İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /Birinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · BİRİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gökhan Şahin Başvurusu (B. No: 2015/985)

1. Başvuru; Deniz Harp Okulundan ilişiğin kesilmesi işlemine

Başvuru No2015/985Tarih11 Haziran 2018Okuma22 dk · 4.418 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm Gökhan Şahin Başvurusu

Karar tarihi
11 Haziran 2018
Başvuru Numarası
2015/985
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

4.418 kelime·22 dk okuma·11 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru; Deniz Harp Okulundan ilişiğin kesilmesi işlemine

karşı açılan davada ret hükmüne ulaşılırken bariz takdir hatası yapılması,

esasa etkili iddiaların karşılanmaması, hükme esas olan gizli belgelerden örnek

alınmasına izin verilmemesi, mahkemenin organik olarak bağımsız olmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının

ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 16/1/2015 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar

özetle şöyledir:

6. Başvurucu 2008-2009 eğitim öğretim yılı itibarıyla Deniz Harp

Okulu bünyesinde askerî öğrenci olarak eğitime başlamıştır.

7. Dördüncü sınıf öğrencisi iken sahip olduğu disiplin

puanlarının tümünü yitirdiğinden bahisle başvurucunun Deniz Harp Okulu ile

ilişiği 22/7/2013 tarihli işlemle kesilmiştir.

8. Başvurucu, ilişik kesme işlemine karşı Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır.

9. AYİM İkinci Dairesi (Mahkeme) 4/6/2014 tarihli kararıyla

davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle 31/1/2013 tarihli ve 6413

sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu uyarınca oda hapsi disiplin

cezasının mevzuattan çıkarıldığı hatırlatılmıştır. Disiplin hükümleri yönünden

6413 sayılı Kanun'un öngördüğü yönetmelik ihdas edilene kadar 27/7/1967 tarihli

ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu

hükümlerinin uygulanmasına devam edileceği ve ceza puanları hariç olmak üzere

oda hapsi disiplin cezalarının izinsizlik cezası olarak uygulanacağı

hususlarının 6413 sayılı Kanun'un geçici 1. ve geçici 3. maddelerinde hüküm

altına alınmış olduğu ifade edilmiştir.Bu geçici

maddeler ile yasa koyucunun 6413 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce askerî

öğrenciler hakkında tesis edilen disiplin puanı düşürme işlemlerinin aynen

muhafaza edilmesine yönelik irade gösterdiği yönünde belirleme yapılmıştır. Bu

belirleme yapıldıktan sonra başvurucunun disiplin puanının tükenmesine neden

olan ve oda hapsi cezalarının da içindeolduğu

disiplin cezaları yıllar itibarıyla tek tek sayılmak suretiyle

hatırlatılmıştır. Bu disiplin işlemleri tesis edilirken kamu menfaati ile birey

yararı dengesi kurulduğu, ölçülülük ilkesine uygun olarak referans çizelgede

yer alan ceza miktarlarından daha az ceza takdir edildiği ifade edilmiştir.

Disiplin işlemlerinin birçok farklı disiplin amiri tarafından tesis edildiği ve

bu süreçte başvurucunun toplam olarak beş kez Alay, üç kez Okul Yüksek Disiplin

Kuruluna sevk edilmek suretiyle disiplin konusunda uyarıldığı hususlarına

dikkat çekilmiştir. Çıkarılma işleminin sebebi olan disiplin cezalarının

tümünün yetki ve şekil unsuru yönünden hukuka uygun olduğu belirlenmiştir.

İşlemin esası yönünden ise disiplin notunun kırılması ve notların toplanmasında

maddi hata yapılmadığı, her türlü eylemin cezalandırılması cihetine

gidilmediği, bu kapsamda iki savunmanın uygun görüldüğü, üç savunmaya da uyarı

cezasının verildiği, zaman zaman da ceza referans değerlerinden daha düşük

disiplin puanları kırılmak suretiyle başvurucu lehine işlemler yapıldığı tespit

edilmiştir. Sonuç itibarıyla çıkarılma işleminin tüm unsurlarıyla mevzuata ve

hukuka uygun olduğu kanaatine varılarak ret gerekçesi oluşturulmuştur.

