İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Muzaffer Özer ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2013/1146)

1. Başvuru; gözaltında işkence yapılması, buna ilişkin etkili

Başvuru No2013/1146Tarih4 Şubat 2016Okuma22 dk · 4.326 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Muzaffer Özer Ve Diğerleri Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2016
Başvuru Numarası
2013/1146
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.326 kelime·22 dk okuma·12 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; gözaltında işkence yapılması, buna ilişkin etkili

bir soruşturma yürütülmemesi ve kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesi

nedenleriyle adil yargılanma ve etkili bir hukuk yoluna başvurma hakları ile

işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 30/1/2013 tarihinde Bakırköy

11. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin

idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına

engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.

3. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 26/12/2013

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından

yapılmasına karar verilmiştir.

4. Birinci Bölüm tarafından 28/5/2015

tarihinde, başvurucular Muzaffer Özer ve Mehmet Zülfi Tan’ın adli yardım

taleplerinin kabulüne, Faruk Ketboğa’nın adli yardım

talebinin reddine karar verilmiş; eksik başvuru harcı, adli yardım talebi

reddedilen Faruk Ketboğa tarafından tamamlanmıştır.

5. Bölüm Başkanı tarafından 29/5/2015

tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte

yapılmasına karar verilmiştir.

6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına

(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 9/7/2015

tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.

7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş 28/7/2015 tarihinde başvurucular vekiline tebliğ edilmiştir.

Başvurucular, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 13/8/2015

tarihinde ibraz etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

A. Olaylar

8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

9. Başvurucular, 27/1/2000 tarihinde

Gaziantep Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri

tarafından terör örgütü üyesi oldukları şüphesi ile gözaltına alınmış ve dört

gün süreyle gözaltında tutulmuştur.

10. Başvurucuların 27/1/2000 ve

31/1/2000 tarihlerinde yapılan gözaltı giriş ve çıkış adli muayene raporlarında

darp ve cebir izine rastlanmadığı belirtilmiştir.

11. Gözaltı süresi sonunda Cumhuriyet Savcısı önüne çıkarılan

başvurucular, sevk edildikleri mahkemece tutuklanarak ceza infaz kurumuna sevk

edilmişlerdir.

12. Başvurucular, 4/2/2000 tarihinde

ceza infaz kurumundan yazdıkları dilekçelerle Emniyet Müdürlüğünde kimliklerini

bilmedikleri görevliler tarafından işkenceye maruz bırakıldıklarını belirterek

sorumlulardan şikâyetçi olduklarını bildirmişlerdir.

13. Cumhuriyet Savcılığı tarafından aynı tarihte başvurucuların

hastaneye sevk edilmeleri sağlanmış, başvurucular hakkında Gaziantep Devlet

Hastanesi Tabipliğince 4/2/2000 günü saat 17.15’te

geçici muayene raporları düzenlenmiştir. Belirtilen raporlara göre;

i. Mehmet Zülfi Tan'ın fizik

muayenesinde sağ ayak bileği ve sol omuzda hassasiyet,

ii. Muzaffer Özer'in fizik muayenesinde sağ ayak bileği ön ve

arkasında 1 cm² ekimoz; sol ayak alt kısımda, sol ön

kol ve üst kısımda, sağ kol bileğinde ve boyunda hassasiyet,

iii. Faruk Ketboğa’nın fizik

muayenesinde frontalde üst kısımda 1 cm² hassasiyet,

her iki üst kol kısımda humerusta hassasiyet, sacral bel bölgesinde hassasiyet tespit edilmiştir.

14. Başvurucu Muzaffer Özer ayrıca iki farklı sağlık raporunu

daha bireysel başvuru dosyasına sunmuştur.

15. Gaziantep E Tipi Kapalı Cezaevi Müdürlüğüne hitaben

Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp

Anabilim Dalı Başkanı ve Uzmanı tarafından başvurucu Muzaffer Özer hakkında

düzenlenen 25/8/2000 tarihli raporda başvurucu

Muzaffer Özer’in sağ üst kolda ve belinde sürekli ağrıdan yakındığı, sağ dirsek

4 cm yukarısında 3 cm çapında açık kahverengi, sol dirsek üst kısmında 4 cm

ebadında çok açık kahverengi, her iki klavikulanın

orta kısmında kemiğe paralel 5 cm boyunda açık kahverengi, sol omuz başında 2

cm çapında kahverengi, sağ ayak bileği üst kısmında 3 cm’lik

alanda belli belirsiz açık kahverengi, sol el 5. parmak metakarp

sırtında 2 cm boyunda çok açık kahverengi renk değişiklikleri ile sol poplitea bölgesinde 4 cm’lik

alanda venöz damarların bariz hâle geldiği,

yaralanmaların başvurucunun dört gün

mutad iştigaline engel teşkil eder nitelikte

bulunduğu kanaati belirtilmiştir.

