İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /AYM Bireysel Başvuru Kararları
  3. /İkinci Bölüm

ANAYASA MAHKEMESİ · İKİNCİ BÖLÜM

KARAR

Gülizar Kızıltaş ve Gültekin Kızıltaş Başvurusu (B. No: 2016/3849)

1. Başvuru, tıbbi hata sonucu meydana geldiği ileri sürülen ölüm

Başvuru No2016/3849Tarih23 Ekim 2019Okuma10 dk · 1.921 kelime

KÜNYE

Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm Gülizar Kızıltaş Ve Gültekin Kızıltaş Başvurusu

Karar tarihi
23 Ekim 2019
Başvuru Numarası
2016/3849
Karar metni, AYM Kararlar Bilgi Bankası kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.921 kelime·10 dk okuma·14 bölüm

I. BAŞVURUNUN KONUSU

1. Başvuru, tıbbi hata sonucu meydana geldiği ileri sürülen ölüm

olayı ile ilgili olarak etkili ceza soruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam

hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.

II. BAŞVURU SÜRECİ

2. Başvuru 23/2/2016 tarihinde yapılmıştır.

3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön

incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.

4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm

tarafından yapılmasına karar verilmiştir.

5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve

esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR

6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili

olaylar özetle şöyledir:

7. Başvurucu Gülizar Kızıltaş 26/8/2013 tarihinde Muğla Sıtkı

Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Hastane) miadında ağrılı

gebe olarak yatırılmış ve Hastanenin Kadın Doğum Servisinde ebe olarak görev

yapan N.D. ve F.S. tarafından doğum gerçekleştirilmiştir.

8. Doğum sırasında bebeğin başı çıktıktan sonra omzu takılmış,

bir süre bebek oksijensiz kalmış ve ardından aspire

edilmiştir.

9. Doğumun hemen ardından ebe N.D. bebeği elinden düşürmüş ve

yapılan tetkiklerde bebeğin kafatasında kırık oluştuğu, bebeğin hayati

tehlikesinin bulunduğu tespit edilmiştir.

10. Hayati tehlikesinin bulunması nedeniyle bebek, önce Adnan

Menderes Üniversitesi Tıp Fakültesine, burada yapılan müdahalenin ardından da

Dr. Behçet Uz Çocuk Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilmiş; kalp

anomalisi nedeniyle ameliyat edilmiş ancak yapılan tüm müdahalelere rağmen

bebek 3/10/2013 tarihinde hayatını kaybetmiştir.

11. Yaşanan elim olayın ardından başvurucu Gültekin Kızıltaş

doğuma katılan ebeler ile doğuma katılmayan Kadın Doğum Uzmanı Dr. M.N.A.

hakkında Muğla Cumhuriyet Başsavcılığında (Başsavcılık) suç duyurusunda

bulunmuştur.

12. Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında

anılan doktor ve ebeler hakkında 2/12/1999 tarihli ve 4483 sayılı Memurlar ve

Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun uyarınca Muğla

Valiliğinden soruşturma izni talep edilmiştir.

13. Muğla Valiliği İl İdare Kurulu Müdürlüğünün 14/1/2014

tarihli kararıyla, Dr. M.N.A. için olayda herhangi bir müdahalesinin ve

kusurunun olmadığı gerekçesiyle soruşturma izni verilmemesine, ebeler N.D. ve

F.S. için ise hastanın anemnezini eksik aldıkları,

teşhis ile tedaviye müdahalede eksiklerinin ve ihmallerinin olduğu gerekçesiyle

haklarında soruşturma izni verilmesine karar verilmiştir.

14. Anılan karara başvurucu Gültekin Kızıltaş, ebe F.S. ve

Başsavcılık tarafından itiraz edilmiştir. İtirazı inceleyen Aydın Bölge İdare

Mahkemesi 26/3/2014 tarihli kararıyla, ebe F.S.nin

itirazının reddine karar verirken Başsavcılık ve başvurucu Gültekin Kızıltaş'ın

itirazlarını kabul ederek Dr. M.N.A. hakkında soruşturma izni verilmemesine

dair kararın kaldırılmasına karar vermiştir.

15. Başsavcılık yaşanan elim olayından dolayı doktor ve ebelerin

varsa kusurlarının tespiti amacıyla Adli Tıp Kurumu İstanbul Birinci Adli Tıp

İhtisas Kurulundan (Adli Tıp) rapor aldırmıştır.