10. Ret kararı iki üyenin ayrışık oyuna karşılık oyçokluğu ile

alınmıştır. Ayrışık oy gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:

"... Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 6413 sayılı Kanun

yapılmış, bu Kanun ile oda hapsi cezası kaldırılmış, verilen cezalar kınama ve

izinsizlik cezaları olarak öngörülmüş, Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli

askeri öğrencilere de verilecek cezalar arasında oda hapsi cezasına yer

verilmemiş, oda hapsine ilişkin hükümler yürürlükten kaldırılmış, ancak yapılan

bu değişikliğin yürürlüğe girmesi yürütme organının iradesine bırakılmıştır. idare de, yasal değişikliğin yürürlüğe girebilmesi için şart

koşulan yönetmeliği çıkarmakta gecikmiş, sonuç olarak; yasadan aldığı bu

yetkiyi geç kullanmak suretiyle oda hapsi cezasının puan olarak yürürlükte

kalmasını sağlamıştır.

6413 sayılı Kanunun Geçici 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrasının;

"23'üncü maddenin 2'nci fıkrasında düzenlenen yönetmelik yayımlanıncaya

kadar , askeri öğrenciler hakkında ceza puanları hariç olmak üzere."

şeklindeki düzenlemesinin; yasanın yürürlüğe girmesini yönetmelik çıkarma

şartına bağlamak suretiyle yasama yetkisini yürütme organına devretmesi,

uygulamada idarenin geç yönetmelik çıkarmış olması nedeniyle yasanın

yürürlüğünü ötelemiş/engellemiş olması, düzenlemenin bu haliyle yasama yetkisinin

devri sonucunu doğurması nedeniyle "Kuvvetler Ayrılığı" ilkesine ve

dolayısıyla Anayasa'nın 7'nci maddesine aykırı olduğu, keza yasama organının

iradesini ortaya koyarak çıkardığı 6413 sayılı Kanunun bir bölümünün yürürlük

tarihinin (aynı Kanunda yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği belirtilmesine

rağmen) belirsiz kaldığı, bu haliyle personelin hangi işlem ve eylemleri

nedeniyle haklarında hangi hukuk kurallarına göre işlem tesis edileceğini

öngörmeleri ve hareketlerini buna göre düzenlemelerinin mümkün olamayacağı,

dolayısıyla bahse konu hükmün "Hukuki Belirlilik" ve "Hukuk

Devleti" ilkelerini kapsayan Anayasanın 2'nci maddesine de aykırı olduğu,

görülmektedir.

Açıklanan nedenlerle; 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin

Kanununun Geçici 3'üncü maddesinin 2'nci fıkrasının; "23'üncü maddenin

2'nci fıkrasında düzenlenen yönetmelik yayımlanıncaya kadar, askeri öğrenciler

hakkında ceza puanları hariç olmak üzere." şeklindeki düzenlemesini

Anayasanın 2 ve 7'nci maddelerine aykırı gördüğümüzden, iptali için Anayasa

Mahkemesine başvurulmasına ve davanın geri bırakılmasına karar verilmesi

gerekirken davanın reddine karar veren sayın çoğunluk görüşüne katılamadık."

11. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemi Mahkemenin

26/11/2014 tarihli hükmüyle reddedilmiştir. Karar düzeltme isteminin reddine

yönelik karar da oyçokluğuyla alınmış olupbir üye ret

kararındaki ayrışık oyuna atıfta bulunarak karara katılmamıştır.

12. Başvurucu nihai kararı 19/12/2014 tarihinde tebellüğ

etmesinin ardından 16/1/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

IV. İLGİLİ HUKUK

13. 6413 sayılı Kanun'un "Askeri öğrenciler hakkında

verilebilecek cezalar" kenar başlıklı 22. maddesi

şöyledir:

"(1) Askeri öğrencilere verilebilecek disiplin cezaları ağırlık

derecesine göre aşağıda belirtilmiştir:

a) Kınama

b) İzinsizlik

(2) Kınama cezası; öğrencinin, disiplinsizlik teşkil eden davranışlarda

bulunduğunun

somut olarak tespit edilmesi ve bunun yazı ile bildirilmesidir.

Bu ceza, disiplin amirleri tarafından ekli (1) sayılı çizelgeye göre

verilir.

(3) İzinsizlik cezası; öğrencinin, hafta sonu tatilinden

faydalandırılmamasıdır. Bu ceza, disiplin amirleri tarafından ekli (1) sayılı

çizelgeye göre, öğrenci disiplin kurulları tarafından ise üç hafta sonundan az

olmamak üzere altı hafta sonuna kadar (bu süre dâhil) verilir."