16. Başvuruculardan Muzaffer Özer hakkında 5/6/2006 tarihinde

Türkiye İnsan Hakları Vakfı İstanbul Temsilciliği tarafından düzenlenen raporda

özetle başvurucunun boynunda, sol omzunda, her iki kol dirsek üst bölümlerde

koyu mor-kahverengi renk değişiklikleri, akciğer sesleri dinlemekle sol tarafta

yaygın raller ve wheezing

mevcut olduğu; batın palpasyonunda hassasiyet, servikal artroz, lomber artroz, iskial bursit, brakial pleksus hasarı sekeli, lomber disk hernisi ve travma sonrası stres bozukluğu tanısı konulmuştur.

17. Başvurucu Faruk Ketboğa 14/2/2000 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı tarafından müşteki

sıfatıyla alınan beyanında gözaltında bulunduğu süre içinde askıya alınma,

tazyikli soğuk su ve elektrik uygulaması, falaka, ellerine copla vurma, başına

ve yüzüne ise yumrukla vurma şeklinde kötü muameleye maruz kaldığını, gözleri

kapalı olduğu için kötü muamelenin kimler ve kaç kişi tarafından yapıldığını

bilmediğini, şikâyetçi olmadığını belirtmiştir.

18. Başvurucu Mehmet Zülfi Tan 14/2/2000

tarihinde Cumhuriyet Savcılığı tarafından müşteki sıfatıyla alınan beyanında

gözaltında bulunduğu süre içinde soğuk su uygulamasına maruz bırakıldığını,

ellerinin arkadan bağlandığını, askıya alındığını, testislerinin sıkıldığını,

çırılçıplak soyulduğunu ve ellerine vurulduğunu, gözleri kapalı olduğu için

kötü muamelenin kimler tarafından yapıldığını bilmemekle birlikte üç dört kişi

olduklarını tahmin ettiğini, şikâyetçi olduğunu belirtmiştir.

19. Başvurucu Muzaffer Özer 14/2/2000

tarihinde Cumhuriyet Savcılığı tarafından müşteki sıfatıyla alınan beyanında

gözaltında bulunduğu süre içinde askıya alınma, cinsel organına elektrik

verilme, falakaya yatırma, tazyikli su verme şeklinde kötü muameleye maruz

bırakıldığını, gözleri kapalı olduğu için kötü muamelenin kimler tarafından

yapıldığını bilmemekle birlikte kalabalık olduklarını tahmin ettiğini, şikâyetçi

olmadığını belirtmiştir.

20. Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı yapılan soruşturma

sonucunda 10/4/2000 tarihli ve K.2000/2522 sayılı

kovuşturmaya yer olmadığı kararı vermiştir.

21. Başvurucuların anılan karara karşı itiraz yoluna

başvurmaları üzerine Kilis Ağır Ceza Mahkemesi 29/9/2000

tarihli ve 2000/160 sayılı kararla itirazın reddine hükmetmiştir.

22. Başvurucular müdafiinin, anılan

ret kararına karşı yazılı emir yoluna başvurulması için Bakanlığa yaptığı

müracaat üzerine başlatılan olağanüstü kanun yolu süreci sonucunda Yargıtay 4.

Ceza Dairesinin 20/2/2001 tarihli ve E.2001/585,

K.2001/2070 sayılı kararı ile Kilis Ağır Ceza Mahkemesinin anılan ret kararının

kaldırılmasına karar verilmiştir.

23. Belirtilen Yargıtay kararı üzerine Gaziantep Cumhuriyet

Başsavcılığınca başvurucuların ifade alma işlemlerinde görev yapan polis

memurları A.T., E.T., N.B., S.K., H.B. hakkında

1/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 243. maddesinin

birinci fıkrasında tanımlanan işkence ve zalimane hareket suçunu işledikleri

iddiası ile Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır.

24. Sanıklar A.T., E.T., N.B., S.K ve H.B.savunmalarında özetle atılı suçu kabul etmediklerini,

başvuruculara karşı herhangi bir işkence ya da baskı uygulamadıklarını, gözaltı

çıkışında alınan adli muayene raporlarının kendi ifadelerini doğruladığını,

ayrıca başvurucuların yer gösterme işlemlerinin kameraya alınmış olduğunu bu

görüntülerin de dosyaya sunulduğunu, başvurucuların amaçlarının haklarındaki

delilleri geçersiz kılmak olduğunu beyan etmişlerdir.

25. Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Adana Özel Tip

Ceza İnfaz Kurumunda bulundukları tahmin edilen müştekilerin beyanlarının

alınması için Adana Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine farklı tarihlerde talimatlar

yazılmış, talimatların neden yerine getirilemediği tespit edilememekle birlikte

müştekilerinadreslerinin belirsiz olduğu gerekçesiyle

dinlenmelerinden vazgeçilerek 29/5/2002 tarihli ve

E.2001/185, K.2002/168 sayılı kararla sanıklar tarafından müsnet

fiilin işlendiğine ilişkin hüküm kurulmasına elverişli ve yeterli delil elde

edilememesi nedeniyle sanıkların beraatına hükmedilmiştir.

