmasının ardından başvurucu, yayımlanan iptal kararını aynı Daireye

sunmuş ancak bu hususla ilgili değerlendirme yapılmadan karar düzeltme istemi

reddedilmiş ve karar böylece kesinleşmiştir.

42. Anayasa’nın 152. maddesinde bir davaya bakmakta olan

mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin hükümlerini

Anayasa’ya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık

iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği

karara kadar davayı geri bırakacağı, Anayasa Mahkemesinin işin kendisine

gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu

süre içinde karar verilmezse derece mahkemesinin davayı yürürlükteki kanun

hükümlerine göre sonuçlandıracağı ancak Anayasa Mahkemesi kararının esas

hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelmesi hâlinde mahkemenin buna uymak

zorunda olduğu açıkça düzenlenmiş; benzeri kurallar 6216 sayılı Kanun’un 40.

maddesinde de yer almıştır.

43. Anayasa’nın 153. maddesinde ise iptal edilen kanun hükmünün

iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlandığı

tarihte yürürlükten kalkacağı; yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare

makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı ve geriye yürümeyeceği

düzenlenmiştir.

44. Anayasa Mahkemesinin iptal kararları geriye yürümemekle

birlikte somut norm denetiminde iptal kararının, itiraz başvurusuna konu

yargılamada karar kesinleşmeden önce verilmesi halinde uygulanacağı noktasında

tereddüt bulunmamaktadır. Adil yargılanma hakkının temel unsurlarından olan

mahkemeye erişim hakkını engelleyen yasa kuralının iptal edilmesinden, henüz

kararı kesinleşmeyen somut norm denetimine konu yargılamadaki tarafların

öncelikle faydalanacağı açıktır.

45. Temel hak ve özgürlüklerin korunması öncelikle idari

makamlarla derece mahkemelerinin görevi olup (İsmail

Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17) bu kapsamda

yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen iddiaları ve

gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 19). Anayasa Mahkemesinin bu noktadaki görevi ikincil

niteliktedir. Başvurucuların da üzerlerine düşen özen yükümlülüğüne uygun

şekilde anılan makamlardaki başvurularını ve davalarını takip etmeleri

gerekmektedir.

46. Somut olayda emlak vergisi mükelleflerine, ödeyecekleri

verginin hesaplanmasında esas alınan takdir komisyonu kararlarına karşı yargı

yolunu kapatan kanun hükmü, adil yargılanma hakkına aykırı bulunarak iptal

edilmiştir. Başvurucu; özen yükümlülüğüne uygun şekilde söz konusu iptal

kararını, temyiz ve karar düzeltme istemleri karara bağlanmadan önce Danıştay

Dokuzuncu Dairesine dilekçeyle bildirmiştir.

47. Anayasa Mahkemesinin iptal kararının derece mahkemesindeki

uyuşmazlığa etkisine ilişkin açık bir Anayasa ve kanun hükmü vardır. Bu hükme

verilecek olağan anlam bellidir ve başvurucu kendisine buna göre muamele

edileceğini beklemektedir. Belirtilen hükümlere verilebilecek olağan anlam ise

Anayasa Mahkemesinin kararı sonrasında başvurucunun davasının dava ehliyeti

yönünden incelenmesine engel bir durumun kalmaması ve bu husus karar

kesinleşmeden önce temyiz ve karar düzeltme aşamalarında ortaya çıktığından

temyiz merciince dikkate alınarak iptal kararı çerçevesinde inceleme yapılmasıdır.Ancak bu yönde bir

inceleme yapılmadığı gibi neden bu yönde uygulama yapılmadığına dair bir

açıklamaya da kararlarda yer verilmemiştir.

48. Bu durumda emlak vergisine ilişkin davasını incelettirme

imkânından mahrum kalan başvurucunun, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına

alınan adil yargılanma hakkı kapsamındamahkemeye

erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

49. Açıklanan nedenlerle başvurucunun, Anayasa’nın 36.

maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

50. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı

fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun

hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı

verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması

gerekenlere hükmedilir…

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından

kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama

yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında

hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya

genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama

yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı

ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar

verir.”

51. Başvurucu, ihlalin tespitiyle yargılamanın yenilenmesine

karar verilmesi talebinde bulunmuştur.

52. Başvuruya konu yargılamada başvurucunun dava açmasını

engelleyen kanun hükmünün iptali için itiraz yoluyla başvurulan Anayasa

Mahkemesi tarafından kanun hükmü iptal edilmesine rağmen iptal hükmünün temyiz

ve karar düzeltme aşamalarında dikkate alınmayarak başvurucunun davasının

incelenmesinin engellenmesi nedeniyle başvurucunun adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

53. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden

yargılamada hukuki yarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama

yapılmak üzere ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.

54. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800

TL vekâlet ücretinden oluşan 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuya

ödenmesine karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın

KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın

36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Kararın bir örneğinin adli yargılanma hakkının ihlalinin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Bursa

2.Vergi Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

D. 198,35

TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama

giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,

E. Ödemenin,

kararın tebliğini takiben başvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden

itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin

sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ

UYGULANMASINA,

F. Kararın

bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

18/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin YILDIRIM

Üyeler

:

Serdar ÖZGÜLDÜR

Osman Alifeyyaz

PAKSÜT

Muammer TOPAL

M. Emin KUZ

Raportör : Mehmet Sadık YAMLI Başvurucu : Gemak Gemi İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. Vekili : Av. Mahmut Celal KARAMAN

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2013/7698, 18 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucunun İddiaları
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın
  12. B. Anayasa’nın
  13. C. Kararın bir örneğinin adli yargılanma hakkının ihlalinin
  14. D. 198,35
  15. F. Kararın
  16. Paksüt
  17. M. Emin KUZ
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2013/7698
Tarih
18 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Muzaffer Özer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1146)
  • Sadık Sabancılar Başvurusu (B. No: 2013/3536)
  • Ahmet Erbek Başvurusu (B. No: 2013/3197)
  • Mehmet Salih Demir Başvurusu (B. No: 2013/3165)
  • Cahit Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/5778)
  • B.l.b. Başvurusu (B. No: 2013/4690)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.