14. 6413 sayılı Kanun'un geçici 23. maddesinin ikinci

fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:

"Askeri öğrencilerin disiplinsizlik teşkil edebilecek fiilleri ve

bu fiillere verilebilecek disiplin cezalarının türleri ve miktarı, disiplin

amirlerinin kimler olacağı, öğrenci disiplin kurullarının kurulması, kurul

kararlarına itiraz ve bu kurullara ilişkin diğer hususlar, disiplin puanları,

disiplinsizliklerde düşülecek disiplin ceza puanları ile disiplin cezalarına

bağlı idari işlemler yönetmelikle tespit edilir. "

15. 6413 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası

şöyledir:

"23 üncü maddenin ikinci fıkrasında

düzenlenen yönetmelik yayımlanıncaya kadar, askeri öğrenciler hakkında ceza

puanları hariç olmak üzere ilgili mevzuatlarında yer alan uyarı cezaları

kınama, oda hapsi cezaları ise ceza süresinin yarısı kadar izinsizlik cezası

olarak uygulanır"

16. 11/5/2000 tarihli ve 4566 sayılı Harp Okulları Kanunu'nun "Disiplin ve okuldan çıkarılma"

kenar başlıklı 38. maddesinin birinci fıkrası ile ikinci fıkrasının (a) bendi

şöyledir:

"Harp okullarına alınan her öğrenciye disiplin notu verilir. Hangi

cezalar için disiplin notundan ne miktarda düşüleceği yönetmelikte belirtilir.

Harp okullarında eğitim ve öğrenim gören öğrenciler aşağıdaki hallerde

okuldan çıkarılırlar;

a) Bu Kanun hükümlerine göre çıkarılacak yönetmelik gereğince her

öğrenciye verilen disiplin notunu kaybedenler, "

17. 4566 sayılı Kanun temel alınarak ihdas edilen ve 27/9/2001

tarihli ve 24536 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan

Harp Okulları Yönetmeliğinin "Disiplin

nedeniyle okuldan çıkarılma" kenar başlıklı 61. maddesininbirinci fıkrasının (a) bendi şöyledir:

"Harp okulu öğrencileri aşağıdaki hallerde yüksek disiplin kurulu

kararıyla okuldan çıkarılırlar.

a) Disiplin notunun tamamını kaybedenler,"

V. İNCELEME VE GEREKÇE

18. Mahkemenin 11/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Bağımsız ve Tarafsız

Mahkemede Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

19. Başvurucu; AYİM'in subay

üyelerinin terfi işlemleri gözönüne alındığında idare

ile ters düşmemek adına tarafsız ve bağımsız hareket etmelerinin mümkün

olmadığını, AYİM'in organik olarak bağımsız olmasının

mümkün olmadığını belirterek bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının

ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

2. Değerlendirme

20. Anayasa'nın 36. maddesinde mahkemelerin tarafsızlığından

açıkça bahsedilmemekle birlikte Anayasa Mahkemesi içtihadı uyarınca davanın

tarafsız bir mahkemede görülmesini isteme hakkı, adil yargılanma hakkının zımni

bir unsurudur. Nitekim 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun'un 1. maddesiyle

Anayasa'nın 9. maddesine "bağımsız"

ibaresinden sonra gelmek üzere "ve

tarafsız" ibaresi eklenmiş; böylelikle madde metni "Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve

tarafsız mahkemelerce kullanılır." hâlini almıştır. Ayrıca

mahkemelerin tarafsızlığı ve bağımsızlığının birbirini tamamlayan iki unsur

olduğu dikkate alındığında -Anayasa'nın bütünlüğü ilkesi gereği- Anayasa'nın

138., 139. ve 140. maddelerinin de tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının

değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulması

gerektiği açıktır (Tahir Gökatalay,

B. No: 2013/1780, 20/3/2014, § 60).

21. AYİM’e atanan askerî hâkimlerin

bağımsızlığının Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri ile garanti altına alındığı,

atanma ve çalışmausulleri yönünden askerî hâkimlerin

bağımsızlıklarını zedeleyecek bir hususun olmadığı, kararlarından dolayı

idareye hesap verme durumunda bulunmadıkları, disipline ilişkin konuların AYİM

Yüksek Disiplin Kurulunca incelenip karara bağlandığı görülmektedir. AYİM’de üye olarak atanan sınıf subayları yönünden ise salt

bunların Genelkurmay Başkanlığınca önerilen üç aday arasından seçilmesi

sebebiyle bu üyelerin bağımsızlığının zedelendiği söylenemez. Sınıf subayı

üyelerin nihai atama yetkisi Cumhurbaşkanı’na aittir. Bunların atanmasından

sonra sınıf subayı üyeler -askerî hâkim üyeler gibi- görevlerini yerine

getirirken dış müdahaleye karşı anayasal güvence altındadırlar. Bu üyeler

hâkimlik görevleri süresince askerî veya idari organlar tarafından

görevlerinden alınamazlar. Sınıf subayı üyelerinin en fazla dört yıllık bir

süre ile görev yapmaları, disiplin konularında yukarıda bahsedilen Disiplin

Kuruluna tabi kılınmaları, görev süreleri zarfında idari veya askerî

yetkililerce herhangi bir değerlendirmeye tabi tutulmamaları, idareye karşı

bağımsızlıklarını güçlendirmiştir (Yaşasın

Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, §§ 29, 30).