26. Başvurucu Muzaffer Özer tarafından öğrenilen karara ilişkin

temyiz isteminde bulunulması üzerine karar, müştekinin davadan haberdar

edilmeyerek hüküm kurulduğu gerekçesiyle Yargıtay tarafından 30/1/2006

tarihinde bozulmuştur.

27. Bozma sonrası yargılamada müştekiler hakkında adres

araştırması yaptırılmış ve Muzaffer Özer’in 22/2/2007,

Mehmet Zülfi Tan’ın 29/2/2008 ve Faruk Ketboğa’nın

ise ancak 4/5/2010 tarihinde beyanlarına başvurulabilmiştir.

28. Katılan Muzaffer Özer, istinabeyle alınan beyanında dört gün

Emniyette tutulduğunu, ilk gün hiç yemek verilmediğini, daha sonra polis

memurları tarafından dövüldüğünü, kendisine eziyet edildiğini, sanıklardan

şikâyetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini belirtmiştir.

29. Katılan Mehmet Zülfi Tan istinabeyle

alınan beyanında olay tarihinde Nizip Polat Akın İlköğretim Okulunda müdür

yardımcısı olarak görev yaptığını, evinin basıldığını, Emniyetçe gözaltına

alınıp Gaziantep'e getirildiğini, dört gün boyunca Emniyette işkence gördüğünü,

kış gününde dışarı çıkarılıp üzerine soğuk su döküldüğünü, suçunu ikrar etmesininin istendiğini, gözü bağlı olduğu için kimin

yaptığını bilmediğini, şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.

30. Faruk Ketboğa istinabeyle alınan

beyanında 27/1/2000 tarihinde kendisinin ve diğer müştekilerin gözaltına

alındığını, dört gün boyunca göz altında kaldığını,bu

hususta adli tıp raporlarının da olduğunu, gözleri bağlı olduğu için işkenceyi

yapanları görmediğini,sanıklar hakkında şikâyetçi

olduğunu beyan etmiştir.

31. Mahkeme, sanıklar A.T., E.T.,

A.H.B., S.K. ve N.B.nin üzerlerine atılı suçu

işlediklerinin sabit olmadığı gerekçesiyle 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesinin

(2) numaralı fıkrasının (e) bendi gereğince beraatlerine

ve kararın kesinleşmesi ile olayın gerçek faillerinin tespiti için Cumhuriyet

Başsavcılığına suç ihbarında bulunulmasına karar vermiştir. Karar gerekçesinin

ilgili kısmı şöyledir:

“… her ne kadar

müştekilerde bir kısım işkence izlerine dair delil elde olunmuş ise de,

müştekileri sorgulayan ekibin içerisinde sanıkların olup olmadığının

belirlenemediği, müştekilere işkenceye ilişkin eylemlerin yapıldığı sırada

gözlerinin kapalı olması ve kendilerine işkence fiilini yapanları

görmediklerine dair ifadeleri göz önüne alındığında yüklenen suçun sanıklar

tarafından gerçekleştirildiğini gösterir her türlü şüpheden uzak

cezalandırılmalarını haklı kılacak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından

her bir sanığın yüklenen suçtan ayrı ayrı beraatlerine,

…”

32. Anılan karara karşı temyiz isteminde bulunulması üzerine

Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 26/9/2012 tarihli ve

E.2012/15910, K.2012/28461 sayılı ilamı ile en son sanıkların savunmalarının

alındığı 2001 yılından itibaren 10 yıllık asli dava zamanaşımı süresinin

dolması nedeniyle sanıklar hakkındaki kamu davalarının 765 sayılı mülga

Kanun’un 102. maddesinin üçüncü fıkrası ve 5271 sayılı Kanun’un 223. maddesi

gereğince düşürülmesine karar verilmiştir.

33. Başvurucular, Yargıtayın kamu

davasının düşürülmesine dair kararını 4/1/2013

tarihinde öğrendiklerini beyan etmişlerdir. Bakanlık; başvuruculardan Mehmet

Zülfi Tan’ın 31/12/2012, Muzaffer Özer’in 8/1/2013,

Faruk Ketboğa’nın ise 28/1/2013 tarihinde kararı

tebliğ aldıklarını belirtmektedir. Başvurucular 30/1/2013

tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

34. Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 5/12/2012

tarihli suç duyurusu yazısı üzerine Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca

yeniden başlatılan soruşturma sonucunda zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle

25/2/2013 tarihli ve 2012/64145 Soruşturma sayılı kararla kovuşturmaya yer

olmadığına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:

“…

Şüphelilerin üzerlerine atılı eylemin 765

sayılı TCK’nın 243. (m)addesinde düzenlenen işkence

veya zalimane hareket suçunu oluşturup 765 sayılı TCK’nın 102/3 maddesi

gereğince 10 yıllık dava zamanaşımına tabi olduğu, 27/01/2010

tarihinde dava zamanaşımının dolduğu, dava zaman aşımının dolmuş olması

nedeniyle kovuşturma yapılamayacağı …”

B. İlgili Hukuk

35. 765 sayılı mülga Kanun’un 243. maddesinin birinci fıkrası

şöyledir:

“Bir kimseye cürümlerini söyletmek, mağdurun,

şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olayları bildirmesini

engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek

için yahut şikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya

diğer herhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya

haysiyet kırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz

yıla kadar ağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden

mahrumiyet cezası verilir.”

