İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gülfidan Ataman Başvurusu (B. No: 2020/17817)

1. Başvuru, terör olayı sonucu zarara uğranıldığından

Başvuru No2020/17817Tarih4 Şubat 2025Okuma10 dk · 1.999 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gülfidan Ataman Başvurusu

Karar tarihi
4 Şubat 2025
Başvuru Numarası
2020/17817
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.999 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

I. BAŞVURUNUN

ÖZETİ

1. Başvuru, terör olayı sonucu zarara uğranıldığından

bahisle açılan tam yargı davasında hükmedilen manevi tazminat miktarının

yetersiz olması ve maddi tazminat talebinin reddedilmesi nedeniyle maddi ve

manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına

ilişkindir.

2. Stajyer muhabir olarak görev yapan başvurucu;

Hakkâri'nin Yüksekova İlçesi, Orman Mahallesi'nde yaşanan terör olayları

esnasında 13/3/2016 tarihinde meydana gelen patlama sonucunda koluna cisim

isabet etmesi nedeniyle yaralanmıştır.

3. Başvurucu %19 oranında malûl hâle geldiğini ve yaşanan

olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu belirterek iş gücü kaybı nedeniyle

1.000 TL maddi ve 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmesi talebiyle

23/6/2016 tarihinde tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu,

yaşanan patlama sonrasında sol koluna cisim isabet ettiğini, bu nedenle

ameliyat gerçekleştirildiğini fakat sol kolunda kalıcı sakatlık meydana

geldiğini vurgulamıştır. Yaşanan olayın idarenin hizmet kusurundan

kaynaklandığını belirten başvurucu, maddi ve manevi zararlarının tazmin

edilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

4. Van 2. İdare Mahkemesi (İdare Mahkemesi) 8/3/2018

tarihinde başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine, manevi tazminat

talebinin 10.000 TL'lik kısmının kabulüne karar vermiştir. Kararın gerekçesinde

konu ile ilgili olarak dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerin, idari ve

adli tahkikat dosyaları ile Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğünün konu ile ilgili

hazırlamış olduğu fezlekenin incelendiği vurgulanmıştır. Bu bağlamda bahse konu

olayın öncesinde herhangi bir ihbar ve istihbaratın olmadığını, olayla ilgili

idarenin herhangi bir kusur sorumluluğunun bulunmadığını ifade eden İdare

Mahkemesi, meydana gelen olayın idarenin herhangi bir eylemi ya da eylemsizliği

neticesinde gerçekleşmediğini, bu nedenle idarenin kusursuz sorumluluk

esaslarına göre sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bahse konu olayın

sosyal risk kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Netice

itibarıyla meydana gelen olay neticesinde başvurucunun acı ve elem yaşadığı

ifade edilerek bunun karşılığı olarak başvurucuya takdiren 10.000 TL manevi

tazminatın ödenmesine karar vermiştir.

5. Öte yandan İdare Mahkemesi, başvurucunun bahse konu

olay nedeniyle maddi ve manevi zararlarının karşılanması talebiyle İçişleri

Bakanlığına (İdare) başvuru yaptığını, bu başvurunun Hakkâri Valiliğine

gönderilmesine ilişkin yazının ret cevabı kabul edilerek bakılmakta olan

davanın açıldığını belirtmiştir. Bu kapsamda başvurucunun terör eylemi

kapsamında yaralandığı ifade edilerek tazmini gereken maddi zararı var ise

bunun 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan

Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca karşılanması gerektiği sonucuna

ulaşmıştır.

6. İdare ve başvurucu, bu karara karşı istinaf

başvurusunda bulunmuştur. İdare istinaf dilekçesinde başvurucu lehine manevi

tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, ayrıca hükmedilen tazminat miktarının

fahiş ve sebepsiz zenginleşmeye sebep olabilecek miktarda olduğunu ileri

sürmüştür. Başvurucu ise istinaf dilekçesinde maddi zararlarının da tazmin

edilmesi gerektiğini, maddi tazminat talebinin reddedilmesinin hukuka aykırı

olduğunu, ayrıca hükmedilen manevi tazminat miktarının ise yetersiz olduğunu

belirtmiştir.

7. Erzurum Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi

(Daire) 11/3/2020 tarihinde İdare Mahkemesi kararının usule ve hukuka uygun

olduğunu ve kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirterek

İdarenin ve başvurucunun istinaf taleplerinin reddine karar vermiştir.