22. Başvurucu; AYİM'deki askerî hâkim

olmayan üyelerin kararda belirleyici olduğunu ileri sürmekte ise de AYİM’in bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğinde

olduğu, Anayasa’da yüksek mahkemeler arasında sayıldığı, yasa ile kurulduğu,

yargılamaya ilişkin usul kurallarının açık ve öngörülebilir nitelikte olduğu,

bu kuralların 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nda

yer alan düzenlemeler ile benzerlik taşıdığı, 2577 sayılı Kanun’a göre dava

açanlara kıyasla 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare

Mahkemesi Kanunu'na göre dava açanlara farklı ve belirgin bir yük

getirilmediği, 1602 sayılı mülga Kanun’da yer alan kuralların demokratik bir

toplumda olması gereken güven duygusuna zarar vermediği sonucuna varılmıştır (Ahmet Seheryıldızı,

B. No: 2013/2320, 3/2/2016, § 37).

23. Son olarakbaşvurucu ayrıca Mahkeme

üyelerinin bir kısmının FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında açığa alındığını

ileri sürmüş ise de bu durumun kendi davasına nasıl etki ettiği hususunda

yeterli açıklamada bulunmamıştır.

24. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine

İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

25. Başvurucu; 6413 sayılı Kanun ile oda hapsi disiplin cezası

kaldırılmasına karşın açıkça hukuka aykırı olarak aldığı oda hapsi cezalarının

da puan düşümü yapılmasına dair hesaba dâhil edildiğini bu hususa ilişkin

itirazlarının Mahkeme tarafından karşılanmadığını, ayrıca disiplin puanının

düşmesine neden olan tekil disiplin cezalarına yönelik hukuka aykırılık

iddialarının da karşılanmadığını belirterek gerekçeli karar hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

26. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adil

yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkından

açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil

yargılanma ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu

uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde

metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Avrupa İnsan Hakları

Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındaki hakkaniyete

uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının da dâhil olduğu

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) birçok kararında vurgulanmıştır.

Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının

gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir

(Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).

27. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli

olarak yazılır.” denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma

yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa

kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde

bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu,

§ 76).

28. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve kişileri denetlemeyi amaçlamakta; tarafların

muhakeme sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde

incelenip incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi

adlarına verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması

için de gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve

diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).

29. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen

her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı olarak yanıt

verilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine

sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,

§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

30. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucunu etkilemesi,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve

diğerleri, § 35).

31. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve

yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usul

veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış olması hak ihlaline neden

olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,

§ 39).

32. Öte yandan kanun yolu incelemesi yapan mercinin

yargılamayı yapan mahkemeyle aynı sonuca ulaşması, bunu aynı gerekçeyi

kullanarak veya atıfla kararına yansıtması kararın gerekçelendirilmiş olması

bakımından yeterlidir (Yasemin Ekşi,

§ 57).

33. Yargılama sürecine bakıldığında başvurucunun ileri sürdüğünün

aksine Mahkeme ret gerekçesini oluştururken öncelikle disiplin cezalarına

ilişkin olarak 6413 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeleri irdelemiştir.

Mahkeme 6413 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi ile yasa koyucunun Kanun

yürürlüğe girmeden önce askerî öğrenciler hakkında tesis edilen disiplin puanı

düşürme işlemlerinin aynen muhafaza edilmesine yönelik irade gösterdiğini ifade

etmek suretiyle oda hapsi disiplin cezalarının disiplin puanlarının hesabında

dikkate alınmasını hukuka uygun bulmasına yönelik gerekçesini açıklamıştır

(bkz. § 9).

34. Diğer taraftan Mahkeme, başvurucunun disiplin safahatına

ilişkin olarak ayrıntılı bilgi verdikten sonra verilen cezaların hepsinin yetki

ve şekil unsurları yönünden hukuka uygun olduğunu; disiplin cezaları verilirken

kamu menfaati ile birey yararı dengesi kurulduğunu, ölçülülük ilkesine uygun

olarak referans çizelgede yer alan ceza miktarlarından daha az ceza takdir edildiğini,disiplin notunun kırılması ve notların

toplanmasında maddi hata yapılmadığını, her türlü eylemin cezalandırılması

cihetine gidilmediğini ve başvurucunun toplam olarak beş kez Alay, üç kez Okul

Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edilmek suretiyle disiplin konusunda uyarıldığını

tespit etmiştir (bkz. § 9).