36. 765 sayılı mülga Kanun’un 102. maddesi şöyledir:

“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:

…

3 - Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az

ağır hapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbeden

mahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,

… geçmesile ortadan

kalkar.”

37. 765 sayılı mülga Kanun’un 104. maddesi şöyledir:

“…

Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundan

itibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı

ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesile

baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.”

IV. İNCELEME VE GEREKÇE

38. Mahkemenin 4/2/2016 tarihinde

yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

39. Başvurucular; gözaltında tutuldukları

süre içinde işkenceye maruz kaldıklarını, bu konuda etkili bir soruşturma

yürütülmediğini, yürütülen yargılamanın uzun sürdüğünü, zamanaşımı nedeniyle

davanın düştüğünü, olayla ilgili olarak bir idari soruşturma da yürütülmediğini

belirterek adil yargılanma ve etkili bir hukuk yoluna başvurma hakları ile

işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüşler; maddi ve

manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.

B. Değerlendirme

40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). İşkence ve kötü

muamele yasağına ilişkin olarak devletin etkili soruşturma yapma sorumluluğu

kapsamında, yargılama süreci değerlendirileceğinden, başvurucuların adil

yargılanma hakkına ilişkin anılan şikâyetleri ile etkili bir hukuk yoluna

başvurma hakları ile ilgili ayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek

görülmemiş, başvurunun tamamının işkence ve kötü muamele yasağı kapsamında

incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

1. Kabul Edilebilirlik

Yönünden

41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine

karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan

başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.

2. Esas Yönünden

42. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları

şöyledir:

"Herkes, … maddi

ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.

...

Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse

insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”

43. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 3. maddesi

şöyledir:

“Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur

kırıcı ceza veya muamelelere tabi tutulamaz.”

44. Başvurucular; gözaltında tutuldukları süre içinde işkenceye

maruz kaldıklarını, bu konuda etkili bir soruşturma yürütülmediğini ileri

sürmektedir.

45. Bakanlık görüşünde başvurucuların

gözaltı giriş ve çıkış raporlarında darp ve cebir izine rastlanmadığı gibi

tutuklanma talebiyle çıkarıldıkları ve sorgularının yapıldığı Mahkeme önünde

herhangi bir işkence olgusundan bahsetmedikleri, kovuşturma aşamasında

müştekilere ulaşılamaması nedeniyle dinlenmelerinden vazgeçilerek hüküm

kurulduğu ancak Yargıtay tarafından kararın bozulduğu, müştekiler hakkında

adres araştırması yapıldığı ve ancak 2007, 2008 ve 2010 yıllarında beyanlarına

başvurulabildiği belirtilmiş; işkence ve kötü muamele yasağının ihlal edilip

edilmediğine ilişkin takdirin Anayasa Mahkemesine ait olduğunu ifade

edilmiştir.

46. Başvurucular; Bakanlık görüşüne karşı sundukları beyan

dilekçesinde adliyeye ve gözaltı çıkış raporu için hastaneye polislerle

birlikte götürüldükleri için herhangi bir şikâyette bulunamadıklarını, Savcılık

tarafından alınan ifadelerinde yapılan işkenceleri tarif ettiklerini, ikisi ise

korktukları için şikâyetçi olmadıklarını, doktor raporuyla sabit olan

yaralanmalarına karşı yargılamanın hiçbir aşamasında açıklama getirilmediğini belirtmişlerdir.

47. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında koruma altına

alınan işkence ve kötü muamele yasağının ihlaline yönelik iddiaların, somut

fiillerin tasvirini içeren ayrıntılı ve tutarlı anlatımlar içermesi

gerekmektedir.

48. Başvurucular Anayasa Mahkemesine sundukları başvuru formu ve

eklerinde her biri için kişiselleştirme yapılmaksızın gözaltında bulundukları

sırada amir konumundaki kişilerin denetim ve gözetimi altında çok sayıda

görevli tarafından işkence (tazyikli su, elektrik, askıya alma, falaka vb.),

kötü muamele ve hakarete maruz kaldıklarını, dövüldüklerini beyan etmişlerdir.

49. Başvurucular işkence bulgularının sağlık raporlarında sabit

olduğunu belirterek iddia ettikleri kötü muamelenin; yerine, zamanına ve

süresine ilişkin bilgi sunmadıkları gibi soruşturma dosyasının incelenmesi

sonucunda da bu yönde açıklamaları içerir bir belgeye rastlanmamıştır.