8. Başvurucu, nihai kararı 25/3/2020 tarihinde öğrendikten

sonra COVID-19 salgını nedeniyle yasal sürelerin 13/3/2020 ilâ 15/6/2020

tarihleri arasında durmasına dair düzenlemeden istifade etmek suretiyle

8/6/2020 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

9. Öte yandan başvurucu, bahse konu olay nedeniyle 5233

sayılı Kanun kapsamında kurulmuş olan Zarar Tespit Komisyonu'na (Komisyon)

başvurmuştur. Komisyon 25/4/2018 tarihinde başvurucuya 7.826,46 TL ödenmesine

karar vermiştir. Başvurucunun bu işlemin iptali talebiyle açtığı davada Van 3.

İdare Mahkemesi 26/9/2019 tarihinde dava konusu işlemin iptaline karar

vermiştir. Kararın gerekçesinde; olayda her ne kadar sosyal risk ilkesi

uyarınca idarenin kusursuz sorumluluğu olsa da belirlenen tutarın detaylı

tespitler neticesinde belirlenmediğini belirtmiştir. Başvurucunun %19 oranında

engelli raporu olduğu ve yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda başvurucunun

206.669,76 TL maddi zararının bulunduğunun tespit edildiğini belirterek dava

konusu işlemde hukuka uygunluk görülmediği sonucuna varmıştır. Davanın tarafı

olan Hakkâri Valiliğinin bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu 27/9/2021

tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.

10. Başvurucu, bu kararlardan sonra uğradığı maddi

zararlarının ıslah hakkı saklı kalmak kaydıyla şimdilik 209.669,76 TL'sinin

davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine

karar verilmesi talebiyle yeni bir dava açmıştır. Bu davanın görüldüğü Van 3.

İdare Mahkemesi, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvuru neticesinde

belirlenen maddi tazminat miktarında tarafların anlaşamaması nedeniyle

başvurucunun iş gücü kayıp oranının ve maddi tazminat miktarının hesaplanması

gerektiğini belirterek 7/7/2022 tarihinde yeni bir bilirkişi incelemesi

yapılmasına karar vermiştir. Bilirkişi raporuna göre başvurucunun sürekli iş

gücü kaybı zararının 945.319,57 TL olduğu tespit edilmiştir. Bunun üzerine

başvurucunun ıslah talebi dikkate alınarak başvurucuya 946.217,25 TL

tutarındaki maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden itibaren

işletilecek yasal faiziyle ödenmesine 29/2/2024 tarihinde karar verilmiştir. Bu

karara karşı yapılan istinaf başvurusu hakkında ise henüz bir karar verilmediği

görülmüştür.

II. DEĞERLENDİRME

11. Ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşılan başvurucunun

adli yardım talebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.

12. Başvurucu 13/3/2016 tarihinde meydana gelen patlama

nedeniyle yararlandığını ve sol kolunda %19 oranında maluliyet oluştuğunu ve bu

olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu ifade etmiştir. İdare Mahkemesinin

bahse konu olay hakkında yeterli düzeyde araştırma ve inceleme yapmadığını ve

olayı sosyal risk kapsamında değerlendirerek maddi tazminata hükmetmediğini,

hükmettiği manevi tazminat miktarının ise yetersiz olduğunu vurgulayan

başvurucu; maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal

edildiğini ileri sürmüştür.

13. Adalet Bakanlığı (Bakanlık) görüşünde ilgili mevzuat

ve içtihatlar hatırlatıldıktan sonra İdareden temin edilen bilgi ve belgeler

başvuru ekinde sunulmuş ve başvurucunun şikâyetlerinin bu kapsamda değerlendirilmesi

gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu, bu görüşe karşı 19/2/2024 tarihli beyan

dilekçesinde Bakanlık tarafından başvurunun haksız ve hukuka aykırılığı

konusunda iddia ve delillerin sunulmadığını ve başvuruya konu hakkının ihlal

edildiğini ifade etmiştir.

14. Başvurucunun iddialarının terör olayları nedeniyle

ortaya çıkan yaralanmadan kaynaklanan maddi zararın tazmin edilmemesi ve

hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğu iddiasına ilişkin olduğu

anlaşıldığından başvuru, bu iki yönden Anayasa'nın 17. maddesinin birinci

fıkrasında düzenlenen maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi

hakkı kapsamında incelenmiştir.

A. Manevi

Tazminat Miktarının Yetersiz Olduğuna İlişkin İddia Yönünden

15. Devlet, Anayasa'nın 17. maddesi kapsamında, bireyin

maddi ve manevi varlığının bir parçası olan fiziksel ve zihinsel bütünlüğe

keyfî olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemekle

yükümlüdür (Yusuf Burak Çelik, B. No: 2013/2538, 20/11/2014, § 31).

Devletin kişilerin maddi ve manevi varlıklarına yapılan müdahaleler bakımından

söz konusu pozitif yükümlülüğü; müdahalelere karşı etkili mekanizmalar kurmak

suretiyle yargısal ve idari makamların bireylerin idare ya da özel kişilerle

olan uyuşmazlıklarında etkili ve adil bir karar vermesini temin etmek

sorumluluğunu da içermektedir (Hüdayi Ercoşkun, B. No: 2013/6235,

10/3/2016, § 94; Fatma Kılıç ve İbrahim Haldız, B.No: 2017/37387,

21/4/2021 § 33).