35. Bu durumda yapılan yargılama sonunda hükme ulaşılması için

yeterli gerekçe bulunduğu, başvurucunun esasa etkili iddialarının karşılandığı,

karar düzeltme aşamasında değerlendirme konusu hüküm ve gerekçesinin uygun

bulunduğu dikkate alındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının

açık olduğu anlaşılmaktadır.

36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

Hicabi DURSUN ve Kadir ÖZKAYA bu görüşe

katılmamışlardır.

C. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama

İlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia

1. Başvurucunun İddiaları

37. Başvurucu; idare tarafından Mahkemeye sunulan disiplin

işlemlerine ilişkin belgelerin tarafına verilmediğini, bu belgelerden örnek

almasına izin verilmediğinibelirterek silahların

eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

38. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunma ve adil yargılanma hakkına sahiptir.

Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunma

hakkına birlikte yer verilmesi, taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önünde

dile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir. Diğer yandan

Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma

ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin tarafı olduğu

uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının

madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de

Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, Avrupa

İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil

edilen silahların eşitliği

ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Bu itibarla

anılan ilkenin adil yargılanma hakkının kapsam ve içeriğine dâhil olduğu sonucu

ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygun yürütülmeyen bir yargılamanın

hakkaniyete uygun olması mümkün değildir (Gökay

Dayan, B. No.

2014/12206, 21/9/2017, §§ 21, 22).

39. Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların

eşitliği ilkesidir. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usul

hakları bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin

diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını

makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına

gelmektedir (Yaşasın Aslan, §

32).

40. Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli

yargılanma hakkı, kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara,

gösterilen kanıtlar ve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla

ilgili görüş bildirebilme imkânı vermektedir. Bu çerçevede başvuranların,

bilirkişi raporunun sonucunaitiraz edememesi ya da

delillerle ilgili görüş bildirmelerine fırsat verilmemesi çelişmeli yargılanma

hakkının ihlali olarak değerlendirilebilmektedir (Hüseyin Sezen, B. No: 2013/1793, 18/9/2014, § 38).

41. Yargılama makamları, yargılamanın taraflarınca ileri sürülen

iddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununla

birlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme ve

gösterilmek istenilen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme

yetkisi esasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan

delil sunma ve inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup

olmadığını denetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin

görevi başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığını

değerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın

yürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri

ışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanması

şarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve

inceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamda

delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının da

yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi zorunludur (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116,

23/1/2014, § 19).

42. 1602 sayılı mülga Kanun’un 52. maddesinin dördüncü ve devamı

fıkralarında, dava dosyasındaki bilgi ve belgelerin mahkemenin belirleyeceği

çerçevede davacı tarafa incelettirilebileceği kural altına alınmıştır.

43. Başvuruya konu olayda dava dosyasında bulunan bilgi ve

belgeler esas alınarak uyuşmazlık hakkında karar verilmiş olup başvurucunun

-başvuru formunda da belirttiği gibi-talebi üzerine dava dosyasına sunulan

bilgi ve belgeler kendisine incelettirilmiş ve bu belgelere karşı başvurucu

görüş ve beyanlarını sunma imkânına sahip olmuştur. Diğer yandan davanın hiçbir

aşamasında dava dosyasına sunulan belgelerin değerlendirilmediğine yönelik bir

bilgi bulunmadığı gibi başvurucu tarafından mahkeme önünde dile getiremediği

hangi ilave tezlerin olduğu konusunda da bir açıklamada bulunulmamıştır. Buna

göre AYİM tarafından başvurucuya dava malzemesine ilişkin olarak tetkik ve

beyanda bulunma olanağının tanındığı, bu çerçevede başvurucunun yargılamanın

sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândan mahrum bırakılmadığı

anlaşılmıştır. Sonuç olarak somut olayda silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşılmaktadır.

44. Açıklanan gerekçelerle silahların eşitliği ve çelişmeli

yargılama ilkelerine yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu

anlaşıldığından başvurunun bu kısmının açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

D. Diğer İhlal İddiaları

1. Başvurucunun İddiaları

45. Başvurucu; Mahkemenin 6413 sayılı Kanun hükümlerini yanlış

yorumladığını, oda hapsi cezalarının disiplin puanından düşülmesinin açıkça

hukuka aykırı olduğunu, işlem tesis edilirken ölçülük

ilkesinin dikkate alınmadığını, kendisine kasıtlı olarak psikolojik baskı ile

disiplin cezalarının verildiğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmektedir.