50. Başvurucuların gözaltı giriş ve çıkışlarında darp ve cebir

izine rastlanmadığına ilişkin rapor düzenlenmesine karşın başvurucuların ceza

infaz kurumuna sevk edilmelerinden dört gün sonra alınan geçici sağlık

raporlarında geneli hassasiyet olarak tanımlanmış birtakım bulguların tespit

edildiği anlaşılmaktadır.

51. İşkence ve kötü muamele iddialarının

araştırılmasındaki en önemli delillerden olan sağlık raporlarının, Avrupa

İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) tarafından tavsiye edilen standartlara ve

İşkence ve Diğer Zalimane, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya

Cezaların Etkili Bir Biçimde Soruşturulması ve Belgelendirilmesine İlişkin

Kılavuz'da (İstanbul Protokolü) yer alan ilkelere uygun olması gerekmektedir. Gerekli standartların altında kalan

sağlık raporları tek başlarına kötü muamele iddialarının kanıtlanması ya da

aksinin ispatlanmasında yeterli görülmemektedir (Ballıktaş/Türkiye, B. No: 7070/03, 20/10/2009,

§ 28).

52. Başvurucular tarafından gözaltı giriş ve çıkış raporlarının

polis memurlarının refakatinde düzenlendikleri ileri sürülmekte, başvurucular

hakkında düzenlenen geçici adli muayene raporlarında ise başvurucuların kötü

muamele öyküsüne yer verilmediği gibi tespit edilen bulguların kötü muamele

iddiaları ile uyuşup uyuşmadığı konusunda bir değerlendirme de bulunmamaktadır.

Başvuruya konu olaya ilişkin mevcut sağlık raporlarının

uluslararası standartlara uygunluğu devletin soruşturma yükümlülüğüne yönelik

yapılan incelemede ele alınacak olmakla birikte bu

aşamada söylenmesi gereken anılan raporların kötü muamele iddialarının

kanıtlanmasında ya da aksinin ispatlanmasında tek başına yeterli olmadığı,

ayrıca anılan raporların başvurucuların ileri sürdükleri ölçüde işkence

niteliğine ulaşan bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin yeterli

veri sunmadığıdır.

53. Başvurucu Muzaffer Özer tarafından

Anayasa Mahkemesine ayrıca iki farklı sağlık raporu sunulduğu (bkz. §§ 14, 15),

anılan sağlık raporlarında birtakım bulguların tespit edildiği anlaşılmakla

birlikte olayın gerçekleştiği ileri sürülen tarihten altı ay ve altı yıl

geçmesinden sonra alınan ve yargılama süresince dosyaya sunulduğuna ilişkin bir

veri de bulunmayan sağlık raporlarının tek başına başvurucunun gözaltında

gördüğünü ileri sürdüğü kötü muamele ile arasında bir nedensellik bağı

kurulmasında yeterli olmadığı değerlendirilmiştir.

54. Anayasa Mahkemesi, işkence ve kötü

muamele yasağının ihlali iddialarına ilişkin yaptığı değerlendirmelerde

başvurucunun bireysel başvuru formundaki anlatımı, soruşturma ve kovuşturma

aşamasındaki beyanları, soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan sanık

ifadeleri ile varsa tanık beyanları ile sair deliller, ilk derece mahkemesinin

somut olaya ilişkin değerlendirmesi ve sağlık raporlarını bir bütün olarak

değerlendirerek maddi olaya ilişkin bir sonuca varmaktadır.

55. Anayasa Mahkemesinin, başvurucuların ileri sürdükleri askıya

alma, elektrik verme, falaka, kaba dayak gibi işkence iddialarının esasına

yönelik bir sonuca varmasını sağlayacak yeterli veri bulunmadığı

anlaşıldığından başvuru, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü

devletin etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğü ile sınırlı olarak incelenecektir.

a. Genel

İlkeler

56. Devletin, kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkı

kapsamında sahip olduğu pozitif yükümlülüğün usule ilişkin bir boyutu

bulunmaktadır. Bu usul yükümlülüğü çerçevesinde devlet, doğal olmayan her türlü

fiziksel ve ruhsal saldırı olayının sorumlularının belirlenmesini ve

gerekiyorsa cezalandırılmasını sağlayabilecek etkili bir resmî soruşturma

yürütmelidir. Bu tarz bir soruşturmanın temel amacı, söz konusu saldırıları

önleyen hukukun etkin bir şekilde uygulanmasını güvenceye almak ve kamu

görevlilerinin ya da kurumlarının karıştığı olaylarda bunların

sorumluluklarında meydana gelen olaylar için hesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,

17/7/2014, § 110)

57. Buna göre bireyin, bir devlet

görevlisi tarafından hukuka aykırı olarak ve Anayasa’nın 17. maddesini ihlal

eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğuna ilişkin savunulabilir bir

iddiasının bulunması hâlinde Anayasa’nın 17. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri” kenar

başlıklı 5. maddedeki genel yükümlülükle birlikte yorumlandığında etkili resmî

bir soruşturmanın yapılmasını gerektirmektedir. Bu soruşturma, sorumluların

belirlenmesini ve cezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu olanaklı

olmazsa bu madde, sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve

bazı hâllerde devlet görevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak

kontrolleri altında bulunan kişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün

olacaktır (Tahir Canan, B. No:

2012/969, 18/9/2013, § 25).