16. Etkili yargısal koruma sağlamada mağdurların kendi

inisiyatifleri ile hukuk veya idare mahkemesinde açtıkları dava yollarının

sadece hukuken mevcut bulunması yeterli olmayıp bu yolun uygulamada fiilen de

etkili olması ve başvurulan makamın ihlal iddiasının özünü ele alma yetkisine

sahip bulunması gereklidir. Başvuru yolunun ancak bir hak ihlali iddiasını

önleyebilmesi, devam etmekteyse sonlandırabilmesi veya sona ermiş bir hak

ihlalini karara bağlayabilmesi ve bunun için uygun bir giderim sunabilmesi

hâlinde etkililiğinden söz etmek mümkün olabilir (Filiz Aka, B. No:

2013/8365, 10/6/2015, § 39; Fatma Kılıç ve İbrahim Haldız, § 34).

17. Maddi ve manevi varlığı koruma hakkı kapsamında

hukuki sorumluluğu ortaya koymak adına adli ve idari yargıda açılacak tazminat

davalarının makul derecede dikkatli ve özenli inceleme şartını yerine getirmesi

gerekmektedir. Yargı mercilerinin bu tür olaylara ilişkin yürüttükleri

yargılamalarda Anayasa’nın 17. maddesinin gerektirdiği seviyede derinlik ve

özenle bir inceleme yapıp yapmadıklarının ya da ne ölçüde yaptıklarının da

Anayasa Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerekmektedir (Yasin Çıldır,

B. No: 2013/8147, 14/4/2016, § 57; Tevfik Gayretli, B. No: 2014/18266,

25/1/2018, § 32). Bu bağlamda yargı mercilerinin gerekçeleri, tarafların kanun

yoluna başvuru imkânını etkili şekilde kullanabilmesini sağlayacak surette

ayrıntılı olarak ortaya konulmalı; ulaşılan sonuçlar yeterli açıklıktaki

bilimsel görüş ve raporlar gibi somut, nesnel verilere dayandırılmalıdır (Murat

Atılgan, B. No: 2013/9047, 7/5/2015, § 45).

18. Ayrıca kişilerin vücut bütünlüğüne yapılan bir

eylemden doğan zararlara yönelik etkili bir tazminin sağlanamadığı, bu

çerçevede devletin Anayasa’nın 17. maddesinden doğan koruma yükümlülüğünü

yerine getirmediği durumlarda kişinin vücut bütünlüğünün korunduğundan söz

edilemez (Özkan Şen, B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 40; Yasin Çıldır, B.

No: 2013/8147, 14/4/2016, § 37).

19. Bununla birlikte kişinin idarenin işlem ve

eylemlerinden kaynaklanan hem maddi hem de manevi zararlarının tazmininin

mevzuatta düzenlenmesinin, devletin kişilerin maddi ve manevi varlığını etkili

biçimde koruma yükümlülüğünün gereği olduğu söylenebilir. Öte yandan somut

olayın özelliklerine göre tazminata hükmetmek ve tazminatın nasıl hesaplanacağı

konusu hukuk kurallarının yorumlanmasına ilişkin bir mesele olarak yargı

mercilerinin takdirindedir. Bariz takdir hatası veya keyfîlik içermedikçe

Anayasa Mahkemesinin yargı mercilerinin bu takdirine müdahale etmesi uygun

değildir (Fatma Kılıç ve İbrahim Haldız, § 39).

20. Somut olayda İdare Mahkemesi 8/3/2018 tarihli kararında

idari ve adli tahkikat dosyaları ile Yüksekova İlçe Emniyet Müdürlüğünün konu

ile ilgili hazırlamış olduğu fezlekenin incelendiğini, bu bağlamda bahse konu

olayın öncesinde herhangi bir ihbar ve istihbaratın olmadığını ve olayla ilgili

idarenin herhangi bir kusur sorumluluğunun bulunmadığını vurgulamıştır. Bunun

yanında meydana gelen olayın idarenin herhangi bir eylemi ya da eylemsizliği

neticesinde gerçekleşmediği de ifade edilerek başvurucunun yaralanmasına sebep

olan patlama olayının sosyal risk kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ifade

edilmiştir. Nitekim meydana gelen olay neticesinde başvurucunun acı ve elem

yaşadığından bahisle başvurucuya 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar

verilmiştir. Başvurucunun bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu da Daire

tarafından İdare Mahkemesi kararında usule ve hukuka aykırılık olmadığı

gerekçesiyle reddedilmiştir.