16. Adli Tıp 27/7/2015 tarihli raporunda; doğuma katılan ebe N.D.nin doğum esnasında dikkatsiz ve özensiz davranarak

bebeği elinden düşürdüğünü, yapılan tetkiklerde bebeğin kafatasında kırık

oluştuğunu, bu olgular dikkate alındığında ebe N.D.nin

kusurlu olduğunu ancak kusurlu eylemi sonrası bebekte kafatası kırığı oluşmasına

rağmen beyin kanaması ve beyin doku harabiyeti

oluşmadığını, bebeğin ölümünün doğumsal büyük damar ve kalp anomali nedeniyle

yapılan ameliyat ve gelişen komplikasyonları sonucu meydana geldiğini, bu

nedenle ebe N.D.nin kusurlu eylemi ile bebeğin ölümü

arasında illiyet bağı bulunmadığı gibi Dr. M.N.A. ve ebe F.S.ye atfı kabil

kusur olmadığı sonucuna vardığını mütalaa etmiştir.

17. Başsavcılık yürüttüğü soruşturma neticesinde 24/11/2015

tarihinde şüpheliler N.D., F.S. ve M.N.A. hakkında suçun yasal unsurlarının

oluşmaması ve illiyet bağının bulunmaması gerekçeleriyle anılan şüphelilerin

üzerlerine atılı taksirle ölüme neden olma suçundan ek kovuşturmaya yer

olmadığına dair karar (kovuşturmasızlık) vermiştir.

18. Başsavcılık 24/11/2015 tarihli iddianame ile ebe N.D.

hakkında taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan Muğla 2. Asliye

Ceza Mahkemesinde kamu davası açmıştır.

19. Başvurucuların kovuşturmasızlık

kararına yaptıkları 17/12/2015 tarihli itiraz Muğla 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin

24/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Bu karar başvurucular vekiline

25/1/2016 tarihinde tebliğ edilmiştir.

20. Başvurucular 23/2/2016 tarihinde bireysel başvuruda

bulunmuşlardır.

21. Muğla 2. Asliye Ceza Mahkemesi 9/6/2016 tarihli kararıyla

sanık N.D.nin üzerine atılı taksirle bir kişinin

yaralanmasına neden olma suçundan neticeten 4.500 TL adli para cezası ile

cezalandırılmasına hükmetmiş ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar

verilmiştir.

22. Anılan karar, Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesine yapılan

itirazın 24/6/2016 tarihli kararla reddedilmesiyle kesinleşmiştir.

IV. İLGİLİ HUKUK

23. İlgili hukuk için bkz.

Nafia Sevin Ergün Sefada ve diğerleri ([GK], B. No: 2014/14844,

1/12/2016, §§ 34-36), Nimet Bacaklılar ([GK],

B. No: 2014/19349, 15/3/2018, §§45-50) başvuruları hakkında verilen kararlar.

V. İNCELEME VE GEREKÇE

24. Mahkemenin 23/10/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıda

başvuru incelenip gereği düşünüldü:

A. Başvurucuların

İddiaları

25. Başvurucular; sağlık kuruluşlarından alınan raporlarla

bebeklerinin kesin ölüm nedeninin tespit edilemediğini, Hastane ile Adli Tıp

raporları arasındaki çelişki bulunduğunu, buna rağmen Adli Tıp Genel Kurulundan

rapor aldırılmadığını, ölüm olayının sorumlularının tespit edilemediğini,

etkili bir soruşturma yürütülmediği gibi eksik soruşturma ile kovuşturmasızlık kararı verildiğini ve bu karara yapılan

itirazın gerekçesiz olarak reddedildiğini belirterek yaşam hakkı ile adil

yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

B. Değerlendirme

26. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan

hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini

kendisi takdir eder (Tahir Canan,

B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucular, temel olarak bebeklerinin

yaşamının korunamamasından ve olay hakkında etkili bir ceza soruşturması

yürütülmemesinden şikâyet etmektedirler. Bu sebeple başvurucuların tüm

iddialarının yaşam hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

27. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:

“Herkes,

yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”

28. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:

“Devletin

temel amaç ve görevleri, (...) kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal

hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,

ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının

gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”

29. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, bu hakka yönelik bir

başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:

2012/752, 17/9/2013, § 41). Somut olayda başvurucular, ölen bebeğin anne ve babasıdır.