58. Usul yükümlülüğünün bir olayda gerektirdiği soruşturma

türünün, bireyin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının esasına ilişkin

yükümlülüklerin cezai bir yaptırım gerektirip gerektirmediğine bağlı olarak

tespiti gerekmektedir. Kasten ya da saldırı veya kötü muameleler sonucu meydana

gelen ölüm ve yaralama olaylarına ilişkin davalarda Anayasa’nın 17. maddesi

gereğince devletin, ölümcül ya da yaralamalı saldırı durumunda sorumluların

tespitine ve cezalandırılmalarına imkân verebilecek nitelikte cezai soruşturmalar

yürütme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda, yürütülen idari ve hukuki

soruşturmalar ve davalar sonucunda sadece tazminat ödenmesi, bu hak ihlalini

gidermek ve mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 55).

59. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddi ve

manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekilde uygulanmasını

ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesap vermelerini sağlamaktır.

Bu bir sonuç yükümlülüğü değil, uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 56).

60. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumluların tespitine ve

cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterli olmalıdır.

Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edebilmek için soruşturma

makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek ve sorumluların

tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplamaları gerekir. Dolayısıyla kötü

muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız, hızlı ve derinlikli bir

şekilde yürütülmelidir (Cezmi Demir ve

diğerleri, § 114).

61. Şartlar ne olursa olsun yetkililer resmî şikâyet yapılır

yapılmaz harekete geçmelidir. Şikâyet yapılmadığında bile işkence veya kötü

muamele olduğunu gösteren yeterli kesin belirtiler olduğunda soruşturma

açılması sağlanmalıdır. Bu bağlamda soruşturmanın derhâl başlaması, bağımsız

biçimde kamu denetimine tabi olarak özenli ve süratli yürütülmesi ve bir bütün

olarak etkili olması gerekir (Tahir Canan,

§ 25).

62. Kötü muameleye ilişkin şikâyetler hakkında yapılan

soruşturma söz konusu olduğunda yetkililerin hızlı davranması önemlidir.

Bununla birlikte belirli bir durumda bir soruşturmanın ilerlemesini engelleyen

sebepler ya da zorlukların olabileceği de kabul edilmelidir. Ancak kötü

muameleye yönelik soruşturmalarda hukuk devletine bağlılığın sağlanması, hukuka

aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin

engellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin verilmemesi ve

kamuoyunun güveninin sürdürülmesi için yetkililer tarafından soruşturmanın

azami bir hız ve özenle yürütülmesi gerekir (Cezmi

Demir ve diğerleri, § 117).

63. AİHM, bir devlet görevlisinin işkence veya kötü muameleyle

suçlandığı durumlarda “etkili başvuru”nun amaçları

çerçevesinde cezai işlemlerin ve hüküm verme sürecinin zamanaşımına

uğramamasının veaf veya genel affın mümkün

kılınmamasının büyük önem taşıdığına işaret etmiştir. Ayrıca AİHM, soruşturması

veya davası süren görevlinin görevinin askıya alınmasının ve hüküm alırsa

meslekten men edilmesinin önemine dikkat çekmiştir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 121; Abdülsamet Yaman/Türkiye, B. No: 32446/96, 2/11/2004, § 55).

64. Anayasa’nın 17. maddesinin amacı, kişinin maddi ve manevi

varlığına ilişkin bir ölüm ya da yaralama olayında mevzuat hükümlerinin etkili

bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların tespit edilerek hesap vermelerini

sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü olmayıp uygun araçların kullanılması

yükümlülüğüdür. Dolayısıyla bu kapsamda açılmış olan tüm davaların mahkûmiyetle

ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlanması zorunluluğu bulunmamaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 127). Ancak

usul yükümlülüğünün bir unsuru olarak tespit edilen sorumlulara fiilleriyle

orantılı cezalar verilmeli ve mağdur açısından uygun giderim sağlanmalıdır.

b. İlkelerin

Olaya Uygulanması

65. Somut olayda başvurucuların gözaltında kötü muameleye maruz kaldıklarınailişkin yaptıkları şikâyet sonucunda Cumhuriyet

Savcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş, anılan karara

karşı yapılan itiraz reddedilmiştir. Başvurucuların Bakanlığa yaptığı müracaat

üzerine başlatılan süreç sonunda başvurucularda bir kısım yaralanmalara dair

delil elde edildiği kanaatine varılmış ancak sanıklar tarafından suçun işlendiğine

dair yeterli delil bulunamaması nedeniyle beraat kararı verilmiştir. Bununla

birlikte temyiz üzerine Yargıtay tarafından zamanaşımı süresinin dolması

nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmiştir. Mahkemenin suç duyurusu

üzerine sorumluların tespit edilmesi için yeniden başlatılan soruşturma ise

zamanaşımı süresinin dolması nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sona

ermiştir (bkz. §§ 9-34).