21. Öncelikle İdare Mahkemesinin gerekli araştırmayı

yapmak suretiyle konuyu idarenin kusurlu ve kusursuz sorumluluğu çerçevesinde

değerlendirerek bir sonuca vardığını belirtmek gerekmektedir. Bu kapsamda

yürütülen yargılamada ortaya konulan gerekçeler değerlendirildiğinde yargısal

makamlar tarafından hükmedilen manevi tazminat miktarının keyfî veya bariz

takdir hatası içerdiği hususunda herhangi bir kanaate ulaşılamamıştır. Diğer

yandan yargılama sürecinde avukat tarafından temsil edilen başvurucunun,

kararlara karşı kanuni yollara başvurabildiği ve bu surette meşru çıkarlarının

korunması için söz konusu davaya gerekli olduğu ölçüde etkili katılımının

sağlandığı, dava dosyasını inceleyip ayrıca bilgi ve belge sunabildiği,

toplanan delillerden haberdar edildiği anlaşılmaktadır. Bu bağlamda somut olay

bakımından kamu makamlarınca pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmediği

söylenemeyeceğinden kişinin maddi ve manevi varlığının korunması ve

geliştirilmesi hakkının ihlal edilmediği açıktır.

22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan

yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

B. Maddi

Tazminata Hükmedilmediğine İlişkin İddia Yönünden

23. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği

Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun

yollarının tüketilmesi zorunludur. Başvurucunun, bireysel başvuru konusu

şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne

uygun olarak iletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu

makamlara sunması ve bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli

özeni göstermiş olması gerekir (İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177,

26/3/2013, § 17).

24. Somut olayda İdare Mahkemesi 8/3/2018 tarihli

kararında başvurucunun maddi tazminata ilişkin talebiyle ilgili olarak bunun

5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanması gerektiğini ortaya koymuştur. Nitekim

İdare Mahkemesi başvurucunun bu hususta İdareye başvuru yaptığını ve İdarenin

bu başvuruyu Hakkâri Valiliğine gönderdiğini de tespit etmiştir. Başvurucu her

ne kadar İdare Mahkemesinin olayı sosyal risk kapsamında değerlendirerek maddi

tazminat ödenmesine hükmetmediğini ileri sürmüşse de, İdare Mahkemesinin anılan

kararında5233 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş olan Komisyonu işaret ettiği

açıktır. Nitekim başvurucunun 5233 sayılı Kanun kapsamında kurulmuş olan

Komisyona başvuruda bulunduğu, devamında Komisyonun başvuru hakkında verdiği

karara karşı başka biriptal davası açtığı, bunun üzerine tekrar maddi tazminat

talebiyle tam yargı davası açtığı görülmektedir. Neticede bu sürecin sonunda

Van 3. İdare Mahkemesi 29/2/2024 tarihli kararıyla başvurucuya 946.217,25 TL

maddi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Bu karara karşı yapılan istinaf

başvurusu hakkında ise henüz bir karar verilmemiştir.

25. Sonuç olarak başvurucu tarafından bireysel başvuru öncesi

tüketilmiş olan idari yargı safahatı dikkate alındığında, maddi tazminat

talebinin reddedildiğine ilişkin iddia yönünden Anayasa Mahkemesine bireysel

başvuruda bulunabilmek için gerekli olan olağan başvuru yollarının tüketilmesi

koşulunun yerine getirilmediği anlaşılmıştır.

26. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer

kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının

tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

III. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,

B. 1. Manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna

ilişkin iddia yönünden maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi

hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

2. Maddi tazminata hükmedilmediğine ilişkin iddia

yönünden maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal

edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri

Kanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesi

mağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucunun

yargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA,

D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına

GÖNDERİLMESİNE 4/2/2025 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan : Basri BAĞCI Üyeler : Engin YILDIRIM Rıdvan GÜLEÇ Yıldız SEFERİNOĞLU Metin KIRATLI Raportör : Kemal ÖZEREN Başvurucu : Gülfidan ATAMAN Vekili : Av. Sabahattin KAYA

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2020/17817, 4 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun
  4. Özeti
  5. II. Değerlendirme
  6. A. Manevi
  7. B. Maddi
  8. B. 1. Manevi tazminat miktarının yetersiz olduğuna
  9. C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri
  10. D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2020/17817
Tarih
4 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Ali Murat Darıcan Başvurusu (B. No: 2020/26332)
  • Emre Erden Başvurusu (B. No: 2020/21765)
  • Emekliler Sendikası Başvurusu (B. No: 2022/2677)
  • Sabri Bahceci Başvurusu (B. No: 2021/43275)
  • Ramazan Yılmaz Başvurusu (B. No: 2021/28901)
  • Önder Arslan Başvurusu (B. No: 2020/33058)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.