Bu nedenle başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.

30.

Somut olayda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamakla birlikte

başvurunun başvuru yollarının tüketilmesi kuralı yönünden ayrıca

değerlendirilmesi gerekir.

31. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının ilgili kısmı

şöyledir:

“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun

yollarının tüketilmiş olması şarttır.”

32. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin

Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralı

fıkrası şöyledir:

“İhlale

neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş

idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olması gerekir.”

33. Başvuru konusu olayda başvurucular, tüm ihlal iddialarını

doğumu gerçekleştiren ebeler ile doğuma katılmayan doktor hakkında verilen kovuşturmasızlık kararı kapsamında ileri sürmüşlerdir. Buna

karşın bireysel başvuruda bulunmalarının ardından ebe N.D. hakkında yürütülüp

kesinleşen ceza yargılaması ile ilgili bir ihlal iddiası ileri sürmemişlerdir.

Öte yandan başvurucular, yaşanan olayla ilgili olarak idare mahkemeleri önünde

tam yargı davası açıp açmadıkları hususunda Anayasa Mahkemesine herhangi bir

bilgi vermemişlerdir.

34. Bu durumda somut olayda öncelikle etkili yargısal sistem kurma yönündeki pozitif yükümlülüğün

başvuruculara idare mahkemeleri önünde açabilecekleri bir tam yargı davası yolu

imkânının sağlanmasıyla yerine getirilmiş sayılıp sayılamayacağı hususunun

değerlendirilmesi gerekir.

35. Bu değerlendirmede öncelikle devletin yaşam hakkı

kapsamındaki yükümlülüklerinin çerçevesinin belirlenmesi gerekir.

36. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,

Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif ve

negatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu ve

diğerleri, § 50). Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki

alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son

vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanında

bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusal makamların gerek diğer

bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere

karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).

37. Söz konusu pozitif yükümlülük, sağlık alanında yürütülen

faaliyetleri de kapsamaktadır. Devlet, sağlık hizmetlerini -ister kamu isterse

özel sağlık kuruluşları tarafından yerine getirilsin- hastaların yaşamlarının

korunmasına yönelik gerekli tedbirlerin alınabilmesini sağlayacak şekilde

düzenlemek zorundadır (Nail Artuç, B. No: 2013/2839, 3/4/2014, § 35).

38. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanı

sıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan her

ölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasını

sağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanın

temel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve

varsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).

39. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın niteliğine

bağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerine

getirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarında

Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini ve

cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme

yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminat

davaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlali

gidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir

(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §

55).

40. Ancak kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına

ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı bir yaklaşım benimsenebilir. Bu

kapsamda yaşam hakkının veya vücut bütünlüğünün ihlaline kasten sebebiyet

verilmeyen durumlarda pozitif yükümlülük her olayda mutlaka ceza davası

açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari ve hatta disiplinle ilgili

hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 59).

41. Bu yaklaşım, tıbbi hata sonucu meydana geldiği ileri sürülen

ölüm olayları için de geçerlidir. Diğer taraftan bu şekildeki bir kabul, bu tür

olaylarda yürütülen ceza soruşturmalarının Anayasa Mahkemesi tarafından

değerlendirilmeyeceği anlamına da gelmemektedir. Ancak ilke olarak tıbbi

hatalara ilişkin şikâyetler konusunda temel başvuru yolu, hukuki sorumluluğu tespit

adına takip edilecek olan hukuk veya idari tazminat davası yoludur (Zeki Kartal, B. No: 2013/2803, 21/1/2016,

§ 78; Nail Artuç,

§ 38).

42. Bununla birlikte kasıtlı olmayan fiiller nedeniyle meydana

gelen ölüm olaylarında kamu makamlarının muhakeme hatası veya dikkatsizliği

aşan bir kusuru olduğu ya da olası sonuçların farkında olmalarına rağmen söz

konusu makamların kendilerine verilen yetkiler kapsamında tehlikeli bir

faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri

almadığı durumlarda -ilgililer diğer hukuk yollarına başvurmuş olsalar dahi-

kişilerin hayatının tehlikeye girmesine neden olanlar hakkında bir ceza

soruşturmasının yürütülmesi gerekir (Serpil

Kerimoğlu ve diğerleri, § 60).