66. Devletin etkili soruşturma yapma yükümlülüğünün öncelikli

amacı; maddi olayı açıklığa kavuşturmak, olaya ilişkin bireylerin ve devletin

sorumluluğunu saptamaktır (İstanbul Protokolü Ek 1, madde 1-a). Ancak maddi

olayın ve sorumluluğun tespit edilmesinin ardından soruşturma sürecinin diğer

amaçları, sorumluların cezalandırılmaları ve mağdurlar içingiderim

sağlanması söz konusu olabilecektir. Nitekim dar anlamda soruşturmanın

etkililiği, maddi gerçekleri ortaya çıkarmaya yönelik bir soruşturma

yapılmasını ve tüm delillerin toplanmasını ifade etmektedir.

67. Soruşturma makamlarının işkence ve kötü muamele iddialarına

yönelik en önemli yükümlülüklerinden biri yeterli tıbbi delil toplanmasını

sağlamaktır. Tıbbi muayeneler güvenilir ve gerçeğe uygun

raporlarla sonuçlanmalı, bunun için de muayeneler güvenlik görevlileri ve diğer

kamu görevlilerinin bulunmadığı bir şekilde, tıp uzmanlarının kontrolünde özel

olarak yapılmalı; raporlarda görüşme koşulları, kişinin öyküsü, fiziksel ve

psikolojik bulgular ile bu bulguların kötü muamele öyküsüyle ilişkisinin

yorumlanmasını içeren hekim görüşü açıkça yer almalıdır (İstanbul Protokolü Ek

1, madde 6).

68. Başvurucular, gözaltı giriş ve çıkış adli muayene

raporlarının polis memurlarının refakatinde düzenlendiğini beyan etmektedir.

Başvurucuların Savcılığa verdikleri dilekçe üzerine başlatılan soruşturma

kapsamında alınan geçici sağlık raporlarında kötü muamele öyküsü ve tespit

edilen bulguların olası kötü muamele ile ilişkisine yönelik bir hekim görüşü de

bulunmamaktadır. Başvurucuların soruşturma süresince ileri sürdükleri falaka,

askıya alma, elektrik verme gibi kötü muamele iddialarının tespitine yönelik

kapsamlı muayene, laboratuvar incelemeleri, biyopsi, EMG gibi teknik incelemeleriiçeren bir sağlık raporu aldırılması yoluna

gidildiğine ilişkin bir belgeye de rastlanmamıştır.

69. Bunun yanı sıra başvurucuların

gözaltında gerçekleştiğini ileri sürdükleri kötü muamele iddialarının, gözaltı

çıkış raporunda darp ve cebir izine rastlanmadığı şeklinde düzenlenen rapor ile

ceza infaz kurumuna sevk edilmelerinden dört gün sonra aldırılan raporda

birtakım bulguların tespit edilmesi birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan

çelişkinin giderilmesine, gözaltı çıkış raporunun gerçeğe uygun düzenlenip

düzenlenmediğine ilişkin bir araştırmanın yapılmadığı anlaşılmaktadır.

70. Başvurucuların kötü muamele iddialarını açıklığa

kavuşturabilecek nitelikte başkaca bir delile ulaşılıp ulaşılamayacağına

ilişkin bir araştırma yapıldığına ilişkin bir veriye de rastlanmamıştır.

71. Maddi gerçekliğin ortaya çıkarılamamasının yanı sıra

soruşturma ve kovuşturma aşaması bir bütün olarak toplam on üç yıla yakın

sürmüş ve zaman aşımı sürelerinin dolması ile sonuçlanmıştır. Başvurucuların şikâyet dilekçesi üzerine başlatılan soruşturmanın

kovuşturmaya yer olmadığı kararıyla sonuçlanması nedeniyle olağanüstü yargı

yoluna başvurulması, başvurucuların ceza infaz kurumunda bulunmalarına karşın

müşteki sıfatıyla beyanlarının alınamaması, beyanlar alınmadan hükme gidilmesi

nedeniyle Yargıtay tarafından kararın bozulması ve bu bozma öncesinde Yargıtay

önündeki üç yıla yakın bekleme süresi, bozma sonrasında başvurucuların ceza

infaz kurumundan tahliye oldukları anlaşılmakla beyanlarının alınabilmesi için

adres araştırması yapılması yargılama sürecinin uzun sürmesine ve nihayetinde

zamanaşımı sürelerinin dolmasına neden olmuştur.