2. Değerlendirme

46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun iddiaları dikkate alındığında

şikâyetin karar sonucuna yönelik olduğu anlaşıldığından incelemenin bu kapsamda

yapılması uygun görülmüştür.

47. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun

yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ileuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması

bireysel başvurukonusu olamaz. Ancak bireysel başvuru

kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden, bariz takdir hatası veya

açık bir keyfîlik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam,

B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

48. Somut olayda iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı incelenerek

ilgili kısımları yukarıda belirtilen (bkz. § 9) gerekçe ile 4/6/2014 tarihinde

hüküm kurulmuştur. Kanun yolu incelemesinde de kararının hukuka uygun bulunduğu

görülmüştür.

49. Yargılama sürecinde 6413 ve 4566 sayılı Kanun hükümleri ve

bu kanunları esas alan düzenleyici işlemler ile somut olaya ilişkin durumdan

hareket edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Mevzuatın somut olayın ve

delillerin yorumlanması yukarıda anılan ilkeler (bkz. § 47) uyarınca uyuşmazlığı

çözmekle görevli mahkemenin takdirinde olup bireysel başvuruda değerlendirmeye

konu edilemez.

50. Bu hâle göre başvurucu tarafından ileri sürülen iddialar,

delillerin değerlendirilmesi ve hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin olup

kararda bariz takdir hatası veya açık bir keyfîlik

oluşturan bir durumun da bulunmadığı dikkate alındığında ihlal iddialarının

kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

51. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabul

edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez

olduğuna karar verilmesi gerekir.

Hicabi DURSUN ve Kadir ÖZKAYA bu görüşe

katılmamışlardır.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. 1. Bağımsız ve tarafsız yargı mahkemede yargılanma hakkının

ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

2. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Hicabi DURSUN ve Kadir ÖZKAYA'nın karşıoyları ve

OYÇOKLUGUYLA,

3. Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal

edildiğine ilişkin iddianın açıkça

dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA

OYBİRLİĞİYLE,

4. Diğer ihlal iddialarının

açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, Hicabi DURSUN ve Kadir ÖZKAYA'nın

karşıoyları ve OYÇOKLUGUYLA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA

11/6/2018 tarihinde karar verildi.

KARŞIOY GEREKÇESİ

Başvurucu, 2008 yılında Deniz Lisesinden mezun olmayı takiben

2008-2009 öğretim yılından itibaren Deniz Harp Okulunda öğrenim görmeye

başlamıştır.

2008-2009 öğretim yılında iki ayrı disiplin suçu (sakal traşı olmamak – iskambil kağıdı

bulundurmak) nedeniyle 14 ceza puanı verilmiştir (disiplin puanından

düşülmüştür).

2009-2010 öğretim yılında on iki ayrı disiplin suçu (derste

uyumak – yatakhane düzeni bozuk olmak – tabura geç gelmek – yatakhanenin tertip

ve düzeni bozuk olmak - yatakhane tertip ve düzeni bozuk olmak – internet

üzerinden müsaade edilmemiş bilgi göndermek ve yayımlamak – nöbetini

değiştirmek için gereken özeni göstermemek – boyasız ve çamurlu bot veya

ayakkabı giymek – öğrenci tabur teşkilatında görevli öğrencilerin uyarı ve

ikazlarına uymamak veya olumsuz davranışlarda bulunmak – saç traşı olmamak – disiplin cezası yerine geç girmek – yalan

beyanda bulunmak) nedeniyle 92 ceza puanı verilmiştir (disiplin puanından

düşülmüştür).

2010-2011 öğretim yılında sekiz ayrı disiplin suçu (görevini

layıkıyla yapmamak - yatakhane tertip ve düzeni bozuk

olmak - tabura geç gelmek - elbise dolabını düzenli veya temiz bulundurmamak –

yatağını düzeltmemek – görevini layıkıyla yapmamak - konferansta konuşmak –

sakal traşı olmamak) nedeniyle 29 ceza puanı

verilmiştir (disiplin puanından düşülmüştür).