43. Aynı durum yetkili kişi ve kurumların sağlık kuruluşlarına

başvuran hastanın hayatına veya vücut bütünlüğüne mesleki ödevlerini hiçe

sayarak zarar vermeleri hâlinde sağlık alanında yürütülen faaliyetlerde de

geçerlidir (Kenan Sayın, B. No:

2013/5376, 14/10/2015, § 47; Nafia Sevin

Ergün Sefada ve diğerleri, § 68).

44. Görüldüğü üzere yaşam hakkı kapsamında devletin etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki

pozitif yükümlülüğü, olayın niteliğine bağlı olarak farklı nitelikteki hukuki

yolların etkili yürütülmesiyle yerine getirilmiş sayılabilmektedir. Bu durumda

başvuruya konu ölüm olayının niteliğinin belirlenmesi önem arz etmektedir.

45. Başvuru formu ve eklerinde başvurucuların yaşadığı üzüntü

verici olayın kasti bir tutumdan kaynaklandığını gösteren herhangi bir bilgi ve

belge bulunmamaktadır. Nitekim başvurucular da olayın kasten gerçekleştirildiği

yönünde bir iddia ileri sürmemişlerdir. Olayın meydana geldiği koşullar da bu

bağlamda herhangi bir şüphe uyandırmamaktadır.

46. Esasen mevcut başvurunun merkezinde doğum öncesi, doğum

sırası ve sonrasında yapıldığı iddia edilen hatalar yer almaktadır. Bu gibi

olaylar ise Anayasa Mahkemesince tıbbi değerlendirme hatası olarak

nitelendirilmektedir. Dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletin

sahip olduğu etkili yargısal sistem kurma

yönündeki pozitif yükümlülük, somut olayda mağdurlara idari yargı mercileri

önünde tam yargı davası açma yolunun sağlanması ile yerine getirilmiş

sayılabilir.

47. Somut olayda başvurucular, yeni doğan bebeklerinin ölümü

üzerine Başsavcılık tarafından Hastanenin Kadın Doğum Servisinde görevli ebeler

N.D. ve F.S. ile Dr. M.N.A. hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan

yürütülen ceza soruşturması sürecinin kesinleşmesinden sonra bireysel başvuruda

bulunmuşlardır. Başvurucular, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan

olup hem idarenin mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararın

ödenmesini sağlayabilecek olan tam yargı davası yolunu tükettiklerine ilişkin

herhangi bir bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamışlardır. Bu durumda

yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen

yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce

tüketilmiş olduğundan söz edilemeyecektir.

48. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlik

şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru

yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar

verilmesi gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. HÜKÜM

Açıklanan gerekçelerle;

A. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle

KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,

B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA

23/10/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

Başkan

:

Engin

YILDIRIM

Üyeler

:

Recep

KÖMÜRCÜ

Celal Mümtaz

AKINCI

Rıdvan GÜLEÇ

Yıldız

SEFERİNOĞLU

Raportör

:

Mustafa ARI

Başvurucular

:

1. Gülizar

KIZILTAŞ

2. Gültekin

KIZILTAŞ

Vekili : Av. Yiğit Salih TOZLU

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, E. 2016/3849, 23 Ekim 2019 tarihli karar · Kaynak: AYM Kararlar Bilgi Bankası

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Başvurunun Konusu
  4. II. Başvuru Süreci
  5. III. Olay Ve Olgular
  6. IV. İlgili Hukuk
  7. V. İnceleme Ve Gerekçe
  8. A. Başvurucuların
  9. B. Değerlendirme
  10. B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA
  11. Yıldırım
  12. Kömürcü
  13. Akıncı
  14. Seferinoğlu
  15. Kızıltaş
  16. Kızıltaş
  17. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Anayasa Mahkemesi
Bölüm
İkinci Bölüm
Başvuru No
2016/3849
Tarih
23 Ekim 2019

İlgili Kararlar

  • Ahmet Özgüç ve Methiye Özgüç Başvurusu (B. No: 2016/47942)
  • Ömer Köse Başvurusu (B. No: 2017/34237)
  • Kasım Özdemir ve Mehmet Özdemir Başvurusu (B. No: 2015/18189)
  • Mustafa Bal ve Öznur Bal Çorak Başvurusu (B. No: 2015/9492)
  • Hıdır Kanak Başvurusu (B. No: 2015/12002)
  • Ayhan Şaşar Başvurusu (B. No: 2016/15514)

Tüm Arşiv

AYM Bireysel Başvuru KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.