72. İşkence ve kötü muamele iddialarının hızlı bir şekilde

yürütülmesi ve yürütülen cezai işlemlerin zamanaşımına uğramasına imkan verilmemesi; hukuk devletine bağlılığın sağlanması,

hukuka aykırı eylemlere hoşgörü ve teşvik gösterildiği görünümü verilmesinin

engellenmesi, herhangi bir hile ya da kanunsuz eyleme izin verilmemesi ve

kamuoyunun güveninin sürdürülmesi bakımından önem taşımakta ve etkili

soruşturma yükümlülüğünün temel unsurlarından birini oluşturmaktadır (§ 62-63).

73. Süreç bir bütün olarak

değerlendirildiğinde maddi olayın açıklığa kavuşturulmasını ve olası

sorumluların tespitini sağlayabilecek yeterlilikte, hızlı ve etkili bir

soruşturma yürütülmesi konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmemesi, dahası

soruşturma ve kovuşturma aşamalarının zamanaşımı sürelerinin dolması nedeniyle

düşme ile sona ermesi nedeniyle sorumluların belirlenmesini ve

cezalandırılmasını sağlamaya elverişli etkili resmî bir soruşturmanın

yürütülmediği sonucuna ulaşılmıştır.

74. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının

öngördüğü devletin etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünün ihlal edildiğine

karar verilmesi gerekir.

3. 6216 Sayılı Kanun'un

50. Maddesi Yönünden

75. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50.

maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:

“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya

da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir...

(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali

ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya

ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan

hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava

açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan

kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”

76. Başvurucular, Anayasa’nın 17. maddesinin ihlal edildiğinin

tespiti ile her bir başvurucu için 50.000 TL manevi ve 60.000 TL maddi tazminat

talebinde bulunmuşlardır.

77. Başvuru konusu olayda Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü

fıkrasının öngördüğü devletin etkili soruşturma yapma usul yükümlülüğünün ihlal

edildiği sonucuna varılmıştır.

78. Zamanaşımı sürelerinin dolması nedeniyle ihlalin

sonuçlarının ortadan kaldırılması için yargılamanın yenilenmesine hükmedilmesinde

hukuki yarar bulunmadığı değerlendirilmiştir.

79. Yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi

zararları karşılığında her bir başvurucuya, yargılamanın yenilenmesine

hükmedilmesinde hukuki yarar bulunmadığı hususu da dikkate alınarak net 25.000

TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.

80. Anayasa Mahkemesinin maddi tazminata hükmedebilmesi için

başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile tespit edilen ihlal

arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Başvurucuların maddi tazminat talepleriniceza infaz kurumuna girmeden önce ve ceza infaz

kurumundan çıktıktan sonra çalıştıkları işler arasındaki maaş farklıklarına

dayandırmaları nedeniyle tespit edilen ihlal ile maddi tazminat talepleri

arasında bir nedensellik bağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Ayrıca başvurucu

Muzaffer Özer maddi tazminat talebine gerekçe olarak gözaltında gördüğü

birtakım muamelenin kendisinde kalıcı görme bozukluğuna neden olduğunu ileri

sürmüş ancak buna ilişkin Anayasa Mahkemesine herhangi bir bilgi ya da belge

sunmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların maddi tazminat

taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.

81. Dosyadaki belgelerden tespit edilen yargılama giderlerinden

198,35 TL başvuru harcının Faruk Ketboğa’ya (diğer

iki başvurucu yönünden adli yardım talebinin kabul edildiği dikkate alınarak),

1.800 TL vekâlet ücretinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmesi

gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

V. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlaline ilişkin

iddiaların KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,

B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü etkili

soruşturma yapma usul yükümlülüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,

C. Başvurucuların her birine net 25.000 TL manevi tazminat

ÖDENMESİNE; tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,

D. 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucu Faruk Ketboğa’ya ÖDENMESİNE, 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan

yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,

E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye

Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemede

gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadar

geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,

F. Kararın bir örneğinin Gaziantep 1. Ağır Ceza Mahkemesine ve

Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,

G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE

4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Erdal TERCAN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Raportör Yrd. : Gizem Ceren DEMİR KOŞAR Basvurucular : 1. Muzaffer ÖZER 2. Mehmet Zülfi TAN 3. Faruk KETBOĞA Vekili : Av. Abdulhalim YILMAZ

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2013/1146, 4 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. A. Olaylar
  7. B. İlgili Hukuk
  8. IV. İnceleme Ve Gerekçe
  9. A. Başvurucuların
  10. B. Değerlendirme
  11. A. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlaline ilişkin
  12. B. Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının öngördüğü etkili
  13. E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Maliye
  14. G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2013/1146
Tarih
4 Şubat 2016

İlgili Kararlar

  • Sadık Sabancılar Başvurusu (B. No: 2013/3536)
  • Ahmet Erbek Başvurusu (B. No: 2013/3197)
  • Mehmet Salih Demir Başvurusu (B. No: 2013/3165)
  • Cahit Yaşar Başvurusu (B. No: 2013/5778)
  • B.l.b. Başvurusu (B. No: 2013/4690)
  • Sinan Çınkır Başvurusu (B. No: 2013/9751)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.