2011-2012 öğretim yılında ise on iki ayrı disiplin suçu (kılık

kıyafet düzeni bozuk olmak - yatakhane tertip ve düzeni bozuk olmak – sınavda

kopya çekmek – verilen görevi layıkıyla yapmamak – hastaneye muayeneye gittiği

halde hastaneyi terk edip hastane dışında bulunmak - tabura geç gelmek –

taburda kendi kendine konuşmak -oda hapsi kurallarına uymamak – oda hapsi

kurallarına uymamak – yatakhaneyi kirletmek – tertip ve düzeni bozuk olmak –

elbise dolabı ile kitap dolabını düzenli ve temiz bulundurmamak – nöbet

raporunu usulüne uygun vermemek) nedenleriyle 82 ceza puanı verilmiştir

(disiplin puanından düşülmüştür).

2012-2013 öğretim yılında ise dokuz ayrı disiplin suçu (başka

sınıfın banyosunu izinsiz kullanmak – mevcudu yanlış almak -

kılık kıyafet düzeni bozuk olmak - yatakhane tertip ve düzeni bozuk olmak -

tabura geç gelmek – toplu faaliyete mazeretsiz iştirak etmemek – nöbetçinin

yanlış mevcut almasına neden olmak – verilen emri zamanında yerine getirmemek –

üstleri hakkında kötü söz söylemek ) nedeniyle 65 ceza puanı verilmiştir

(disiplin puanından düşülmüştür).

Böylece başvurucunun disiplin puanı kalmamıştır. Bu arada, başvurucu,

anlatılan süreçte 5 kez Alay ve 3 kez de Okul Yüksek Disiplin Kuruluna sevk

edilmiştir.

Sonuç olarak disiplin puanı kalmayan başvurucunun, Deniz Harp

Okulu Yüksek Disiplin Kurulu’nun 02.07.2013 tarih ve 45-2012/2013 sayılı

kararıyla Deniz Harp Okulu’ndan ilişiğinin kesilmesine karar verilmiş, kararın

22.07.2013 tarihinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca onaylanmasının ardından

başvurucunun okulla ilişiği kesilmiş bulunmaktadır.

Başvurucu tarafından hakkında tesis edilen işlemin iptali

istemiyle açılan dava, AYİM İkinci Dairesince, dava konusu işlemin tesis

edilmesine neden olan disiplin cezalarının tamamının yetkili disiplin

amirlerince yetkileri dâhilinde mevzuata uygun olarak verildiğinin, süreçte

ilgili kişiye savunma hakkının tanındığının, savunmalarının alındığının,

disiplin notu kırılması ve notların toplanması işlemlerinde maddi hata

yapılmadığının, cezaların sıralı amirlerce (Alay Komutanı – 2 ayrı tabur

komutanı ve 4 ayrı bölük komutanı tarafından) verildiğinin, ceza verme

işlemlerinde ceza kararlarını ağır derecede sakatlayacak nedenlerin varlığına

ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının, komutanlarınca ilgilinin

kazanılmaya çalışıldığının, dolayısıyla işlemde hukuka aykırılık bulunmadığının

anlaşıldığı gerekçeleriyle reddedilmiştir.

Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında, kanun yolunda

gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvuruda

incelenemeyeceği belirtilmiştir. Bu kapsamda ilke olarak mahkemeler önünde dava

konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin

değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile

uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun adil olup olmaması bireysel başvuru konusu

olamaz. Ancak bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlüklere müdahale teşkil

eden, bariz takdir hatası veya açık keyfilik içeren tespit ve sonuçlar bu

kapsamda değildir (Ahmet Sağlam, B. No: 2013/3351, 18/9/2013, § 42).

Başvuru konusu olayda olduğu gibi, bir idari işlemin dava konusu

edildiği durumlarda da, idari işleme ilişkin maddi

olay, olgu ve delillerin değerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması,

uygulanması ve dava konusu işlemin ölçülü olup olmadığının takdiri öncelikle

elbette ki derece mahkemelerine aittir.

Bununla birlikte bireysel başvuru kapsamındaki hak ve

özgürlüklere müdahale teşkil eden bariz takdir hatası veya açık keyfilik içeren

değerlendirmeler ise bireysel başvuru kapsamında Anayasa Mahkemesinin

denetimine tabidir.

Öte yandan, yargılamada ileri sürülen tüm iddiaların ayrıntılı

şekilde yanıtlanması zorunluluğu bulunmamakla birlikte, anayasanın 36 ve 141.

maddeleri gereğince mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması

gerekir.

Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında “Bütün

mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerek

mahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir (Abdullah

Topçu, B.No:2014/8868, 19/4/2017, § 76).

Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekilde

yargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamakta; tarafların muhakeme

sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip

incelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda, kendi adlarına

verilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için de

gerekli olmaktadır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800,

18/6/2014, §§ 31, 34).

Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her

türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıt verilmesi

gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerine sunulan

tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486,

4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardan

anlaşılmalıdır.

Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği

davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut

bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,

başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde

davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile

yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).

Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu

kabul ettiği bir husus hakkında “ilgili ve yeterli bir yanıt” vermemesi veya yanıt

verilmesini gerektiren usul veya esasa dair iddiaların cevapsız bırakılmış

olması hak ihlaline neden olabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri, § 39).

Yargılama sürecinde başvurucu tarafından, disiplin cezasına konu

eylemlerin bazılarının üst disiplin amirinin yetkisine girecek ağırlıkta

olmadığı ileri sürülmüş ve isnat edilen eylemlerin ahlaki ve kişisel zafiyet

içermeyen, disiplin soruşturması yapılmasını gerektirmediği

değerlendirilebilecek, basit kural ihlallerine ilişkin eylemler olduğu

belirtilmiştir. Ayrıca kişiliğinde bir bozukluk veya bir

takım zafiyetleri bulunduğu yönünde hakkında yapılmış olumsuz bir

tespitin bulunmadığını vurgulayan başvurucu, disiplin cezalarının amacının

(disiplini teminden ziyade) okulla ilişiğinin kesilmesi amacına yönelik

olduğunu ifade etmiştir.

Diğer yandan yaptırımların Deniz Harp Okulu son sınıfında okuyup

mezuniyetine sayılı günler kalmış bir öğrenci bakımından ölçüsüz olduğunun

altını çizen başvurucu, kişi yararı ile kamu yararı dengesinin gözetilmediğini,

okuldan atılmasına yönelik kasıtlı uygulamalar yapıldığını ve psikolojik şiddet

uygulandığını, aleyhine ceza tesis eden bir bölük komutanı ile arasında ceza

davasına konu edilmiş husumet bulunduğunu ileri sürmüştür.

Dosya içeriğinden tespit edilebildiği kadarıyla, başvurucu

hakkında cezalandırma dışında mevzuatta öngörülen başkaca bir tedbire

başvurulmadığı, çıkarılma işleminin hukuki denetiminde dikkate alınması

gereken, yargılamanın sonucuna etki edebilecek nitelikte iddialar ileri sürdüğü

halde yargılama safahatında bu iddialarının çok da dikkate alınmadığı,

başvurucunun disiplin safahatına dair genel belirlemeler yapılmak suretiyle,

yukarıda özetlenen iddialara ilişkin yeterli açıklamada ve ölçülülük ilkesinin

olayda somutlaştırılması bakımından bir değerlendirmede bulunulmadan hüküm

kurulduğu görülmektedir.

Bu bağlamda, uyuşmazlık konusu işlemin tesis edilme sürecine

ilişkin hukuka aykırılık iddialarının, ileri sürülmesine karşın yeterince

değerlendirilmemiş ve karşılanmamış olmasının, yargılamanın bütünü yönünden

adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olduğu sonucuna vardığımızdan,

Mahkememiz çoğunluğunca "Gerekçeli Karar Hakkının İhlal edildiğine ilişkin

iddia" ile "Diğer İhlal iddiaları" başlığı altında incelenen

konulara ilişkin olarak varılan "Açıkça dayanak yoksun olduğu"

sonucuna katılmıyoruz. Başkan : Burhan ÜSTÜN Üyeler : Hicabi DURSUN Hasan Tahsin GÖKCAN Kadir ÖZKAYA Yusuf Şevki HAKYEMEZ Raportör : Volkan ÇAKMAK Başvurucu : Gökhan ŞAHİN Vekili : Av. İlter AKSOYLU Üye Hicabi DURSUN Üye Kadir ÖZKAYA

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, E. 2015/985, 11 Haziran 2018 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Bağımsız ve Tarafsız
  9. B. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğine
  10. C. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama
  11. D. Diğer İhlal İddiaları
  12. B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
  13. Karşıoy Gerekçesi
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
Birinci Bölüm
Başvuru No
2015/985
Tarih
11 Haziran 2018

İlgili Kararlar

  • Reis Otomotiv Ticaret ve Sanayi A.ş. Başvurusu (B. No: 2015/5293)
  • İsmail Altundal Başvurusu (B. No: 2015/8048)
  • Mahmut Ceylan Başvurusu (B. No: 2015/1440)
  • D.ö. Başvurusu (B. No: 2014/3735)
  • Mehmet Hanifi Baki Başvurusu (B. No: 2017/36197)
  • Erol Kaplan ve Diğerleri Başvurusu (B. No: 2014/14284)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.